Çalışanların Sağlık İhtiyaçlarına Yapay Zekanın Katkısı Ne? | Fatih Mustafa Çelebi | CNBC-e

Televised (CNBC-e) interview with Fatih Mustafa Çelebi, CEO of Meditopya, about corporate mental-health services and the company’s global growth. Çelebi describes Meditopya as a Turkey-born digital health/employee-support platform (founded ~2017 by three co-founders) offering four core pillars: one-on-one counseling (adult therapy, child/adolescent therapy), chronic-disease nutrition counseling, a large wellness/health content library, an AI coach, plus a 24/7 call center. He frames employee health as a corporate necessity driven by rising healthcare costs, population aging, and Gen Z workforce preferences; highlights high-need sectors (retail, call centers, aviation, defense); and cites measurable employer ROI (lower health spend, improved talent retention, reduced burnout). Business metrics given: ≈40 million users, 100+ countries, ~2M users in Japan; funding to date ≈$20M (mostly foreign). Targets include deeper AI-personalization, new “health-as-core” benefits, revenue models to better monetize/empower platform specialists, expansion in Germany/continental Europe, UK, Japan, Singapore, and plans toward further funding rounds and a possible future IPO.
Questions this video answers
2017
Three founding partners; two named: Berk and Ali.
Approximately 40 million users.
Over 100 countries.
About 2 million users in Japan.
Chapters
Cermis ekranlarındasınız C-Level ile karşınızdayız. Değerli izleyenler bugün mental sağlık alanında küresel bir başarı hikayesini konuşacağız. Konumuz dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca insana duygusal iyilik hali sunan Meditopya'nın CEO'su Fatih Mustafa Çerebi. Fatih Bey merhaba, hoş geldiniz yayına.
Hoş bulduk Şafak Hanım.
Şimdi tabii burada mental sağlık diyoruz. Dünyada aslında baktığımızda şimdi anlatacaksınız nereye, nerelere, kimlere ulaştığınızı. Küresel bir başarı yakaladınız. Burada nasıl bir vizyon var? Biraz vizyon önce sizden bahseder misiniz lütfen?
Tabii ki. Öncelikle çok teşekkürler, güzel sözleriniz için. Biz 7 yıllık, şimdi 8. yılına girmekte olan bir teknoloji girişimiyiz. Türkiye'den çıktık. 3 kurucu ortak. Burada tanışmış olan ortaklarımla beraber, Berk ve Ali ile. 2017 yılında Melitopya'yı kurduk. Meditopyan'ın kuruluş sebebi bütün dünyada artık sağlık alanının ikiye ayrılmakta olması gerçeği. Eskiden sağlık kaybedilince daha çok aklımıza gelen ilaçlarla kaybedilen sağlığın geri dönüşü için aslında vaktimizi ayırdığımız bir alanken artık sağlığın kaybedilmemesi yeni sağlık endüstrisi halini aldı. Dolayısıyla da bu büyük değişimde biz de neler yapabiliriz, ülkemizden çıkıp Türkiye'de ve daha sonra dünyada ne gibi katma değer üretebiliriz diye baktık Berk ve Ali ile, ortaklarımla beraber. Dolayısıyla 7 sene önce, şimdi 8 senede olacak hikayeye o şekilde başladık.
Peki, şimdi biraz ben kurumsal tarafa da aslında odaklanmak istiyorum. Yani eskiden, sizin de belirttiğiniz gibi kişilerin sağlığı biraz daha bireysel bakılırken, şimdi özellikle şirketlerde, şirket politikasının bir parçası haline gelmiş durumda. Buna özellikle zaman ayırılıyor, bir farkındalık var ama bu farkındalık yeterli mi? Yani bu bir yan hak olabildi mi? Ya da bir zorunluluk mu? Bunu nasıl şu anda yorumluyorsunuz? Burada tabi 8 yılda katıtmış olduğunuz önemli bir mesafe var. Bununla birlikte lütfen bize son tabloyu yorumlayabilir misiniz? Nedir, ne durumdayız şirketlerde?
