Necati Güler - Şükran Albayrak'la Gün Sonu

This content was created by Sinan Guler. This content was uploaded by Sinan Guler. This is a Turkish YouTube/talk-show interview titled "Necati Güler - Şükran Albayrak'la Gün Sonu" (posted 2019-10-29). Host Şükran Albayrak interviews former basketball player and organizer Necati Güler about the Güler Legacy (Güler Mirası) social-responsibility program and summer basketball camps started three years earlier (initiated by his son Sinan Güler). The conversation covers family and career highlights (mentions sons Sinan and Muratcan), camp logistics (two two-week periods, 5 cities x 10 children per city per period, university facilities and accommodation in Istanbul), impact on children (confidence, motivation, some choosing university), outreach to eastern Turkish cities, facility and funding challenges, and adoption of a performance technology/system (referred to as the 94.50 sensor ball and accompanying analytics). The excerpt is in Turkish and framed as a studio segment with viewer Q&A and program details.
Chapters
Sevgili izleyenler gün sonuna stüdyo konuğumuzla devam ediyoruz. Açıkçası çok heyecan duyduğum ve de birçok konuyu konuşacağımız burada önemli detaylar önemli bilgiler de alacağımız birisi var. Ama tabii tanıtırken de birkaç detayı ve bilgi de aktarmak istiyorum istiyorum sizlere. 147 kez milli olmuş Türkiye Liginde birçok şampiyonluğu Balkan şampiyonluğu aynı zamanda Akdeniz oyunlarında bronz madalya sahibi. Milliye Olimpiyat Komitesi üyesi aynı zamanda da bir dönem Türkiye Basketbol Federasyonu'nda eğitim kurulu genel sekreterliği ve başkanlığı yapmış bir isim. Ve daha da önemlisi, daha da değerlisi Türk basketboluna iki purlanta kazandırdı. Murat Cangüler'le Sinan Güler'i de kazandırdı. Ama bunun yanı sıra bu iki purlanta yetmediği daha da devam ediyor. Bir yaz kampı yapılıyor ve bu yaz kampını da birçok purlanta gelmeye devam ediyor. Tüm bu organizasyon ve tüm bu başarılığın sahibi Sayın Necati Güler.
Hoş bulduk, çok teşekkür ederim.
Bugün konuşacağımız birçok konu var. Söylediğiniz gibi bir kere Güler Legesi diye bir oluşum var. Bunun içinde sosyal sorumluluk da var. Aynı zamanda bir de birçok çocuğun da necati babası olmuşsunuz. Sinan abileri ve Muratcan abileri de var. Bunlara geçeceğiz ama ben basketbol liginde iki, biri Beşiktaş'ta diğeri Galatasaray'da oynayan iki değerli sporcunun babası olarak bir de bu kadar başarıya da sahip bir isim olarak nasıl hissediyorsunuz?
Mutluluk verici bir şey. Artı dediğin gibi iki tane oğlumun da aile geleneğini devam ettirmesi ve basketbolcu olmaları beni çok mutlu ediyor. Gurur verici bir şey.
Şimdi ben yayın öncesi tabi şey dedim, biz biraz da çocuklardan bahsedelim diye söyledim ama siz çocuklara geçmeden torunlardan da bahsetsek ben anlamadım. Tabi şimdi torun sahibisiniz aynı zamanda değil mi?
Evet, Muratcan'ın oğlu var. Selim. O da yani... Selim Topla tanıştı mı bu arada? Tabii tanıştı. Oynuyor arada bir. İşte... Ama küçük toplardığımız zaman kabul etmiyor. O babasının topuyla oynamak istiyor. İnşallah o günleri de görürüz.
Sizin çocuklar nasıldı? Sinan'la Muratcan'la aynı şeyi yapıyorlar mı?
Yani özellikle Muratcan o yaşlardayken sahadaydı. Sinan daha sonra başladı ama onu... Zaten spor sergi günlerinde aşağıda o dolaşmaktan yukarıda maç seyretmezdi pek.
