
Bu bölümde Cem Kafadar ve Harika İllimler, inşaat sektöründe robotların ve yapay zekâ destekli sistemlerin artan kullanımını tartışıyor. Konuşma, sektördeki iş gücü eksikliği, verimlilik, kalite, güvenlik ve sürdürülebilirlik gibi faydalarla başlıyor; SAM‑100 tuğla örme robotu, exoskeleton destekli işçi ekipmanları, Boston Dynamics robotları ve 3D‑yazıcı‑prefabrikasyon gibi güncel teknolojik örnekler veriliyor. Ardından, işsizlik korkusu, sosyal ve ekonomik eşitsizlik, küçük/orta ölçekli firmaların finansal ve teknik bariyerleri, eğitim ve beceri dönüşümü, robotların bakım ve arıza riskleri gibi olumsuz yanlar ele alınıyor. Konuklar, robotların standartlaştırma, hata oranını düşürme ve gece vardiyalarını kesintisiz çalıştırma potansiyelini vurgularken, aynı zamanda insan‑robot işbirliği, hibrit iş gücü modeli ve yeni mesleklerin ortaya çıkması gerektiğini savunuyor. Bölüm, gelecekteki dönüşümün hızı, adaptasyonun önemi ve politika‑ekonomi‑sosyoloji boyutlarıyla kapanıyor; dinleyicilere geri bildirim ve sonraki bölümlerde güvenlik, etik ve daha derin teknik konuların ele alınacağı söyleniyor.
Chapters
Yapay zekanın inşaat sektörüne var olan ve gerçekleşmesi çok muhtemeldiğinin etkilerini tartıştığımız, en son teknoloji ve trendleri konuştuğumuz, gerçeklerle akış olmayan şeyleri, söylentileri ve bilim kurgu romanlarının dikkate almadığımız, hatta bunun tam da aksine yapay zeka dünyasının neler olduğunu anlattığımız Cem Kafadar ve Harika İllimler tarafından hazırlanan İzah Tula podcastimize hoş geldiniz.
Herkese merhaba. Yeni bölümde daha birlikteyiz. Bugün konumuz hem dikkat çekici hem de eğlenceli diye düşünüyorum. Çünkü inşaat sektöründe de dünyada da giderek daha fazla gündeme gelen bir meseleyi masaya yatıracağız. Şantiyelerde robot kullanımı. Robotlar inşaat işçilerinin yerini alacak mı? Sektör gelişimi için nasıl fırsatlar sağlayacak? Yoksa bize ayak bağı mı olacak? Halit ne diyorsun?
Benden herkes selamlar. Evvela bir ehad edeyim çünkü sen bu konuyu yaşayınca aklıma hep bilim kurgu filmleri geliyor. Bunu aklımdan atamıyorum ama şimdi senin de dediğin gibi artık sahalarda tuğla ören, kaynak yapan, demir döşen... Robotlardan tut da insansız çalışan bulldozarlara, yapay zeka destekli drone'lara kadar birçok yeni teknoloji var. Bu gelişmeler işte ne bileyim bazılarına göre çok heyecan verici gibi gözükse de bazılarına göre gerçekten mesleki bir sorun olarak mı duruyor? Yani işsizlik olarak mı duruyor? Bunu gerçekten tartışmamız lazım diye düşünüyorum.
O zaman Haluk şu temel sorudan başlayalım. Dünyada robotları inşaat sektöründe daha çok konuşuyoruz.
Evet.
Neden daha çok konuşuyoruz? Bu sadece teknoloji ilerledi diye mi oluyor? Yoksa sektörün iç dinamikleri de bu ihtiyacı doğuruyor mu? Mesela ne bileyim işte iş gücü eksikliği, verimlilik baskısı ya da artan iş güvenliği gibi talepler de bu konuyu gündeme getiriyor mu diyorsun?
Abi çok yerinde bir tespit bu. Gerçekten de robotların gündeme gelmesi sadece teknoloji ilerlemesiyle açıklamak çok olası değil. Kolay da değil ve anlamlı da değil. İnşaat sektörüne biliyorsun yıllardır... Yetişmiş, kalifiye işçi bulmakta zorluk sorunu yaşıyor. Veya her projede bu başımıza gelebiliyor. Özellikle genç nesil, düşündüğümüz an fiziksel zorluklardan uzak işlerden fiziksel zorluk içeren işlerden uzak durmaya çalışıyorlar. Bu da yetişmiş eleman açığını daha da büyütüyor. Ne yapacağız o zaman? Bir çözüm üretmek lazım. O zaman robotlar gerçekten bu açığı kapatmaya yetecek mi, yetmeyecek mi? Bunu anlamaya çalışıyoruz.
Şimdi diğer taraftan inşaat işlerini düşünürsen abi yani böyle doğası gereği oldukça yorucu. Sadece işte güneş altında kalıyorsun çalışıyorsun ağır yükler taşımak tozlu gürültülü ortamlarda görev almak ya bu çok insana göre şeyler değil aslında uzun süre baktığında insanların bu şartlar altında hani yüksek performansı sürekli göstermesini beklemek gerçekçi bir şey değil. Hal böyle olunca dinlenmeye hiç ihtiyaç duymayan bu sevgili arkadaşlarımız diye düşünüyorum.
Doğru söylüyorsun. Tabii bu plazada çalışmaya benzemiyor. Ya da demin verdiğin örnekteki gibi körfez bölgesinde bir inşaat yapıyorsun. Zor iklim şartları. Gerçekten bir robot yorulduğunda ara verelim demiyor mesela. Böyle bir şey söz konusu değil. Programlandığı sürece ne iş yapması gerekiyor? Onu kesintisiz ve hep aynı kalitede. Sinir bozucu olan da bu değil mi?
Hep aynı kalitede yapıyor.
Şimdi gece vardiyasında çalıştırmak için adam bulmak... Ulay değil ama enerji ve bakımını yaptığın sürece bir robotun herhangi bir şikayeti olmuyor. Gece 7-24 ne varsa çalışıyor. Bu durum özellikle zamana karşı baskı olan veya zaman cenderesine olan projeler için sanki bulunmaz bir hint kumaşı gibi.
Doğru sunalık. E şimdi olayın bir de verimlilik boyutu var.
Evet.
Bir insanla robotu karşılaştırdığımız zaman zaman bir çıktı mı? Bakımından ciddi farklar görüyoruz. Robotlar daha kısa sürede daha fazla iş üretebiliyor. İşte Tuğla döşemedi bunun örnekleri var.
Evet evet evet.
Sen de bahseteceksin sen göz robotuyla ilgili. Robot bütün gün boyunca aynı tempoda çalışırken insanın tabii doğası ve yapısı gereği insandan bunu beklemek pek mümkün değil.
