Güler Legacy Yaz Kampları 2019 | Irmak Kazuk Söyleşisi

Sinan Güler and journalist Irmak Kazuk discuss Turkish basketball, the 2010 World Championship, and balancing elite sport with university education. Kazuk moved from NTV to YouTube and TikTok, building a digital presence while covering the sport. Both emphasize discipline and how athletic skills transfer to life beyond the court.
Chapters
Farklı dönemlerde, farklı güzel sebeplerle röportaj yapmış olmak ve keyifli ortamlara girmek güzel oldu. Benim için de belki ırmak içinde basketbolun en önemli zamanları 2010 Dünya Şampiyonası. Ve 2010 Dünya Şampiyonası'nda izlemiş olanınız varsa maç sonralarında ki röportajlarda genelde... Biz formayla zıplarken ırmak da bize dahil olup takım ibiseyle zıpladık bizim sevincimize ve bizim sevincimize katılıp sizinle paylaşabilecek ortamları yakaladık. Bugün de geldiğimizde belki de arkadaşım diye söylemiyorum ama spor dünyası içerisinde günün ihtiyaçlarını, günün trendlerini en iyi şekilde takip edip hem kendini yol çizmeye çalışan hem de sizinle daha da güzel içerikler paylaşmaya çalışan bir arkadaşımız. Hatta kendisiyle de şimdi de daha yeni konuşuyoruz neler yapabiliriz diye ileriye dönüp benimle milli takım sürecimin tamamlanmasıyla beraber hatta bir konu üzerine konuşuyoruz şu anda. Umuyoruz ki zaten bu arkadaşımızın destekleyeceği işler daha güzel olur.
Tabii yani şimdi şöyle bir aslında size burada Şimdi burada biz konuşsak saatlerce konuşabiliriz. Ben saatlerce yaptığım işleri anlatabilirim ama hani burada daha küçük böyle daha hap gibi bir mesaj vermek adına hani ben kendi adıma şunu yaptım. Burada hepinizin gözünde de bir şekilde sonuçta basketbolu sevdiğin sadece Sinan'ın burada organize ettiği bir spor okuluna katılmaktan ziyade sonuçta hepinizin eminim ki bir hayali var. Hepinizin bir hedefi var. Bu basketbolun neresinden... Olursa olsun bence zaten burada olmak çok çok değerli bir şey. Yani geleceğe dair söylüyorum. Ve ben hayatım boyunca da aslında bunu yaptım. Bir yerden sonra fark ettim ki ben hangi yoldan gidersem gideyim, hangi kapıdan geçersem geçeyim, hangi kapıdan çıkarsam çıkayım, hangi köşeyi dönersem döneyim bir şekilde basketbol benim hakikaten bir şekilde karşıma çıkıyordu ve ben orada fark ettim ki benim aslında içten içe kurduğum, hep baştan beri hayalini kurduğum şey bir şekilde basketbolun bir yerinden tutabilmekmiş. Ve ilk başta bilinçsiz bir şekilde dediğim gibi tesadüfler sayesinde ama belli bir noktadan sonrasında işte bahsettiğim şeyi fark ettiğimde yani andan itibaren yani basketbol benim spor ama özellikle basketbol benim hayatımın bir şekilde merkezine odaklamam koymam gerektiğini fark ettiğim andan itibaren de hayatım aslında ona göre şekillendi. İşte basketbol muhabiri olmam. Öncesinde zaten basketbol geçmişimin olması, basketbol muhabiri olmam, o basketbol çevresi sayesinde, basketbola olan ilgim sayesinde bir şekilde MTV gibi çok güçlü bir kurumun çatısının altında bir şeyler üretebiliyor olmak benim için çok çok daha değerli oldu. Yaptığım iş çok daha anlamlı hale gelmeye başladı. Buradan da size söyleyeceğim aslında hakikaten hayallerinizin peşinden koşun. Bu eminim ki şu anda zaten dediğim gibi basketbol sevginizden dolayı buradasınız. Onun peşinden koştuğunuz takdirde ve hiçbir zaman peşini bırakmadığınız takdirde ama hayallerinizi de iyi şekillendirmeniz gerekiyor burada. Bence istediğiniz yerlere, istediğiniz başarılara, istediğiniz ortamlara, imkanlara ulaşmanız çok çok daha kolay olacaktır diye düşünüyorum.
