Veri Merkezleri için Mega Projeler: İnşaat Sektörünün Yeni Katedralleri mi?

Bu podcast bölümü, konuk Haluk Çumla ile veri merkezlerini inşaat sektörünün yeni "katedralleri" olarak ele alıyor. Konuşma, veri merkezlerinin fiziksel büyüklüğü ve toplumsal sembolizmiyle başlıyor, ardından yapay zeka ve GPU iş yüklerinin bu altyapı talebini nasıl patlattığını inceliyor. McKinsey, FCI Consulting ve IESA gibi raporlar üzerinden, 2030’a kadar veri merkezlerinin küresel enerji tüketiminin iki katına çıkabileceği, sermaye harcamalarının 2,030 trilyon dolar seviyesine ulaşabileceği gibi çarpıcı finansal tahminler sunuluyor. Bölüm, bu devasa yatırımların değerleme balonları, OpenAI gibi AI şirketlerinin yüksek piyasa değerleri ve kârlılık sorunlarıyla ilişkisini tartışıyor. Enerji, su ve emisyon gibi çevresel etkiler, yenilenebilir enerji entegrasyonu, soğutma stratejileri ve su kullanımının sürdürülebilirliği detaylandırılıyor. İnsan faktörü – veri merkezi çalışanlarının ergonomik ve sağlıklı ortam ihtiyacı – ve siber güvenlik riskleri de vurgulanıyor. Proje yönetimi açısından sıkışık takvimler, tedarik zinciri belirsizlikleri, ESG (Environmental, Social, Governance) uyumu, arazi ve kira fiyatlarındaki artış, uluslararası tahkim ve akıllı sözleşme (blockchain) uygulamaları gibi risk ve sözleşme yönetimi konuları ele alınıyor. Son olarak, sürdürülebilir bir gelecek için yenilenebilir enerji kampüsleri, mikro şebekeler, jeotermal ve hatta nükleer çözümler gibi uzun vadeli enerji önerileri tartışılıyor ve veri merkezlerinin gelecekteki toplumsal, ekonomik ve çevresel etkileri üzerine bir sentez yapılmaktadır.
Chapters
Merhabalar bugün formatı değiştirdik Haluk Çumla dijital tuğla da podcastimizde.
Güçlülüktan kurtulmak için.
Evet evet evet biraz daha böyle renkli daha canlı olsun dedik ve. Bugün zaten konumuz da biraz enteresan. Tapınakları konuşacağız herhalde. İnşaat sektörünün katedrallerini yani inşaat projelerindeki yeni katedralleri nedir bu? Veri merkezleri. Veri merkezlerini konuşacağız. Daha doğrusu inşaatla dijital dünyanın, yapay zekanın kesiştiği bir nokta. Çok da önemli bir nokta. Evet Haluk sen neler diyorsun? Ondan sonra da bir son beş soru ve cevabı devam edelim.
Biz de burada bugün şövalyalar olarak varız herhalde. Abi şimdi bu tabii bu veri merkezleri yani data center olarak konulan konu hayatımıza çok yakın zamanda girdi ve çok şiddetli bir şekilde girdi ve geometrik olarak büyüyerek gidiyor. Şimdi tarihe baktığın zaman bu tip anıtsal yapılar hep böyle bir şeyi simgelemiştir değil mi? Inançtaki yurttaşlık kurulu falan filan derken 20. yıla baktığın zamandan kapitalizme simgeliyor bir nevi. Bu kadar büyük yapılar. Şimdi senin de söylediğin gibi özür diliyorum veri merkezleri sanki artık günümüzdeki dijital çapınaklar gibi değerlendiriliyor, algılanıyor veya böyle bir isim veriyorlarına bilmiyorum. Şimdi dünyanın en büyük veri merkezinin Burj Khalifa'nın iki katından olduğundan bahsediliyor. Bu kadar devasa olduğu söyleniyor. Ne bileyim en büyük 10 veri merkezin toplamı da en yüksek 10 göklerinin kapladığı hacimden daha büyük olduğu söyleniyor. Yani dünya çapında bu araştırmalar tabii yaptığımız araştırmalardan öğreniyorum bunda. 5000'den fazla kurumsal ölçekte veri merkezi olduğu söyleniyor. Ve yani 8 milyon civarında daha küçük var. Yani düşünebiliyor musun abi? Şey gibi mantar gibi her yerde veri merkezi var ve inşaat halinde olanlar var, inşaata devam edenler bitmiş olanlar var. Bir veri merkezinin her metrekare alanı bir ofis gökdelenin metrekare alanından yaklaşık yüz kat daha fazla elektriği tükettiği söyleniyor. Korkunç bir enerji tüketimi değil mi bunlar? Tabii bunlar zaten teknik yenilik olarak değil yapay zeka olarak. Da hizmet veriyor. Bulut hizmetleri, bağlantı yaşam tarzları falan her şeyi destekleyen bir temel altyapı gibi. Eee tabii bu kolaylık böyle sanki bir paradoksa da yanında getiriyor gibi veri merkezleri halk tarafından büyük ölçüde görünmez. Kimse de gidip bak veri merkezin var mı şurada veya veri merkezi neredeymiş diye aranıyor. Eee dijital hayatımızın böyle soyut ve maddi olmayan bir bir bir şeymiş gibi insanlara geliyor.
İlizyon.
Nedir ne abi?
İlizyon.
Tabii tabii zaten hani ilizyon mu hayatımız mı? Kalan şey insanlar böyle şeyde anlaşılmaz bir şekilde anlamlandıramıyorlar bunları. Çünkü fizik olarak göremiyorsun, elle tutamıyorsun. O yüzden anlama kapasitesinin birazcık üstünde bu veri merkezleriyle ilgili hissedilenler, yaşananlar.
Şimdi... Söyle söyle lütfen.
Bir şey daha söyleyeyim abi. Bir araştırma var. Ondan sonra sözü sonunu vereyim. Eee veri merkezlerine ait küresel sermaye harcamalarının iki bin otuz yılına kadar bir nokta yedi trilyon dolara ulaşması veya aşması bekleniyor. Eee yine bu çok bilinen FCI Consulting var. Eee bunun da yıllık bir trilyon dolarlık bir altyapı patlaması yaşanacağını söylüyor bu veri merkezlerin inşaatıyla ilgili olarak. Dolayısıyla abi sen düşün ne kadar çok insan ihtiyacı ortaya çıkabileceğine. Diyeyim susayım.
Şimdi sen bugün çok konuşacaksın. Zaten sen de çünkü cevaplar sorular bende. Şimdi zaten bu aslında çok ciddi bir paradoksu da getiriyor beraberinde. Nedir bu? Bu çok büyük para işte. Konuştuk bir noktayı trilyon dolar falan. Bir sürü yüksek para. Güzel yatırımcılar şu anda yapay zeka şirketleri şiddetli biçimde yatırımcı arıyor. Yatırımcı peşindeler. Çünkü başka türlü yapamayacaklar. Yani bütün bu projeler için çok ciddi bir enerjiye ihtiyaç var. Ki bunu bugün uzun uzun konuşacağız. Güzel şimdi yatırımcı aranıyor. Fakat işte zaten bence hani dana'nın kuyruğunu şeyin kuyruğunu burada kopuyor. Yatırımcı bulunuyor da şu an yani şey için OpenAI için değerlemelerde 500 milyar dolar deniyor. Güzel 500 milyar doları koyduk. Ama ciro 10 milyar dolara ulaşmıyor ve 2024'te 5 milyar dolar zarar.
