İnsanlık Dijital Bir Evrime mi Giriyor? Yapay Zeka, Çalışma Hayatı ve İnsan Muhakemesinin Geleceği

In this informal, philosophical conversation between Haluk Enginar and Cem Kafadar, the hosts explore whether humanity is undergoing a digital (cognitive) evolution driven by AI, wearable devices, augmented reality, and other digital tools. They discuss how these technologies reshape human cognition, memory, decision‑making, and professional practices, especially in the construction industry. The dialogue touches on the shift from memorized expertise to information‑processing skills, the role of AI as an assistant versus a replacement, the emergence of new risks such as privacy invasion, surveillance, attention‑economy overload, and potential over‑reliance on AI that could cause laziness. They also examine cultural changes like the move to remote work, the importance of trust, digital maturity, and the need for humans to adapt by learning prompt‑engineering, critical thinking, and managing digital attention. Throughout, the tone is conversational, speculative, and at times cautionary, concluding that while digital tools can augment humans, the direction of evolution remains a human choice.
Chapters
Merhabalar yeni bir dijital turla bölümünde yine Cem Kapadar ve Haluk Enginar olarak karşınızdayız. Bugün yine birazcık da felsefi. Çıkarımları olan bir konuyu konuşuyoruz. İnsan'ı dijital bir evrim mi bekliyor? Tabii hani sinemalardan, filmlerden konuşmayı çok yaptık geçmişte, hoşumuza da gidiyor. Bu konuda herhalde Hollywood'da sayılamayacak kadar çok film vardır diye düşünüyorum ama bugün gerçekten biz yaşadığımız, işte mühendis olarak yaşadığımız bu teknoloji çağında nelerle karşılaşıyoruz? Neye göre kendimizi nasıl adapte ediyoruz birazcık daha keşfetmeye çalışacağız bu konuşmada. O zaman hızlıca dalıyorum ve diyorum ki abi insanı bir dijital evrim mi bekliyor sorusunu soracağım sana vereceğim ama bir iki bir şey daha söyleyeyim. Hani hayatımızda ne var? Yapay zeka var. İşte giyilebilir teknolojiler var. Artırılmış gerçeklik diye süper bir şey var. Ki artırılmış gerçeklik biliyorsun artık... Mağazalara gidiyorsun ayakkabıyı saati şeyi falan böyle kendi giymiş gibi hissetti ben örnekler var.
Amazon'da online de yapabiliyorsun.
Evet evet yani ben çok seviyorum orada. İçizler var böyle insan mı değişiyor insanın çalışma şekli mi değişiyor nasıl görüyorsun sen bunları?
Halil ben sana şimdi bir soru soracağım daha başka. Yaklaşırken.
Evet. Bu reklam var mı? Reklam da var.
Su olası verelim mi? Yani oraya reklam alırız belki.
Bu işten çok para kırdığı söyleniyor ama bu su olası işinden.
Tabii.
Çünkü araya giren reklamların muazzam para ettiği söyleniyor.
Değil mi? Şimdi eee bir şey söyleyeceğim. Ben biraz dağıtıcıyım. Sen beni toparla. Maradona'ya ölmeden önce soruyorlar. Diyorlar ki işte iki bin yirmi altı şeyde olacak. Amerika'da olacak. Ne diyorsun sen? Ne düşüncenize? Abi diyor onlar diyor yüz dakika yapar maçı, dört devre yapar da reklam alır, döndü evreli maç olur diyor.
Doğru tespit.
Doğru tespit. Ya adam ya Maradona olmak sadece çalım atmak, elini tanımlamayla bilmem neyle değil ya. İşte adam bu zeka ile oluyor diyeyim. Ondan sonra şimdi niye ben böyle bir soruyu bu programın başında sordum? Aslında futbol da evrimleşiyor. Futbolda da bir evrim oluyor. Yani her dünya kupasında işte bazı kurallar konuyor.
Evet kurallar değişiyor doğru söylüyorsun.
Kurallarda 74 dünya kupasında Doğan Babacan diye bir Türk hakemi vardı. İlk kırmızı kartı o gösterdi. Daha önce kırmızı kart yokmuş mesela. Bu peleği falan böyle çok sakatladıkları için adamcağız oynayamayınca bunu ne yapalım bir kural değiştirelim. İşte bunların hepsi evrim aslında. Bir şekilde bir evrim. Yani ben evrimi daha çok böyle biyolojik dönüşümden çok daha bilişsel bir dönüşüm olarak düşünüyorum. Yani şimdi dijital araçlar bizim düşünce şeklimizi değiştiriyor. Biz kendi içimizde bunları hep konuşuyoruz, ediyoruz. Biyolojik evrim açısından bakınca da benim aklıma hep şu geliyor. Şimdi şu iki küçük parmak ne kadar aktif oldu değil mi hayatımızda?
Evvela küçük telefon vardı.
