Güler Legacy / Kariyer / Necati Güler, Muratcan Güler ve Sinan Güler #EvdeKal

Sinan Güler, Necati Güler, and Muratcan Güler discuss education, balancing sports with school, parenting, and mental exercises for injury recovery. They explore how to use lockdown time as an opportunity rather than a setback.
Chapters
Canlı yayınımız bir taraftan başladı. Bir taraftan gelen başka arkadaşlar var. Onları da kabul ediyorum. Tamam. Bir taraftan herkesi bir. Mute ediyorum. Baba sendeyiz.
Peki.
Giriş yapmak için biraz da konuşmak adına.
Peki canım sağ ol. Herkese hoş geldiniz demek istiyorum. Bugün aslında gülerlik aşı olarak hem de kalkınma ve barış için uluslararası dünya spor gününde böyle bir organizasyona başlamak bizler için daha da bir heyecan verici oldu. Biz de kendi aramızda... Bu konuları konuşurken ne yaparız ne ederiz diye açıkçası şu anda da her türlü konuda en fazla eksikliğini hissettiğimiz eğitimle bu konuya başlamak istedim. Eğitim nedir ne değildir belki onun birazcık tanımıyla bu konuya girip ondan sonra da tekrar Muratcan, Sinan ve sizlerin de katılımıyla bugünü devam ettirmemizin iyi olacağını düşünüyorum. Eğitim Einstein'ın söylediği gibi bir takım gerçeklerin öğretilmesi değil, beynin düşünmesi için eğitilmesidir. Yani bizim gerek spor eğitiminde gerek dışarıdaki her türlü konudaki eğitimde Buna öncelik veriyor olmamız ve bu konuda hem takımlarımıza hem sporcularımıza hem herkese çevremizdeki insanlara eğitim bu şekilde tarif edip o şekilde öğretmemiz gerektiğini düşünüyorum. Olayı yani yalnız ve yalnız ezberden kurtarıp Bunu beynin çalışması, beynin bir takım şeyler üretmesi olarak devam ettirmemiz, bunu bu şekilde çevremize göstermemiz gerektiğine inanıyorum. Buradan da böyle bir girişten sonra pası size atıyorum.
Abi senden belirli düşüncelerini ve fikirlerini alabilir miyiz?
Şu anda bence insanların en büyük derdi tabii ki spordan uzak kalmamız. Ama bunun da bence artı tarafı insanın bir daha böyle bir olay yaşayacağı zamana daha hazırlıklı olması gerektiğini ve eğitimin burada ne kadar önemli olduğunu fark etmesini sağlamamız gerektiğini düşünüyorum. Sonuçta her zaman için bir sporcunun yedek planı olması gerekiyor. Bunun da en başında eğitimle ön plana çıkıyor. Babamın dediklerine tabii ki katılıyorum. Bunun dışında da insanların kendilerini geliştirmek için her zaman için eğitimlerine ve sporun yanında eğitimlerine önem vermeleri gerekiyor. Çünkü şu anda hepimizin de bildiği gibi bu sürecin ne kadar süreceği belli değil. Basketbol veya herhangi bir spor musabakasının ne zaman döneceği belli değil. Bunların bu fırsattan yararlanarak tabii ki fiziksel aktivitelerimize devam edelim ve bunun yanında da kendimizi geliştirebilecek ki şu anda dünyanın geldiği çağda işte şu anda yirmiye yakın kişi hep beraber aynı anda konuşabiliyoruz. Bilgiye ulaşmak çok daha kolay. Kendimizi de geliştirebilecek bir sürü fırsatlar var. Açıkçası tembelliği bırakıp daha fazla çalışmaya odaklanıp kendimizi geliştirmeye odaklanmalıyız diye düşünüyorum. Evet Sinan sendeyiz.
Bendeyiz. Teşekkür ediyorum. Yani sizlerin söylediğine eklenebilecek çok da ekstradan bir şey pek yok. Ama şunu da söyleyebilirim ki bu dönem zorlu olmasıyla beraber aslında farklı ve bunu avantaja çevirebileceğimiz konu. Ikincini de dediğine ek olarak söylenecek şekilde zihinsel egzersizi de bir şekilde hayatımıza katabilmek. Alışkanlıklarımızın dışında bir dünyayı yaşıyoruz. Bugünlerde bu noktada merak ettiğimiz konuları kovalamak adına ve bazı geri kaldığımızı, keri kaldığımızı düşündüğümüz veya eksik kaldığını düşündüğümüz konuları insanlarla paylaşma ve de kendimizi geliştirmek adına fırsat olarak kullanabiliriz. Ben Einstein'ın söylediği ve babamın paylaştığı sözün değerini böyle anlarda görebiliyor olmanın güzel olduğunu da düşünüyorum. Belli noktalarda biz sanıyoruz ki beyin aslında biraz böyle bilgisayar gibi ve işte bütün bilgileri topluyorsun o bilgiler sana bir şekilde geri gelmeli düşüncesinde olabiliriz ama benim tecrübeyle beraber de gördüğüm konu aslında gerçekten farklı çok bir yapısı yok. Onun görevi tabii ki de belirli etkileşimleri daha kolaylaştırıyor bizim için ve vücudumuzdaki bütün kasları yönetiyor ama onun da gelişebilmesi adına hep kendini tekrarlayıcı egzersizlerin parçasında olması gerektiğini düşünüyorum. Genel haliyle esasında benim de fikrim bu. Konuyla alakalı antrenörlerimiz bir şeyler eklemek ister mi veya sporcularımızdan sorusu olan olur mu diye bir en azından toponları atmak isterim şimdi. Konuşmak isteyen antrenör yok galiba. Ben bu sırada en azından babama soru olarak şey yapıyor olayım. Sanki yani sporcular arasında bu konuda en iyi örneklerden birisi geçmiş zamanda eğitimini ve tahsilini de tamamlamış bir kişi olup aynı zamanda profesyonel hayatı devam ettiren ve hatta sizin zamanınızdaki profesyonel hayat bugüne göre çok amatör kaçıyor denebilir. Bu noktada farklı kariyeri de bir tarafında devam ettirmeye konusunda da hem bize bence örnek oldun, abimle bana hem de etrafındaki insanlara da. Bu süreç esasında senin için nasıl gelişti genel haliyle? Senin hayatında nasıl etkileri oldu? Hem eğitiminin tamamlamış olmak hem de belli seviyede... Sporla iş hayatını farklı seviyelerde devam ettirmiş olmak.