Tabii şöyle, şimdi aslında şirketler ve çalışanlar olarak baktığımızda yani çalışanların, profesyonellerin sağlığı olarak baktığımızda dünyada çok önemli bir sayıca insan topluluğundan bahsediyoruz. Dünyada şu anda kayıtlı yaklaşık 1.2 milyar insan profesyonel olarak geçiyor. 1.2 milyar insan. 1.2 milyar insanın bir de ailelerini kattığımızda yaklaşık 4 milyar insandan bahsediyoruz ki zaten dünya nüfusunun yaklaşık yarısı kadar ediyor. Yani aslında çalışanların sağlığı dediğimizde, biz de Meditopya olarak çünkü sağladığımız hizmetlerde çalışanların ailelerini de katıyoruz ve onlara da katkı veriyoruz. Dolayısıyla da genelde bu böyle, böyle bir norm var. 4 milyarlık bir insan topluluğundan bahsediyoruz. Yani aslında insan sağlığından bahsediyoruz. Sadece çalışan sağlığı değil, bütün insanlığın sağlığından bahsediyoruz. Şimdi iki tane durum söz konusu bu 4 milyar insanı doğrudan etkileyen. Bir tanesi sağlık maliyetlerinin artması. Şu anda zaten sağlık enflasyonu var. Türkiye'de ciddi oranda bütün dünyada da hakeza sağlık fiyatları artıyor. Ama bununla beraber toplumlar yaşlandığı için özellikle Türkiye bu arada OECD'nin şu anda en hızlı yaşlanan ülkesi. Türkiye ve dünya toplumları yaşlandığı için sağlık maliyetlerinin üzerinde ilave bir baskı daha var. Neden? Çünkü yaşlanma kronik hastalık getiriyor. Kronik hastalık da maliyetleri arttırıyor. O yüzden hem hane halkı, hem şirketler, hem de bireyler ve sağlık sigortası şirketleri tabii ki bu sağlık maliyetlerini artık kontrol altına almak. zorunda hissediyorlar kendini. Yani sağlığı kaybetmememiz için bir şeyler yapmaya ihtiyaç duyuyorlar. Birinci önemli faktör bu, dünyadaki değişim bu. İkincisi de genç jenerasyon, özellikle Z generasyonu, şu anda yetenek havuzuna dahil olan genç arkadaşlar. Çok farklı bir grup, şu anda yaklaşık yüzde otuzu Dünya yetenek havuzunun Z jenerasyonu ki bu artacak. Karar alma süreçlerine dahil olmaya başlıyorlar. Z jenerasyonuna baktığımızda ise yani o jenerasyonun en iyilerini şirkete katmak ve tutmak için neler yapılabilir? Dolayısıyla bu jenerasyonun öncelikleri nedir diye baktığımızda bireysel sağlık çok önemli bir hale geliyor. Bu insanlar, genç arkadaşlar, kendi sağlıklarını önemseyen insanlar. Geçmiş nesle göre özellikle çok daha fazla önemsiyorlar. Dolayısıyla da bu iki fenomen, yani artan sağlık maliyetleri ve yaşlanmayla daha da üzerindeki baskın artması ve genç jenerasyonun yetenek havuzuna dahiliyeti, dolayısıyla onları çekmek ve tutmak, Bu ikisi bize diyor ki o zaman firmalar maaş paketlerinin yanında sağlık anlamında yan haklara ciddi şekilde önem vermeliler. Dolayısıyla artık bir zorunluluk haline geldiğini söyleyebiliriz.
Evriliyor yavaş yavaş mı?
Evriliyor.
Peki burada sistem nasıl çalışıyor? Nasıl bir destek platformundan söz ediyoruz?