Evet dedelere baktığımız zaman dedelerimiz diyelim hani babalarımız da yani biz kuşak olarak bunu diyebiliriz. Yani 1930-40'lar 50'lerde doğan insanlar için bu parmaklar herhalde bu kadar önemli değildi. Hani şu parmak daha çok önemli.
En fazla dil çalmaya yarıyordu herhalde.
Bu parmak ana role geldi ve şimdi bugün son 20 yıldır diyeyim artık herhalde bu dijitalleşmeyle bitmiş. Ben de kullanıyorum bu arada yani ben de evrimleştim o anlamda gençler kadar belki değilim. Bugün bu parmaklarını kullanan çocukların gençlerin çocukları doğuştan zaten şu parmağa karşı bir şey kazanmış olacaklar.
Kodlamaya gelecek.
Evet evet evet ve bir görsel vardır çok komiktir mutlaka internette görmüşsünüzdür sen görmüşsündür. İlk insan işte böyle eğilerek giriyor falan sonra dikleşiyor falan.
Çok anladım dediğini.
Ondan sonra da şimdi buçağa geldiğinde tekrar telefonla eğiliyor ve tekrar ilk insana deniyor şeklinde böyle komik bir ikna. Bu da bir şey boyunla ilgili.
Bu arkadaki omurganın telefona bakmaktan bir süre sonra bozulacağı ve bu çocuğuna, çocuğuna, çocuğuna, çocuğuna bir evrimsel süreç geçireceğini söylüyor insanların.
Çok çok doğru işte. Bak bu da bir evrim. Yani aslında biz bugün biyoloji tarafını konuşmayacağız. Daha çok bilişsel tarafı konuşacağız ama ben yani bugün tabii yani kısa 20-25 dakika bir şeyler anlatacağız ama bu dijitalleşme insanda çok ciddi. Bu böyle birkaç bölüm konuşulacak bir konu. Yani insan değişiyor, insan değişiyor ve çok hızlı bir değişmesini tetikleyen bir durum var dijitalleşme ve yapay zeka diye düşünüyorum. Evet. Uzun bir giriş oldu ama.
Oldu abi çok iyi oldu.
Son olması gerektiği yani ben bayağı konuştum.
Çok iyi oldu. Şimdi yine proje hayatını düşününce veya şantiyeleri, inşaat dünyasına bakınca eskiden projenin en büyük gücü neydi? Hafızasıydı değil mi? Çünkü o adam her şeyi biliyordu. Her şey aklına geldi. Çünkü yaşanmışlıkları çok fazlaydı. Hangi alt yüklenicide problem çıktı? Hangi detayda inşaat işlerine sorun çıktı? İşveren hangi konularda hassas veya hangi konularda bizi dürtüyor, rahatsız ediyor? Bunların hepsi böyle kafasında durur gibi de. Şimdi aslında bu, burada duran şey... ...dijitale taşınıyor gibi. Ya da ne bileyim, taşınıyor mu gerçekten? Öyle bu soruyu da sormadan edemiyorum. Gerçekten taşınıyor mu?
Böyle bir durum var. Şimdi yani artık bilgiyi hafızada tutmaktan çok o bilgiyi işleme konusu. Zaten internetin çıkışıyla beraber o konu gündeme geldi. Yani artık bilgiyi her yerde ama o bilgiyi işleme becerisi insanlarda öne çıkacaktır diye. Ve yapay zeka ile bu bence daha kat varlandı. Artık bilgiyi sorgulama, yorumlama, karara bağlama bu yetilerimiz öne çıkacaktır diye düşünüyorum. Devrim birazdan yani hafızadan bu olayı yargılamaya yeni anlamlar getirmeye ki bu dönemi yine sevdiğim sözcüklerinden biri anlamlandırma. Yani çıktığı anlamlandırma. Bunu anlamlandıramadım zaten de anlamlandırmanın bir altında şöyle çizeceğim işte yapay zekanın özünü biliyoruz ki işte nöronlar ve nöronlar arasındaki ilişki kuransın hepsiler mantığıyla kuruldu yapay zeka bugünkü yapay zeka. Bu konuda Türk Erkılsız'ı çok seviyorum. Kitapları olsun, videoları, YouTube videoları. Şunu söylüyor, yani diyor, peki diyorlar işte biz kendi beynimizdeki aktif nöronları nasıl arttırabiliriz? Hatta yeni nöronlar oluşturabiliriz. Şunu söylüyor, merak diyor. Merak oldukça bir şeye ilgi duydukça ne bileyim astronomiyi hiç ilgilenmediğim bir şey ama astronomiyle biraz ilgilendiğin zaman, gezegenler bir şey yani ilgilenmediğin zaman orada yeni nöronlar oluşuyor. İşte veyahut denizaltı bir tepeye indim, bir çay gidelim mesela. Orada nöronlar oluşuyor. Ceyyap motosikleti hiç kullanmam, etmem. Hatta sesinden de rahatsız olurum ama motosikletin neden bugün dünyasına bu kadar öne çıktığı üzerine kafa yorunca onun şeyini görmem. Onu merak başka