Vlog E01 S14 Özel | Kiss My Airs Söyleşisi @ Sakıp Sabancı Müzesi / Sinan Güler

Sinan Güler, Can Çerçili, and Sağkatak discuss what makes someone a sneakerhead in Turkey. A GQ study found 1,200 deaths annually linked to sneaker releases. Can opened Bundelik, a sneaker store in Istanbul, as a community hub, while the three share their collections: Sinan has 60 pairs, Can has 150-300, and Sağkatak has 15-30.
Chapters
Yine oldukça keyifli olacağını düşündüğümüz bir ekiple birlikteyiz. Sevgili Sinan Güler, sevgili Sağkatak ve sevgili Can Çerçili ile birlikteyiz. Can, Bundelik kurucusu. Sağkı tanıyorsunuz. Sinan Güler, Milli Basketbolcumuz, gururumuz. Hepsiyle ayrı ayrı gurur duyuyoruz tabii ki. Yanlış anlaşılmalara gerek almayalım. Peki, hoş geldiniz. Nasıl gidiyor? Oradan başlayalım.
İyi gidiyor. Yani... Geliyor mu ses? Dizi yapmadığım için hayatımın kontrolü kendi elimde.
Tiyatro yapıyorum. Hepinizde beklerim.
Zorlu da bir tiyatro oyunumuz var. Onun dışında reklam çekiyorum. Özel hayatıma ilgileniyorum daha çok. Bu sene rahat bir sene geçiriyorum. Spor yapıyorum. Belli olmasa da. Yiyorum çünkü taraftan da. Güzel zaman geçirdiğimi söyleyebilirim.
Sinan sen burayı nasıl buldun?
Baya bir gayet güzel ve herkes genç ve enerjisi güzel bir ortam var burada. Bu soruna devam etmek gerekirse de maç temposu içerisinde yolcu bir sezon geçiyor. Ama sonuç olarak daha iyi olmasını dilediğimiz bir sezon devam ediyor şu anda.
Can bu arada senin bu güzel etkinlikle ilgili yorumların da daha iyi bir değerli yani. Senin gözlemlerin önemli.
Evet bizim için çok kıymetli yani. Yaratmak istediğimiz bir kitle var sonuçta İstanbul'da. Yavaş yavaş gelişen bir kitle.
Peki sorulara geçelim o halde. Şimdi biraz daha sneaker kültüründen bahsedeceğiz tabi ki tahmin ettiğiniz üzere. Biraz oradan başlayalım. Sizin sneaker kültürünüzden nerede, ne zaman başladığının cevabını aslında ilk hayran olduğunuz sneaker modeliyle açalım mı Ferdi'yi?
Senden başlayalım o zaman tamam mı? Benim için Jordan 6 Infrared benim böyle yani ayakkabıda böyle bir şey varmış var mıymış dediğim bir modeldi. Bir çocuğun ayağında görmüştüm. O zamanlar tabii Türkiye'de bu kadar rahat ayakkabı bulunamıyordu ve Amerika'dan bir akrabası getirmişti ve onlar için her şeyi yapabilirdim herhalde o dönemde.
Yaptın mı?
Eee imkan yoksa emin o anneme babama her şeyi yaptım ama maalesef elde edemedim. Eee öyle başladı diyebilirim.
Bir cordon takıntısı var mı peki sende?
Eee var evet.
O janky kardan ilişki geldi. Hoş geldin.
Evin her yeri kutu olunca da.
Saf sen de mi? Ne aşama da?
Valla ben de temelde bir Jordan'cıyız biz hepimiz. Jordan'a hayranız bizim jenerasyon özellikle. Ama ben Air Force biraz daha ayrı bir yeri vardır.
Senin ilk modelin hangisi?
İlk hayran olduğun model? Benim hayran olduğum model ya tam bilmiyorum ama şeyde Geleceğe Dönüş serisinde Michael J. Fox'un giydiği Air Mag, Air Mag. Onu çok seviyorum. Adını bilmesem de çok sevdiğim modeldi. Ama Nike olan aşinalığım ve sevgim orada başladı. Sonra Jordan'la devam ettik, Kobe'yi falan dönerken. Efsaneler onu aldı öyle. Normal Ray 9'a devam eden bir süreç yani. Yani önüm günü var mı oldu. Ama ilk Air Force diyebilirim. İlk Air Force mu olmadı bu arada? Jordan'ı oldu ama.
