Yapay Zeka Destekli Mimarlık - Yaratıcılığın Sonu Mu, Yoksa Eşsiz Bir Destek Mi?

In this 45‑minute Turkish podcast, host Haluk interviews architect and academic Cem Kafadar about the role of artificial intelligence in architecture. The conversation opens with an anecdote from Milan Design Week where an AI generated dozens of fluid façade concepts in seconds, prompting the architect to claim the AI could not have imagined the wave without human input. Throughout the dialogue they explore whether AI kills or amplifies creativity, emphasizing that AI is a rapid idea‑catalyst that can produce countless design variations, but that the cultural, contextual, and emotional judgment of a human architect remains irreplaceable. They discuss the risk of architects becoming mere “notaries” approving AI output, the shifting power dynamics for students, teachers, and firms, and how AI may flatten traditional hierarchies by giving students instant feedback and a flood of alternatives. The impact on client relationships is examined: clients will demand faster, more customized solutions, and architects will need stronger communication and negotiation skills. Ethical concerns are raised about AI’s lack of cultural memory, material knowledge, and sustainability awareness, arguing that designers must guard against over‑reliance and ensure AI serves as a tool, not a replacement. They envision a hybrid future where human intuition and AI computational power combine to create more sustainable, context‑responsive architecture, while also warning about the commodification of technical skills and the potential de‑valuation of formal engineering education. The episode concludes with a speculative scenario of AI‑driven cultural centers that integrate environmental data, material selection, and urban context, prompting a broader question about the kind of world we are building with these technologies.
Chapters
Selamlar bugün yine Cem Hocam'la beraber acayip bir şey konuşacağız. Konuşacağımız konu aslında belki de çoğumuzun günlük hayatında zaten karşılaştığı, yaptığı başından geçen bir konu da olabilir. Konu ne? Yapay zeka destekli mimarlık. Bu yapay zeka destekli mimarlık acaba insanlığın yaratıcılığını yok eder mi, etmez mi? Yoksa daha iyi bir hale mi getirir? Bunu bilemiyoruz. Abi hemen bir anekdotla başlamak istiyorum seninle.
Tamam, var.
Şimdi geçenlerde bir tanıdığımız bir arkadaşımız bu Milandaki tasarım haftasındaydı. Orada işte herkes kendine bir showcase yapıyor, bir şeyler yapıyor. O da sunum yapan mimari yapay zekaya, sunum yapan mimara yapay zeka olarak şey veriyor, akışkanlık kelimesini veriyor. Akışkanlık kelimesini veriyor ve yapay zekayı ne çizersin diye soruyor. İşte yapay zeka da saniyeler içinde deniz dalgası formunda böyle onlarca cephe tasarlıyor mimari olarak güzellik yaratacak. Ve tabii salonda herkes hayranlıkla seyrediyor. Sonra da mimar dönüp diyor ki ben olmasam bu dalga burada duracağını bilemezdi edemezdi falan diye bir şeyler söylüyor.
Çok güzel.
Acayip acayip.
Çok güzel çok güzel. Halit'cim aslında sen şu anda bence bütün bizim bugünkü podcast'ın özeti olan bir adamısın. Öyle mi? Ya aslında şöyle bir şey var yani yapay zeka yaratıcılığı arttırıyor mu yoksa öldürüyor mu?
Evet evet.
Bu zaten bence senin olma sorunu bu zaten. Mimarlar yaratıcılığı en fazla kullanan hani bizim sektörümüzdeki disiplin olduğu için biz mimarlar üzerinden gidiyoruz ama aslında bu her konuda geçerli. Yani yapay zeka yaratıcılığı öldürüyor mu yoksa geliştiriyor mu? Şimdi abi bence hazır şablonlarla sınırlı kalınırsa yaratıcılığı kısklar. Yani hazır şablonları alıp tak tak tak tak tak onu koydum bilmem ne. Şey yapar, fakat doğru kullanıldığında...
Azıcık şablanacak mı şey geldi, origami esprisi var diye Cem'in ağzında. Bunu buradan katlarırsınız hazır burada yapılacak.
