Akıllı Şehirler, İnsanların rahatlığı için mi tasarlanıyor, yoksa bir başka teknik illüzyon mu?

Bu YouTube sohbetinde Cem Kafadar, konuk Haluk Engin Adıyaman ile akıllı şehirlerin temel sorularını 5 soru‑5 cevap formatında tartışıyor. Konuşma, akıllı şehirlerin insan rahatlığına hizmet edip etmediği, teknoloji odaklı gösteri mi yoksa insan merkezli tasarım mı olduğu sorusuyla başlıyor. Katılımcılar, akıllı şehirlerdeki sensör veri akışı, dijital dışlanma, sosyal eşitsizlik, mahremiyet ve gözetim riskleri, yönetim ve hesap verebilirlik sorunları, teknik kırılganlık ve siber güvenlik gibi riskleri ortaya koyuyor. Blockchain ve akıllı sözleşmelerin şeffaflık, veri sahipliği ve sözleşme yönetiminde potansiyel çözümler sunduğu, ancak tasarımın dikkatli, kapsayıcı ve denetlenebilir olması gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca projelerin fayda‑maliyet analizinde sadece maliyet değil, erişilebilirlik, vatandaş memnuniyeti, çevresel etki ve etik faktörlerin ölçülmesi gerektiği tartışılıyor. Katılım, kullanıcı dostu arayüzler, yaşlı nüfusun dijital erişimi ve sürdürülebilir bakım konuları da ele alınıyor. Sohbet, akıllı şehirlerin gelecekte merkeziyetsiz altyapı yatırımları ve demokratik katılım üzerine geniş bir perspektifle son buluyor.
Chapters
Merhabalar bugün 5 soru 5 cevapta konuğum sevgili Haluk Ekin. Biz böyle birimiz birimizi konuk ediyor bir diğerimiz birini.
Çok bilinmeyen kişiler var.
O bilinmeyen kişiler de gelecek ama yakın yakında onları da uygunluğuna göre şey yapıyoruz. Programlıyoruz, konuklarımızı alacağız. Bugün akıllı şehirler konuşalım istiyoruz. Akıllı şehirler benim de aklımda çok üzerinde durduğu, merak ettiği bir konu. Benim bir Clubhouse sohbetinde bir dönem hatırlarsın, bir Clubhouse çılgınlığı vardı. Sohbet odaları falan. Orada işte akıllı şehirlerle ilgili galiba bir gün bir sohbet odası açtık. Orada sevgili bir dostum ismini vermeyeceğim. Dedi ki, ya Cem'cim de de akıllı şehirler... Şeyleri konuşuyorsun ama insanlar akıllı olmadıkça şehirler nasıl akıllı olur demiştim. Ben akıllı şeyler deyince hep o dostumun o böyle ironisi aklıma geliyor. Doğru, doğru, doğru, çok doğru. İnsanlar akıllı olmayınca şehirler nasıl akıllı olacak şeyse. Şunu da hani sen istersen biz tabii şunu da söyleyelim. Biz bunları önceden nerelere konuşalım mı? Hangimiz hangi konuda daha konuşmak istiyorsa 5 soru 5 cevap da o diğerimizin konu oluyor. Öyle yürütüyoruz. Önceden de bir hazırlık yapıyoruz. Ciddi bir hazırlık yapıyoruz. Şimdi Haluk sadece sorularla kalmayayım. Ben girişte de birazcık bu konuyla ilgili bir şeyler anlatayım istedi. Ben de Haluk'a girişle beraber topu bırakıyorum.
Teşekkürler. Şimdi hatırlarsan belki beni takip eden, LinkedIn'den takip eden dinleyicilerimiz de vardır.
Evet ben takip ediyorum.
Akıllı kontratlar, akıllı şehirler, işte blog zinciri. Bir bir bir silsilede bir akışta bunların hepsini ııı irdeledim, çok anlattım. Aslında bugün konuşacağımız konu da birazcık da onlarla da paralelde gidecek. Konuşuklarımızda ııı yetinmeyen veya bunlarla ilgili daha çok bilgi sahibi olmak isteyen dinleyicilerimiz varsa LinkedIn'deki makaleleri de takip edebiliriz. Halük Engin Adi'yi arattıkları zaman orada görebilirler. Benim postlarımı da görebilirler. Aynen.