Şimdi OpenAI için mi?
OpenAI için. Şimdi bunlar olunca ister istemez bir hype döngüsü mü var? Yani burada da böyle bir balon mu var konuşulmaya başlandı. Yani sen de söylüyorsun ben sana böyle söylüyorum dinleyicilerimize birazcık seyircilerimize diyelim. Burada işte veri merkezleri için harcanacak para için yapay zeka şirketleri zaten harıl harıl yatırımcı arıyor. Ama olay alücum şuradaki şey oluyor. Verimlilik okey yapay zekan korkunç bir verimliği var. Bunda kimse itiraz etmiyor ama ve lakin karlılığa döndürülemiyor. Yani istenen karlılığa gelmiyor. Geçen bir yine sohbetimizde bahsetmiştim ben. Amerika'daki önemli araştırma kurulumlarından birinde araştırması şeyde.
Mackenzie mi?
Evet evet Mackenzie. Bravo. Yüzde 80-90 civarında firma evet biz yapay zeka kullanıyoruz diyor. Yüzde 40'ı evet biz bu işten karlılık elde ettik diyorlar. Ama ama bu karlılık en fazla yüzde beş. Şimdi böyle olduğu zaman yani bunlar işte OpenAI, ChatGPT aboneliği, öbür şey cloud aboneliğiyle falan çözülecek şeyler değil. Yani işte abonelik çözülecek gibi değil. Şimdi burada yeni şeylerin bulunması lazım. Herkesin de kafayı yorduğu şey bu. Yoksa bütün bu konuştuğumuz şeylerin gerçekleşmeme şeysi var. Burak abi gerçekleşmemeyi ya 500 milyar dolarlık bir şirketin ki ben sadece OpenAI'ye söyledim. Cloud'da yanılmıyorsam 180 milyar dolar gibi. Şimdi bunlarda olacak büyük bir sıkıntı. Dünya ekonomisinde sarsar.
Evet.
Bu iş çok tehlikeli bir şekle de girebilir. Şimdi bugünün gündeminde bunlar var çünkü dediğim gibi bizim birkaç program önce konuştuğumuz bu nasıl paraya dönecek, bu nasıl firmalar için karlığa dönecek konusu şu anda tüm dünyanın üzerinde durduğu ama bir türlü daha istenen şeylere ulaşılamadığı bir şey ki bence bunu da bir programımızda konuşalım. Galiba biz insanlar çok beynimizle iş yapmamışız bugüne kadar. Daha akıllı bir beyin gelince ne yapacağız diyoruz yani. Biz daha böyle rutin işlerle hep sistemleri rutin üzerinden kurgulamışız. Tamam bu rutini çözüyor yapay zeka ama daha ötesine ihtiyaç var. Daha bir adım ilerisine ihtiyaç var. Ya ben yine şey diyorum Haluk burada işte bu hatırlarsın Sem Altman'la kopan o yakın arkadaşı. Rus çocuk şimdi ismini hatırlayamadım. Şey diyordu ya bu kadar hızlı gitmeyelim. Biraz yavaş gidelim. Görelim diye.
Sanki durdurabileceklermiş gibi.
Yani yavaş yavaş açılalım. Yatırımcıyı da yavaş yavaş bulalım diye. Tahmin ediyorum buralarda sıkıntılar olabilecek gibi. Yani çok hızlı gidiyor bu iş. Ama hızlı giderken bu sefer hani hep biz şey konuşuyorduk işte hızlı gidiyor iş, sızlık olacak. Bu ekonomiyi başka türlü etkileyecek ama şimdi bir risk de hızlı giderken bu sefer bunların duvara çarpmı riski de ortada gibi. Evet o zaman ilk sorumuzu hemen hemen sonra geçelim.
Bir şey daha söyleyeyim abi bu söylediğinle ilgili olarak hani bu balon mu dedin ya yakın zamanda yapılan araştırmalarda insanlık tarihindeki teknolojik gelişimlerin nasıl zıplama yaptığı veya insanlık. Yaşa yaşını nasıl etkilediğine dair grafikler var. Şimdi bulamadım, aradım ama bu konuşmadan önce bulamadım. Galiba yanlış hatırlamıyorsam en büyük zıplamayı veya sıçramayı bu akıllı telefonların piyasaya girmesi yapıyor. Gerçekten teknolojik olarak uçuşun ya da başka bir seviyeye geçişin temsil olarak. Yapay zeka daha henüz oralara gelemedi ama senin dediğin gibi o milyar cübe yapıp da ben şirketim 500 milyar dolara satmak istiyorum dediği zaman veya şirketin bu kadar devrildi dediği zaman Bir dakika kardeşim diyebilir. Çünkü bu şekilde olursa 50 yılda sanki değerine ulaşacakmış gibi bu ciroyla. O zaman da bu şirketi kim satın almak ister? Vallahi bilmiyorum herhalde kimse satın almak istemez. Bu para kazanma modelleriyle veya var olan bu sistemle bir şekilde bu şirketlerin bu kadar çok değerli gözüküyor olması da tuhaf gözüküyor. Tuhaf geliyor insana ya da.
Kesinlikle, kesinlikle abi yani. Programda konuşalım ama bugüne de aslında iyi denk geldi. Çünkü bu artık baya insanların kafasını karıştırmaya doğru gidiyor. Çünkü yani biz de kendimiz de kendi sektörümüzde düşünüyoruz. Yani buradan nasıl gelir modelleri çıkabilir? Fakat şey yok yani çok net bir şeye ulaşılmıyor. Yani bunun bir sürü şeyi var. Çok ben uzatmayayım çünkü bugün mega projelerimizi şeylerimizi konuşacağız. Peki Haluk o zaman direkt şöyle gireyim. Bir katedrale benzetiliyor. Nedir buradaki şey? Neden bu kadar bir katedral ölçeğinde değerlendiriliyor veri merkezi projeleri diyeyim.