Peki çocuklar tabi bu sene bir kere Beşiktaş ve Galatasaray derbisi hepimiz için heyecan verici olacak. İkisini sağda görmek bir de tabi hem oyunculuklarıyla hem de duruşlarıyla son derece örnek iki isim.
Sağol.
Tabi siz ailecekte bir gülerle gesi bu mirası devam ettiriyorsunuz. Doğru. Ve içine daha dönemlisi sosyal sorumluluk projeleri de var. Ama biz öncelikle bir yaz kampından bahsedelim istiyorum. Nedir, kaç ay devam ediyor çocuklar, kaç çocuk oldu, kaç yıldır yapılıyor?
Çok teşekkür ederim bu imkanı verdiğin için. Üç yıldır başladık. Üç yıl önce Sinan'ın fikri olarak başladık. Geçmişte Sinan da Muratcan da daha doğrusu ilk önce Muratcan gitmişti. Onları yaz aylarında Amerika'ya basketbol kamplarına gönderiyordum. Sinan 3 yıl önce benzer bir kampı, yaz kampını Türkiye'de yapmanın nasıl olacağı konusunda bizimle işte bizi ikna etti. Daha doğrusu böyle bir şey yapmak istediğini ve buna sosyal sorumluluk da katmak istediğini. Yalnız yaz kampı olarak değil. Ama bu imkanı bulamayan Türkiye'deki bazı bölgelerdeki çocukların da aynı imkanı sağlaması konusunda kendisinin de çaba sarf etmek istediğini söyledi. Bizde çok gurur verici bir şey tabii ki. Bir baba olarak benim için özellikle. Bizde bu konuda kendisine... Her konuda yardımcı olacağımızı ifade ettik ve öyle başladı. 12 tane çocukla başladığımız bu sene son 2 senedir 50 şer çocuk ve 5 şer antrenör geliyor.
50 şer çocuk, 5 şer antrenör yani her şehirden mi?
Yok, 5 tane şehir seçiyoruz. Her şehirden 10'er tane çocuk ve 1'er tane antrenör geliyor. 50 çocuk her bir dönem. İki dönem yapıyoruz.
Tabii bu çocukları burada İstanbul'da ağırlıyorsunuz.
Doğrudur, evet.
İstanbul'u hem gezdiriyorsunuz hem İstanbul'un bir vizyon sahibi yapıyorsunuz.
Kesinlikle.
Hem de çocuklara eğitim veriyorsunuz. Kaç gün sürüyor çocukların burada olması?
İstanbul, yani gelişleriyle gidişleri iki hafta. Toplam iki hafta. Yani ancak zaten Umratçan'da, Sinan'da o kadar zaman ayırabiliyorlar. Ve bu kamplarda... Muhakkak bulunmak istiyorlar. Yani onlar olmadan da böyle bir kampı devam ettirebiliriz aslında ama devam ettirmek istemiyoruz. Onlar da muhakkak kampı beraber çocuklarla yaşamak istiyorlar yani. Hep beraber, ben de yaşıyorum zaten. Çok güzel oluyor.
Peki isim de çok güzel bir isim. Gülerle Gölse, Güler Mirası. Mirası olarak herhalde... Evet doğru aslında... Kimden çıktı bu isim?
Sinan'dan çıktı. Evet yani bu konunun, bu projenin baştan sona aslında bütün şeyi Sinan'a o bakımdan hakkını teslim etmemiz lazım. Hem Muratcan'ın hem benim ama. Rahmetli babam da aslında futbolcuydu. İstanbul Sporda zamanının önemli bir futbolcusuymuş. Fakat ben onu yakalayamadıydım. Onun futbolculuk devresini. Ama çocuklarım benim oyunculuğumu yakaladılar. Her ne kadar şey yapsalar da biraz ne diyeyim artık. Baba siz de çok yavaş oynuyor musunuz?
Öyle mi diyorlar artık gerçekten? Beğenmiyorlar mı da o zamanlarda?