Yani çok güzel bir şey anlattın. Sporculara da bahsetmeye çalıştığımız konulardan bir tanesi sporculuğun, sporun içinde olmanın verdiği avantajları hayatın her yerinde kullanabilecek imkanlar görebilme. Burada bir noktada hayatlarımızın ayırdığı şeyin içerisinde basketbola benim devam ettiğim bir ortam varken belki farklı yöne de geçebilirdim. Aynı şekilde ırmak içinde basketbolda da bir yol çizilebilirdi. Hayal kurgulamaktan çekinmemek, hayallerinizin peşinde koşmanın en önemli olan konusu dediği gibi sevdiğiniz şeyin peşinden koşmaya devam etmek ve onun üzerine çalışmak. Ve de bilin ki burada öğrendiğiniz, bu yaşlarda öğrendiğiniz her şey sizin hayatın herhangi bir noktasında ileride çok daha farklı katkıları ve geri dönüşleri olacaktır. Sizin bu arada sormak istediğiniz şeyler varsa... Hem ırmağa hem bana sohbeti ilerletip daha da farklı şekilde konuşabiliriz.
İstanbul Teknik Üniversitesi, ya şöyle o dönemler biraz daha asansör takım tabiri vardır bilmiyorum biliyor musun ama hani yukarılarda var olmaya çalışan yani birincilikte var olmaya çalışan o zaman birincilikti şimdiki gibi süperlik değildi. Ama zaman zaman imkansızlıklardan dolayı ikinciliğe düşen fakat yeniden kendi vakfının desteğiyle, iyi bir yapılanmayla bir üst lige çıkan ve yeniden oralarda var olmaya çalışan bir takım ya da kulüp hüviyetindeydi. Şimdi de galiba biraz daha, özen dersem alt lüksüler değil mi? Biraz karışık. Çünkü hem bir takım vardı hem bir takım vardı. Şimdi genel basketbol dünyasına baktığınızda Güler ailesi aslında. Sinan'ı, Necati abi, Muratçın'ı da ben üçünde birbirinden açıkçası ayırt etmiyorum. Bunda birlikte hep beraber büyümüş olduk.
Sen şimdi abimi daha çok seviyorsun.
Yani şimdi oralara girmeyeyim. Hakikaten şaka bir yana yani basketbol dünyasında zaten parmakla gösterilecek düzeyde çok düzgün karakterler, çok düzgün profiller. Sadece spor tipi anlamda değil. Belki spor hayatı şöyle bir şey, Sinan Amerika'ya gitti geldi, aslında kariyerinin ortasından sonra bir vites yükseltme durumu oldu. Onu da yapamayabilirdi. Onu da yapamayabilirdi ama Sinan'ın genel profiliyle, genel duruşuyla, karakteriyle ilgili herhangi bir şey bence ne bende ne de basketbol dünyasında değiştirecek bir şey. Çünkü hem kafa yapısıyla, hem vizyonuyla, sahadaki duruşuyla... Evet, performans da tabii ki bunu çok destekleyici bir şey. Ama komple bu resme baktığımızda Murat Can da buna dahil. Ve Necati abi de zaten yani hani sonuçta Sinan da burada bunu yapıyorsa, Murat Can da hani kariyerinde benzer şeyleri yaptıysa, sonuçta Necati abinin sergilediği rol modelinde fazlasıyla payı var. Üçü de çok değerli isimler. Aynen, ben NTV'den ayrılılı bir 3,5 sene civarı bir şey oldu galiba zannedersem. NTV'den ayrıldığımdan beri de, aslında NTV'den ayrılmadan önce bir şekilde dijital dünyada yani YouTube odaklı ve yurt dışında işte... Markaların, kurumların, sosyal medya hesaplarında üretilen içerikleri çok fazla izledim, çok fazla gözlemledim. Onların bir kısmını ben NTV'deyken de aslında hayata geçirmek istiyordum ama sonuçta bizim ülkemizdeki televizyonlarda o tarz fikirleri hayata geçirmek çok kolay olmuyor. Zamanında yapamadım, hayata geçiremedim fikirleri. Şimdi dijitalde kendi imkanlarımla ya da işte markalarla işbirliği yaparak ya da federasyonlarla ortak bir... Faydada buluşarak onları hayata geçirmeye çalışıyorum. Son dönemde biraz daha ağırlık verdiğim bir YouTube kanalım var. Kendi adımı taşıyan Irmak Kazık adı altında. Az önce arkadaşımız söylediği TikTok'a içeriği şu anda biraz daha lokomotif gibi duruyor. İşte bu gibi şeyler dijital taraf... Evet evet tabii tabii mesleğimle alakalı. Yani şöyle mesleğimi... Seviyorum. Yani çok zorluğu var. Yani dışarıdan gözüktüğü gibi çok da değil. Ama çok da mesleğimden uzaklaşmak da istemiyorum. Sadece ülke sınırları içerisindeki o kalıpların dışına biraz daha çıkmak gerektiğini düşünüyorum ve hissediyorum. Onları da biraz daha YouTube tarafında, dijital tarafta... Anladım ki zaten burada herkes bir şekilde dijitali YouTube'u takip ediyor herhalde. İşte programın adını söyleyen var, işte TBT Show'a çıktın diyen bile oldu yani. Multiple layer'ı soran oldu. Oralarda bir şeyler yapmaya çalışıyorum.