yere götürürüm. İşte ondan sonra da şunu söylüyor Türk arkadaşım. Çıkan çıktıları anlamlandırma. İşte anlamlandırınca da bir yerde çapalamış oluyorsunuz. Yani bu işte insan beyni de bence yapay zeka tamam yapay zeka bizi tembelleştirecek şudur budur bir sürü negatif şey var. Hani bu programda bunları konuşmayacağız ama ama bir taraftan da bizim daha fazla nöronla daha fazla sinapsle çalışmamızı daha fazla sinapsi aktif hale getirmemizi sağlıyor ve bence yapay zekanın beynimiz üzerinde çok pozitif bir evrimsel etkisi. Sözü var tüm genellemeler yanlıştır bu dahil der. Genellemeye gitmemek lazım. Tabii yapay zeka ile ilgili yine okuduğum şöyle bir şey paylaşacağım. Doğru kullananlar için yapay zeka insanlara asistan olacak. Yanlış kullananlar için de o insan yapay zekanın asistanı olacak diyorlar. Ve bu çok doğru. Yapay zeka asistanı olmak ne demek? Yani yapay zekacı sürekli veri üretmek, veri vermek. Evet hepimiz o veri üretiyoruz. Köle, evet yapay zeka köle çok güzel söyledin. Ama biz akıllı olan işte onu asistan gibi kullanıyor. Ondan istediği veriyi alıyor. Aptal olan da kendi verisini sürekli vererek şey yapıyor. Evet biraz dağıtmaya yönelik bir konu. Yani benim böyle teknikten çok daha sosyal felsefi şeyleri seviyorum. Biraz çok konuşabilirim.
Yok yok problem yok.
Seyirciler bu işten sussan beri toparlar. Aynen.
Düşününce bu geçiş herkese ya da her platformda söylediğim gibi çok rahat ve sorunsuz ilerlemiyor. Çünkü bilgi insanın adeta ne bileyim göstergesi, otorite göstergesi değil mi? Ben biliyorum veya bu bilgi o adamda vardır demek bir güç gösterisi gibiydi. Şimdi aslında onun bildiklerini sistem de biliyor. Hatta bazen onu söylediğinden veya söyleyebileceğinden çok daha hızlı buluyor. O zaman bu gelişim bazı insanları rahatsız edebilir diye düşünüyorum.
Yani kesinlikle olacak. Bence bir psikolojik dönüşüm de geçirecek insanlar. Yani bu gerçi şu var yani her yüzyılda, yüzyıllık birkaç kere bu tip kırılmaları insanlar yaşıyor. Yani bugünün mesela yaşadığımız sıkıntıların çoğuna baktığımızda ikinci dünya savaşının dünya üzerindeki etkisini, oradaki hiyerarşik yönetim sistemlerinin, ordu yönetim sisteminin bugün firmalarımızdaki hiyerarşinin aşırı abartılı hiyerarşinin aslında ikinci dünya savaşından gelen bir şey olduğunu görüyoruz. Şimdi başka değişik savaşlar olacak görünen. O da bir şey olacak. Yani bunun çok zor bir psikolojik dönüşüm olacağını düşünmüyorum. Yani biraz da insan birbirinden etkilenen bir varlık olduğu için o ondan o ondan bunu biz hızlı aşacağız diye düşünüyorum. Şimdi artık bilgiye sahip olmakla değil, bilgiyi bağlam içinde doğru kullanmak. Yani yeni nöronlar ve sinapslar yaratmak aslında. Yani hangi bağlamda kullanıyorsun? Ben kitabı yazarken işte inşaat yapay zekayı en çok beni büyüleyen yapay zekada o oldu. Hiç düşünmediğim konuları önüme getiriyordu. Yani o kadar güzel bir bağlam üretiyordu ki işte bizim yine seninle çok konuştuğumuz program konteks mühendisliği, konteks engineering dediğimiz konu. Yani bağlamla bağlam bağlam üzerinden bize artık yeni insanın da yapacağı bilgiye sahip olmak değil, konuşup düşünmek ve üretmek diye düşünüyorum.
Bu tabii inşaata özel olarak düşündüğüm zaman bir model, kullandığı bir model sana işte bu aktivite geçikebilir diyebilir. Ama sen projenin gerçek ilişkilerini, işte ne bileyim ekip dinamiğini veya işverenin karar hızını, tepkilerini, alt yüklenicilerin kapasitesini bilmeden doğru müdahaleyi seçemezsin. Yani... Şey gibi tecrübeyle para hala, tecrübe ve yargı hala para ediyor gibi. Yani söylemeye çalıştığım şuydu, yapay zeka sana bir anda böyle keskin öneriler verebilir ama sen insan olarak burada çok fazla bu dediğin gibi bağımsallığı kurabildiğin için hala tecrüben ve yargın ön planda oluyor diye söylemeye çalıştım. Yani hala bu iş para ediyor. Diye düşünüyorum.
