YAPAY ZEKA + INSUPPLIERS... Ve karşınızda Cem + Haluk + GÜLİZ FİŞ!

Bu YouTube videosunda sunucu Cem Kafadar, Haluk Çumpu ve konuk Güliz Fiş, Insuppliers platformunun işleyişi, sürdürülebilirlik sertifikaları, yapay zekâ entegrasyonu ve inşaat sektöründeki teknolojik dönüşüm üzerine derin bir sohbet gerçekleştiriyor. Güliz, platformun "elma" metaforunu kullanarak sektörel paydaşları sınıflandırma, yeşil sertifikalarla güvenilirliği işaretleme ve veri odaklı karar mekanizmalarını açıklıyor. Haluk, karbon ayak izi, karbon finansmanı ve sürdürülebilirlik gerekliliklerinin inşaatta artan önemi üzerine konuşurken, yapay zekâ konusundaki etik ve veri tarafsızlığı risklerine değiniyor. Cem, Geoffrey Hinton’ın "yapay zekâ bir sevimli kaplan yavrusu" benzetmesiyle AI’nın mevcut durumunu ve gelecekteki potansiyel tehlikelerini tartışıyor. Sohbet, günlük yaşamda teslimat uygulamaları, exoskeleton teknolojileri ve kültürel farklılıklar gibi örneklerle teknolojinin pratik etkilerini de kapsıyor. Platformun Türkiye içinde (İstanbul, İzmir, Ankara) ve dışarıda (Suudi Arabistan, Afrika) pazar genişletme stratejileri, işbirlikleri ve hedef pazarlar detaylandırılıyor. Katılımcılar, AI’nın karar destek sistemlerine entegrasyonu, veri kalitesi, algoritmik tarafsızlık ve insan‑makine etkileşiminin dengesi üzerine görüşlerini paylaşarak, AI’nın sürdürülebilir tedarik zinciri yönetiminde nasıl bir araç olabileceğini sorguluyor. Bölüm, felsefi bir kapanışla, denge, büyüme ve teknolojik balon riskleri üzerine düşüncelerle sona eriyor.
Chapters
Merhabalar, merhabalar bugün bugün konuğumuz bu küçük hanımefendi ilk önce o küçük hanımefendi sonra yanındaki ona vakat güzel güzel vakat. Büyük hanımefendi, sevgili Gülüs Fiş, sevgili dostum, arkadaşım Gülüs Fiş. Şimdi ben niye buraya ismi koydum? Şu vardı kafamda, bu kız o zamanlar bugünleri düşünüyor muydu? Ne kadarını düşünüyordu? Hiçbirimiz düşünmeyiz ya. Ama en azından kafasında bir mimarlık, tasarlama var mıydı? Merak ettim ve o merakımı da böylece sizlerle beraber... Paylaşımda ben merak ettim derken bunu Haluk'la beraber ediyoruz. Tabii ki böyle bir şey gibi başladım ama Güliz'cim ne diyorsun? Bu kızın kafasında mimarlık var mıydı? Neler vardı? Neydi bu kızın kafası? Sonra ne oldu?
Yani aslında bu kızın kafasında mimarlık yoktu ama inşaatçılık vardı. Çünkü tam bu yaşlarda bulunduğu yer burası bizim evimizin teresiydi. Tek katlı bir evdi burası. Daha sonra işte bu bir iki... İnşaatla bir kat daha yukarı çıktığımız, yani yine müstakil bir ev olarak devam etti ama hep böyle inşaatın içindeydik. O müstakil evlerinde hep bir derdi bitmez ya, mutlaka bir ustası gelir. İşte benim ilk arkadaşlarım burası yapılırken bizim ustanın oğlu, İlya sahibiydi. Dolayısıyla ben hep inşaatın içindeydim. O seramiklerin işte döşenirken hep oradaydım, onlarla birlikteydim. O evi nereye gideceğiz? Eviniz yapılırken yine evinizin içindesiniz yani.
Şahatin içine doğdum diyorsun yani.
Evet yani bir şahit öyle yerleşiyor. Bir şekilde o kokular işte o harcın kokusu, ahşabın kokusu size öyle bir şekilde ne olacaksa ne olacaksa ben inşaatçı olacağım. Başka bir şey doğunca herhalde yani çok da ona doğdum diyemem belki ama onun içinde büyüyünce diyeyim ki ben inşaatçı olacağım ve hep o zamanlar vardı diye mühendis olacaksın. Böyle derler. Evet. Yok, cebimden mühendis.
Orası daha böyle yakışıklı bir kelime.
Evet, yani mimar ol. Düşünün nedir? Öğretmen, doktor, mühendis bunlar daha bilinen şey. Meslek. Genellemeleridir ya. E o zaman ne olacak? İnşaatın peşine bir inşaat mühendisliği gelir. Zaten sayısalçıydım. Daha sonra da inşaatçı olacağım, ben inşaat mühendisi olacağım deyince amcam mimarlarla çalışıyordu. Dedi ki niye mühendis olacaksın? Mimar ol dedi. Dedim onu da yazayım. Hani bizde de o dönemler öyle bir tercih yapılır ya o da olur, o da olur. Derken mimarsından mimarlık oldu diyeyim. Yani benim şeyim itil inşaat mühendisliğiydi benim istediğim.
Ah benim okulum ah benim okulum.
Ama sonra orada yüksek lisans yapmış oldun.
Evet sonra geldim bize, geldim bize diyordu. Ben kayıp gülüsünü itili gibi görüyorum dedi. Tabii ki belki de itili görmeyi kendi yakınlığında. Konuşma değil mimarsın doğru doğru doğru niye ben seni öyle hatırlıyorum falan diye halükçüm şimdi ben bir yere takıldım dikkatim de dağılıyor bu sevgili gülüzün bu güzel fotoğrafını nasıl kaldıracağım ben buradan ekran paylaşımında ben kaldırıyorum ha sen zaten şey yaptın tamam kaldırıyorum küçük gülüze güle güle diyoruz tamam tamam şimdi normale döndük evet normale döndük şimdi küçük gülüz bence yine Bence de. Hepimiz o küçük halimizde kalıyoruz aslında diye düşünüyorum. Haluk Çumpu o zaman senden başlayalım.
Ben o zaman başlayabilirim.
Çok zor soruları.
Çok zor soruları. Böyle şey gibi Ocak ayının ilk haftası finaller soruları gibi sorun yok. Başlıyorum. Şimdi tabii Güliz'in eskiden beri gelen bu inşaat merakı ve... Anladığım kadarıyla işte seramik malzemelerin de içinde geçmiş bir kısımda merak alanı. Tabii mimarlıktan böyle bugün yaptığı işe bakarsak, bugünkü aktivite bakarsak böyle mimarlıktan satın alma fonksiyonuna geçiş, intihar sektörü içinde harmanlanma, bakış açıları. Yani ne oldu da sen bu in suppliers yoluna girdin ya da in suppliers düşüncesi böyle mi başladı, nasıl karar verdin? Neden böyle bir inset falan diye sormak geliyor ilk aklıma.
Evet. Aslında evet satın almayı da ben bilinçli girmedim o uzmanlığa. Çünkü hatta ne olduğunu da bilmiyordum. Yani üniversitede de üniversite arkadaşları sohbet ederken de satın alma ne diyebiliyor musunuz? Çünkü ben de kendimi tartıyorum. Ben mi bilmiyordum acaba herkes zaten bilinçliydi dediği. Neyse onlar da bilmiyormuş rahatlıyorum. Satın alma evet yani bir... Satın alma eylemi şöyle oldu diyeyim ben akademiye de ilgili proje yapım yönetiminde ben hep ilgim zaten merakım vardı çünkü mimarlıkta tasarım işin başka bir boyutu çok çok keyifli bu arada yani çok güzel bir meslek ben hep diyorum mimar olmak isterdim diyorum ama mimar olmaktan çok biraz günün şartları ya da işte bir para kazanmanız gerekiyor hayat öyle götürüyor Tabii ki üniversite bitiyor. Bir de benim üniversitem uzun bitti. Gerçi bitmeden önce çalışmaya başlamıştım ama artık iş hayatına girmek gerekiyordu. Ve o zaman akademide bir kadro açılmıştı. Biz iki arkadaş, benim ilk üniversitede çalışırkenki arkadaşımla beraber biz başvurmuştuk oraya. Sonra ben baktım, böldüm, çarptım, çıkardım. Dedim ben geçinemiyorum. Yani böyle bir gerçek. Ben dedim çekiliyorum. Arkadaşım devam etti. Sonra arkadaşım bir özel şirkette çalışıyordu. Satın alma yapıyordu. O kabul olunca dedi ki, Gündüz ben kabul oldum, Barış sen benim yerime geç, bizim yöneticimizle konuşalım dedi. Ve orada satın alma yapıyordu Özge arkadaşım. Sonra biz konuştuk ve öyle o yanım belki Cem abi hatırlar.
Diya, Diya.
Evet, aynen. Ben oraya geçtim ve satın alma öyle başladı. Yani arkadaşımın aslında boşalttığı pozisyona ben girmiş oldum. Çünkü para kazanmamız gerektiği bir noktada. Yine bir sene yaptığım için satın alma bir sonraki işlere yine satın alma oldu. Orada bir 5 sene çalıştım. 5 senede artık yeter artık bu satın alma dedim. Ben şey yapacağım başka bir işe geçeceğim dedim. Öyle demeniz olmuyor tabii ki piyasanın bir gerçekliği var. Siz satın alma yapmışsınız. Yine nereden de olursanız başka pozisyon için görüşüyor olsanız da satın almayı sizi yönlendiriyorlar. Ürün şirkette de yine satın alma yaptım. Satın alma ticaretin içindesiniz ama... Yani siz kendi adınıza ticaret yapmıyorsunuz. Tabii ki başkasının parasını harcıyorsunuz ve onun ruhuyla aslında karar vermek durumundasınız. Ve hatta tek başına etkili değilsiniz tabii. Kendinize yaptığınız bir alışveriş gibi bir şey değil satın alma, bir kurumsal satın almaya bahsettiğinizde de. Orada kendi şirketlerin bir prosedürü ya da satın alma uzmanlığının kendi bir kavramı ve genel disiplini var. Bununla beraber harmanlayıp çalışmanız gerekiyor. Bir zaman sonra kendi hep öyle değil ya belli bir yaştan sonra diyeyim hani çok da böyle yaş diye değil de ya da belli bir dönem geçirdikten sonra artık yeni bir şeylere ya da aynı şeyi tekrar etmenin rahatsızlığı olur sizde. Evet hem zaten başkasının parasını harcamak başka bir kontrolü gerektirdiği gibi başka bir mantıklı iş yapıyor olmak da çalıştığınız şirketin aslında kurallarına göre hareket etmeniz. Yani o biraz daha sıkıştığınızı hissedersiniz ya. Ben şey diyordum yani ekibiz buradan vazgeçsen yani başka bir şirkete geçecek olsan başka şeyler yani başka kural ve aslında hepsi birbirinin aynısı yine tekrar eden bir döngünün içinde olacaksın. O zaman da pandemiydi tam böyle pandemi zamanıydı. Herkes evdeydi hep derlerdi ki şimdilik de sokağa çık pazara çık insanlarla konuş diye. Ya ben kapı kapı dolaşacaktım normal koşullarda. Bir işveren değilseniz satın almayı bıraktığınız zaman da bir işveren değilseniz de size her kapı açılmayacak. Bu kapıyı açmanın en kolay yolu zaten o zaman kapılar da kapalıydı. Kimse kimseyi de misafir davet etmedi. O zaman diyorum pencereler açıldı. Windows'lar, biz böyle işte zoom'lar.
Evet evet evet.