Sen soruyordun bir şey değil mi?
Nerede?
Dur dur. Tabii. Yani neden devam ettiniz veya bir şeyiniz sebebi oldu mu?
Yo, ya şöyle oldu. Şimdi Bilgi Üniversitesi'nde işte basketbol bursuyla okuyordum ben. Ve şimdi şu andaki burs sistemi nasıl bilmiyorum. Okullardan okula değişiyor herhalde. Ne kadar yüzde kaç verdiği, onun şartları...
Sporcu bursu yüzde elliden başlıyor.
Yüzde elli... Ama yine herhalde eğitimde de bir aksaklık olduğu takdirde etkileniyordur diye düşünüyorum. Aynen.
Eğitimde de ileriye yani yüksek seviyede bir eğitim geri dönüşü sağlıyorsan o da galiba totalinde yüzdesi 75-80'e kadar bir burs imkanı sağlıyor özel okullar diyebiliyorum.
Yani orada şimdi ben onu niye sordum? Şöyle şimdi ben zamanında işte yüzde 75 burs almıştım basketbol bursu. Onu kaybetmemek için bir kere zaten eğitimi de kesinlikle aksatmaman gerekiyordu. Ya onu ben bir şekilde dengelemiştim okulda yani sabah... Akşam çift antrenman yapıyorduk neredeyse. Fakat mezuniyete doğru şöyle bir şey oldu. Pardon mezuniyete doğru, ikinci sınıfın sonuydu galiba. Ben zaten İstanbul Teknik Üniversitesi'nden ayrı bir tane bölgesellik takımına gitmiştim. Yıldırım Spor diye. Onlar biraz daha böyle proje takımı gibiydi. Bizim yaş grubumuzdaki gelecek vaat eden isimleri kendi çatısı altında toparlayıp uzun vadeli birincilik çıkacak. Kadar uzun vadeli bir planları, projeleri vardı. Biz Yıldırım Spor'la o geçirdiğim, iyi bir sezonda geçirmiştim aslında. Sezon sonunda bizi eleyen takım Marmara Üniversitesi ikincili geçikmişti. Biz play-off'larda son maçta finallerde elenmiştik. Bizi eleyen Marmara Üniversitesi bana transfer teklifinde bulunmuştu aslında. Demişlerdi ki bana Bilgi Üniversitesi'nde bırak, gel Marmara Üniversitesi'nde. Yatay geçiş yapalım buraya. Biz sana işte, o zaman ben Şişli'de oturuyordum, okul Kuştepe'deydi zaten, gene Mecidiyeköy tarafında. Marmara Üniversitesi karşı tarafta baya uzak bir yerde kampüsü vardı. Dediler ki biz sana bu tarafta bir tane ev verelim. İşte bir teklifte bulundular yani. Okulunu Bilgi Üniversitesi'nden, ki Bilgi Üniversitesi o zaman çok çok hala değerli bir okul. Ama o dönemlerde, 90'ların sonu 2000'lerin başında çok daha iyi durumda, çok daha kikatlı. Zaten prestijli bir eğitim kurumuydu. Ben de açıkçası Bilgi Üniversitesi'ni bırakmak istemedim. Ve Bilgi Üniversitesi'ni biraz orada Bilgi Üniversitesi gibi prestijli bir kurumda eğitim almak mı yoksa orayı tamamen taça çıkartıp basketbolda tamamen basketbol odaklı bir hayat mı çizmek mi ikileminde kaldım. Ve ben de orada... Hani açıkçası Bilgi Üniversitesi'ni bırakmayı çok da mantıklı bulmadım. Zaten orada da basketboldan tamamen kopmuş olmayacaktım. Çünkü zaten ciddi şekilde antrenmanlar, şampiyonalar, turnuvalar baya yoğun bir tempo ile devam ediyordu. O aslında bir kırılma oldu gibi herhalde söyleyebilirim. Biraz daha eğitim ağırlıklı geldi ya da Bilgi Üniversitesi'nin büyüsüne kapıldım diye. Yani bir de şey de var orada.