Kesinlikle. Ve şu var yani insanı bir üst role taşıyor aslında yapay zeka. Yani bir üstü insel seviyeye taşıyor dikkat edersek. Ama bunun için insanın buna hazır olması lazım. Değişmesi lazım. Yani bu üst role hazırlaması lazım.
Valla kendini teslim et.
Kendini teslim et. Sürekli öğren. Veriye açık ol. Eleştirel düşünmeyi öğren, dijital araçlarla çalışma alışkanlığını geliştir ve bence çok önemsediğim bence bu yüzün hani en kritik konuları esnek ol. Evet. Yine bütün bu sıkıntılara bakarsak bugün hani tartıştığımız bir üstü dünya için konuşalım Türkiye içinde. İkinci Dünya Savaşı dedim ya işte oradaki o askeri idarelerin olduların hakimiyetiyle oluşmuş yönetim biçimleri esnekliği çok sevmiyor. Sevmezsin de savaşın esnekliği olur mu? Olmaz. Ama bugünün dünyası artık tamam savaşsız mıyız değiliz tamam ama bugün savaşların da nasıl olduğunu hepimiz biliyoruz. O başka bir şey. Demek istediğim esneklik. Mesela bugün bu çağın en önemli öne çıkan değerlerinden biri esneklik.
Tabii teknolojiyi konuşuruz. Sanki böyle hep böyle. Yazılım üzerine konuşuyormuşuz gibi ama tabii giyilebilir teknoloji de var. Yani insan vücudunun öne çıktığı beden tarafı da var. Ne bileyim akıllı baretlerden konuşuyoruz. Yani bunu biz aylardır konuşuyoruz. Konuk takip sistemleri var. Artırılmış gerçeklik gözlükleri var. Şantiyede insan sanki böyle yürüyen dijital böyle üzerinde matriksek gibi numaralarını aktığı falan böyle birisi gibi oluyor. Hissi doğuruyor. Bu tabii iyi miydi istediğim eşini bu bir soru şartı. Ya da insanlar birer cyborg'a mı dönüşüyor falan bunları anlamayın. Aklıma gelen sorular olarak dedim. Sen ne düşünüyorsun abi?
Harika abi çok güzel sorular bunlar. Soruları hepimiz de düşünmeliyiz bence. Bir kere şey iş güvenliği için çok değerli bu anlattığın. Zaten bizim iş güvenliği bölümünde de anlattığımız geçmiş. Onu bir dinledim Haluk. Yani o gün dediklerimiz bugün geçerli. Bizim hep korkumuz şu bu programlarda. Yarın bu sözleri biz birileri dinleyip de ne komik şeyler söylemişler ya onlar geçtik demesinler. Yani ben açıkçası hep bu korkuyu yaşıyorum. Sen de konuşuyoruz da bunu. Onu demeyecekler. Yani iş güvenliği bölümümüzü özellikle seyretmelerini...
Çünkü biz abi gerçekten seninle kilometre taşlarını koyuyoruz.
Evet. Evet.
Tabii ki detaylar değişebilir ama prensip, felsefi yaklaşım veya... Olmazsa olmaları o gün ortaya çıkardığımız için ben pek yanılgıya düştüğümüzü düşünmüyorum. Düşeceğimizi de düşünmüyorum.
Çok günlük modanın peşinde gitmiyoruz.
Evet.
Bu işin gerçekten anlamlandırıp felsefesi üzerinden yürüyoruz. Çünkü bugün cloud olur, bugün chat chip'i olur, yarın başkası olacak. Yarın belki herkes kendi yapay zekasını kendisi üretecek, bambaşka yere gidecek. Ama felsefe önemli. Geçen değil mi bir video paylaştım mesela oradaki iki arkadaşın söylediği de o. Bunların hepsi yarın bitmiş olabilir, bir gün gelir kapanmış olabilir ama biz burada bunları nasıl işleyeceğimizi, nasıl kullanacağımızı öğrenerek zihnimizi geliştirmiş oluyoruz. Hikaye bu yani bu çağın en önemli gerektiği şey de bu diye düşünüyorum. İşte dediğim gibi iş güvenliği için bu dediklerin insan bedeninin de bir yerde veriye dönüşmesi önemli oluyor ama buradaki sıkıntıyı da sözüme açtım. Düşme riski ateş çıktı falan bunlar çok güzel çok güzel ama mahremiyet ve gözetim riski. Buna baktığın zaman zaten bu işin ilk çıkışıyla beraber Harari bunu söylüyordu. Devletlerin elinde çok ciddi bir gözetim gücü ortaya çıkıyor. Şey olarak çok güzel tabii bir sokaktaki o mobese kameralarının bir uygunsuz iş yapan insanı yakalaması falan beni çok çok hoşuma gidiyor. Çok mutluyum açıkçası ben göz etmeden çünkü saklayacak bir şeyim yok. Ama saklayacak bir şey olup olmamak konusuna da girmemek lazım tabii ki. Tabii tabii. Bir şey var. Geçen senle konuştuk değil mi? İlk bu köprü geçişlerinde bir şey takılması gündeme geldiğinde bir arkadaşım dedi ki herhalde 10-12 sene önce falan bu dedi yurt dışında çok büyük tepki alan bir şey dedi. Niye bunu yapıyorsunuz falan yapıyoruz gibisinden. Ya dedim ne güzel işte ya kart var elinde işte para var o gişeci onu baksana adam görüyor seni çıktı diye geçiyorsun köprüden. Bunun neyin neyin dedim ya niye sen buna bu böyle yurt dışında neden böyle? Şu da demişti o zaman bana çünkü senin bu köprüden saat 13.46'da geçtiğin bir yerde kayıtlı. Ve bu senin mahremiyetine bir saldırı.