Hazır yapılacak. İşte onun gibi olursa yaratıcılık falan kalmaz. Bravo, bravo harika. Vallahi çok iyi gidişler yapıyorsun valla. Doğru kullanıldığında da tabii mimara çok yeni olasılıklar hazırlıyor. Çünkü neden? Yapay zekanın en güçlü kaslarından biri... Çok fazla olasılıkla tasarım üretmesi. Yani bir şey istiyorsun sana bir sürü tasarım çıkarabiliyor. Bu aynı şekilde promptla da bir sürü cevap alabiliyorsun. Görüntüyle de bir sürü cevap alabiliyorsun.
Bu şuna da benziyor abi değil mi? Söyleyeyim kesin kusura bakma. Şimdi insan zeka istediğin ki yapay zeka orada yüz tane varyasyon çıkarsa insan da bunları yaratabilir ama yapay zeka bunu üç saniyelik içinde yapınca senin belki üç gününü alacak bunların insanı düşünmek.
Tabii ki tabii ki. İşte burada zaten mimar alternatifler arasında seçimli yapıp, kendi vizyonunu da koyup daha cesur, güçlü bir tasarım yaratabiliyor. Yani ben şey diyorum, fikir katalizörü. Yani fikri katalize ediyor bir yerde diyebiliriz. Belki bugün soracağımız soru hayal gücünü sınırlayan teknoloji mi yoksa alışkanlıklarımız mı?
O zaman orada bekle. Ben çünkü devam edeceğim. Orada sonuçlandırmıyorum. Şimdi aslında şu birazcık böyle insanı ürkütüyor gibi. Yatırımcılar da şimdi düşünüyor. Yapay zeka ne kadar güzel tasarladı. Mimar da hemen bunu onaylasın diyecek belki de. Anlatabiliyor muyum? Yani madem yapay zeka tasarladı, mimarın da burada bunu onaylamakta başka bir işi olmamalı lazım diye düşünüyorum ama...
Gerçekten bu kadar para yatırdım bu mimarın vaktini mi bekleyeceğiz? Buraya dönecek bu iş.
Abi onu sormak istiyorum zaten. Yani sanki mimarın işi de kardeşim biri getirdi işte noter gibi damgayı bas geçsin. Damgayı bas geçsin. Mimar da fazla deliklemesin. Ya buna mı dönecek iş?
Abi işte en çok beni korkutan kısımlardan birisi. En çok korkutan kısım nasıl olsa yapay zeka yapıyor. Mimar diyor onay bakan bir baksın hani çok absürt bir hata var mı?
Hata değil ya yapay zeka işte.
Ama abi. Yapay zekan bilemediği o kadar çok şey var. Kültürel mirası bilemiyor. Yeren malzeme alışkanlıklarını bilemiyor. Toplumsal ihtiyaçları bilemiyor. Yani biliyor bir şeyler ama yeterli değil. Yani insanla o tasarımın arasındaki bağı anca bir insan mimar kurabilir. Bizim bunu unutmamamız lazım.
Katılıyorum.
Bizim bunu unutmamız lazım. Ve bunu unutabilme riskimizin de çok yüksek. Olduğunu tehlikesindeyim. Yatırımcılarda, iş sahiplerinde de şu halk olacak. Aynı dediğin gibi diyecek ki yapay zeka hızlı çeşitlilik sunuyor. Fakat tasarımın ruhunu yani insana mekana yerleştirme hep mimarın işi olarak kalacak. Yapay zekanın bunu mimardan alabilmesi mümkün değil. Hani hamhum şarolop hadi onayla falan demek de bu iş Olmuyor, mimarin yerine geçemeyecek ama önünü hep açacak. Hani hep dediğimiz gibi, podcastlerimizde çok tekrarladığımız bir şey var. Akıllı bir asistan olacak. Bu yüzden yapay zeka mimari ikame edemez. Onun kararlarını destekler. Kesinlikle katılıyorum bu soruna.
Aslında böyle bazen hani tekrar düşünmüşüz gibi oluyor ama belki de işte senle ben belki aylardır bir yaklaşım yarışımıyız. Çalışıyoruz. Dediğim gibi yapay zeka insanın yerini almayacak ama yapay zekayı kullanmayı beceren insanlar çok güçlü bir pozisyona gelecek.
Ya yapay zekanın hiçbir zaman anlamayacağı o ruhu işte mimari inşa edecek. Efsane inşa edecek. Bu her konu için geçerli aslında.