Bir noktada o kırılımdan ve aslında bir huniden geçmeye başlıyor insanlar.
Tabii.
Ve yani halilen tercihler orada bir şey oluyor. Biraz şans gerekiyor. Aynen. Çünkü sporun içerisinde kalıp üniversite ortamında da devam ettirmek istediğimde... Profesyonel olarak sporda devamlılık sağlamak gittikçe zorlaşıyor. Özellikle Türkiye şartlarında eğitim sistemiyle spor kulüplerinin arasındaki bağın kopuk olması gerçekten profesyonel olarak bu işi zorlaştırıyor. Onun devamında da zaten eninde sonunda kendiliğinden de olsa sen bir yola girmeye başlıyorsun. Kadınlara lisede olmuştu. Üniversite olmadı o lisede. Bilgi Üniversitesi'nin basketbol takımı var mı?
Emin değilim eskisi kadar. Ya var, var ama yani eskisi kadar iddialı değil bildiğim kadarıyla. Yani şimdi orada bizim girdiğimiz dönem baya güçlü bir kadro.
Sizin dönemin takımı mı?
Baya all star'dı. Bir de yani gerçekten...
Bilgi Üniversitesi'ne o zaman girmiş oyuncuların hepsi neredeyse ikincilik veya birincilikte oynuyorlardı ve daha kolaydı bugüne göre. Bir de bununla birlikte şöyle de bir kural vardı ki biz yaklaşık bir sene beraber aynı takımda da oynadık. Bu benim de Bilgi Üniversitesi'nde okuduğum sene. O dönemde benim birincilik oyuncusu, kontratlı birincilik oyuncusu olduğundan dolayı çeşitli kupalara, o zaman organize edilen çeşitli kupalara... Olarak katılma hakkım olmuyor. Mavi cinsin kupası vardı mesela.
Evet.
Ben hatırlıyorum iki tane maça gelebiliyordum ama aynı zamanda o kupaya katılamadığım için de çok da takım ortamına dahil olamadım.
Aynen.
İlginin takım ortamına bakmak lazım. Şu anda açıkçası emin değilim. Yani burayı az çok sen de artık biliyorsun, görüyorsun, ediyorsun. Buradaki takım sistemi ve ilgi alaka baya fazla. Buna benzer farklı okullarda var. Aç işe muhtemelen yine ilgisi fazla olan okullardan biri. Acıbadem belki yine ilgisi fazla okullardan biridir gibi aklıma geliyor şu anda ama bakmak, araştırmak lazım. İki kulübün taraftarı arasında karşılaştırma yapabileceğim bir ortam pek yok çünkü iki kulübün de kökü ve taraftarın sporu olan ilgi alakası gerçekten çok yoğun bir şekilde ve gün geçtikçe de artan bir... Ama aynı zamanda ikisinin karşılıklı olduğu ortamda bana karşı özellikle olan şeylerde haliyle denge değişiklikleri yaşadığımı söyleyebilirim. Ama aynı zamanda da iki taraftan da sporu seven ve şartlar ne olursa olsun kendi renklerinin kazanmasını isteyen şekilde desteklemeye devam ediyorlar.
More from Sinan

Yaz Basketbol Kampı Nasıl Seçilir? Sinan Güler, Güler Legacy hakkında Sıkça Sorulanları Cevapladı

NBA League Pass'de bir süre önce başlamış olan #NBAHoopCities de sıra İstanbul'da