Ya şimdi tabii sadece bunlar değil hani yoruldum ettim falan konuşuyoruz. Kaplis yapmayı konuştuk ama robotlara baktığın zaman hata yapma oranı da az. Insanda yorgunluk, dikkatli anıklığı, motivasyon eksikliği bile bir sürü sonuca evrilebiliyor. Bu hataların bir kısmı bazı projelerde geri döndürülemez oranda menfi etkiler ortaya çıkarabiliyor. Robotlar ise kardeşim bir tane belli başlı doğruluk seviyesinde ilerliyor ve buna göre sürekli olarak seviyesini koruyor. Dolayısıyla... Kalite kontrolüne de bir istikrar var gibi gözüküyor sanki.
Kesinlikle. O zaman istersen hani şeyden başlayalım, iş güvenliğinden başlayalım. Tamam peki. Sağ şartların ne kadar zorlu olduğunu hepimiz biliyoruz.
Kesinlikle tabii ki.
Çalıştık işte yüksekten çalışma var, ağır kaldırma var, yakın işleri var. Bundan insan hayatı için de tabii büyük risk yaratan konular. Doğası gereği iş kazalarının en fazla olduğu sektörlerden biri de madencilik ve inşaat. Kesinlikle. Burada robotların ben ciddi rol oynayacağını, kaza riskini düşüreceğini düşünüyorum. Ne diyorsun Ali Bütçen?
Buna kesinlikle katılıyorum. İnsan vücudu inşaat işlerine baktığın zaman çoğu zaman kırılgan gibi gözüküyor. Şimdi bu robotları madem konuşuyoruz inşaat sahasında, exoskeleton örneğini vermek istiyorum.
Süper bir olay abi, onu anlat biraz.
Bu özellikle hani handikapı, fiziksel handikapı olan engelli insanlar için... Geliştirilmiş veya çıkışı o şekilde gibi olsa da şu anda inşaat teknolojilerinde bir hayli yaygın olarak kullanılıyor. Neye yardımcı oluyor? İnsan vücudunun kaldırmakta zorlanacağı ağır yükleri böyle tüy kaldırılmışçasına bu vücuda böyle giyilebilir bir sistem. Ne bileyim onu söylemek lazım. Exoskeleton nedir diye. İşte sırtınızdan bacaklarınızı, kollarınızı kavrayacak şekilde giyiyorsunuz. Sanki bir robotun içine girmiş gibi. Filmlerde falan hep görürüz ya böyle işte Pacific Rim filminde olduğu gibi veya işte ne bileyim Biz çocukken Voltran vardı. Oradaki robota gidiyor. Bunu giyiyorsunuz ve bu size inanılmaz bir fiziksel kabiliyet sağlıyor. Dolayısıyla sakatlanma riskiniz ortadan kalkıyor. İnsanların yapmakta zorlanacağı işlerde gecikmelere sebep olmuyor. Verimliliği sağlıyor. Bir pozitiflik sağlıyor dönüşüm olarak.
Kesinlikle. Haluk madem girdin robotlara, abi şeyi anlatsana ya. Ben şimdi çok heyecanlandım. Sam 100 robotunu.
Evet.
Ve onu dinleyelim.
Şimdi tabii böyle şey ağzı burnu olan bir robot gibi düşünmemek lazım ama bir tuğlu örme robotu bu Sam 100 denilen robot.
Evet. Robot mu?
Ve aşağı yukarı günde 3000 tane tuğlayı örüp yerine koyup ortaya bir yapı çıkarabiliyor. Şimdi burada tamam Sam 100 3000 tane koyuyor da neyle karşılaştıracağız bunu? Bunu bir insanın karşısında... Koymamız gerekiyor. Bir işçi ne kadar yapabiliyor? Tecrübeli bir işçiden bahsediyoruz ama günde taş çatla sen 500 de 1000 arasında yapabiliyor. Aradaki fark sadece 3000 ile 1000 karşılaşma değil yani hız değil. Aynı zamanda üretim kapasitesi açısından da çok çarpıcı. Çünkü arada bir verimlilik var. Robotun yaptığında bir tek düzen var. Bir homojenlik var ve aynı şekilde ama insan yorulmaya başlıyor, ucundan kaydırmaya başlıyor. Her ne kadar 2000 tane yapmış olsa bile robotun ortaya çıkarmış olduğu 3000 tuğla dizmesi kadar ortaya verimli bir iş çıkmıyor.
Kesinlikle ben dinleyicilerimize tavsiye ederim. Bu Sem Yüzyu YouTube'dan seyretmelerinin gerçekten harika videoları var. Ben seminerlerimde de bunu dinleyicilere vaktim kalırsa seyrettiriyorum. Yani robottan da bir de işte robotun... İnsana benzip benzemem konusu var biraz sonra o konuda gireceğiz. Ya abi olay şu ya hatalı iş az olunca yeniden yap maliyeti düşüyor.
Çok önemli bir konu.
Böylece hem işçilik hem malzeme maliyetinde tasarruf ortaya çıkıyor. Aynı zamanda kaliteyi de yükseltiyoruz. Zaten bizim proje önümdüğe bağırdığımız şey zaman maliyet kalite değil mi? İşte bu zaman maliyet kalitede istediğimiz sonuçları biz... Robotlarla daha iyi sağlayabiliyoruz.
Çok çok güzel bir noktaya dokundu yine abi. Buradan şunu belki de net bir şekilde ortaya koymak lazım. Şimdi robotlara yatırım yapacaksın. Evet yatırım yapacaksın. İlk başta ilk yatırım maliyeti yüksek gibi gözükse de uzun vadede aslında gerçekten kendini amorti ediyor. Robotlar ortaya koyduğu performansla. Bir de demin konuştuk ya kapistan mapislerde ya maaş artışı istemiyor. Sigorta yaptırmak zorunda değilsin. İzin günü yok, fazla mesai yok. Karnımı hardayışa gelemedim. Böyle dertleri yok. Şimdi personel eğitimi ve oryantasyon süreçleriyle de uğraşmıyorsun. Sürekli istikrarla ve verim açısından çok büyük avantaj sağlıyor. Yani bu robotların demin söylediğin ya yanlış iş yapması neredeyse imkansız gibi. Bu özellikle inşaat projelerinde çok başımıza gelen veya dert yandığımız konulardan bir tanesi. Diyelim ki bir deprese işi var. Bir doğal gaz borusu inşaatın yapılacağı alanda çakışı için deprese edilmesi gerekiyor. Onu deprese ediyorsun. Sonunda işte kalite belgelerini, hak ediş paraları, hak edişi almak için dökümanı ortaya koyuyorsun. Abi ortaya çıkıyor ki yanlış yapmışsın. Ya? Adam diyor ki kusura bakma senin vermiş olduğun dokümentasyonla yapılan iş uymuyor. Burayı kaz göreceğim ve yanlışsa yeniden yapacaksın. Abi şimdi bunu düşünebiliyor musun ortaya çıkardığı problemin?