O zaman sorularıma devam ediyorum. Tamam. Bugün bugün gıcık sorular sormaya devam ediyorum. Şimdi şöyle komik bir sahne hayal etmeye çalışalım. Bir mimarlık öğrencisi yapay zeka ile çalışıyor. İşte ne bileyim klasik yöntemle 3 haftada yapacağı maket alternatiflerini bir günde falan çıkarmaya başlıyor.
Çünkü... Ve çok daha fazla.
Tabii. Düşünce olarak düşünce olarak bir iki bir şey sunuyor. Yapay zeka anılacak diyor. Danışma hocası gelip diyor ki artık yani sen değil, ben değil, sen bana sıçrayacaksın olarak. Yani sanki öğrenci çok daha başarılı, yaratıcı bir halde ki öğretmenin alternatifler sunuyormuş duruma gibi geliyor. Yani bu bu... Herhalde olacak diye düşünüyorum.
Yapay zeka ile beraber bu sadece mimaride değil birçok alanda aslında beklenen bir teyit. Yani hiyerarşinin de bozulması, hoca, öğrenci, müdür, çalışan, genç mezun bunların hepsi arasında bildiğimiz eski hiyerarşik yapı da bozulacak. Yani nasıl diyeyim yani öğrenci arasında işte tek maket yapmak yerine yüzlerce seçenek üretip Böylece en iyi tasarımı değil, farklı olasılıkların mantığını öğrenecekler ki bence bu çok önemli. Yapay zeka öğrenciye hızlı geri bildirimle eğitecek. Burasını ben önemsiyorum. İşte statik hesapları, enerji verimliliğini ya da kullanıcı deneyimini anında gösterecek. Yani kullanıcının burada nasıl bir tepki gösterebileceğini anında gösterecek. Tabii alternatifler gösterecek sonuçta yine. Öğrencimiz, insanımız bunun kararını verecek. Yani ben daha böyle deney ve deneyselliği arttıracağını öğrenci için ve beraberinde de üretkenliğini arttıracağını düşünüyorum. Şimdi böyle seyirciler için hazırladığım bir pro ekevi soru var. Peki sizce yarın mimarlarına biz sınırları mı öğretmeliyiz yoksa sınırların nasıl yıkılacağını mı? Öğretmeliyiz. Ben yıkım tarafındayım.
Ben istismar hakkımı kullanıyorum. Mimar arkadaşlarımız kardeşlerimiz, hocalarımız konuşsun. Abi hatırlıyorsan...
Bu benim genel felsefem. Mimarlık derken bunun tüm hayatı bakışımdaydı. Yani önce iyi öğreneceksin sonra yıkacaksın. Öğreneceksin, öğrenmeye itirazımı ondan sonra yıkıyor ve yenisini yapmaya.
Şimdi bu konuştuğumuzda şu iki dakika park ediyorum hemen bir şey soracağım. Hatırlıyorsan bu hafta hiç seninle şey konuştuk. Yapay zekanın öğrenme modülü diye yeni bir modül başladı.
Evet.
Şimdi hani demin dedin ya öğrenci artık belki öğretmeninin alternatif sulara duruma gelecek. Acaba şu geliyor aklıma. Ya bir süre sonra şöyle diyen öğrenciler duracak mı? Ya benim öğretmen ihtiyacım yok ki. Ben her şeyi zaten yapay zeka ile kullanıyorum.
Yok onu tahmin etmiyorum Haluk. Niye etmiyorum? Ben yani hep belki aynı yerdeyiz. Şu anda insanlık da aynı yerde. Gibi görüyorum. Yani bir insan sıcaklığı veya insan vizyonu, insan analitik düşüncesi yok yapay zekada. Ve bunun yani kısa zamanda da olabileceğini tahmin etmiyorum. Şimdi mesela ben İngilizcem geliştirmek için o dediğin study modundan yararlanıyorum. Ama benim bir İngilizce tabanım var. Şimdi Fransızca'ya ben bununla başlayabilir miyim? Çok emin değilim. Onu test etmem lazım. Tabii dil öğrenmek başka bir konu.
