Dijital Tuğla - Bölüm 15: Yapay Zeka Odaklı Taşeron Yönetimi - Yapay Zeka Taşeron Performansını A...

In this episode of the Dijital Tuğla podcast, hosts Haluk Eğınar and Cem Kafadar discuss how artificial intelligence can transform subcontractor (taşeron) management in the construction industry. They begin by emphasizing the need for concrete, measurable performance indicators such as daily production volume (cubic meters poured, number of cables installed, columns erected) and how AI can automatically collect and analyse these data points. The conversation moves to productivity metrics, introducing the concept of an "output‑per‑man‑hour" ratio that AI can calculate in real time, providing a new productivity formula for the sector. They then explore how AI uncovers hidden error patterns and rework rates—detecting when a wall cracks shortly after completion and linking it to a subcontractor’s historical performance, thereby highlighting the costly impact of re‑construction. The hosts outline the broader benefits: reduced material waste, lower time loss, and a more reliable quality‑control loop. Finally, they preview the next episode, promising to examine AI’s role in reshaping the contractor‑employer relationship, cost‑reduction mechanisms, psychological effects on site workers (motivation, stress, perception), the future profile of a subcontractor, and the vision of a hybrid human‑AI construction site. Throughout, the tone remains conversational and enthusiastic, with a forward‑looking optimism about AI’s capacity to bring measurable efficiency and accountability to construction projects.
Chapters
Yapay zekanın inşa sektöründe var olan ve gerçekleşmesi çok muhtemellerin etkilerini tartıştığımız, en son teknoloji ve trendleri konuştuğumuz, gerçekle alakası olmayan şeyleri, söylentileri ve bilim kurgu romanlarına dikkate almadığımız, hatta bunun tam da aksine yapay zeka dünyasında aslında neler olduğunu anlattığımız Cem Kafadar ve Haluk Eginar tarafından hazırlanan dijital tuğla podcastimize hoş geldiniz.
Merhabalar, Dijital Tuğla'nın yeni bir bölümüyle karşınızdayız.
Bence ben de Haluk. Hoş geldiniz sayın dinleyicilerimiz. Bugün ne konuşuruz abi?
Bugün taşeron taşeron taşeron konuşacağız.
Gittikçe havada ısındığı için taşeronun da su kaynatmaya başlıyor.
Evet evet. Şimdi bu yapay zeka taşeron performansını nasıl arttırabilir? Haluk'cığım bu konu çok derin. Zaten sıkı bir çalışma yaptık fakat o kadar çok veriyle karşılaştık ki dedik biz bunu iki bölüm yapalım. Aslında neden böyle oldu biliyor musun? Yani bugüne kadar konuştuklarımız ve konuşacaklarımızın hepsi taşeronu ilgilendiriyor. Şimdi bu bölümde onları konuşmasak olmayacak. Yani ben aslında taşeron yönetimi, yapay zeka ile taşeron yönetimi konusunu Tüm şantiyedeki yapay zekanın böyle taşeron ekseninde bir basit özeti gibi de düşünüyorum. Yani her şeye gireceğiz, taşeron ekseninde gireceğiz, taşeronla olan ilişki üzerinden gireceğiz ama tabii ki çok detaylandırmayacağız.
Bu dediğin son derece doğru çünkü büyük projelere baktığımız zaman karşımıza çıkan şey hep bu. İhale şartlamelerinde yazılır ya hangi taşeronları kullanacaksın, anahtar taşeronların nedir, işte ne bileyim elektronik işlerinde tedarikçi kimdir. O yüzden inşaat işinin doğasında taşeron olmazsa olmazlardan bir tanesi veya saca ayaklarından bir tanesi. Dolayısıyla taşeronun seçimi, yönetimi, performansının kontrolü, sayı sayabildiğin kadar ne aklına geliyorsa hepsi çok önemli. Dolayısıyla bunlara elimizde... Bir ekip, bir aparat var artık, yapay zeka var. Bunu kullanabiliriz. Tabii her kapıya açabilecek miyiz onu bilmiyorum ama ne olduğunu birlikte keşfedeceğiz.
Şimdi kalite kontrolden sözleşmelere gideceğiz. Sağdaki adam sayısından drone ile yapılan ölçümlere gideceğiz. Yani ben istiyorum ki dinleyen arkadaşlar bunu dinlediğinde ben bunu şantiyemde ya uygulayabilirim diyebilsin. Yani bence bizim programımızın da bence en önemli faydalarından birinin bu olduğu için.
Yazılım üretecek değiliz ama bir görüş açısı vermeye çalışıyoruz insanlara. O zaman üç laf uzatmaya gerek kalmadan böyle Taşeron yönetimi neden hala böyle bir baş ağrısı olarak duruyor sistemde? Yani niye bu problem olarak gözüküyor? Biraz bunu ilerleyelim istiyorsan abi.
Aynen. Şimdi abi Taşeron deyince hep böyle aklıma negatif şeyler geliyor. Bir algısı var. Taşeron'un belki Taşeron tarafından bakınca değil, idarenin öyle bir negatif algısı vardır. O şeyi pek bilemiyorum. Hep ben öbür tarafta kaldım ama 2 saat sonra geliyorum deyip 2 gün sonra gelen mi diyelim işte ne bileyim böyle hep bir sözünde durmamak, akedişi şişirmek falan gibi şeyler geliyor. Şimdi tabii taşeronu yönetmek için abi yani hem teknik hem insani beceri gerekiyor. Ben hep şunu derim özellikle ana taşeron yani ağırlıkta işin çoğunu yapan taşeron vezir de ediyor rezil de ediyor seni.
Çok doğru söylüyorsun abi.
Öyle bir şey var Haluk'cuk.
Ya şimdi... Aslında sıkıntılar veya sıkıntı diyebileceğimiz, problem diyeceğimiz şeyler tahmin edebildiğimizden veya söyleyebileceğimizden çok daha karışık. Söylemesi kolay ama problemler çok daha karışık. Belki de en baştan başlamamız gerekiyor. Ne dersin abi ne bileyim? Bir taşonun performansını nasıl ölçeceğiz? Bundan başlayalım.
Güzel dedin. Yani o kadar güzel bir giriş yaptın ki.
Çünkü biliyorsun taşonlarda mazeret bitmez.
Tabii tabii. Ya onun performansını ölçtüğümüz zaman zaten o geri bildirimle o da kendini görmüş olabilir.
Muhakkak.
Tablolarıyla performans ölçmeye çalışan firmalar var. Yani artık ne bileyim biz bu işi yapay zeka ile anlık ve doğru izleme şansına sahibiz değil mi?
Tabii tabii neden olmasın? Şimdi bir de işler birikiyor sahada. Yani inşaat işlerini hepimiz biliyoruz. Doğası gereği bir hayli aslında çok basit gibi gözüküyor ama bir hayli karışık işler. Yani bu iş niye geç kaldı? Soruyorsun cevap veren kimse yok. Cevabı bulamıyorsun. Delil yok, elinde bir şey yok. Sadece birisi çıkıp diyor ki işte ne bileyim elektrikçi geç geldi, duvardı şunu yaptı. Yani olay şey demiş vaziyette sanki Sherlock Holmes'lu bir cinayet var. Her türlü puara girecek sahaya olayda ne oldu da bittiğini çözecek. Yani mazeretler, sebep bulmaları hiç bitmiyor.
Şimdi abi şöyle bir şey var performans ölçümü dedik ya. Veri olduktan sonra her şeyi ölçebiliyoruz.
Kabul.
Veri kültürüyle çalışma ve düşünme alışkanlığını getiriyor. O bakımdan performans ölçümü bu anlamda zaten kendiliğinden bir çıktı aslında. Bu işin çıktısı gibi. Ama biraz önce çok güzel bir şey dedin. Yani o yok, o onu dedi, bu bunu dedi, bundan dolayı geciktik falan. İşte burası da bizi nereye götürüyor?
Sözleşme yönetimine götürüyor.