Yani şimdi bizim aslında jenerasyonel herhalde biraz daha retroya doğru kayıyor.
Hayranlık.
Yaşlar mı?
Yaş ortaya çıkıyor mu? Senin hangisinden?
Jordan 11 ilk şeydi. Hatta Space Jam'ler. Ve o dönemde benim de biraz daha böyle ayakkabılarım Jordan'ın basketbol olarak gösterdiği etki ve ayakkabılarla yaptığı etki çok büyüdü. Ve biraz orada canlı ortak şeyimiz var. Ben de böyle o ayakkabıları benim olmalı tarzında bir çabayla çok şey yaptım. Genelleri çıktığında da almaya çalışıp bulamamıştım kendi ayağıma göre Amerika'da. Ama daha sonra da basketbolu sayesinde birden fazla Jordan alma imkanım oldu.
Tabii çünkü burada sneaker kültürünü konuşurken sneaker head yani sneaker hastalığından da bahsetmek lazım. Tahmin ettiğiniz üzere şu an aramızda onlardan birkaç tane var. Onlar kendilerini biliyor. Sici sneaker ne demek? Oradan başlayalım mı? Gene senden devam edelim Sinan.
Yani ayakkabı koleksiyonu, spor ayakkabıyı, sneaker'ı koleksiyon seviyesinde biriktirip alan ve...
Sadece biriktirmek mi sence? Yani biriktirmek bir... Belirli fedakarlıklar yapmak mı acaba?
Aynı zamanda bence o kültürü takip etme, o kültürü yaşamak bir şekilde de. Çünkü sonuç olarak ayakkabıların rahatlığından bahsedebiliriz, kullanış... Her şeyden bahsediyoruz ama Air Max'lar olsun, Jordan'lar olsun bugün öyle bir kültürün içerisinde ki takım elbisenin altına bir giysen bir şekilde yakıştırabilirsin. O hayatı öyle yaşayanlar ki onlardan biri olarak rahatça söyleyebilirim ki birden fazla defa takım elbisenin daha şık bir kıyafet kombininin altına ben bu ayakkabıları giyelim ve giyeceğim dediğim olmuştur.
Çok enteresan bir araştırma var. Amerika'da GQ dergisinin yapmış olduğu bir araştırmada her sene 1200 kişinin sneaker lansmanlarında çıkan izdihamda hayatını kaybetmesine dair enteresan bir bilgi var. Kötü bir istatistik aslında ama garip de yani bana garip geliyor. Yani çok ciddi fedakarlık yapan insanlar var ki onlara da biz sneaker head diyoruz aslında. Sen bu alanda hem sneaker head kavramı... Bu enteresan istatistik hakkında ne düşünüyorsun?
Önce sneaker şehitlerimizin bundan saygıyla anlıyorum. 1200 kişi her yıl duruyormuş. Bu arada gelmeden biraz baktım. Sneaker'ın nereden çıktığıyla ilgili bir şey. Bu suçları yakalamak için ses çıkartmayan lastik kopuç, lastik tabanlı ayakkabılarından çıkıyormuş ilk iş. Bana ilginç geldi, paylaşmak istedim. Ben bir sneaker rehbiyim, bence öyleyim. Hatta arkadaşlarıma tepki çekilecek kadar fazla kullanıyorum. Oraya giderken de ona en uygun ayakkabımı giymeye çalışıyorum. Ama çoğunlukla ne kadar giyilebiliyorsa o kadar fazla giyiyorum. Ve rengini falan ona göre kombinliyorum. Silikronet olabilirim. Yeterince de ayakkabım var. Ona böyle şey yapıyorum yani. Evre onlara bakıyorum bazen.
Peki bu bağlamda yaptığın bir fedakarlık oldu mu?