Ona girmeden önce demin... Tamam. Çok teşekkür ederim Sinan'cığım bu soru için. Ona girmeden önce izninle son söylediğin şeye ufak bir ekleme yapmak istiyorum. Şu son... Bir hafta on gün içinde okuduğum bir makalede beynin çalışmadıkça küçüldüğü ve kendi içinde ufaldığı gibi bir iddia var. Yani onun da o yüzden beynimizi cidden çalıştırmanın bizi daha sağlıklı ve daha her şeyi bir tarafa bırakırsak daha sağlıklı. Yaşlandıracağı da şey anladığım kadarıyla ölçümlenmiş ve sabitlenmiş bir konu. Dediğin gibi efendim pardon.
Alo. Diğer soruya geri dönmeden önce beyin egzersizi adına yani zihni çalıştırmak adına neler yapılabilir?
Aklına gelen böyle burada en önemli şeyler iki tane şey örnek verebilir misin? Bunun için çok enteresan bir şey var. Su doku çok önemliymiş. Beyni çalıştırmak için yani bulmacalar içinde ve şeyler içinde su doku çok önemliymiş. Diğer bütün bulmacalardan. Önde. Bir de yeni bir dil öğrenmek. Yeni bir dil öğrenmek ikisi de çok çok faydalı bir şeymiş beyni çalıştırmak açısından. Ben İspanyolcuya başladım. Ayrıca da Sudokuya devam ediyorum. Yani o konuda kendimi birazcık geliştirmeye çalışıyorum. Soruna gelince o konuda aslında... Ortaokuldan itibaren bazı konularda cidden şanslıydım. Çünkü benim okuduğum okulda ve o zamanlarda herhangi bir aktiviteye katılmak okulumuzun en önemli gerçeğiydi. Yani yalnız akademik başarılar değil. O okulda herhangi bir kulüpte, herhangi bir aktivitede yer almak, bir enstrüman çalmak, resim yapmak veya kütüphaneye ilgilenmek, sosyal servisle ilgilenmek ve tabii ki en doğal olarak da spor yapmak bütün öğrencilerin en böyle oturarak gittiği olaylardı derslerin dışında. Fakat o hakkı elde edebilmek için okula girdiğimiz günden itibaren çok ciddi bir kural vardı. O da bu aktiviteleri yapmanız için not ortalamanızın iyi olması gerekiyordu. Ve zayıfınızın hiçbir şekilde olmaması gerekiyordu. Yani toplam ortalamanızda atıyorum... 7-8 olabilir de ama 1-2 dersiniz de zayıf olabilir. Bu da sizi spor yapmaktan ve diğer şeylerden alıkoyuyordu veya diğer bütün aktivitelerden. Burada babamın da bu konuda çok otoriter olmasının belki bende ciddi bir etkisi vardı ve ben o yüzden derslerimle sporu doğru planlamak zorunda olduğumu hep hissettim. O yüzden de spordan fedakarlık yapmamak adına da derslerimi her şeyden önce çalışıp ona göre de hayatımı devam ettirmem gerekiyordu. Ders konusunda da... Belki de en önemli konulardan biri benim için, ben dersleri sınıfta öğrenirdim. Ve yapılacak bir ödev varsa da onu o gün hemen muhakkak yapardım. Yani üç gün sonra ya ise ödev, onu iki gün sonraya bırakmazdım. Hem genelinde yapmaya çalıştığım şeyleri hem de sporu en iyi şekilde devam ettirmemi üniversiteye kadar sağladı. Üniversitede iş birazcık tabii zorlaştı. Yani hem İstanbul'a gelmek hem profesyonel... Yani senin dediğin gibi bugünle karşılaştığında çok amatör bile olsa profesyonel şartlar altında... Ve üst seviyeliklerde, milli takımda oynuyor olmak, aynı zamanda iyi bir okulda, iyi bir bölümde okuyor olmak olayı birazcık zorlaştırdı. Ama buna rağmen çevremdeki insanların da büyük yardımlarıyla ve bazı konularda gösterdikleriyle, hoşgörülerle Üniversiteyi de maalesef beş yılda bitirebildim ama o bir yılı milli takım kampından dolayı kaybetmek zorunda kaldım. Çünkü tam finaller sırasında milli takım kampımız vardı. Orada tercihimi öbür yönden kullanmıştım. Oradan da böyle bugünlere doğru geldik. Bilmiyorum yani bu sorunla... Yeterli bir cevap verebildim mi?