Yeniden yaptığında yanlış olabilir ama o düşüncede değil. Bir yanlış olabilir doğru ya üretim sürecinin planlanabilirliğinin attığını düşünüyorum ben evet proje planlaması daha gerçekçi oluyor hani bir plan yaptık Allah kabul etsin kenardadır bu ara aslan değil gerçekçi bir planla gidiyoruz ve sürprizle karşılaşma olasılığımızdan alıyor abi böyle olunca şantiyede tabii stres azalıyor operasyon yönetimi kolaylaşıyor şimdi biraz önce anlatırken aklıma geldi söyleyeyim dedim dedin ya bu robotların işte yoruldum der diye ağlamıyorlar, zırlamıyorlar, işlerini yapıyorlar falan. Abi aklıma şey geldi yani bak olmayacak bir şey değil bu. Robotlar greve giderse, sendikalaşırsa ya bana yeterince yağ vermiyorlar, beni bu kadar çalıştırıyorlar, hiç şey yapmıyorlar. Aslında olmayacak değil. Eğer robotu eğitirken, yapılandırırken 8 saatten fazla seni çalıştırırlarsa çünkü bu da bir makine, bunun da bir ömrü var. Sen de o zaman... Karşı gel gibi bir şekilde edilirse bu olmayacak bir şey değil. Ben abi ilginç haber okumuştum baya oldu bunun okuyalı. İlginç bir olay Kore'de bir robot çok fazla çalıştırılıyor ve bu robot umumladık bir anda gidiyor merdivenlerden kendini atıyor. Evet böyle bir şey var ve bunun üzerine Kore'de şey yapıyorlar yani robot bilinçleniyor mu acaba? Şimdi belki de bir bozulma.
Korku filmi gibi de geliyor insan kulağına.
Tabii tabii zorladılar zorladılar zorlandı bozuldu ayağıları ve gitti merdivenden attı kendini. Şimdi ama bir yerde de sanki intihar etti. Ya tarlan bana bu kadar iş yüklediniz ben de kendimi fırlatıp parçalıyorum dedi. Bu olay oluyor.
Abi bu dediğin çok acayip bir olay. Bu demin grev yapmaya giderlerse diye söyledin ya aklıma şey geldi. Ya tabii şimdi biz... O kadar çok şey gördük ki bu medyadan, filmlerden. Will Smith'in I, Robot diye bir filmi vardı. Orada robotların, o robotların böyle terk edilişi, ıskartaya çıkan robotların isyan bayrağını açması falan çok acayip bir durumdu. Şimdi tabii konumuza geri dönersek, robotların ortaya çıkardığı en büyük özelliklerden bir tanesi standartizasyon. Robotların yaptığı işlerde hemen hemen hepsi birbirinin aynısı. İnsan yapımı gibi bir kalitede bir farklılık oluşmuyor. Özellikle de yüksek hassasiyet gerektiren işlerde bu gerçekten önemli. Çünkü aynı ölçüde, aynı hızda ve aynı kaliteli iş yapmak insan için oldukça zor ama bir robot şu merkezde çocuk koyunca gayet de mümkün. Dolayısıyla proje genelinde daha pürüzsüz, özellikle dediğimiz gibi hassas işlerde ilerlemeye... Sahip oluyor. Ya bu şeye benziyor. Şantiyen 6 tane ayrı bölüme ayrılmış ve A bölümüyle E bölümü arasındaki işler birbirine benzer. A bölümündeki işler çok kaliteli, E bölümündekiler dökülüyorsa bir problem var. Ama A bölümündeki işleri de robotlar yaptı ve E bölümündeki işleri robotlar yaptı. O zaman eminsin ve biliyorsun ki bunlar birbirinin aynısı. Bir standart var. Ya bu ona benziyor biraz.
Kesinlikle abi şimdi benim... Sevgili kuzenim Volkan Liverpool'da bir üniversitede öğretim yesi inşaat mühendisi. Onunla böyle konuşuyoruz arada. Nasıl dedim oradaki arkadaşlar falan, oradaki inşaat mühendisleri falan. Abi dedi benim oda arkadaşım bir robot dedi. Boston Robotics'in köpeği dedi. Köpekte de oda arkadaştı. Ya ne yapıyor abi ne yapıyorsunuz bu robotta falan. Yani bu dedi robot dedi kapalı alanlara giriyor, girilmeyecek yerlere ulaşıyor. Oradan görüntüler alıyor, oradan işte bir takım bilgiler alıyor, veriler alıyor. Işte biz fiziksel bir avantaj hem güvenliği arttırıyoruz, arttırıyoruz falan. Bu çok enteresan bir olay. Yani artık bir oda arkadaşımız, bir komşumuz, yanlış şeyde bir robot olabiliyor. Bu mesela Bosna Robotiksin'in o köpeğine ben bayılıyorum. Her yere girme şeyinde. Ayrıca ben robotların bu prefabrik üretim süreçlerindeki bu da yükselten trendlerden biri. Robotlar artık vazgeçilmez olacak diye. Çünkü şantiye makine... Fabrikaya gittiği zaman direkt fabrikada şanteyi biz üretebildiğimiz anda zaten iş bu robotlaşacak. İşte başka endüstriler ve sanayilerde niye robotlar inşaattan önce? Çünkü orada fabrikaya dönüşme süreci var ama bizde yok. Bizde sahada ne yapılacağı işte bu modüler üretim, prefabrikasyon da inşaat sektöründeki robotların önüne atacak diye düşünüyorum.
Abi çok çok güzel bir noktaya değindin. Tabii şimdi bunları konuşurken akşama... Böyle her taraftan şimşekler çekiyor. Bir sürü şekil öpüyor. Şimdi hani bir önceki podcastimizde konuşmuştuk. Biz buraya hazırlanırken bile bazı konuştuğumuz şeyler eski kalmıştı falan diye. Şimdi bak biz bu podcastta bu robotlarla ilgili konuya hazırlanırken şu anda söyleyeceğim şey ortada yoktu. Yamaha'nın son çıkardığı robotu gördün mü? Üstüne insan binip de geziyor. Çok acayip bir şey. Böyle at gibi. Ama Boston Robotics'in köpeğine de benziyor. Bunu tanıttılar iki üç gün önce. Ve biz bu seninle bu podcast hazırlanırken bu yoktu ortalıkta. İki üç gün önce çıktı. Şimdi burada vermeye çalıştığım nüans şu. O kadar çabuk ilerliyor ki her şey. Gerçekten bütün bu avantajları hesaba kattığımız zaman robotlar sadece yardımcı değil ve dönüştürücü bir görev üstleniyorlar. Yani bu burnunu görmemek mümkün değil. Verimlilik, maliyet, kalite ve güvenlik. Gibi birçok kilit faktörde gerçekten pozitif olarak etki yapıyorlar. Bu dönüşüm hızlanacak mı? Vallahi herhalde şey gibi hani türbülans gibi hızlanacak diye düşünüyorum. Ama bugünden bu değişime adapte olmak istemeyen, direnen veya bu yönde çalışmayan firmalar gerçekten oyun dışı kalacak gibi gözüküyor.