Deseler bile yani neyse biz onlar en azından o deneyimi yakaladılar beraber. Yani benim oynadığım dönemi seyrettiler. Son dönemler bile olsa. O yüzden babamdan gelen bir sporculuk mirasını şimdi çocuklarla beraber inşallah bir yerde torunlar Selim'le beraber devam eder diye ümit ediyorum.
Peki tabii siz yanlış hatırlamıyorsam 92 yılında bırakmışsınız.
Faal basketbolculuğu evet.
Ben 92 yılında başladım. Hiç yetişemedim maalesef ama o dönemden bu döneme Türk basketbolunda... Kısaca söylemek gerekirse neler değişti?
Çok şey değişti. Tamam onu mesela en çok... Doğru haklısın. Çok şey değişti. Bir kere tabii Türk basketbolu hem artık dünya sıralamasında dahi belli bir yeri olan bir basketbol oldu.
Ama bakıyorum o zaman da şampiyonluklar var.
Balkan şampiyonluğumuz var. Bronz madalya aldığımız dönem var. İyi oynuyorduk. Problem değil. Kulüplerimiz belli başarılarını elde ediyordu. Ezacıbaşı olsun, Oda'nın Ankara adıyla FSB sen olsun, Tofaş'ın Avrupa'da yine elde ettiği başarılar vardı ama şimdi Euroleague'de 3 takımımız var, 4. takımımızın olma ihtimali var. Avrupa Kupalarına Euro Kapa katılan 3 takımımız var, Euro Challenge'ye katılan 2 takımımız var. Teknik olarak baktığınız zaman da bugünkü basketbol tabi çok daha kuvvet, çok daha atletizm ve çok daha sürat isteyen bir oyun haline geldi.
Şunu sormak istiyorum, aslında spora biraz... Ek maddeler de girmeye başladı. Yani sporcular destek artık almak durumunda kalıyor. Çünkü tempoya maalesef vücut dayanmıyor. Ama şimdi doping demek belki yanlış olur ama sporcular bu desteği alırken ne kadar doğru buluyorsunuz? Ne kadar yanlış? Nereye kadar doğru ya da?
Valla yani bunun doğrusunu yanlışını zaten dünyada WADA diye bir kurum var. Onun tespit ettiği bir takım gerçekler var. Onun izin vermediğini kullanmak benim kabul edeceğim.
Benim zamanımda bir multivitamin olsaydı ben de daha iyi hızlı koşardım diyor musun?
Aslında onunla hiçbir zaman girmedim. Öyle bir şeyi hiçbir zaman düşünmedim. Çünkü belki bizim zamanımızda da bugün adını bile hatırlamadığımız ama insanların kullandığı bir takım şeyler. Muhakkak vardı. Bazı özellikle o zaman demir perde dediğimiz ülkeler vardı. Demir perde gerisindeki ülkelerin yaptıkları bazı çalışmaları soru işaretiyle karşılıyorduk. Ama yani onları bilemiyorduk neyin nasıl olduğunu. Ama ona karşı da mücadele etmek durumundasınız.
Peki tekrar şu sosyal sorumluluk projesine geri dönelim. Çünkü ülkede basketbol son yıllarda belki son 10 yılda yani biz bunu hep tekrarlıyoruz ama artık 10 yılı geçti. Geçtik neredeyse ve ciddi bir gelişim gösterdi. Birçok yerde spor okulu var. Artık devlet de ücretsiz spor okulları yapmaya başladı. Ama tabii sosyal sorumluluk projesi deyince yani hani belli bir yükü de yüklemek, sırtlamak da son derece önemli. Ben açıkçası bilmiyorum ama ben ilk olduğunuzu basketbolu ilk olduğunuzu biliyorum. Bu durumda sizi ayıran birçok ve de en önemli özellik de bu sosyal sorumluluk projesi. Çocuklardan işte gelen mektuplar var. Biraz sonra bu mektubu aktaracağım ama Şimdi size Necati Baba, Sinan abi, Muratcan abi diyorlar. Nasıl oluştu bu bağ?