Şimdi abi bu yine hep aslında yapay zekanın mantığıyla ilgili sorulara da baktığımız zaman sorular doğrudan oluşuyor. İnsan rahatlığı mı yoksa teknik olarak bize sunulan mı önceliklendiriliyor? Şimdi yapay zeka ne kadar insan rahatlığını düşünüyor? Çünkü arkada bir yapay zeka çalışıyor. Şeyden baktığımız zaman akıllı şehirlerden de... Yani teknik bir şey mi bize sunuluyor yoksa daha insani bir şey mi sunuluyor? Bence asıl yani eksen bu olacak.
Evet bu sonu cevap vereceğim. Şimdi akıllı şeylerle ilgili istiyorsan ufak bir giriş yapayım. Ne anlamamız gerekiyor diye. Şimdi akıllı şehir dediği zaman böyle çok fütüristik şeyler geliyor insana aklına. İlk planda. Bu da çok doğru. Çok iyi anlaşıldı.
Birim kurgu üzerinden kuruluyor.
Zaten başkasını gördük şimdiye kadar. Yani akıllı binalar, akıllı arabalar falan görüyoruz ama.
Bu da çok normal aslında ama. Çok da buraya takılmamalıyız.
Tabii ki. Bir gelişim şeklini muhakkak ilerleyecektir. Şimdi akıllı şehir dediğin zaman bize trafik sıkıştığından, çevre kirliliğinden, israf edilen kamu kaynaklarından, verimsiz altyapıladan bu tip acil kentsel konulardan bize bilgiler aktarıyor. Bunları nasıl aktarıyor? İşte sensörleri var, onlar var. Bunlar çeşitli teknoloji şirketlerinden. Ama teknoloji şehir hayatına entegre oldukça iki tane böyle sorunsal ortaya çıkıyor. Bunlardan bir tanesi... Akıl şeyler gerçekten insanlar için mi inşa ediliyor? Yani her alanda insan rahatlığını mı düşünüyor? Yoksa teknolojik bir gösterim mi yapılıyor? Bu birinci akıllı. İkincisi de eğer tasarımda insandan çok teknoloji ön plana çıkıyorsa o zaman bu belki eşitsizlik, mahremiyet problemlerini diyoruz ya bu KBKK var ya sürekli yönetim boşlukları gibi başka konularda bize rahatsız edici sonuçlar olabilir mi? Şimdi soruna geliyorum. Akıllı şehirlerde insan rahatlığı gerçekten ne anlama geliyor diye söylediğim zaman aslında basit bir yaklaşımla insan rahatlığı şehir sistemlerinin insan davranışlarını öngörebilmesini, çeşitliliği, yaşla ilgili problemlerle bu hep ağzımızda vardır. Mobilite, mobilite, mobilite artık bu Türkçe'mize de yerleştiriyor. Yani bir yerden bir yere rahat gidebilmek, rahat ulaşabilmek. Rahat hareket edilmek bu önemli. Akıllı şeylerde sosyoekonomik konular da önemli hale geliyor. Çünkü parasal olarak düşündüğünüz zaman verimlilik mi yoksa rahatlık mı konusu ortaya çıkıyor. Böyle sanki bir çelişki içinde yaşıyormuşuz gibi anlaşılıyor ama araştırmalarda şunu gösteriyor. Akıllı şeylerin geliştirilmesine insan merkezde tasarım gittikçe daha ön plana çıkıyor. Daha çok farkındalık yaratmak için. Zaten aksi olursa bir anlamı da olmuyor. İnsan rahatlığını öngörmeyecek bir yaklaşım herhalde çok fazla...
Aksini sana sorayım mı?
Bir dakika.
Daha konuşacaklarım var mı? Şimdi... Aklımda aksi var zaten.