Gayet net oldu. Şeyi merak ediyorum peki, babanın konuya etkisini ve yönlendirmesini bir taraftan söyledin. Bu, bizim bildiğimiz haliyle bir şey var. Düşüncelerini ve fikirlerini abime ve bana anlatışın ve yorumlaman adına bu nokta... Sen kendi kafanda çocukların yetişimi döneminde neler uygulamayı düşünüyordun veya bizim eğitimimize önem vermek adına neler düşünerek hareket ettin? Bunu da paylaşır mısın bizle? Daha sonra da Ahmet...
Teşekkür ederim yine. Aslında belki size nasıl geldi bilmiyorum. Yani sana ve... Murat Can'a ama ders konusunda inanın ben sizi çok fazla zorlamadım yani. Çünkü benim o sırada asıl belki kendimden tecrübe ettiğim konu bugünkü eğitim sistemimiz tamamıyla nota yönelik herhangi bir sınavdan aldığın bir notla seni ölçüyor, bir şekilde değerlendiriyor. Ben demin de başında da söylemeye çalıştığım gibi eğitimin yalnız o nota bağlı olmadığını düşündüm ve bilmiyorum Muratcan'da, Sinan'da hatırlar mı? Ama onlara söylediğim bir şey vardı. Benim için not almayacaksınız. Yani aldığınız sınavdaki aldığınız herhangi bir notun benim için olduğuna inanmayın. Ben sizden o notu istemiyorum. Yani ben mühim olan olayın ne olduğunu öğrenmenizi, o konuda kafa çalıştırmanızı Ve yapabildiğinizin en iyisini yapmanız benim için eğitimden benim anladığım o günde bugün de oydu. O yüzden ben hiçbir zaman ne Muratcan'a ne Sinan'a niye herhangi bir sınavdan onun üzerinden 9 aldılar diye laf ettiğimi hatırlamıyorum. Hatırlıyorlarsa bilmiyorum hatırlatsınlar. Ama özellikle Sinan'la bu konularda bazı zamanlar bayağı çekiştiğimiz ve ufak tefek problemler yaşadığımızı hatırlıyorum. O da genellikle pundayı ne kadar çok... Tekrar etmesi veya çalışmasıyla ilgiliydi. Bu konuda söyleyeceklerim bunlar şu anda.
Ben bir şey söyleyeyim bununla alakalı. Tabii ki sen bize doğru bir felsefe öğretmeye çalışıyordun. Ancak onu o yaşta algılayabilmek ayrı bir meziyet gerekiyor. Bence bu bizde var mıydı yok muydu tam anlamıyla bilmiyorum ama buradaki... Komik olan taraf notu tabii ki senin için almıyorduk ama notu alamazsak da antrenmana gidemiyorduk. Öyle bir problem vardı yani.
Doğru işte yani ama notu kendiniz için alıyordunuz. Yani bir de ama şöyle bir şey var hatırlıyorsan o konuları ben kendim de size söylemedim. Onları genelde özellikle Mustafa'yla bu konuda çok iyi anlaşıyorduk. Senin antrenörün... Mustafa olduğu zaman, çok uzun zaman, Mustafa onları kendi politikası olarak size sunduğu zaman, o zaman siz antrenörünüzle bu konuyu çözmeniz gerekiyor. Benim için çalışmıyordunuz, yani antrenörünüz için çalışmanız gerekiyordu. Durum öyleydi yani ama...
Hayatın hiçbir yerinde başka birisi için çalışmıyorsun zaten ama bunu çocukların için...
Aynen öyle.
Şeyle anlamak çok kolay değil bence. Benim gözlemlerim en azından.
Yok yok. Yüzde yüz haklısın. Yüzde yüz haklısın. Yani bu konuyla ilgili olarak seninle yaşadığın bir olayı da anlatırım bir ara istiyorsan. Iıı yani bence önemli bir şeydi. Bizim açımızdan da aile olarak ııı doğru bir şeydi ve doğru bir şeyi size gösterdiğimizi en azından öyle zannediyordum ve öyle yapıyorduk yani.
Yani ben şeyi eklemek isterim bunda belki sırf yani benim hatırladığım şeyler içerisinde bir tane resimde galiba ortaokul zamanı resimde bir dönem böyle zayıf almak üzereydim dersten ve dersi dersi ekmeden demeyeyim ama yani dersten erken çıkıp maça gidemeyecek bir noktadaydım bu yüzden dolayı sizden ve antrenörlerimiz tarafından belki de şey olmadığından dolayı bir maça senin alıp böyle koşa koşa götürdüğünü geç kaldığınızı falan hatırlıyorum ama resim dersi oldu da hep böyle Aklımda kalmış noktasında da net olarak şey belki senin söylemeye çalıştıklarını kendimle beraber birleştirdiğim noktada aklımda kalan bir şey de üniversiteye yaklaşırken özellikle hani işte böyle bütün notların beş olması ya da yüz almam gerektiğinden öte yeterli seviyede neler yapabileceğimi görebileceğim bir dünyayla karşılaştığımı göz önüne getiriyorum ve de Eninde sonunda Amerika'da da bunu bir şekilde devam ettirdim. Dersi dinleyerek ve derse gösterdiğim ilgi alakanın aslında benim daha sonraki çalışmam gereken şeylerden çok daha işimi kolaylaştıracağını ve daha az çalışmama ortam sağlayacağını da gördüm. Bu gerçekten özellikle üniversite tarafında işime yaradı ki, yani Tarsus'ta size verilen kurallar ve benzeri şeyler bizde üniversitede de aynı şekildeydi. Burslu kalabilmek için ve sahaya girebilmek adına en az 4 üzerinden 2 ortalama gerekiyordu. Mecburdu. Bunları da bir şekilde yaptık. Abi senin için nasıl gidiyor peki şu andaki süreçte bu?
