YATIRIMCIMIZA SORDUK: NEDEN DUBAİ?

Bu bölümde Emre Ömeroğlu, 20 yıllık İngilizce öğretmeni ve yurt dışı eğitim danışmanı Buğra Balaban ile Dubai’de gayrimenkul yatırımının nedenlerini, finansman koşullarını, golden visa avantajlarını ve yatırımın getirilerini konuşur. Buğra, Türkiye’de yüksek faizli krediler ve konut sıkıntısına kıyasla Dubai’de faizsiz, beş yıllık taksitli ödeme modelinin cazibesini, kira gelirinin evin değerine katkısını ve yatırımın uzun vadeli pasif gelir potansiyelini açıklar. Ayrıca Dubai’de bir eğitim şubesi açma, kurumsal İngilizce eğitimleri verme ve Dubai polisinin personel eğitimi gibi iş fırsatlarından bahseder. Konuşma, iklim, trafik kuralları, ceza sistemi, araç maliyetleri ve İngilizce yeterliliği gibi yaşam farklarını da kapsar; Türkiye’deki dil eksikliği ve Dubai’deki çok uluslu ortamın avantajları vurgulanır. Misafir, Dubai’ye dair olumsuz medya algısını eleştirir, şehrin düzenli altyapısı, büyük turizm akışı ve gelecekteki mega‑projeler (yeni havalimanı, tema parkları) hakkında görüşlerini paylaşır. Son olarak yatırımcılara free‑zone şirket kurma, 2 milyon dirhem yatırım üzerinden golden visa alma ve uzun vadeli kira getirisi, fiyat artışı gibi sayısal örnekler vererek pratik tavsiyeler sunar.
Chapters
Herkese selamlar. Bugün yanımızda değerli Buğra Balaban var. Kendisi bir öğretmen. Burada bir yatırım yaptı. Yaptığı yatırımı şimdi diyeceksiniz. Bu adam nasıl yaptı? Öğretmen maaşıyla... Nasıl oldu? Bu sorular geçiyor olabilir aklınızdan. Bugünkü canlı yayınımızda proje konuşmayacağız. Kendisi bizi ziyaret etti. Böyle bir içerik çıkartalım dedik ortaya. Ona sorular soracağız. Kendisi bizden 1 değil, 2 değil, 3 değil, 4 değil, 5 kavanoz bal artı 2 tane daire aldı. Öyle bal reklamı vardı abi.
Dayı vermeyeyim yoksa maliye peşimize düşecek.
Maliyeyi boşver şimdi burası Dubai. Neler yapıyorsun abi öncelikle? Nasıl gidiyor? Dubai tatilini nasıl gidiyor?
Dubai artık tatil görmüyorum. Burayı evim görüyorum.
Tatil diyoruz da bana da dedikleri zaman ben sinirleniyorum. Tatilin nasıl gidiyor? Ulan tatilimiz mi var bizim? Ben gittiğim her yerde iş yapan bir adamım.
İzlemiştim. Bu bizim ilk işimiz değil, tek işimiz diye.
Evet, onu paylaşacağız. Az sonra paylaşacağım onu.
Başıma gitti. Valla Dubai, özellikle İstanbul'da şu anda fırtına varmış. Okullar erken kapanmış falan. Çocukları erken göndermişler.
Burcuna.
Şimdi İstanbul'daki o havayı gördükten sonra Dubai'nin bu güzel havası, sıcak havası tabii ki daha çok içimiz ısıtıyor, çıkıyor.
Her gün ceketler, şeyler falan.
Ben buraya, normalde İstanbul'da havaalanına giderken palto vardı. Arabaya bıraktım, oto şeyde.
Soğuk İstanbul hala.
Tabii ki çok soğuk. Ki bugünkü haberden sonra da zaten daha da soğuyacağını tahmin ediyorum.
Peki insanlar merak ediyorlar. Kimdir Buğra Balaban? Bilen var, bilmeyen var.
Efendim ben bir İngilizce öğretmeniyim. Boğaziçi Üniversitesi İngilizce öğretmenliğime yazılım. Yaklaşık 20 yıldır da İngilizce öğretmenliği yapıyorum. Bunun yanı sıra yurt dışı eğitim danışmanlığı yapıyoruz. Kurumsal eğitimler veriyoruz. Tabi ki...
Birebir mi?
Birebir evet. Reklamlar. Birebir İngilizcesinde bir eğitim kurumumuz var. Ama daha çok kurumsal eğitimler veriyoruz. Türkiye'de önde gelen bankalar, sigorta şirketleri, perakende firmalar, isim vermiyorum.
Bilinen tüm firmalarla çalışıyorsun.
Hepimizin yemek sipariş verdiği o büyük portallar,
alışveriş yaptığı... Yemek sepeti falan gibi mi?
Trento gibi hatta. Onların çalışan ve yöneticilerine eğitimler veriyoruz biz. Bunlar çok ulusal, global şirketler olduğu için artık İngilizce onlar da çok önemli hale geldi. Genelde şirketler bize şu amaçla ulaşıyor. Ya işte bir yabancı yatırımcı geliyorlar ya da şirketler satılınca içerideki personelin İngilizce eğitim süreçlerini biz devralıyoruz.
Türkiye'de bu büyük bir problem.
Yani bunu buraya gelince daha iyi görüyorsunuzdur. Yani buranın yaşayan yerlileri olarak. Çünkü yabancı dil konusunda biz maalesef çok geri kalmış ve çok talihsiz bir milletiz.
Evet.
Yani ben hep şöyle bir eğitmen olarak şöyle bakıyorum. İlkokul, ortaokul, lise, üniversite 16 yıl bir şeyi gösteriyorsunuz insanlara ve üniversite mezun olunca çocuk İngilizce konuşamadan mezun oluyor.
Hep başlangıç seviyede.
Maalesef eğitim sisteminde böyle bir sıkıntı var.
Biz sıkıntıyı değil de şey konuşalım abi yani avantajlı sevdiğimiz konular neler? Sıkıntıdan uzak konular.
Ben şeyden başlamak istiyorum. Mesela niye Dubai'yi seçtin?
Başlığımız o. Öyle yazdık. Neden Dubai? Yatırımcımıza sorduk. Neden Dubai?
Zaten izleyenler takdir edeceklerdir yani Türkiye'de ev almak. Her babaydan harca değil. Yani bir babadan kalma bir araziniz yoksa ya da bir gömü bulmadıysanız kalkıp da bir ev alacak para yok. Zaten krediye kimse giremez. Yani 5 milyon kredi çekeceksin, 10 milyon ödeyeceksin. Asları yüzünü geçecek. Bu da çok mantıklı değil. Dubai'de beni en çok cezbeden şey... Emlakçı mı oldu? Faizsiz... Yani faiz o ödemeden işte ne kadarsa evin bedeli üzerinden beş yıllık vade yapılması beni en çok cezbeden o oldu. Ve şu an açıkçası ev başını ödediğim para benim Türkiye'de İstanbul'da ödediğim kiradan daha az.
Bunları bana hiç söylemedin daireyi satın alırken. Hep bir pazarlık sordun, hep bir şey sordun.
Söylemedim çünkü biraz ağladım. Şey, fakir edebiyat yaptım indirim yap diye.
Ben de üzülüyorum ya. Uyurken aklım sende kalıyor, adam diyorum borcunu nasıl ödeyecek falan.
Yok, uyurken aklın başka şeylerde kalabilir. Bende kalmasına gerek yok artık.
Tamam, süper abi. O zaman... Şunu diyebilir miyiz? Sen çok rahat borçlanabilmiş vaziyettesin şu anda. Tabii.
Yani 5 yıl boyunca, yani ödemenin 5 yıla yayılması çok büyük bir avantaj benim zarfımda. En azından sabit bir geliri olan ya da geleceği öngörebilen kişilerin zorlanmadan ödeme yapabileceği bir model var. Bu beni cezbetti her şeyin başında.
Dubai'ye peki şimdi? İnsanlar yatırım yapabilirler ama Dubai'ye kalkacağız, geleceğiz. Ondan sonra bir de burayı alışacağız. Çünkü bir ön yargı da var. Bir de bu işi Yani Dubai'ye gelme, gitme, burada yaşama işlerinin tamamını çok negatif olarak yansıtan bir kitle de var. Bunun geçen bir videosu yapıldı. İzledim baştan sona. Yanlış haberler mesela.
Ya ben bunu cehalet gibi görüyorum. Çünkü ben Dubai'ye gelip, daha doğrusu bu evi almaya kalktığımda, bu yatırımı yapmaya kalktığımda bana çok şöyle sorular geldi. Orası emirlikmiş. Eee? Ya paranı el koyarlarsa? Ya bu şey gibi böyle bir insanın bu soruyu sorabilmesi için üst seviye bir cahil olması lazım. Yani hani normal düz cahil de değil, böyle baya karamel bir cahil olması lazım ki.
Salted Caramel.
Evet, evet. Salted Caramel. 2025 yılında böyle bir şeyin varlığını bile düşünebiliyor insanlar. Bu şeye benziyor. Ben Amerika'ya yıllar önce gittim de, bana şey diyorlardı, işte araba gösteriyorlardı mesela, Escalade falan gösteriyorlardı yolda, Ferrari gösteriyorlardı. Bunlardan sizde var mı diyorlardı. Ben de yok biz deveye biniyoruz, mağarada yaşıyoruz falan diye dalga geçiyordum.
İnanıyorlardı ama değil mi bir de?
Buna da inanıyorlardı. Yani bu aslında şöyle bir egocentrisizm dedikleri. Yani kendinden başkasını şey görmeme, akil görmeme hastalığı. Bir biz iyiyiz, bir biz bedeniyiz.
Onu sana uygun da görmüyor yani. Akil görmeyi bırak. Sana sen bunu yapamazsın diyor. Şimdi kafasında da belli bir seviye var.
Tabii.
O seviye çünkü görüyor. Lüks arabalar, güzel lüks yaşam falan. Hep herkes bunu görüyor Dubai dediğinde. Aklına bu geliyor.
Bir şey örneği var. Hep veriyorlar. Hoşuma gidiyor bu. Hani insanın hayali de vizyonuyla orantılı diye. Mesela diyorlar ya, 10 milyon doların olsa ne yaparsın?
Önce bir ev alırım.
Köye ev yaparım diyor. Ya diyor 10 milyon, o zaman 2 katlı ev yaparım diyor. Vizyon da insanın hayalleriyle sınırlı.
Peki abi sen ne yaparsın 10 milyon doların olsa?
Ev alırım Dubai'den.
Önce bir ev alırım. Ev para bitti diyor. Ne, sonrası yok ki diyor.
Villaya geçeriz. Dün bakmıştık villalar vardı.
10 milyon dolara ben olsam... 10 milyon dolar yetmiyor zaten. Milyon yok. Ben ne yaparım abi? 7 milyon dolar, başlangıç fiyatı villaların.
10 milyon dolar verseler falan.
Verseler, ben 10 milyon doların belli bir
kısmıyla... Başka yere gidiyor, 10 milyon dolar verseler.
Orada yokum abi, ben yokum. 10 milyon dolar bir şekilde gelmiş olacak bir şey. Bilmiyor olacağım.
10 milyon dolar acaba ne olacak bir kereden falan.
Geçen ne oldu? Biz sana bahsettim. Her sabah ben spor salonuna gidiyorum. Ondan sonra işte... Buhar odası, oradan da soğuk su.
Çok detaya girme sen, izleyiciler.
Bunu yapıyorum abi. Soğuk, o ice bed o var orada. Bir baktım, hamam böceği. Suyun üstünde yüzüyor. Böyle yüzüyor.
Aman tanrım.