Bunun bir de ters tarafı var. Bunun bir de ters tarafı var. Parasal odaklı düşünen insan için de akıllı şeyler akıllı şeyler diyorsun da bu gerçekten yapılabilir mi? Bunu yaptığım parayı diyeyim. Insan rahatlığını bir kenara koyuyor ama o ilk planda değil onlar için. O bakımdan akıllı şehir girişimleri hala şu anda teknolojik olarak ne ne kadar mümkün mertebeste tartışmalarla yürüyor. Şimdi çok zor bir sorun yoksa alayım yoksa çıkacak bir şey yok.
Yok yok şöyle zaten aslında sorular birbirini bağlıyor. Evet bizim korktuğumuz olur da.
Kararımı değiştirdin mi?
Teknoloji. Doğru olmaz.
Hazmedeyim soruları.
Birazcık şey açılsın diyorsun. Teknoloji ön plana gelir de insan ihtiyaçları ikinci planda kalırsa ki korkulan o zaten senin anlattığında da aynı şeyleri üzerine vurgu yaptın.
Peki nasıl risklerle karşılaşıyoruz?
Şimdi burası bence çok önemli. Bunu bilmem beş soru beş cevap dedik ama benim en çok hani üstünde böyle titrediğim soru bu.
Evet burada birkaç tane riski söyleyebiliriz. Bir tanesi sosyal eşitsizlik ve dijital olarak dışlanma. Yani bu kullanamayan insanların bu sürecin dışında kalması gibi. Yani her yerde bağlantı. Her yerde bağlantı ne anlama geliyor? Gittiğin her yerde telefonunla, tableti, ibrisenle bir yere bağlanabiliyor olman. Dijital okul yazarlık çok önemli hale geldi. Bu belki hayatımıza yeni giren bir terminoloji gibi ama hani finansal okul yazarlık vardı ya. Dijital okul yazarlık kesin. Ve bu imkana sahip olmayanlar için gerçekten bir risk var mıdır yok mudur bu tartışılıyor. Bir risk var gibi. Kapsayıcılık önemli yani bu işten herkesin faydalanabilmesi önemli. Ve bu yerleşik hale gelmedikçe şehirlerin mevcut sosyoekonomik durumu da böyle hep böyle bir soru işareti olarak kalıyor. Peşinden hemen şunu söylemek geliyor içimden. Gizlilik ve gözetim işte insanların bu mahremiyet. En nişesi. Bu öne çıkıyor. Çünkü akıllı şehirler bir sürü veri biriktiriyor. Hani bu her gün konuşuruz ya işte arabanı servise götürüyorsun. Iıı sana bir doğrulama servisi SMS'i göndereceğiz. Niye? Çünkü sen ancak izin verirsen onlar sana telefon edebiliyor, mesaj gönderebiliyor. Çünkü bir bir kimsenin ııı rahatsız edilmeme talebi olabilir veya mahrem bilgileri olabilir. Dolayısıyla bu tip bilgiler akıllı şeyler toplanacak. Dolayısıyla güçlü bir yönetim veya insan rızası olmadan bunların paylaşılmaması önemli. Yine yönetim demişken hesap verebilirlik ve güvenlik sorunları da ortaya çıkıyor. Yani bilgileri toplarken akıllı şey dediğimiz şey bir sürü sensörü. Bu da bu tip duruyor bu arada ama neye göre? Yapacak bir şey yok. Elektriksel bir şey herhalde. Orada çok karışık bir şey var.
Şey ettikten sonra bakınca da anlamıyorum.
Şey titreme kendine geldi. Yok ben de baktım ama bağlantı genelde o. Eşlik yetersel bir şey galiba. Belki de bağlantı. Neyse artık o.
Tren var ya trenin...