Zaten hani ben şimdi daha de beşeri bilimlere baktığımız zaman işte geçen gün geçen gün ııı ufak kızımla beraber bir test yapayım dedim. Pardon büyük kızımdan. Işte dokuzuncu sınıf şey testleri. Üstlü sayılar testleriyle bana sınav çıkar dedim. Baktım lan sorular kolay geliyor dedim. Daha da zorlaştır, daha da zorlaştır, daha da zorlaştır. Belli ki bir filtre var orada. Çok bayıltmayacak, boğmayacak şekilde. Çok zor sorular çıkarmıyor. Yine de 9. sınıf öğrencilerinin ve bunu şöyle şey yapıyor test şeklinde yapıyor. Birinci soruyu geçsin sen ikinci soruyu geçeceksin diyor. Ve birinin sorunun cevabını verdikten sonra doğru çözdüğün halde bile sana çözümü tekrar gösteriyor. Yani şey gibi evine özel öğretmen getirmişsin gibi çok acayip yerlere gidiyor.
Ben şeye dikkat ettim mi? Halbuki sen anlatınca ben bunu test etmemiştim. Algoritma ne kadar şefkatli. Zaten farklı bir şey.
Zaten yağlıyor.
Yağlıyor. Dalgalıklığını yapıyor. Bir de böyle sana yumuşak davranıyor yani seni böyle Ya sen ne biçim aranıyorsun hiç bir şey çalışmıyor otur sıfır falan yok yani Çok enteresan çözemediysen sana çözümü de gösteriyor falan gibi Sıfırca oca değil sıfırca oca değil yani Algoritmanın değerleri Aldığı değerler değer sistemi bu aslında bak Çok enteresan bak şimdi ben bunu test etmemiştim ki edeceğim Dediğin gibi mesela İngilizce üzerinde edeceğim Benim de en kolay bildiğim o O zaman sorularıma geri dönüyorum. Tamam.
Tamam çok sağol. Şimdi şöyle yine bir anekdot geliyor aklıma. Eskiden mimari çizimler haftalarca beklenirdi. O çıksın da yapılsın falan diye. Şimdi yapay zeka sayesinde belki zıt zıt zıt anında eskiden o doktratikler vardı ya tabii şimdi. Platırlar da yazıyor böyle yavaş yavaş. Ama yapay zeka şimdi bunları çok çabuk sürede ve seviyede bitiriyor. Yani hangisini seçsem bilemiyorum durumu geliyor gibi sanki. Ne yapacağız?
Nasıl bir işin içine çıkacağız? Müşteri beklentileri değişecek. Şimdi buradaki en kritik noktalardan biri bu. Eskiden dediğin gibi tek bilemedim birkaç çizim tasarımı üretiyordu. Mimar neden? Çünkü her tasarım için zaman var. Zaman demek maliyet var. Yani onun altından kalkamaz. Hani mimar kalkamaz, onu çalıştıracak, onu işveren de kalkamaz. Ama şu anda... Böyle bir şey ortaya çıkıyor. Burada işte şöyle bir hem atis hem riski var bunun. Müşteri işin içine daha çok girecek. Müşteri işi daha çok anlayacak. Ya ben bunu istememiştim ortaya çıktığı zaman. Bu değildi benim kafamdaki. Olmayacak. Yani müşterinin belki beyninin içinde yiyecek yapay zeka. Burada çok pardon bir şey çok mühim işte. Mimarın... O müşteriye ikna edebilme yeteneği, insani ilişkileri, beşeri ilişkileri yani o talepler üzerinden çünkü müşterinin burada uçuk kaçık talepler getirmesi de riski var. Anlatabiliyor muyum? Yani mimarın orada gerçekten iyi bir mimar olup çok güzel söylüyorsunuz ama bu böyle olmaz. İnşaat mesele buna kızar, taşımazmışsın. Sallıyorum yani burada işte biraz insan ilişkilerinin iletişim becerisi mimarda öne çıkacak diye düşünüyorum. Yani mimar daha fazla hayal edecek. Müşteri de tercihlerini daha rahat masaya yayacak.
Burada şu geliyor aklıma. Yorucuca devam. Burada şu geliyor aklıma. Yapay zeka esasında mimara muazzam bir esneklik de kazandıracak gibi geliyor bana. Çünkü müşterinin beğenmediği şeyi nereye beğenmedin kardeşim diye sorduğu zaman işte şu fayansları hiç sevmedim. Şuradaki dekor bana uymadı. Benim mimari kültürümle veya yaşadığım bu zamana kadar yaşadığım çevreyle uymadı. Şunları değiştir. Öyle mi? Çık hemen belki değiştirebilir hale gelecek. Eskiden ne olacaktı? Ya ben gideyim tekrar çizeyim geleyim olacaktı.