Vallahi. Ondan sonra dedim ki, baktım bu ne dedim böyle. Eleman da diğer tarafta köşeye gitmiş. Evet diyor, orada olduğu için diyor, ben diyor buradayım diyor. Çıktı tamam mı ondan sonra? Biz girmedik tabii ki. Çıktı, dedim ki bir şey soracağım sana dedim. Eğer dedim sana şu kadar, 1 milyon dolar para vereceğim, hamam böceği olan havuza gireceksin deseler dedim ne yaparsın? İmkanı yok diyor, it's not possible diyor falan tamam mı? E dedim o zaman ne yapıyordun orada? Köşedeydim diyor. Yani yine bu konuyu da az öncekine bağlayabiliriz abi. İnsanlar kendi düşünceleri var, kendi fikirleri var. Ama bir soru karşısında da mesela şu kadar milyon dolar olsa ne yaparsın sorusunda hani asla falan diyenler onlar ilk önce gidecek olanlar bu arada belli çünkü örnekte yani abi 10 milyon dolarım olsa ben pamje belediyeden ön ödemesiyle 2 tane villaya girerdim zaten 7 lira yani bir şekilde
bir tanesi ödeme vakti gelene kadar bunlar
zaten getirmiş bir yer oluyor abi zaten bakarız birini satar birini satar yeter ki alabilelim yani o öyle bir aşama orası evet Şimdi sen aynı zamanda burada da işler yapmaya başladın. Bize biraz vergiden, şirketten, onlardan da bahset abi. Özet geç.
Aslında kapı kapıyı açtı diyebilirim. Yani ben aslında yatırım yaparken buradaki yan haklardan haberdar değilim çok. Tabii işin içine girdikçe yani insanın dertleri de level level ya.
Bu bir öğrenme süreci.
Tabii tabii. Yani hani cebinde 100 lira varsa 100 lira alıp dertleniyorsun. Cebinde 1 milyon TL varsa, boş 1 milyon TL cebe sığmıyor artık. Yani 1 milyon TL'nin varsa da bu sefer sabah ulan dolara mı yatırsam, döviz mi yapsam, bitcoin mi alsam diye insanın ayrı ayrı dertleri olabiliyor. Dertler de level level demekte sebep o. Şimdi buraya gelince, o yatırımı yapınca artık işte ulan burada ne yapacağız? Daha sürdürülebilir ne yapabiliriz? İşte Türkiye'de şöyle olursa burada nasıl devam ederiz diye. O süreçte şirket açmanın avantajlarını fark ettim. Bizim işte eğitim kurumumuz var söylediğim gibi. Burada bir, onun şubesini açtık. Burada da mesela hatta dün iki gündür fuarımız vardı. HRS isimli.
Güzel geçti değil mi?
İnanılmaz kalabalık ve gerçekten çok verimli bir topluluktu. Yani Türkiye'de de fuarlara gidiyoruz. İşte insan kaynakları, pazarlama, satış vesaire tarzı etkinliklere katılıyoruz.
Bir konseptiniz vardı bu arada. 12 dakika konuşuyordunuz. O biz değiliz. Siz değil misiniz?
O biz değiliz.
Pardon, özür dilerim.
Ziya Bey'e de buradan selam olsun.
Selamlar.
O biz değiliz. Bizim daha uzun, 40 dakika konuşturuyoruz.
Bizimden mi? Güzel.
12 kız var.
İyi bari, sizinki nasıl?
Ziya Bey izlerse bunu, kapatacak. Şimdi buradaki fuarlar, fuarın şöyle bir bereketi oldu. Mesela... Dün standa şey geldi, Dubai Police Department'ın insan kaynakları, yani insan kaynaklarında elendiği dediğimiz Learning and Development'dan iki tane hanımefendi geldi.
Tamam.
Ben şeye alışığım hani standa gelip biz personelimize eğitim aldıracağız falan denmesine çok alışığım. Türkiye'de de yaşadığımız bu zaten. Konuştuk işte böyle böyle personel eğitim alacağız. Kaç kişi dedim. 24 bin kişi dedi.
Of.
Şu an on bir sıfırları sayamadım.
Sen tamam diyorsun ama arkada hesap var değil mi?
Tabii tabii. Ama orada şöyle bir güzel bir şey var. Şimdi kadının yaklaşımı çok mantıklı ve aslında bizim yaptığımız işin de ne kadar hayata dokunduğunu gösteriyor. Kadın şöyle bir şey söyledi. Burada da Dubai turist yoğunluğu çok fazla olan bir şehir. Polis merkezlerindeki polisler, problem yaşayan turistlerle iletişim kuramıyorlar dedi. Mesela cüzdanın çalınabilir, darp edilebilirsin, bir şey kaybolabilir. Polis merkezine gittiğin zaman derdini anlatabileceğin bir şey yok. O yüzden polis yani buradaki memurlara en azından belli bir seviyeye gelecek kadar İngilizce eğitimi vermek zorundayız dedi. Çünkü mevcut durumda çok fazla şikayet alıyoruz dedi. Bu aslında şöyle de bir güzellik. Yani şey vardır ya mesela bir işletme hizmet kalitesini arttırmak için personel eğitim verir. Aslında böyle bakıyorlar Dubai'ye. Yani Dubai'yi bir işletme gibi görüyorlar. Bizde olsa devlet malı, deniz gibi bir yaklaşımla sergilebilir. Mesela ben bizde şunu gördüm, çok üzüldüm. Bizim Türkiye'de yabancı eğitmenlerimiz var kurumumuzda çalışan. Onlara bazen destek olmak için göç idaresinde götürüyoruz onları, izin almaya gidiyoruz. Sana yemin ediyorum, abartmıyorum, göç idaresinde bir tane İngilizce bilen memur yok. Ve turistler yani oradaki yabancılar o kadar kötü.
Türkiye'de hiçbir yerde yok ha maalesef.
O kötü kadar hava davranıyorlar ki. Bağırıyor adam orada. Niye bunu getir... Türkçe bağırıyor bir de yani. Ulan karşıdaki onu anlamayacak ki niye bağırıyorsun. bana şu belgeyi getir işte bu kaçıncı söyleyişim belge yüzünden fırlatıyor ben birkaç kere şahit oldum çok üzücü çok üzücü yani
orası bizim pasaport kontrolde de aynısını ben
hep görüyorum pasaport kontrolü bir nebze daha
iyi ama abi yok valla değil adam anlaşamıyor ya bilmiyorum bana hiç öylesi denk
gelmedi ya da görmedim bilmiyorum ama göç idaresi gibi yani bizim dışa açılan kapımız ya da yabancıya kendimizi gösterdiğimiz orası çok
daha ciddi bir kurum inanılmaz şaşırdım çok çok üzüldüm böyle Evrak işleri yapıyorsun. Sadece stamp değil yani.
Bir kere yabancılarla ilgilenen, direkt olarak iletişime geçen bir kurum. Oraya İngilizce bilmeyen bir personelin alınmaması, kapısından bile geçinmemesi lazım.
Ama baktığında devlet ne yapsın? Çünkü İngilizce bilen adam ülkede yok.
Devlet bunları eğitsin. Ya da devlet İngilizce bilen... Hayır, İngilizce bilen var.
Yok abi.
Ben inanmıyorum olmadığına. Bilenler alınmıyor. Liyakat esas değil. Birilerinin yakınlarıyla dolduruyorlar kurumları.
Ben cayır cayır adam arıyorum. Ben bir devlet değilim. bir emlak ofis sahibiyim. Abi Türkiye'den bana iş başvurularının %80'i İngilizce bilmiyor. Ve işlerinden bir tanesi de Furkan kardeşimiz. Dedim ki Furkan, ilk görüşmemizde İngilizce biliyor musun dedim.
Biliyorum abi.
Biliyorum dedi. Şimdi hani o kadar da öyle bir dedi ki yani hani let's continue İngilizce falan diyemedim ben Furkan'la. Tamam Furkan dedim böyleyse eğer süper dedim yani eğer İngilizce biliyorsan harika. Al dedim uçak biletini. Ben dedim konaklamana falan her şeyine yardımcı olurum. Adam uçaktan indi. Geldi. Bekledi beni. Ben gittim onu sabah saatlerinde aldım falan. Anlat, şey dedi ya dedi bu insanlar burada nasıl İngilizce konuşuyorlar ya dedi. Türkiye'de bizde de hello how are you bunlar dedi. Bir şeyler söylüyor anlamıyorum. Ondan sonra dedim Furkan nasıl geldin taksiye nasıl tarif ettin? Beni diyor Türkçe konuştum diyor. Beni downtown'a götür dedim diyor. Beni Burj Khalifa'ya götür dedim diyor. Beni oraya götür bırak dedim diyor. Bir otel motel yok dedim diyor.
Türkçe mi söylemiş?
Türkçe söylemiş. Çeviriyi açmış konuşmuş. İngilizce maalesef abi o özgüven de var bizde. Biliyorum diye olabilirler ama İngilizceyi bilmek için evet biraz sen daha iyi biliyorsun. Ülke ülke geziyorsun. Herkesin farklı bir İngilizce bilgisi var. Mesela Hindistanlılar, Pakistanlılar bu konuda inanılmazlar. Adamlar eğitim seviyesi düşük olmasına rağmen İngilizceyi çok iyi biliyorlar.
Sömürge olmasıyla alakalı. Burada zaten İngilizce konuşmak çok matah bir şey değil. Burada tabii aksan devreye giriyor. Burada da mesela Dubai'de de İngilizce konuşan pek çok Pakistanlı, Hindistanlı var. Ama konuştukları İngilizceye baktığın zaman çok anlaşılabilir bir tarzda konuşmuyorlar.
British aksanı nasıl yoksa Amerikan mı daha böyle tercihinde?
Situasyona bağlı. Konuştuklarımızda... Güzel. Tamamen beklentiyle alakalı. Orada mesela switch yapabiliyoruz. Karşındaki kişinin anlayacağı aksana geçebiliyorsun. eğer tabi uzman, hakimsen konuya. Ama orada ben mesela çok keyif alarak dinliyorum bazı insanları. Mesela hani British aksanı benim çok hoşuma gidiyor dinlemek. Yapmak biraz daha zor. Belli kelimelerde belli vurgular yapmak gerekiyor.
Evet.
Ama ben çok keyif alıyorum British aksanı dinlerken. Kendim zannediyorum Amerikan aksanıyla konuşuyorum.
Doğru, doğru.
Çünkü bizim aldığımız eğitim, yani Boğaziçi Üniversitesi ve öncesinde lisede aldığımız eğitim genelde Amerikan aksanı üzerine.
Senin bu anlamda inanılmaz eğitimlerin var ama hiç bahsetmiyorsun.
Bu benim reklamım mı olan bir video mu senin reklamın mı?
Abi ben hiç reklamdan bahsetmiyorum şu anda. Seni konuşuyoruz. Birisi diyor ki Dubai işletme gibi ele alıyorsak orada yaşayan herkes de bir müşteri gibi gördüklerini ve bu nezaketle yaklaştıklarını söyleyebilir miyiz? Senin görüşlerin önemli, benim bir sürü videom var. Söyle lütfen.
Burada benim fark ettiğim şey oydu zaten. Yani çok hassaslar, çok kurallar var. Mesela dün fuarda, World Trade Center'da o fuar alanını gezerken, çıkarken denk geldim. Hiçbir şey şansa bırakmamışlar. Yani Türkiye'de olsa, ya biri ölsün de öldükten sonra buraya uyarı koyalım diyebileceğim bir şey. Adam üç metreye bir şey koymuş, işte ıslak zemin bilmem neleri koymuş, tavana yüksekliğini koymuş. Yani hiçbir şey şansa bırakılmıyor.
Ses yalıtımları var tüm konferans salonlarında.