Yani şimdi hep vardır ya böyle başlarken herkes keyifli bilmem ne falan. Sözleşmede yazmıyordu. Ay değişim sözleşmede yazmıyorsa ve hak edilmeyen bir talep varsa haklı duruma geliyor çünkü yazmamışsın sözleşmeye değil mi abi? Bunlar senin konuların.
Ya da sözleşmede yazmadığını mı yorumluyor kendince?
Evet. Anlatabiliyor muyum? Evet.
Şimdi aslında hani söz uçar yazı kalır bu çok ağzımıza belepelesenk olmuş. Söz vardı ya, sözleşme yönetimi aşısına girdiğin zaman da sanki uluslararası projeleri ilk aklıma geliyor. Gerçekten taşeron yönetimi çok katı kurallar altında yürüyor. Bizim ülkemizdeki işleyiş biraz farklı tabii. Daha çok böyle insani boyutta veya işte hallederiz, konuşuruz, bunu bir şekilde çözeriz konusu giderken uluslararası aranaya çıktığın zaman kağıt yürek işleri çok... Katı hale geliyor. O yüzden taşeron yönetimi gerçekten hayli önemli.
Kesinlikle. Abi şimdi zaten bu paraya gidiyor. Her şeyin sonu paraya gitmiyor mu? Yani sarı ödemeler, fiyat farkları. Buralarda tabii işte gri alanlar var. Bu gri alanlarda zaten kavga dönüşün geldiği noktalar oluyor. İki tarafta diyor ki ya ben attığım, ben attığım. Önce böyle hafif gerginlikler başlıyor. Sonra o gerginlikler artıyor falan derken. Böyle ayrı bir fay hattı olarak ilerliyor diyorum. Hadi yani bilmiyorum.
Tabii şimdi bu söylediğin performans ölçümünün yanında belki de birbirine paralel giden ve ailemeyen konulardan bir tanesi de kalite kontrolü. Ortaya çıkan işin veya yapılan performansın sözleşmenin yazan standartlara uygun olup olmadığı. Yani şantiyede dört tane farklı taşonum var. Yaptığın işlerin hepsini tekrar tekrar kontrol etmesi gerekiyor. Bunlar için... Adam lazım ama kaynaklar kısıtlı, iş çok, adam yok. Kaynak sorunu her alanda karşımıza çıkıyor.
Kesinlikle. Bir de akışkan bir durum var Haluk. Yani şimdi kalite kontrolünde diyelim işte duvar örülüyor, sıvı yapılıyor. Ondan sonra idare geliyor diyor ki duvarda çatlak var. Sıvıcı diyor duvar hatalıyorum diyor. Duvarcı diyor yok malzeme tuğlam kötü falan. Ondan sonra bunun üstüne döşenecek seramik var. Şimdi işte yapay zekanın avantajı Tüm bunların belli bir çizilmiş sınırı var. Ne olduğu belli, o verilerle nerede ne yapıldığı belli. Ve böylece kalite konularına neye bakılması gerektiğini biliyoruz. Bunlar, bu veriler işleniyor ve proaktif bir şekilde biz önlemimizi alabiliyoruz diye düşünüyorum.
Katılıyorum, katılıyorum. Tabii sadece kalite değil, yani kalite, işte dediğim performans ve... Iş gücü planlaması bunlar sanki birbirinin içine girmiş ve hiçbir şekilde birbirinden ayrılmaz bir halde. Böyle de olması gerekiyor zaten. Çünkü bir sahaya ne bileyim 8 kişi lazım, 80 kişi lazım. 12 kişi geliyor. Yarın 6 kişi lazım, 3 kişi geliyor. Bir türlü planlanmıyor, doğrusu programlanmıyor. Gerekenle mevcut olan bir türlü uyuşmuyor. Bu neye sebep oluyor biliyor musun? Birbirini takip eden aktiviteler olduğu zaman eksiklikler, yanlışlıklar, yanlış yapılmalar yani... Bir arayüz problemi çıkıyor. Özellikle ulusal sözleşmelerde bu interface dediğimiz konu taşeron yönetiminde yapay zekadan belki de bağımsız olarak kafamızda çözmemiz gereken konulardan bir tanesi olarak duruyor.
Kesinlikle. Ve yapay zekada bize bu anlamda şey olacak. Sonuçta projenin zaman, maliyet, kalite diyoruz ya bunların hepsi bir tanesinde hata yaptığında zaman, maliyet, kalite olarak bizim karşımıza kayıba olarak çıkıyor.
Tabii iletişim, koordinasyon bütün bunların hepsinin üzerine koy koyabildiği kadar problemleri. Ofis arasında kopukluk demeyeyim. Sahile, merkez arasındaki zaman farkları. Abi şey de olabilir ya, Avrupalı firmasının uzaklığı o da iş yapıyorsun. Koordinasyon problemi. Yani proje müdürü bir mesaj atıyor, bir mail atıyor. Taşeron'un ne bileyim, telefonda WhatsApp bile yok. Şey gibi, bu aklıma hep şey geliyor. Ben de onu kullanıyorum. Reklamı gibi olmasın. Motorola'nın telefonu gibi her yerde iletişim. Yani dünyanın neresine gidersen git, iletişimin olması lazım. Telsiz olur, WhatsApp olur. Artık ne şekilde olursa olsun.
Abi yani şey var ya böyle işte ben maile bakmadım. İşte şantiye şefiyle konuşmuştum iki gün önce. Abi iki günde birçok şey değişiyor. Yani taşeron şey şantiye dinamik bir ortam. İşte yapay zeka bu dinamik ortamda an ve an müdahale edebiliyor sana.
Katılıyorum katılıyorum.
Bunun böyle bir avantajı var.
Şu aslında günümüzdeki şu duruma baktığımız zaman taşeron yönetimi hala sanki analog bir dünyada. Dijital zamanlarla yarışmaya çalışıyor gibi. Takip sistemi yok, her şey kişiye bağlı. O zaman ne oluyor? Problem kaçınılmaz oluyor tabii. Ki zaten de öyle. Yani şuraya baktığın zaman, problemlere baktığın zaman aslında çoğu sanki insan kaynaklı gibi gözüküyor.
Tabii ki, tabii ki. Abi bunlar şimdi zaman, para, işte kalite diyoruz kaybettiriyor ama güveni de yıpratıyor ya.
Ha tabii ki.
Kötü bir şey ki bu yani. Güven... Artık sen iş yaptırdığın yükleniceğe güvenmediğin anda ve sen işi teslim edeceğin idare tarafından da güvenini yavaş yavaş kaybettiysen sen hani ağzında kuş tutsan şey yapmayabiliyor.
Hani hediyelerle kredibiliteni öldürmeyecek.
Evet işte bunlar basit gibi görünen zaman maliyet kayıplarının çok daha kötü. Ne diyor bir reklam vardı ben itibarımı kaybetmektense.
Ha şey şey yine reklam yok boşun boşun reklamı.
Farkında değilsiniz. Yani müşteri diyor ki bitmemiş işte burası çürük çarık bir bittikten sonra biz bu sorunu ve ben hatırlıyorum bir yöneticim bana şey demiştim çok değerli bir yönetim ismini şimdi şey yapmayayım doğru bir iş yaptığınızda 10 kişiye bu söz yaptığınız iş doğruluğu söylenir ama yanlış yaptığınızda 90 kişiye söylenir. Evet. Yani mühim olan doğru yapmaktan yanlış yapmamak.
Yanlış yapmamak.
Onun bedeli çok daha ağır.
Doğru zaten yapman yani beklenen sen.
Doğru zaten.
Ama yanlışı afiş etmen lazım ki bu utandırmak anlamında değil.
Tabii.
Bir daha bu yanlışlık yapılmasın diye.
Tabii.
Yani işlerin geçmesi için.
Futbol olmaktansa savunmaya İtalyanlar futbol da bunu yapar ya abi. Gol yememek üzerine kurallar yapıyorsun. Gol yemediğin zaman zaten bir gol atıyorsun. Atıyorsun. Ya bu da bir bakış açısı.