Evet. Şimdi bir sürü o tip yazılı program çıktı muhakkak ama şimdi tabii bunun daha etkileşimi yani projenin diğer noktalarını nasıl etkileyeceği konusunda da daha hızlı bir şey alacağız. Ama tekrar diyorum yani mimarların müşteri ilişkisinde kendini çok yetiştirmesi lazım. Çünkü çok absürt talepler gelecek. Hadi bir de bunu yap. Hadi bir de böyle olsun diye mimar çıldıracak yani yapacak yapmam ben bunun altında imza atamam diyecek. Demeyecek. Bunu da bunu zarafetle müşteriye anlatabilmesi lazım.
Şey yetkin mi acaba? Manyak mısınız siz? Sanki sen mi yapıyorsun? İşte yapay zekaya yaptırıyorsun bunları. Niye böyle bıtbıtmaya gidiyorsun?
Yani burada abi, baştan beri söylüyorum bu mimarlık konuşuyoruz ama bunu al makine mühendislerine koy, inşaat mühendislerine koy, doktorlara koy.
Her şeye uygulanabilir.
Her şeye böyle. Yapay zekadan sonra teknik becerinin küçümsenmesi gibi bir tehlikeye de başlıyor. Ve bir de zaten Amerika'da falan bu tip çok yayınlar var. Yani özellikle hani mühendislikte daha çok... Mühendisi olmayan ve diplomasını almayan ve bu becerilere sahip olmayan insanların yapay zekayı kullanarak bir takım yazılımları kullanarak mühendislere yakın sonuçlar üretmesi. Yani sonuçta yapay zeka diplomalı ile diplomasızı yakınlaştıran bir durumu da var. Bu çok hoş bir şey değil. Bu çok hoş bir şey değil. Bunun tehlikeli olduğu zaten söylenir. Sadece iki tane yazılımla... Bir tane yapay zeka promptla tamam bu da kolay değil ama arkasında bir dört yıllık eğitim var yani. Bu mesai yapıp dediğim gibi bu şu an zaten bizim burada programda konuştuğumuz her şeyi biz hep dinleyerek hep bir yerlerden duyarak yani sürekli dünyanın da gündeminde olan konular.
Tabii tabii tabii tabii tabii çok kesinlikle kıtlamamışlar. Şimdi son sorumu şöyle belki de bir benzetme iyisin anlatmanı. Isteyeceğim. Belki de yakında şöyle haberler duymaya başlayacağız. Ne bileyim. Bu belki bizim normalimiz haline gelecek. Diyecek ki işte yeni yapılan kültür merkezinde yapay zeka çevresel verileri analiz etti ve buna yer olarak buna uygun olarak mimari malzemeleri seçti. Mimari tasarlamayı etrafındaki kültürel ve diğer yapılar örnek alarak birlikte değerlendirdi. Bu şekilde enerji tasarruf sağlandı, kent doksun oldu vs. vs. Ne diyorsun abi bu herhalde bizim normalimize dönecek yakın yani.
Abi bu nereye varıyor? Ne konuştuğumuz konu hibrita varıyor. Yani insan sevgilisi ve kültürel bağlam kültürel bağlam ki işte burada yılları güçlü olduğu kaslar bunlar yapay zekanın hesaplama gücüyle birleşecek. Ve bu bunun getireceği yani şu anda öngörülen daha sürdürülebilir malzemeler, daha sürdürülebilir yapılar, iklim verisine duyarlı binalar, kullanıcı deneyimine dayalı tasarımlar, yani geleceğin şekilleri, şehirleri, mimarin hayalini ve yapay zekanın hızını birleştiren ortak bir imzayla şekillenecek diyorum. Yani kapanış olarak da belki de asıl mesele... Biz bu yeni imzanın kime ayda olduğunu tartışmak yerine mimar mı yaptı, yapay zeka mı yaptı, bıdı bıdısı yerine nasıl bir dünya kurduğunu sormamız lazım. Nasıl bir dünya kuruyoruz veya nasıl bir dünya kurmalıyız? Bence soru bu. Yani mimar yaptı, yapay zeka yaptı, o daha üstte. Mimar yapay zeka falan değil. Hepimizin, tekrar burada yani bugün yani bu programda mimarı konuştuk ama o mimarın yerine dediğim gibi avukatlık, hangi disiplin koyarsan koy. İnsan yani insanla makine zaten bütün yürek insanı bunlar üzerine gidiyor ya. Böyle düşünüyorum.