Senin, senin. Oldu ya.
İskender oluyor mu?
Anıl var çünkü.
İstediş görüyorum. Sen gel, sen gel.
Ben toparladım.
Sen sen, ben sen. Anladın mı?
Ben sonra anlatayım. Alım yok.
Sinan'ı alalım, sonra sana gelelim.
Kârlık olarak, yani bana fedakarlık gelmiyor ayakkabı için.
Şimdi günümüzde retro modeller yeniden üretiliyor. İşte hani Icon sitesi üzerinden. 26 Temmuz'da Jordan'ın şu şu modeli yeniden satışa çıkacak sınırlı sayıda diye. Atıyorum gece 12'de oturup F5 F5 F5 yaptığım oldu mu yani?
Birden fazla hikaye var ama nereden bakayım? En belki sneaker kültürü ve sneakers manyaklığı içerisinde yaptığım fedakarlık bugün oturduğuna ve artık daha da büyümeye başladığını inandığım kültürü bir 5 sene önce yaratmaya çalıştık İstanbul'da. Gavatadaki lastik oluş dükkanına ortaklığın ve o süreçte yaptıklarımız o fedakarlığın herhalde en büyüğüdür. Ama iki tane önemli koleksiyon ayakkabım var. İkisi de pek giyilebilecek konumda değiller. Bir tanesi Sarkıbaş'ın bahsettiği Air Magler. İlk Michael J. Fox kendi vakfı için bir açıklattığında 1500 tane satışa çıkarmıştı. Onlardan bir tanesi var. Bir de Michael Jordan'ın North Carolina ile Amerika şampiyonu oldukları sene bir tane şu tu var. Böyle son saniyeli değil de son bir dakika içerisinde falan ama.
1200'ünden aynen.
O maçın imzalı forması ve o maç girdiği ayakkabılar böyle bir kutu halinde var. Onu da çıkarttırmadan almıştım.
Baya bir fedakarlık geliyor topladın da yani.
Peki canım gittiğimizde bundan sonra biraz bir sarf katılımı yapalım.
Ne o bana erdi. Peki canım senin bu fedakarlıkla ilgili bir travman varmış. Peki gerçekleştirebildiğin bir fedakarlığın var mı? Yani bu arada bu model oluşumu da çok ciddi bir fedakarlık.
Çok güzel bir oluşum. Aslında şöyle tabii yani ben... Ayakkabıları almak Türkiye'de dünyaya göre yine daha kolay. Ama benim de Sinan gibi yaptığım en büyük fedakarlık herhalde bunları açmak oldu. Çünkü artık direkt ayakkabıları kendim alabiliyorum. Bu insanı hem tatlıtını ediyor hem de yani bu kültürü paylaşmak bana ayrı bir haz veriyor. Bu kültürü seven insanlarla birlikte olmak, dükkanında zaman geçirmek. Yani orası sadece bir yatırım, bir ticaret... Yapılan bir yer değil. Benim aynı zamanda insanlarla sosyalleşebildiğimiz, konuşabildiğimiz, bu kültür hakkında bir şeyler paylaşabildiğimiz bir yer olması beni çok mutlu ediyor. Iıı fedakarlık çok fedakarlık yaptım aslında. Yani ııı eşimle birlikte bütün seyahatlerimizde bütün rota muhtemelen sinkristorlar üstünden dönüyordu. Eşim de sağ olsun beni hiçbir zaten yanına bırakmasın. Evet benden çok o kendisi fedakarlık yaptı. Iıı Yani anlatacak çok hikaye var ama en büyük fedakarlık bence dükkanı açmak, Türkiye gibi bir yerde buna yatırım yapmak, bu kültürü paylaşmaya çalışmak olabilir.
Bu arada kendinizi tabii anladığım kadarıyla sneakerhead olarak tanımlıyorsunuz.
Ya bence sneakerhead yani evde ayakkabıları koyacak bir yerde bir sorun yaşamaya başlıyorsan, onun için ayrı bir oda, ayrı bir bölge tutmak zorunda kalıyorsan... Bir sneaker hepsin kesinlikle. Hepsi senin için ayrı bir önemi varsa bir sneaker hepsin yani.