O benim için bir fırsattı ve ben şey dedim yani artık bunu konuşabileceğim, daha çok buna vakit... Herhalde o gün biraz kendinize de hissetmeniz gereken bir dönemde oluyor. O gücü bulduğunuz ya da motivasyonu bulduğunuz. Yani Gül'ü söyleniyorsun, söyleniyorsun. O zaman yapacaksan kendin bir şey yap bakalım. Yapabiliyor musun? Gibi bir şey oldu. Dolayısıyla bu satın almadaki iş modelinin beni rahatsız eden kısmı birçok egzerler. Sizi ERP sistemlerinde mecburen şirketin kullandığı yazılımlar üzerinden çözüm ve iş modelinizi oluşturma ihtiyacınız. Bu modeli şikayet ettiğinizde kullanmak zorundasınız. Yazımlar önünüze konulduğunda yani yine bir bilgi ve araçlar arasında boğduğunuz bir hale geliyor. Yani kendi kendinizi aslında boğmuş oluyorsunuz diye hissedip kendimi buradan nasıl yüzerek kurtarıyorum?
Biz de özgür ruh, liberal ruh var sende.
Yani biraz ben bu hayatı daha çok seviyorum belki derken öyle bir şeyle başladı.
Sözünü böldüm ama galiba girişimcilerde bir özgür ruh, bir böyle daha serbest kalma şeyi de var, duygusu da var. Yani biraz tabii hikayeni anlatırken kendimle de bağlantılar kurarak dinlediğim için. Yani ben de aynı şekilde o bir profesyonel yaşama, ya ben buradan bir artık ayrılmak istiyorum noktasında. İşte 40 yaşına falandım o zaman. Yani böyle bir şey var, bir şey seni çekiyor. Yani biraz da böyle sanki istemsiz bir şey var içeride ve seni alıyor. Yazarlıkta da o vardır ya seni yazdıran bir şey vardır. Burada da bu var böyle bir şey seninle iradenin üstüne çıkıyor gibi. Sanki bu anlattığından ben öyle de hissettim.
Hiç öyle değil. Yok yok lütfen yok hiç öyle değil. Tam olarak da öyle. Bir de kıtlı yaşlar ikinci ergenlikmiş ya.
Evet evet evet.
Dolayısıyla... Ben bazen şeyi bile sormuşum, niye daha önce yapmamışım? Ama çok oraya kurcalamıyorum çünkü o zaman bu zamammış. Belki yapılacağı vakit varmış ama kendimde herhalde belki o motivasyonu... Benim orada şunu da söylüyorum, bir gelişimcinin sermayesi öz motivasyon. Bence parayla olacak değil, eğer hakikaten gelişimci kendini motive ettiği zaman süreç ilerliyor. Çünkü siz yıldığınız zaman ya da biraz düştüğünüz zaman işler yavaşlıyor ya da yavaş yavaş artık... Evet, evet, evet. Yani içeride para olsa bence de yani çek ihtiyaç olan en büyük ihtiyaç tek demeyeyim yanlış tabii ki bu motivasyon oluyor. İşte o motivasyonu gücü kendinizde bulduğunuz zamana dönüyor. Belli bir dediğim gibi yani yaştan sonra bir kariyer hedefi de belirliyorsunuz. Bu kariyer hedefi benim için satın almam müdürlüğü yöneticiliği ya da her neyse yöneticiliği miydi diye düşündüğümde dedim ki ya yani tamam. Tabii ki kurumsalın getirdiği o söylediğiniz şey bu konforu tercih edenler de var. Bu gerçekten güzel bir konfor.
Tabii ki.
Her ayın sonunda alacağınız para belli ya da ne bileyim kendinize ait yarın yapacağınız iş belli. Bu ama bir zaman sonra yakında bir uzmanla konuşuyorduk. Hatta çağın hastalığı Alzheimer diye konuşuyoruz. Sürekli o beynin aynı mantıkla çalışıyor olması. Güzel bir şey, konfor ama bir yandan da biraz beyin ve beden tembelliğine dönüştüğünü düşünüyorum. Biraz daha yeni bu değişen ve dönüşen dünyaya ayak uydurmanın yolu da bu konfordan çıkmak. Çünkü hep konuştuğumuz konu şu an hani siz de çok konuşuyorsunuz yapay zeka işimizi elimizden alacak korkusu yerine yapay zeka ile dost olup işimizi nasıl kolaylaştırırsın formülü.
Evet.
Yani ben... Kullanıyorum ama eğer zamanım yoksa benim adıma bir an önce bir işi çözsün diye kullanıyorum. Evet. Biraz zamanı kullanıyorum.
Ama benim bir... İşte o anda bu gelişti.
Evet. Kendelleştirecekse kullanmıyorum.
Kesinlikle. Kesinlikle. Ben yapay... Yine böldüm ama yapay zekayı mesela şey... Bana bunu yaz falan diye komutlar verdiğimde... Bir zaman hissettim ki şey oluyorum. Böyle beynimin zayıfladığını... Hissediyorum kendim düşüneceğim yerine ona sorayım o yapar falan. O zaman ona şunu dedim ben beynimi zayıflamasını istemiyorum. Peki ne yapmalıyım? O bana o zaman şöyle söyledi dedi ki önce sen yaz sonra bana yazdır. Çok güzel yani önce sen bir zorla kendini ondan sonra işte aynı senin dediğinde sonra danışmanlık almak ondan sonra o destek almak ama asıl çıkışı zaten Aksi Taktir'de yapay zekâ çıkan şey de çok. Ham bir şey oluyor yani kuru oluyor. O da ayrı bir konu oraya girmeyelim. Çok konumuz var.
Evet.
Haluk ben diğer sorum için sana sözü bırakayım.
Tabii abi devam edeceğim. Ben şimdi Güliz'in söyledikleri satın almada başladı. Tabii satın alma konusu çok önemli bir fonksiyon şirket hayatında. Çünkü bir şeylerde veya projede işte işte para kazanmanın yolu aslında satın alırken başlıyor. Satın alırken uygun şartlarda alabiliyorsan, karlı alabiliyorsan veya beklediğini veya beklentinin üzerinde daha verimli bir şekilde satın alma süreçlerini geçirebiliyorsan o zaman gerçekten başarılı bir süreç yöntemini diye düşünüyorum. Çünkü satın alma bir de şunun için önemli, malum biliyorsunuz bu artık enflasyon, finansal, okul yazarlık hayatımızın her anında var. Dünyada kullanılan purchasing manager index diye bir şey var. Parametri var PMI diye. Mesela bu bile dünyadaki ticareti ne şekilde yönlendirilir, ne şekilde evrileceğini, nereye gideceğini belirten indikasyonlardan bir tanesi. Bu yüzden satın alma önemli bir fonksiyon diye düşünüyorum. Çünkü çok fazla şey iç içe giriyor. Hem malzemeyi tanıyacaksın, alacağın malzemeyi ya da servisi tanıyacaksın her neyse. Ne kadar alırım düşüneceksin. İçine sözleşme yönetimi giriyor, pazarlık yapacaksın. Birazcık hukuk giriyor çünkü hukuktan belki yazdığın sözleşmelerin şartlarını koyacaksın. Dolayısıyla çok önemli bir fonksiyon olduğunu düşünüyorum. Tabii Güliz bu işe çok isteyerek girmemiş belki ama ben eminim süreçte çok öğretici olmuştur satın almada çalışıyor olmak veya çok böyle vizyon açmıştır diye düşünüyorum.
Şimdi evet hakikaten dediğinize geliyor. Çünkü bazen ne aldığımı bilmediğim şeyler olmuştu. Yani onu ne olduğunu öğrenmeye de vaktim yok. Akşamına çözmeniz lazım. Hatta şeyi hatırlıyorum, bir tane cihaz alıyorum. Aldım apartopar akşam uçağa verilecek dediler. Dediler ki gün izlediler ya bunun içinde sıvı varmış. Dedim ne aldığımı biliyor muyum? Bazen öyle şeyler oluyordu. Hakikaten çok farklı uzmanlıkları, yeni ürünler, cihazlar, hizmetler her neyse bunu öğrenmek ve artık o çok yönlü. Sadece mimari alımlar değildi tabii ki. Çünkü bazıları sizi evet o amaçla alıyorlar ama işin gerektirdiği o olmuyor. Çok şeyi almak durumunda kalıyorsunuz. Hatta bazen şirketin de bilmediği bir uzmanlık ise danışmanla çalışılıyor. O zaman danışmanlar...
Kesin, kesin.
Evet öğreniyorsunuz. O çok yönlülüğü ben mümkün olduğu kadar bende daralmasın istedim. O çok yönlülük daha geniş olsun. Çünkü madem bunu, oturduğum sandalye, koltuk her neyse bunun etrafındaki kadar yapabiliyorsam bunun daha büyüğüne de hakim olabilirim. Neden olmayayım? Ya da onlarla bir arada olayım. Bunun şöyle bir süreci de var. Tabii ki kurumsal firmalar, yani bu benim çalıştığım firmalar değil, hepimizin yaşadığı sorun. Kurumsalların kendi içinde de çözmeye çalıştığı hantallar, tabii karar vermeleri çok yavaş oluyor. Zaman çok hızlı geçiyor. Teknoloji, fikrim, dönüşüm. Ona ayak uyduramadığınız yerde siz geri kalıyorsunuz. Bu geriyi kapatmanız kaldığınızı bir zaman sonra çok hızlı bir şekilde kapatmanızı bekleyecekler. Ya da bunu onlar fark edemeyecekse kendileri kapanacaklar. O vakitte de işte dediğim gibi ya kurumla beraber hareket etmeniz gerekiyor ya da kendiniz hareket etmeniz gerekiyor. Orada bir karar vermek gerekiyordu. Ben bunu tercih ettim ama şunu da söylüyorum sektörün içinde olmama rağmen sektörün bilinmeyen yönlerini çok güzel bana öğrettiler, gösterdiler, anlattılar. Evet. Çok güzel tokatlar değedim yani öyle değilmiş birersem biz bunu düşünürken arkada bunlar dönüyormuş dediğim büyük bir şoklar yaşadığımda olmuştu o vakit aslında iş modeli de değişmeye başladı o insanların ürünün kendi değiştiği gibi bunun sonuç şekli de değişti işte hibrit'e döndüğümüz hikaye aslında biraz buradan çıktı dolayısıyla o gelişimimizde söylenen işte Yani şunu da çok rahat söyleyeyim madem burada çok açık. Ben girişimcilikte bize anlatılanlarla inşaat sektörü üzerinde konuşmak istiyorum. Diğer sektörleri bilmiyorum ama bence hep söylüyorum insaplarsız inşaat sektöründe bir yere gelirse diğer sektörlerde çok rahat gelir diyeyim. Çok net söyleyebiliyorum bunu. Orada sektörün dinamikleri çok farklı. Girişimcilikte anlatılanlarla... Bu sektörün gerçekliğini birleştirebiliyorsanız bence inşaat sektöründeki gelişimciliği biraz biraz çözmüşsünüzdür diye düşünüyorum.
Çünkü o zaman ben buradan buradan şeye devam edeyim. Birazcık insaplayıza gelelim detayları anlamak için. Hem de bu yazmış olduğun kontek kitabı var. Bu ikisi için bir şeyler sormak istiyorum. Şimdi tabii iş hayatından sonra bu inisiyatif alıp bunu hayatı geçirdiğin için. Eminim hani yenilmiş kazıklar, yenmiş dayaklar, tecrübeler hepsi in-suppliers'ın oluşmasında muhakkak bir omurga oluşturmuştur diye düşünüyorum. Aynı şekilde kitabı el alırken de. Şimdi ben de İzmir'deki toplantına katıldım, çok da güzeldi. In-suppliers'ın bu alıcı-satıcı eşleşmesinde veya geneli itibariyle in-suppliers'dan Aslında ne yapmayı hedefliyorsun? Nasıl bir kolaylık getirecek bir insanlar? Ya Gürüz'in yaptığı şey çok iyi. Hadi onu takip edelim diyecek belki de. Belki de böyle sormam lazım. Yani bize bu konuda birazcık ipucu verirsen, biz ne olduğunu biliyoruz da dinleyecek olanlar belki daha iyi aydınlanabilirler diye düşünüyorum.