Kesinlikle. Bu arada bu bizim ikinci bölümümüz. İlk bölümle ilgili de. Dinleyicilerle de paylaşmak istiyorum. Çok güzel geri bildirimler aldık. Hem sosyal medyadan olsun, hem birebir bizi arayarak konuşarak olsun. Ufkumuzu açan çok güzel geri dönüşler oldu. Ve o doğrultuda da biz başka şimdi bölümler yapmayı düşünüyoruz. Ve yine siz de bize her zaman işte et dijital tool'dan yazabilirsiniz. Valla bizim için tabii çok heyecan verici. Dört ay üzerinde çalıştık. Yaklaşık otuz bölüm hazırladık. Şey olarak yani kağıt üzerinde ve tabii ilk bölüm nasıl karşılanacak diye böyle çok heyecanlıydım.
Bir keresini bekliyorduk.
Aynen ama bu kadar olumlu dönüşte tahmin etmiyordum. Çok çok mutluyum onu da söylemeliyim. Evet kendi reklamımızdan sonra dönelim konumuza. Sürdürebilirlik yeni yaklaşımlar açısından robotların katkısının büyük olacağını düşünüyorum. Bir kere her şeyin ötesinde halbuki malzeme israfını önlüyor ya zaten sürdürülebilirlik. Ana kalbi orada diye düşünüyorum. Kullanım sağlıyor. Bir taraftan da bu üç boyutlu yazıcıları belki düşünmek lazım. Bu sayede bina üretiminde daha bir hız sağlanıyor. 24 saat içinde işte ne bileyim Çin'de yaşanabilir yapılar inşa ediliyor. Hem çevre dostu hem ekonomik bir çözüm oluyor bunlar. İşte İston'un da bildiğim 3-4 yıl oldu. Ben onu yine eğitimlerimde, seminerlerimde gösteriyorum. Yaptığı 3D yazıcılarla çıkardığı. Bir küçük ev de var. Bunun gibi istinaden başka çalışmaları da var bu arada. Böyle diyorum.
Tabii. Şimdi gerçekten de bu söylediklerin çok yerinde Cem Hocam. Bu yeniliklerin özellikle afet bölgelerinde geçici barınma gibi ihtiyaçlara çok fayda edebileceğini düşündüğümüz zaman ortadaki teknoloji gerçekten çok sıkı sıkı yasalamamız ve takip etmemiz gerekiyor. Çünkü bunu gerçekten az bir kaynakla yapıyor.
Evet.
Düşürme hedefleri de şu anda biliyorsun en popüler konulardan bir tanesi buna da katkı sağlıyor ama tabi harika sürekli ballandırarak anlattığımız bu robotların da veya şantiyedeki robotların da muhakkak bir de madalyon öteki yüzü vardı hani gücün gücün gücün karanlık tarafına bir geçelim bakalım robotlar geldi işler çözüldü mü yoksa başka problemlerimiz var mı birazcık da ona bakmak lazım tarafına da bakalım.
Zaten işin karanlık tarafını aslında hepimiz biliyoruz. Sadece inşaat sektörüyle değil bu karanlık taraf işsizlik meselesi. Bu ne olacak? İnsanlar ne olacak?
En büyük endişe bu değil mi?
Gereksiz mi olacak? Harari bunu kaç yıl önceki kitabında yazdı. İnsanlar fuzuli mi olacak? Gereksiz mi olacak diye. Tabii bunun psikolojik etkisi de var. Yani tamam işte insanlara bir maaş verelim. Onlar çalışsın. Robot vergi sağlayalım. Onlar çalışsın. Biz de oturalım falan ama böyle bir şey yok tabii yani insan. Bir varoluşu, bir birliği bir varoluş üzerinden hayatta kalan ve yaşayan bir canlı türü diyelim. Belki robot kenara tutarsın, onun canını sıkılmaz da insan için öyle bir şey yok yani senin işin bitti dendiğinde çok sıkıntılı olabilir diye düşünüyorum. Şimdi bunun tabii cevabını artık kimse de veremiyor bir yer daha. Lütfen ama sen ne diyorsun bu konu için?
İyi abi bu kaygının yani işsizlik... En nişesi sendromu veya bu hissiyatın yersiz olduğunu söylemek mümkün değil. Her teknolojik dönüşümde bu tip endişeler ortaya çıkmış zaman içinde. Bazıları gerçekten bu teknolojik dönüşümlerin bazılarını ortadan kaldırmak mümkün ama bazı mesleklerin dönüşeceği muhakkak. Buna engel olamayız. Özellikle tekrarlayan fiziksel güzeli dayalı işler gerçekten bu işlerde çalışanlar risk altında görülüyor gibi. Bu dönüşüm tabii bir gecede olmayacak. Bir süreç ilerleyeceğiz. Kademeli bir geçiş olacak ama hani Endüstri 1, Endüstri 2, 3, 4 bütün bunlarda bu dönüşümleri yaşadık. Ama bu yapay zeka ile ilgili konuştuğumuz belki de Endüstri 5 olarak adlandırılan bu süreç gerçekten roketlemiş vaziyette gidiyor. Bu dönüşüm belki tahminimizden daha çabuk olabilir ama hep söylediğimiz gibi. Bununla beraber yaşayıp buna ayak uydurmayı becerebilmemiz gerekecek.
Halbuki şu var yani toplumsal boyutunu göz ardı etmememiz lazım. İstihdam açısından çok önemli bir boyutu var. Bunu göz ardı etmeyiz lazım. Yani teknolojiye geçişin yanında sosyal politikaları da eş zamanlı olarak yürütmeliyiz diye düşünüyorum.
Neden? Çünkü insan sosyal bir varlık değil mi? Kesinlikle. Burada sen hep şey örneğini veriyorsun. Sanayide tarım işçisi, fabrika işçisi oluyor.
Evet, evet, evet, evet. Ya şu var. Yani sadece bir robot almak değil olay. İnsan kaynağına da ihtiyaç var. Ya şimdi şöyle bir şey. 100 yıl önce sanayi devrimi olduğunda tarımdaki işçiyi, çiftçiyi tabii o çiftçi demek daha doğru oldu. Fabrikaya biz dönüştürdük. Yani fabrika işçisi yaptık. Çiftçiyi fabrika işçisi yapmak... Bak o kadar zor değildi ama bugün artık bir şoförü veri analisti yapmamız daha zor. Evet. Veya fabrika işçisini veri analisti yapmak, dijital ikiz analisti yapmak, drone operatörü yapmak daha zor. Bu noktada çok ciddi sıkıntıların bizi beklediğini düşünüyorum. Ya ben düşünüyorum derken bütün dünya bunu düşünüyor. Yani sanayi devriminden geçiş... Bu kadar sancılı değildi istihdam ve insan açısından ama bugün dijital devrimle beraber ki geçişin çok daha ciddi olacağını ve zor olacağını düşünüyorum.