Şimdi aslında çok... Yani tamamıyla tesadüfen oluştu. Şöyle ki... İlk sene böyle bir şey yapmaya karar verdiğimizde... İşte Hakkıyer'den 12 tane çocukla tanıştık. Onlar da başka bir proje kapsamında İstanbul'dalardı. Onları kampa davet ettik ve bizle beraber kampı yaşamaya başladılar. Onların bu konudaki hassasiyeti ve özellikle antrenörlerinin ve bazı çocukların bu konuya eğilişleri bizi daha da aslında bu konuda teşvik etti. Onun üzerine bir sene sonra her bir şehirden onar tane çocuk bunların bir kısmının kız bir kısmının erkek olarak seçilip getirilmesi projesini geliştirdik. Ve bunu bu sene de tekrarladık ve daha da izin verirse yani birçok şey bunu geliştirerek yani rakamı da arttırarak devam ettirmek istiyoruz.
Peki bu sayılar artarken, sporcu sayıları artarken sistem daha da gittik. Sistemle ilgili bir takım ayrıntılar var sevgili izleyenler. Türkiye'de şu ana kadar basketbolda kullanıldığını ben görmedim. Bilmiyorum biraz sonra detayları alacağız ama kullanılan bir sistem oradan 9450 sistemi. Bu sistemle ilgili de detaylar var. Bir sporcunun gelişimi, ne gözeten, aksaran, yardımcı olan bir sistem. Bir teknoloji yani ürünü. Ve tabii sporda da bu teknolojiyi de... Gözarlı etmek mümkün değil. Sporla birlikte teknolojinin de içeri girmesi gerekiyor ve bunu da Türkiye'de ilklerden biri. Biri değil belki ilk. Buna da geçeceğiz ama ben sporcuların rakamları sayıları artarken Türkiye'de tesis sıkıntısı yaşanıyor. Spor okulları var ama tesis yok. Kiralar çok pahalı işte ya da kendi sahanızı yapmak da zor bir şey ya da pahalı bir şey gibi konuşuyoruz. Size bu konuda destek veren ya da... Bu tesis sıkıntısı nasıl hallediyorsunuz?
Aslında bu konuda bizim özellikle önemli bir prensibimiz var. Yani 3 senedir de bunu devam ettiriyoruz. Biz bu kampları üniversitelerde yapmayı düşünüyoruz ve öyle başladık.
Tercih ediyorsunuz.
Tercih ediyoruz. Yani birincisi de ilk başta ilk sene IŞİK Üniversitesi idi, ikinci sene Koç Üniversitesi. Bu sene Özgey'in Üniversitesi'nde yaptık. Yani buradan bana bu imkanı verdiğiniz için tekrar teşekkür ediyorum. Başta Sayın Hüsne Özgey'in olmak üzere Özgey Üniversitesi'nin rektöründen bütün personeline ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Çünkü muhteşem bir tesisleri var.
Yani burada... Biraz sonra görüntü de görecektir arkadaşlar.
Özellikle salon çok güzel. Diğer tesisler de çok güzel yani. Yatakhanelerde, yurtlarda, yemekhanelerde falan filan. Ama özellikle salon muhteşem.
Son derece önemli bir şey.
Bence en önemli şeylerden biri.
Üniversitede misafir yurtları da orada mı konaklıyoruz?
Orada tabii hep çocuklar değil hepimiz orada konaklıyoruz. Yani yurtlarda yatıyoruz.
Çok güzel.
Orada yemekhanelerde... Sporcuğun tam istediği gibi bir ortam aslında.
Temiz ve... Yazacağınız yer ne kadar yakınsa sporla karşılaştıkça nasıl oluyor?
Yani yürüme mesafesinde her gün yürüyoruz. İşte sabah kalkılıyor, yemekhaneye yürülüyor, orada kahvaltıdan sonra salona yürülüyor. Yani yürüme mesafesinde ve her şey muhteşemdi yani.