Evet. Yani şu, satın almada aslında hep söylenen bu elma metaforu oradan gidiyor. Elmayla elmayı mı, elmayla armudu mu kıyaslıyorsun? Evet. Elmamız oradan geliyor. Ben hep şunu söylüyordum. Her bir elma diğer bir elmayla kıyaslanacak gibi eş değer değil. Hepsi birbirine özgü. Yani bütün sektördeki profesyoneller, bu profesyonellerin çalıştığı kurumlar da dahil, hepsinin ayrı bir uzmanlığı var. Uzmanlığı benzer olsa da farklı yapabilecekleri kabiliyetleri ya da manevraları olabiliyor. Bunları ayırmak, bunların içinden kendinizi aradığınızı ya da öncelikle bulduğunuzu aslında... Keşfediyor olmanız lazım. Bu büyük bir pazar araştırması. Satın alma için de masa başında yapılacak bir iş değil ama satın almacıyı masa başından kaldırmak da büyük bir meziyet. Yani kaldırmıyorsunuz çünkü evet biraz her şeyin doğrulanabilir ve şeffaf olabilmesi için birçok şeyler evraksal ve yazı, metin ve imzaların hepsi ıslak imza olduğunu varsaydınız senaryoda bütün bunlar hepsinin gerçekten hem şirketi hem kendinizi de koruyabilmek adına masa başında çok vakit kaybediyorsunuz. O vakit işte asıl o patronun satın alırken kazanmak istediği ya da parayla ben de alırım dediği gerçekliği oluşturmanız için ciddi bir pazara hakimiyet gerekiyor. Bunu yapamadığınız bir yerde evet bunu birilerinin işte bu yapay zekadan nasıl destek alıyorsak bunu en hızlandırabilecek teknoloji tabanlı bir çözümler arayışı sonucu aslında insaplaris oluyor. Benim doğru tedarikçiye ulaşamamamla alakalı. Alıcı ve satıcı diye başlamıştık. O yüzden ben ilk ayrıldığımda kurumsalda insaplaris tamamıyla alıcı ve satıcıyı birbirine bir projenize aradığınız ürün ve hizmetin karşılığı ya da benim bir ürün ve hizmetim varsa bunu alabilecek alıcının karşılığı olabilecek bir platformdu bir insaplaris. Ama daha sonra şunu görmeye başladım. Ben ve bunu bana gösterdiler hatta diyebilirim. Belki ben tek başıma göremedim. Çünkü içerideyken benim gördüğüm buydu. Yani ben bir işverende çalışırken benim gördüğüm problem buydu. Ama piyasaya bütün tek bir düzeyde çıktığınız zaman, tüm tarafların size eşit mesafede olduğu bir yerde olduğunuz zaman resim şuna döndü ki yeni bir dönem olduğu için. Sektör dönüşüyor, dönüşmesi gerekiyor. Çünkü dünya değişiyor. Dünyadaki diğer sektörler çok hızlı bir dönüşüm içinde. Ama inşaat sektörü biraz daha bunu tanışma süreci ağır geçiyor. Bu bu arada bence bir teknoloji geliştiren gelişimci için bir avantajdır onu da söyleyeyim. Çünkü teknolojiyi çok hızla yakalamanıza gerek yok. Kullanıcı zaten yavaş gidiyor. Ama birey olarak asla yavaş değil. Herkesin elinde bir mobil telefon, bütün yapay zekâ... Ama şirketin karar vermeye ve bunu kullanma yapısı yavaş olduğu için orada biraz bence inşaat gelişimcilerin böyle bir avantajı var diye düşünüyorum. Ama en azından teknolojiyi o kadar da koşturmanız gerekmiyor.
Zaten hatırlarsan İzmir'deki sunumda da demişlerdi. Eee teknolojiyi adapte edin, vücudunu adapte edinme kabiliyeti inşaat sektörü tarından dahi geride. Yani dibin dibinde artık. O kadar.
Evet.
Avcılık bir, inşaat iki.
Yani gerçekten gerçekten çok çok acayip. Ya yerlerde sürünüyor vaziyetteydi. İstatistiki bilgiye göre.
Evet ama onu da şey söyleyeceğim o başından sonraki benim tespitim tabii ki bu. Yani dolayısıyla aslında insanlar evet böyle başlarken dönüştüğü ve sektörle bir kavuştuğu an şunu gördük farklı uzmanlıklar var, yeni iş modelleri var, yenilikçi iş modelleri var ve tedarikçiler aslında işverenlere göre daha çevikler ve onların rekabeti daha kuvvetli dolayısıyla daha hızlı. Organizasyon yapıları daha tabii onlar da bir kurumsal firmalar. Onları da aynı ölçekli büyük bir organizasyon yapıları var ama kendi aralarındaki o işte iletişimi çabuk çözmüşler ya da görev dağılımı bu rekabetten dolayı daha hızlı çalışıyor.
Tabii tedarikçi bir an önce malını satmak için en güzel şekilde güzellemesini yapmak durumunda. Satın almacının yanına daha cazip hale getirmek için belki de onlarca yol deniyor. Bu dediğini belki de doğrulamak adına.
Dolayısıyla onların karar verme mekanizmaları çok hızlı. Dolayısıyla onların teknolojiye adaptasyonu da işverene göre daha hızlı. O vakit ben şunu gördüm, yeni ürünler çıkarmak istiyorlar. Yeni hizmetler çıkarıp hatta bunun için büyük bir sermaye ayırıyorlar ve arge yapıyorlar. Bunların fark edilebilir olması gerekiyor. Yani bunun alıcı tarafından tercih edilebilir. Bunun tercih edilme nedenisi de aslında ürettiği değerin nasıl bir kazanca dönüştürdüğünü anlatmak gerekiyor. Bunları tabii ki anlatıyorlar. Ama bunları biraz daha onları böyle bir ürünün ne olduğunun farkındalığından çok var olduğunun söylemek bile bazen bir ihtiyaç oluyor. İlk önce ne olduğunu bilecekler, yeni bir ürün olduğunu anacaklar. Sonra değerine oturup dinlemeye vakit ayırmaları gerekiyor. Aslında biraz buradan buradan şekillenmeye başladı. Dolayısıyla hesaplar şuna döndü. Doğru alıcı satıcı arası eşleşme değil. Sektörün profesyonelleri her birimiz birer elmaya dönüştük. Sadece firmalar değil hepimizin yapabilecekleri sahip oldukları bilgi, tecrübe, birikim ya da paylaşacakları her neyse bunların bir araya geldiği, eşleşildiği, ihtiyacı göre eşleşildiği ve bizim fark ettiğimiz ya da sektörde fark edilen o yenilik ve yenilikçi kavramlar, değerler neyse onların bizde insaplara önerildiği bir versiyona döndü. Bunu evet tercih edenler ki gençler daha çok dijitali tercih ediyorlar platform ve platformunda yapıyoruz. Belli aralıklarla farklı konseptleri, kavramlar, değer önerileriyle bu buluşmalar sektör profesyonelleri yine offline olarak bir araya getiriyoruz. Bunun da birçok aracını kullanmaya çalışıyoruz. Bunun biri kitap olduğu, bunun biri işte podcast olduğu, buluşmalar olduğu. Tabii şöyle diyeyim hani kitap tarafında tabii ki insaplarsın bir çıktısı değil de orada bir yine işbirliğimiz vardı. Adını heyecanla söylemek istiyorum. Bir sakınca var mı bizim kitabımıza destek?
Tabii şimdi onu konuşacağız.
Senin gibi söyleyebilirsin. Evet.
Hatta onu konuşacağız şimdi.
Tabii Türkiye'nin büyük destek ki biz... Çok sevmemişti Kilti Türkiye olduğu zaman. Çünkü Kilti de bu konuda öncük. Bir inşaat sektöründe teknoloji üreten ve sürekli çalışmalar da dahil geliştiren teknolojik ürünleri olan bir firmanın bu kitaba gerçekten yüceltiyor olması bizi de çok heyecanlandırmıştı. Dolayısıyla evet bu bir insaplarsız ürünü değil ama insaplarsızın arkasındaki aktörlerden birinin yaptığı bir şeydi. Dolayısıyla buna destek bulması da... Bu anlamda çok da mantıklı uyumluydu. Yani insaflar sonuçta evet, Halil'in de katıldığı gibi İzmir'de bir buluşmalardan bir tanesi. Yeme Berni Nisan'da İstanbul'dayız. Tabii ki Cem ve Halil ikilisini bekliyoruz.
Orada olacağız tabii ki.
İnşallah.
Ha orada olduğumdan önce şu an kontekst gelişmemiz var zaten yine orada.
Ha ona Şubat ayında evet.
Tabii tabii tabii. Anlattıklarından Güliz ben de şunu da uyanıyor. Şimdi ben satın almayı iki yıl yaptım. 90'larda yani 20'li yaşlarımda Zekâköy projesinde Garanti Koza'da o zaman 800 villa yapmıştık. Satın almadı. Ben satın alma yapınca kadar zaten yapısal olarak da masa başında çalışmayı seven bir tiptim. Pek böyle sahayı falan da sevmezdim. Senin bence bugünün manşeti satın almacı masa başından kaldırmak büyük maharet. Ben yine Beykent Üniversitesi'nde ders verirken şey derdim. Bu dersin manşeti ne olsun? Yani bir cümleyle bu dersi nasıl özetleyelim? Şu ana kadarki manşetlerden biri satın almacıyı masalaçından kaldırmak büyük mali. Şimdi gelelim şey, o zaman ben tabii bu masalaçından katmak durumunda kaldım. İşte ambara iniyordum, bir perşembe pazarına gidiyordum falan. O zamanlar tabii daha böyle teknolojik imkanlar da olmadığı için. Fakat şunu gördüm Güliz, insan şikayeti de zayıftı. Yani daha çok böyle hep masalaç masalaç tiplerinden biriydim. Iş programları bilmem satın alma programları yazıyorum falan hep kafa benim o tarafa çalışıyor. Network'ümün geliştiğini gördüm. Benim network'ümün geliştiği iki iş oldu. Biri satın alma biri insan kaynakları. Ve orada çok insan tanıyarak çok farklı bir bakış açısı kazanmaya başladım. Masanın öbür tarafı demeyelim o klasik tarafta masanın farklı taraflarını gördüm. Ve aslında yapay zekada hep söylediğimiz var ya bu nöronlar, Her tedarikçi de bir nöron gibi düşünmek lazım aslında. Onların aralarındaki ilişki, onların ana merkezle, firmayla olan ilişkisi, bunların hepsini düşündüğünde bu hem beyni geliştirici bir şey, hem de buraya yapay zekanın daha çok sızması gereken bir şey. Yapay zekanın çok ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Yani satın alma konusunda keza. Yani ne kadar çok parametre çoksa, ne kadar çok eleman çoksa, bağlantı kurulması gereken, connection kurulması gereken nokta çoksa orada zaten yapay zeka ihtiyacımız var. Veri de çoğalmış oluyor diye düşünüyorum. Şimdi bu girişim girişim girişim dedik. Girişimcileri bana göre yani hiç burada şey yapmak istemiyorum. Hani böyle tevazu da yapmanı istemiyorum. Türkiye'de hani en iyi tanıyan insanlardan biri sensin. Ben kitabı müthiş bir keyifle okudum ve 40 yanılmıyorum 40 değil mi Güliz'cim 40 girişimci vardı. 40 belki daha üstü bilmiyorum. O girişimcilerle tek tek konuştun ve hepsine farklı sorular sordun. Ben yani inanılmaz bir hayranlıkla okudum bunu. Yani bunun reklamla şununla bununla şeysi yok. Yani Türkiye'nin biz hep tabii negatif taraflarına hep bakıyoruz ya böyle o yapamıyoruz biz ya inşaat sektörü şöyleyiz böyleyiz. Okur girişimci gerçekleştirir gerçekleştirmede başarılı oldu ayrı hikaye ama buna kafa yorması bile bence çok büyük bir olay ve ben bu evrensel olarak da bunun çok büyük bir başarı olduğunu düşünüyorum. Yani ben ilk defa itibariyle bu yanlış oldu. Sektörümle gurur duydum. Bu ülkemle gurur duydum. Yani yaptığın çalışmada bu insanların varlığını aslında bu insanlar her yerde var ama. Bize hep tabii negatifler üzerinde işte hayatta kalma güdüsüyle negatif haber verme algısı olduğu için tüm bu algoritmaların da altyapısında o var. Hep kötü haber, kötü haber, kötü haber. Ben kitabını o anlamda büyük bir hayranlıkla, büyük bir hayranlıkla ve beni de son derece cesaretlendirdi. O arkadaşların bir kısmıyla irtibat kurduğum, bir kısmıyla farklı şeyler yapılabilir miyiz diye düşündüğüm. Şimdi biraz şu girişimcileri anlat. Girişimcilerin de yaşadığı dram diyeceğim. Hepimiz bir girişimci olduğumuz için fırsatları, tehditleri yani bir senin ağzından dinleyeyim kitaptan sonra girişimcileri.