Anormal düzenli, organize. Her şey çok kuralında. Özellikle işte trafik. Ben mesela geçen en son yazın geldiğimde galiba bir araba kiralamıştım. Araba çok ucuz diye seviniyordum. Haftalık 84 dolara kiralamıştım. Ülkeden çıkarken 1600 dirhem ceza ödedim. Yani bir hafta kaldım. 84 doların yaklaşık... Hayır, ülke kurallara da uyansın. Uyumaya çalışıyorum ama... Kuralını bilmediğimiz bir ülkedeyim. Mesela neredeyse bütün cezaları yemişim. Tailgate yemişim. Takip mesafesi kısa diye yemişim. Bu araya kaynak var ya biz de çok şükür. Kaynaktan yemişim. Çok sonra fark ettim. O araya girdiğin yerlerde kameralar varmış.
Tabii tabii. Tam geçişlerde. Ben bazen yapıyorum, ne sandınız diyorum, İstanbul çocuğuyuz diyorum. Ama bazen arkadan geliyor ceza.
Ama yediğim en komik ceza neydi biliyor musun? Sinyalsiz giriş yaptığım için ceza yemişim. Ulan sen nereden gördün sinyalsiz girdiğimi? Bazen şeyi gibi zannediyorum.
Göklerden gelen bir karar var.
Yazalım, ben onlara yazalım, nasıl olsa ispat edemem gereken.
Ben de onu ilk düşündüm ama gerçekten kanıtıyla abi, plakası falan, fotoğrafıyla.
Ne çok parking tiketten yemişim.
Hatta bir yere bıraktın, SMS atmadın.
3 dakikayla kaçırmışım. Yok hani 1 saat atıyorsun ya, diyorsun ki 1 saat içinde gelirim diyorsun. 1 saat 3 dakika içinde gelmişim ve ben gelene kadar ceza yedim.
Bu düzene alıştıktan sonra bu düzen inanılmaz böyle rahat geliyor insana.
Zaten böyle bir düzen olmasa Dubai'de yaşam olmaz. Dubai bu hale gelmez. Yani cezalar çok caydırıcı. En ufak bir sıkıntıda ya deport ediyorlar adamı ya hapse atıyorlar. Ama mesela ben Kırmızı Işık'ta geçmeden önce iki kere düşünürüm ya. İki kere değil, hiç geçmem.
Düşünsene Burj Khalifa'nın karşısında hemen Down Town Boulevard'da tofaşla yanlıyorlar. Türkiye gibi bir düşünsene oraya. Azer Bülbül çalıyor sonsuz. Düğün konvoyu dadadadada.
Tabii bunlar insan hayatını düşünen aktiviteler. Yani burada insana değer olduğu için o yüzden de cezalar çok caydırıcı. Bunun faydasını da yaşıyorlar. Nasıl? İşte Dubai bir dünya markası şehir. Yani geçen Dubai Mall'le alakalı bir istatistik gördüm. 127 milyondu galiba. Yani bir sene içinde gelen insan sayısı 127 milyon.
Doğru.
Yani Dubai'nin yüz ölçümünü düşünün arkadaşlar. Türkiye'nin herhalde yüzde biri falandır yani.
Tabii tabii.
Türkiye'nin %1 ama aldığı Türkiye'nin tamamı bir
buçuk kez gelmiş gibi oraya.
Evet yani o şekilde. Ve gelenler de o kuru kalabalık değil. Yani otobüslerle iniyorlar, elleri dolu dolu gidiyorlar böyle. Sanki kendi ülkelerinde bu ürünler yokmuş gibi.
Evet öyle bir şey var.
Değişik bir hava var insanın.
Bana hep sorular geliyor. Bak biri sordu. Merhabalar. Dubai'de yatırım yapmak kararınızı etkileyen en önemli faktör nedir? Yatırımcı tarafında önerileriniz neler olur? İyi yayınlar dilerim.
En önemli faktör Emre'ydi.
Benim reklamımı yapacağız, senin reklamını yapacağız.
Şöyle, ben çok... Hani insan profilleri vardır ya, ben satışçıyım. Satışçı birisine bir şey satmak çok zordur.
Benim en keyif aldığım şeydir bu arada. Benim en keyif aldığım.
Ben ev alma kararını verene kadar belki 20'ye yakın firmayla görüştüm. Türkiye'de, buranın yerli firmaları. Bir şeyler söylediler. Hepsinden de dedim ki kapattım. WhatsApp'tan bilgiler atın, inceleyeceğim dedim. Hepsi aynı şeyi at. Sonra işte, Emre'nin bundan önce çalıştığı yer sağ olsun. O vesileyle biz tanıştık. Neydi çocuğun adı?
Boş ver, mahkemeliyiz onlarla.
Neyse, ona da buradan teşekkürlerimi iletirim. Beni Emre'yle tanıştırdı.
Ben de teşekkürlerimi iletiyorum.
Beni Emre'yle tanıştırdığı için.
Sağ olsunlar.
Geldim Emre'nin olduğu ofise. Sağ olsun çok güzel karşıladı. Hatta ev alacağımız binaya götürdü. Arsaya götürdü. Daha temel atılmamıştı Object One'da. Çok güzel ilgilendi. Sağolsun Kristina da öyle çok güzel eşi diyebilir miyim?
Evet diyebiliriz.
Yanlış bir şey söyledim mi?
Diyebiliriz diyebiliriz.
Kristina da çok ilgilendi sağol.
Bir Antalya geçmişinden dolayı da samimiyet yakaladık abi seninle.
Evet yani hani o enerji şey yapamıyorsun. Açıklanabilir bir durum değil. Şimdi 20 kişiyle görüşüyorsun ama birine daha çok kan kısılıyor. Orada işte kanımız ısındı. Çok tatlı, sevimli, samimi geldi bana, yaklaşıma.
Peki, sorudaki şey şu yani. Faktör derken, sen Türkiye'de yatırımın var mı bilmiyorum. Öğretmensin sonuçta. Hani Türkiye değil de Dubai'ye neden yatırım yaptın?
Ona bağlayacağım çünkü. Aslında Emre vasıtası ile ben şunları öğrendim. Emre'nin anlatma tarzı, işte beni gezdirdi, işte bak buraya gelenler şundan şundan ötürü geliyor dedi. Ben de yaptığım araştırmalarda şunu gördüm. yatırımın kolaylığı burada beni cezbetti. Çünkü ben Türkiye'de ev alamam. Yani az önce söyledim yani Türkiye'de ev almak için ya böyle gömü falan bulacaksınız ya babadan bir şeyler kalacak. İşte %10'unu down payment veriyorsunuz. Geri kalanını %1 taksitlerle 5 yıla vaadi yapıyorsunuz. O yani benim normal şartlarda Türkiye'de böyle bir ev alma şansım yok. Ama daha da güzeliniydi. Bu beni çok cezbetti. Şimdi evler 3. yılında teslim edilecek, işte önümüzdeki sene Mayıs ayında inşallah teslim edilecek, onu bekliyoruz. Ve ben teslim edildikten sonra evleri kiraya verebiliyorum. Ve benim hesaplarıma göre ben... Toplam bedelini %65-70 kadarını ben ödüyorum. %30'unu kiracı ödüyor gibi. Böyle de bir ek avantaj var. Yani hesaplamalarım da yanlış değilsem. Bu zaten otomatikman fiyatı düşürüyor. Yani ben aslında 270 bin dolarlık bir evi yaklaşık 220 bin dolar almış gibi oluyorum. Ve o ev teslim edildiğinde, yani 5 yıl sonra ödemem bittiğinde o evin değeri
zaten... 5. yılda tamamen ev sahibisin. Evin toplam değerinin yüzde kaçını bu 3 yılda ödemiş dersek eğer yıllık olarak 1 artı 1 daireden bahsedelim, örnek verelim. 25.000 dolar gibi bir kira alıyorsun her yıl doğru mu? Net eline geçecek olan.
2.000 dolar.
Servis harcı çıkarttım ben. 25.000 dolar civarında bir kira aldığımızı düşünürsek 75.000 dolar 3 yılda bir tutar, elimize geçiyor. Daireyi de biz 300 bin dolara aldığımızı varsayalım. Dolayısıyla sen 225 bin dolara bir daire sahibi olmuş oluyorsun 5. yılın sonunda.
Doğru. Şimdi bu Türkiye'de yok. Yani Türkiye'de bu ödeme şartları, bu kolaylık, bu avantaj yok. Artı, beni şu heyecanlandırdı, malum İstanbul'da yaşıyoruz, deprem bölgesi. Yani İstanbul'da bir yatırım yapmak da aslında, ölü yatırım tabiri yerindeyse. Yani bir şey alacaksın, evin sağlam olsa dahi, yarın bulunduğun sokaktaki evler yıkıldığında ya da sen o sokaktan çıkamadığında, Çok kötü bir tabloyla karşılaşacağız İstanbul'da. O yüzden yatırımı buraya yapmak daha avantajlı geldi. Yine bir başka avantaj, burada 2 milyon dirhemin üzerine yatırım yaptığınızda oturum elde ediyorsunuz.
Yok, 2 milyon.
2 milyon dirhem dedim zaten.
22 dedim.
Yok, 2 milyon dirhem.
O zaman TL'yi... 20'den direk... O zaman çok ilginç.
Bak, ben 2 milyon dirhem ev aldım da tam 20 milyona geliyordu. Şimdi 22,5 milyon. 22 milyon falan.
Öyle de kerdesin baktığın zaman.
Her şekilde avantajlı.
Dubai'de yaşayabilmek için bir ev almamız yeterli mi yoksa farklı yatırımlarda yapmamız gerekiyor mu? Dubai ile ilgili sizleri severek takip ediyoruz.
Burada sana geliyor yorum.
Çok teşekkür ederiz.
Dubai ile alakalı ben kendi deneyimimden yola çıkayım. 2 milyon direnmek yatırım yapmanız gerekiyor.
Aldın mı golden vizanı?
Aldım tabi.
Var mı cüzdan? Gösterebilir miyiz? İnansınlar ama.
Tabi canım gösterebilirim. 2 milyon dirhemi tek evde de alabiliyorsunuz. Yani bir tane evin bedeli 2 milyonu geçse de olur ama 2-3 tane 1 artı 1 alıp ya da 1 artı 0 alıp 2 milyonu geçmesi de yetiyor. 2 milyon direne geçtiği takdirde Golden Vize'ye hak kazanıyorsunuz. Yatırım anlamında böyle bir avantaj var. Artı işte Golden Vize olması, sınırsız oturum hakkı, her seferinde yurt dışı çıkı... Ha o da çok önemli bak. Ben çünkü çok seyahat ediyorum. 72 ülkeye gittim bu arada.
6 ayda bir burada bulunma şartı var mesela normal vize sahiplerinin. Senin yok.
Evet. Ben 72 ülkeye gittim. Mesela Dubai haricinde de gidiyorum. Ama artık Türkiye'den çıkarken oturum kartımı gösterdiğimde o sekiz yüz bin lira mı oldu? Sekiz yüz bin lira mı oldu? Sekiz yüz lira mı oldu? Ne? Çıkış harcı ödemiyor.
Abi o kadar hala şey değil. Sıfırları atmamıza hala daha var. 800 lira falandır o.
1000 lira ya da 800 lira. Belki 1250 olur.
Ha, 800, 1000 lira derken... Yok, 100
lira ya da 800. O kadar yaşlı değilim ya.
Yok, ben dedim hani o kadar... 800 milyon diyor ya. Ekonomi o kadar mı dedim yani. Yok yok.
Yani o yurt dışı çıkış harcını da ödemiyorum.
Çok minik bir şey ama... O dönemler var mı sende bu arada? Böyle 1 milyon TL'ler falan.