Sevgili izleyenler eğer bize ulaşmak isterseniz, sorularınızı, görüşlerinizi iletmek isterseniz arkadaşlarımdan zaten ekranda görüyorsunuz soru ve görüşleriniz için sporsiv.com.tr adreslerine sorularınızı ve görüşlerinizi iletebilirsiniz. Çünkü konu Türkiye'de çok basit gibi gözüküyor ama bu işi layıkıyla, değeriyle yapan kişilere önem vermek gerekiyor, kulak vermek gerekiyor. Çünkü burada sadece sporcu, belki iyi bir basketbolcu olaması da iyi bir kişilik ve bir vizyon sahibi yaratmak burada, çocuklara bir kapı açmak burada önemli olan. Ve biz bunların hepsini konuşacağız ve burada dediğimiz gibi yenilikler, ilkler, sosyal sorumluluk projeleri, yeni sistemler, teknoloji ürünleri de aynı zamanda Güler Legesi'nin içinde bulunuyor. Olacağız. Ama bir reklam arasına gidiyoruz. Reklamlardan sonra buradayız. Sevgili izleyenler gün sonunda sohbetimiz devam ediyor. Sayın Necati Güler'le hem Güler Legacy'i konuşuyoruz hem de tabii basketbol ile ilgili detayları görüşleri dinleyeceğiz ama dediğimiz gibi Güler Legacy'e çok önemli bir şey var. O da sosyal sorumluluk projesi Bugün zaten burada bulunmasının asıl amacı bu. Çünkü birçok örneği var. Spor okulu, yaz okullarının birçok örneği var. Ama sosyal sorumlu projesi deyince hiçbir çıkar olmadan bu çocuklara elinden geldiğince belki iyi bir basketbolcu olmasalar da dediğimiz gibi vizyon sahibi yapmak, onlara yeni şeyler göstermek ki bu çocuklar Hakkari'den, Diyarbakır'dan, Şanlıurfa, Elazığ, Gümüşhane'deki geçen yıl Van ve Sivirt vardı bu şehirler arasında. Bu şehirlerden gelen çocuklar ve bu çocukların İstanbul gibi bir şehre gelip burada basketbolun yıldızlarıyla bir araya gelmeleri, basketbolun çok değerli isimlerinden eğitim almak ama bunun yanı sıra tabii ki de çok farklı şeyler öğrenerek gidiyorlar, bir rüya gerçekleştiriyorlar. Bununla ilgili bir mektup var. Bu mektubu biraz sonra sizlere aktaracağız ama birazcık birebir yaşadığınız için siz efendim. Çocukların halet ruhu nasıl oluyor? Burada ne gibi duygular yaşıyorlar?
Aslında ilk geldiklerinde hepsi biraz çekingen. Yani çok çekingen. Ama o çekingenlikleri gün geçtikçe, idmanların içine girdikçe arkadaşlarıyla çünkü o sahaya çıktıkları zaman artık hiçbirimizin nereden geldiğimiz önemli değil. Üzerimizdeki forma var ve biz ayrı birer takım oluyoruz. O takımın bir parçası oluyorlar. O yüzden öyle kendilerine güvenleri artmaya başlıyor. Bizi aslında bu konuda teşvik eden olayların en başında gelen şeylerden biri de ilk sene o ilk 12 kişilik grupta 4 öğrencinin dönüş uçağında üniversiteye girmeye karar vermeleri ve bu konuda...
Üniversiteye girmeye karar vermeleri. Yani böyle bir planları belki yok ya da önlerinde bir örnek yok ama İstanbul'dan dönüşte ya biz... Bir de üniversite bünyesinden çıkıyor. Burada üniversite ortamını görüyor değil mi bu arada?