Cem abi şöyle oldu aslında tam olarak benim de öyle başladı. İlk önce bunu siz de tanıyorsunuz Doğan Bey'e sordu. O zaman onun bir portalı vardı. Biz burada söyleyişler yapıyorduk. Dedik ki neden bunu söyleyiş yapıyoruz? Kitap yapalım dedi. Hadi dedim ya benim kitabım eksikti dedim yok kitap mı taktın?
Ben seni biliyorum.
Evet ama sonra o zaman işte Şubat depremi oldu. Şubat depremi oldu ve herkesin o yani Türkiye'de yapılan inşaatlar insanların o hali sonra dedim ki değil yani Türkiye inşaat sektörü böyle bir yerde değil. Halka bir şekilde takdim edildiği gibi değil. Çünkü inşaatçıların yapmadığı bir şeyi konuşuyoruz. Dolayısıyla hala sektör için yeni bir şeyler yapmak isteyenler var ya da sektörü dönüştürmek, sektörü daha farklı bir yere taşımak üzere bunun için dediğiniz gibi kendine ödün veren birçok şeyden vazgeçen ki bugün zaten oradaki turnesol kağıdı inşaat mühendisliği odasının binasıydı.
Yani senin cebini desteklemek adına.
Evet.
Yani iş usulüne uygun yapılırsa kardeşim bak burada kapı gibi duruyor. Iş usulüne uygun yapılmazsa gördüğün gibi un ufak dağılıyor.
Dolayısıyla aynı boyu çok güzel tam olarak örnek buydu yani biz inşaatçılar çok kabata biri buysa bizim kendimizi böyle ifade ediyorsak da bu inşaatçıların yaptığı bir şey değil ve bu inşaatçıların içinden inşaatçıların da var olduğu bir başka gayeler var başka hedefler ve projeler niyetler var biraz bunları madem öyle dedim anlatmalı yolu kitapsa dedim yine geleneksel bildiğimiz yol. Tamam deyip ben o Şubat depremi sonrası bu çalışmaya başlamıştım. Zaten birçoğuyla sohbetlerimiz vardı. Girişimlerini biliyordum. Sonra tabii ki benim bilmediğim, tanımadığım kimler var araştıralım. Onlarla sohbet ettik. Yine aynı şekilde böyle online sohbetler, iş modelleri. Ben biraz çalıştım. Bana gönderdiler videolarını. Gülşen Hanım önden buna bakabilirsiniz diye onları şey yaptım. Soruları ona göre hazırlayıp böyle bir şey yaptığımız dönem oldu. Ben de çok beslendim. Hatta şeyi konuştuk birbirimizden beslendik. Çünkü bu sorular ve soruları oluştururken ki kavramı anlamak ya teknolojisini ya da iş modelini birlikte tartıştığımız bir aslında sohbete dönüştü. Dolayısıyla birbirimizi beslediğimiz yani kitabı oluştururken de biz aslında birbirimize fayda sağladık. Hatta şeyi hatırlıyorum, işte Abdurrahman vardı. Gülisten'den sonra ürünü böyle böyle yaptık gibi birbirimize de yazıyoruz. Tabii ki aynı şekilde bana da farklı bir noktalardan bakmamı sağladı onların gelişimlerinin hikayeleri. Sonra bunu evet yazıya döktük. Cevaplar onlardan geldi. Evet ben bir yandan dünyadakilere baktım. 3 tane referans çıkıyor. Çok da fazla yani yüzlerce var. En azından 3 tane bilinen bir link üzerinden hızlandırma merkezinin bunlar gelişimleriydi. Zaten onların arası scale-up'larda vardı. Startup'larda değil sadece. Teknoloji geliştiren firmalarda. Dolayısıyla ben bir yandan onlara çalıştım. Biraz tabii Türkiye'de bu konuda destek motivasyonu. O zaman Halim'le tanışmadığımız için ama şöyle bir de tanışmadık ama tabii ki şahsen tanışmadık. Yoksa bildiğimizde bu sektör, bu girişimcilik ekosisteminin en büyük motivasyoncuları ve destekçilerinden biri olduğunu biliyordum. Ama işte kitabın amacı da bu ya. Biraz ondan sonra da birçok girişimciler bizde vardı. Doğru ama olanlar şöyle kaçırmışım onları ben niye bunları yakalayamadım dedim. Onlar şirketleri yurt dışında kurduğu için kaçırmışım. Birçoğu da yurt dışında yaşayan da vardı. Dolayısıyla Amerika'dan özellikle bunlar dediler. Aa dedim ama şimdi bu işi Türkiye'de biraz daha yapsaydınız. Ama bilemedim mesela Türk müşterileri varmış. Tabii ki onların da belli referans paylaşma limitleri ya da ne bileyim standartları farklı olmuştu. Olduğu için onu da çok rahatlıkla paylaşamadıkları için tabii ki oradan temas edemiyorum ama işte dediğim gibi kitapla böyle böyle o da bir network aracı oldu aslında yani Cemal. Evet evet evet.
Kesinlikle kesinlikle. Peki şimdi o zaman bu insaplardan konuşmaya devam ediyoruz. Demin alıcı satıcı basit bir alıcı satıcı ilişkisi olmadığını açıkladın zaten sürecin veya gerçekleştirmeye çalıştın. Yani. Pazara gidip bir şey alıyormuş gibi değil. Bu çok daha kapsamlı ve farklı bir yapılanma. Şimdi bu sayede iki şey sormaya çalışıyorum becerebilirsem. Bu sayede bu platformdan faydalanmayı düşünen gerek alıcı tarafında gerek satış tarafında olan insanlar bir tasarruf imkanı elde edebileceklerini düşünüyorlar mı ya da düşünmüyorlar mı? Ya da fayda analizi yaptıkları zaman ne ummayı, ne görmeyi bekliyorlar. Bir de en nihayetinde insaplayers tabii fiziksel olarak buluşuluyor, ediliyor, organizasyonlar yapılıyor. Ama online'da olduğu zaman ortada bir güven veya risk yönetimiyle ilgili bir akıllarında bulunmaları gereken bir şeyler var mı?
Altyapısı ve bunun başladığının hepsi güvenle alakalı.
Neyse becerilmişim doğru soruyu sormayı.
Yok yok. Ben bekliyordum zaten sen çekince kelimesini not ettim. Firmaların çekinceleri diye yani sen eğer istediğin gibi olmasaydı girecektim araya lütfen.
Abi şimdi penguenle konuşurken vaa öyle olsun böyle olsun konuşuyoruz ama şimdi bu neticede kayda girecek. Kardeşim bu salakları iki kelimeyi bir araya getirip de bir soru soralım olmasın.
Yo yo şöyle bir şey var aslında bence Halil'un tamamıyla sektördeki bu bilgisi ve girişimciliği bilgisini bazen şunu yaşıyor insan çok bildiği bir şeyi karşı tarafla konuşurken acaba orada tam olarak orada mı emin olamadığı vakit biraz daha detaylı sormak istiyor sonra sorarken kendi de kopuyor bana da bazen oluyor dolandıracağım derken öyle şey olabiliyor. Evet güvenle başlayan zaten bu yurt dışında da aynı şekilde mesela ben insaplarsı ilk daha dijital ile devam ederken yurt dışından LinkedIn'den Trusted diye yazıyorlardı. Zaten sorun aslında o güvenilir olana denk gelebilmek ve onu... Evet, evet. Biz buluşmalarda şunu yapıyorum. Bir kere eşleşme ve önerme hizmeti verdiğimiz için tam olarak sektör profesyoneller arası. Eğer oradaki mevcut davetler, misafirlerin ihtiyacı olmayacak bir firmaysa ve o gün bizimle olmak istiyorsa ben bunu onlarla paylaşıyorum. Diyorum ki... Bakın buraya geleceksiniz bu bir ticari işletme ben de o gün paramı kazanacağım ama o gün paramı aldıktan sonra siz bana çok kızacaksınız ve bir daha gelmeyeceksiniz. O yüzden siz bence bugün buraya gelmeyin diyorum. Çünkü sizin için hizmet muzmanlığınız şu an çok talep edilebilir ya da orada sizin aradığınız bütçenin karşılığını alamayacağınız bir hale dönüşebilir. Ama lütfen siz platforma gelin diyorum. Ben orada onları zaten yönlendiriyorum. Çünkü oraya giden misafirlerin gerçekten oraya geldiğinde özellikle satın almacıları düşünün. Piyasanın çoğuna hakimler. Onlar için diyorum hep yeni ya da yenilikçi olması lazım ve tabii güvenilir. Piyasadan bilinen bir firma değilse yani daha yeni kurulmuş bir firmaysa olabilir bu arada. Biz onun nasıl bir elma olduğunu orada izah edebiliyor olmamız lazım. İşte bu ayrımı ve bu sınıflamayı ya da bu detayı açıklamayı yapamıyorsak dediğinize geliyor bize de güvenmezler zaten. Mesela bize şey çok geliyor ben onları hiç almıyorum. Gari menkul danışmanları ama yani daha kaba tabiriyle emlakçılar diyeyim. Mesela onlar çok gelmek istiyorlar. Ben onlara söylüyorum burada işiniz yok çünkü bizim size burada verebileceğimiz bir şey yok.
Evet.
Satın almayacağına göre ya da bir mimara bir tasarımcıya olmayacağına göre değil. Bunu birilerinin ayıklıyor olması lazım. Bunu offline'den bahsediyorum bu düşmelerde.
Evet.
Aslında en önemli kısım, bizi bir referans içeriği var. Firmalara buraya profillerinin tanımlamaları yetmiyor. Aslında bu bir, ben de bunu biliyorum, sarı sayfaları döndüğü vakit oluyor. Onu çıkmaya çalıştığımız onun yaptığı referansın tanınıyor olması. Bu da yetmiyor. Karşı taraftan işverenden onay almasını bekliyoruz. Onay aldığı zaman zaten biz ona konfirme edilmiş diye bir tık koyuyoruz. Onay alması demek işi tamamladığı anlamına geliyor ama işi nasıl tamamladığı anlamına gelmiyor. Çünkü ben de o işi yaptım ama orada illallah ettiler benden bir daha benimle çalışmak istemedikleri bir senaryoya dönmüş olabilir. O zaman karşı taraftan bir yorum alınması eş zamanlı oluyor. Yani satıcı bir referans tanımlıyor. Ben haliva gönderiyorum iş yapmışım çünkü. Siz bunu gördüğünüzde onay verecekseniz eğer altına aynı zamanda eş zamanlı bir yorum açılıyor. Işi yaptılar ama maalesef geç teslim ettiler gibi bir yorum.