Yaşın müsait ona. Zaten beyazlardan alınıyordur arkadaş.
1 milyon TL'ye ne alınıyordu abi o zaman?
Milyoncular vardı ya, hatırlar mısın? Senin de yaşın ona yetmiyordu.
Yok, bir milyoncular da plastik mandal falan o var bende yani. Bir milyoncular.
Milyoncular vardı ya, onlar vardı işte.
Allah Allah, bir milyon oradan mı geliyor?
İşte milyoncular ya, bir milyon şu paradan altı sıfırdan, paradan altı sıfırdan sıfır atılması 2003'te gerçekleşti.
Ama ben mesela çocukluğumda... 2005'te pardon. Çocukluğumda şunu diyordum, hiç öyle para görmemiş olmama rağmen, bir milyon, iki milyon diyordum yani, TL.
Büyükler öyle konuşurdu, çocuklar da öyle algılıyor olabilir.
Velhasıl biz burada artık milyon demiyoruz, Milyar diyoruz, dirhem diyoruz abi. Binlik banknotlarımız var. Yani 10 bin TL bir kağıt parçası halinde cebinde taşıyabiliyorsun.
Ben banknotların dirhemini de çok seviyorum.
Yırtılmıyor, şey olmuyor, bozulmuyor hiçbir şekilde. Şimdi başka bir konuya geçelim. Senin için en önemli konulardan biri, sen her ne kadar böyle görüntüsüne önem veren biri de olsan yine sokakta hangi arabayla gezeceğine de önem veren birisin. Evet. Abi, düşüncelerini biliyorum. İstanbul'a geldiğimde benim buradaki bir Jeep'im vardı o zaman.
Renegade.
Renegade, hala duruyor. Aynı marka arabayı görünce, bu arada ilk arabamdı benim hani Jeep olarak. Bir heyecanlandım, hoşuma gitti. O anlamda da seninle bir yakın hissetmeye başladım. Lan dedim, bu adam da benimle aynı arabayı kullanıyor, demek ki akıllı adam dedim. Aynı demek gücenirim çünkü benimki... Yok, seninki Kompas.
Kompas, seninki Renegade'di. Seninki Doblo idi. Benimki
Doblo idi. Doblo diyorlar ona ya ben alınıyorum.
Öyle ama yani Doblo. Bir arkasında Tuğra'sı eksik. Tuğra'yı koysan.
Tuğra'yı koyabilirim.
Doblo olur.
Abi şimdi Renegade, Kompas falan derken şimdi Kompas fiyatına sen buradan bir Range Rover alabiliyorsun. VOK.
Evet, yani yılı 2010'larda falan oluyor ama günün sonunda renge geliyor.
Yok, hayır canım. 40.000 dirhem, 400.000 TL ediyor.
Tamam işte.
Senin kompas 400.000 TL mi?
Hayır. Kompas fiyatını... Ha pardon, öyle. Ben Renegade fiyatını anladım. Doğru, benim kompas şu anda 1.5 milyon. 1.5 milyonum burada çok rahat.
1.5 milyonla sen 15-16 model bir Vogue alabilirsin.
Daha zor olsa 18-19'a çıkabiliyoruz.
Belki zorlarsan çıkarsın.
Kilo miznisi yüksek.
Evet, evet.
Doktordan. Araç konusunda eğer böyle araba meraklısı olan varsa. Bu arada Türkiye'ye araba getirebiliyorsunuz ama 185 gün Türkiye dışında yaşamanız gerekiyor. Benim Ederlet'e baktığımda 122 gün olmuştu. 2 ayım kaldı.
Az kaldı.
2 ay sonra ben arabamla giriş yapacağım inşallah Türkiye'ye.
Ne almayı düşünüyorsun?
Valla çok kafa işte insanın paran var mı derdin var yani ne alayım. Ranch olabilir.
Çok mu paraya da gerek yok yani her arabayı aldığın için daha çok kafan karışıyor.
Ranch olabilir.
Tamam.
İşte Porsche düşünüyorum.
911 mi istiyorsun?
Yok. Ben şey Cayenne seviyorum.
Cayenne güzel olur.
Porsche olabilir. Ya da böyle belki S-Class bir Mercedes olabilir. Yani şey istiyorum. Türkiye'de alamayacağım bir araba olsun.
Ama S-Class'a binersen arkandan küfür ederler.
Etsinler. Ne dersen iki katı. Ayna koyarım arabanın arkasında.
Yani... Bilmiyorum olabilir.
S Class düşünüyorum.
S Class olabilir.
Ya da böyle bir pislik yapıp şöyle bir Ferrari alıp 2010 model bir Ferrari oluyor çünkü. Bulur. Buluruz. Bulunur değil mi?
Buluruz, buluruz.
Çıkmacıdan, sanayiden... Milyoncudan alırız. Milyoncudan alırız.
Abi Ferrari'yi falan da alırsın da bir Corvette de yakışır bence sana.
Yok ya ben öyle çok... Ben o tarz şeyleri sevmiyorum. Ben mesela Instagram'ımda arabama, evime ne bileyim sahip olduğum şeyleri yaymam.
Ama YouTube'da canlı yayında anlatırım nasıl ev aldım diyorsun.
Çünkü benim kanalım değil falan öyle bir şey. Ben buraya konuk geldim.
Seni zorla oturttuk buraya, o da ayrı konu. Evet, yani bu bilgiler çok değerli. Bence insanlar böyle dinlemekten çok keyif alıyorlardır. Bir de özellikle herhangi birisi bunu anlattığında çok daha değerli oluyor bu işi yapmış birisi.
Ya bunu yaşayan birisi.
Yaşayan birisi.
Bizim hizmetlerimizde de, eğitimlerimizde. yaşayan, eğitim alan insanlara anlattırıyoruz. Çünkü en güzel reklam onunla oluyor. Kalkıldı ben, kimse yoğurdum ekşi demez. Herkes tabii ki kendi ürünü ya da kendi hizmetini övecek. Ama burada ben bu süreci yaşamış ve buradan bizzat faydalanmış bir insan olarak anlatıyorum. Ben hatta şu anda mesela Türkiye'deki evlerimden satıp oradan buraya yatırım yapmaya doğru... 10-15 tanesini sat. O kadar değil, birkaç tanesini sat. 10-15. Oraya da kalsın, çocuklara da kalsın falan der.
Abi şimdi kesinlikle geleceğe yönelik hareketler yapılmalı. Yatırımcılarda şöyle bir mantık var. Benim zaten çok fazla param var. Bu çok fazla parayı ben harcamak yerine neden gidip ev alayım diyor mesela. Hani belli bir limitin üstünde adam para kazanıyor. Çok fazla para girişi var. Ama bu parayı sürekli harcıyor. Günün sonunda Dünya şartları buna, bunun olmaması için elinden geleni yapıyor yani hayat şartları, ekonomi düzeni. Bu adamın hayatta tutunamaması için elinden geleni yapıyor. O yüzden sürekli parayı bir yerden bir yere hareket ettirmen gerekiyor. Eğer bu hareket Türkiye'de enflasyonu çok yüksek olan bir yerden yurt dışına yani döviz bazlı bir getiri sağlanılabilecek bir yere olursa ve ne zaman istersen çok kolay satabileceğin bir işse Yani hiç fark etmez. Sadece gayrimenkulden bahsetmiyorum. O zaman dünya tatlısı bir iş olur yani. Ama bizim problemimiz özellikle Türkiye'de de insanlar böyle. Aslında o fakir mentalitesi. Sürekli harcamak. Ya hadi bunu alalım, hadi onu alalım, hadi bunu alalım, etrafımızdaki bunları alalım. İşte kıyafet alalım, ne bileyim saat alalım, onu alalım. Ama adam hiçbir şekilde tekrar satabileceği bir ürüne para vermiyor mesela. Gidip de en kaliteli kıyafeti satın alıyor ama buraya geldiğinde mesela anlattığımız hikayeler çok gerçek hikayeler. 260-270 bin dolar ev aldın. Sonrasında golden visa aldın. Sonrasında şimdi 120 günü doldurdun. E şimdi sen Türkiye'ye o adamın o parayı harcadığı lüks diyoruz ya hani gidiyor bir Ferrari alıyor diyorum 20 milyon TL'yi alıyor, 30 milyon TL'yi alıyor. E sen 20 milyon TL'yi daha şimdiden ödemeden evin sahibi oldun. Belli %20'sini sana kiracı ödeyecek fiyatının. Bunlar var. Bir de kiracın aslında sana evi ödemesin bırak. Kiracın sana bir de araba alıyor.
Zaten bu yatırımın en büyük avantajı şu, şimdi hani 5 yıl bitti diyelim, kira ödendi, ev ödemesi bitti, e şimdi normal hayata geçiyoruz, işte aylık giderlerimiz var. Mesela bir evin ortalama aylık vize getireceği 2000-2200 dolar gibi bir para var, kira gelir. Şimdi hani iki ev, üç ev, dört ev koyduğunda kenara aylık on bin dolar gibi net hani elini sallamadan terlemeden kazanacağın bir gelir, bir pasif gelir oluşmuş oluyor. Yani o zamanki şartlarda şu an bile yedi, sekiz bin dolar çok büyük parayken o zaman herhalde dolar yüz, yüz elli lira olduğu zaman aylık sekiz bin lira gelir, sekiz bin dolar gelir. Bir insanın hayatını daha sağlıklı ve daha kaygısız idam edebilmesi için Fitres her şeydir abi. Ben mesela hiçbir zaman emekli olacağıma inanmıyorum. Çünkü emeklilik bana göre gideyim bir Ege'de sahil kasabasına yerleşeyim, balık tutayım değil yani. Benim emeklilik hayalim, işte bir vakıf kurmak, bir mentörlük yapmak, işte girişimcilere destek olmak ya da kendim bir yatırımcı olmak. Hani beğendiğim, fayda görebileceğim girişimlere destek olmak gibi bir emeklilik hayalim var benim. O yüzden benim sabit bir gelir elde etmemdeki amaç şu olacak, ben en azından daha çok yatırım yapabileceğim, daha farklı yerlere yönelebileceğim.
Harika.
Ya da yarın en azından acaba şu parayı kazanır mıyım derdi, kaygısı olmadan da hayatımı sürdürüyor olacağım. Yani yatırımın kaygısı, gayesi bu. Yoksa kimse hani rahat bir emeklilik geçirmek için işte merdana merdana muhtaç olmadan, kimse kapımı çalmadan bir hayat yaşayayım da değil. O zaten onlar standartta olması gereken şeyler.
Ama senin bu mentalitenden dolayı zaten etrafında gerek senden eğitim alan gerek seni tanıyan insanlar da sana bunu çok kez sordu ve sen beni onlarla birlikte ya da Emre bu adam seni arayacak şeklinde çok kez meşgul ettin. Kimisi buradan gelip ev aldılar. Demek ki sen etrafından da belli bir kitle tarafından bu anlamda saygı gören birisin. Yani bu söylediğin sözler aslında göreceklerdir. O yüzden çok önemli.
Ben bunları her yerde söylüyorum. Çünkü doğru kişiye de zamanı geçmiyor. Bana da mesela Türkiye'deki eş dost arkadaş sorduğunda aynı şeyleri, aynı cümleleri söylüyorum. Ve aklına yatan insanlar geliyor ki zaman içinde getirip tanıştırdığım insanlar oldu, alanlar olmuştur. Almayanlar kendi sebepleriyle almamıştır, bilemiyorum. Ama beni burada en çok mutlu eden şeyleri onlarla paylaştığında akıllarını yattıklarında gelip buradan alıyorlar. Daha bugün hatta birisini, dün getirdim sana biliyorsun.
Evet.
Yani o da inşallah alır çünkü burası onun adına gelecek vaat eden bir yatırım. Ben insanların bundan istifade etmesini isterim.