Oradaki üniversite ortamını görüyor, oradaki yaşantıyı görüyor. Başka okullar da var o sırada veyahut üniversitelerin yaz okulları oluyor, öğrencileri görüyor. O bizi cidden çok etkiledi. Ondan sonra da bu konudaki düşüncelerimizi doğru yolda olduğunu bize gösterdi ve teşvik etti aslında. Bunu öğrenmek bizim için çok önemli bir noktaydı yani. O çocukların hayatına dokunabilmiş olmak.
Değil mi? Peki sevgili izleyenler bize eğer ulaşmak ve sorularınızı iletmek isterseniz sporstv.com.tr adresine soru cevap kısmına lütfen bize sorularınızı aktarın. Sorular da gelmeye başladı ama ben biraz sonra fırsat bulursam eğer soracağım. Çünkü burada konuşmak istediğim bir konu daha var ki çok çok önemli. Spor sadece yüzeysel spor olarak bakmak gerek mi? Bakmamalı. Sadece koşmak, topu atmak, futbol, basketbol hiç fark etmiyor. Sporun içinde beslenme de var, anatomi de var, biyokimya da var. Birçok alan var. Bunlardan bir tanesi teknoloji ayrılmaz ikilisi. Yani ayrılmaz beşlisi belki de. Belki ilk beş saymak gerekiyor sporun ana dallarından biri olarak. Ve teknoloji de bunlardan bir tanesi. Basketbol da deyince teknoloji ne işe yarar, nasıl bir teknoloji kullanılır derseniz eğer... Toplu olan hakimiyeti nasıl yapılıyor? Türkiye'de benim dönemimde, sizin döneminizde yoktu, benim dönemimde de yoktu. Yeni kuşak şanslarıydı. Onların döneminde işte sporcunun çok küçük yaşta daha, daha çabuk gelişimini sağlayacak, gelişimini daha iyi takip etmek adına bir sistem var. O da 94-50-94-50 diye bir sistem. Bu sistem ne yapıyor? Arkadaşlarım görüntüleri biraz sonra ekrana taşıyacak. Bu görüntülerde nasıl bir kullanım, bir top var işte falan filan.
94.50 yani 94.50 anlamı nedir? Güzel. Fit olarak sağının uzunluğu. Evet. 94.50.
Hocam canlı yayında sorulur mu? Evet. Bana reklam arasını atıyorlar.
Pardon pardon çok özür dilerim.
Bayağı da.
Bana da sordular ben de bilemedim de onun için yani problem değil yani.
Hayır düşünmedim değil ama yani şimdi çok şey yapmak zorunda değiliz.
Çok özür diliyorum.
Yok şaka yapıyorum.
Bu top içinde sensörler var ve bu sensörlerle bir takım şeyleri ölçüyor. Bu ölçtüğü şeyleri bir çip vasıtasıyla bilgisayara iletiyor. Bilgisayarda internet vasıtasıyla merkeze iletiyor. Merkezde Amerika'da. Ve bu bilgiler içinde toplanıyor. Toplanan bilgiler neler? Tarzı şeyi ölçebiliyoruz basketbolda. Bunlar dribbling ve şut. Dribblingde dribblingin sürati, devamlılığı, kuvveti ve kontrolü, top kontrolü yani sağ ve sol el arasındaki farkı ölçebiliyoruz. Bunlar çok önemli bulgular. Artı şutta da şutun elden çıkma açısı. Topu alıp şuta atma arasındaki geçen süreyi artı topun dönüş hızını ve topun poteğe giriş açısını ölçebiliyor. Bütün bunların sonucunda size hem şutunuzla hem de dribblinginizle ilgili bir rapor veriyor. Ve nerelerin eksik, nerelerde ne gibi düzeltmeler yapılabileceğine dair bazı bilgiler veriyor. Ve en güzeli de... Size günde belki yarım saat içinde yapabileceğiniz bir ekstra çalışmayı gösteren videolar veriyor. Ve bu tamamıyla sizin raporunuza özel olarak verdiği şeyler. Bu bakımdan yani siz 8 yaşından itibaren dripling konusunda bir probleminiz yok. 8 yaşından itibaren dripling ile ilgili testleri yapabiliyoruz. Ve 11-12 yaşından itibaren de şutla ilgili. Testleri yapabiliyoruz. Herkesin yapabileceği, kullanabileceği yani burada yani bu testleri biz kullanmayan neyi kaybediyor? Valla biz bu konuda Sinan'ı bile bu testlere tabi tutuyoruz yani çünkü bunun sebebi şu gelişebilecekleri hala bir nokta var. Şut konusunda olsun. Yani öğrenmenin yaşı yok. O bakımdan bu önemli bir şey.