Konsantre edecek trenler artık yük çalıyor galiba. Şimdi abi bu hani yöntemi dedik ya hesap verebilecek. Hangi sensörler hangi verileri topluyor? Hangi verilerin işlenmesine öncelik verilecek? Şeffaflık çok önemli. Yasal çerçevelerde güven erozyona sebep olmayacak uygulamaları yapılmaz falan. Teknik kırılganlık ve bağımlılık aslında teknoloji... Belki teknoloji, bağımlılık da önümüzdeki zamanlarda konuşacağımız konulardan biri olarak duracak. Teknoloji ya aşırı mı bağımlılık şöyle bir sıkıntı ortaya çıkıyor. Abi böyle ki şey, bir sorun çıktı ve sistemler çalışmıyor. Şimdi bir başka konumuzda şeyi konuşacağız, siber saldırılar falan onları da konuşacağız ama oraya sadece böyle bir fragman vermek açısından... Ve sürekli bağlı kalılması gereken konular sistemler sekteye uğradığı zaman ciddi hayatın sürdürülebilene dair endişeler de ortaya çıkıyor. Yani umarım birkaç bir şekil oluşturmuştur kafamda söylediklerim.
Kesinlikle şimdi senin sevdiğin yerden geliyor soru abi. Peki biz akıllı sözleşmelerle akıllı şehirlerin daha insan odaklı daha hesap verebilir şu biraz önceki sorudaki riskleri kaldırabilecek neler yapabiliriz? Hem yasal çerçevelerle hem de akıllı sözleşmelerle.
Evet.
Yani akıllı şeyle karşı akıllı sözleşmemiz var bizimle değil mi?
Evet kesinlikle. Şimdi burada yine bunu başka bölümlerimizde konuşacağız. Bu blockchain dediğimiz blok zincir denen bir hadise var. Bir hali.
Evet bundan yine senin hazırladığın konulardan bir tanesi.
İlginç bir konu. Şimdi bu soruna yönelik olarak yine birkaç noktada cevap verebilirim. Notlarıma da bakıyorum. Şimdi akıllı sözleşmeler ve blok zinciri yönetimi diye bahsedersek, blok zinciri sayesinde akıllı sözleşmenin uygulayabileceği, şeffaflığın sağlanabileceği, şeffaf olmayan merkezi otoritelerin, bu otoritelere bağımlılığın azalabileceği bir sistem öngörebiliriz. Blockchain'in kullanımına girmiyorum şu aşamada. Blockchain nedir diye onu dediğim gibi Bilal ile anlatacağız ama bu akıllı sözleşmeler Blockchain'in tandem çalışarak bize büyük bir fayda sağlayacağını görüyoruz. Yine ilave bu bilgiler olarak yapılan araştırmalarda güvenlik politikalarının dinamik olarak uygulanmasına ve birden fazla akıl hizmet arasında veri gizliliğiyle ilgili akıllı sözleşmenin kullanması öneriliyor. Eee bu ne anlama geliyor? Bir müdahale olmadan sözleşmelerle ilgili olarak gereksinimler yerine getirilecek getirildikçe akıllı sözleşmeler devreye girecek ve bu işlem yapılmıştır. Bunun eee zamanı gelmiştir. Bu eee yükümlülükler yerine getirmiştir diye eee şeyin elinden alacak. Evet kendiliğinden çalışacak. Eee belki kamu sözleşmeleri ve ihale hukuku da bu yeniliklere uyum sağlamak Bu hemen olabilecek bir şey değilse de ileriki zamanlarda bunun da hayata geçirilmesi muhakkak olunmayacak. Yani akıllı şehirlerdeki kamu sözleşmeleri üzerine yapılan araştırmalarda görülmüş ki yönetim, sözleşme netliği ve paylaş katılımının genellikle zayıf halkılar. Yani buralardan cörtleyebilir bu iş. Bu iş buradan cörtleyebilir.
Buralar akıllı şehir olmasa da zaten işi bozacak.
Zaten bozabilecek konular.
Paylaş katılımı, paylaş yönetimi. Sözleşmedeki muallak...
Kesinlikle kasır. Yani dolayısıyla yasal çerçeveler, akıllı sözleşmeler gerçekten yardımcı olabilir ama bunların dikkatlice tasarlanmış, uygulanabilir, şeffaf, hesap verebilir ve vatandaş haklarını koruyan ve belli bir denetim içinde çalışan sistemler olması kesinlikle gerekiyor.