Kesinlikle. Şöyle bir soru geldi. Dubai'nin son yıllarda uyguladığı serbest bölge politikaları yabancı yatırımcılar için nasıl bir fırsat ortamı oluşturmuştur? Ve bu politikaların uzun vadede emlak piyasasının etkileri nasıl?
ÇP'de mi yazmış bu soruyu?
İslam Sarak.
Sen cevap vermek ister misin?
Serbest bölge politikaları derken, serbest bölgelerde farklı bir politika yok son yıllarda. Sadece serbest bölgelerde açılan şirketler var. Freezone alanlarda açılmış olan şirketler var.
Bununla olan bir bağlantısı var.
Nasıl var? Şöyle, sen buraya geldin, bir ev satın aldın. Sonrasında gittin, freezone bir şirket kurdun. Sonrasında sen oturum elde ettin. Aynı zamanda şu anda şunu planlıyoruz biz. Burada kredi nasıl alırız? İşte çalışma statüsünde gözüküp nelerden faydalanabiliriz? İş gücünden burada faydalanabiliyorsun. Uygun bir şekilde işte şeyden, vergiden, özür dilerim, vergiden faydalanabiliyorsun, daha az vergi ödüyorsun. Bu sürecin içine girdiğin zaman kazancın da artıyor. Ve alabileceğin hizmetler Türkiye'ye kıyasla daha az stresli iş yapabiliyorsun. Aslında sen tüm paranı buraya getirmeye hazırsın dolayısıyla. Bakıyorsun hani, çok güzel gelsene diyor birileri sana böyle. Çok güzel bir ortam var. Şimdi, bu nasıl etki etti dersek diğer iki sorumuzda cevaplayacağız ama Nasıl etki etti sorusunun cevabı bence çok açık ve net. Çin'den özellikle son geçtiğimiz 3 ay içerisinde 10.000'den fazla Freezone şirket kurulumu gerçekleşti. Çinliler. Çünkü Amerika bir yaptırım uyguladı Çin'e. Jebel Ali Limanı'na özellikle. Liman onlar için artık bir hub haline geldi. Böyle bir central hub gibi.
Çin'i hemen buraya getiriyorlar. Buradan Amerika'ya.
Buraya buradan. Amerika ile artık çok bir bağlantıları yok diye biliyorum. Ürün tedariği mecbur. Artık onlar için bu nokta çok değerli. Yani Çin için. Çünkü burası da inanılmaz bir tüketim merkezi. İşte Orta Doğu'nun tüm dağıtım yeri. Jeolojik olarak baktığında burası şey, inanılmaz bir nokta. Şimdi hızlıca okuyacağız. 5 yıllık ortalama kira getirisi ve yıllık ortalama fiyat artışı nedir? Yatırımın likidi tesli nasıl? Beş yıllık ortalama kira getirisi ve yıllık ortalama... ...senin düşüncelerin nedir abi bununla alakalı? Sana sorayım öncelikle.
İşte yıllık yani aylık iki bin... İki binden hesap edelim. Yıllık yirmi dört bin. İşte beş yılda da yüz bin. Herhalde sanırım on yıllık gibi bir sürede...
Bu amortisman süresi. Şimdi buradaki asıl odaklanmamız gereken konu... ...arkadaşların merak ettiği bence şu. Ortalama kira getirisi... Bunlar bölgelere göre çok değişken. Biz bunu dersimizde seninle ev alırken, seçerken çok güzel çalıştık.
Ben ne kafa yaktım orada.
Çok değil mi?
Buradan mı alayım, buradan mı alayım?
Bakıyorsun 100 dolar daha fazla yak bütün fotoğrafları. Şimdi o bölgeye göre değişiyor ama ortalama fiyat artışı genellikle, yine o da bölgelere göre değişmekle birlikte, Genellikle enflasyon oranının işte %3, %5 daha da üstünde düşünebilirsiniz. Bu enflasyon oranını dolardaki enflasyonunu da bağdaştırabilirsiniz. Çünkü 3.67 ile fikslenmiş bir para birimi.
Bazı ülkelerde hala enflasyonun %3 olmasını ne güzel biliyoruz.
Emrecim selam demiş, Nizam Tüfekçi abim. O da bir başka yatırımcımız. Dubai Devleti'nin gelecekteki projelerinden bahsetseniz biraz Disneyland gibi demiş. Kendisi çok heyecanlı çünkü onun da burada birkaç yatırımı var. Beni en çok etkileyen, sözünü kestim, beni
en çok etkileyen Rassel Kayma'daki kasino olayı. Bir kere şeye uymuyor. Biz Arap coğrafyasını ne diyebiliriz? Şeriat, muhafazakar yaşam falan. Ben Dubai havalarına indiğim zaman beni ilk düğü tüfürüde şaraplar karşılıyor. Öyle insanların korktuğu gibi bir hayat yok burada.
Hep böyle bir şeydir ya, o kızdan ayrılırsın. Hep eski sevgili böyle sonra gözüne güzel gelmeye çalışır, başlar böyle. O tam eski sevgili Dubai abi. Ben değiştim diyor. Bak diyor ben buradayım diyor. Ve bunu sana kıyafetiyle gösteriyor. Bunu sana parfümüyle gösteriyor. Bunu nasıl güzel olduğu ile gösteriyor. Kendini o kadar hızlı yenileyen bir yer ki burası. Kasinosu geliyor. Yeni havalimanı geliyor. Ve böyle çok fütüristik planlamalar var. Havaalanının görüntülerini, renderlerini falan gördüm. Yani inanılmaz böyle. İstanbul Havalimanı'nın üç katı büyüklüğünde 58 milyar dolar bir bütçe ayrılıyor buna. Dünyanın en büyük havalimanı olacak ve eşi benzeri de mutlaka yani eminim bir süre çok kolay olmayacaktır. Böyle bir yer. Birçok proje var. Gerçekten Disneyland gibi. Abu Dhabi'de beyaz yaka bir kişi için aylık 8k dolar maaş nasıl sizce? Bunu lütfen sen cevap ver. Sen burada parada harcayan birisin.
Yani aslında 8k dolar Dubai için çok fazla. Yani bence çok fazla derken şimdi direme çevirelim.
Abu Dhabi'de biraz daha ucuza kirada oturur bu arada.
25.000 dirhem kadar bir şey yapıyor yaklaşık. 25.000, hatta 30.000 direme yakın değil mi?
Evet evet.
Yani 30.000 dirhem aylık gelir için çok ideal, çok çok iyi bir rakam yani.
Ben hep şunu derim.
Üçte biri kiraya gitse ki, üçte zannetmiyorum üçte biri gideceğini. Üçte biri kiraya gitse yaşam mahallelerini fazlasıyla karşılar.
Abu Dhabi biraz daha uygun bir de kiralama anlamında. Eğer tabi Sadiat Island tabi denizde sıfır...
Hayır, böyle bir bence 30 bin dirhem geliri olan birisini bence kesinlikle ev alması lazım.
Onu diyecektim ben de. Şimdi şuna izin verir, kirada oturabilir belki ilk geldiği zaman burayı görmek isteyecek vs. Ama benim bireysel tavsiyem keşke benim cebimde geldiğimde buraya 2 bin dolar, 3 bin dolar para vardı. Keşke benim param olsaydı da o gün bir off plan için bir %10, %20 bir şeyler oraya verseydim de o benim olsaydı. Çok net, şu anda cebimde iki katı param vardı. Çok net.
Bu arada off plan bilmeyenler için anlat istedim.
Proje yatırımları demek oluyor, off plan.
Yani şey hani ödeme, teslimattan sonra ödemeye devam ediyorsun.
Teslimattan sonra ödemeye devam edilebilir veya teslim tarihinde ödemeyi bitirebilir veya... Evet, şu da var bu arada. Örnek veriyorum, Türkiye'de herhangi bir yatırımcı buradan off plan yatırım yapmak istiyor ama proje bunu sunmuyor diyelim atıyorum. Tesimden sonra ödem planı devam etmeyecek diyor. Sen bana tesisinde tüm parayı ödeyeceksin diyor. Tamam, problem yok. Eğer bu kişinin, yatırımcının Türkiye'de düzenli bir geliri varsa, bir öğretmense... Aylık 22.100'e 105 lira. Abi o parayı her ay bana yollasana sen.
Olur mu?
Düzenli bir maaşı varsa ama 22.000 lira değil yani ortalama 3.000 dolar falan olması lazım en az. Burada kredi kullandırabiliriz ona. Geriye kalan teslimde ödemesi gereken, örnek veriyorum 300 bin doların 150 bin doları kaldı. Önceki 150 bin doları da taksitler halinde ödedi zaten. Ve bu kişi teslim tarihi geldiğinde direkt kredi kullanıp tık tık tık 65 yaşına kadar maksimum 25 yıl olacak şekilde kredi kullanabiliyor, buna faydalanıyor.
Güzel bir hinki.
Bence harika. Yani Türkiye'de eğer bahsettiği 8 bin doların yarısını bile alıyorsa şimdiden bence buna oturumu falan almadan başvurmaları gerekir. Bunlar çok önemli bilgiler. Bilmeyenler kaçırır. Çünkü şöyle, oturumun olduktan sonra sen bundan faydalanamıyorsun.
Öncesinde olan bir şey mi? Tabii.
Evet, oturumun olmaması gerekiyor.
Ben bunu bilmiyordum. Keşke oturumum olmadan bana sunsaydın bunu.
Var mı 3-4 bin dolar? Sen öğretmezsin abi. 20 bin TL ile nasıl yapacaksın? Var mı?
Konuşalım.
Toplantı talep ediyorum. En güzel içerikler senin kanalında. Kısmetse yakında taşınacağız. Ev yatırımı yapabilir miyim? Bu maaş ile şu an iş görüşmesi yapıyorum. Ona göre rakam belirteceğim.
8 bin dolar mı?
8 bin doları arttırsın mı sence?
Ne işi bu arkadaş?
Beyaz yaka diye bahsedildi bize ama.
Beyaz yaka çok geniş bir kahraman.
Çok yaka var değil mi beyaz?
Beyaz yaka ile çok şey yapılabilir. Çok şey yapılabilir.
Sen de şu an beyaz mavi yakaların var.
İsmini ben okuyamıyorum. Ceren.
Sefa Ceren.
Sefacım, yazarsan merak ettim.
Sefa Ceren. Ya Sefa ya da Ceren. İkisi de olabilir bu arada. Ya da Sefa Ceren birlikte iki insan da olabilir.
Çifttir.
Çift hesabı da olabilir. Mühendis.
Ne mühendisi? Bilgisayar mı? Bilgisayar da zaten 8000 dolar alıyor.
Bence şey, oil and gas.
Oil and gas olsa 8000'den fazla alır.
Almayabilir.
Yani metal makinede olabilir.
Peki 2-3 ev alan birisi için her ev için mi 3000 dolar gelir gerekir kredi almak için? Abi sen de kredi alabilirsin. Nizam abi sen de alabilirsin. Yani bu tutar. Düzenli olması yeterli. Senin şu anda %50'lerini ödemen gerekiyor aldığımız yerlerde. Dolayısıyla ödeme planına göre değişiyor ama oradaki bir kat sayı var. 3000 doların kat sayısı kredi olarak işte 45 katına falan verebiliyor bize gibi bu tutarlar var. Ve evin belli bir kısmını ödediysen bunu ipotek ettirebiliyorsun. Böyle kavramlar var. O yüzden alabiliriz. Diğer yorumumuz geldi. Avionik sistem mühendisi.
Tamam, 8000 alır.
Ne abi?
Yani sistem dedi, iyi bir şey herhalde.
Aviyonik dedi.
