Being a Pioneer in the Modern Age | Ozan SÖNMEZ | TEDxBornovaAnadoluLisesi

Ozan Sönmez traces pioneering from the California Gold Rush through Silicon Valley, showing how Leland Stanford's tragedy built the university that incubated Moore, Shockley, and Kleiner. He argues pioneers aren't inherently virtuous: progress brought exploitation, racism, and inequality alongside innovation. His mentorship program pushes the next generation toward profit with social and environmental responsibility.
Chapters
Alkışlarınızla Ozan Sönmez! Herkese selam. 25 senelik bir ceketle karşınızda olduğum için çok mutluyum aslında. 97 mezunuyum. Babam ön sıralarda. 67 mezunu, kardeşim aramızda değil ama 2002 mezunu. Bayağı ailecek bir ballı cemaat olarak gelmiş durumdayız. Ben böyle çok hareketli olacağım, şunu da bir saygıdan çıkartmam lazım yoksa pişerim ben. Herkese merhaba. Şunu da bozayım. Süper. Size iki, belki üç noktada hayatınızın geri kalanında... Işi yarayabilecek birkaç tane ufak tüyo vermek için buradayım. Birincisi aslında bu toprakların mitolojisiyle alakalı, hepinizin belki de bildiği Midas. Şu arkada diz çökmüş Dionysos'tan yardım isteyen Kral Midas. Bu toprakların çocuğu, Lidyalı, Ankara'lı, hani Ferigordiyonlu. Diz çökmesinin sebeplerinden bir tanesi de kendi hayatı için çok kritik bir şey istiyor. Dionysos'un bir üstadını, bir mentorunu ağırlamış, kaybolmuş adam. Adam da diye aslında bir satır. Yarı insan, yarı tanrı. Dionysos'tan da, ben senin bu mentorunu ağırladım, hadi bana da artık bir şeyler ver diyor. Dionysos da, dile benden ne idlersen diyor. Şimdi birinci hikayemiz bu. Birisi size çıkıp da dile benden ne dilersen derse o dileyi düzgün düşünün, iyi düşünün. Çünkü gerçekten gerçekleştikten sonra geri dönüşü olmayabilir. Midas'ın Dionysos'tan ne dilediğini bilen var mı önünüzde? Her dokunduğum altın olsun diyor. Şimdi ilk başta çok akıllıca geliyor, ondan sonra mutlu bir şekilde yere gidiyor. Tutuyor, her dokunduğu altın sonra başına geliyor. Güllere dokunuyor, güller altın oluyor. Kızı geliyor diyor ki, ya baba ben artık bu güllerden hiç müzevkalımacağım. Yok kızım olur mu öyle şey diyor, kızına sarılıyor. Kıza altın oluyor ve ondan sonra da Allah'ım ben ne ettim, ben ne yaptım bu tanrılarla uğraşılır mı diyor. Şimdi birinci hikayemiz biraz bu. Özellikle sizden daha önde olan, öncü dediğiniz insanlardan bir şey istiyorsanız istemek için gönüllü oluyorsanız onların bir bedeli olduğunu düşünmeniz lazım. O bedeller yarın öbür gün size kanter gözyaşı olarak gelebilir ya da Midas'ta olduğu gibi aslında çok değerli gibi gelebilir ama başınıza iş yaşayabilir. Midas sonra bir tevatür var ki oradan kurtuluyor ve kendisini özel bir nehirde yıkıyor ve artık o nehir altın akar oluyor. Bu toprakların, bu coğrafyanın zengin olmasının sebeplerinden de bir tanesinin olduğu söylüyorlar. Altın aslında enteresan bir malzeme. Bulanlar başlarına gerçekten çok iş açmışlar. İlk öncü dediğimiz gruplar aslında, bu akarsa, ilk öncü dediğimiz insanlar burada gördüğünüz 1849'larda bu altın derdini başımıza açan insanlar. Zenginleşmek isterken bambaşka bir coğrafyaya gidiyorlar. Coğrafyada Amerika'nın batı kıyısı. Başka hiçbir şey yok. Yerliler var ve epi topu 3 bin 4 bin kişinin olduğu bir