Bazen sıkıcı oluyor maçlar ama o sırada.
Bazen sıkıcı oluyor ama yani hata yapmayacak.
Evet.
Hata yapmayacak. İşte yapay zekanın zaten en büyük avantajı bize hata yaptırmamak önceki veriler üzerinden bize gösteriyor.
Evet. Abi o zaman birazcık hırpaladık bu taşırılara. Hadi gel birazcık da şey konuşalım. Çözüm yolları ne olabilir? Yapay zeka bize neler sağlıyor veya ne zaman devreye giriyor? Gerçekten performansı artırıyor mu?
Aynen.
Onlara başlayalım.
Bence masayı toparlayalım bu sefer. Çözümleri konuşalım Halip'cim.
Şimdi düşün abi şantiyede yapay zeka destekli bir sistemin var. Saba işe taşının ne zaman geldiğini sensörler görüyor. Ne bileyim ne kadar çalıştığını kameralarla izliyorsun. Yaptığı işi analiz eden bir yapay zeka var. Her şey belgeli, ispatlı. Kıvırtmacı yok. E bu performans tekniği ve veri analitiğinde katkı olarak düşünülebilir mi?
Kesinlikle.
Burada sanki yapay zeka bir can kurtaran vazifesi gibi geliyor. Hani eskiden sadece ne diyordun? Çünkü gözlemliyordun. Hani bu taşeron yavaş, bu ekip dağınık. Şimdi hissiyat yok artık. Rakamlar çatlıyor ortada. Çünkü her şey teknolojik olarak kayıt altında.
Aynen. Abi makine öğrenmesi modelleri geçmiş projelerdeki üretkenliği analiz ediyor ya. Ve ekiplerin ortalama üretim hızı, kalite puanı, hatta işe başlangıç bırakış saatlerini bile hesaplayabiliyor. İşte bu noktada zaten taşeronun da kendini görmüş oluyor. Taşeronun da bir ayna tutmuş oluyor.
Buna benzer olarak dünyada örneklerini bildiğimiz Procore, Buildats, Oracle, Akonex gibi sistemler yapay zeka tabanlı raporlamaları sunarak hangi taşının neyi ne kadar süreye yaptığı, hangi günde verilmiştiği sanki böyle hepsi altın tepsi eline sunuluyormuş gibi.
Kesinlikle. Şey ne diyorsun abi bu sözleşme senin konum, bu akıllı sözleşme yönetimi konusuna ne diyorsun yani?
Tabii bu akıllı sözleşme yönetimi. Şimdi tabii teknoloji öyle bir büyük hızla evriliyor ki bu kaçınılmaz. Biliyorsun ben LinkedIn'de de yazılar yazıyorum, makaleler yazıyorum. Bu akıllı kontratlar, merkeziyetsiz altyapılar, insanlar nasıl bir gelecekte, nasıl taleplerini veya ihtiyaçlarını karşılayacaklar. Bu önemli çünkü artık yapay zeka ve blockchain teknolojisi resmen süreçleri otomatik hale, insandan bağımsız hale getirdiği için çok daha kolay hale gelecek. Otomotivin yönetimi.
Dönüş şey yapabiliyoruz burada. Ya ne bileyim işte mesela sistem taşeronu dört yüz metre kare kalıp yaptı.
Evet.
Üç tane hata tespit edildi. Ortalama süre hedefin altında. Iıı bu durumda iki yüz metre kare için ödeme yapılabilir diyebiliyor. Ve sonrasında da hatalar düzeltince kalan kısmı öderim diyor. Aslında biz bunu Organik insan olarak, organik insan deyince ama artık bize hep yaptığımız bir şey ama ki yaptığımız ve yapmak istediğimiz bir şey ama işte burada kavga gürültüler çıkıyor. İşte zaten taşeron yönetiminin hani bugün konuştuğumuzda taşeron yönetimi konusunun amacı bu taşeronla olabildiğince buralara işi vardırmadan çözüp ilerletmek yani kırgınlıklarla, güvensizliklerle, gürültüyle ve en kötüsü getirmeden götürebilmek. İşte şimdi yapay zekan dedim ya 400 metrekare yapıldı ama işte 3 hata bulundu. O zaman ben sana tabii ben sallıyorum buradan 200 metrekare ödeyeceğim ama biz bunu insan olarak ne diyorduk? Kendi kafamızdan sezgilerimizle düşüncelerimizle. Ama yapay zekan şimdi oradaki hata kriterleriyle bir hesap yapıp 400'ün hayır 222 metrekaresini ödediği için. Bir hata düzeldiğinde 270'e çıkar diyecek. Öbür hata düzeldiğinde tamam artık hepsini ödedi diyecek. Yani hataların da miktarı olan yansıması bir hesap işi.
Evet bu dediğini dinleyince aklıma tabii bir sürü şey geliyor. Konuya devam edeceğim ama araya bilgi olarak şunu vereyim. Şimdi özellikle yine büyük projelerde işte işveren var, işveren temsilcisi var. Yani işveren temsilcisi veya mühendis organizasyonları var demiş abiler. Ve altında ana yüklenici var ve alt yükleniciler var. Ödeme kalemlerine bir problem çıkabiliyor. Ana yükleniciyle müşavire verilen hak ediş arasında problem çıkarıyor. Problemler büyüyor da büyüyor. Dediğim gibi %100 tespit yapabilecek bir sistem yok şu anda kullanılan. Dolayısıyla sürekli kavga yaratacak bir konu. O zaman burada ne diyebiliyoruz? Yapay zeka sanki tarafsız bir hakem gibi davranıyor diyeceğim ama hakem konusu...
Valla bir fener bahçeli olarak hakem değil. Şimdi her sektörde hassas mahkemeler. Aynen. Şimdi hakem tarafsız olsa bu sefer diyoruz ki varda sorun çıkabiliyor. Böyle bir acayip bir konu. Şimdi varda sorun demek aslında bizim tarafa bugünkü konumuza gelirsek algoritma da sorun.
Evet.
Belki algoritma ya öyle bir algoritma kurgulamışız ki biz bu taş arana... Hep yaptığının yüzde yirmi altında ödeyelim diye bir algoritma yapmışsak hani var var ya olmamış çizgiyi çizip de olsa diyor golü veriyor golü vermiyor falan ön şartlı gibi şimdi ne diyorsun program doğru tamam taş aronda diye ne yapayım falan e var da aynı nokta varın da arkasında eğer bir şey varsa aynı şey işte burada algoritma kurgularken de yani burada da halük bir şey biz hep bunları konuşuyorduk yani yapay zeka işte aslında çok derin olmakla beraber bir noktada da neyi ne yapacağız çok gösteremiyor. Yani algoritma şeffaf olacak bir şekilde. Belli bir şeffaflığı olması zorunlu. Olmasa da işte o zaman bu bizim var hakem tartışmaları şantiyede yaşanmaya başlayacak. Ve kimse hesap soramıyor şimdi ve adam diyor ki İsninya'dan futbol federasyondan böyle geldi diyor. Eskiden hakeme itirazlar olurdu. Şimdi kimseye itiraz yok. Belki ya o algoritmayı şey kurduysan sen taşeronla ne ya da daha ahlaksızca taşeron kazansın bir deye kurdukuladıysan bir de işin o boyutu var.
Tabii hatırlıyorum. Yani bu söylediklerin hepsi tabii kalite kontrol çerçevesi altında düşünüldüğü zaman yine örnek vermek gerekirse işte ne bileyim Bill Dudson baret kameralar var mesela. Anlık olarak sahada mühendis yürürken kamera her şeyi kaydediyor. Şey gibi biri bizi gözetliyor gibi. Yani bu duvar işte bu duvar proje uygun örülmüş mü ölmemiş mi kamera bakıyor onu. Işte şu yapıda kapılar eksik, pencereler eksik. Yani otomatik olarak raporluyor sistem. Ya da kameradaki görüntüleri yapay zeka alıyor, sonradan sen değiştiremeyeceğin şekilde bunları kaydediyor.