Sefacığım, cehaletimizi bağışla. Biraz detaylı yazsana. Aviyonik.
Yanlışlıkla okuyamıyoruz.
Gözümüz mü şu aviyonik?
Yok yok yani, bence aviyonik yazıyor.
Herhalde havacılıkla, aviationla alakalı olabilir mi?
Böyle bir aviation... Sen akıllı adamsın, belki de olabilir. Soruyorum.
Havacılıkla alakalı.
Aviyonik Sistem Mühendisliği nedir, ne iş yapar?
Tabii ki.
Aviyonik Sistem Mühendisliği aslında uçak ve uzay araçlarının elektronik sistemleriyle ilgilenen bir mühendislik dalı diyebiliriz. Yani uçaklardaki iletişim, navigasyon... Tamam, chat cpt. Bu adam boşuna Boğaziçi okumadı, tamam.
Bak, yazmışlar. Havacılık ve elektronik mühendisliği. Sefa, biz de boş adam değiliz yani.
Nizam abi de bu arada kaptan kendisi. Tüm havacılar bizi izliyor şu anda. Biz de az çıkmadık gökyüzüne abi. Uçakçı o da. Aviyonik. Ama şimdi evet aviyonik. Ben bunu bir yerde bir görmüştüm. Aviyonikle alakalı bir terim bir yerde okumuştum. Sana yemin ederim. Bak vallahi yemin ederim okudum bir yerde.
Kesin okumuştur.
Evet. Abi toparlayacak olursak. Çok güzel sorular geldi. Çok güzel düşünceler. Bu arada 8 bin dolar havacılık, elektroniği, mühendisliği için bence güzel bir maaş.
Türkiye'de o rakamı alamıyorlardır.
Bence zor.
Ama Türkiye'de şöyle bir sıkıntı var. Zaten dolar değil, TL alıyordur. Ama bu adam 300 bin lira maaş alsa dahi bu 300 bin lira seneye...
Ya bir de şu var. Şimdi asgari ücret 20 bin bilmem kaç lira ya. Yılbaşında kaç olur sence bu arada, onu da soralım.
Benim tahminim 36 falan olur.
36 olur mu?
35 civarında olur. Ya tabii burada hani şey de düşünmek lazım, ben kendimi de düşünüyorum, işverenleri düşünmek lazım. Yani şimdi 22 bin liranın bize yansıyanı, o yaklaşık 30 bin liraya geçiyor.
36'nın size yansıyanı 48-50.
Evet 50'yi bulacaktır. Şimdi devlet şunu demiyor, yani tamam diyor, siz zaten 36'yı verin, bunun yükünün yarısını da ben karşılayayım demiyor devlet. E bu da zaten beraberinde kayıt dışılığı getiriyor. İnsanlar sigortasız işçi çalışıyor ya da mesela Suriyeli, Afganlı şuradan buradan işçiler çalışıyor ki onlar yarı asgari ücrete çalışanlar var. Bir evde 10 kişi kalıyor, 10 tane Suriyeli kalıyor. 30 bin liralık kirayı 10 kişi bölüşüyor. Ama normalde bir Türk vatandaşı 30 bin TL, 40 bin TL'yi kiraya ödeyemiyor. Yani zaten adamın maaşı o kadarsa bu adam nasıl kalkıp 30-40 bin lira kira ediyorsun? Diğerinin umurunda değil. Zaten 10 kişi silme ranzalarda kalıyorlar, yerde yatıyorlar 10 kişi. Adam 10 bin lirayı öpüp başına koyuyor. Çünkü o paranın yarısını da memleketine gönderiyor, ailesine gönderiyor. Şimdi böyle bir ekonomik sistemde zaten insanların ferah bir şekilde para seyretmesi zaten çok da mümkün olmayacaktır.
Bir de böyle sektörlerde ben çok kez, çok kişiden duyduğum kadarıyla özellikle büyük firmalarda sen sadece bir bilim maliyetisin. Yani dolayısıyla senin, şu anda atıyorum ben işte ne oluyor, birisi çalışıyor, tamam bu adam bu işi yapıyor ama Buğra Balaban diye biri girmek istediği zaman artık ben bu adamı 3 yıldır çalıştırıyorum. Maaşı 3 yıldır her yıl %5, %5 arttı. Dolayısıyla atıyorum 3 bin dolar oldu Türkiye şartlarında. Ama Buğra Balaban diye Boğaziçi Mühendisi bir adam geliyor ve 5 yıl geçmişi var ama farklı firmadan geliyor. Dolayısıyla bu adam deneyimdi. O zaman diyoruz ki Buğra Balaban 5 bin dolar alsın. Ama bu adam da burada 3 yıldır hani 3 bin dolar alıyor. Bari onu 4 bin dolar yap değil mi? Olmuyor işte. O yüzden yurtdışı tercihi kimi zaman bu durumlarda mantıklı olabilir. Böyle sektörlerde özellikle havacılık sektöründe.
Bir de yurtdışının avantajı şu zaten araştırmıştır arkadaş kendisi daha iyi biliyordur. Yani olay sadece maaş değil yani yaşam kalitesi, etrafındaki insanların kalitesi, yaşadığın, soluduğun hava, yaşadığın ev, alım gücü. Yani mesela Türkiye'de 8 bin dolar kazansa bile bir insan çıkıp o parayla o gelirli bir araba almaya kalktığı zaman yine sokakta kalacak yani evet hayaline yine ulaşamayacak ama burada 8000 dolar aldın da bunun aylık 1000 dolarını 2000 dolar bile fazla
8000 dolar kazanıyorsun Türkiye gibi bir yerde 8000 dolar da iyi para gidip fiyat
ege alıyorsun anca 10 alabiliyorsun evet 1.4 milyon olmuş fiyat ege vardır vardır 1.4 milyonu burada renç alıyorsun yoksa 6 ay
maaş görmek istedikleri için mecbur beklemeli miyiz? ama neyin yoksası olduğunu anlayamadık yukarı yukarı devam mı?
Kendince diyalog yapmıştım.
Yani 6 ay maaş görmek istedikleri için mecbur beklemeli miyiz? Burada öyle bir durum söz konusu değil. Eğer böyle bir iş teklifi aldıysan, offer letter aldıktan sonra direkt olarak işe başlayabilirsin.
Sefa evli mi bu arada? Onu merak ediyorum.
Çok önemli bir faktör.
Tabii çünkü hani yaşam gideri olarak yanında birisi var mı, çoluğu çocuğu var mı?
Abi bence senin bu şekilde yayın yapman lazım. Bireysel sorunları çözüp canlı danışmanlık. Harika.
Hocam geldiğinde kira vermek istemiyorum. Tamam mı yani? Evli misin Sefa? Onu söyle bana. Hanım var mı? Onu söyle. Çocuk var mı?
Şimdi Sefa umarım hayırlısı olur. iş yerim karşıdaki.
Evet arkadaşlar buradan sesleniyoruz taliplilerine 8 bin dolar geliri olan Sefa'ya.
Sefa 8 bin dolar gelirin olduğunu canlı yayında bahsettiğin için muhtemelen az sonra Abu Dhabi veya Dubai'de ev almak istersek nasıl bir yolu izlemeliyiz peşinat 15 bin dolarımız olabilir. 15 bin dolar değil de bizim bir 30 bin dolarlara falan ihtiyacımız olur peşinat için.
Abu Dhabi daha düşük ama yavrular.
Artık değil. Bu da bir de artık Sadiyat Island'da falan yerler var. Evli ve 6 aylık bebeğimiz var hocam, teşekkür ederim. Buradan Kayseri'deki Sefa kardeşimize... Hep öyledir ya yayınlarda. Çok maşallah diyoruz. Allah sağlıklı, güzel ömürler nasip etsin. O çocuk için de, bebekleriniz için de, yani bebeğiniz için de, bebekler için diyecektim oradan. Çocuklar için daha doğrusu. harika bir yer. Burada büyüdüğünü düşünsene.
Ya burada zaten benim buraya çocuklu gelen ailelerimin en büyük motivasyonu o. Yani çocuğun sokağa salmadaki rahatlık, çocuğun eğitim göreceği alandaki konfor, kalite, okullar zaten. Mesela Türkiye'de okullar da çok başka bir problem. Şimdi Sefa şu an belki derdin yok ama 4 sene sonra bir anaokulu derdin başlayacak. Aylık ortalama 20-30 bin. 40 bin hatta o zaman daha fazla. Dolar söyleyeyim sana. Sen dolar anlarsın. Yani aylık ortalama Aylık ortalama bin dolar bir anaokulu giderin olacak. Sonra çocuk ilkokula gelecek. Şu an mesela ben geçen istek okullarına baktım. Yıllık bir buçuk, 1.2 milyon. Türk yöretimi çocuğu 1.2 milyon. Ne alıyorsun?
Ortaokulda bir buçuklara falan geliyor.
Yani şey işte Bilfen. Bilfen'i gördüm.
O da bir buçuk.
1.6 milyon. Yani en son gördüğüm 2.2 milyondu. Koç. Koç'un listesi galiba.
O ailelerde şu vardır. Ya ben çocuğu Bilfen'e yolluyorum. Ağzın? Ağzına ne oldu? Yani o hani bir yere koleje yolluyorum falan. Baba için çalışıyor ama çocuk için çalışmıyor mesela. Baba bunu gelir Buğra Balaban, Boğaziçi mezunu adamı anlatır. Belki onun ilgisini çeker. Ama çocuk hala aynı çocuk yani. Dün konuştuğumuz konu da enteresan.
Hangisi?
Ailelerin ikinci çocukları Genelde bir şey yapamıyor dedi mesela.
Bunu söylersen kanalı kapatırsın.
Hayır yani böyle bir şey söyledi mesela bizim bir arkadaşımız.
Burada dinleyenlere soralım.
Dinleyenlere sormak lazım.
İki kardeşiniz var, iki kardeşli bir ailede büyüdüyseniz şöyle bir tez var. Birinci çocuk akıllı, ikinci çocuk geri zekalı oluyormuş. Ama niye? Çünkü birinci çocuk bütün sıkıntıyı, riski üstlendiği için ikinci çocuk biraz daha el bebek büyüyormuş. O yüzden de genelde iki kardeşli ailelerde birinci çocuk…
Ama ikisi de erkek olmasın durumunda diye konuştuk sanki değil mi?
O detayı hatırlamıyorum. Doğru, iki erkek.
Kız kardeşin yok mu dedi, yok dedik.
Birinci çocuk bütün riski, sıkıntıyı... Yani aslında ailenin bütün acemiliklerinin birinci çocuk üsteldiği için çocuk artık o kadar gelişiyor ki kendi başına ayaklar üzerinde durmaya başlıyor. İkinci çocuk da bir o kadar da el bebek, gül bebek büyütüldüğü için biraz geri kalabiliyor. Böyle bir tezi var.
Ben ama ikinci çocuk olarak bu tezi çürüttüğümü düşünüyorum. Abimler ne kadar benden daha zeki biri de olsa... Ömer. Ömer. Ulan bize de Ömer diyorlar ya. Bana Ömer diyorlar abi. Ömer yarın geliyor. Artık bir Ömer'imiz olacak.
Ömer Ömeroğlu.
Ömer Ömeroğlu. Kendisi bizim şirketimizde büyük bir rol oynuyor. Sosyal medyamızı, marketingimizi vesaire her şeyimizi o sağlıyor. Emre hocam geçenlerde avukat bir hanımefendiyle eğitim sistemiyle ilgili video çekmişti sağ olsun güzel videoları var. Çok teşekkür ederiz Sefa. Bizim müdavimimiz olduğun için, bizi izlediğiniz için toparlamamız gerekiyor.