bölge, Kaliforniya. Oralarda kendilerine bir hayat kurmaya çalışıyorlar derken biraz önce gördüğünüz beyefendiler bir tanesi altın buluyor. Aman diyor sakın kimseye söyleme yoksa başımıza iş açılır diyor. Tabii ama iş işten geçmiş oluyor ve altını hücum başlıyor. Altına hücum birazdan bağlayacağım. Bugün cebinizde kullandığınız cep telefonlarına kadar gelen uzun bir inovasyon ve uzun bir girişimcilik yolculuğu başlatıyor. Kaliforniya'nın özellikle San Francisco'nun, Körfez bölgesinin zenginliğinin kökenleri aslında orada ama sadece zenginliğin değil düşünce biçiminin de kökenleri orada. Altını... Bulanlar kazanmıyor. Altını bulmak için Kaliforniya'ya akın eden dünyanın her yerinden gelen insanlar aslında kazanmak için uğraşıyor. Fakat parayı en çok kazananlar o gelenlere kürek, kazma, tahta, kıyafet satan diğer ticaretler olmaya başlıyor. Dolayısıyla o bölge inanılmaz zenginleşiyor. Bölge zenginleştikçe daha fazla hizmetin, daha fazla malzemenin gelmesi gerekiyor. Ve onu da yapmak için en çok ihtiyaç duyulan şey demir yolu. Ve demir yolları ortaya çıkıyor. Aslında Amerika kıtasının bir ucundan diğer ucuna bağlanmasının sebebi mal ve hizmetlerin onları karşılayabilecek insanlara ulaştığıma mevcudiyeti. Yoksa Amerika bizim bildiğimiz, bir sürü televizyon dizisinde gördüğümüz Wild Wild West. Yerlilerden başka, kızılderilerden başka hiç kimsenin olmadığı çok verimli topraklar. Ama ne zamanki demir yolları bağlanıyor ve ne zamanki bu ortada gördüğünüz kırmızı ile işaretlediğim beyefendi, Leland Bey, soyadını da söyleyeceğim şimdi, o demir yollarını birbirine bağlıyor, zenginlik bütün ülkede yaygınlaşmaya başlıyor. Fakat bu beyefendi de küçük bir şanssızlık, çok küçük değil, gerçekten şanssız bir hayat oluyor. İnanılmaz zenginleşiyor. Ve evleniyor, bir çocuğu oluyor. Zenginliği sayesinde yapabildiği şeylerden bir tanesi seyahat etmek ve Avrupa'ya seyahatlerinden bir tanesinde ne yazık ki oğlunu kaybediyor. Oğlunu kaybetmesi aslında dünyanın geri kalanına inanılmaz bir miras bırakıyor. Çünkü oğlunu kaybettikten sonra Kaliforniya bölgesinde Leland Stanford Junior adını verdiği bir üniversite kuruyor. Bugünkü Stanford Üniversitesi'nin kuruluşu bu. Peki bu Stanford Üniversitesi niye bu kadar önemli? Çünkü Stanford Üniversitesi olmasaydı yani Leland Stanford'ın oğlu ne yazık ki hayatına veda etmeseydi ve o üniversite kurulmasaydı o üniversite bundan 100 sene sonra Tormund Hoca gelmemiş olacaktı. Tormund Hoca İnanılmaz iyi bir mühendis ve ekonominin gelişmesi için ticaretleştirilmesi mümkün teknolojiler arayan, kendi çalışanlarına da öğrencilerine de onu anlatan bir insan. Tormund Hoca savaştan önce bu üniversitenin içinde bir fakülte de, mühendislik fakültesi görev alıyor. Herkesi yeni şeyler bulmak için itelemeye başlıyor. O da o kültürden geliyor. Gidin yeni şeyler bulun, korkmayın. Burası yeniliğin merkezi. Burada insanlar başarısız oldukça başarılı olmayı öğreniyorlar kültürünü. Kendi öğrencilerine aşılıyor. Öğrencilerinin iki tanesi bizim hepimizin bildiği Hewlett Packard'ı kuruyorlar, HP'yi kuruyorlar. Ve orada gerçekten büyük bir teknoloji devrimi başlıyor. Bir önceki slide'daki diğer bir efendi, William Shockley'de fizik Nobel'i sahibi, transistörü bulan insanlardan bir tanesi. Thormund Hoca, savaştan sonra savaşın kazanılmasında inanılmaz rol oynayan iletişim teknolojinini, radyo teknolojinini kuran insanlardan biri olan Thormund Hoca'yı da San Francisco'ya getiriyor. Ve Stanford'da, Stanford'ın yanında bir araştırma parkında çalışmaya başlıyorlar. Savaştaki zenginlik, Amerikan'ın onu kazanması, ondan sonra ortaya çıkan teknoloji evriminden sonra da şaklı hocanın yanından... 