Bu söylediğin şimdi çok ilginç bir doğrulama oldu. Yani her kafasına sen ben insaplara girdim, kaydoldum, bu platformda ben de yer alıyorum diyemiyor bu durumda. Şey gibi çapraz sorgu gibi işte ben ne bileyim Erenköy'de 28 villa yaptım diye atıp tutmak yerine o belki arsanın sahibinden veya işvereninden Evet bu adam senin için bu kadar iş yaptı mı diye bir kere onay alınıyor doğru anlıyorum değil mi?
Aynen öyle.
İşi batırdı yüzüne gözüne bulaştırdığı kısma ayrı ama bu işi yaptı bitirdi gibisinden bir onay alıyorsun. İşi bitirdiği halde referansı arka plandaki düşünce veya işte bu geri bildirimler kötüyse dahi yine insaplarda yer bulabiliyor mu kendi insaplarda?
Şimdi şöyle orada tabii ki biz de o kimliğin dijitalde böyle bir kontrolü kayıt kontrolünü o arka kendi kişisel husumeti de olabilir adamın. Tabii tabii yani orada şu oluyor. Evet içeride kayıt olması bir firma varlığı da olması bu zaten bizim standart üyelik. Yani aslında ücretsiz dediğimiz kısım bu. Herkes gelip oraya kayıt olabilir. Biz herkesi çekiyoruz. Ama önemli olan işte o elmanın niteliğini niceliğini kendisi belirlemesi senaryosunda. Zaten bir üst versiyona geçiyor. Anladım. Ben şunu demiyorum, çok rahatlıkla söyleyeyim. Insapla arasında hiçbir referansı, müşteri yorumu olmayan firmanın kontrolleri yapılmıştır diyemem. Demiyorum da zaten. Evet. Ama orada referansını tanımadı. Yani bize giderek böyle sayfalarca satın almacaya referans getirirler. Bizim için hiçbir anlamı yok çöp. Çünkü yazıyorlar yani teklif vermiş oraya yazıyor. Biz onları ne zaman arıyoruz, aradığımız gibi doğruluyoruz evet. Ya da doğrulamak da değil. Soruyoruz yani yaptın mı nasıl yaptın memnun muydunuz? İyi oldu mu? Hakikaten işçiliği iyi miydi? Ne bileyim diğer sorulara geliyor. İşte onun zaten oraya tanımlayıp karşı taraftan müşteri yorumunu alıp o yorumu zaten yorum şak diye yayınlanıyor. Onun inisiyatifine kalmıyor o yorum. Aynı şekilde kontrolsüz bir şekilde onun kontrolünün haricinde orada yayınlanıyor. Zaten bu delikanlılığı bu merkezi bu işte sektöre dair hünerlerinde. Güvenliyse bunu zaten kendisi yapıyor. Bunu yapmadığı zaman bence kullanıcı için de bir soru işareti. Yapamamış zamanlamayla alakalı ya da tercihiyle de alakalı olabilir bu. Bu işte aslında kendini nasıl göstermek istediğini biz ona bırakıyoruz. Biz onun adına tabii ki ama onun adına şunu yapabiliyoruz. Ben mesela dürtüyorum, arıyorum işte profilinizi beraber oluşturalım, beraber ne yapabiliriz bu gibi bize düşen... Kısım bu ama kendisini nasıl takdim etmek isterse biz elmayı illa turta ol diyemiyoruz tabii ki. Evet evet. Yani orada kendi tercihi ya da bazen diyor ki ben o gün etkinlikte sahneye çıkıp kendimi anlatacağım diyor. Buyurun diyoruz çünkü ben şeyi de artık yeni versiyonu İzmir'de başlattık. Sahnede artık tedarikçi ürün ve hizmet sağlayıcılar sadece tedarikçilerken ben hizmeti de kastediyorum. Evet evet evet. Sahnede diledikleri gibi söylüyorum ne ürün getireceksiniz kendinizi ifade eden her neyse platformda söylediğim gibi gelin buraya getirin ama bana söyleyin sadece ben hani size koşulları sağlayayım elimden geldiğince olabiliyor mu? Mekanla da ilgili bazı sıkıntılar oluyor ve onları artık sahnede kendilerine anlatıyorlar. 5 dakikada ben hep diyorum birazcık ben satış öğrendiysem çünkü satın alma yapıyordum satın alma süresince görüşme yaptığım kötü satışçılardan satış öğrendim ben. Bazen anlatılmayacak, boşa vakit kaybı ya da ilgi dağıtabilecek şeyleri anlatabiliyorlar tabii ki. Ama amacı anlatması gereken şeyi gidip başkasına anlatıyor, bana başka şeyi anlatıyor gibi gibi. Dolayısıyla süreç aslında dediğine geliyor bunun olayı güvenilir yapmak. Piyasada ben de ilk defa tanışıyorsam mutlaka ben de araştırma yapıyorum. Mesela o gün etkinlik için. Ürünü nedir? Gerçekten ilgi çeker mi? Daha önce kullanılmış mı? Kullanılmamış da olabilir bu arada. Hiç öyle kullanılmış diye şeye bakmıyoruz ama o firmanın nasıl bir amaçla geldiği bizim amacımızla aynı değer öneriyi paylaşıyorsak evet zaten biz birbirimizle kavuşuyoruz ve bir arada devam ediyoruz diyorlar.
Süper. Peki abi söyle sen konuş.
Ben iki tane başlık çıkardım yine manşet çıkardım. İngilizcenin sebeplerinden çok hoşuma gidiyor onları. Kısaca söyleyeceğim, dağıtmadan inşaat sektörü bize takdim edildiği gibi değil. Bence bu harika bir yaklaşım. Gerçekten değil. Aslında hiçbir şey bize şey yapıldığı takdim edildiği gibi değil. Bence harika bir noktayı yakalayıp hani kitaba da bir yerde kıvılcımı bu olmuş gibi hissediyorum. Veyahut da kıvılcımdan sonraki motivasyon şeyisi buna bayıldım. Yani bunu kenara koyacağım. Yine bizi seyredenler için bence böyle küçük. Ders gibi bir güzel son bir son değil de yani konuşmamız içinde bir manşette kötü satışçılardan satın almayı öğrendim. Bu da önemli bir şey. Kötülerden öğreniyor insan.
Söylemeyeceğimi biraz öğrendim. Geri kalanlar benimdir.
Halük sana atıyorum hemen.
Peki şimdi tabii bu artık günümüzün olmazsa olmazlarından veya popüler... Başlıklarından bir tanesi bu sürdürülebilirlik, ESG vs. Bu tip konuları alıcı veya satıcı kabul ederken firmaya düzeltiyorum platforma bunlara da dikkate alıyor musunuz?
Evet bizim yaşadığımız var.
Tamam onu biliyorum. Yani belki hani söylemesi yok kadar sürdürülebilirliğe uymayan firmalar bizim orada platformumuza yer alamaz falan diye.
Belki birkaç ipucu verebilirsen belki.
Evet evet o elmaları sınıflamak buradan geliyor zaten. Yani biz dediğim gibi her sektörü yedik paydaş bizim için bir elma ve biz o elmaları ayıklıyoruz. Sadece iki elma buluyoruz. Hepsi gerçekten özel ve hepsi kendine has. Sadece onların nasıl bir değer taşıdığının bizim platformda buna yer sağlıyor olmamız lazım. Onları belli bir kendiyle alakalı benzerleriyle bir arada tutmamız lazım. Orada şu oluyor. Eğer yeşil sertifika diyoruz tabi ki yani sürdürülebilir daha iyi bir sertifikasyon çünkü bunu tek kanıtı bir belgesinin oluyor olması lazım. Bir işverense aslında bunun bir sertifikalı lead ya da birimin her neyse böyle bir proje çıktısını oluşturuyor olması lazım. İttidarlıkçı içinde ya da ürün ve hizmet sağlayıcı tarafında bunun bir sertifikasını alıyor olması lazım. Bizim sertifikalar bölümü var profilde. Eğer o listeden o ilgili sertifikayı seçtiğinde. Biz onun profilinde yanına yeşil bir elma koyuyoruz. Bize söylenebilir en çok arama fitresinde geçen bir ona to the point bir şekilde nokta atışı yakalayabilmesi için onun öyle bir kriteri oluyor. Yani bizde sadece her şeyin belgelileri ya da onaylı olması durumu onun belge sahibi olmasıyla alakalı oluyor. O listede de o belgesi varsa profilinde ding bir yeşil elması oluyor.
Çünkü yani şunları duyuyoruz. Karbon finansmanıyla ulaşan çok yakın arkadaşlarım da var. Özellikle bu karbon ayak izi, karbon salınımı. Yakında ticaret içinde bu bunların, yakında değil zaten aslında kullanılıyor ama ticaret yaparken ne kadar karbon ortaya çıkardığın falan konuları çok önemli hale geliyor. Dolayısıyla buradan pek kaçış yok galiba. Her ne kadar... Alma Birliği yakıtlı karbon yakıtlı arabaları ortadan kaldırmayı düşünüyordu 2030'a kadar ama ondan da geri adım atmışlar galiba. Çünkü Alman sanayisi alarm vermeye başlamış. Bütün arabaları biz elektrikle yaparsak nereden para kazanacağız diye. Çünkü elektrikli arabada malum menzil problemi var. Dolayısıyla belki birazcık bu iş otomatik sektör açısından düşününce zaman birazcık daha öterlenebilir gibi gözüküyor ama bu... Karbon ayak izi konusu işte bu sürdürülebilirlik ııı çevrenin hassasiyeti gibi konular ııı inşaat sektöründe de herhalde olmazsa olmazlar haline gelmeye başladı diye düşünüyorum ki çoğu projede özellikle binalar için işte lead sertifikası falan gerekiyor. Bunların olması gerekiyor. Iıı dolayısıyla ben ııı bu elmaların elmaları görüyordum ama neye amaç neye hizmet ettiğini çok anlamamıştım. Neyse şunu birazcık anladım benim alakam.
Yani sen deklarasyonu varsa ki deklarasyonun var oluyor demek yani sonucunun ne olduğundan bağımsız. Çünkü biz sonucu da çok şey yapamıyoruz. Yani biz öyle bir otoritede değiliz. Şu kadar arasındaki şöyle şöyle gibi şu an bence onun için çok erken ve bence bizim için de öyle bir şeye girmemek doğru olduğunu düşünüyorum. Deklarasyonu varsa zaten bir gayreti vardır. Yani bunun için bir hedefi vardır. Bir ilkesi vardır. Dolayısıyla onun orada o dökümanı oluyor olması deklarasyonunu seçtiği zaman evet. Sonra bunu zaten kim onunla ilgileniyorsa o değerleme o yapar. Bunun için bir sonuca bakmak istiyorsun sonuca yoksa bu dökümana ulaşma ya da bunu çıktığı oluşturma gayreti varsa bu da onun için kabul ise zaten onun değerlemesine biraz içgöreye bırakıyoruz diyebilirim.
Gülist şeyi ne diyorsun? Yapay zeka için ne düşünüyorsun? Birazcık da şimdi şeye geldik. Şimdi ben ne düşündüğünü biraz biraz biliyorum aslında. Çünkü bizim gürüzde böyle yapay zeka yönelik üniversitelerde birlikte konuşmalarımızla ben gürüzün şeyini biraz biliyorum. Şimdi işinde burada nasıl kullanıyorsun insanla ayrısına? Bir de geleceğini nasıl görüyorsun diye. Bu arada Geoffrey Hinton işte bu yapay zekanın hani... Kurucusu diye adlandırılan bilim insanın güzel bir söz söylemiş. Çok hoşuma gitti. Ben geçen hafta onu okudum. Yapay zeka şu anda bir çok sevimli bir kaplan yavrusu. Büyüdüğünde bizi öldürmemesi lazım. Acayip hoşuma gitti. Yani bu bir haftadır bu söz. Şu anda evet çok sevimli bir kaplan yavrusu. Sonrasında ne olacak? Evet Gülşin ben seni merak ediyorum.