Bu arada ikinci el bir sneaker aldığınız oldu mu?
Ben ikinci el hiç almadım. Resell olarak daha fazla yani çıktı paradan daha fazla ödediğim ayakkabılar oldu. Ama hep sıfır giymemiş ayakkabı aldığım zamana kadar.
Ben bir kere ikinci el aldım. Yakın arkadaşımın Jordan'ını almıştım. Kırmızıydı ben siyahlarını istiyorum dedim. Benim siyahım ayadı ve bana sattı. Ve yine güzeldi. Yani keşke bulabilsem onu. Garipti yani. Nike Playgirls'a ilgilenirdi yani.
Ben ikinci el işi almadım ama Amerika'da okuduğum zaman da eBay'den bir kere sahte Jordan aldığım oldu yanlışlıkla.
Yanlışlıkla?
Yani farkında olmadan orijinal olduğunu düşünüp baya güzel kazıtlamıştım.
Bir de öyle sonlandı film yani. Kaç tane slipiniz var? Ayıptır sorması diye ekleyeyim de ayıp olmasın.
Söyleyeyim mi? Bereketi kaçması dedim. Ne bileyim. Vardı bir 20 şey 30 şey. Çok ayıptı ya şimdi söylemeyelim. Tamam. 15'li bir şey vardı.
Canla bu konuda rekabet edeceğimizi düşünüyorum.
O yüzden canla bekliyorum ilk cevabı. Bence sen... Senin dükkanın var oradan şey diyebilirsin.
Dükandakileri saymazsak herhalde bir... Yani benim 150-200-300 deyipim var.
Benim de 60'lık işim var. Yaklaşık 40'ı Jordan olan bir dolabım var.
Peki şimdi sohbetin en başında ilk hayranlık duyduğunuz sneaker modelini konuştuk. Peki şu anda en sevdiğiniz sneaker modeli de yine ilk hayranlık duyduğunuz mu? Yoksa Arda çok güzel tasarımlar, üretimler var yani. Var var.
Ben başlarsam benim için Air Max 1 yani sinker kültürünü başlatan asıl ayakkabı bana o geliyor. Çünkü bundan 30 sene önce çıktığında işte görünebilir hava tabanının olması, o zamanki teknolojilerle bunun yaratılıyor olması çok büyük bir inovasyon geliyor bana ve benim için şu an artık... Air Max 1 diyebilirim uzun bir süreden beri. Air Max 1 benim için en önemli ayakkabı yani benim koleksiyonumda.
Evet siz baya bir düşünecek bir baktınız.
Evet baya düşündüm. Ben yine Air Force galiba yani. Air Force'u nedense şeyde daha çok kullanabildiğim için de seviyorum Air Force'u. Bu bahsettiğimiz hani şık bir şeyin altında kullanma açısından bana daha avantajlı geliyor. O yüzden Air Force'u bir yere aynı çok hayat kurtarıcı ve...
Ben de yani Jordan 11'lerin her zaman yeri apayrı o değişmez gibi duruyor tepede ama yani günlük hayatta kullanım kolaylığı olarak eğilmek istediğim herhangi bir türlü çok da seçim yapmam gerek kalmıyor. Gayet rahatça kullanıyorum ve memnunum.
Şimdi bu son soru, son soru aslında sadece cana soracaktım ama aşağıda beni bu sohbet öncesinde sıkıştırdığınız için bir soru size de soracağım. Bakalım kopya çekmeden nasıl cevap vereceksiniz? Suyunu güzel güzel içebilirsin. Sertçesini yıkıyor. Kültür ne en çok ne etkiliyor Sinan'cığım?