8 tane birey ayrılıyor. Sevmedikleri bir çalışma ortamı olduğuna inanıyorlar ve diyorlar ki biz kendimiz artık bir şeyler yapmak istiyoruz. Bu araştırın muhakkak, YouTube'da da bir sürü kaynak var. Bu 8 insan aslında bizim şu anda bildiğimiz yeni teknoloji devriminin mucitleri ve burayı destekleyen insanlar. İki tanesi bunların Gordon Moore ile Robert Noyce, Intel'i kuruyorlar. Ve Intel aslında şu anda silikon vadisi dediğimiz şeyin adının içindeki silikonun kullanılmasını bulan insanlar. Elektronik devriminin içine silikonu yerleştiren ve silikon vadisi dediğimiz teknoloji çağının, teknoloji Mekke'sinin ortaya çıkmasındaki iki önemli isim bu. Daha önemli iki isim belki de Don Valentine ile Eugene Kleiner. Şu an Apple kullananlar var mı? Bir kısmınız. Samsung kullananlar var, Apple kullananlar var, zaymıcılar var. Eğer Steve Jobs'la alakalı da Apple'la alakalı bir şey seyrederseniz muhakkak görürsünüz. Steve Jobs garajda dururken Steve Wozniak'la yanlarına bir adam yaklaşıyor ve diyor ki siz burada güzel bir şey yapıyormuşsunuz. Ben size bunu ileriye götürmeniz için para vereceğim diyor. Para veren adam Don Valentine. Google. Çok güzel, hepinizin cebinde diğer işletim sistemi olarak Google kullanıyorsunuz. Google'ın ortaya çıkması için ilk yatırımı yapan insanlardan bir tanesi Eugene Kleiner. Kleiner Perkins. Buraya kadar aslında çok belki bilmediğiniz enteresan bir hikaye. Altın bulunuyor, zenginlik oluyor, oradan demir yolu bağlanıyor, adamın çocuğu ölüyor, ondan sonra bir üniversite kuruyor, ikinci üniversite falan filan. Bunlar teknoloji öncüleri. Şu an kullandığımız, günlük hayatımızda kullandığımız birçok teknolojiyi yaratan şirketlerin ya kurucuları, ya teknolojilerin mimarlığı, ya destekten yatırım yapan insanlar. Peki bu insanlar mükemmel mi? Bu insanlar bizim hayatımıza bu kadar büyük etki bıraktılar ama başka ne yaptılar? Nasıl öncülükler yaptılar? İki tanesinin örneğini vereceğim. Şaklı... Ari Irk teorisinin yani nazilerin savunduğu ve üzerine bir ikinci dünya savaşı inşa ettiği bir soykırım inşa ettikleri Ari Irk teorisinin en önde gelen bilim destekçilerinden bir tanesi. Birçok makale yazmış özellikle siyahi Irk'ın niye daha zayıf ve gönüllü olarak sterilize edilme programları yaratılmasıyla alakalı çalışmış bir insan. Leland Stanford, kendi demir yollarını kurarken ucuz işçi olarak yüz binlerce Çinli ve Asyalı kullanırken, Kaliforniya'nın valisi olduğu zaman, Kaliforniya'ya Kaliforniya'la aittir, burası Beyazırka aittir, hatta kendisinden daha önce gelenler gibi Kızıldereli'nin bile varlığını reddeden, Kesinlikle Kaliforniya'da beyazlardan başka bir ürün olmaması gerektiğini savunan bir insan. Şimdi ilk başta ne diyorduk? O adamlar öncü bu adamlar olmasaydı ne yapardık? E şimdi ne diyoruz? Bu adamlar aslında başka şeylerin de öncüsü olmuş. İkinci ders biraz da bu. İnsanlar bir alanda çok