Bilinmez bir kayıt.
Belki sen 13.46'da yakın çocukluğunda... Orada olmaman gerekiyordu. Orada olmaman gerekiyor. Bravo, bravo. Bir işten izin aldın, çocuğum hasta dedim, bilmem doktora götüreceğim dedin. 13.46'da karşıda başka bir iş görüşmesine gidiyorsun.
Ben madem sohbeti açtım daha da alev atayım içine böyle beynimi sevgilinde buluşmaya gidiyorsun.
Yani girmeyeceğim oraya, girmeyeceğim. O zaman sevgili konuşsak gelirsek. Kısaca şunu söyleyeceğim, onu çok düşündüm. Ya çok koygu. Herkesin işte bu şey oluyor uçaklar çarpıyor falan ya orada kadın şeyine sevgilisi kocasına işte diyor ki canım diyor ne oldu diyor nasılsın diyor iyisin değil mi diyor onda aslında o binada çalışıyor ama adam sevgilisiyle olduğu için yok gayet iyiyim diyor çok güzel çalışmamıza devam ediyoruz falan diyor kadın manzarayı anlıyor tabii orada baktığı zaman bununla ilgili çok buna benzer çok olay yaşandı işte buna benzer.
Yani bizim bilmiyorum hatırlar mısın? Tabii mahremiyetle ilgili esas konu bu. Yani yanlış zamanda yanlış yerde bulunmak konusu bizim sinemamızda da muhteşem örneklerinden, şenerşinden, ilk yavaşlarıyla basılıp da yaz kızım 30 kilo, 30 ton çimento, bir tane zil.
Ya ya ya ya aynen aynen. Aynen.
Peki o zaman şimdi konumuza geri dönelim.
Şimdi eee altını çizmeliyiz yani.
Bu çok önemli. Bu çok önemli. Çünkü eee şantiyeli iş güvenliği kültürü zaten çok hassas bir konu. Eğer teknoloji eee seni korumak için buradayım yerine seni izlemek için buradayım yani bir burada gibi bir etki yaratacaksa veya böyle bir algı oluşturacaksa o zaman Şey geliyor aklıma, bu sistemi kandırmak için uğraşır insanlar veya bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz gibi kayıt dışı yaşamlar ortaya çıkabilir. İnsanlar yer altına inebilir. Bilmiyorum, bu bakımdan bu gizlilik konusu çok önemli diye düşünüyorum.
Kesin tabii. Yani bu dijital aracın amacı nedir? Sınırı nedir? Ne şekilde veri kullanacaktır? Bunları açık açık konuşmak lazım. Açık açık anlatmak lazım. Çalışan hangi verileri toplanıyor, neden toplanıyor, kimler bu verileri görüyor bunları bilmesi lazım. Bu önemli. Dijitalleşmeyi biz güven üzerine kurmazsak insan tarafında sıkıntı yaşarız. Ya bu güven konusu çok çok önemli. Ve bence yarın öbür gün önün en büyük tartışma konularından biri olacak. Özellikle işçiler şimdi şey başladı işte bilezik falan takıyorlar, o bilezikle şeyi ölçüyorlar, Ne ölçüyorlar? Niye? Çünkü o bilezik ne yaptığını sürekli gösteriyor orada bir küçük kamerayla veya şeyle. Yani nerede olduğunu özellikle bu şeyde çok yapılıyor. Yeraltı çalışmalarında maden, tünel gibi projelerde.
Neden?
Çünkü orada bir güvenlik şeysi var. Oradan hiç sularlanamıyorsa, bilmem ne yapamıyorsa hemen oraya işte gazdı, havaydı, şuydu buydu destek konuluyor. Ama bir taraftan da ya bu adamcağız bir yorulmuş bir şey o ikidamla bir sigara içsin. Kenara otursun dediğinde o alet seni takip ediyor. En azından o dinlenecek 5 dakika mol alacak arkadaşımız, çalışanımız huzursuz.
Tabii stres altında. Doğru söylüyorsun.