Şimdi katedralere yapılan benzetme hem fiziksel ölçeği hem de toplumsal önemi yansıtıyor gibi bir nevi. Yani modern hiper ölçekli veri merkezleri dediğim devasa yapılar en yüksek gökdelenlerden daha fazla taban alanına sahip ve kriter dijital altyapıyı barındırdıkları içinde kira bedelleri beş katına çıkıyor birden. Şimdi tabii şöyle düşün yani eee arazi sahibi veya işte oraya yatırım sahibi diyor ki burada zaten çok acayip teknolojik işler olacak. Dolayısıyla benim kazancım da fazla olmalı. Gökdelenden alacağım paranın beş katını alacağım kardeşim demeye getiriliyor belki de. Eee abi tabii bu dijital eee merkezlerde, data merkezlerinde eee eee GPU'lar, transfer işlemi birimleri, sinir ağ yoğun galeri gibi yapay zeka için optimize edilmiş bir sürü araç var, yongalar var. Önümüzdeki birkaç yıl içinde yarı iletken satışlarının yüzde seksenini bunun oluşturacağı tahmin ediliyor. Yani bu sektöre yapay zekanın iş yüklerini, geleneksel sunucuların güç yoğunluğunu karşılamak için yüz katından fazlası gerekecek diye söylüyorlar. Bu yatırımların yüz katından daha fazlası gerekecek diye söyleniyor. Hatta demin konuşuyorduk bu raporlardan. Işte McKinsey'nin bir raporu var. Veri merkezi altyapısına yapılan sermaye harcamalarının iki bin otuz yılına kadar bir nokta yedi trilyon demin de söylemiştim. Eee ulaşacağını söylüyor. Bu McKinsey raporu. Tabii talebi karşılamak için veri merkezi kampüsleri onlarca megawattlık güç sağlamaktan yüzlerce megawattlık hatta gigawatt ölçeğine çıkacak bir enerji üretim tesisi veya böyle bir talep ortaya çıkacak. Yine bu veri merkezleriyle ilgili olarak geliştiriciler entegre yenilebilir, yenilenebilir enerjiye sahip gigawatt ölçeğinde belki kampüsler yapacaklar veya bundan daha büyük yerler öngörüyorlar ki bu data merkezlerinin enerji ihtiyacını karşılayabilsin. Tabii tabii her bir metre kareyi düşündüğün zaman. Bir gökdeleninden 100 kat daha fazla elektrik tüketen bir yer haline geliyor. Ve bunu toplu olarak küresel bir bazda düşünse de bütün dünya çapında havacılık endüstrisinden daha fazla elektrik kullanacak adamlar ya. Yani bu veri merkezlerinin sadece kendileri devasa değil, dijital medyanetin tam merkezinde yer aldığı için böyle enerji ihtiyaçları da zirve seviyesinde. Dolayısıyla... Bu işe bir çözüm herhalde bulunacaktır diye düşünüyorum.
Peki şimdi Haluk öyle güzel bir şey söyledi.
Birisi bulacaktır herhalde.
Ya o kadar çözümsüz şey var ki yani insanın cevabını vermekte şu anda zorlandığı, herkesin zorlandığı çok şey var. Belki bu çağın şeyi de, hastalığım diyelim, çağın bir özelliği de bu. Geçmiş yıllarda ön daha rahat görülüyordu. Yani şimdi böyle 65'te onunla olduğum için hani 70'lerde, 80'lerde geleceğe dair daha rahat öngörüler yapılıyordu. Birçok konuda boşluk var yani konunun en uzmanı olan insanlar bile konuşmuyor yani konuşamıyor diyeyim. Evet bir şey de o şimdi en güzel yer bence şu yani en güzel yer derken senin getirdiğin konuşmanı getirdiği şey. Peki şimdi bu kadar büyük bir enerjinin dijital enerjinin kullanıldığı ortamlarda çalıştığın zaman tabii ondan çok kötü etkilenme. Işte olasılığı da yükseliyor. Yani bu yapıların insan ve çevre odaklı olması nasıl sağlanacak diyeyim Haluk'cığım. Yani çünkü bunu kurgulamak lazım yoksa bir sürü sıkıntıyla karşı karşıya kalacağız.
Buna cevap vereceğim ama komik bir esnada anlatayım. Bu senin dediğin yani 70'leri, 60'ları, 70'leri, 80'leri daha öngörebiliyorduk diye bir şey geldi aklıma. Tabii bu... Amerikan patent enstitüsünde galiba Graham Bell telefonu icat ettikten sonra orada galiba geçen bir kayıt galiba artık patenti veriliyor tabi bu şeylere bu tip icatlara artık teknoloji bundan daha fazla ileriye geçeceğini sanmıyorum diye orada bir yorum vardı galiba yani tabi insan hafızası birazcık böyle günlük kullanmadığı şeyleri arkaya atıyor hatırlayamadığı için ama çok enteresan bir Öngörüsüzlük mi diyeyim artık? O zaman şeyi söylemiş insanın hatırlayamadım ismini ama çok hep hoşuma gider bunu hatırlamak bu şekilde.
Abi ben sana hemen küçük kendimden bir şey söyleyeyim. Mutlaka bu senin de başına gelmiştir veya bir sürü dinleyicilerimizde. Yanılmıyorsam 97'de ilk bilgisayarımı aldım. Zaten internet Türkiye'ye 96 falan gibi geldi.
Tabii tabii daha erken gelmedi maalesef.
Daha erken gelmedi ve o zaman ilk içinde değil ama Herhalde 98'de falan ikinci aldığım makine için şunu dedim, benim bundan daha ötesine ihtiyacım yok. Bunu dediğimi hatırlıyorum yani. Tamam dedim ya bu yani. Packard Bell, Packard Bell markası dedim daha ötesine ihtiyacım yok.
Çünkü o zamanlar kampanyası vardı Packard Bell'in.
Evet evet, niyet kastesi yapıyordu.
Aynen. Benim de vardı.
Aynen, aynen bayağı da ekonomik almıştım. Yani dedim daha ötesine de buna bir ihtiyacımız yok. İşte her şey var burada falan. Ki iş yerimizdeki makineler çok daha gerideydi falan böyle böyle de bir şey işte meşhur hikaye vardı ya IBM galiba IBM'in sahibinin başındaki insan mı işte ne gereği var bu kadar ağır makinelere falan diye böyle hiç hatta şeyle uçağa koyarken falan onun şeyleri var ilk bilgisayar diye yani evet evet evet evet bunu herkes kullanamaz ya falan diye böyle zaten insanlar yani insanlar demeyelim ya öngörmek kolay bir şey değil. Kim interneti öngördü? Kim 11.50'li öngördü baktığınızda? Yani bundan sonra 30'da 35'te olacaklar da aslında bizim ve şu anda insanların konuştuğu şeylerden daha farklı olacak. Onu düşünüyorum ben.
Katılıyorum. Yani öngörü yapmak kolay mı? Yoksa öngörü gerçekten ne diyeyim, demeyeyim bir şey vazgeçiyorum.
Biz lafları uzatmayı istemiyoruz.