Ben şöyle şimdi teknolojinin bir türü de yapay zeka. Şimdi teknoloji olarak ben bir başlamak istiyorum. Sonra yapay zekayı vardırdığımızda ben de bu işin içinde yani bu inşaat sektöründe bir teknoloji üretme hevesinde, ilgisinde ya da çabasında olan biri olarak tüm genel teknolojiyi düşündüğümde en basitinden günlük hayatımızda işte yemek sepeti getir her şeyin ayağımıza geliyor olması. Bir şekilde bir tuşla ayağımıza getirdiğimiz her neyse yani ihtiyacımız neyse bunun ayağımıza geliyor olmasını çok normalleştirdiğimizi düşünüyorum. Biraz bizim ülkemizde mi bu daha çok var? Yani yurt dışında bu kadar bizdeki kadar bir çılgın şeyi sanki daha sezmiyorum diyebilirim.
Kısaca bir şey araya gireceğim. Londra'ya işte bu sene iki kere gittiğimde de en çok şeye dikkat ettim trafikte. Bizdeki yemek sepeti getir benzeri. Motosikletlerin yoğunluğuna çok ciddi oranda az olduğunu söyleyebilirim. Yani bizde kaynıyor o araçlar. Yani sürekli işte o yemek ağırlıklı şeyler ama Londra'da son derece az. Yani onu net söyleyebilirim ki Londra yurt dışı seyahatleri var.
Ama tabii abi GCC tarafında korkunç her şey evime gelsin mantığı var. Yani GCC'nin körsel bölgesindeki şeyler. Arabayı kaman evin önüne geliyor, benzin evin önüne geliyor.
Aynen. Ben pandemiye kadar yani hiçbir şekilde yemek sepet hesabım da yoktu. Böyle benzer hesaplarım da yoktu ve hep dışarı çıkıp yiyordum. Yani öyle bir kültürüm de yoktu ama tabii bu pandemi sonrası öyle bir alıştık ki şimdi o kültürümü unuttum. Yani ben de böyle hemen düğmeye basayım yemek gelsin, düğmeye basayım yemek gelsin. Gülüş sana tamamen katılıyorum ve hemen sana veriyorum yine sözü.
Yani aslında bu alışkanlık bir şey. Artık bize yapılan sofralar bile artık çok kıymetini kaybetmeye başladı diye düşünüyorum. Dolayısıyla insanların bu önüne gelen her şeyi eleştirmek, çünkü yorum yapıyorsunuz ki peşine. Bana hatta kurye giderken de söylüyor. İşte bana puan verin, bana yorum yapın. Böyle her şeyi kendimizde hak görme ve bunu artık normal bir hayata dönüştürdüğümüz vakit ben yapay zekaya geleceğim şimdi buradan. Tüm bu teknolojilerin bize kazandırdıklarını... Tamamiyle kendimizde büyük bir hak olarak gördüğümüzü düşünüyorum. İşte bu hakla beraber kendimizde kaybettiklerimizi fark ediyor olmamız lazım. Bu bir hak değil aslında. Yani tabii ki hak, bir şey olarak yasa dışı gibi bir şeyden bahsetmiyorum ama bence hayatta alma verme dengesiyle alakalı, evet teknolojiden hep alıyoruz ama vermemiz gerektiğini artık unutmuş vaziyetteyiz. O vakit yapay zeka evet çok kolay, bizim için hayatımız... Kolaylaştıran ama biz bunu kolaylaştırmak olarak düşünüyorum. Bazen zaman kazanmak olabilir ama bu bizim kattığımızı bypass etmiyor olması lazım ya da katacaklarımızı. Bence bunun dengesi önemli diye düşünüyorum. Çünkü yapay zeka görmezden gelecek bir şey. Artık çocukların elinden bir telefonları almayın diyorlar ya yani bu kadar da çocukları geride bırakmayın diye bazen tepki gösteriliyor. İşte onun dengesini bulduğumuz vakit bence yapay zeka ya da her neyse teknolojinin başka ne türü hayatımızın içinde olmalı. Çünkü ben de şahsen gün 24 saat. Gün 24 saat ama benim insanlarla iletişim ya da işimi yapabileceğim çünkü biz B2B model çalışıyoruz. B2C şey değiliz. Bir mesai saatleri var çalışanların. Şimdi o hep kendime hesap yapıyorum. Sabahleyin kalktı, 9'da mesai yapıyorsa sabah sabah benimle konuşmak istemeyeceği çok belli. 10'da başlıyorum. 12'den sonra yemeğe gidecek. Ne kodlarsam yarıda kalacak. 10 ile 12 arası 2 saat var. Yemekten geldi işte kahvesini içti. Ben 2'de onu arayabilirim. 2 ile 5'ten sonra da arasam yine o gün kapanıyor ve işim bitti. 2 ile 5 arası 3. Yani 24 saatin 5 saati de ben sonuç alabilme zamanım. 5 saatin 5 saatini bana mı ayıracak? Değil toplantıya denk gelecek. Işte şu olacak yani zaman bence benim gün içinde en verimli yarım saat. Hadi diyelim bir saat. İşte o vakit benim bu zamanı nasıl tasarrufta kullanabiliyor olmam lazım. Tabii ki teknolojiyle yapıyor olmam lazım. Ama bunu benim yararımı olabilecek şekilde yani o işte alma verme dengesini ben çok önemsiyorum. Hep teknolojiden alarak bir iş sonuçlamayı çok tehlikeli işte o zaman tehlikeli buluyorum. Ben hala chat chipi telefonuma yüklemedim mesela. Bir kere onu elime alıp bakma alışkanlığından çıkıp bir de her veriyi ona vermeyeyim. Yani bu kadar da ki bu işin içinde isem bile bunu yapmamaya çalışıyorum. Mesela bizim insaflar ise yapmaya çalıştığımız yapay zeka entegrosu şu an ben de çalışıyorum. Hatta profesyonelim bir tezi vardı yüksek lisans tezi. Alt büklenince seçim kararı... Kriterleri diye. Onu beraber yaptık. Hatta Sans'ın çıktısını sonucunu bana da verdi. Bir algoritma verdi. Şimdi bizim orada satın almada ya da işte tedarikçi seçiminde ya da profesyonel seçimindeki seçim kriterleri çok hassas dengeler. Bunu sadece ben hiçbir zaman şey taraftar edeyim. Bu firma sana uygun. Sen bununla çalışmalısın gibi bir şey bence o dediğimiz tıraflıktan uzaklaşıyor. Onun içgörü oluşturabileceği kendinin kendi firma kriterlerinde çünkü her kullanıcıya evet farklı davranışı var biliyorum ama onun davranışı şirketin davranışı ile aynı değil. Çünkü o bir firmayı temsil ediyor. İşte o vakit yapay zekanın ben o dengesini bulmaya çalışıyorum. Tamamıyla bu sana uygundur diyebileceğimiz bir şeyle insaplarsa tek zaten mümkün değil de üç firmayla çıkmak bile ben çok... Tehlikeli buluyorum. Yani benim iş modelim ve hitap ettiğim kitle için diye söylüyorum. Sadece birçok bileşenleri ona sunup bu verileri ona harmanlayıp onun için içgörü oluşturabilecek ve onun seçimine ya da bakış açısına temas edebilecek ama hala son kararı onun verebileceği senaryo üzerinde çalışıyorum. Bunun için teknolojinin hangi yapay zekamı ya da ne bileyim her neyse bunu biraz buna kafa yoruyorum. Tamamıyla yapay zeka bırakmayı hem kendi kişisel olarak çok doğru bulmuyorum hem de satın alma yapmış biri olarak bunun oraya teslim edilmesini ve böyle de kullanıcıyı açıkçası manipülasyon olarak düşünüyorum. Ve bunun platforma nasıl ki tedarikçi trust'ı tarıyor beni de trust'lık bulması için. Bunun dengesini yakalamaya çalışıyorum ben. Yani insaplarsa yapmaya çalıştığım şey bu.
Abi hep konuşuyoruz hatırlıyor musun? Neredeyse bir sene yakındır bunu konuşuyoruz podcastlerde. Çünkü Gülizin anlattığı şimdi entegre etmesi durumunda, yapay zekayı insaplarsa entegre etmesi durumunda ortaya çıkacak veri kümesinin tarafsız ve sağlıklı çalışabiliyor olmasının garanti altına alınması. Günez için olmazsa olmaz veya bu olmayacaksa hiç olmasın kardeşim durumunda.
Evet bu kadar güzel özetledebilirdim.
Çok güzel olmuş harika özetledin.
Bu bizim ama aylardır konuştuğumuz konu. Çünkü yapay zeka dediğimiz neticede soru sorduğunuzda cevap veren bir motor gibi ama onun cevapları hangi veride eğitildiyse o kadar kıymetli ve özel güzel. Düzenli, tarafsız ne dersen de o bakımdan senin in suppliers da kullanacağın veya kullanmayı düşündüğün veri de tartışmaya açık olmamalı ki yapay zekanın vereceği sonuçlar da beklerine yakın çözümler üretsin veya eşlemeler yapsın. Tabii hatırlıyorsan İzmir'deki konuşmalardan bir tanesi de veya bana sorduğun sorulardan bir tanesi buydu. Satın almada ne olursa sen daha fazla ödeyebilirsin. Daha fazla yatırım yapmayı göz önüne alabilirsin konusu. Şimdi burada birkaç parametre vardı işte riski değerlendirme, netlik falan filan. Ama belki bu seçimi yapay zeka üzerine koysan senin seçmeyeceğin belki üç tane firmayı koyacak oraya veya üç tane tedarikçiyi koyacak, üç tane servis sağlayıcını koyacak. Bu senin o anda belki çok sağlıklı olmayan bir karar vermeyene sebep olabilir. Halbuki senin aklında çok daha başkası vardır. Tabii bu birazcık böyle ütopik gibi geliyor insana. İnsan geri zekalı mısın işte orada adam bütün parametrelerini koymuş sana. Sen de olsan zaten aynı araştırma yapacaktın. Yapay zeka senin üç günde yapacağın araştırmayı sana on beş saniyede verdi. Daha hala neyi sorguluyorsun diye düşünüyor da olabilir bir insan. Veya bıraksa yapay zekayı şuradaki firmayla biz 20 senedir çalışıyoruz daha bir kere problem çıktığını görmedim deyip direkt oraya da gidebilirsin. Dolayısıyla çok kolay değil ama senin yapay zekanın suppliers'a olan entegrasyondaki endişeni anlıyorum. Çünkü zaten bu genelde herkesin çok teyakkuz olması gereken bir konu veri.