Stres altında. E şey de öyle şimdi açık ofise geçildiğinde de bunlar biraz yaşanmıştı. Demek ki aslında o sosyolojik olarak bugünleri gelişimizin işaretleriymiş o açık ofislerimizin. Belki de bakınca mesela diyorum şimdi kameraların olması, çalışanların izlenmesi, şeyler mesela yine ben bunları da doğru bulmuyorum. Yani hangisiyle girdin, ne oldun, internette mi gezdin, onu mu yaptın? Yani bu şekilde insanın mahremiyetiyle kontrol etmek yerine verimliliği ve yaptığı işle insanın kontrol edilmesi lazım. Yani bu tip şeylerle işte o sitede girdin, oradan dolaştın mı? Tabii o bir suç şeyinde de onları içtire azmı yok ama girebilir yani adam sabahleyin bir CNN'den haber bakmaya yürütecek duruma geliyor. Bunlar bence hoş şeyler değil.
Evet bu konuya da tekrar değinebiliriz daha derin bir şekilde ama ben tekrar şeye döneyim, konumuza döneyim. Burada konuşacak çok şey var senin söylediğin gibi. Öğrenme tarafında da bir evrim yaşanıyor gibi geliyor bana. Şimdi genç mühendisleri düşünüyorum. Artık sadece kendinden tecrübeli bir yöneticisinden veya kitaplardan öğrenmiyor. Çünkü elinde çok güçlü AI diye de abi çok güçlü göreceli neye göre güçlü ne kadar güçlü. AI ile çalışabiliyor. Yani kendi işiyle ilgili çalışabiliyor. Ne bileyim artık işte Fidik'ten bir sözleşme maddesini anlattırabiliyor ona. Çünkü yeterince bilgi birikimi var yapay zekada. Filik veya standart formlarla ilgili teknik bir detayı karşılaştırabiliyor. İki tane çizim veriyor. İkisi arasında çelişen çarpışan noktalar var mı diye bunları anlatabiliyor. Şimdi bu tabii şunu getiriyor aklıma ilk olarak soru olarak. Bir tembelleşme riski ortaya çıkarıyor mu? Ya da ulan adamın kafası saksıya dönmüş. Hiçbir şey kend düşünmüyor. Her şeyi yapay zekaya soruyor. Durumu ortaya çıkarabilir mi acaba? Bunlar geliyor aklıma.
Bence bu risk var, tehlike var. Bu işte biraz önce dedim ya yapay zekayı kullanış biçiminiz. Kesinlikle. Yani nasıl kullanıyoruz? Hikaye bu. Yani ne bileyim işte bu genç mühendis kardeşimiz yapay zekaya bana cevabını ver, bana cevap söyle deyip de soruyorsam doğru yolda değil.
Ama ne bileyim işte... Loplar yuvarlaklaşmaya başlıyor diyoruz.
Bu çözümün varsayımlarını açıkla. Hangi durumda yanlış olur? Hangi alternatiflerde nasıl hareket etmeliyim? Bir de şu var tabi şunu yapmamak lazım. Bunların hepsini bir promptta sormamak lazım. Bir prompt soruyorsunuz o promptundan gelen cevap üzerine bir daha soruyorsunuz. Yani aynı chatbot sohbet botu diye düşünmek lazım. Yani chat yani sohbet lafı çok doğru bir söylem. Yoksa soruyu sor cevap o Google. O Google search. Soruyu sor cevap Google search başka ne de yapsın cevap veriyor sana bitiriyor iş. Ama chatbot, bu bir chat, bir sohbet, bir sürekli sorgulama. Öyle dedin, böyle dedin. İşte zaten bunu akıllıca yapan insanın bence evrimsel olarak zihni de gelişiyor. Yoksa cevabı aldım Google'daki, oraya yapıştırdım, kopyalı yapıştırdım falan filan. Bu arkadaşların açısından kötü yani. Yapay zekayı eğer böyle anlıyorlarsa ne olursunuz? Şey yapsınlar, yapay zekası üzerine birazcık şey yapsınlar. Yani zaten yapay zekada aslında çok akıllıca bir şey yapıp, tabii o biraz o sitede kalalım diye yaptığı bir şey. Gerçi son zamanlar çok sana soru seçenekleri veriyor aşağıda. Bunu da sana yanıtlayayım mı? Bunu da sohbete devam et. Orada kal diye yapıyor. Onun niyeti ayrı o, art niyetli. Ama aslında senin de zihnin çalışmasına fayda sağlıyor. Küçük bir satranç maçına döndürüyor seninle yaptığı sohbette.
Burada bu dijital devrim sanki birazcık da soru sorma evrimi getiriyor.
Çok güzel söyledin.
Doğru bilgiye ulaşabilmek için elindeki tek soru sana yetmiyor veya araçlar yetmiyor. Nasıl kullanacağını öğrenmen gerekiyor. Nasıl peş peşe daha seri sorular sorman gerektiğini belki de öğreniyorsunuz.
Ya ilk soru sormayı öğrenemezsek... Biz bu yeni dünyada pek yerimiz yok.