Bence kişiler. Birincisi ayakkabı yaratan kişiler. Tasarımcısı olsun. Burada hani işte son on gündür hep beraber Türkiye'de işte bünyemin Nike için yaptığı yemeksiz tartışmalar geçiyoruz. O tarz tasarımcılar aynı zamanda işte Jordan Hobi, Lebron, Kevin Durant gibi markayı iten, markaya güç veren kişiler burada şey yapıyor. Sonunda da kültürü yaratan hepimiz birey olarak farklı karakterlere, aynı jenerasyondan büyümüş olsak bile farklı zevklere sahibiz. Ve hepimizin bu kültüre belli bir etkisi var. O yüzden bireyler yeterli olur diye düşünüyorum. Doyrucuk cevap oldu, teşekkür ediyoruz kendisine.
Galiba tıklanma mantığıyla ilerliyor biraz. Böyle birkaç model üzerinden mesela daha çok tercih edilen, daha çok satın alınan, talep edilenlerin daha yaygın olduğunu görüyorum. Global olarak da herhalde muhtemelen hani şeyler aynı. Mesela zevkler, beğeniler diye düşünüyorum. Belirleyen yine sonuçta tabii tasarımcılar ama tasarımcıların bu eğilimlerini daha çok yine tabii ki mecburen sosyal medyayı takip ediyorlardır. Modayı takip ediyorlardır. Ama sokak giyimini de her zaman rahatlık ve onu kendisi de şıkkılı yakalamak için bence burada işte o dahiyane tasarımcı abilerimizin başarısı diyorum bu. Bizi de kendi beğenilerine çekiyorlar yani. Ne canım bu asla giymem dediği şeyleri de derler gibi giyerken satanla çalışırken burada üstün yani. Algı üretimiyle yönlendiriliyoruz. Geldiğiniz için teşekkür ediyorum. Her şeyden önce şunu söyleyeyim, herkesin bir tane vardır, bir kıymetliliği vardır, bir ayakkabı. Böyle yıllar da geçsin, yeni nerede çıksa vazgeçmediğiniz işte o ayakkabılar gibi nasıl diyeyim? O vazgeçilmez ayakkabılar gibi bir şey böyle yani onlar her zaman olacak ve yeni nerede gelse mesela hiç dokunmadığım brandlar var ama yıllar ben ayakkabıları giydiğim modeller de var. Böyle kıymetli modeller olduğu için teşekkür ediyorum buradaki marka adreste de geldiğiniz için. Dostlarımıza ve arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Kaptanla böyle burada oturmak canlı yayınlamıştık. Teşekkür ediyorum.
Güzel bir hafta sonu diliyorum.
Sizlerden de güzel bir hafta sonu.
Öncelikle Mike Türkiye ailesine teşekkür etmek lazım. Her şeyin öte bizim lafımızı çekiyorlar. Ben senelerdir yani basketbol profesyonel hayatım başladığından beri ekibin çoğuyla tanışıyorum ve... Çok da keyifli bir ilişki kurduk senelerin içerisinde. Ve destekleri sadece spor falan da değil, hayatın geri kalanında da devam ettiği için çok teşekkür ediyorum. Aynı zamanda burada her yaştan, gerçekten her yaştan insanı görevlemek ve bu enerjiyi yakalamış olmak müthiş bir şey. Bu kültürü yaşatan hepinize de tebrik ediyorum. Seni görmek güzel bir durum artık.
Hayatta başarılı ol.
Can sen de abi.
Ben de aynı şekilde böyle bir kalabalığın Nike tarafından buraya toplanması ve gelen herkese ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum. Çok mutlu ediyorum böyle bir tabloyu görmek. Nike ailesinin bir parçası olmak ucundan da olsa benim için bir mutluluk. Herkese çok teşekkür ediyorum. Nike Türkiye ekibine tabii ki ayrı tutup onlara ayrı bir teşekkürüm de ediyorum.
Evet ben de size teşekkür ediyorum ve sizlere de tabii teşekkür ediyoruz. Son bir kez üç konumuz için bir alkış alalım ve helal edelim. Burada devam ediyoruz.
More from Sinan

Yaz Basketbol Kampı Nasıl Seçilir? Sinan Güler, Güler Legacy hakkında Sıkça Sorulanları Cevapladı

NBA League Pass'de bir süre önce başlamış olan #NBAHoopCities de sıra İstanbul'da