Kesinlikle. Ya artık olay abi mühendis bakış açısı değil de yani şimdi söyleyeceğim aklıma öyle piksel bazlı bir doğrulama şeyi var.
Çok acayip. Şimdi sadece... Bu sadece kontrolle değil, önece bir müdahale haline de geliyor bu. Hata oluşmadan, yani görüyorsun çünkü bir şey yanlış yapılıyor. Daha orası yanlış yapıldı, belki bir hafta sonra diyeceksin ki yanlış oldu bu. Daha olmadan müdahale ediyor.
Abi, bugün çok şey konuşacağız yani bu konuyla ilgili. Biraz böyle kısa kısa geçiyoruz ama zaten bunların... Bizim bölümlerimizde karşılığı genç işte bugün sözleşme yönetimi belki üç kelime konuştuk geçtik ama sözleşme yönetimiyle ilgili ayrı bir bölüm yapacağız. Hatta belki de iki bölüm yapacağız. Tabii tabii tabii. Şimdi mesela iş gücü kaynak yönetimi konusu var.
Evet.
Ona girmek istiyorum. Mesela işte yapay zeka diyor ki işte bu taşhane ekibi sekiz kişiyle bu işi üç günde bitirir. Fazlası israf, azı gecikme demektir. Yani planlamayı optimize ediyor. Bunu yapamadığımız için şunu yapıyoruz, 8 kişiyi tam ölçemiyoruz, öngöremiyoruz. 12 kişilik ekip getiriyoruz oraya. Ve anlatabiliyor muyum? Bu verimlilik değil.
Amaç ne? 12 kişi doldurursun oraya, doldurursun işleri, işler çok bitsin. Ama tabii bu dediğin bu dediğin maalesef bizim insan mantığıyla tabii bu veri temelli planlamanın tamamen dışında. Saçması falan bir davranış haline geliyor. Yani bir de senin demin söylediğin gibi yapay zeka bunları işler yapılmadan çok daha önce bize ortaya analiz olarak koyabildiği için işte ne bileyim bayramda çalıştım fazla mesai yaptım bu tip yıkılmalar, serzenişler de ortadan kalkıyor.
Kesinlikle gereksiz yövmeye ödenmeleri bunlar gidiyor mesela ben ilk mezun olduğumda bilmiyorum tabii şantiyede götürü iş iş verme diye bir şey var. Şimdi götürü işi aslında işte bazı şantiye şefleri vermeyin götürü derdi. Bazıları götürüyle bitirin derdi falan. İşte götürü ne demek kısaca söylersem. Sen şu kadar işi bitirdikten sonra işi bırakıp gidebilirsin. Ya bence bugün dünyasına baktığım zaman çok mantıklı benim. O gün de yani 40 yıl önce de çok hoşuma giden bir şeydi. Ama ki götürüyü verebilmen için gerçekten o işçinin kapasitesini, yorulmasını, işin şeyini bileceğim. Yeni mühendisten yeni mezun arkadaşlar işte altı saatlik bir işi ölçemeyip işte bir saat bir saatte bitiriyor işçi o zannediyor ki o altı saatlik bir iş bir saatlik iş için beş saat yatırıyor işçi evet anlatabiliyor muyum ya da ölümüne iş veriyor bu sefer o adam beş saatte bitirip yorgun argın bir saati kalıyor falan gibi yani o işte bu ölçümü yapay zeka yapıyor ya evet evet burası çok değerli kesinlikle kesinlikle Tabii bütün bu konuşmalarımıza ilave olarak belki de beşinci katkı olarak güvenlik ve uyum yönetiminde sayabiliriz.
Çünkü yapay zeka kara kamera görüntülerinden işçilerin baret takıp takmadığı yani bir anda güvenliğe geldik bak şimdi anlatabiliyor muyum? Evet. Giyilebilir sensörlerle hepsi iç içe giyilebilir sensörlerle belki yorgunluk seviyesini de ya hani filmlerde görüyoruz ya uzaya çıkmış astronautların işte kalp atışın çok hızlandı sakinleş biraz şunu yap. Çünkü biliyor ki. Adam bir hipermantilasyona girse bir oksijeni bitirecek, iki kendini şey yapamayacak. Bu şantiyede olacak anlamında söylemiyorum ama giyilebilir teknolojiyle güvenlik sağlıyor. Yani sağ içine tehlike yaratabilecek bir şeyi kesti de diyor.
Şu var sadece işi değil insanı koruyor. Bu çok önemli bir nokta. Biz ne yazık ki insanı korumak konusunda belki hani sistem hep üretim üzerine kurgulandığı için de... Sürekli üretim üzerinden düşünüyoruz. Ya bu işçiyi işçi mahvoluyor. Ölecek belki burada asbest dozuyla bitecek bu adam. Kanser edeceğiz belki bunu. Mesela biz bunları çok fazla düşünmedik. Bu organik insan olarak. Şimdi hani robotlardan korkuluyor falan. Ya abi organik insanın da günahı çok. Organik insanın da günahı çok. Yani işi koruduk işi koruduk. İşçiyi korumadık. Bizim şey bölümünü mutlaka dinleyici dostlarımız dinlesin istedim. İhsanlı güvenliği ile ilgili bayağı galiba dördüncü bölümde hatırlamıyorum çok zaman geçti.
Galiba dört evet.
O bölümde bunları böyle dibine kadar girdik.
Tamam konuşmuştuk.
Konuştuk.
Tabii şimdi abi baktığımız zaman belki de şimdiye kadar özetlemek gerekirse yapay zeka taşeron yönetimini belki de baştan aşağı dönüştürecek değiştirecek kapasiteye sahip. Ama doğru yerden başlamak tabii ki önemli. Önceliğini yani şirketin veya... O organizasyon özenini iyi belirlemesi, sistemin iyi yapılanılması gerektiği ve en önemlisi de bu sistemin kullanılışında insanlara bunun kendi için bir fayda sağlayacağı bir ön plana çıkarabilmeli.
Yani hani beni işsiz bırakacak korkusunu alıp beni daha verimli çalıştıracak mı şeyine getirmek lazım. Tekrar diyorum yani biz yapay zekayı insanın yanında düşünmek. Sadece üretimin, sistemin daha fazla üretmek şeyinde değil yani oralara hani girmek istemiyorum çünkü o biraz işin felsefi boyutu ama biz bunu yaptığımız zaman zaten işçinin insanın direncinden de kurtaracağız. Yani şimdi birilerine desek ki insanları cep telefonu bundan sonra kullanılmayacak. Herkes ayağa kalkar. Bir sürü işimiz var öyle değil mi?
Tabii tabii tabii.
İşte şantiyede de yapay zeka... Kullanılmayacaktan dinleyen herkes ne yapıyorsun abi bu benim işimi kolaylaştırıyor dedirtecek şekilde yapıyı kurgulamamız lazım çok iyi anlıyorum tabi şimdi konuştuk konuştuk konuştuk teoriyi konuştuk şimdi bir de önümüzdeki 10 yılda ne olacak ben şimdi kahve falanla baktım çok şey göremedim küreği çıkaralım yani şimdi yapay zekayı işte performansı ölçüyoruz burada dedim çünkü veriye sahibiz kaliteli veriye sahibiz kaliteyi denetliyoruz ve performansı ölçtüğümüz anda zaten kalite otomatikman denetleniyor. Sözleşmeleri otomatiğe bağlıyoruz artık sözleşmesel sıkıntıları minimuma indiriyoruz. Katılıyorum. Peki şimdi hep tabii aklım şu geliyor bunları yapsan insan ne gerek var? Taşeron ayarı hiç gerek yok falan şeklinde.
Ya şöyle bile diyebilirler.
Robotlar üçte yazdıran yapsın çıkarsın.