Kesinlikle. Ben şimdi sana hep böyle projelerim dersen de ilk slide'larda söylediğim bir şey vardı. Biz bir projeyi neden yaparız diye öğrencilerime sorarım. Ondan sonra aldığım cevaplar üzerine de şunu derim. Fayda maliyetten yüksekse önce fayda maliyet analizini yapmalı. Peki akıllı şey biliyorum. Fayda maliyet analizi nasıl? Şu an aklıma gelen şeylerden biri bu. Ve bir şey daha biz bu soyut kavramda faydayı nasıl ölçeceğiz?
Bu şeye benziyor. Çok basit soru. Bir şey yapıyorsan bu niye yapıyorsun dedikleri zaman bir açıklanabilir.
Yalnız taş ürküttün kurvaya değsin.
Tabii ki getir götürüyü ölçmek bir hayli karmaşık ama bir o kadar da önemli. Karmaşıklı yapılmayacağı anlamına gelmiyor. Şimdi ilk olarak şu söyleyeyim de belki. Maliyetler arasında ilk yatırım maliyeti çok önemli. Bu teknoloji yoğun bir şey kurmaya çalışıyorsun. Kullanımı, vasıflı iş gücü bunları kullanacak. Çünkü herkes de kullanamaz. Bunları yeteceksin, belli bir seviyeye getireceksin, onlar kullanılır olacak. Bakımı iyileştirmeleri yani upgrade dediğimiz zaman içinde bu sistemlerin daha iyi hale gelmesi, siber güvenlik, yasal ve düzenleyici uyumluluklar, bütün bunları bir araya kaydığın zaman bir de bunun üstüne bir de şeyler geliyor. İşte internet of things dediğimiz IoT sensörleri geliyor. Ne bileyim sensörlerin sistemleri geliyor. Veri platformları düşünün. Bütün bunları hep sahaba kattığı zaman gerçekten büyük maliyetler ortaya çıkıyor. Korkutucu maliyetler ortaya çıkıyor. Şimdi...
Kurbağaya değecek mi? Değmeyecek mi?
O konuyu diyorum. Şimdi ikinci olarak da bu faydalar doğru veya dolaylı da olabilir. Akıllı şeyler sayesinde neyi çözmeyi hedefliyoruz veya planlıyoruz? Trafik sıkışıklığını azaltalım diyoruz değil mi? İstanbul gibi bir şehirde mesela en çok şikayet ettiğimiz konulardan birine bir noktan bir noktaya gidene kadar kardeşim günüm geçiyor, günüm bitiyor. O kadar herkes arabasıyla gidiyor, kimseye de otobüse veya... Zorlamıyorsun. O zaman ne çıkıyor? Emisyon problemi çıkıyor. Şehir hava kirliği. Eee halk sağlığını iyileştirmen gerekiyor. Kazaları azaltman gerekiyor. Çünkü bir kaza olması demek hem maddi zarar hem de zaman olarak büyük kayıp. Eee kamu hizmetlerinin daha verimli hale gelmesi gerekiyor. Bu sürelerin daha uzanması gerekiyor. Say sayabildiğin kadar. Tabii. Şimdi eee akıllı şehirlerde akıllı ııı sözleşmelerle yürüdüğün zaman bir iyileşme potansiyeli öngörüyorsun. Bunları araştırmalarda öne görüyor. %10 diyen var, %30 diyen var, %40 diyen var, %25 diyen var. Bu da gerçekten tasarruf daha az, belki kaza o boyutunu düşünen daha az insan kaybı. Bunlar olarak önümüze çıkıyor. Şimdi senin dediğin vardı ya fayda ve maliyet analizi diye. Şimdi ölçüt önemli gerçekten önemi önemli.
Neyin ölçüsü?
Genelliksel olarak yatırımın geri dönüşü hep deriz ya.
Fayda da oluşturmak açısından.