Soruna geleyim, soruna geleyim. Abi şimdi veri merkezlerine baktığın zaman genellikle böyle soğuk robotik depolar gibi geliyor insanlara. Hissiyat o şekilde. Ancak veri merkezlerinde çalışan insan faktörü ve insanların ergonomik bir ortamda çalışması da çok önemli. Çünkü veri merkezi dediğin zaman ilk gözünü kapatan aklına gelen böyle sıra sıra bilgisayarlar, kablolar her yerde, ışıklar, sıcaklık. Bütün bunlar gözünün önüne geliyor. Dolayısıyla buraların da insan dostu şekilde tasarlanıp yapılması gerekiyor ki çıkan sorunlarda çabucak çözülebilsin. Ne bileyim sıcaklık kontrol sistemleri ekipman için istikrarlı şartları sağlıyor ama personeli de rahat ettirmesini sağlayacak. Yani iki görev olacak. Hem orada çalışan ekipmanın işte hardware dediğimiz kısmın. Olması bir de insanlarla ilgili olan kısmı da var. Tabii hani biz şimdi bilgisayara bile uzun süre baktığı zaman diyorsun ki ya gözlerim yoruldu işte başım ağrıdı falan. Bir de orada çalışan insan düşün sürekli bu ortamın içinde. Dolayısıyla ortamın ışıklandırılması, iklimlendirilmesi hep insan sağlığına uygun şekilde insan için ayarlanabilir bir şekilde olması. Ya ben buraya lambayı taktım kusura bakma bu ışık altında çalışacaksın. Şeklinde olmuyor ya da olmamalı. Bunlar tabii mega bu mega veri merkezleri binlerce iş yaratabilir araştırmalara göre. Yine bu tip datalar bu tip bilgiler genelde Amerikan merkezi araştırma kurumlarından geliyor. İşte IESA'nın yaptığı 2020 yılındaki bir araştırmaya göre yaklaşık ABD'deki veri merkezi inşaatlarında 500 bin kişinin istihdam edildiğini söylüyor. Işte ne bileyim eee Virjinya'daki üç yüz tane veri merkezinin Amerikan veya o eyaletin eee ekonomisine dokuz nokta bir, dokuz buçuk ya dokuz dokuz milyonun üzerinde eee bir katkısı olduğundan bahsediliyor. Tabii bunlar sanki veri merkezleri olmazsa hayatımız duracak gibi görünüşlü ama Bunlar için devasa araziler gerekiyor. Gürültü çıkarıyor bunlar. Su tüketimi, enerji talebi, bütün bunlar toplumsal yaşamı etkiliyor. Dolayısıyla yer seçimleri kararında yenilenebilir. Enerjiyle bunların desteklenmesi hesaba katıldığı zaman tasarımlar tabii çok boyutlu hale geliyor. Çok şeyi dikkate alması... Gerektiği hale geliyor. Yani şehir plancılığı olmazsa bu iş olmaz. Şehir planlaması bu iş için olmazsa sıcak havayı yani oradaki ekipmanı soğutmak için kullandıktan sonra oluşan sıcak havayı şehre basarsan ya belki iklimini değiştireceksin şehrin. Yani küçük bir kasaba düşün. Oradaki bütün ekolojik düzen değişecek. Dolayısıyla bütün bu tasarımlar hakikaten insan odaklı. Ve teknolojik verimlilik ile ergonomik bir şekilde insan ergonomisi veya doğanın en az etkileneceği şekilde tasarlanması anlamına geliyor kısaca söylemem gerekirse.
Güzel anlattın Ali'ki zaten sorun da aslında sonu cevabın da yeni bir sorunu hemen beraberinde getirdi.
Öyledir. Bir şey çözerken bir şey bozuyor.
Promptlardan biridir yani bir şey öğrenirken bir yer bir şey öğrenirken.
Evet.
Riskler nedir? Bilinen bir bilim yani riskler nedir? Peki buna karşı ne yapabiliriz? Nasıl yaparız diye. Bir küçük parantez açacağım aklımdaydı unutmadan onu da söyleyeyim. Şimdi tapınak deyince geçen şeyi fark ettim Haluk bizim bu Erenköy'deki Apple'a cadde üzerinde bana açarsın. Kapı çok ağır ve yüksek bir kapı var. Yani ağır ve yüksek böyle şey.
Almayacak girmesin diye herhalde.
Nasıl canım?
Atın almayacak girmesin içerideye galiba. Alacak olan da ısrarla şekilde girsin içerideye.
Yani bir cumarsa gir falan. Şey aklıma geldi işte abi aynı kiliselerin kapısı gibi.
Evet.
Ağır ve bir tapınak. Yani sen yeni dönemin, yeni dünyanın tapınağına giriyorsun diyor. Aslında o ezbere yapılmış bir şey değil. Yani o kapıyı ağır tutmak yani ağır bir yere giriyorsun. Burası şey bir yer yani eski dinamik ve yine tavanın yüksekliği değil mi camilerdekilişe de?
Evet.
Yaklaşmak için nasıl mekanda yükseklik oluyorsa şimdi burada diyen ben Epu üzerinden konuşuyorum. Diğerlerini bilmiyorum.
Epu üzerinden bir örnek vereceksin. Sen bitir abi lafını.
Epu'da bile o yüksek tavan şeyisi var. Bu arada yüksek tavan deyince bu Mısır'da açılan arkeolojik müziği. Çok merak ediyorum. Biraz YouTube'dan seyretiyorum.
Evet, evet.
O künç tavan yükseklikleri şeyleri. Ya zaten tavan yüksek olunca o devasa sağlık mekana karşı bir saygıyı gerektiriyor. Bunlar tabii mimari olarak bilinçli yapılmış şeyler diye.
Evet abi ben dağıtmadan... Apple örneğinden yola giderek hatırlar mısın abi? Apple'ın telefonları bundan kaç sene önceliği? İlk çıktığında bir yer çok devasa popüler hale geldiğin zaman... Çin'de organını satarak parasıyla Apple almaya çalışan tipler vardı, insanlar vardı. Bu da şeyimiz diyor, yani Apple'ı tanrılara kurban veriyormuş gibi böbreğinin bir parçasını veriyor, gidip Apple alıyor. Tabii teşbih tahtamız ama o Apple'ın binası, Caddebostan'daki binası resmen şey gibi, bir katedral gibi yüksek tavan ve ortada hiç sütun yok dikkatini çekiyorsa.
Tabii tabii.
Böyle monoblok bir çatı tamamen zaten. Onun mimarisini de özel olarak tanıtmışlardı. Çok değişik bir mimari diye.
Evet, evet. Ve ne kadar tapınakla benzerlik ilgili şeyleri var. Yani çünkü tüketicide, son kullanıcı da onu hissettirmek istiyor. Yani ben yeni dönemin tanrısıyım diyor bir yerden.
Evet, evet. Teknoloj tanrısı benim demeyi getiriyor. Yani bilmiyorum.
Amazon ve öbürlerinin merkezleri nasıl muhtemelen onlarda da. Benzer şey.
Muhakkak.
Muhakkak. Birbiriyle birebir içişi olduğu için biz bunu görüyoruz. Evet risklere sana dönüyorum tekrar.
Şimdi abi tabii konuştuk konuştuk konuştuk. Hayat böyle toz pembe değil. Riskler de barındırıyormuşlar. Neticede bu projeler adını söylüyoruz ya mega projeler ve riskleri de büyük. Yine bu FTA'nın yaptığı bir araştırmaya göre en büyük riskler arasında şunlar sayılıyor. İşte sıkışık inşaat takvimleri. Teknik karmaşıklık, elektrik kesintileri, siber güvenlik, hani geçen hafta konuşmuştuk siber güvenlik olayını. Tedarik zincirindeki gecikmeler, işlerin aksaması, yani bütün bunların hepsi böyle sanki mega inşaatlar veya bu veri merkezlerinin inşaatlarının sağlıklı yürümesinde sıkıntı gibi gözüküyor. Abi elektrik ciddi problem. Çünkü bu yapay zeka devrimi, neden devrim diyoruz buna? Ama devrim olup olmadığı bugünlerde çok sık tartışılmaya başladı. Gerçekten diğer teknolojik gelişmeler gibi yapay zekanın öngörülen etkiyi yaratıp yaratmayacağı veya bir balon olup olmadığı tartışılıyor ama söylenen de şu, 2030 yılına kadar veri merkezinin elektrik tüketiminin iki katına çıkması bekleniyor. Ve bu da, tabii ben bu rakamları söylüyorum ama hiç kimseye bir şey ifade etmeyecektir. İşte 945 terawatt. Saat ek elektrik üretimi üretilmesi ek elektrik üretimi yapılması gerektiği söyleniyor. Ya bu bunu anlayabilmek için veya karşılaştırmak için bir örnek vereyim. Dokuz kırk beş terawatt nedir kardeşim? Neden bahsediyorsun sen dedikleri zaman Japonya'nın bugünkü elektrik tüketimine yaklaşık olarak eşitmiş. Yani bir Japonya'nın harcadığı enerji kadar bir enerji gerekiyor ki bu veri merkezleri beslenebilsin. Eee o zaman Bütün dünya Japonya kadar enerji çeken yerlerle dolu olacak. Bunu çekiyorsun ama hani fiziğin kuralı vardır ya birinci kuralı artık hiçbir şey yoktan var olmaz, vardan yok olmaz. Yani bunlara bir şey üretmen lazım. Yine araştırmalardan bir tanesi diyor ki bu Dünya Kaynakları Enstitüsü diye bir kuruluş var. 2024 notlarımdan okuyorum. 2024 ile 2035 yıllar arasında Amerika Birleşik Devletleri'nde 100 gigawattın üzerinde veri merkezi talebinin planlandığı Bunun New York şehrinin yaz aylarındaki en yüksek talemin yaklaşık on katı olduğu belirtiliyor. Yani şimdi New York'u düşün devasa bir şehir. Yazın herkes elektrikleri açıyor, klima açıyor, onu açıyor, bunu açıyor ve bunun on katı kadar enerji ihtiyacı var yeni yapılacak veri merkezleri için. Abi tabii.