Sayın Haluk ve Cem siz burada... Çıktıktan sonra bile belki şantiyede robotlar var diyecekler. İnsan bile yok diyecekler. Şimdi düşüne de sahaya gidiyorsun merhaba.
Merhaba.
Bu tip bir şeyle benim görevim sizi işsiz bırakmak değil, işiniz hızlanmak değil. Yani evimizi seviniyor robotu gibi şantiyelerde çalışmaya başlıyorlar ama bu her ne kadar gülüyor olsak da galiba şaka değil herhalde bu.
Kesinlikle abi biraz geç kalındı ama bence bu fark çok hızlı kapanacak. Çünkü bizim inşaat işinin yapısı buna çok uygun. Şimdi ben bir haber aklıma hep geliyor. Yani biz bunu tabii bugün, aslında tarih de vermek lazım. Yani Mayıs 2025'te konuşuyoruz. Bu 2028'de dinlendiğinde komik gelecek belki birçok kimse.
Tabii.
Çok komik gelecek.
Yani 3 sene önce neler konuşuyorlar işte.
Adamlar kaynak robotu kamil diye dalga geçmişler diyecekler. Burada kaynak robotu kamil diyecekler. Ya bak geçen ne oldu? Kocaeli İnşaat Merkezi odasında seminer veriyorum. Yapay zeka inşaatı, yapay zeka üzerine. Bir arkadaş dedi ki, işte dedim sorun ne kadar soru sorarsanız bu kadar iyi gider falan. Ben dedi şey, Çeçepite'ye sordum Cem Kafadar burada biz ona hangi soruları soralım diye. Ya düşün bak şimdi nasıl interaktivite oluyor. Çeçepite'ye soruyor ve o da dedi ki, şey yapmayayım sonra Cem Kavadar dedi çok espri neşeli bir insandır tamam buraya kadar itirazım yok ona şeyi sorun bir inşaatın çökmesi mi daha korkunçtur bir ülkenin çökmesi mi?
Alakaya çay demiyorum.
Alakaya bak yani tamam espri neşeli olurum da ne ben böyle bir espri yaptım ne ben böyle bir espri yaparım ne de ben özellikle hiçbir konuşmamda siyasete sınırlığına dahi yaklaşmak.
Evet.
Bu kadar tehlikeli şeylerdi. Yani biz konumuz konuşalım. Ülkenin çok bilmem ne böyle şeyler hiç aklıma gelmez falan. Ben de dedim ki arkadaşa dedim lütfen yapay zeka chat chipi diye söyle. Cem Kafadar buna çok hızlı hiç düşünce şekline uymayan biri espri bakalım ne cevap verecekti. Arkadaş yazdım falan. Kusura bakmayın dedi Cem Kafadar'a da kusura bakmasın. Ben dedi onu nasıl toparlayayım acaba nasıl yapalım da şey yapalım diye. Tabii burada dikkat et bir de aracı var ya yani.
Evet evet.
Onun belgesi üzerinden gidiyor. Bu sefer ona soruyor yani diyor ne sen de yardımcı etme Cem Kafadar'a doğru soruyu soralım. Madem kızdırdık diyor.
Evet evet.
Bak ne kadar enteresan bir boyuta geliyor. Şimdi o sandığında 50 kişi var. Bir de 51. oradaki arkadaşın. Chat chip'i var. Bambaşka bir şekilde ve onun üzerinden böyle bir şey oldu. Yani bizim program öyle zamanlarda dinlenecek ki gülecek insanlar.
Tabii canım.
Ve gülsünler. Zaten gülsünler. Ya bunlar geçti artık densin. Kit geçecek. Onun için biz bu programı yaptık.
Ama tabii işte biz belki de bayrak taşıyıcılık görevi yapmaya çalışıyoruz burada. Bu konuda farkındalık atmak için. Tabii bu senin kristalden öngörü arasında baktığın zaman... Şey gözüküyor her zaman konuştuğumuz gibi bu yapay zeka destekli otonom robotlar. Çünkü bunlar da tabii akıllı taşeronlar veya işlerinin performansını artırmak isteyen taşeronlar da bunları kendi bünyelerinden alacak. Bundan kaçınmak yok. Ne bileyim.
Abi şöyle bir şey yani sözünü aldım.
Yok yok yok.
Bu insan makine senkronizasyonu olacak ve yani artık iş bölümü sen harcı kar ben de malayla sıvıyı yapayım değil de. Sen 25 santim aralıklı, ben lazerle izahlayayım.
Tabii ki.
Hepine gelecek. Hadi şu yani.
Çok iyi, çok iyi, çok iyi söyledin abi. İkinci, yani önemli bir noktaya geldin. Bu belki de yine gelecekte veya beklememiz gereken gelişmelerden bir tanesi de bu dijital ikiz teknolojisi olacak. Bir projeye başlamadan önce dijital ortamda birebir simüle edeceksin. Yani ben bunu yapmayı planlıyorum ama yaptığımda nasıl olacak acaba diye böyle gözün önünde canlandıracak soru ve...
Kesinlikle. Kesinlikle abi ve bunu zaten ayrı bölümde uzun uzun konuşacağız. Yani ne bileyim bir projenin dijital versiyonunda bu taşeron şu ekiple 12 günde işi bitiriyor. Şu taşeronla 17 günde bitiriyor gibi analizler alacağız ve böylece önceden sıkıntıları göreceğiz. Ve şimdi yine bir öngörü var bu teknolojist diyorlar artık ben de çok seviyorum o kelimeyi. Diyorlar ki insanların da dijital ikisi olacak.
Yani... Suretleri gibi.
Öldüğümüzde abi o dijital ikizi yaşayacak ve 2120 yılında Haluk Enginar'la Cem Kafadan dijital ikizi bu konuya nasıl yaklaşırdı diyecek.
Anlatabiliyor muyum?
Bugün Sokrat nasıl yaklaşırdı? Ne bileyim tarihteki figürler nasıl yaklaşırdı? Çünkü verisi var o veriyle. O veriyle nasıl düşünebilirsin?
Şey gibi dijital dondurma gibi.
Evet evet bravo.
İnsanları donduralar ya dijital dondurma gibi.
Görünen beden bilmem ne yok ama bu insan bugüne kadar neler düşünmüş o verileri alıyor bugünkü problemlerle düşünüyor. Ha işte yine tabii oradaki sıkıntı insan gelişiyor o gelişmeyecek artık o bir yerde kesilecek orada kesilecek o zamana kadarkiler üzerinden o da bir veridir. O da bir veridir. Bu şeye benziyor hani böyle çok yaşlanmış politikacı bilim adamları bazen söylerken hani abi ya tamam senin devrin geçti artık böyle diyoruz ya biraz bizim dijital ikizleri de tahmin ediyorum böyle diyecekler.
Belki de şey gibi dijital hafıza gibi yani geçmişte hani insan ölünce gidiyor onunla beraber her şeyi belki de bu sayede hafızadaki hatıralar da duracak belki.
Tabii ki tabii ki. Mesela şey abi şimdi çocuklar hani meslek seçerken soruyorlar ya işte baba neyi yapalım veya Atıyor işte o eskisi kadar soruyorlar bilmiyorum da Dur bakalım deden ne düşünüyordu bu konuda falan yani Dede diyecek ki işte şöyle böyle bak ben hukukçuydum hukukun şöyle bir şeyisi var veya doktorluk böyleydi falan diye Ay çok dağıttım ben halük ya dur dur abi Peki o zaman Hani bu Kürsüsel Kore'de Kürede gördüklerimizde Üçüncü başlık olarak aklıma şey geliyor Bu kişiselleştirilmiş eğitim senaryoları yani yapay zeka Taşı onun belki de daha önceki iş kayıtlarına bakacak, eksik olduğunu düşündüğü yerlerde tavsiyeler soracak ve diyecek ki belki de senin kendini şurada geliştirmen lazım diyor diyecek.
Alacak onu bir saatlik bir eğitime mesela. Uşak gibi özel ders gibi.