Bu sadece şey dediğimiz zaman, yatırımın geri dönüşü diye düşündüğümüz zaman ilk aklımıza gelen sanki sadece maliyetle ilgileniyormuşuz hissi verilir ama insan odaklı fayda ölçümü işte eşitliği içeriyor, erişilebilirliği içeriyor, vatandaş memnuniyetini içeriyor, gizlilik uyumu, çevresel etkiyi falan da içeriyor. Dolayısıyla... Buradaki ölçme ya da karşılaştırma öyle çok matematiksel boyutlarda değil gibi.
Bilinmeyen bilinmeyenler fazla.
Evet. Yani parametreler çok fazla belki de. Yani işin içine insan memnuniyeti girdiği zaman, aslında herkesi memnun etmek kolay değildiriz ya, onun gibi birazcık parametreler çok şey yapıyor.
Son soruya geçiyorum. Tam bu dediğin üzerinden... Insan rahatlığını sağlaması için ne yapmalıyız? Nasıl insanın ııı dırdırını, vır vırını neymiş bu akıl içeriği ya? Akıl içeriği dediniz burada biz ııı neydi o ne güzeldi eski günler falan. Abi nostaljisi yapmasın bu sevgili insanlar.
Çok çok güzel çok güzel noktaya değiniyorsun. Çünkü herkesin aklında bu. Yani konuşuyorsun halbuki adın yazıp anlatıyorsun da bu işler neye yarayacak diye sorduğun zaman yine birkaç noktayı söylemek gerekiyor. Bir tanesi kapsayıcı tasarım ve katılım diye söyleyebileceğimiz. Evet. Vatandaşları bu işin içine katman lazım. Belli bir nasıl söyleyeyim bilinç seviyesini araştırman gerekiyor. Temsil edilebildiğini hissetmesi lazım vatandaşların bunlara. Erken aşamada bu işe dahil edeceksin ki bunu bir proje olarak bakarsan projenin başarılı olabilmesi için bunları yapman lazım.
Tabii ki.
Kesinlikle. Hizmetlerin ortaklaşa oluşturulması, teknolojinin gerçekten insan ihtiyaçlarına uyumlu olması sağlanabilir burada. Hani dijital eşitlik üzerine yapılan araştırmalar da zaten bunu hep söylemiş çeşitli konuları yaptı. Vatandaşı muhakkak bu işe erken erken katılın ki fayda görecek olan kişi bundan bir an önce hem anlasın ne olup ne bittiğini hem de faydalanmaya başlayacak.
Sözünü böyle şey yaptım ama.
Tabii ki.
Artık zaten eee dijital dünyada vatandaşın bu tip sistemlere katılımı daha kolay. Yani belki bir tuşla, belki bir eee QR okutmasıyla çok daha rahat fikrini, düşüncesini iletebilecek. Böyle de bir şansımız var geçmişe oranla.
Buna buna benzer bir örnek vereyim inşallah benzer olacağını düşünüyorum. Şimdi bizde de kullandığımız e-devlet uygulaması var. Çoğu müracaatı, çıktığı bilgiyi, veriyi oradan buluyoruz.
Ne kadar işlerimizi kolaylaştırıyor.
Şimdi çok kolaylaştırıyor fakat kendini 70 yaşını düşün abi. Bir anda anda düşünüyorsun ki bu demiden beri konuşuyoruz ya hani vatandaşın katılımı diye onun içinde belki de hayat kaosa döndü. Eskiden gidip o ilgili büroda elle dolduracağı bir beyannameyi veya şeyi şimdi diyor ki kusura bakmayın bunu e-devletten yapmanız gerekiyor. O zaman ne yapacaksın? Torununu bulacaksın, çocuğunu bulacaksın. Yani o bakımdan, o bakımdan bilmiyorum örneği benzetebildim mi? Yok yok çok doğru diyorsun. Bu güzel bir işe örnek olarak aklıma geldi diye söylüyorum. Burada vatandaşın gerçekten fayda sağlayacağını hissetmesi önemli. Bu tip projenin hayata geçmesi için.
Burada bilinçlendirme.
Kesinlikle. Erkenden ne olacağına...