Yani özetle ben aslında bu ev yatırımına girmeden önce kendimce bir yazıp çizmiştim. Ben mesela böyle düşünmeyi seviyorum. Ben işte ilişkilerimde de, iş hayatımda da hep yazarım, not alırım kendime. Artık da ekstiler yazıyorum.
Günlük gibi mi?
Günlük gibi değil. Yani özel, önemli bir şey varsa mutlaka onu kaçırmamak için ya telefonu hatırlatma koyarım ya da işte sürekli önemli şeyleri kendime not ederim. Ama hayati bir karar alacağım da işte bu bir ilişki gibi, yatırım gibi, yurt dışı yerleşim gibi bir şey olduğu zaman
İyi kötü şey mi yapıyorsun?
Evet, yani bir kağıdı ikiye bölüp artıları eksileri yaparım. Ben mesela Dubai'deki yatırım sürecinden önce böyle bir hesaplama yaptığım zaman o kadar çok artı olmuştu ki kendi adıma hesapladığım. Yani eksileri görmezden gelecek kadar çok sayıda artı vardı. Eğer Emre'de söylediği gibi işte yüzde on dediğimiz işte yirmi otuz bin dolarlık bir yatırım şeyi yapacak, ön ödeme yapacak. Ondan sonra da aylık ortalama 1500-2000 dolarlık bir kenara ayıracağınız rakam varsa yani gelirinizin dışında ayda 1500-2000 dolar ödeyebilecek bir ekstra geliriniz varsa hiç düşünmeyin, girin bir taneye. Nasıl olsa zaten 3 sene sonra teslim olduğunda kiracı kendi kendine ödeme devam edecek. Soru mu var? Yok, soru yokmuş.
O zaman çok teşekkür ederiz abi. Peki, emlak ofisi tercihinde yanılmamaları için bir şey hatırlatmak ister misin?
Şeyi seçin, V ile başla.
Burayı yani şey yapabiliriz. Gerçekten videonun sonunda bahsedebiliriz.
Bence gerçekten düşünenler, ciddi düşünenler gelsinler Dubai'ye. Yani Dubai'ye gelmek çok para değil. Zaten 20 milyonluk yatırım yapan adam için kalkıp 10 bin liralık uçak bileti problem olmamalı. Gelin, buradaki...
Oluyorsa bir problem vardır.
Ha?
Oluyorsa bir problem vardır.
Hani turistik için bile gelinebilir yani.
Gelir.
Dubai'ye vizenin sıkıntısı yok, vize almama derdi yok.
Evet, evet.
40 dolara herkes gelebiliyor. Gelin bir hafta sonu. Zaten yani genelde bu tarz emlak ofislerinin bir havaalanı karşılama, sizi şehri gezdirme hizmeti oluyor. Emre'den alın ya da bir başkasına önemli değil.
Yedirmesi, içirmesi oluyor.
Ama mutlaka bir tur yapın. Yani birkaç firmanın projelerini görün.
Ama birkaç farklı emlak ofisiyle gezilmesin bence.
Bence gezilsin ya.
Hayır ya. Bence bu çok büyük kafa karışıklığı ya. Bak gerçekten.
Hayır o öyle edersen reklam gibi olmuş olur. Hayır. Bence gezebilir.
Neden?
Çünkü günün sonunda kararı verecek olanlar onlar.
Evet ama şu var. Ya sen bir yerde yanılır ve o kararı o an verirsen ne olacak?
Kendileri bilir.
Geçmiş olsun abi. Dubai'de yaşamak amaçlı yatırım yapmak istersek tüm süreçte sizden destek alabiliyor muyuz?
Bana demeyin sana değil.
Kesinlikle evet. alabiliyorsunuz. Neden diyorum biliyor musun? Şimdi adam onunla görüşüyor, Emre'yle görüşüyor, Ahmet'le görüşüyor, Mehmet'le görüşüyor derken hepsi bir anda ona bir şey satmak istiyor. Benim öyle bir şeyim yok. Hani ben bir şey satayım mantığında değilim. Ama şimdi emlakçılar burada bir şey satmak istiyor. Bu adam bir emlak ofisinde çalışan Ve emlek ofisi ona diyor ki bak diyor al sana Buğra Balaban diyor. Bu adam bizim diyor formumuzu doldurdu. İletişime geçti. Buğra Balaban'a bir şey sat diyor. Matematik böyle çalışıyor burada.
Ama yani bu doğal bir şey.
Doğal bir şey tamam kesinlikle. Ama Buğra Balaban burada bir yıl boyunca olan birinin eline de düşebilir. Burada üç ay boyunca olan birinin eline de düşebilir. Burada bilmediği bölgeyi pazarlayan ama yıllardır olan birinin eline de düşebilir. Ya da Buğra Balaban Yani hiç adı sanı bilinmeyen bir projeyi çok güzel pazarlayan birine de düşebilir. Dolayısıyla yanlış karar verme ihtimali 5'te 3 şu anda, doğru mu? Ya da 5'te 4.
Yani ben yine de bu şekilde yönlendirmeyi doğru bulmam. Niye bulmam? Zaten burada kendini ispat etmiş... Ben mesela şu an bilmeyenler için söyleyeyim. Çok güzel bir ofis var Emre'nin. İçeride 15-20 tane şey var, danışmanı var kendisine bağlı çalışan. Hatta ben de arada bir Dubai'ye geldiğimde onun ofisini kullanıp oradan öğrencilerimle görüşüyorum, toplantılara katılıyorum. Arka taraftaki manzarayı şu an görmüyorsunuz ama gündüz manzaralar vardı. Yani kanalda baktığınızda gündüz çekimleri olacaklar. İnanılmaz güzel bir manzarası var.
Bunları niye gösteriyor?
Bu adamın iş yaptığını gösteriyor, para kazandığını gösteriyor. Zaten işini doğru yapmasa bu kadar bir şey olmazdı, çevresi, kitlesi olmazdı.
Eyvallah, evet. Gelmeden önce bence biraz bunu artık sosyal medyada her emlak ofisi bir şeyleri yaptığını gösterirken kesinlikle ve kesinlikle onların anlattığı bilgilendirme içerikli videoları izleyip tartmaları gerektiğini düşünüyorum. Bizim aslında YouTube'u açma sebebimiz buydu. Abi biz dedik ki insanlar geliyor şirket açıyor, insanlar geliyor ev alıyor, insanlar geliyor bunu yapıyor yani. Ve bunları yaparken de Türkçe konuşuyor. İngilizce bilmediği için tüm Türkler Türklerle iş yapıyor. Onlar da onları çok seviyor. Öpüyorlar. Ben de dedim ki biz öpülmeye karşı bir kanal açalım ve burada her şeyi anlatalım. Öyle de oldu. O yüzden çok kısa süre içinde çok güzel abonelere ulaştık. Bu canlı yayınları da devam ettiriyoruz bu vesileyle.
Ya bence dediğim gibi 20 milyon yatırımı yapmaya göz alan bir insan mutlaka bir bilet alıp gelsin. En azından bölgeleri geçsin. Yani ben mesela en çok orada kararsız kalmıştım. Marina mı, GVC mi, GLT mi? Downtown mu, Business Bay mi?
Ne? Yüzde 60. Maksimum kredi.
Yani bölge konusunda mutlaka kendiniz de gelin, görün, karar verin. O trafiğe girin, o çileği çekin. Yani Dubai'nin bazı bölgeleri var, ben bedava verseler yaşamam yani orada.
Business Bay, bunların başında... İlk geldiğinde Marine'yi çok sevmiştin.
Ben hala Marine'yi seviyorum.
Hala mı? Ama yaşar mısın orada?
uzun vadede yaşanmaz.
Değil mi?
Nasıl uzun vadede? Hani böyle evlenip çoluk çocuğa kavuşursan Marina yaşanacak bir yer değil. Zaten evlenip çoluk çocuğa kavuşanlar biraz daha böyle şeye doğru Dubai hisse doğru gidiyorlar. Yanlış mı biliyorum?
Doğru, doğru.
Şey ya da bir de ne gardında o? Bir şey gardım vardı.
Jumeirah Village.
Yok yok ben bir dönem yaşamıştım hatta. Bir şey gardens vardı.
Discovery Gardens. Orada yaşadın mı abi sen ya?
Ya bir dönemde öyle bir hata yaptım. Yapma ya. Ama tam böyle Türk aile şeyi gibi. Mesela 3 tane bina var. Böyle 1-2-3 bina çevirmiş. İçeride bir avlu var. Tubay'da ilk defa şeyi gördüm orada. Evlere çamaşır asıldığını orada gördüm. Kendimi çok sevdim.
Var orada. Orada var.
Çünkü genelde Arap aileler falan da oturuyor orada. Onlarda da bu kültür olduğu için yadırganmıyor.
Cem abi yayınımızı izlemiş. Cem Yılmaz selam söylüyor.
Hangi Cem Yılmaz?
Al.
Cem Cem'in ağa in the morning.
Göstereyim sana üstten geldi. Soru gelmiş. Evet canlı yayını yapıyoruz. Abi telefon dondu. Cem Yılmaz dedik telefon dondu. Bak aha gözükmüyor hiçbir şey.
Neyse ben özetle şiddete tavsiye ederim.
Cem abicim selamlar.
Bir mesajımı verebilir miyim?
Evet abi.
Çıkma amacımı.
Tabii ki tabii ki.
Yani Dubai'de yatırım yapmak istenenler mutlaka bir hafta sonu bir gün gelsinler iki gün. Burada misafir olsunlar, çevreye geçsinler. İşte Dubai Mall'e geçsinler. Ne bileyim, bir Dubai çikolatası yesinler. Yani şehri görüp, projeleri gezip, oradaki yaşama
dahil olup, ondan sonra bir... Künefe, şey, pistachio. Kunafa, pistachio.
Ben Dubai'de yaşamaktan çok mutluyum, çok keyif alıyorum. Özellikle İstanbul'da işte hava bozdu, fırtına çıktı haberleri görünce on yapıyorum hemen. Tabii öyle yapmıyorum, şakası şakası.
Yapıyorsundur sen.
Yok yok yapmıyorum. Ama yani İstanbul için de...
Ama rahat uyuyorsun gece böyle.
Ya ama şeyle alakalı, yani öyle bir rahatlık değil. Yani onlar üşürsün, gebersin, ölsün değil de. Yani burada şöyle bir rahatlık var. Mesela birazdan çıkacağız, işte tişörtleyiz 2 Mayı.
Ne yapacağız abi? Planımız ne mesela? Onu da merak ediyor olabilirler.
Söz verdim, masaja götürecektin.
Götürürüm canım, ne olacak?
Yani... Medikal masaj arkadaşlar.
Medikal masaj.
Böyle kötü değil.
Şey de çok güzel, Dubai Mall'ın içinde.
Mutsuz sonlu.
Mutsuz sonlu. Adını unuttum ama.
Medikal.
Yok yok, medikal deyip durma abi. Dikkat. Şey, şüphe çekeceksin. Neydi oranın adı ya? Ying Yang Spa. Chinatown'un içinde arkadaşlar. Gelirseniz mutlaka ve mutlaka gidin.
Ev alana masaj bedava arkadaşlar. Öyle bir promosyonu var.
Böyle promosyonumuz yok. İsteyenle iletişime geçerlerse sen sağ ol abi. Bu güzel yayın için tebrikler. Bir soru, stüdyo tipi dairelerde en yüksek getiri Airbnb sanırım. Yorumlarsanız sevinirim.
Bu balaban, akraba mıyız sanki?
Akraba değilsin. Orkun abi bizim çeşmedeki ofisimizin sahibi.
Ha öyle mi? Selamlar Orkun abi.
Ya burada şu an bu yayını izleyenlerin işte hani en az 8000 dolar cebinde parası var öyle bir şey.
Aylık geliri ya da.