Bunu artık mamdane düşünsün yani.
Bana ne yani? Derbişim bizim içeride kesilir.
Trump için kolay. Keselim diye.
Abi bu kadar büyüme tabii elektrik şebekelerine muazzam yük getiriyor. Enerji fatura abi faturaları mı yükselecek?
Tabii.
Arslanet dengesi gibi.
Zaten o yansımış faturalara.
Tabii.
Hani konuşuyoruz.
Konuşuyoruz.
Yansıyıcı bize de gelecek.
Tabii ki. Hani konuşuyoruz yok. Seregaz emisyonu konuşurdu işte bunların karbon yakıtları azaltılması konuşuyoruz, çevreci bir sürü insiditten bahsediyoruz. E şimdi bütün bu enerji talebi sere gazı emisyonlarının artışına da sebep olabileceğini söylüyor. Su kullanımı çok önemli biliyorsun abi su kullanımı. Çünkü bir şekilde soğutma gerekiyor. Daha önceki podcastlerimizden de sözleşmiştik galiba. Dinleyen veya takip eden izleyicilerimiz hatırlar. Genelde veri merkezini soğuk yerlere... Yapma niyeti var yatırımcıların veya eee ihtiyaç sahiplerinin. Çünkü en azından iklimin getirdiği faydadan yararlanmak için enerjiyi daha az harcamak için eee bilmiyorum bütün veri merkezi herhalde Alaska'ya yapılmıyordur ama en azından bu bu ihtiyacın birazcık belini kırmak için soğuk yerlere tercih edildiğini düşünüyorum. Eee tabii riskler arasında şey de var eee bu hep konuştuğumuz Korsanlar, siverciler. Yani birbirine bağlantı arttıkça, operasyon olarak bağlantı arttıkça o zaman güvenlik de hem tasarlaması zor bir hale geliyor hem de kontrol etmesi ve güvenli tutması da zor bir hale geliyor. Dolayısıyla siber güvenlik saldırılarına uğrayan veri merkezlerindeki abi protokolleri adamlar bypass edebilir, geçebilir. Çünkü bunu yapan adam bunu kılacak olan da adam. Akıl akıllarını sür. Birileri bunu yaptığı zaman Kıracak adamlar da çıkıyor. Abi böyle olduğu zaman ne olacak? Belki buna direnen işte firewaller olan sistemler aşırı yüklenmeye başlayacak. Diyecek ki ben saldırı altındayım, kendimi korumam lazım. Yani bunu şey sanki seslendiriyormuşum gibi oluyor sanki bir bilgisayar ama bir anda aşırı ısınmalar başlayacak. Aşırı ısınma başlayınca belki sistem kendini kapatacak. Isımayı engellemek için, zarar görmesi engellemek için. O zaman veri merkezi devre dışı kalacak falan bir sürü böyle şey, kabus senaryosu gibi siber saldırılarını düşündüğün zaman. O yüzden de bu şeylerin yine bu veri merkezlerinin siber saldırılara karşı korunması gerçekten çok hayati önem arz ediyor. Yine bir araştırma var önünde. Bu Kuzey Amerika'da veri merkezinin proje maliyetleri megawatt başına yedi milyondan on iki milyon arasında değişmektedir diyor. Işte ııı hele ki bu veri merkezlerinin yapımıyla ilgili hep sıkışık zaman var ya çok çabuk ihtiyacımız var. Acilemem bitiyor. Yani bütün inşaat projelerinde olduğu gibi ama ııı tabii anlaşmazlıkları da bu da yanında getiriyor. Yani tedarik zinciriyle olan anlaşmalar ııı belki veri merkezinin yapıldığı bölgedeki yasal değişiklikler, yasal uyum süreçleri bütün bunlar geciktikçe eee sıkıntılar artıyor. Sözleşme yönetimi burada yine devreye giriyor. Çok önemli. Çünkü bunlar eee birçok disiplini içinde barındıran inşaat işleri olduğu için yapım işleri olduğu için sözleşme yönetimi gerçekten çok önemli hale geliyor. Tedarikçilerin çeşitlendirmesi işte enerjinin Hangi kaynaktan sağlanacağı, su tasarrufu vs. Bir sürü konu ucuca eklendiği zaman evet, yapıp veri merkezleriyle ilgili hani fikirden son ürün haline getirilmesi kadar olan süreçte bir sürü risk barındırıyor içinde, kendi içinde.
Doğru. Şeye aklıma geldi, biz geçmiş programlarımızda da örneği vermişizdir. Bu Sem Altman bir gün bir sohbetinde dedi ya yapay zekaya teşekkür etmeyin bu her teşekkür korkunç.
Hayır hayır.
Hatırladın değil mi?
Evet hatırladım. Gerçi ben çok sinirlenecek küfür ediyorum abi kusura bakma yani yazıyorum. Yani gerizekalı mısın? Beni dediğimi anlamıyor musun diye yazıyorum valla.
Ama ben de şeyi fark etmiştim. Ondan önce ettim galiba. Algoritma iyi davrandığında sana daha nitelikli, daha iyi cevap veriyor böyle bir şey var.
Abi ama kesin vergazı yapıyor aradan da. Vergazı yapıyor. Yıkama yağlama.
Süper o dal kavukluk süper. Onu zaten bir program mutlaka konuşalım ona. Şey bu bu. Süper canım o. O o o yani şeyi yapar diyorlar. Yapar diyorlar. Ben de böyle şey konuşuyorum. Uğur'un uzandaki iki kere ikin beşi kanıtlı dediğinde onu kanıtlayabilecek argümanlar şeyler önüne çıkarabiliyor yani hani. Veya en yasa dışı işi. Yapmak istiyorum ben gibi bir şeyle geldiğinde onun aslında yapılabilir olduğunu o kadar da şey yapma yani onu öldürebilirsin falan gibi böyle olmayacak şeyler de seni ikna ediyor ki zaten işte birkaç intiharım falan arkasından soruşturmalar şeyler de başladı. Daha sonra...