Çok açıkçası. Peki o zaman şöyle devam edeyim. Sosyal tarafa devam edeyim. Biliyorsun artık bu pandemiden sonra uzaktan da çalışabiliyoruz. Çoğu şeyi artık bulup da yapıyoruz. Toplantılar işte seninle yaptığımız Zoom seansı gibi işte Teams üzerinden, Zoom üzerinden, Meet üzerinden geçiyor. İşte kararlar işte Google Docs gibi yerlere yazılabiliyor. Veya işte ne bileyim, Microsoft'un Share... Programlar gibi. Eee şantiyelerde tabii fizik olarak iş yapılmak zorunda. Çünkü inşaat işi olmak zorunda. Eee acaba bu durum yüz yüze ilişkiyi azaltacak mı? Ya da bir başka de işte eee bu otomatikleşme doğrultuda insani yargılama süreçlerinin sanki önüne geçme riski var mı abi? Ne nasıl görüyorsun bunu?
Bunda böyle bir ihtimal var bence ama işte bu olmamalı. Yani insan ilişkileri hala odaklı olmalı. Yani insan ilişkisinden sadece bu işin makine insan ya da hatta makine makine ilişkisine dönerse sıkıntı var. Şimdi insan ilişkisinin olduğu yerde de çok çok çok önemli kavramımız var. Güven. Güven olacak. Yani insanlar arasındaki o güven dünyanın en üst model yapay zekasını da üreseniz. Insanlar arasında güven olmayan bir ortamda o yapay zekadan sonuç alamazsınız. Güven, güven, güven olsun.
Bir de tabii düşününce aklıma şey geliyor, dikkat meselesi de var. Dikkat ekonomisi. Böyle yuyu önümüzdeki bilgiye bir şey sorduğun zaman, ama bir insanın dikkatle ilgili kapasitesi herhalde biraz sınırlı diye düşünüyorum. Yani hepimizde muazzam sürekli alarm vaziyette. Bir şeye odaklanmış bir şekilde duramıyoruz. Sürekli bildirim geliyor, sürekli rapor geliyor, sürekli uyarılar. İnsan gerçekten daha mı akıllı olmaya çalışıyor yoksa daha mı çok böyle bölük pörçük oluyor her birine yetişmeye çalışacağım diye. Tabii şeyi de unutmuyorum. Bu uyarılar bilgilerin ne kadar doğru olduğu da soru işareti. Onları da bir kenara koyuyorum.
Bravo. Abi yani dijital evrim olsun yaşadığımız çağın olsun bence en zor taraftan biri dikkat yönetimi. Zaten dünyada şu anda bu büyük kuruluşların sosyal medya devlerinin dikkat ekonomisi üzerinden para kazanıyorlar. Yani onların amacı bütün bu kirli algoritmaların amacına baktığınız zaman hep şunu görüyoruz orada kal orada kal o sitede daha fazla kal.
Kahrolsun kapitalizme.
Bütün şey bu. Yani bizim biraz daha yaşı olanlar hatırlayacaktır. Facebook çıktığında ilk hani çıkanıydı. Son derece kolay kullanılan, son derece rahat ve hızla işini yapıp yap çıktı. Ama sonra algoritmalar baktılar ki hayır biz burada insanları daha fazla tutmamız lazım. Buradan böyle kazanıyor. Dikkatini daha fazla buraya ayarlamalıyız. Ve adım adım adım adım buraya geldik. Sosyal medyada şimdi bambaşka bir hale geldi artık. Çünkü tamamen böyle öfke ve dikkat algoritması üzerinden yürüyen bir şey var. Yani senin önüne onlar geliyor istesen de istemesen de işte böyle hiç hoşuna gitmeyen şeyler geliyor. Ya da daha da ileri gidiyorlar, senin hoşuna gideni önüne çıkarmıyorlar. Yani sürekli olarak o kendi yankı odası içinde senin... Dolanmanı istiyorlar. Ve gerçekten senin o yankı odantısından kurtulman için çok ciddi bir farkındalıkla bir şey yapman lazım. Şaba göstermen lazım. Bu açıdan bakınca yani dikkatimizden para kazanıyorlar diyelim istersen.
Tabii bunu yine mizi çekip aldım şimdi şantiyeye koydum ikinizi de. Şimdi şantiyedeyiz. Herkes bir şey soruyor. Telefon çalıyor, tersizden konuşmalar geliyor, cep telefonuna mail düşüyor, orada alt yüklenici elinde bir şeylerle seni bekliyor. Her taraftan böyle uyarı bombardı bana altındasın. Bu, insanın ister istemez şeyi de etkiliyor, düşünün. Senin karar kaliteni de etkiliyor. Çünkü bir baskı altındasın, ona da yetişmen lazım, buna da yetişmen lazım, şunu da düşünmen lazım. Ah bunu zaten unutmuştum. Bir sürü şey ya da şöyle mi yapacaksın ya yeter kardeşim ben hiçbir şey yeteyemiyorum deyip hadi valla deyip çekip gidecek misin? Böyle tuhaf bir durum ortaya çıkıyor.