Ve aslında bütün bu etkinliklerin buluşmalarının amacı benim için büyük bir veri. Tam benim ilk day tam bu. Çünkü şöyle oluyor oradaki sorular, oradaki kişilerin beklentileri, birbirleriyle yaptığı sorular, o yüzden mesela bunun açık oluyor olması artık sahneler ve birlikte tartıştığımız bir senaryoda nasıl sorular soruluyor, birbirlerinden ne bekliyorlar, tek taraflı değil yani satıcı da alıcıdan bir beklentisi var. O da ürününü satarken ya da kıymetlendirirken kesinlikle. Oluşturuyor olması lazım ve hatta bunu nasıl sunuyor olması lazım. Aslında benim bütün şeyim, o yüzden bütün kayıtları alıyoruz. Ben tekrar tekrar dinliyorum, izliyorum. Orada ne bekleniyor? Yani benim bunu belli bir şeyle yapay zeka bırakıyor olmak işin en kolayı. Ama sürdürülebilir değil. Çünkü değişen bir dünya var, değişen bir sektör var. Beklentiler farklı. Ülkenin ve dünyanın değişkenleriyle pazar değişiyor. Pazar değişince bütün... Algoritma değişiyor aslında. O pazarın beklentisi çok farklıya dönüşüyor. İşte bunun genelleme yapmaya çalıştığınız senaryo ikisi hibrit beraber gidince resim daha net çıkıyor. Ama hep söylüyorum hızlı deyip benim de acelem yok. Yani gerçekten acelem yok. Çünkü bunu hızlıya vardığınız zaman sürekli değişen bir şeyle bir hatanız sizi affedilmez bir sonuca vardırabilir. Bu kadar emek bu kadar şey yapacak halim dediğim gibi. Güzel. Görmüşsünüz ki 5 saatim yarım saati benim. Yani bu mesaiyle böyle gidebilir ancak.
Güle güle. Hep söylediklerini biraz altın içeceğim. Hem ben de birkaç ekleme yapacağım. Bir kere filozofların hep söylediği yani felsefecilerin söylediği dengeli yaşam. İşte Aristodan, Platon'dan, Sokrattan gelen hep dengeli yaşam. Yani dengeli yok. Bütün cevabı aslında binlerce yıl önce Yunan filozofları vermiş, Romalılar vermiş. Yani bir kere dengeli yapmak buna tamamen sana katılıyorum. Şimdi yine Haluk'la bizim hep programlarımızda konuştuğumuz konu firmaların şu anda en çok kafa yordukları yapay zekayı nasıl entegre edeceğiz ve nasıl karlılığa dönüştüreceğiz. Şu anda sadece bizim dijital tool'ların konusu değil bu. Dünyada en çok üzerinde kafa yorulan şey işte müthiş yatırımlar var, müthiş paralar giriyor bu işe ama yapay zeka firmaları bir şey kazanamadığı gibi zarar ediyorlar ve bir süre daha zarar edeceğini söylüyorlar. Para kazanılacak şeyi şu anda daha çözebilmiş değiller. Hiçbirimizde değiliz. Böyle bir şey var. Şimdi buradan şu soruya doğru da bir savrulmamız oluyor. Peki bu bir balon mu? İşte şey mi olacak patlayacak? Yapmış odur budur. Bununla ilgili de şöyle bir yaklaşım var çünkü bu konuştuklarımız hep böyle sorulara ve soruların da cevaplarını ister istemez dinleyici de belki düşündürüyor. Onun için ben altın çizmek istiyorum. Şöyle deniyor ben bu tese de biraz katılıyorum. Şimdi internet de 2000'lerin başında çıktığında işte benim yapıra yapıya neti yaptığım 90'ların sonlarında işte Yahoo hatta biliyorsunuz şey değiştirdi o zaman. Sahip değiştirdi. Onlar da çok üzülmüşlerdi ve bir sürü şey site battı. İnternette bir balondendi. Niye battı? Çünkü o zaman sadece web sitesi üzerinden ne üretiliri düşünüyordu girişimciler. Ama bugün de şimdi yapay zekayı sadece işte chat chipiti ile veya Cemina ile düşündüğümüz zaman bize ne getirecek bu sorusuna gidebiliyoruz. Ama ki bu bir ekosistem. Yani kuantum bilgisayarlar, robotlar, yenilesilir işte uzaktan... İyilebilir teknolojiler. İyilebilir teknolojiler. Bunların hepsiyle sensörlerin de devreye girmesiyle oluşacak bir ekosistemin içinde biz yapay zekanın getirilerini daha iyi göreceğiz. Şu anda öyle bir ekosistem olmadığı için... Herkesde bir şaşkınlık hakim. Yani sadece işte OpenAI bilmem ne onlar üzerinden ne getirir düşünüyoruz. Ama bu bir birbiriyle bağlantılı bir ekosistem. Bu ortaya çıkacak zaman içinde çıkacak. Ama de Hint'in dediği gibi bu kaplan yavrusu serimsizleşecek mi? Şimdi yine şöyle bir tez var ki bence çok doğru. Bu büyük dil öğrenme modelleri aslında... Çok safca ortaya çıktı. Belki hatırlarsınız Facebook'un ilk çıktığı zamanlar Facebook diyeceğim çünkü o zaman o vardı Instagram daha sonra çıktım. Çok saftı sizin yaptığınız yorum, algoritmaların yaklaşım biçimi gerçekten sizin ürettiğiniz şeyle paraleldi. Sonra sonra fark edilmeye başlandı bunlar nasıl ticarileştirilir diye ve bugünkü kirliliğe ulaştı. Şimdi o tezde diyor ki Bundan sonra yapay zeka ile birlikte yapılacak ortaya çıkacak şeyler hiçbir zaman o ilk ortaya çıktığındaki hani nasıl eğitiliyor, kime eğitiliyor o zaman yine olabildiğince saftıp saf olmayacak artık. Ve şimdi asıl tehlike orada yani herkes her şeyi öğrendi makineler de bir şeyler öğreniyor. Yine makinelerin öğrenmesiyle ilgili de şöyle bir tez var ki o da bence çok enteresan. Büyük dil modelleri. Ortaya çıktığında translate çeviri diye bir şey düşünülmedi yani çeviri yapsın diye üretilmedi bunlar. Bilgiyi bilgiyle bağlantarak işte o sinapsların oronlar mantığıyla yapılırken yapay zeka kendi çıktısıyla translate'i ortaya çıkardı yani tercümeyi ortaya çıkardı. İşte şimdi bununla beraber deniyor ki yarın yapay zeka başka çıkarımlar da yapabilir ve bunlar bu. Transet kadar masum da olmayabilir. Bu da ayrı bir çıktı. Bunları biraz böyle toparlamak istiyorum. Çünkü tüm konuştuklarımız bir yerlerden oralara da gidiyor. İnsanların kafasında dinleyenlerin kafasında bu tip sorular ve bu tip sorulara yönelik cevap arayışları da oluyor. Zaten yani bizim hep Haluk'la söylediğimizde ufuk açıcı olmak yoksa hani bunların cevaplarını bilen insanlar da değiliz. Sadece biraz meraktayız işte bunu. Konuşuyoruz diye düşünüyorum. Haluk senin bir şeyin yoksa ben son soruyu Gülüzer'e soracağım. Belki senin kafandakiler son soru.
Abi sen sor belki aynı şeyi soracak olabiliriz. Şimdi ben bir şey daha sorayım.
Tabii lütfen sen de.
Dün şeyde hatırlar mısın abi biz seninle şantiyelerde robotlar konuşuyorduk. Evet. Ve orada exoskeletim diye bir aparat anlattın.
Evet sen uzun uzun onu anlattın. Evet robotlarda var dinleyin o bölümü.
Insanlar için geliştirilmiş. Böyle gücüne yandan giyiyorsun. Eğilip kalkmanı sağlıyor ama bunun inşaat boyutu eee elli yüz kiloluk yükleri alıp bir yere koyabiliyor bir insan. Kolay değil de naim süleyman olduysa rahmetli bir taraftan onu elli yüz kiloluk bir şey alıp yere koymak kolay değil. Ekstra skaleton bunu sağlıyordu. Dün karşıma çıktı. Ya Kore'ye açayım. Ya bir milli park var. Gezintiye gelen insanlar var. Yaşlılara şey veriyorlar abi o exoskeletinin şu kadarcık yapılmış üst baldığına bağlıyorsun alt taraftaki baldığına tutturuyorsun amortisör var amortisör yapmışlar ayakları böyle rahat rahat çıkarıp geliyorsun insanlar pamuk gibi yediğim geliyorlar çok acayip bak şimdi yani exoskeletin bütün vücudu robot giymek gibi halden küçük hale gelmiş bunu günlük kullanıma getirmişler dolayısıyla çok güzel bir Bu teknoloji gelişimi çok acayip. Bu Güliz'in de söylediği gibi, senin de söylediğin gibi bu yapay zekadan azıcık bundan kaçış yok. Ama bunu en iyi şekilde, en faydalı şekilde nasıl kullanabileceğiz gerçekten çok önemli. Gerek insaplayız üzerinde gerek işte bizim aylardır konuştuğumuz diğer uygulamalar üzerinde diyorum ve sen sorun sor abi. Eğer benim aklımdaki soru değilse benden bir tane daha soru sor.
Yorumcu var çok enteresan bir yaklaşım var çok da hoşuma gitti. Oksijenden bu arada okudum çevirisi var orada. Amerika ile Çin evet yapay zeka için büyük bir savaş halinde ama zaman içinde ittifak yapmak durumunda kalacaklar. Neye karşı ittifak yapacaklar? Çünkü yapay zeka kontrolden çıkıp kötü amaçlı kullananlara karşı ikisi de devlet. Tamam mı? Yani devlet ötesi bir harekete karşı bir orada ittifak yapacaklar. İkincisi de yapay zekanın kendi kontrolden çıkma senaryosuna karşı da ittifak yapmak zorundalar. Diyorum mesela bu fikir de acayip bana şey geldi, etkileyici geldi.
Şimdi böyle... Terminatör, terminatör.
Aynen, aynen, aynen. Neyse biraz böyle biz de ufkumuzu açtık, şey yaptık. Sağ olsun Güliz yani o kadar güzel şeyler anlattın ki böyle ben de... De bunları anlatma duygusunu yaşattın yarattın sağ ol canım benim canım arkadaşım şimdi peki bu iş nereye gidecek? En suppliers için düşündüğün stratejileri belki büyüme lafını çok sevmeyebilirsin sen tahmin ediyorum ama daha geleceğine yönelik ne var kafanda nereye gidecek zaten bununla da toparlayalım diye düşünüyorum.
Hemen bir şey ekleyeyim bu soruna. Tabii bir alt soru olarak. Peki eee biz Cem abi'nin sorduğun ötesinde herhangi bir organizasyonla bir işbirliği yapıyor musun? Kendi daha iyi anlatmak ya da iyi tanıtmak için. Evet. Veya gerçekten daha iyi para kazanmak için daha iyi bir gelir kapısı olması için iş modelini hem geleceğe dönerek hem de bunu söylerken bilmiyorum. Çok şey değilse.
Evet. Yani orada Cem abi büyümek yok. Büyümeyi seviyoruz.
Ama biliyorum senin o doğal organik şeyine dünyanı çok da takdirle bunu söylüyorum. Ne olursun hani herhangi bir şeyle. Daha benim çünkü biz böyle tam mühendis mimar gibi böyle üniversiteleri gittiğimizde ben daha analitik şey rasyonel düşünürken sen daha o yaratıcı sanatsal tarafına giriyorsun ve ben bir daha hemen frene basıyorum güllüsü. Dolayısıyla o büyüme kelimesi de sana göre çok fazla. Bazı analitik gelebilir diye söyledim.