Çünkü çok hızlı, çok hızlı gidiyor.
Bir taraftan da hız var. Evet, çok hızlı gidiyor. Ya küçücük bir şey söyleyeceğim, sözünü düzelteceğim. Birçok teknologist diyorlar artık ona, düşünür şunu düşünüyor, gelecek 10 yıl içinde... Son 250 yılda yaşananlardan daha fazlasının olacak. Böyle bir görüş var ya, böyle bir beklenti var. Bu çok enteresan ya.
Çok acayip.
Tarihin hiçbir döneminde olmamıştır. 250 yılda yaşananların 10 yılda yaşanacağının beklentisi.
Bu konuyla ilgili çok ilginç bir örnek vereceğim ama onu daha sonra konuşuruz. Bu meşhur üç cisim problemi konusu vardı ama onu sonraya bırakıyorum. Şimdiden biraz heyecanlansın dinleyicilerimiz. Şimdi burada... Gözden kaçan bir şey var gibi. Tamam teknoloji geldi de kim kullanacak bu teknolojiyi? Yani robotları çalıştırmak, bakımını yapmak, arıza gidermek öyle parmağın ışıklıtınca olacak bir işler değil, çok kolay değil. Teknik bilgi gerekecek, yazılım okulu yazarlığı gerekecek, mekanik beceriler gerektirecek. Mevcut iş gücün bunlara sahip değilse ne yapacaksın? Yani nasıl entegre edeceğiz bunu yeni sisteme? Dolayısıyla eğitim şart.
Evet eğitim şart.
Bu konuda çok önemli. Ben yine konuyla alakalı ama neticede çok alakalı değil ama benzer bir örneği şöyle vereyim. Bizim eğitim sistemimiz özellikle mühendislik eğitimlerinde biliyorsun abi hukuk ve ekonomi konularındaki eğitim işletmeyi de daha iyi evet bir hayli zayıf neredeyse yok derecesinde çünkü bunun olması çok önemli çünkü bir proje yönetecek adam hem yaptıklarının sorumluluğunu yani hukuki ağrılığını bilecek hem de bu işin ekonomisini bilecek yoksa çok kolay değil. Teknolojiyle yaşamayı becerebilecek birisi olması lazım. Ne bileyim işte kodlama dersleri, kodlama dersleri öğretiliyor çocuklara. Niye? Çünkü artık kodlama çok önemli hayatımızın parçası. Yapay zekada olmaz olmaz şeylerden bir tanesi. Yani eskiden karburatörli araba kullanıyorduk. Şimdi arabanın şanzımanına bir tane yazılım güncelleme yapıyorlar. Arabada sanki sorunlar giderilmiş gibi oluyor. Dolayısıyla teknolojiye kimin kullanacağı, nasıl kullanacağı çok önemli.
Bir boyutu daha var hemen buna paralel gideyim. Teknolojiye erişim konusu. Şimdi büyük firmalar bu yatırımı yapabilecek. Peki küçük orta ölçekli inşaat şirketleri ne olacak? Kaybolup gidecek mi? Onlar bu dönüşümde nasıl ayakta kalacak? Teknolojik uçurumun da giderek büyüme durumu, tehlikesi var. Bu da sektörde işitsizliği arttırabilecek, piyasada dengesizlik oluşacak. Zaten Haluk ben hep şunu demişim, yani sanayi devrimi demir yolu buharlı gemilerle beraber de hep yani her yenilik yeni güçlüler ortaya çıkarıyor. Evet ama bu güçlülerin güçsüzlerle arasındaki mesafe daha açılıyor. Bu da buna çekecek.
Orantısız bir maç.
Yani insanın doğasının belki getirdiği bir sonuç. Yani bu da tabii sosyal çatışmaları getiriyor. İşte savaşlar diye hemen aklıma ilk o geliyor belki ama böyle de bir tehlike var diye düşünüyorum. Yeni tekerlerimiz olacak diye. Bu arada yeni bir bilgi okudum. Hatta bunu seminerlerimde de paylaşacağım. Kim ulaşacak kim ulaşamayacak derken inşaat sektörüyle ilgili. Çalışma bu Türkiye içinde. Dijitalleşmede 22 sektör içinde 21.ymişiz abi. Şimdi bunu iki türlü okumak lazım. Gerideyiz evet. Daha çok fırsatlar evet. Yani bankacılığa finansa göre şu anda daha çok fırsatlar var.
Daha bakiriz biz.
Bu konuda yatırım yapan, girişim yapan arkadaşların daha iyi sonuç alabileceği bir tarla.
Evet inşaat sektörü genelde böyle sanki değişime dinlenen gibi bir izlenim yaratıyor ama aslında öyle değil tabi ki ama evet birazcık ataleti maalesef var birazcık. Şimdi tabi bütün bu anlattıklarımızda işte şantiyede robotları kullanacağız, yeteceğiz falan ama eğitim konusu gerçekten önemli. Bu robotların nasıl kullanılacağı, ne şekilde yapacağı teknoloji sürekli gelişiyor. Çalışanların da kendi güncellemesi gerekecek. Bu firmalar açısından... Gerçekten sürdürülebilir bir eğitim politikasının olması gerekiyor. Ya bir kere gittim kullanmayı öğrendim. Ya yeni bir araba çıkıyor piyasaya. Ustaları ne yapıyorlar araba çıkmadan önce? Alıyorlar iki ay fabrikasında eğitiyorlar. Bak eskiden bu arabayı böyle yapıyordun. Artık bunu unut. Yani bunu unut derken yeni çıkaracak arabada bunu unut. Eskileri yine tamir etmeye devam edersin ama yeni teknolojide artık bunları böyle yapacaksın diye söylüyorlar. Dolayısıyla... Bu eğitim sürekliliği vazgeçilmez bir döngü halinde sürmesi gerekiyor.
Kesinlikle. Abi bir olay da ben hep bu risklerden gidince ilk yatırım maliyeti. Evet. Şimdi ilk yatırım maliyeti de biz teknolojiye erişim dedik biraz önce ama ilk yatırım için de güçlü olacağın çünkü çok ciddi bir maliyet getiriyor. Yine bu küçük orta ölçekli firmalar için sıkıntı olacak diye düşünüyorum. Bir de... Sistemin bozulması, yazılımın çökmesi gibi teknik riskler var. Bunun da tabii maliyeti yüksek olacak. Şimdi ne olur dinleyicilerimiz yani biz bunları anlatırız. Bırakın yapay zeka kapatalım, fişini çekelim falan değil. Olayı tüm boyutlarıyla analiz etmek açısından söylüyorum. Yoksa kaçınılmaz bir şey bu geliyor. Biz bunlara karşı ne yapalım? Yoksa hani konuştuklarımız aman bu ne kadar kaka kötü bir şeymiş değil tabii ki.