Bu dönem herkes için zor olduğu kadar bence bizim jenerasyon için ayrı bir zorluğu var. Çünkü ilk defa evde eğitim, evde çalışma bunları tecrübe ediyoruz bence jenerasyon olarak. Evde eğitimin zor tarafı öğretmenlerin her birini çok daha yakından anlayabiliyorsunuz. Tabii ki evde tek çocuk olduğu zaman daha kolay olacaktır. Sayı arttıkça da iş zorlaşıyor. Öğretmenlerin sınıf içerisinde 40 dakika çocukları konsantre halinde tutabilmek için ne çaba harcadıklarını şimdi çok daha yaşayarak öğreniyoruz. Burada bir de tabii şu da var. Bizim dönemimizde kıyaslamak tabii ki çok gereksiz oluyor ama iPad denen aygıtlarda çocuk aynı anda birkaç tane şeye odaklanabiliyor. Ya da bir tanesine odaklanıyor aslında da başka şeylere de bakabiliyor. Öğretmeni orada ders anlatırken o müzik dinleyebiliyor. Bunları normal sınıf içerisinde yapamaz ama şu anda burada işte ilkokul çocuğuna, dördüncü sınıftaki oğluma... Bazı şeyleri öğretmeye anlatmaya çalışıyorum gayret içerisindeyim. Bizim de kavgalarımız olmuyor mu? Tabii ki oluyor ama kavga etmeden de tartışmadan da bazı yerlerde ilerleyemiyorsunuz. Ama en azından bu şöyle bir avantaj sağladı bence onlar adına benim gözlemlediğim kendi programlarını kendileri yönetmeyi şu an yavaş yavaş başlıyorlar çünkü okuldayken zaten sürü psikolojisiyle sınıfa gitmesi gerekiyor, derse girmesi gerekiyor ama şu anda onu Benden başka sadece kendisi yönlendirebilir. Benim 11-20'de Türkçe dersim vardı, bilgisayarı açmam lazım. Öbür türlü çünkü çocuklar ikisi de bütünüyle evdeki basket potasıyla, tenefüsü oraya geçirdikleri için o tenefüsten kendisi dönmesi gerekiyor. Onun için de alarmını kuruyor veya başka ne yapması gerekiyorsa kendi programını kendisi düzenliyor. Bunun da 10 yaşında vakıf olması... Beni açıkçası mutlu ediyor. Ama evde ders kolay bir şey değil söylemek gerekirse.
Evet, doğru diyorsun.
Peki, size diğer konuya geçmeden önce bir şey daha sormak isterim. Bunu herkese soruyorum bu arada, farklı cevap vermek isteyenler de şey olabilir. Eğitimin içerisinde ben hem merak etmek ve sorgulamayı... Bir arada gördüğüm bir sürü alan var. Kendimce bunu gördüğümü düşünüyorum. Baba öncelikle sen ne düşünüyorsun bu noktada? Yani sorgulamak dediğim, yani öğretilenler ve işte ne diyeyim genel bir kavramı içerisinde olan bitenler bunlarla beraber bir de aynı zamanda haliyle kafamızda oluşan soru işaretleri cevap bulmak adına da sorgulamak. Doğru bir şeymiş gibi geliyor. Bu konu hakkında ne düşünürsün?
Yani aslında dediğin doğru. Yani baştan da zaten eğitimi tanımlarken beynimizi eğitmek, beynimizi çalıştırmak olarak bunu tanımladık zaten. Herhangi bir şu andaki var olan gerçekleri öğretmek değil konu. O yüzden şu anda cidden oldukça bir vaktimiz de var. Yani normal günlük saatten çok daha fazla çalışıyoruz. Çünkü şu andaki sistemle zaten teknolojiyle her an dünyanın herhangi bir saatinde herhangi bir yerine göre bir şeye konumlanabiliyoruz. Bu yüzden de bunu başta hem Muratcan'ın hem senin de bahsettiğin gibi bu zorlu durumu bir fırsata çevirmemiz lazım. Onun için buradaki konuları ve kendimizi ilgilendiren gerçekleri de sorgulamamızda bunlara kendi içinde ya çözümler ya da bir ilerleyici yol bulma konusunda da bu zamanı öyle değerlendirmemizin doğru olduğunu düşünüyorum. Bilmiyorum soruna cevap oldu mu?
Gayet yeterli oldu. Abi sen ne düşünürsün ve daha sonrasında bir şeyler eklemek isteyenler var mı?