Performansı arttırabilecek en önemli etkenlerden bir tanesi değil mi? Tabii ki.
Ve özel şeyler veriyor olması, program veriyor olması açıkçası beni en çok etkileyen şeylerden bir tanesi. O zaman zaten bu programa inandım. Bir testini yaptığımız bir öğrencinin ben ayak ayağında yani şutundaki problemin ayağında olduğunu tespit etmiştim. Nasıl oldu? Yani topu alıp atış ve ayağını kullanmasında problem vardı. Footwork'inde problem vardı şutunda. Valla rapor aynen çıktı. Rapor dedi ki senin dedi ayak... Şeylerinde problem var. O yüzden buna çalışman lazım. Senin şöyle şöyle antrenmanlar yapman lazım diye çıktı. Ben o zaman bunun şeyine cidden inandım yani.
Çok iyisi ama yani sizin de bunu öngörmeniz de tabii çok değerli bir şey. Bunu tabii görmek de biraz tecrübe yıllar çok içinde olmak da gerekiyor. Çok çocuk görmek gerekiyor. Çok çocuk yetiştirmek gerekiyor gibi böyle bir tecrübede sahip olunmak... Olmak gerekiyor bunu görebilmek için. Peki, tabii böyle bir sistemi Türkiye'de başka kullanan ya da getiren yok.
Yok hayır. Zaten Türkiye ve Avrupa'nın birçok yerinde bunun hakları bize ait. Yani bizim kurumumuza ait. Bugün açıkçası Basketbol Federasyonu Yıldız Milli Takımlar'da kullanıyor. Anadolu Efes kullanıyor. Tofaş kullanıyor, Fenerbahçe kullanıyor.
Bugüne kadar... Sizinle birlikte birçok ülkenin takımına da...
Bunlarla böyle bir çalışmalarımız var.
Gitmiş oldu. Peki, çok az süremiz kalmaya başladı. Çok az bir süremiz var ama ben konuk izleyenlerden gelen sorular var. Şöyle kısa kısa sorsam. Bazı sorular zor gelebilir ama sormuşlar. Soner Sulumanlar Şükran ablasına soru sormuş. Buradan sevgiler gönderin diyor ki. Size sormak istediği sorular varmış. Baba Güler hangisini daha başarılı buluyor? Sinan'ı mı, Muratcan'ı mı?
Bu çok zor bir soru. Yani tabii ikisinin de kendi şeyinde başarılı olduğu durumlar muhakkak ki var. Ama şu anda geldiği itibariyle... Yer itibariyle. Tabii Sinan daha başarılı gözüküyor.
O bakımdan yani Sinan... Muratcan benim jenerasyonum sayılır. Asla unutmam çok bir kere galiba Beşiktaş'ta akatlardaki salonunda galiba panya arkasından bir tutu vardı. Onu asla unutmam. Bu zamana kadar hiç böyle bir basket görmemiştim. Çok başarılı gerçekten de. Ben hala Muratcan'ın tabii Sinan Güler'in yeri, Sinan'ın yeri. Ben başka derim ama Muratcan da hala çok sevdiğimiz ve görmekten de izlemekten de çok keyif aldığımız bir isim. Peki yine aynı isim soruyor diyor ki, Mil takım antrenörü olarak Tan Yıldız için Mergin Ataman mı?
Ben şöyle bir şey var yani. Hemen geçiyorum. Yani hayır tamam peki.