Bu bir atla deve değil, çok zor bir şey değil yani baktığın zaman. Ama dediğin gibi o 70 yaşının... Aşkın insan için biz de atmış olduk bu arada da. İken baktığın zaman çok gözde büyüyor olay. İşte onun büyümeyecek şekilde yapılar bunu kullanıcı dostu ara yüzler derler ya bunlar çok mühim. Bunlar çok mühim. Bu tabi bunları da beraber yani sistem mimarisiyle beraber düşünülmek gerekiyor.
Şimdi tabi burada bu konuştuğumuza yine ilave etmeyi düşünüyorum. Devam edersek şeffaf yönetim çok önemli burada. Yani hesap verebilirlik, akıllı şeyler, akıllı kontratlar veya blok zincir uygulamaları bize bunu da sağlamayı vaat ediyor. İşte veri sahipliği, algoritmik önyargılar, tedarikçi sözleşmeleri hakkındaki net kurallar bunlar hep böyle şeffaflığı ve hesap verebilirliği öne çıkarıyor. Etik ve gizlilik korumaları bunları zaten hep aylardır konuşuyoruz. Bunlar hassas olmaz olmaz. Korular, neyin ne kadar açık edileceği, kimin hangi bilgilere, onay modelleri, bütün bunların hepsinin net bir şekilde çizilebilir kabiliyette olması gerçekten bu projelerin veya bu sistemin hayata geçirilirliğini mümkün kılıyor. Sürdürülebilirlik çok önemli, hep konuşuyoruz. Malum dünyamızda her gün her türlü felaketler oluyor. Dolayısıyla sürdürülebilirlik ve bakım kolaylığı önemli. Yani sadece gösterdiği şeyler yapmak değil de yaptıktan sonra bunu nasıl bakım yapacaksın ve daha fonksiyonel dediğin gibi hem mali hem teknik olarak abi bir de düşünün şuranın dibine bir şey koyduğun videoyu gevşetmen lazım ki şuradaki videoyu abi onu niye oraya koydun niye şuraya koymadın denmemesi gerekiyor.
Abi gökdelen yapıyorlar dış cephede camı silemiyorlar. Evet evet yani onu anlatmak istiyorum yani camı silemiyor ya. Böyle bir şey yerden tasarlarken o camın simincini kesinlikle koyduğun günkü gibi temiz kalmayacak.
Şimdi bin sistemleri niye var? Bin sistemleri niye var? Çünkü yaparken neyin nerede olduğunu biliyorsun ki bakın zamanı da çünkü bazı şeyler gerçekten betonun altında kalıyor. Onların arız olduğu zaman en azından nereye kıracağını biliyorsun. Bütün binayı indirmek yerine belli yere kırıyorsun. Veya bin zamanı... Sayısında diyorsun ki kardeşim böyle manyaklık mı olur? Bu nasıl tasarım? Ben oradaki diyelim ki yangın hidranı orada bir arıza çıktığı zaman ben gideceğim 200 metreylerdeki vanadan mı keseceğim? Böyle salaklık mı olur? diyorsun o zaman diyorsun ki bunu tasarlamaya ben de işte buraya al. Yani bu tip faydalar sağlıyor. Eşitliklerin işlenebilirliği çok önemli bu sistemler arasında. Yani hizmetler herkese açık olabilir ve herkes adına kolay kullanılabilir. Kullanılabilir olmalı. Yaş ilerlemesi handikap yaratmamalı bizde doğruyu söylemek gerekirse. İnsan merkezli ölçütlere bakıyorum. İnsanlar için önemli olan şeyler çok önemli. İnsan merkezli ölçütler çok önemli. İnsanlar için sadece verimlilik veya iş hacmi değil gerçekten fayda sağladığını yaşam kalitesini artırdığını, mahremiyetten ödün vermediğini veya endişeleri gark olmadığını düşünmemiz gerekiyor.
Kesinlikle. O zaman senin kapanış notlarına geldik galiba değil mi?