Ben mesela şimdi hemen anlattığında aklıma gelir. Sen diyecek ki şefkat üstü son dört yaşında kolon demir bağlama süren ortalamanın altında kalmış. O zaman gel bakalım seninle bir kısa video izleyelim. Gerçek zamanlı bir gelişme aslında. Hızlı, hedef odaklı. Neden zayıf kalmış? İşte ne bileyim belki devir bağlama tellerini daha uzağa koymuş. Veyahut da ne bileyim işte bir şekilde hava kötüydü. Şuydu buydu. Yani neden oluyor bakalım bu? Hani ben şeyi çok seviyorum. Ben futbolu hep getiriyorum. Bilmiyorum tabi hangi teknik direktörler yapıyor ama yapıyoruz çok doğru. Maç analizini, maçı tekrar tekrar oyuncuya seyrettirmek. Bak geç kalıyorsun. Adam topu attığı anda koşuya başlıyor.
Buna son derece katılıyorum.
O günün arkadaşına bakmıyorsun. Kafanın önünde.
Antrenman yapmak kadar değerli bence.
Abi bunu otur, yani biz belki mühendisiz yerlik ondan aşağı. Abi otur can akşama kadar bunları analiz ettirin. Hatta bir de futbolu iyi oynayan ülkelerin İngiliz Ligi'ni alacağım. Abicim bak sabit nasıl gidiyor bak görüyor musun? O aldığı anda biliyor ki o sabit açıktan gidecek falan gibi gibi ve o zihni işleyecek. Ya ben bilmiyorum hani zaten bizim yorumcuların falan öyle bir analiz şeyini çok çok az da görmüyorum ama bence futbolda bu. Yani şeyi bir şeyi görüp o o filmle geliştirmek. Çok dağıtıyorum ya bugün ben biraz daha film alayım.
Direnç oluşmaması mümkün değil. İlk başta gelen şey her zaman konuştuğumuz gibi yapay zekanın korkusu. Yani yapay zeka eyvah işimden mi olacağım ya da benim yerime bunu alacaklar da bana daha kötü bir senaryo mu düşüyor? Yani insanlar şu bile geçmiyor. Lambuzıkımın fişini çeksem de kurtulsam acaba nasıl bu yayına kurtulurum?
Konuşacağız bir bölümde. Konuşacağız. Çok önemli.
Bu bile insanların aklında belki geceler rüyalarına girecek.
Tabii tabii.
Çok acayip. Tabii. Enişelere gark olacak bir konu gibi.
Tabii aynen. Biraz önce de dedik ya abi senin işini elinden almayacak. Yani yapay zeka seni sistemin dışına atmayacak, seni daha değerli hale getirecek.
Söndürecek.
Bunu uygulamalıyız yapay zekayı. Mesela bugünkü hani değil mi bu sohbet robotlarına sorduğumuzda ben onlara şey soruyorum, sen hangi değerlerle... Eğitildi. Hep doğruluk, iyilik, güzellik bu değerlerle eğitildi. İşte ve etik değerler çok önemli. İşte geçen programlarımızın birinde de konuştuk. Hile yapıyor. Satrançta hile yapabiliyor yapay zeka. Çünkü mahkeme listeyi kazandı diyor. İşte orada etik değerlerle eğitilmesi. Yani algoritmanın ne kadar hani çocuğumuzu eğitirken değil mi? Ahlak öğretiyoruz. Bak olumsuz, kötüdür, çalışmak iyidir, alın teri falan işte. Aynı şeyi yapay zekâda yapmadık. Bugünün yapay zekâsı bence şu an çok temiz. Ben çok mutluyum bu anlamda. Ama yarın bu kirlenir mi kirlenmez mi bilmiyorum. İşte bu temiz şekilde eğitildiği zaman insan da diyecek ki abi bu benim dostum, bu benim yardımcım. O direnç böyle kırılacak.
Tabii bu direnç yerini aslında mesleki bilgelik kazandıracak belki de.
Evet.
Bundan faydalanmayı bilenler için. Tabii diğer bir direnç noktası da bunları konuşurken aklıma geliyor işte kültürel... Küçüklerden kastım şu olması lazım. Yani tecrübeli insanlarla konuşacak. Kardeşim biz bu işi 30 yıldır böyle yapıyoruz. Yani bu şey gibi inovasyonun ve gelişmenin önündeki en büyük engellerden biri gibi. Halbuki bu kadar büyük bir deneyimi teknolojiyle birleştirebilmek ne kadar harika bir şey.
Muhteşem muhteşem.
Nasıl söyleyeyim sentez olurdu. Yani şeye mi benziyor bu? Biz bunu 30 yıldır böyle yapıyoruz. Nerede o eski bayramlar falan.
Ya ya ya ya ama. Bizim zamanımızda diye başladığındaki cümleleri, kelimeleri çok kızıyorum ve kendim işte 60 yaşındayım ve bizim zamanımızda falan gibi konuşmama konuşmuyorum. Konuşuyorsam da öyle kendimi tokatlıyasım geliyor. Bizim zaman bitti abi o zaman tam kötü bir zaman demiyorum ama bu bugünü bakmalıyız. Şimdi bir engel daha abi şu var sözünü aldım ağzından. Küçük firmalar için bu teknolojiye erişim bütçe sıkıntıları var. Bunlara ne diyorsun, ne yapılabilir böyle şeyler. Çünkü bu çok iyi çalışıyor.
Burada hepimiz artık belki de son 5-10 senedir bütün platformlarda karşımıza çıkan bu software as a service yani SaaS modelleri var. Yani aylık abonelik gibi veya bu hizmete ihtiyaç duyduğun anda sana bu hizmeti verebilecek. Firmalar var. İşte ne bileyim Open Space gibi, Reconstruct gibi, Qpix gibi startuplar var. Bu tip çözümler sunuyorlar açıkçası. Bu şekilde teknolojiye erişim kolaylaşabiliyor ve bütçe olarak da bütçe dostu bir çözüm üretilebiliyor bu firmalar içinde.
Tabii taş onlar da sisteme entegre olacak. Böyle dijital kartlistleri olacak, profilleri olacak. Hani tıpkı Uber şoförlerinin puanı gibi taş onların şantiye puanı olacak. Biraz sonra biraz daha oralara gireceğiz. Şimdi böyle bir kenarda mim koyarak geçelim.
Tabii bu söylediklerin çok güzel. Zaten her zaman karşımıza çıkmıyor. Otel rezervasyonu yapacağın zaman bile. Orası işte ne bileyim şu kadar yıldız almış. Restorana gideceğin zaman şu kadar yıldız almış.
Ben abi yemek sepetinden dördünün altındaki bir şeyden, yerden yemek sipariş ediyorum.
Ben de otellerde mesela yorumlar var ya. Sekizin altında olan yerlerin hiçbirine bakmıyorum.
Kesinlikle. Eştiğim EDB'de de festival filmi geliyor abi. Yedi buçuğun altındaki filmleri. Yani önceliklendirmiyorum.
Tabii.
Önce çünkü zamanım kısıtlı. Çok iyi filmler geliyor. Abi Yılmaz Devreden bir sort yapıyorum. O filmlerin yedi buçunun üstündekilere bakıyorum. Yani böyle bir şey var. Yine tekrar söylüyorum. Yani neyse hadi. Çünkü bu konuyu baya konuşacağız sosyal kredi konusunda.
Tamam peki abi şimdi. O zaman nereye geçelim?
Geç taşeronların adaptasyonuna geçelim.
Adaptasyonu konuşalım o zaman. Buyur abi başla o zaman. Sen gir sahaya.
Nasıl gireyim abi jetle mi gireyim? Yoksa böyle alı sağdaki acemi oyuncu gibi mi? Teknolojide bir yerde böyle bir şey. Yani bunlar nasıl girecek hayatımıza? Yani sahaya şantiye nasıl sokacağız biz teknolojiyi?