Hemen geçiyorum hemen geçiyorum. Peki bir soru daha var o da şöyle. Ben bir öğretmenim diyor ve spor aşıyım. Tüm öğrencilerime de, tüm çalışan arkadaşlarıma da spor yapmayı öneriyorum diyor. Çünkü kişisel gelişim son derece önemli. Bu noktada sizler ailelere neler tavsiye edersiniz, neler önerirsiniz? Sadece basketbol değil, sporun gerçek anlamını anlamış. Siz ailecek sadece Türk basketbolunu değil gerçekten de burada bizi izleyenler muhakkak vardır. Diğer branşlara ait olan ve orada oynayan ya da bir şekilde emek veren kişiler de. Ailece bir spora gönül verdiniz. Nasıl değerlendiriyorsunuz? Spor hayatı bu kadar içinize işlemişken neler değişiyor? Nasıl bir değişim var?
Spor hayatın bir parçası. Bizim için kesinlikle öyle. Çocuklar doğduğu günden beri zaten o dönemde ben de spor yapıyordum. O yüzden de onlar kendilerini salonda buldular. Buldular otomatikman. Ama şu bir gerçek spor yalnız basketbol veya futbol olarak değil zaten demin senin de bahsettiğin gibi bu sosyal sorumluluk projesinin içinde de hayatın kendisi var. Her şeyden önce bizim iyi birer birey, iyi birer insan yetiştirmemiz lazım. Ondan sonra iyi sporcu olmaları lazım. Ondan sonra da iyi basketbolcu olurlarsa ne mutlu bize. Yani bunu da şirketlerde de aileler de kendi içinde bence değerlendirebilirler, yapabilirler.
Kapatmam gerekiyor ama kısaca bir şey daha sormak istiyor bir seyircimiz daha. Çok soru var ama Kadir Mert'in de sorusunu iletmek istiyorum. 17 yaşındaymış. Sınavlardan dolayı basketbolu aslında iyi oynamasına rağmen fazla zaman ayıramamış. Okul mu spor mu diye bir ayrım var. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
Valla şimdi burada şey övünmek gibi olmasın. Ben Tarsu Amerikan Koleji'ni birincilikle bitirdim. Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisi'yi okudum. Tabii bizim günümüzdeki şartlarla bugünün şartları arasında çok büyük fark vardı. Bunu kabul ediyorum. Ama ben sporla okul arasındaki ayrımı maalesef anlayabilmiş bir insan değilim. Yani o yüzden o tercihin yapılması kadar bana yanlış ve zor gelen bir şey yok. Türkiye'de belki sistem bunu zorluyor gibi gözükse bile insanlar bence her ikisini de yapabilirler gibi geliyor.
Peki. Efendim bugün Güler Legası'da tabii sosyal sorumluluk projesi başta olmak üzere güzel bir çalışma var. Hem sporcuğa yetişiyor belki iyi birer basketbolcu yetiştiriyor arıyorlar ama bunun yanı sıra birer birey olmayı Doğuyu da unutmamayı, doğudaki insanları da çocukları da gençleri de bir şekilde topluma kazandırmayı da amaç edilmiş önemli bir oluşum gülerlekesi. Gurur duyuyoruz efendim sizinle. Başarınıza devamını diliyoruz. Hem çocuklarınız hem de turnuvalarınızı inşallah bir gün sahada görürüz dilekleriyle. Ayağınıza sağlık değerlendirmeniz için çok çok teşekkür ediyoruz. Gün sonu burada noktalıyoruz. Yarın yine yeni konuk ve konularımızla birlikte karşınızda olacağız. İyi geceler diliyoruz.
More from Sinan

Yaz Basketbol Kampı Nasıl Seçilir? Sinan Güler, Güler Legacy hakkında Sıkça Sorulanları Cevapladı

NBA League Pass'de bir süre önce başlamış olan #NBAHoopCities de sıra İstanbul'da