Yani bütün bu konuşmamızda şunu belki de söylemek gerekiyor. Bir ilüzyondan bahsetmiyoruz. Bu belki de... Yıl bile bilemiyorum artık. Gerçi o kadar acayip ilerledik ki. Ama buraya gideceğimiz muhakkak... Ileriki konularda yine bu merkeziyetsiz altyapı yatırımlarını falan konuşacağız. İnsanların bir araya gelerek hani süper demokratik bir ortam eski romanlar gibi herkesi bir araya gelip de ya bu şehrimize bir demir yolu geçelim falan dediği konuları da konuşacağız. Depin konuları da işte decentralized interface infrastructure investment konularına gireceğiz. Bunu iyi anlamak, iyi hazmetmek gerekiyor. İnsanlara fayda sağlayacak sistemleri gerçekten iyi ortaya çıkarmamız gerekiyor. İnsan konforu bazen maliyetin önüne çıkması gerekiyor. Çünkü dediğim gibi fayda-maliyet analizine baktığın zaman bunun maliyeti faydasından daha çokmuş gibi düşündüğün matematiksel yaklaşımlarda belki bazen bundan işlemeyecek. Çünkü insan... Rahatlığı öne çıkacak. Yasal netlikler, hesap verebilirlik, şeffaflık gerçekten bu sistemlerin önünü açabilecektir diye düşünüyorum.
Of! Çok güzel derdik. Ellerine sağlık. Çok güzel hazırlanmışsın. Çok teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim abi.
Dinleyicilerimizin de ben büyük bir ilgiyle takip ettiklerini düşünüyorum. Yıllar önce diyorum ya 2022 veya 2021'de akıllı şeyler üzerine bir yazı yazmak istedim. Evet. Şantiye dergisidir muhtemelen, bilmiyorum. Belki farklı dergiler de olabilir. O zamanki kaynakları araştırdığımda böyle bilim kurgu tonunda bir yazı çıktı. Yani şimdi yazı çok güzel ama böyle bir bilim kurgu filminin sanki kurgusu ve senaryosu gibi bir insanın günlük hayatında Akıllı şehir nasıl etkiliyor falan diye. Ki şu an dünyada da bir sürü akıllı şehirler var tabii ki baktığımızda. Biz daha olayın felsefesini ve mantığını burada bugün konuştuk. Şimdi düşünüyorum mesela, o yazı bana çok çok eski geliyor. Aslında onların bir kısmı olmadığı halde şu anda üzerinde konuşmamız gereken şeyler işte bugün konuştuğumuz şeyler. Öbürü biraz böyle bir film sahnesinden alınma gibiydi.
Ben şimdi bu değinden şey hatırladım. Ben 94 yılında staj için Japonya'ya gitmiştim. Çalıştığım makine laboratuvarında bana şey konusunu vermişti oradaki profesör. Alüminyum araba üretimi üzerine. Şimdi 94 yılında oradaki, tabi Japonya'da çok fazla literatür vardı. Her tarafı araştırıyordum. Bir sürü bilgi buldum. Ve o zamanki bulduğum bilgiler hep gelecekte şöyle olması planlanıyor, böyle olacak, şöyle olacak falan diyordu. 94 yılı bak staj yaptığım sene. Şimdi arabalarda artık kullanılmayan malzemeler, plastikler, bırak alüminyumu geçtik, saçları geçtik. Arabaların verimliliğini artırmak, yükünü azaltmak için alüminyumdan da öte artık başka malzemeler kullanılmaya başladı. Söylediğin gibi 2022-2023 çok daha yakın bir tarih. O zaman bile futuristik geliyordu.
Futuristik geliyordu ve şu anda geriye baktığımda... Niye böyle bir yazı yazmışım gibi bakıyorum yani. Evet harikaydın Haluk'cığım.
Çok teşekkür ederiz. Umarım izleyenlerimiz de bu sohbetten zevk alırlar.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere diyelim.
İyi günler.
More from Cem

İnşaat Şirketleri Yapay Zeka Kullanmadan Önce Neden Verilerini Düzene Koymalıdır?