Abi işte burada dijital olgunluk kavramı belki öne çıkıyor diyeyim. Daha çok bildirimi almak değil daha doğru bildirimi almak. Yani birazcık sistemleri kurarken de insan beyninin sınırlarını kabul eden sistemler. Kurmamız gerekiyor. Her şeyi ölçmek mümkün ama her şeyi insana göstermeye gerek var mı? Biz de bu ERP'leri falan ilk kullandığımız zamanlar çok rapor çıkartmasını isterdik. Öncelikle böyle bir rapor işte hıvardı, onu da görelim, bunu da görelim. Sonra baktık ki bu çöp ve bilgi kirliliğinden başka bir şey değil. Bu sadece gerçek veriyi ve aradığımızı bulamıyoruz falan. İşte burada tabii dikkat etmek lazım. İşte buna da... Şeydeki kavramda, sal olarak literatürde dijital olgunluk diyorlar.
Burada tabii bu dijital olgunlukla ilgili olarak hemen şunu da sormam gerekiyor sana. Tabii bütün bu dijital evrimin içinde aslında insanı koruyan bir teknoloji olması gerekiyor diye düşünüyorum. Ya da bu gerekiyor mu? Çünkü insanın hani kapasitesi ve kabiliyeti sınırlı makineye göre.
Tabii çok çok güzel söyledin. O kapasite sınırlı çok güzel bir nokta o. Sadece artık geleceğin hani başarılı diyeceğimiz arkadaşlar araç kullanan değil kendi dikkatini öğrenmesini karar enerjisini yöneten kişiler olacak. Yani dijital çağdaki bence en temel hani adaptasyonlardan biri bu diye düşünüyorum Ali Kuş.
Tamam o zaman bu konuyu da. Sonuna doğru geliyoruz. Ben kapanışa doğru şöyle bir şeyler sorayım o zaman ya da yorumlar ekleyeceğim. Üzerine ekler miyim? Şimdi insan tabii ki mecbur dijitalleşecek çünkü çağ o şekilde ilerliyor. Ama insan kalmayı demeyecek miyiz? Sorun da yani bir anda bir tarafımız işte metallerle kaplanıp devirler falan olmayacak. Şimdi kulağa komik geliyor bunları söyleyince ama öyle bir durumda söz konusu olabilir. Bütün sistemlerin sonunda aslında bir karar, sorumluluk ve bir tercih var. Ve bu insan yargısına şu anda yapay zeka ulaşamadığı için bu yapay zekaya bırakılacak bir konu değil diye düşünüyorum. Sen ne diyorsun?
Katılıyorum. Dijital evrim, teknolojik araçlarla genişleyen ama sorumluluğu artan bir insan modülü. Yani evet daha çok teknolojik araç kullanıyoruz ama sorumluluğumuz da bir o kadar. Artık daha fazla veri göreceğiz, daha fazla destek alacağız, daha hızlı kararlar vereceğiz ama daha fazla da hesap vereceğiz.
Evet, ben şöyle bir soruyu sorayım ve çıkayım sahneden. Şimdi dijital araçlar bizi daha dikkatli, daha öğrenen, daha iyi karar veren biri mi yapıyor yoksa bizi sadece daha meşgul bir insan haline mi getiriyor? Yani bunu izleyicilerimiz kendi günlük rutinlerine bakarak cevaplayabilirler.
Tabii daha çok meşgul eden gibi görünüyor birazcık. Benim gözlemim böyle daha çok meşgul görünen bir duruma sokuyor ve neyle meşgul olduğunun da farkında olmadan gün geçiyor. Eskiden çok zaman söylüyorum ya bir gün geçtim bir gün oldu hiçbir şey yapmadım gibi hissediyorum. Gündemimiz günler vardır. Bunu söylemek aslında o çalıştığımız ortamda sistemin iyi işlemediğini itirafıdır o. Hiçbir iş yapmadım ya bu sabahtan beri o aradı bu aradı onunla konuştum bunun peşinden gittim ama bir iş çıkmadı ortaya.
Bu şeye benziyor su içen yarıyor gibi.
Evet evet evet işte bu aslında sistem yokun kendi kendine itirafı diye düşünüyorum.
Bu kadar abi. Bugün konuşacaktığımızı zaten kapatabiliriz. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere diye.
Ben güzel son söz olarak şunu söyleyeceğim. Yani evrimin yönünü insan belirleyecek. Bugüne kadar insan belirledi. Tek faktör insan değil tabii ki. Doğa, biyoloji gayet tabii ki bunların da etkisi var. Bugünkü insana gelişte işte dinozorlar da bize bir şey kattı. O günkü buz devri de bir şeyler kattı. Bir şeyler oldu yani. Mutlaka doğanın tabii etkisi var, onu dışında tutmuyorum, onu bir kenarda tutuyorum. Ama evrimin yönünü biz belirleyeceğiz diye düşünüyorum. Tamamdır, süper.
Tekrar o zaman. Teşekkürler. Görüşmek üzere, görüşmek üzere. Bir dahaki bölümde görüşmek üzere diyorum.
Sağ olun, bay bay.
More from Cem

İnşaat Şirketleri Yapay Zeka Kullanmadan Önce Neden Verilerini Düzene Koymalıdır?