Yo yo yo tabi dediğiniz gibi yani her girişim için hayal ölçeklenmesi, büyü olması daha artık farklı bir kitleyle de yani işte büyütüyor olmak güzel bir şey tabi. Ben evet insanlar ise şeyi sevdiğim için belki Cem abi onu kastediyor diye düşünüyorum. Herkesin içinde olduğu bir aslında marka. Şimdi zaten amacımız sektör profesyonellerini bir araya getiriyor ama bir araya gelen insanların o... O kadar çok elde edildiği, o kadar çok kendilerinden verdiği şeyler var ki ben onun bu küçük ölçekte kaldığı zamanki halini evet seviyorum. Bir misafiri gelirken birini getiriyor. Bak biz bu da gelsin, bu da aynı şekilde şuradan bir firmadan diyor. Gelirken birini getiriyor. İşte ben diyorum ki birkaç bir şey söyler misiniz? Bilgisini, fikrini paylaşıyor. Ya da yani mesela bana şey dediler organizasyon firmasında çalışmıyoruz. Teknik olarak birkaç anlaşmamız oluyor orada imkan sağlamak amacıyla, oraya şartlarını daha iyileştirmek için. Onun harici bunu bir organizasyon firmasına yapmıyoruz. Çünkü diyorum ki ben, gençlerle yapıyoruz. Üniversite kulüp öğrencileriyle yapıyoruz. Eğer ben bunu yaparsam, gençler orada kendini aidiyet hissetmezler. Yani orada onların kendini gerçekleşme duygusunu gerçekleştiremezler. Çünkü onların adına bir profesyonel yapacak. O değil ki bizim amacımız. Her şey mükemmel olsun gibi bir gayrim yok. Her şey bizden olsun gibi bir gayrim var. Hep birlikte yaptığımız zaman oranın samimiyeti... Mesela çok kabalık yapmıyorum özellikle. Bizim hep 80-100 civarı oluyor. O da olabilir. Yani olmaz değil. Bir gün o da olacak bu arada. Büyümekse bu. O da olacak. Ama bunun tadına varmak, o benim içgörü oluşturmam için onların etkileşimini, iletişimini görebilmem için de benim de var olmam lazım. Için buna ihtiyacı var insaplarsın. Ama dediğinize göre şimdi şehir değiştiriyoruz. Evet hep İstanbul'daydık. İstanbul büyük bir Türkiye ölçeğinde bir kitleye ulaşıyor. Kabul ediyorum. Ama birkaç dönüş aldığımda hatta birçok dönüş aldığımda başka şehirlerde konuşuldu. İzmir dedik ve ilk Kasım'da İzmir'e gittik. Yine İstanbul yine biraz işin inşaat sektörünün daha bir kalbi diyebilirim. Ama bir sonraki sene artık 2026 Kasım'da da Ankara'dayız. Bütün bunlar böyle devam ediyor. Ankara tarihi de şimdilik 5 Kasım ama şeyi gördüm bu COP zirvesi Antalya'da olacakmış Kasım ayı diye şeyi var. Dolayısıyla 5 Kasım olmadan yapmak zaten benim aklımdaki bir tarihte öyle gözüküyor. Şimdi yerle ilgili görüşüyorum. Dolayısıyla evet bu böyle böyle tüm... Ülke genelinde belli başlı şehirler üzerinde böyle bir markayla birlikte süreci ilerletme durumu var. Ama bunun gerçek büyümesi tabii ki yurt dışı teması. Bunun temasını da ben kendim küçük küçük şu an özellikle de en azından yurt dışı temasını içerideki içeriklerle yapıyoruz. Yeni pazarlar tanımı. Bu tanımayı ben de İnsaplar İst'in tanıştırma olarak diye düşünüyorum. İnsaplar İst de kendine yeni bir pazar hedefiyle bakıyor. Hep benim gönlüm tabii ki şu an aktif ve 2030 gibi deadline olan bir ülke tabii ki Suudi Arabistan. Benim de şu an çok heyecanımda olan, merakımda olan ve potansiyelinin olduğunu hissettiğim bir pazardır. Az orayı çalışıyorum. Çalışıyorum. Evet. Riyaret yapıyorum. İstanbul'daki misafirimiz oradan gelecek. Birkaç misafirimiz yine oradan gelecek. Ama Nisan tarihi olduğu için çok paylaşmıyorum şimdilik. Sözlerini ve şu an prensipteki şeylerinizi, okeylerinizi aldık birbirimize verdik diyeyim hatta. Dolayısıyla evet bunun bir sonraki versiyonu bir pazar belirleyip ama gerçekten hedef bir pazarla yurt dışı. Çünkü hem ürün ve hizmet yani sektörün profesyonelleri de yurt dışını, yurt dışı pazarını hedefliyor. Bu ses oradan geldiği için öyle. Ben de yeni pazarlar araştırması yapıyorum. Suudi Arabistan dediğim gibi favoriyim şu an. Çünkü favorim müşterilerin de şu dediğim gibi bir deadline'ları var, kendilerine ait bir planları ve bunun için bir nakit akışları var. Bu belli artık bunu herkes de dünyaya duyurdukları bir takvimde bu pazar ve çok engeli olmayan bir pazar. Birçok Avrupa pazarlarında birçok kriterler standart kriterleriyle birlikte işte o Avrupa Birliği de dahil onun tüm bir birlik yani çok rigid kanunlarıyla. Savaş vermek yerine savaşta değil aslında da yani tabii ki ona uyum sağlamak bir zaman ve maliyet olduğu için evet Suriye Arabistan dediğim gibi sadece şu an sessiz sizinle hani sektörden olduğunuz için heyecan olarak paylaşıyorum ama bunun bir versiyonu bu bu duşmayı oraya taşırsak platformda oraya taşınıyor o yüzden böyle bir işbirliği arayışım var evet görüşmeye o yüzden gelip gidiyorum adını söyleyebileceğim ve yakın zamanda bu olabilecek değil. Çünkü ancak onu zaten imzaya atınca söylemek lazım. Dolayısıyla hedef bu. Bunun üzerine çalışıyorum.
Harika gelişmiş. Harikasın.
Çünkü zaten GCC tarafı baktığın zaman bütün bölge koca bir şantiye gibi. Ve inşaat işi hiç bitmiyor. Bizdeki İstanbul'da da inşaat hiç bitmiyor diyorsun ama bizdeki sürekli kaldırım yapma. Ama orada ciddi olarak yapısal bir değişiklik var.
Tabii mega projeler var. Yani onun korunması daha farklı kaynaklar tarafından olduğu için daha güvenilir olabiliyor. Benim ilk hedef pazarım Afrika'ydı. Ben ilk çıktığımda biraz Afrika'yı heyecanlanmıştım. Çok iyi bir pazar ama onun dengeleri daha farklı. Ama bu süreçte biraz Suudi Arabistan'ın gelişen siyasi ve ekonomik sürecinin de farklılaşması ciddi bir imme yarattı. Dediğim gibi ben biraz oraya heyecan yaptım. Onlar da heyecanlı ya herhalde ondan oluyor. Biz de heyecanlı birini arayıp bulunca çok şey yapıyoruz herhalde. Daha bir motivasyonumuz artıyor. Onların da öyle bir heyecanı olunca orası bir heyecanlı geliyor bana.
Süper. Bu sene Dünya Kupası'nı işte Amerika, Kanada, Meksika üçü yaparken dört sene sonra Süd Arabistan tek başına yapıyor.
Evet, evet, evet.
Bölüme enteresanlık var yani.
Böyle oldu. Ben ilk, bu arada hemen şey yapmayayım sizin herhalde biraz ufak toparlıyoruz. İlk ben Suriye Arapistan'ı Riyad'a gittim. Riyad'a gittiğimde birkaç toplantı organize ettim. Hemen işte gidecek zaten sayılı bir zamanım var. Ben gittiğimde Trump gitti, gitmiş. Yani denk geldik aynı anda. Ben tabii Trump'ın programını bilmiyordum. Gittiğimde tabii orası, gelecekte yollar kapandı. Yollar kapanınca tabii ki benim... Görüşme yapacağım kişiler gelemediler ve benim iki toplantım böylelikle iptal oldu. Online'a dönüştü. Önce çok sinirlendim. Dedim ki ya zaten geldim şu iki gün bunu zaten Türkiye'den de yapardım. Sonra dedim ki Güliz galiba doğru yerdesin dedim. Trump burada olduğuna göre. Sonra ben şey yaptım. İkinci kere Riyad'a gittim. Bu sefer Kral Trump'a Amerika'ya gitti. Yani ben ne zaman Riyad'a gidip televizyon açsam bir yerde de var.
Südyaristan yakında.
Doğru yer burası galiba. Yani.
İki finansal gücün birbirine mıktatısı gibi çektiği anlarda Güliz de orada olmayacak.
Çünkü dünyanın en değerli şirketi Aramco bile Südyaristan'la Amerika'nın ortaklığı. Dolayısıyla GCC tarafı önemli bir pazar.
Evet. Ay valla Güliz ile biz Güliz'in platformu. Satılar arasında bir podcast yapmıştık. Benle tek konuk etmişti. O zaman ben Gülize demiştim ki podcast dediğimi hatırlamıyorum belki sonrasında. Ya Güliz o kadar güzel sorularla beni açtın ki kendimin ilk defa bu kadar ki benim oradaki mühendiste bilmem sevgili Mert'le 150'nin üzerinde videomuz var. İlk defa bu kadar Cem Kafadar oldum ben. Cem abi diye başlamıştım. Hatta onu da benim en sevdiğim hitaplar zaa. Aslında şeklinde ve o zaman kendimi çok iyi ifade ettiğim için de çok teşekkür etmiştim ama galiba bugün de biz sanki iadeyi ziyaretmeyen karşı şeyinde Güliz'in kendini çok iyi anlatmasına vesile olduk gibi geliyor. Yani o nasıl bir borçtu galiba böyle bir ilahi bir şekilde şimdi de Güliz bence çok güzel çok yani benim adına bunu tabii ki ister söyleyebilirim. Çok güzel ifadelerle çok güzel bir şekilde hem Güriz fişi hem insaplayırsı anladık diye düşünüyorum. Peki son olarak tekrar o kızı ekrana almak istiyorum ben şeycim. Halbuki kapanışta o kızı tekrar alacağız. O kız çünkü hep var burada hep Güriz'in içinde ve Güriz'e son sorum da o şekilde olacak.
Şimdi geldi.
Geldi mi?
Geldi.
Geldi.
Şimdi Gülizciğim bugün sen bu güzel kıza neler söylerdin? Bak bakalım en zor soru sonda. Neler söylerdin bu güzel kıza?
Yine hep böyle gül derdim. Biri seni gülmeni düşürürse oradan uzaklaş derdim. Böyle hep gülmeye. Ve hep beraber gülenlerle birlikte ol derdim.
Harika. Harika ya mükemmel son. Hadi kapatalım mı? Güzel kısım.
Tamam abi. Biz de kapatalım. Evet bize çok teşekkürler. Bir hayli yorduk kendisini. Baya bir saatten de fazla sürdü galiba.
Çok keyif aldım.
Evet evet bayağı.
Çok keyif aldım.
İnanılmaz keyif aldım.
Ayrı ayrı böyle sohbet etmiştik ama bütüncül olarak bir arada bu sohbeti... Yapamamıştık. Ben çok teşekkür ediyorum. Eee hem siz vakit ayırdınız. Eee bu kadar hani yoğunlukta, kargaşada bir araya geldik, gireceğiz. Önceden konuştuğumuz bir şeydi. Ama böyle tatlı sohbette hem insaplarsa hem bana dokunduğunuz için ben çok teşekkür ediyorum. Sağ olun.
Biz teşekkürler. Çok zevk aldık. Eee bu arada tabii herkesin yeni yılını kutluyoruz. Inşallah çok güzel, mutlu, huzurlu, sağlıklı bir yıl olur. Bütün bizi dinleyenlere de, ülkemizdeki bütün insanlara, tüm insanlığa daha doğrusu güzel bir 2026 yılı diliyorum. İnşallah geçen senelerden çok daha mutlu, huzurlu, sağlıklı günler görürüz.
İnşallah. Ben de umutlarımdan geçiremediği, güzel, mutlu, sağlıklı, huzurlu bir yıl diliyorum. Çok teşekkür ediyorum.
Kesinlikle, kesinlikle. Peki.
O zaman yayından çıkabiliriz abi.
Tamam, peki. Hadi görüşmek dileğiyle.
Görüşmek üzere. Çok teşekkürler.
Sağ olun.
Uzağı istasyonlarına iyi günler.
More from Cem

İnşaat Şirketleri Yapay Zeka Kullanmadan Önce Neden Verilerini Düzene Koymalıdır?