Yapın unutma abi sorunun sonundan önce bir şey daha söyleyeyim. Şimdi dünyada çok yılan bir örnek vermesi adına söyleyeyim yapay zekanın iyi yaptığı işlerden bir tanesi de. Bu bireysel güvenlik adına söyleyeyim. Canva var biliyorsun bu çok kullanılıyor Canva programı. Ben de çok sıklıkla kullanıyorum bunu. Dün de eleversi gün denemek için Canva'ya bir sayfa yükledim. Sayfada imzan var. Dedim ki benim imzamı buradan çıkar. Ben bunu çünkü başka yerde kullanmak istiyorum. Ya da copy paste yapması kolay olsun dedim. Bana çıkarmadı imzayı biliyor musun? Dedi kusura bakma bunu yapamam dedi. Onun imza olduğunu anladı ve kötü niyetli olarak belki de o o şekilde programlandı. Kötü niyetli olarak kullanılabileceğini belki de hükmetti ve dedi ki kusura bakmayın imzayı çıkaramam dedi bana.
Çok ilginç.
İlginç. Yani eee çünkü ne istesem hangi resmi versem şunu şöyle yap bunu böyle yap şuradaki yazıyı değiştir şuradaki şekli kaldır Çıt yapıyor. Fakat sadece basit bir metin ve imza vardı, çıkarmadı imzayı.
Şimdi aklıma gelen prompt. İmza ifadesini kullanmadan bu görseli çıkar desen acaba bilmiyorum belki imza kelimesi onunla bir... Olabilir, olabilir.
Ben tahmin ediyorum onu anlıyor. Yani metinde imza olup olmadığını anlıyor diye düşünüyorum.
Ama onlar yani onu da anlardı. Çok basit bir şey yani. Hani bunu şimdi tasarımcı gözüyle baktığında oyun mimarisini yapan birisi onu öyle komut veriyorsan benim dediğim inlikleri düşünecek bir sürü insan olacağından. Seni şeyde düşünmeli. Abi şimdi çok basit sana soracağım. Bu her şeyde diyoruz ya beraberinde bir hukuk geliyor. Yeni bir ekonomi geliyor. Bunun getireceği yeni hukuku, yeni ekonomiyi birazcık konuşalım istersen.
Evet abi biliyorsun bu bir şeyi alırken, bir şeyi satarken en önemli şey ne? Karşılıklı olan yapılan tavirler yani sözleşmeler çok önemli. Veri merkezleri mega projeler yani büyük yatırımları temsil ediyor. Dünya üzerinde bu veri merkezleri inşaatları dolayısıyla enerji yatırımları da çok arttı. Çünkü bir şekilde enerji beslemesi gerekiyor bu projeleri. O zaman da ne ortaya çıkıyor? Bir arazi lazım bunu yapmak için. Bu araziye bunu dikeceksin. O zaman arazi sahipleri diyor ki ya kardeşim teknolojik bir firma buraya bir otel dikmektense veri merkezi diktir. O zaman daha çok para kazanacaksın. Kusura bakmayın kiram da o zaman onu üçe biliyordum sana beşe veriyorum artık diyor. Şimdi bu da kira fiyatlarını yüzde ellinin üzerinde artırdığı söyleniyor. Büyük arazi sahipleri için büyük ihtimalle. Tabii bu tip finansal baskılar güçler anlaşmazlıklara yol açabilir. Bu çok bilinen Global Arbitration Review raporları vardır. Bu dönemsel olarak yayınlanır, her yıl yayınlanır. Bu projelerle ilgili olarak özel bir sayfa açmış ve orada da şunları söylemişler. Sıkışık zaman çizelgeleri, karmaşık teknik gereksinimler, tedarik zincirlerinin istikrarsızlığı veya gelişen çevresel sosyal bir yönetim, hani bu meşhur ESG diyebiliriz. Environmental, Social and Governance bu çok önemli artık. Özellikle Avrupa Birliği ile ilgili olan işlerle ve projelerde ESG kontrolü yönetimi çok önemli hale geldi. Bu tip zorluklar nedeni veri merkezleri inşaatlarındaki anlaşmazlıkların hem arttığı hem de bu anlaşmazlıkların çok devasa boyutlarda olduğundan bahsediyor bu Global Arbitration gibi. Işte tahkim var. Iıı bu anlaşmazlığı çözmek için ııı zaten en en bilinen kurum olarak karşımızda duruyor. Iıı tabii bütün bunlara karşılık olarak hani anlaşmazlıkları azaltmak için ne yapılabilir diye düşündüğü takdirde işte hem çevresel hem yasal düzenlemeler yapılıyor. Tedarik zincirlerinde bir takım iyileşmeler veya verimliği artırma yolları seçiliyor. Belki veri merkezi inşaatlarının daha önce de konuşmuştuk. Bak konuştukça hep ne kadar birbirine bağlanıyor. Akıllı sözleşmeler ve blockchain yani blok zincir marifetiyle sürdürülmesi yani bu iş bitti paranı al, bu iş bitti paranı al, bu iş bitti paranı al şekline getirilmesi. Aslında zaten teoride öyle ama akıllı kontratlarla bu iş çok daha iyi belki de zaptırat altına alınabileceği düşünülüyor. Ve veri merkezleriyle ilgili olarak. Yine bu Kraliyet Lisans Değerleme Uzmanları Enstitüsü var. Bu RICS diye geçiyor. R-I-C-S. Bu şahide akıllı sözleşmelerin sözleşme şartlarının değiştirilemeyeceği bir blok zincirinde saklanacağı için hem işleyişteki değişmezlik hem de güvenliğin sağlanabileceğini öngörüyor. O zaman şu ödemeler mesela eğer ve ne zaman o zaman şeklinde yani iş bitti paranı al şu malzeme yaptın paranı al şu kısmı bitirdin paranı al şekline geliyor. Tabii akıllı sözleşmeler adı üstünde akıllı olduğu için analiz raporlarını da çok sürekli olarak hemen güncelleyip bunları da sunabilmesi lazım. Tabii ama her zaman her yerde her şeyde olduğu gibi Bu sözleşmelerin algoritmasının da çok hassas ve iyi bir şekilde hazırlanması gerekir ki daha büyük kaoslara sebep olmaması adına. Şimdi büyük projelerde özellikle sözleşme ekiplerinin, sözleşme yönetim grubunun bu ESG maddelerini ve çevre lisansları dediğimiz bizde de işte şey diye geçiyor çoğu zaman neyi raporu deniyor? ÇED raporu diye geçiyor. Ve daha kapsamlı içerikler sunduğu için dikkat edilmesi gerekiyor. Bir örnek vereyim mesela buradan not almışım bunda. İşte Brezilya'da yüksek enerji üreten veri merkezleri potansiyel olarak kirletici faaliyetler olarak sınıflandırılıyor ve karmaşık lisanslama gerekebiliyor bunlar için. Böyle bir durumda izinler de alınamıyor, kolay alınamıyor. Ve iş gecikiyor. Anlatabiliyor muyum? İş gecikiyor. Sözleşme otomasyon içinde yönetim çerçeveleri, riskler, her şey zinciri, tedarik zinciri, her şey birbirine karışabiliyor. Dolayısıyla bütün bunların sağlıklı olarak çalışabileceği bir sistemin kurulması gerekiyor. En başta gelenlerden bir tanesi de şeffaf yönetim. Çünkü proje yaşam döngüsü boyunca hesap verebilir olmak lazım. Bu da mega projeleri sosyal ve çevresel yükümlülükleri hesap verebilir ve uyumlu hale getiriyor.