Katılıyorum. Şimdi yapay zekayı bu sahaya sokmadan önce birazcık hazırlamak lazım. Hem sahayı hem seyircileri hem oyuncuları. O aksi takdirde evet elimizde harika bir şey var ama kimse bunu kullanmak istemiyor veya bu ne kardeşim biz bununla döşeme metonu mu döşüyeceğiz? Nasıl olacak? Bir fragmanı vermek lazım böyle herkesin ağzına suyunu aktırmak lazım diye düşünüyorum.
Kesinlikle. Abi işte bu dediğin bence her şeyin başı dediğimiz veriye gidiyor ya. Veri toplama kültürünü bizim küçük küçük inşa etmemiz lazım. Yani ne kadar bence yarın kazanacak şirketleri elinde ne kadar sağlıklı, düzenli işlenebilir veri varsa yapay zeka o kadar doğru çalışıyor abi.
Daha güzel açıklanamaz. Çünkü insanlar işleri yaptığını WhatsApp'la birbirlerine bildiriyorlar veya mesajla bildiriyorlar veya telefonla bildiriyorlar. Şimdi bu veriyi veya bu bilgiyi bir veri haline getirmen lazım ki yapay zekan işleyebileceği duruma gelsin. Aksi takdirde yapay zekan ne yapacak?
Kesinlikle abi işte o verinin altyapısını oluşturmamız lazım. Evet o veri toptanan verinin altyapısını yani mobil uygulamalarla işte adam saat miktarlarını, üretim miktarlarını, kalite kontrol çıktıklarını düzenli olarak kaydedip o altyapıyı oluşturmalıyız ki ondan sonrasında zaten veriyi daha iyi işleyebiliriz. Yani bizim hep kafamızın bence arkasında önündeki sorusu olmalı. Ben bu veriyi en verimli bir şekilde nasıl işleyebilirim? Bugün abi bir podcast dinliyorum. Çok güzel bir şey söyledi. 1800'lerde işte sanayi devrim döneminde İngilizlerin küresel bir üretim gücü oldu. Olduğu diyor ki İngiltere'de diyor pamuk çıkmıyor diyor ama diyor pamuğu diyor bütün her yerden alıyor işliyorlar ve tekstil devi olacak şirketlerini yaratıyorlar. Pamuk yok işleme var.
İşleme var.
İngilizler İngilizce yapar bu işçiyi işçi gerçi o işçiyi sömürüsünden dolayı engelsamca da kızıp şeyi yazıyor kapitali yazıyor çünkü bir işin o karanlık tarafı da var. Neyse oraya girmeyelim. Konumuzu okaran taraf değil ama ki işleme işte endüstri devriminde adam kendi elinde olmayan pamuğu alıp işliyor biz de veriyi işleyeceğiz. Konuyup işlemeden ve kazanan kim? İngilizler.
İşleyenler.
İşleyemediğin zaman o veri boşta kalıyor.
Çünkü onu bir nevi son ürün haline kullanılmaz hale getiriyor. Veri de aynı bu şekilde. Bu şekilde olması lazım. Hemen bunun peşinde ikinci... Adım olarak da belki de küçük ölçekli pilot projeler yapılması lazım insanları göstermek için. Yani birdenbire devasa iki buçuk milyar dolarlık bir projeyi dijitalleştirmeye çalışmak yerine hem pahalı hale gelir hem korkutucu hale gelebilir. Direnci kırmak adına bu şekilde olabilir. Bir sonraki aşamada mesela taşeronları da bu işe dahil edeceksin. Çünkü onlar olmadan zaten işler yapılmıyor. Sağda işleri yapacak adam var. Onların sadece veri sağlayışı değil, bu doğru veriyi hem kullanabilen hem de veriyi yapay zekanın kullanabileceği şekilde üretebilen elemanlar haline getirmek gerekiyor.
Kesinlikle o faydayı gördüğü zaman hep diyorum ya, görmedin abi sen yap deyip kenara çekiliyor değil mi? Bu insan organik insan diyeceğim. Döneminde de böyle, yapay zekada da olacak. O faydayı bir yapay zekanın algoritma diyorum ben. Kurgularken o faydayı hissettirmesi lazım.
Evet, evet. Şey, ve hemen işte bunlarla paralel olarak işte adaptasyon eğitimleri belki de devreye girecek. Taşıyanlara sistemleri anlatağın, sonuçları gösteren, onlar için nasıl bir katma değer ürettiğini ortaya çıkaran, hatta mümkünse onların eğlenceli, eğlenebileceği, hoşuna gidebileceği içeriklerle bir adaptasyon süreci ortaya çıkarmak süreçleri kolaylaştırıp hızlandırabiliyor.
Zaten burada geleyim diye. Şimdi mesela ne bileyim bir taşanı sabah uyandığında... ...artı 10 puan almışım erken bitirdim. Ödeme günde yaklaşıyor diyerek o sistemle baktığındaki motivasyonunu tahmin edebilirsin. Şimdi yani bu Black Mirror'da bir bölüm var. Birazcık o bölüm çok bu işi abarttığını düşünüyorum ki... ...tabii bu abartılabilir de zaten. Yani sinema film budur yani. Bu işlerin nereye varacağını gösteriyor. Ama ki şu an Çinliler çok ciddi biçimde bunu kullanıyorlar. Mutlaka negatif tarafları vardır bu işin ama sosyal kredi dedikleri puanlama olayı bence motivasyonu ve verimliği arttıracak. Yani Çinliler bunun üzerine boşuna kafa yormuyor. Ve şimdi bunu dediği zaman işte o Black Mirror dizisindeki yani gerçekten artık o iyice komediye dökülmüş hali. Hayır biz 20 yıl önce de ben alakada çalışırken taşeron değerlendirme formlarımız vardı ve her taşeronun şey kriterlere göre puanı vardı ve biz o puanları yeni bir taşeron seçiminde kullanırdık.
Dikkat alırdınız.
Şimdi bak aynen evrenlik insan ne yapay zeka vardı ne doğru dürüst bilgisayar vardı.
Evet evet.
Yani şimdi ben şeye de çok üzülüyorum böyle yapay zeka geldi böyle oldu biz robotlaştık. Abi robot dediğin şey asansör. Asansörde yapay zeka beşe basıyorsun beşinci kadar arkada devre çalışıyor.
Tabii.
Ya yapay zeka böyle sanki birden geldi bir robot girdiği için abi bu nereden geldi falan öyle bir şey değil ki. Zaten biz yıllardır bunun için nano uygulasyonunu yaşıyoruz. Google'daki filtrelemelerle yaşıyoruz. Yani biraz da böyle yapay zeka yani bir korkutucu de falan yok abi var ya organik insanın yaptığını zaten yapıyor. Puanlama da öyle. Hayır. Işte hep altını çizdiğim o puanlamayla seni başka bir insanın yanında daha aşağı düşürecek işte diyoruz orada algoritma devreye giriyor. Halik Enginar'ı böyle bir sıfır bilmem ne aşağıya gidip ne vize alabiliyorsun ne çocuğunu okula yazdırabiliyorsun falan oralara götürüyorsun.
Evet.
İşte belli bir kesimi belli bir algoritmaya zaten tehlike burada. Evet. Yoksa puanlamada şeyde değil.
Evet evet. Ya tabii performansa bağlı olarak. Bu puanlamanın yapılması yatarak para kazananlar için zorlaştırıcı bir süreç haline gelecektir. Ama başarılı olanlar için muhakkak ki şey artıları olacaktır diye düşünüyorum. Yani burada belki de şunu söylemek lazım abi hani şeffaflık konusuna gelmek istesek taşeronlar yapay zeka karşı yaşlı beni izliyor puanlıyor cezalandıracak gibi bir algı endişe direnç korku ne dersen de böyle bunlarla bunlarla yaşamaya başlarlarsa bu sistem baştan başarısız olduğunu düşünüyorum. Ya bu şeye verecek insan anlamadığı şeye şüpheyle bakar ve çoğu zamanda korkar. Hani bu sürüngen beyin diyoruz ya insandaki o hikaye. Şimdi dolayısıyla bu konuda herhalde birazcık bir şey yapmamız lazım.