Ben başka bir şey söylemek istiyorum. Öbürü de beş yaşında anaokulundaydı normal şartlarda. Hep bundan öncesinde bu olay yaşanmadan öncesinde insanlar işte ileride okullar kalkacak, bütün eğitim evlerden olacak diye düşünüyordu. Ama bence okulun önemini burada hep beraber anlamış durumdayız. Çünkü okul sadece gidip ders aldığımız bir yer değil. Asıl en önemli olan tarafı da çocukların özellikle sosyalleştiği bir alan. Ve başkalarından yani sadece anne babasından değil başkalarından da otoriteyi görüp onlardan da belli bilgiler ve örnekler alabilmesini sağlıyor. Ve buna dayanarak ben ileride işte planlanan okul olmayacak okullar bütünüyle evlerden insanlar bilgiyi alacaklar eğitimlerini alacaklar şeklindeki görüşü ben açıkçası biraz karşı buluyorum ve çocukların muhakkak belli bir yaşa kadar Lise yaşına kadar diyelim. Okula gitmeleri gerektiğine inanıyorum. Öbür türlü sadece anne ve babaya kaldığı takdirde veya bilgisayara kaldığı takdirde çocuk sadece kendi ilgisinin olduğu şeye karşı eğitim almaya çabalayacak ve belki de hiç görmediği bir şeyden çok büyük keyif alacak ama bunu kendi evinde bulma ihtimali yok. Bunu sadece okul veya o tarz eğitim kurumlarında alabilir. Bu da bence dünya açısından bir farkındalık oluyor. Asıl amacıyla bir test oluyor. Bunları öğreniyoruz, gözlemliyoruz. Kesinlikle bir yaş limitinin olması gerektiğini düşünüyorum.
Teşekkür ederiz. Konuyla alakalı bir şey eklemek isteyen var mı izleyenler arasında?
Ben Muratcan'ın çok güzel bir noktaya değindiğini düşünüyorum. Cidden okulun ve buradaki eğitime genel olarak bir kurumsal yaklaşımın ne kadar önemli olduğunu da vurgulaması açısından kesinlikle katılıyorum.
Sanırım izleyici olarak devam etmeye herkes devam ediyor. Ben bir sonraki düşünce ve herkesin aklında olan bir şeye böyle biraz farklı bir bakış açısı veya bizim bakış açımızı getirecek bir şey konuyu açmak isterim. Şu anda hepimiz için dediğimiz gibi alışkanlıklarımızın dışında bir dünya yaşıyoruz ve çeşitli engellerle karşılaşıyoruz. Örnek vermek gerekirse benim bireysel olarak sezonum devam etmiyor. Kimsenin okuduğu aynı şekilde devam etmiyor. Üniversite okuyan arkadaşlarımız var. Burada eğitmen olan arkadaşlarımız var ve aynı zamanda lisede ve... Alt okula hemen arkadaşlarımız var. Engellerin ve zorlukların yaratacağı fırsatlar hakkında öncelikli olarak ikiniz ne düşünürsünüz? Daha sonrasında da yine bu işte fırsatları nasıl pozitife çevirebiliriz? Hem başta konuştuğumuzun yanına eklemek adına.
Aslında dediğim gibi yani dünya böyle bir şeyi daha önce hiç tecrübe etmedi. Yani ettiyse bile o dönemlerde biz yoktuk. Yani biz birebir böyle bir durumu tecrübe etmedik hiçbirimiz. Burada ben bu konuyu düşündüğüm zaman aklıma uzun süreli sakat kaldığım ve evden çıkamadığım çünkü ayağımı kırdığım, çatlattığım bir dönem geldi. Ki o gün idmanda ayağım çatlamıştı akşam idmanında. Perşembe günüydü. Hafta sonu cumartesi Tofaş'la birinci devrenin finalini oynayacaktık İstanbul'da. Yani o maçı kazanan birinci devreyi lider bitirecekti. O gün idmandan sonra okula gidip fizik sınavına girecektim. Oradan da eve gidecektim. Ayağım kırık kırık, karlı bir gündü. İdmana devam etmişim. Yani ayağıma ağrıyordu ama kırıldığının farkında değildim. Oradan idmana gittim. İdmandan antrenmana gittim. Sınava gittim. Sınavdan aşağıya okula arabalar inmiyordu. Kardan dolayı yürüdüm. Eve geldim. Evde elektrikler kesildi. Beş kat. Yürümek zorunda kaldım falan filan ama ertesi sabah bir baktım ki ayak dağ üzerine basamıyorum. Ayam meğersem çatlamış kırılmış. Ve bir ay evden çıkamadıydım. Ta ki ayağım açılana kadar. Ayağımın altısı açılana kadar. O bir ayı... Nasıl değerlendirdiğimi nasıl geçirdiğimi düşündüm şu anda. Aslında o dönem o kadar kendime dikkat ettim ki antrenmanlar başlayamadan önceki son günüm tarihimdeki en zayıf olduğum günlerden biriydi. Yani yememe, içmeme işte o kadar dikkat ettim. Çünkü evdeyim, antrenmanım yok, hareket edemiyorum falan filan. Ve ayağım açıldığı gün doktor işte bir ay sonra hafif hafif koşmaya başlayacağımı, ondan sonra 2 ay sonra da belki antrenmanlara çıkabileceğimi söylemişti. Ama ayağım açıldıktan sonra benim o kadar vaktim yoktu. Cumartesi ayağım açıldı. Çarşamba günü idmana çıktım. Öbür cumartesi de maça çıktım. Ve ondan sonrasında kendimi en iyi şekilde hazırlamaya çalıştım. Mental olarak da evde kaldığım dönemde o gününü düşünerek, o günlerde ne yapacağımı düşünerek hayata devam ettim yani. Benim bu konuyla ilgili çok bireysel bir konu ama yaşadığım şey oydu.