uzman olabilirler. Bir alanda hatta son 200 senedir baktığınız zaman dünyayı değiştiren şeylere yol açmış olabilirler. Fakat o insanlar, o insanların yanında çalışanlar ya da o insanlarla birlikte olanlar, onları yüceltenler eğer kiminle gerçekten mücadele ettiklerini, kimi gördüklerini, onların arka yüzlerini anlamak için vakit harcamazlarsa ya da bu insanların arka yüzlerini görmelerine rağmen onlarla beraber çalışmaya devam ederlerse dünya çok da iyi bir yere gitmeyecek. Aslında bir alanda öncü olmak, teknoloji bulmak, silikon vadisini keşfetmek... Ya da herhangi bir alanda sizin hayatınıza dokunan bir şeyle ilgili bir emek harcıyor olması insanların gerçekten dünyanın geri kalanına faydası olduğu anlamına gelmiyor. Öncüleri iyi seçmek lazım, öncüleri iyi değerlendirmek lazım. Her insanı yaptığı işlerle değerlendirirken bütüncül bakmamız lazım. Çünkü artık hepimizin kabul etmek zorunda olduğu şey dünyayı teknolojiyle kurtaramıyoruz. Getirdiğimiz yerde, silikon vadisi dediğimiz yer, dünyanın birçok alanında silikonun ortaya çıkması, teknolojinin ortaya çıkması için çevrenin yok edilmesi pahasına bunun ortaya çıkmasını görüyoruz. Silikon vadisinde bile artık zehirli bölgeler var. Dünyanın her yerinde zehirli bölgeler var. Bir yerde teknoloji bizim hayatımızı kolaylaştırdı ama bir yerde de bunun bir bedeli var ve biz bugüne kadar o bedellerin çok farkında değildik. Bundan sonra siz bunun farkında olmak zorundasınız. Çünkü eğer farkında olmazsanız, benim farkına varmam da baya vakit aldı. San Francisco'ya gidene kadar ve bunları anlayana kadar çok da farkında olduğumu ben de söyleyemeyeceğim. Ama elime lightsaber almadan önce de bu konularla alakalı bir şeyler düşünüyordum. Yoda şapkası takıp koşturmadan önce de bu konularla alakalı bir şeyler düşünüyordum ama ne zaman oraya gittim ve dünyanın ne kadar hızlı değiştiğini gördüm. Türk girişimcilerin, Türk şirketlerin orada ne kadar hızlı büyümeye çalıştıklarını gördüm. Ve o zaman biraz da endişelenmeye başladım. Çünkü dünyanın geri kalanında belki de hepinizin aklında ''Aha ben de Stanford'da okumak istiyorum, San Francisco Silicon Valley'sinde çalışmak istiyorum.'' diyen insanların bir yandan da bu manzaraları görmek zorunda olmasına şaşırdım. Burası San Francisco'nun devlet binası, valinin önü. Ve o gördüğünüzde mavi arabalar, Tesla'lar değildi. Onlar evsiz insanların, özellikle korona döneminde gene birbirinden ayrı olsunlar diye en azından devlet dairelerinin önüne konmuş çadırları. San Francisco dediğiniz yer, Silikon Valisi dediğiniz yer eşitsizliğin çok önde gittiği bir yer. Twitter'ın, Uber'in merkezinin altında onlarca, yüzlerce evsiz insanın yaşadığını görüyorsunuz. Ve oraya gidip bunları gördüğünüz an bu zenginliğin herkese yayılmadığını gördüğünüz an üzülüyorsun. Herhangi bir şekilde. Hele burada okumuş bir öğrenci olarak, burada bir vicdan sahibi olmuş bir öğrenci olarak bunlara kayıtsız kalman benim mümkün değildi. O yüzden de öncülerle alakalı bir şey yapmamı istediğinde ilk başta bunu size anlatmak istedim. Gördüğünüz her şey muhteşem. Hepinizin hayatında Instagram, TikTok, Twitter... Facebook bunlar evet var ve hayatınızı kolaylaştırabilir ama bunları nasıl kullanacağınız çok önemli. Dünyanın gelir eşitsizliğinin en kötü