Tabii. Bu şey gibi ileride bunu da konuşacağız. Kardeşim bunu fişin çeksek acaba buna kurtulabilir miyiz? Konuşacağız bunu ileride ama gerçekten hani bu söylendiği gibi olmuyor hayat maalesef.
Olmayacaktı zaten.
Şimdi bütün bu konuştuklarımıza bakınca aklıma şey geliyor. Yani iş sadece teknik olay değil. Stratejik olarak, sosyolojik olarak, ekonomik olarak da kendini hazırlaması gerekiyor herkesin. İşsizlik korkusu evet gerçekten işsizlik korkusu var ama bu sadece bireysel değil. Genelde bir kaygı bu. Sistemsel bir kaygı bu. Bu nedenle teknolojik dönüşümün insanı da dönüştürmesi gerekecek.
Evet, evet. Kesinlikle katılıyorum sana.
İnsanlar da veya şirketler de politikalarını buna göre ayarlayacaklar. Robotların gelecekteki rolü kadar insanın da bu gelecekteki yeri netleşmeli belki de. Yani aksi takdirde bir fırsat gibi değil de bir çatışma, bir kriz doğabilir gibi geliyor bunları netleştiremezsek eğer.
Kesinlikle. Şimdi ben İnşaat ve Yapay Zeka kitabımın başında açılışında İnşaat robotlarının bir basın açıklamasıyla açıyorum. Tabii ki böyle bir şey olmadığını hepimiz biliyoruz. Ama ben Chet GPT'ye soruyorum. Ya diyorum inşaat robotları bir araya gelse bir basın açıklaması yapsa ki o günkü Chet GPT 3,5-16. çizim. Ne söylerdi bize? 12 tane madde söylüyor. Ve 12 madde içinde beni en çok heyecanlandıran robot insan işbirliği. Biz diyor insanlarla beraber çalışmak istiyoruz diyor. Abi bana bunu dedi ya, madem sen bizle çalışmak istiyorsun, ben de seninle çalışmak istiyorum. Bu kitabı biz beraber yazalım. Şeyine girdim ve o kitap bir şekilde böyle çıktı. Diyeyim yani bana ne bileyim bir falcı deseydi işte, 40 yıl önce sen bir robota kitap yazdıracaksın, robotta kitap yazıyorsun inanmazdım. Sen 120 yaşına kadar yaşayacaksın dese inanırdım. Ya böyle bir enteresan bir şey değil diye de düşünüyorum.
Şimdi bu tabii yatırım maliyetleri ve teknik riskleri konuşurken şu da geliyor aklıma. İnsan kaynaklı aksaklıklarda bir şekilde telafi etme imkanını veya fırsatın oluyor ama yapay zeka destekli bir sistem çöktüğünde çözümü nasıl bulacağız? Bu birazcık hala karışık. Herkesin elinde tornafide alıp da yapay zekanın şurasını geleyim burasını yapayım diye bir şey yapması çok kolay değil veya bu teknolojiyi kullanmayı öğrenmeye başlamak. Gerçekten şey önemli hale geliyor. Şimdi bu şeye bakıyorum. Teknolojinin gelişme hızını konuşuyoruz falan ya. Ya çocukları gözlemliyorum. Evet. İnanılmaz bir şeydi. O küçücük elleriyle bilgisayar nasıl tutuyor, mouse'u tutuyorlar. Ondan sonra fakat diğer yanda da babama bakıyorum.
Al uzunluğu versin.
Sürekli beni rahatlat. Bunda nasıl fotoğraf çekiyorduk fotoğraf çekip telefonla. Şimdi gerçekten... Bu sen anlatmıştın ya baş parmağını kullanarak mülakatta. O ne olacaktı? Yani insanların veya teknolojiyle beraber yaşayan, yaşayamayan insanların gerçekten barınması çok kolay hale gelmeyecek.
Kesinlikle. Bir de şey diyorum abi. İnsan da evriliyor ya biz bilgisayar kullanımıyla beraber. Mesela... Şu iki küçük parmağımızın bu kadar aktif olacağını düşünebilir miydik? Yani 10 sene önce bu parmaklar ölü parmaklar gibiydi. Şimdi gençler mesela o parmaklarla piyano çalar gibi.
Bir de bakmadan yazıyorlar. Bir de bakmadan yazıyorlar.
Bakmadan yazıyorlar. Ve ne var? Şimdi ben ilk önce yapamam demiştim bunu. Ve bir arkadaşım şey diyordu, ben birinin yaşlı mı genç mi olduğunu telefon parmak tutuşundan anlıyorum. Eğer işaret parmaklarıyla kullanıyorsa yaşlı kuşak.
Takvile kuşağından.
Şeyle kullanıyorsa, küçük parmaklarıyla kullanıyorsa yeni kuşak. Ben bunu öğreneceğim dedim. Bayağı da çalıştım. Şimdi pıtı pıtı pıtı pıtı kullanıyorum. Ya evrim bu aslında. Evriliyoruz ama sadece ellerimiz değil, zihnimiz de evriliyor. Bakışımız da evriliyor. Ya ben yine kitaptan yola çıkıp bir şey söyleyeyim. Ben üç ay kapanıp bu İnşaat Yapay Zeka yazdığımda, o kitap bittiğinde benim çok ciddi bir arkadaşım olmuştu. Yani yapay zeka, yapay zeka ile nasıl konuşulur, nasıl hareket edilir, ona nasıl soru sorulur, nasıl prompt üretilir. Başka bir dil öğrendiğimi, yeni bir dil öğrendiğimi fark ettim. Ve bence hepimiz bu dili öğreneceğiz, öğrenmek zorundayız. Artık oyunun içinde böyle bir oyuncu var diye düşünüyorum. Yani hem fiziksel hem zihinsel bir esneklik ihtiyacımız var diye düşünüyorum.
Tabii, şimdi örnekler bitmiyor. Hem eğlenceli olsun diye de bu örnekleri vermeye çalışıyorum dinleyenler için. Şimdi mesela kızlarım beni beğenmiyor. Teknoloji konusunda sen diyor 1900'lerde doğdun anlamazsın bunlardan diyor. Yani ufak çapla aşağılıyorlar beni. Ama gerçekten de çocukların demek ki görüşü o şekilde. Yani babam artık çağ dışı kaldı demeyi getiriyorlar ki ben ki teknolojiyi sonuna kadar takip ettiğimi düşünüyorum. Tamam görünüş o şekilde yansıyor demiş çocuklara.