Ben şeyi merak ediyorum bununla alakalı bir de ben az çok hikayeyi bir... Biliyordum genel haliyle. Peki ayak bileyinden problem yaşamış da bir sporcu olarak sormak istedim bunu. Şey ne kadar daha zor bir hale geldi. Ayağının esnekliğini kaybettiği noktada ki gene hem bugünün farkları ve teknolojinin geldiği noktayı düşünürsek hikayenin içerisinde ulaşabileceğin imkanların da farklı olduğu bir dönemde o altçıdan çıktıktan sonra kira verdik. Süreci. Eee senin için neler eksilmeye başladı sporculuğunda ve oyunculuğun oyununda?
Ayak bile aslında ilk o ilk çarşambadan cumartesiye kadar olan dönemde eee ayağımı ilk idmanda hatta çarşamba gününde hiç unutmuyorum.
Çarptım.
Yine kırıldı zannettim. Yani o büyük bir korkuydu. O korkuyu atlatmak ııı benim en azından bir ayımı aldı. Yani bir aylık bir dönemde hala ııı ayağım yine kırılacak mı? Ayağım yine kırılacak mı? Insanın kafasında arkasında o şey var. Biraz daha yavaşlatıyor tabii. Iıı o dönemde artı ııı Ya bir ay yattım, bu yattıktan sonra benim daha fazla çalışmam lazım ki hem takımdaki yerimi tekrar alayım hem de olaya tekrar en iyi şekliyle hazır olayım diye. Aslında oradaki yanlış orada başladı, şişme anlamayı orada başladım. Yani çünkü yemek kapasitem... Normal bir besin şeyinin üstünde oldu. O dönemde, o sonraki bir aylık dönemde aldığım kiloları hala veremedim. Tabii bu beni yavaşlattı. Doğal olarak oyunumu da yavaşlattı. Onların etkilerini o şekilde yaşadım. En ufak bir şey de ayağım kırılacak mı tekrar, ayağıma bir şey olacak mı tekrar korkusu çok uzun bir süre atamadığım bir korku oldu. Onu demek ki düşünmemişim veya onu halletmemişim kafamda.
Abi senin var mı böyle bir tecrüben? Geçmişe dönüp baktığında engel veya zorluk yaratabilecek şekilde olan?
Engeller hep vardı. Sonuçta babamın verdiği örnek tabii ki kişisel bir örnek. Ama burada asıl bence olan şu andaki belirsizlik ortamıyla alakalı olarak bir sporcu için en önemli, en büyük zorluk, bir insan için en büyük zorluk belirsizlik. Babamın durumunda evet sakatlık yaşamış çok zor bir dönem ama bir ay sonra toparlanacağını biliyoruz. Çünkü doktor bir ay sonra iyileşeceksin diyor. Babam kendisine iyi baktığı için o bir ay alçı çıktıktan sonra hemen sezonuna başlayabiliyor, devam edebiliyor. Şuradaki problem bu olayın ne zaman biteceğini hiçbirimiz bilmiyoruz. Ve insanları bence asıl psikolojik olarak zorlayan taraf da bu. Mental gücümüzü de hep yüksekte tutmamız gerekiyor ve her daim kendimize bir hedef, bir umut belirlememiz gerekiyor. Öbür türlü insan ne kadar belirsizlik içinde olursa o kadar daha demoralize oluyor, boşluğa düşüyor. Bunlardan çıkabilmek için de disipline etmek gerekiyor kendisini. Her zamana kendisine bir program yapması gerekiyor. O programın sadık kalması gerekiyor. Çünkü sen şimdi bir sporcusun ve bence bu konuda avantajlı olan sporculardansın. Çünkü bu olay 20'li yaşlarında başına gelmiş olsaydı psikolojik olarak çok daha büyük zorluklar yaşayacaktın belki de. Ama 36 yaşında bunu yaşadığın için belki de bir fırsat çünkü vücudun dinleniyor. Kendine bakabiliyorsun, kendini çok daha iyi... Rehabilite edebiliyorsun. Öbür sezona daha iyi hazırlanabiliyorsun. Ama öbür sezon ne zaman olacak? Şu an açıkçası bilinmiyor. İnşallah en yakın zamanda olur. Ama benim de başıma sakatlıklar geldi. O sakatlıklarda tabii ki insan demoralize oluyor. Ne zaman geçecek, ne zaman geçecek diye düşünüyor. Burada dikkat edilmesi gereken insanların kendilerine hedef belirleyip O hedef doğrultusunda bir program hazırlayıp o programa uymaları.
Evet. Peki abi zihinsel olarak senin kafanda oluşan egzersiz veya uyguladığın şeyler var mı? Belki şu anda oyuncu olarak olmasa bile en azından aile ortamında ve bile veya atıyorum yapma çalıştığın işler içerisinde bile bazen ihtiyacın olabilecek şeydir. Fit almaya çalıştığını biliyorum ama zihinsel olarak uygun gördüğün veya düşündüğün egzersizler var mı?