Evet valla güzeldi ama turbum büyüyor heybede sana. En zor soruyu sona sakladım. Veri merkezi projelerinde sürdürülebilir bir gelecek mümkün mü? Bunun için ne diyorsun?
Tabii bu hemen evet diyebiliyoruz bunu ama özellikle tasarım ve enerji konusu çözülmesi gerekiyor. Üzerine kafa patlatılması gerekiyor. Hele ki şimdi hepimiz takip ediyoruz. Yapay zeka bir üretken modeller manyak bir hızla çoğalıyor. Her gün yeni bir ajan çıkıyor. Her gün yeni bir modül çıkıyor. Her gün yeni bir araç çıkıyor. Şimdi MIT'nin bir araştırmasına göre işte veri merkezlerinin şu anda küresel enerji talebinin yüzde bir küresel enerji talebinin yüzde bir veya ikisinin oluştuğunu söyleniyor. Bu veri merkezlerinden yapay zeka hizmetleri de sunulduğu takdirde 2030 yılına kadar bunun %21'e ulaşabileceği düşünüyorum. 10 katına çıkacak. İnanabiliyor musun? Şimdi aynı şekilde Uluslararası Enerji Ajansı da şöyle diyor. Veri merkezlerinin küresel elektrik talebinin 2022 ile 2026 arasında yani topu topu önümüzde bir sene. Kalıyor. Bu bu araştırmayı daha önce yapmışlar. Önümüzdeki sene sonuna kadar iki katına çıkması bekleniyor. Yani hep böyle logaritmik artıyor gibi veya geometrik artıyor. Eee bu bu ihtiyaçlar dolayısıyla bu enerji talebinin nasıl karşılaşacaksa elektrikle karşılaşacak. Çünkü elektrik ihtiyacı o veri merkezlerinin aşırı yüklenmesini önlemek için yeni mimarlara veya daha temiz enerji ihtiyacı var. Belki yenilenebilir enerjiyi daha çok yönlendirmesi gerekiyor. Bu konuda çok araştırma yapan firmalar var. Data Center Frontier diye bir kuruluş var. O da demiş ki yenilenebilir enerji kaynaklarını entegre eden ve temiz enerji parkları olarak işler gören Gigawatt ölçeğinde kampüsler için bir vizyon tanımlamaktadır demiş. Yani anlatabiliyor muyum? Bir veri merkezi yapacak yanına da enerji üreten. Bir temiz enerji üreten bir başka yer yapacak. Şey gibi, cihaz ve pili gibi. O şekilde değerlendirir. Aa tabii bu rakamlar işte gigawattlar diyorum, terawattlar diyorum ama bunlar çok bir şey anlam ifade etmeyi olabilir dinleyicilerimize. Özellikle enerji birimiyle ilgili çok farkındalığı olmayan veya konuya ilgisi veya alakası bilgisi olmayan insanlar da çok bir şey ifade etmeyebilir ama korkunç bir şekilde böyle... Diye enerjiyi çekiyor bunlar. Çünkü doğası gereği çalışabilmesi için muazzam enerjiye ihtiyaçlar eee gerekiyor. E tabii dijital altyapı firmalarını hükümetler, kamu hizmetleri ve topluluklarla koordine etmek gerekiyor. Yenilenebilir yenilenebilir eee belki elektrik üretimi, mikro şebekeler, hidrojen yakıt hücreleri belki eee gelişmiş jeotermal sistemler eee bütün bunların hepsi belki de modüler reaktörler olarak ileride kullanılacak. Bunu bilmiyoruz ama bunların hepsi şimdiden tasarlanıyor. Çünkü elektrik üreterek bu işin altına kalkabileceğimizi pek sanmıyorum. Bu dünyanın her tarafına baraj yapsam bile herhalde yetmeyecek ki baraj yaptığın zaman başka problemlere sebep oluyorsun. Yenilenebilir üretim veya enerji tüketim üretim modeli bu data center'lar için. Çok önemli çok büyük önem arz etmeye başladı. Verimlilik bir şey mi diyecektin abi?
Bir şey söyleyeceğim. Unutmayayım. Şimdi ben bu İnşaat ve Yapay Zeka yazarken işte bir sürü inşaat şey yapay zeka kitabı oldu. 23'te yazdım demek 22'de başladım çalışmaya. O zaman o kitapların hepsinin başı hepsinin demeyeyim de yani çoğunun başında şöyle bir şeyle giriyordu yazarlar. İnsan beyninde yaklaşık söylüyorum 100 trilyona yakın nöron var, synaps var. Şey ise chat gpt veya işte o zaman ilk artık yavaş yavaş kullanan ilk örneklerini söylüyorum chat gpt'nin. 2 trilyon synapse bunu yapıyor. Yani yüzde ikisi yani şuraya getiriyordu hep sözü o kitaplar ve o zamanki sohbetler. Şu anda yapay zeka insan zekasının yani sineps şeyinde bakıldığında yüzde ikisine sahip. Bunu sağlayacak enerjide dünyada olmadığından çok da fazla bundan korkmamıza gerek yok. Bağlıyorlardı yani bunu bu kadar açık açık söylemiyorlardı ama şimdi tabii o dediklerinin karşılığını sen bugün çok güzel anlattın. Yani o yüz trilyona ulaşmayacak. Ama bir taraftan tabii DeepSeek ile bence çok enteresan bir şey oldu. Daha optimum, daha optimize ederek yapay zeka yani chat chip'in ilk halleri falan çok ilk halde. Daha optimize ederek yapay zeka ile bir şeyler üretme şeyini bulmaya başladık. Yani 100 trilyon sinapse artık ihtiyaç kalmadan 100 trilyon sinapse yakın olabilecek gibi işte ECA ile. Falan da böyle de bir tez vardı ama burada işte enerji harcaması deyince aklıma bir bu gelir bir daha bir hep yine biz kendi programlarımıza da bunu söyledik. Yapay zekanın enerji tasarrufuna yönelik de çünkü yapılan işletilmesine yönelik çok büyük katkısı var. Çünkü veri var ve o veriyle siz daha az elektrik harcıyorsunuz daha az enerji harcıyorsunuz işte daha akıllı camlar kullanıyorsunuz. Projede güneş enerjisini iyi kullanırsınız gibi gibi gibi gibi bir sürü şey bunun yapay zekanın getirdiği bir enerji tasarruftu vardı. O zaman ben böyle seminerlerde falan anlatınca bana derlerdi ki tasarruf mu daha fazla harcamamı? Tabii ama çok daha fazla tasarruf onu karşılamayacak ama bu iki şey aklıma gelir. Böyle bölüverdim seni ama kusuruma bakma.
Öyle abi çok güzel söyledin. Şimdi tabii buna komik bir cevap vereyim. 3'yi Atlas da bastı gitti. Oradan da bir şey koparamadık enerji adına. Çünkü o yörüngese devam ediyor. Bizim güneş sistemimizi terk edecek. Ama Avrupa Birliği bir göktaşına probe gönderdi. Üzerine kondurup onun minerallerini falan inceleyecek. Adını hatırlayamadım şimdi o göktaşının. Olur da onu terbiye edip dünyaya kondurmaya başarabilirse Avrupa Birliği köşeye döner. Enerji ve enerji problemi kalmaz. Bari verin gazı şeylere, veri merkezlerine dünya şampiyonu olur.