Evet. Abi şöyle, bu soruya biraz ben sana sorayım. Sen Airbnb'de kaldın mı hiç stüdyoda?
Ben Airbnb'de kaldım. Airbnb'de yapıyorum hatta. Kendim Türkiye'deki evlerimde Airbnb yapıyorum.
Yok, Türkiye değil. Burada kaldın mı stüdyoda?
Kaldım.
Ne kadar para ödedin?
Ya bölgeye göre de şu mesela Discovery Garden'da kaldığım ev Airbnb'di. Günlüğü 40 dolardı.
Berbat ötesi bir yer orası ama ona rağmen. Ne zaman kaldın?
Geçen sene kaldım.
Hangi aylarda?
Mart, Nisan, Mayıs gibi kalmıştım. Mart, Nisan, Mayıs. Şöyle Discovery Garden'ın cazip olan şeyi, metroya çok yakın, orası bir cazibe. Bir de gerçekten şey böyle, hani sessiz, sakin, emekli semti gibi bir yer Discovery Garden. Ama biraz daha böyle Marina taraflarına geldiğinde günlük 100 dolar, 150 dolarları buluyor.
Şimdi bunu şöyle de cevaplamak gerekiyor bu soruyu. Hemen bakalım.
Ben mesela en son Eylül ayında geldiğimde Marina'da kaldım.
Ne kadar ödedin?
Bir haftalığına 600 dolar falan verdim.
Stüdyo daire miydi?
Yok, 1 artı 1 idi. O da diskant. Normalde 900 dolardı. İşte indirim yapılınca 600'e falan geldi, 700'e geldi.
Şimdi, uzun dönem mi kısa dönem mi sorusunun cevabı bence kesinlikle Airbnb'de stüdyo daire nasıl olsa yatılacak bir alan değil mi?
Ben stüdyoda kalmayı sevmiyorum açıkçası.
Sevmiyor olabilirsin ama şöyle düşün, cebinde para yok. Senin neye ihtiyacın var? Yatacak alana ihtiyacın var.
İşte Marina'da 1 artı 0 stüdyo daire mi yoksa Discovery Garden'da 1 artı 1 mi? Ben Discovery Garden'daki 1 artı 1'i tercih ederim.
Çünkü 1 artı 0 kasıyor, boğuyor beni. Peki, Discovery Garden'da 1 artı 1 mi yoksa JVC'de ya da JVT'de ya da Sports City'de yepyeni bir binada stüdyo mu?
Tabii ki.
JVC... Değil mi? Yeni bir bina.
Tabii. Çünkü onların mobilyaları da çok kullanılıyor. Zaten Discovery Garden'ın sıkıntılarından birisi o. Evler çok eski. Mobilyalar da eski.
Bu arada bak. Şu an JVC'deki ortalamalar.
Kira ortalaması.
Kira abi aylık. Aylık Airbnb. Bu da bu arada uygun oluyor artık o saatlerde. Öyle bakarsanız.
Görünmez ki.
Eyvah mesaj geldi. Gözüküyor mu? Yok.
Netleştirmen lazım.
Enes Bey ilgilenebilir miyiz?
Gözüküyor
mu? Tamam yani konu böyle demek istediğimiz şey şu Ekranı da gösterdik Sakalımız yok diye dinlenmeyebiliriz belki Mesela bir stüdyo Belgravia Tower'da Gayet hoş Bir ay boyunca kalmak istersen 9885 dirhem 110 bin lira Evet Normal
Normal Ama bu Dubai şartlarında normal.
Normal ama Türkiye'ye kıyasladığın zaman sen bu stüdyoyu 600 bin dirheme falan alıyorsun. 600-650 bin dirheme alıyorsun. Yap bakalım bir hesap.
Anladım.
Nasıl? Çok iyi bir getirisi var. Ve aylık verdiğinde hadi bu indirimli fiyatı ama bir ay boyunca vermişsin dolu. Önümüzdeki ay bu tekrar bunu yenileyecek muhtemelen.
Siz bu şeyi de yapıyorsunuz değil mi? Kiraladıktan sonra, şeyi sattıktan sonra kiraladıktan sonra.
Evet, evet. Yeşim'le falan da tanıştım. Ha evet Yeşim var, Hilal var. Onlar bu işi yürütüyorlar. Abu Dhabi özellikle hangi sentlerde yaşanabilir ve veya şurada yaşama dediğiniz yerler nelerdir? Neresidir? Abu Dhabi bölgesi biraz büyük bir şehir yani. Ada adacıkları var böyle. O yüzden Sadiat Island benim en çok sevdiğim yer. Cornish kısmı. Bir de hemen şehrin tam merkezinde bir deniz kıyısı kısmı var. O bölgelerde genellikle yerliler oturuyor ama çok eski binalar var. Yüksek binaların da olduğu bir bölge. Ben olsam orada yaşamazdım veya daha da şehrin dış bölgelerine çıkmazdım. En güzel yer bence Sadiat Island'dır. Sadiat Adası'nın orada aldarın yaptığı binalar var harika ötesi. kendi önünde plaja olan, hemen solunda Lourdes Müzesi, böyle bir alandan bahsediyoruz. Abu Dhabi'ye bence gidilmesi gerekiyor. Belki biz bu pazar günü gidebiliriz bu arada Abu Dhabi'ye.
Öyle mi? Gelmek isterim.
Bilmiyorum davet eder miyim?
Ben davet olduğu için söylüyorsun.
Yani istiyorsan gel abi ama sıkıcı olabilir senin için. Niye? Masa falan alacağız. Yani... Abu Dhabi'ye masa almaya gidiyoruz.
Ben Abu Dhabi'yi görmek istiyorum tekrar.
Bitmedin mi?
Bir kere fuara gittim.
Nasıldı?
Savunma Sanayi Fuarı vardı geçen sene.
Aaa hatırlıyorum sen gittiğinde.
Ona gitmiştim.
Punk fotoğrafı falan atıyordun.
Ama çok gurur duyduğumuz bir fuardı. Türk firmaları vardı. İşte Carsan, Otokoç falan onlar bir kocaman... Otosan. Şey yapmışlardı, Savunma Sanayi'ni Ayçeler yapmışlardı.
Aselsan.
Onlar vardı. Çok gurur duyduğum bir fuardı benim yani bir Türk olarak. Tekrar gitmek istedim. Turistik bir şey yapamadım. Orada güzel yerler var. Gidemedim çok.
İşte Ferrari World'e gidilebilir. Şegzayet Moskova'ya gidilebilir.
Evet.
Bu kadar. Başka aklıma gelmiyor.
Başka bir şey yok.
Müzeler var. Onlara gidilebilir. Böyle. Senin toplantın mı var?
Bir öğrencim yazmış da. Umarım. Ceyda diye bir öğrencim.
Ceyda'ya buradan selam ver. Abi çok teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim.
İyi ki böyle, bana bu arada dün sürpriz yaptın onlardan burada bahsetmek isterdim ama. Palmiye Adaları anlatıldığı gibi yaşaması en güzel yerlerden biri mi yoksa şişirme bir durum mu? Palmiye Adaları hakkındaki görüşlerini burada Uzmanına soruyorum. Kendisi Palmiye adalarını seven biri. Ne düşünüyorsun abi?
Ya ayda bir gidilir ama öyle yaşanacak bir yer değil.
Villan olsa yaşamaz mısın?
Yok. Villan olsa tabii ki yaşarım da orada bir şey alınmaz. Ben mesela Airbnb kiralarken bakmıştım Palmiye tarafına. İşte Dubai Marina'da mesela haftalığı 700'ken Palmiye 2500-2800 bir haftalık.
Daire mi?
Normal daire evet 1 artı 1.
Abi biz şimdi villa olursa bambaşka bir hikaye ama.
Öyle de yani şimdi az önce konuşmamın başında dedik ya insanların hayalleri vizyonları kadardır. Benim hayalim ona yetiyor yani.
Öğretmen hayali diyorsun.
Villa yani öğretmen, memur hayali benimkisi. Çok yukarıya çıkamıyorum.
Bence yaşanılır bir alan. Şişirme bir durum yok çok fazla Palmiye Adası'nda. Bence gayet geçerli, güzel. Palmiye'de evin var demek güzel bir şey.
Ya işte Palmiye'de evin var diyebilmek için
de O palmiyeyi yaşaman lazım.
La Casa De Papel yaşamak lazım yani.
Yok ya 15 milyon dolar falan.
Bir şey değil canım. Abi o kadarsa ben alırım ya.
Ya 15 milyon dolar ne demek abi?
Elinin kiri ya ne olacak.
Senden, benden, ondan, bundan bir şekilde 3-4 kişi ya da en kötü ihtimalle 15 kişi bir yere geldiği zaman.
Öyle yapalım 15 kişi bir villaya girelim o zaman.
E tamam.
Sonra şey gibi devrimlik gibi. Her hepimiz bir ay.
Sen çok gelmiyorsun zaten.
Tamam. Bana şeyi verin. Mart ayını verin.
Sefadan da 8000 dolar alalım. Palmiyadaları güzel. Çok teşekkür ediyorum. Sizlere de teşekkür ederiz. Çok güzel sorularınız için bu canlı yayınları devam ettireceğiz. Güzel bir haber geldi rejiden. Enes Bey. 15 dakikamız mı kaldı? 10 dakika mı? Hemen şimdi bir reklam giriyor. Pardon. 10 dakika sonrasında 10-15 dakika sonrasında İzmir Çeşme'deki gösterdiğimiz bir villamız Youtube videosu olarak yayında olacak. İzlemenizi isterim. Kaçırmamanızı isterim. Sizlere sevgilerimizi iletiyoruz. Canlı yayınlarımız için buradaki hesaptan bildirimleri açarsanız orada bir zil var. Abone olun hemen yanı başında. Ve beğenme tuşu var. Beğenme tuşuna basarsanız çok mutlu oluruz. Saygı değer, sevgi değer Buğra abim, Boğaziçi mezunu, İngilizce öğretmeni, birebir İngilizce, dünyanın her yerini gezmiş, yatırımcı, iş insanı. Buğra Balaban bizlerdeydi. Abi yapmamız lazım şimdi, sen bize o kadar şey söyledin. Şaka bir yana gerçekten çok teşekkür ederim abi, harika bir insansın. Bu anlamda da seninle böyle iş konuşmayı, bir şeyleri tartışmayı seviyorum. Siz de kendinize iyi bakın, dikkat edin. Çok teşekkürler. Buğra Bey'i, Buğra... Hepsi Buğra'da. Değil mi?
Instagram adresi mi?
Hepsi Buğra'da.
Ya bir şey çıkmış. Bir şey, bir marka çıkmış. Hepsi Buğra'da diye. Beni taklit ediyor. Fark ettiniz mi? Öyle bir şey var yani.
Öyle bir şey var. Ve çok iyi. Hepsi Buğra'da kullanıcı adıyla.
Takip eden ilk 3 kişiye İngilizce eğitim veriyoruz. Hadi bakalım.
Veriyor musun?
Veriyorum.
Tamam. Sefa kaçırma Sefa. Sen onu 2000 dolara satarsın.
Sefa'nın İngilizcesi vardır zaten.
Bence de vardır. Havacılık okuyor. Bebişi bizler için öpün. Ailenize selamlar. Çok güzel insanlar bizleri izliyor. Harun Bey size de teşekkürler. Kendinize iyi bakın. Hepsi burada. Emre Ömeroğlu. Hepsi burada.
Hoşçakalın.
Kendinize iyi bakın. Bay bay.
More from Ömer

DUBAİ'DE OTO SANAYİ AÇMAK: Barış Yalmancı ile Sanayi Turu, Lüks Otolar ve İş Kurma Hikayesi