İşin komik tarafı Dünya Sağlık Örgütü bir sene önce bütünüyle PlayStation ve otur egzersizleri zararlı olarak insanlara söylüyordu. Şu anda ise bütünüyle Dünya Sağlık Örgütü açıklama yaptı. Evde PlayStation oynayın diyor. Bizim evde genelde PlayStation var. Bu zihinsel olarak tabii ki bizi... Geliştirmiyor ama genelde şu anda benim evimde yapılan en büyük aktivite kutu oyunları ve Playstation. Babamın dediğine ben çok ilk başta söylediğine katılıyorum. Yeni bir dili öğrenmek beyni çok çalıştırıyor ama gerçekten inanmayacaksınız. Ben evde çok şu anda pek vakit bulamıyorum. Bilgisayara açıpta birazcık dili öğreneyim ya da... Bir aktivite yapayım kendime diye. Benim en güzel aktivitelerim akşam herkesi attıktan sonra kitap okuyabilmek. Ben kendimi öyle geliştirmeye çalışıyorum. Herkesin de kendi zevklerine göre belli kitaplar vardır. Ben genelde gerçek hikaye, özellikle sporcu hayatları olduğu zaman onlar hoşuma gidiyor. Ama şu anda mesela sporla alakalı değil ama İlber Ortaylı'nın hayatı nasıl yaşamalıyız diye bir kitabı var söyleşi tarzında onu okuyorum o çok tarihi de her zaman sevdiğim için farklı bir bakış açısı getiriyor bence dünya gözümüze benim söyleyebileceğim bu teşekkürler kitap konusuna girince Biraz da Ekin'in senin ve Yasemin'in sayesinde son zamanlarda edindiğim bir kitabı okudum.
Marty'yi. Marty Jonathan'ı okudum. Livingston'ı okudum. Yıllar önce okumuştum. Tekrar okumak beni bambaşka yerlere götürdü. Veya aslında bugün başlangıçta konuştuğumuz konuyla da çok alakalı yani aslında kitap şeyin hayatın birçok konusu hakkında çok derin mevzuları çok basit bir dille anlatır gibi gözüküyor ama beni eğitim yönünden de neler yapılması gerektiği şeklinde tekrar yakaladı. O yüzden onu da hem size teşekkür ederim hem de tavsiye ederim.
Biz teşekkür ederiz. Babacığım engel tarafına geldiğinde benim aklıma gelen hikaye geneliyle belki de altyapılarda yaşadığım süreç ve fiziksel olarak hazır olmadığım dönemlerde karşılaştığım engeller oldu. Belli noktalarda da bunların karşısına çıkarken, Amin'le dediği gibi ki siz ikiniz benim o dönemki psikolojimi benden çok daha farklı bir şekilde biliyorsunuz ve görmüşsünüzdür ve benim belki de bir sürü şeyi aşmamda yardımcı oldunuz o dönemlerde ama o engelleri düşündüğüm noktada halilen basketbola olan sevgimin çok fazla yardım olduğunu düşünüyorum. Hem oynamaya devam etmek adına hem de kendime çıkış yolu görmek için kendimi kanıtlamak adına. Bu dönemden bahsetmek gerekirse de abim dediği çok doğru yani. Şu anda aktif olarak oynayan herkes belli şekillerde aynı şeyleri düşünüyorlar. Neler olacağını bilmeden ve işin içerisinde bulunan dinamiklerin hepsinde böyle soru işaretinin olduğu bir ortam var. Ama olabildiğince fiziksel olarak hazır kalmak önceliğimiz. Abim dediği gibi de o kendimi dinlendirme fırsatı ve rehabilitasyon fırsatı benim için çok önemli hale geliyor. Diğer tarafından tabii ki de hepimizin bildiği gibi profesyonel seviyede sporculuk çok büyük özveriler gerektiriyor. Bu noktada ailemle vakit geçirebiliyor olmak. Ayrı bir önem taşıdı ve işte beraber geçirdiğimiz vaktin hem tadını çıkarma çabası hem de onun değerli olarak görüp eklemek adına. Abimin söylediklerine ve babamın söylediklerine gün içerisinde işte egzersiz olarak, zihin egzersizi olarak neler yapılabilir diye düşündüğümde eee abi bilmiyorum vaktin olur mu yapabilir misin bilmiyorum günde beş dakika bile yetebiliyor aslında. Hazır babamla başlıyorken birlikte konuşmak için belki ufak bir challenge olur bize. Duolingo'yu kullanabiliriz. İspanyolca öğrenip onun üzerinden. O aklıma geldi. Bir de aynı zamanda her zaman için meditasyon bana yararlı olduğunu düşünüyorum. En azından belli noktada kendi nefesime dönüp, ana dönüp bu anı yaşamak ve farkındalığı yaşamak adına. Meditasyonun çok yardımcı olduğunu düşünüyorum. Herkes birer tane kitaptan bahsetti. Ben de bu aralar, geçen günde sosyal medyada paylaşmıştım, Faruk Eczacıbaşı'nın Daha Yeni Başlıyoruz kitabını okumaya başladım. Özellikle teknoloji ve inovasyon tarafında nelerle karşılaştığını ve Türkiye'nin ilk internet kullanıcılarından biri olduğunu düşündüğümüz noktada O sürecin nasıl ilerlediğini ülkemizde ona anlatan bir hikaye. Benim de çok hoşuma gitti. Kapatmadan önce birkaç tane de soru almak isterim ama herkes utangaç gibi şey yapıyor derken Azra'dan bir tane soru var.
Sorulara geçmeden ufak bir şey yapayım. Reklamlar reklam gibi değil ama Dora Lingoyu bilmiyorum nasıl nedir ne değildir. Yine internet üzerinden bu suyu kullanıyorum ve çok memnunum. Onu da size de hatırlatayım dedim.
Teşekkürler.