Çocuklar onları daha çok seviyor.
Tabii canım da beğenmeyecekler.
1900 daha fazla. Tabii ki. Hani öyle bir şeyle de karşı karşıyayız.
Hani el aletlerinden iş makinelerine geçtiğimizde de benzer kaygılar yaşanmıştı. Biz bunları nasıl kullanacağını sileceğiz değil mi? Ama insan oğlu bir şekilde makineyle beraber olmayı, makineyi kendisi hayatını daha iyi ve erinimlerle getirmek, daha kolaylaştırmak için kullanmayı öğrendi. Şimdi de bu aşamadayız, bir dönüşümdeyiz ama bu sefer makineler birazcık daha akıllandı ve bizim için neredeyse karar verme süreçlerine gelmeye başladılar. Bu insanların özelliklerinden, meziyetlerinden konuşuruz. Belki CV'lerde teknoloji okuryazarı olmayan insanların mülakatlardan elendiğini göreceğiz.
Aynen. Ve şey de olacak abi zaman içinde yeni iş alanları da çıkacak. Aynı sanayi devriminde olduğu gibi bir sürü işte o zamanlar hiç adı anılmayan işler çıktı fabrika işçiliği gibi. E şimdi ne olacak? İşte robot operatörü olacak, drone operatörü olacak, insanı sıra araç koordinatörü olacak. Şantiye teknoloji yöneticisi olacak. Ya ben 5 yıl önce bilmediğim dijital dönüşüm danışmanlığı yapıyorum. Böyle bir şey aklıma gelir miydi benim ya? Yani yok kim bilir daha neler yapacağız. Allah ömür versin, sağlık versin. Ya böyle de enteresan bir şey var. Toparlıyoruz galiba abi.
Birazcık birazcık evet.
Robotlar dedikodu yapmamızı istemiyor ya. Evet. Ben bu robotlarla ilgili daha çok konuşacağım şeyler var kafamda ama onları başka programlara bırakayım.
Evet, şimdi tabi bu anlattıklarımıza bazı uzmanlar hibrit iş gücü adını veriyor. Dolayısıyla yani daha önce de konuştuğumuz gibi rekabet veya kavga etmeye... Ve konuşacağımız gibi. Evet, mücadele etmek yerine beraber çalışmayı becerebilmek. İşlerin görev tanımı değişecek belki sadece kas kuvvetleri olmayacak. Bunu belki de makinelere bırakacağız ama teknolojiyi net ve kesinlikle kullanabilmek özelliği olacak. Ne bileyim... Yeni nesil iş güçleri, iş ihtiyaçları ortaya çıkacak. Burada teknoloji okuryazarlığı ile ilgili konuşurken hani bu günümüzde çok güncel bir örnek var. Yahu kardeşim yeni mezun mühendisler 3 kuruşa çalışırken neden winch operatörü bir mühendisin 5 katı para alıyor? Yani farklı ki o işi yapan çok adam yok ki bir winch operatörü bu kadar çok para kazanabiliyor. Dolayısıyla... İleride teknolojiyle barışık olmayan mühendisler, çalışanlar ismini ne koyarsanız koyun üzgünüm size oyunun dışına kaldığınız denecek.
Evet evet ya bence o kadar güzel bir son yaptın ki abi bunun üstüne ben bir şey söyleyemeyeceğim yani olayın şeysi bu. Dönüp dönüp aynı şeyi söylemektense bence bu sonla kapatalım derim.
Evet abi evet yani.
Bilmiyorum sen ekleyeceklerin var mı?
Valla bir tek ekleyeceğim şu geliyor aklıma burada çoğu şeyi konuştuk. Ki robotlar konusunu daha önümüzdeki podcastlerde çok konuşmaya devam edeceğiz. Çünkü yapay zeka ve robot ortaklığı resmen şey gibi etle tırnak gibi ayrılmaz bir hale geliyor. Yakın zamanda bir örnek, daha doğrusu bir haber okudum. Bill Gates'in bir mülakatıydı. İlginç bir mülakattı. Hani bu konuşuruz ya endişelere şurada hangi meslekler yok olacak, işsiz mi kalacağım diye. Bill Gates... Tabii üzerinde bir sürü komple teorileri konuşuluyor olsa da, İGS'in örnek verdiği üç meslek grubunun her ne olursa olsun yapay zeka ne kadar ilerlerse ilerlesin, öngörülebilir gelecekte üç mesleği ortadan kaldırmayacağını söylüyor. Bunlardan bir tanesi kod yazıcılar. Çünkü hiçbir yapay zeka insan kadar yaratıcı bir kod yazma zekasına sahip olmadığını savunuyor. İkincisi enerji uzmanları. Enerji uzmanları çünkü enerji gerçekten önemli. Yani yapay zekanın bir çalışması için... Ne kadar enerji gerekiyor?
O kadar enerji dünyada olmadığı için insana erişemeyecek.
Evet insan beyniyle yapay zekanın karşılaşılmasını söylemişsin. Üçüncü olarak da biyoloji alanında yapay zekanın hala daha insan yaşayışı ve evrenin döngüsüyle ilgili bu konuları anlayamayacağını düşünüyor. Dolayısıyla bu üç mesin hala çok geçerliliğini sürdüreceğini öngörüyor.
Of neyse çok konuşuruz. İnsanlarla robotlar arasında şöyle bir psikolojik bir ilişki de var. İnsanlar kendilerine benzeyen robotları sevmiyorlar. Aratıkk gibi görüyorlar. Japonlar bunu keşfediyor.
Şey gibi, Plastik Show'da benimle söylüyor.
Evet ve Japonlar diyor ki abi diyor yok ya biz insana benzemeyen robot üretmeye çalışıyoruz. Ve robot teknolojisi şu anda insana benzemeyen robotlar üzerinde. Çalışıyor. Bu da ilginç bir şey.
Sırat ifadesi olarak diyorsun.
Evet, evet. İnsan kendine benzeyeni sevmiyor. Yani rakip gibi görüyor.
Çünkü diyecek ki, bu iş bana benzememiş kardeşim diyecek. Ağzı burnu kayıp bunun.
Aynen. Böyle de bir enteresan bir şey var diye düşünüyorum. Başka bir konumuz var mı? Ha ben yine buraya not almışım. Onu da söyleyeyim. Robot insan, robot insan deyince halük şu aklıma geldi. Biz bu çalışmalarımızın hepsini chat GPT'ye verip çalıştıktan sonra sağlam bir promptla ki bizim halükla yani bazen alacak çalışmamıza 6-7 sayfalık promptlar hazırladığımız şeyleri versek ve desek ki ya burayı Cem ve Halil abicim sen konuştur, sen yaz, seslendirmeyi de sen yap deseydik inanıyorum şu dinlendiğimiz kadar dinlenmezdik. Yani insan sonuçta kendine benzeyeni istiyor. Cem dediğinde belki ses değişti, bir konuşacaktı. Rüknettiğinde bir konuşacaktı. Belki bizim sesimizi taklit edecekti. Ama mekanik olacaktı. Yani sonuçta insan... İnsan dokunuşu olmayacaktı herhalde. İnsan dokunuşu olmayacaktı. Yani bu gezegenin en güçlü varlıklarıyız. En güçlü canlısıyız. Bunun kıymetini bilelim derim.