Onu der yani projeleri zararlı bitmesi veya işte istenki altı bitmemesinin birinci nedeni iletişim kopuklukları. Şimdi bu iletişim bu noktada da çok önemli. Yani biz yapay zekayı kurguladığımızda abicim bu seni denetlemek için değil desteklemek için mottosuyla bunu yapmalıyız. Yani yapay zeka senin büyük bir patronun değil senin akıllı bir yol arkadaşın değil mi Haluk?
bu şekilde son derece doğru söyledin abi işte bu şeyi getiriyor karşımıza da kademeli entegrasyonu getiriyor belki de işte ilk evvelane ile başacağız performans izleme ile sonra kalite kontrolü devreye alacağız sonra belki de sözleşme yönetimi ve parça parça sistem oturursa yani Lego gibi ya Lego gibi veya sonuna elemanların analizi gibi parça parça küçüklerde sorunu çözdükçe büyükte sorunsuz devam edeceksin gibi geliyor bana Pilot bir projede bunu test edeceğiz.
Taşeron dahil edeceğiz ama eğitimi hiç unutmayacağız. Şeffaf olacağız, sabırlı olacağız. Yani teknolojik gelişimin reçetesi bu gibi geliyor bana. Böyle bir anda söyledim ama.
Çok çok doğru söyledin. İkna önemli senin dediğin gibi insanların ikna önemli. Peki o zaman. O zaman hop fırlıyorum şimdi taşeronla performans nasıl ölçülür? Yani yapay zeka ile gerçek verimliği gerçekten... Yakalayabilir miyiz yoksa biz kendi kendimize konuşup burada hayırlı alemin demiş oluruz. Birazcık da istiyorsan bunu tutmaya çalışalım. Şimdi yapay sistemi kurduk. Taşlar onlar da acayip adapte oldu. Verimliliği nasıl ölçeceğiz? Yani yapay zekaya hangi verileri vereceğiz de bize gerçekten işe yarar bir sonuçlar verecek?
En kritik yer.
Çok da gıcık sorular soruyorum ama olacak şeyler.
Ama en kritik yer çünkü abi sahada görünen ne? Sistemin gördüğü aynı olmayacak. Mesela şimdi benim ilk mesleğe başladığım andan beri bir taş oradan bağırıyor, çağırıyor veya bir çantiğe çekip falan sürekli koşturuyor işte ne bileyim ayakkabımını ölç, bağırmayı ölç. Futbolda da var ya futbolcunun koşu mesafesi falan ölçülüyor da verimli mi, verimsiz mi? Yoksa orada sessiz, sedasız işini yapan bir arkadaş mı? Öbür o bağırıp çağırandan daha verimli. Ya ben ilk mesleğe başladım 87 mezunuyum. 87'de şeydi ya şantiye şefi böyle çok bağırıyorsa zaten özellikle orada show business şeklinde bağırılardı ve onlar proje müdürü yapılırdı. E bu arkadaşlar bağırmaktan da başka pek böyle parayla kağıt kalemli işler olmadığı için de orada çuvallarlardı. Yani ve ben yıllar içinde şunu gördüm. Ya biraz konuyu belki dağıtacağım ama... Bağran insan aslında zayıflığını kapamaya çalışan insan oluyor. Yani şantiyedeki böyle o bağran işte usta başından veya şantiye burası bilmem ne.
Korkuyla bir disiplin yaratmaya saygıyla. Çünkü bilgi yok.
Bilgisi olmayan gariban diyeceğim yöneticiler bağırmayı kullanıyor. Yani ben 40 yılda öğrendiğim şeylerden biri budur. Bağran insan görünce eyvah derim bunun bir şeyleri eksik.
İnsan ilişkilerine vurduğunda.
Burada bir arızası var bir defosu var. Bakalım ne ve dikkatli olurum yani.
Evet, evet. Bu dediklerinde zaten ölçümleme kriterleriyle ilgili bir konu. Aynen, aynen. Yani belki de bu taşeron yönetiminde en dikkat etmemiz gereken şeylerden bir tanesi üretim miktarı.
Evet, evet.
Yani kaç günde kaç metre küp iş çıkardı, kalıp döktü, ne bileyim. Bak ne kadar kablo düşedi, ne kadar kolon bağlı vs. Yani net sayılar önemli. Bütün performans yerlerinin önünde zaten bu geçerli değil mi? Yani iş hayatına dair. Her şey ölçülebilir. Kişisel performans bile, İK'dan performansı girdiği zaman bile ölçülebilir bir şey olması lazım.
Yapay zekanın bize bence en büyük katkılığından biri hani ölçülemeyen yönetilemez gibi bir söz vardı.
Evet, evet.
Ölçebilme imkanını bize sağlıyor. Ama mesela bunların bağlamlarını da düşünmek lazım. Mesela diyorum 50 metrekare bugün döşeme yapıldı. Güzel de abi kaç kişiyle yaptın bu 50 metrekareyi? Ve ne kadar sürede yaptı. Yani bitmiş iş değil. Onun işte verimlilik zaten buraya geliyor. Yani iş gücü, zaman, üretim bunların oranlarını sabretmek gerekiyor. İşte bunu yapay zeka...
Ya tabii en basit haliyle ne bileyim verimlilik, verimlilik, verimlilik konuşuyoruz. Nedir bu abi? En kabata bile işte üretim miktarının adam saati oranı gibi. Dolayısıyla bu formülü elindeki verilerle yapay zeka çok iyi analiz ediyor, çok çabuk analiz ediyor. Dolayısıyla bu bizim için yeni üretkenlik formülü gibi bir şey.
Kesinlikle. Ve bir güzelliği daha verimlilikle beraber, tabii bu da verimliği bağlayan bir şey muhakkak, hata oranını veriyor. Ne kadarını tekrar yapıyor, tekrarlayan işler, ne kadarı düzeldi, ne kadar yanlış çıktı, çıktığı ortaya.
Bunların hepsini görebiliyoruz abi. Yani işte senin söylediğin gibi duvar yapılmış. Sanki iş bitmiş gibi ama iki gün sonra bir bakıyorsun çatlamış. Yapay zeka diyor ki bu işi yapan taşeronun geçmişte de bu işi geçmişte de bu tip aksaklar olmuştu. Şimdi biliyorsun yapay zekanın bu inşaat sektörünü de en çok başartan konulardan bir tanesi yeniden yapma. Büyük bir maliyet ve zaman kaybı. Dolayısıyla bu ciddi bir başarısı haline geliyor.
Abi bence baya uzattık ama uzatmakta da ben faydalı olduğumuzu düşünüyorum. Birinci bölümü bitirelim. Bir sonraki bölümün ama ben küçük bir ipucu değil de en azından konuşacaklarımızı söylemek istiyorum. Taşeronu işveren ilişkisini yapay zeka nasıl dönüştürebilme kapasitesine sahip? Yapay zeka ile maliyeti nasıl düşürüyoruz? Royu gerçekten hesaplanabiliyor mu? Yapay zeka sahada psikolojiyi nasıl etkiliyor? Motivasyon, stres, algı. Geleceğin taşeronu nasıl olmalı? Yapay zeka destekli taşeron yönetimi projeleri nasıl dönüştürecek? Ve geleceğin şantiyesi insan ve yapay zeka hibrit çalışarak nasıl olacak? İkinci bölümde biz bunları konuşacağız. Tamamdır. Ve bu bölümü tamamlayan bir bölüm olarak düşünüyoruz Halil Bey.
Tamam peki abi o zaman ikinci bölümde görüşmek üzere.
Görüşmek üzere. Itself.
More from Cem

İnşaat Şirketleri Yapay Zeka Kullanmadan Önce Neden Verilerini Düzene Koymalıdır?