Evet, Azra'dan bir soru geldi galiba.
Evet. Azra'dan bir soru var. Bu dönemde psikolojik beceri antrenmanı yapılması gerektiğini söylüyorlar. Bu antrenman nasıl yapılıyor? Bu sınavı da... Ah, gitmiş galiba. Ömer daha iyi cevaplar diye düşünüyordum. Ancak yönlendirmem varsa baba seni dinliyoruz öncelikle.
Yönlendirmem yani dediğin gibi Ömer ve şey bu konuda daha yardımcı olacaktır ama siz o konuya benden daha da hakimsiniz. Özellikle meditasyon konusunda. Yoga ve meditasyon olarak neler yapıyorsunuz? Bence oralardan bizlere biraz bilgi verseniz iyi olabilir diye düşünüyorum.
Yani psikolojik beceri antrenmanı yapma tarafında gene farklı aplikasyonlar var diye ben biliyorum. Biraz daha oyunlaştırılmış. Ziyinsel çalışmaların olduğu bir tanesinin örnek vermem gerekirse adı Elevate. Şeye de yazıyorum şuraya chat tarafına. Ancak yani özellikle benim hem kullandığım hem de çok yakın olduğum grup olan Meditopya'nın zihinsel egzersiz konusunda önemli... Yardımları ve öğretileri olduğunu düşünüyorum. Genel haliyle sadece işte farkındalık ve işte zihni dinlemek adı açısından değil biraz böyle gerçekten anın farkına varmak ve hayatın koşturmacası içerisinde belirli seviyede bunun dışına çıkabilmek adına bunları deneyebilirsin. Az daha gerekirse de bunlarla alakalı farklı linkleri de sana daha sonrasında da öğreniriz ve yollamaya çalışırım. Bir taraftan toygu yanlıktan bir tane soru geldi. Bu arada sorularınızı sormak için hem mikrofonunuzu hem kameranızı da açabilirsiniz. Ama yine de buradan paylaşıyor olayım. Bu aralar zamanını değerlendirmek adına çok önemli. Böyle olduğunda seni etkileyen ve etkileyen ve önerebilen süren... Önerabileceğim bir kitap var mı diye sormuş. Benim en çok sevdiğim kitaplardan bir tanesi, okumaktan çok keyif alarak okuduğum kitaplardan bir tanesi, Jürgen Efendisi. O seri olarak hatta böyle, o dünyanın neredeyse bütün içinde bulundurduğu kitapları da, filmleri de çok beğenerek ve keyifle izlediğimi söyleyebilirim. Abi senin var mı buna uyabilecek bir okuduğun bir kitap?
Ben soruyu tam duyamadım Sinan, arada senin sesinde şey oluyor.
Çizirt oluyor. Okuduğunda seni etkileyen ve etkisi uzun süren önerebileceğin bir kitap var mı?
Ben o konuda beni en çok etkileyen ve okumaktan tekrar tekrar zevk aldığım simyacı Paula Coelho'nun simyacı kitabını çok beğeniyorum. Ki yazarı daha o kitap sayesinde tanıdım. Ondan sonraki kitaplarını da açıkçası beğendim. Ama bu konuda senin söylediğin gibi Yüzüklerin Efendisi veya herhangi bir roman insanların zihnini çok daha başka yerlere götürebiliyor. O anda mesela odaklanmaktan bahsediyoruz dedik. Eğer kitabı gerçekten içten ve konsantre olup okuyabiliyorsan seni hakikaten ve sürükleyici bir romansa da o ana götürebiliyor. Bu yüzden de zaten ben kitapları ayrıca çok seviyorum ama beni en çok etkileyen kitap... Demin de söylediğim gibi simyacı. En son basketbol ile alakalı olarak da tabii ki kendi dönemimin en sıkı takip ettiğimiz Larry Bird ve Magic Johnson'ın The Game Was Ours'u okudum. O da beni çok hoşuma gitti. Tabii ki bunun İngilizce okunmasını tavsiye ederim.
Teşekkürler. Başka sorusu olan var mı bu sırada?
Kimsenin yok mu?
Gelen soru yok gibi gözüküyor. O zaman eee abim ve baba ben eee size çok teşekkür ederek eee burada ilk programımızı kapatayım. Eee daha sonraki günlerde eee daha eee hem farklı insanlar da yanımıza aramıza katılacak. Eee daha ve de bu sohbeti biraz daha derinleştirme ve çeşitlendirme fırsatımız olacak. Programı da olabildiğince sosyal medya hesaplarından vs. paylaşırız. Ama bu sohbet için ve başlangıç yaptığımız için teşekkür ederim size ve katılan herkese.
Asıl ben teşekkür ederim bizi dinlediğiniz için.
Görüşmek üzere. Ben de. Hepinize çok selam sevgiler. Bir şey geldi diydim Mustafa Turul'dan ama...
En son Mustafa da bir film tavsiye etmiş bize. Patch Adams filminin izlenmesini tavsiye ediyor. Onunla beraber de kapatalım. Herkes kendine iyi baksın.
Görüşmek üzere.
Görüşmek üzere. Bay bay. İyi akşamlar.
More from Sinan

Yaz Basketbol Kampı Nasıl Seçilir? Sinan Güler, Güler Legacy hakkında Sıkça Sorulanları Cevapladı

NBA League Pass'de bir süre önce başlamış olan #NBAHoopCities de sıra İstanbul'da