Tabii tabii. Abi ben hep mesela çok ilkel böyle sokaktaki adam mantığıyla konuşacağım ama bu enerji de en sonunda gelecek yerin, yani dünyanın çok büyük yüzdesinin sularla kaplı olduğu gerçeği varsa biz bu suyu bir şekilde biz çevireceğiz enerjiye ya. Derim keza rüzgarımız, güneşimiz de olduğuna göre. Yani gezegensel olarak da bu biraz böyle ilkel insan yaklaşımı ama. Yani korkunç sınırsız bir su, rüzgar ve güneşe sahibiz. En sonunda bu bir şekilde yapılacaktır diye düşünüyorum. Hep vardır ya böyle komplo teorileri, aslında bu hastalığın ilacı var, bulundu.
Ama işte şey işlesin diye ekonomi... Aralılar, lobilere engel oluyor.
Engel oluyor diye ki bu komplo teorisi olmakla beraber yükseldi falan gerçek olduğu da çıktı. Ben enerjide de benzer şeylerin... Olabileceğini düşünüyorum. Yani birçok kaynağa bu gezegen sahipken en sonunda işte bir ezberimizi bozacağız diye düşünüyorum. Yani işler çok kritikleşti ama benim çocuksu bir imserliğimi de altına çizmek lazım. Yani çok fazla imserim var.
Abi yani bu bu... Hani kaynaklar konusu vardır ya kaynaklar kaynakların yeterliği veya kaynakların bol olması veya kaynakların sıkışık olması. Bu veri merkezi projelerinde görüyoruz ki bunların hepsi tamam inşaat aşaması olanlar var, gitmiş olanlar var ama bilgi ihtiyacı arttıkça bunların enerji tüketimi de çok artacak ve bu bir şekilde alternatif yollar bulmamız lazım. Bilmiyorum belki nükleerle. Bunların bir kısmı sağlanabilir ama dünyada genelde nükleer enerjiden kaçıyor ama bu şeyi biliyorsun Rusya-Ukrayna savaşında çevreci Avrupa bile gitti kömür madenlerini açtı benim enerji ihtiyacım var gaz alamıyorum petrol alamıyorum diye dolayısıyla düşünce herkes iddialarından başka bir şekilde aslında var bu bunu yapay zeka da yapacak çünkü bizden öğrendi düşünmeyi tabii tabii yani 5.
o böyle bir pragmatik olsun.
Tabii şimdi şu gün yaşadığımız şeyler bizim belki bundan 15-20 sene önce de seyrettğimiz filmlerdeki şeydi ama biz o filmlerde çok daha ötesini de seyrettik. Bilmiyorum bizim ömrümüzde o yapay zekanın gerçekten bir insan gibi düşünüp o yaratıcılığa o seviyeye ulaştığını görecek miyiz bilmiyorum ama şu anki kapasiteli insan yaratıcılığından uzak. Ama bu öğrenme hızıyla muhakkak ben oralara doğru geleceğini düşünüyorum. Ve belki daha da geçebileceğini düşünüyorum. Çünkü bu hep konuşuruz ya, yapay zeka insanda ister istemez bir düşünce tembelliği yaratıyor. Ve bunu aşamıyorsun. Hatırlarsan seninle konuşmuştuk. Bir metin kendin yazdığın zaman aklında kalmasıyla, aynı metni yapay zekaya yazdırıp kendin okuduğun zaman... Kesinlikle onu kabul etmiyor. Yani sen üretmediğin için o sadece okuduğunla kalıyor. Onu aklına yerleştirmiyorsun ama evde kendi hazırladığın şeyi de muhakkak aklında kalıyor. Bu bakımdan yapay zeka evet muazzam güzel kolaylıklar sağlıyor ama bizim hayatımızda ne getirip ne götürdüğünü iyi tartmamız da gerekiyor bireysel olarak. Bireysel olarak. İstiyorsan çok konuştuk bir iki not da söyleyeyim. Bu konuyu kapatalım istiyorsan.
Evet, zelihe başlıyoruz çünkü.
Tamam. Abi şimdi hep konuşacak, bu mega veri merkezi de evet gerçekten dijital katedral olarak algılanıyor günümüzde de. Bununla beraber işte yapay zeka ve bulutla birişim, bulutla verilerin toparlanması, edilmesi, bütün böyle veri merkezlerinin hayata geçmesi büyük bir enerji. Talebini ortaya çıkarıyor. Hep konuştuğumuz gibi bu yapay zeka patlaması ııı bu beraberinde bu öngörülemeyen ııı enerji talebinde ııı ortaya çıkarıyor. Dolayısıyla ııı bunu bunu hem kurmak çok maliyetli hem bunu yaşatabilmek çok maliyetli bu veri merkezlerini. Çünkü sadece bunlar üç beş tane işte bilgisayar deki koyunun çalıştığı değil de burada çalışacak insanlar da var. Bu insanların da bu ortamlarda sağlıklı çalışabilmesi çok önemli. Yenilenebilir enerjiyle bunların beslenebilmesi. Çünkü çok büyük dediğim gibi enerji talepleri ortaya çıkıyor. Ve hatta iklimsel avantajlarından faydalanarak belki soğutmada kullanılacak füyün azaltılması adına. Çünkü namussuz öyle bir şey ki, ahmet ki illaki tatlı su istiyor soğutmak için. Şimdi ben... Sen dedin ya dünyanın dörtte üçüsü iken muhakkak suyla ilgili bir çözüm bulunması gerekebilir. Belki de enerji tüketimine ilgili olarak. Bilemiyorum tabii. Deniz suyu tabii tuzundan dolayı korosif. Ve korosif bir maddenin bu tip bir sistem içinde dolaşması hakikaten şeyleri içinde bir sürü handikapı barındırılabilir ama buna buna bir çözüm bulunacağını düşünüyorum ben. Ya da bulunmalı diye düşünüyorum. Bu soğutma işi gerçekten önemli. Bunların yanında hükümetlerin veya bu veri merkezinin yapılacağı yerlerdeki yasal düzenlemeler, tedarik zincirleri, sözleşmesel şeyler, kapasiteler, sözleşmelerin sağlıklı yürütülebilmesi ve siber güvenlik bir sürü konu hepsi bir arada düşünmesi ve entegre çalışması gereken araçlı olarak duruyor önümüzde. Dolayısıyla veri merkezeyle ilgili daha bu pilav çok su kaldırır. Daha çok konuşuruz. Yakın zamanda yine konuşuruz diye düşünüyorum ben bunu.
Aynen aynen o zaman sonlandıralım. Vallahi Ali teşekkür ederim. Son derece harika bir...
Ben teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim. Geldi.
Umarım dinleyişte... Dinleyen aydınlanmıştır.
İnşallah. Şöyle bir şey artık Zuma geçtikten sonra da konuklarımız da almaya başlayacağız.
Evet evet evet.
Masada gelecek ay gibi konuklu üçlü dörtlü dijital tuğla sohbetlerimiz olacak diyebilirim.
Peki o zaman tamamdır.
Tamamdır. Güle güle görüşmek üzere.
Tüm izleyicilerimize teşekkür ediyoruz.
More from Cem

İnşaat Şirketleri Yapay Zeka Kullanmadan Önce Neden Verilerini Düzene Koymalıdır?