olduğu bir dönemde yaşıyoruz. En alt yüzde elli dünyadaki varlığın yüzde ikisine sahip. En üst yüzde on dünyadaki varlığın yüzde... En üst yüzde bir dünyadaki varlığın yüzde ellisine sahip. İnanılmaz bir gelir eşitsizliğinin olduğu bir dönemdeyiz. Ve bu gelir eşitsizliği giderek artıyor ve Türkiye'de bunu çok görmüyor olsak bile hele İzmir'de dünyanın geri kalanında çok daha bizden kötü durumda olan insanlar, bizden çok daha kötü durumda olan ülkeler ve bireyler var. Burada öncülük kavramı ortaya çıkıyor. Biz artık sizleri desteklerken, ben bir mentor olarak, bir program yaratıcısı olarak sizleri desteklerken, sadece gelirlerinizi arttırmak ve refah seviyenizi arttırmak değil, bütüncül bakıp dünyanın geri kalanıyla alakalı ne yaptığınızı sizlere düşündürmek zorundayım. Çünkü eğer siz bunları düşünerek yarın öbür gün hayatınıza atıldığınızda... Yeni şeyler yapmazsanız bunu bizim değiştirmemiz çok mümkün değil. New Pioneers'a gelmeden önce şurası da çok kritik. Hep bahsediyoruz ki küresel iklim değişikliği, iklim krizi dünyanın en zengin %10'u karbon emisyonlarının %48'inden sorumlu. Sadece ekonomik bir gelir eşitsizliğinden bahsetmiyoruz. Çevresel bir gelir eşitsizliği ve... Dünyanın sonunu getirecek bir dengesizlikten bahsediyoruz. O yüzden sizden istediğim, yapmanız gereken şey, çoğunuzun zaten şu anda yapmaya gayret ettiği şey, her ne seçerseniz seçin kariyerinizde, sadece kendinizi düşünmeyin. Yeni öncüler olmanız lazım. Dünyayı geldiği yerden daha iyi bir yere götüren öncüler olmanız lazım. Ve bunu yaparken de burada öğrendiğiniz vicdan... Burada öğrendiğiniz bilgiler ama en çok da burada edindiğiniz arkadaşlıklarla bunu yapacaksınız. Ben ne yapıyorum bunları desteklemek için? Aslında şu an aranızda olan bu eğitimi alan birçok arkadaşınız var. Arada arada sorarsınız eğitimin ne olduğunu. Bona Onda Üniversitesi Mezunlar Derneği Yönetim Kurulu üyesi olarak BALEV'in de destekleriyle BAL öğrencilerinin katılımına açık. Liseli bal öğrencilerin katılımına açık bir girişimcilik ve inovasyon kampı yapıyoruz. Şu an aslında ortasındayız. Bu devam edecek inşallah. Burada anlatmaya gayret ettiğimiz konular, girişimcilik ve inovasyonun nasıl sadece kar amacı ve gelir amacı gütmek zorunda olmadığı, aynı zamanda sosyal problemlere çözüm bulmak için yeni teknolojiler geliştirip, buradaki problemlere çözüm bulacak yeni teknolojileri insanlarla birleştirmek için bir araç olduğu. Girişimcilik ve inovasyon hayatımızda hep olacak. Bunu silikon vadisi sayesinde hayatımız artık değişinmez bir yerde. Fakat bundan sonra gitmemiz gereken yer, işin sadece silikon vadisindeki gibi kar amacı ve büyüme amacı ve zenginlik amacı olarak değil, aynı zamanda dünyanın geri kalanına bir refah dağıtma aracı olarak da kullanılması olacak. Buradaki öğrencilerime hem bu derse katıldıkları için, hem de beni buraya davet ettikleri için... Çok teşekkür ederim.
More from Ozan

Your biggest client could become your biggest threat. #mrozansonmez #podcast #businessreimagined

Miniseries: Startup Mind, Corporate Grind – Episode 2: The Founder’s Worldview

That stable corporate job you think you have? It's not real. ⏰ #mrozansonmez #podcast

Why Brands Fail to Connect with Young Adults Today #mrozansonmez #cryptocurrency