Abi çok teşekkürler. Bugün de sayende yine önemli bir konuya parmak bastın. Ben açıkçası bu kendi çapında olan biteni takip etmeye çalışıyorum. Dinleyicilerimiz de muhakkak bu bizi izleyenler de ilgi duydukları çoğunluğa takip ediyorlardır. Baş döndürücü bir hızla gidiyor her şey. Nasıl ucundan yakaracağız, nasıl edeceğiz? Ben gerçekten bazen dinlerken veya seyrederken onu da kaçırdım, bunu da kaçırdım diye endişelenmeye başladım. Ya bir manyak bir moda görünmeye başladım bu yapay zeka konusunda. Dolayısıyla bu konu gerçekten önemli. Çünkü hayatımızın her alanında, mimarlıkta var, tıpta var, ne bileyim mühendislikte var, sanayide, her yerde var. Dolayısıyla... Anne sen ne sensiz gibi. Türk filmlerinden gibi.
Aynen biz seninle gelirken yolda işte buraya gelirken bir 45 dakikalık yolumuz oluyor. İlk zamanlar bu kadar çok şey konuşmazdık. Yani yenilik anlamında konuşmuyoruz. Şimdi böyle buraya nasıl geldiğimizi anlamıyoruz. O da çıkmış, bu da çıkmış, şu podcast dedim dedim ve bu böyle oluyor. Ama beraberinde bir şey daha var abi. Bir sürü yenilik oluyor, bir sürü gelişme oluyor. Ama bir şey daha var, belirsizlik de aynı oranda büyüyor. Yani şu anda kimse artık bir şey konuşamıyor. Yani öyle bir, bir tarafta çok büyük gelişme var. Yani şimdi gelirken yolda konuştuğumuz bir şeyi hemen paylaşayım. Mesela şu anda en çok üzerinde konuşulan konulardan biri bunun yapay zekanın iş dünyasına nasıl yansıtıp nasıl karlılığa dönüştürülmesi. Şu anda bunun üzerinde çok böyle... Yani McKinsey'nin işte son araştırmasında Amerika'da yüzde doksan firmanın yapay zekayı kullandığını söylüyorlar. Yüzde kırkta da diyor ki evet diyor ben bundan canlılık üretiyorum diyor. Peki bu canlılık ne dediğinde yüzde beş en fazla. Şimdi burası çok enteresanmış. Yani müthiş bir dünyayı konuşuyoruz ama şu an itibariyle ha bu böyle kalacak demek istemiyorum ama şu an aslında o kadar vakir bir alan var ki üzerinde konuşulması düşünmesi. İşte buradaki buluş yapan, buradaki girişimciler, yenilikçiler yani iş dünyasında burada nasıl bir artı değer üretirim diyenlerin kazanacağı bir dönemdeyiz.
Evet. Şimdi şeyi geliyor aklıma tabii. Klasik patron olarak düşündüğün zaman anlatıyorsun, antropoloji yakıp bayzeka şöyle harika, coştuğu uçuyoruz gidiyoruz. Adamı kaç parada konuştunuz deyince, işte onunla hesaplıyoruz daha ne kadar olacağımız. E ne yapıyorsun sen? Ne yapıyorsun bu kadar yatırımları hiç yapıyorsun mu?
Yani bizim klasik patron imajımız. Artık yeni patronlar inşa edilecek.
Türk filmlerinin kötü patronu. Neyse çok uzattık.
Evet evet.
Abi çok teşekkürler. Dinleyicilerimize de çok teşekkür ediyoruz. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. İyi günler diliyoruz. Teşekkürler.
More from Cem

İnşaat Şirketleri Yapay Zeka Kullanmadan Önce Neden Verilerini Düzene Koymalıdır?