Evet. Sen tabii şimdi konuyu kapatacağız ama bir örnek daha vereyim. Promptun gücünün ne kadar önemli olduğunu veya doğru prompt yazmanın özellikle yapay zeka ile bir iş yaptırmak bir komut vermenin ne kadar önemli olduğunu söylüyorsun. Bu %100 doğru. Şey geldi aklıma seyrettin mi bilmiyorum. Cumancı diye bir film vardı.
Vardı ama seyretmemiştim.
2995 ya da 96 geldi sanırım. 94 olabilir. Sonradan bu önümüzdeki birkaç... Geçmişteki önümüzdeki dönemi, geçmişteki birkaç sene içinde ikinci ve üçüncü serisi yapıldı. Yeni nesil olarak. İlkinde yoktu ama yeni nesilde mesela oyunun içine giriyorlar. Espirisi de o. Oyuncular birden kendilerini oyunun içinde buluyorlar. Oradan canlı çıkmaya çalışıyorlar. Orada bir hologram vardı. Yapay zeka ile canlanmış bir hologram. Ve tabii kısıtlı. Çünkü yapay zekaya gel arkadaşım gibi sohbet edemiyorsun. Çünkü bir insan değil. Ona doğru soruları sorman lazım ki doğru cevapları alacaksın. Şimdi o oyunun içine düşenler panik oluyorlar. Her türlü soruyu sormak istiyorlar. Aklına bir sürü bir şey geliyor. Ve aklına ilk geldiklerini sordukları zaman hologram olan şeyden, yapay zekanın elinden kusura bakmayın vereceğim cevaplar sınırlı. Lütfen doğru soruyu sorun diye uyarıyorlar onu. Dolayısıyla özellikle bu chat GPT, copilot veya Gemini bütün bu yapay zeka modüllerinde... Veya işte ne bileyim şirketlerin kendi özel geliştirdikleri işte hukuk firmalarının geliştirdikleri Harvey denen yapay zeka modülleri bunlardan hepsinde doğru soruyu sormazsan kesinlikle ya dolambaşçı cevaplar alacaksın ya da doğru bilgiye ulaşana kadar saçlarını yollayacaksın.
Halbuki bak şimdi bu sözünü böldüm ama şöyle bir şey var yani hep diyor yapay zeka bizi tembelleştirir. Çünkü evet tembelleştirme riski olan çok yerden. Evet. Okey ama bir taraftan da bizim aldığımız eğitim Hep cevaplar üzerinden değil mi? Bize hep soru sorulur ve biz cevap veririz. Doğru cevabı var. Hayır, bugünkü eğitim artık doğru soruyu sora gidiyor. O da beynin daha fazla çalışmasını, daha çok sinapsi harekete getirmeyi, daha çok nöronu harekete getirmeyi getiriyor. Onun için ben bu yapay zekanın bu tip bizi tembelleştirecek suçlamalarına çok fazla katılmıyorum. Bu arada son bir şey daha söyleyeyim. Yani ben son diyorum, sen tabii istediğin kadar şey yapabilirsin. Çok enteresan bu online terapi yapılıyor, psikolojik terapi yapılıyor yapay zeka gibi. Şöyle bir sonuçla ulaştıklarını söylüyorlar. İşte bir takım sıkıntıları olan danışanlara sıkıntılarına yönelik sorular soruluyor falan. Bir insan psikolog cevap veriyor, cevaplar veriyor. Bir de yapay zeka cevaplar veriyor. Ondan sonra bu sıkıntıları olan kişilere... Bu cevaplar veriliyor. Diyor ki hangi cevap seni daha çok tatmin ediyor diye yapay zeka cevaplarını seçiyor insanlar.
Tamam.
Burada şu var tabii, yani insan psikologları şey yapmak istemiyorum ama tabii onların, yani yapay zekanın korkunç bir bağlam gücü var. Arkada çalışan şeyden. Yani bizim aklımıza gelen, şu anda abi en sevdiğin üniversitedeki 10 arkadaşını say desen sayamazsın. Ama o sayar 3 saniye içinde bunu sayıyor. İşte o bağlam gücü zaten o danışanı da etkileyen şey. Şu anda biz ne yazık ki insan olarak o güçte değiliz.
Evet zaten bu dediklerinden yola çıkarak sen araştırma yapıyorsun ben araştırma ne yapıyordu? İşte web'e giriyoruz oradan işte Google Chrome açıp oradan şunu bul bunu bul. Yapay zeka en azından bu işi muazzam kolaylaştırıyor. Ne soracağını bilirsen sana bütün veri altyapısını tarayıp çat diye önüne getiriyor. Dolayısıyla evet sen belki 20 tane web sayfası açıp oradan o bilgiyi oradan o bilgiyi oradan o bilgiyi yakalayabiliyorsun ama niye yapabiliyorsun? Çünkü ne aradığını biliyorsun. Yapay zekanın getirdiği en büyük kolaylıklardan bir tanesi ne soracağını bilirsen sana da cevabını aynen getirebiliyor.
Kafanı daha iyi çalıştırmak lazım yapay zekanın.
Bu deminki şeyi söylemiştin Japonya'da suratsız... Robotları söylüyor diye. Burada çok acayip bir deneysel test var. Onu sonraya bırakıyorum. Onu da konuşacağız. Konu yapay zeka ile insanın sohbet ettiğinde hangisi yapay zeka hangisi insan ayırt edebiliyor musun konusu. Bunu sonraya bırakıyorum. Bugün konuşmamız yeter. Yeterince uzattık.
Gelecek bölümde güvenlik.
Evet gelecek bölümde güvenlik. Güvenlemeyiz diyebiliriz.
Aynen aynen yapay zekam biz. Kurur insanlar mı?
Evet, evet.
Evet o zaman ve daha zamanı.
Evet çok teşekkürler dinlediğiniz için.
Dinleyiciler çok teşekkürler. Dijital tuğladan bekliyoruz dönüşlerinizi.
Evet.
Ona göre de biz daha iyi şeyler yapmak için çalışacağız.
Evet hepinize çok teşekkürler iyi günler.
İyi günler.
More from Cem

İnşaat Şirketleri Yapay Zeka Kullanmadan Önce Neden Verilerini Düzene Koymalıdır?