Şöyle bizden bahsedeyim ilk. Bizim Meditopia çalışan destek platformu kişisel bir dijital sağlık hizmeti sunuyor. Dört tane sacayağımız var. Birebir danışmanlık alabiliyorsunuz. Yani bugünkü piyasa fiyatları çok maalesef de artmış olan bir klinik psikologdan bir terapi alabiliyorsunuz. Çocuklarınız için bir çocuk ergen terapisinden aynı şekilde terapi alabiliyorsunuz, danışmanlık alabiliyorsunuz. Veya kronik bir hastalığınız vardır. Mesela bir diabetiniz olabilir. Buna dair bir beslenme danışmanlığı bu konudaki uzman insanlardan alabiliyorsunuz. Böyle bir danışmanlık, birebir danışmanlık ayağımız var. Çevrim içi ve aynı zamanda çevrim dışı. Programlarımız var. Türkiye ve dünyanın en geniş wellness ve sağlık içerik kütüphanesi var Melitopya'da. Kendi kendinize bu programları yapabiliyorsunuz. Ev ödevlerini gerçekleştirebiliyorsunuz bu oyunlaştırmalarla. sizi çok daha sağlıklı hale getirmeyi amaçlıyor. Bir yapay zeka koçumuz var ki şu andaki çok büyük tektonik değişimlerden bir tanesi de özellikle İK alanında da bu üretken yapay zeka. Biz de bu teknolojiyi kullanarak kişisel bir asistan yarattık. O asistanımız var ve de 724 her zaman aktif olan bir çağrı merkezimiz var. Dolayısıyla çalışanlar ister saha çalışanı olsun, ister ofis çalışanı, ister üretim bandında olsunlar bunlardan yararlanabiliyorlar.
Peki, şimdi burada tabii ki farklı çalışan profilleri var. Bunlara ulaşmak için nasıl bir yol izlenmeli? Ondan da anlatalım. Bir şirket özelinden gidecek olursak nasıl bir yol izliyorsunuz?
Şöyle çok iyi bir soru çünkü her şirket birbirinden farklı ve bugün modern bir insan kaynakları lideri şirketine baktığında firma size tabi büyüdükçe firma büyüklüğü meydan okumalar da artıyor. Çünkü ofiste çalışanlarınız oluyor burada mesela şimdi içeride ofiste bir sürü çalışma arkadaşlarınız var bazılarıyla tanıştık. Dışarıda, kapıda bizi karşılayanlar vardı. Firması büyüdükçe bu varyasyon artıyor. Üretim var, çağrı merkezleri var, fabrikalar farklı yerlerde olabiliyor, farklı ülkelerde. farklı segmentlerin olduğu bir çalışan grubuna elbette modern bir İK lideri kimseyi dışarıda bırakmadan eşit bir hak vermek istiyor. Doğrusu da bu. O yüzden burada birinci konu erişilebilirlik. Yani insanların mobil telefonundan kolayca ulaşabileceği bir platformun gerçek olması lazım. Kolay anlayabileceği, mesela fabrikada çalışan birinin çok kolayca destek alabileceği basitlikte, yalınlıkta olması lazım. Mesela aynısının ofis çalışanları için de geçerli olması lazım. Ve farklı uluslardan insanlarda varsa çalışma gücünüzde, insanlar, Fransızlar, başkaları elbette lokal hizmet de verebiliyor olmanız lazım. Dolayısıyla da erişilebilirliğin ve bu yerelleşmenin, lokalizasyonun çok önemli olduğunu görüyoruz bu gibi haklarda ki kimse dışarıda kalmasın, herkes eşit şartlarda aynı haklara kavuşabilsin.
Peki sizin verilerden yola çıkarak bakacak olursak en fazla ihtiyaç duyan ve iş birliğine gittiğiniz sektör hangisi?
Şöyle, bizim şu anda yüzlerce, şanslıyız ki yüzlerce iş ortağımız var. Çok farklı endüstrilerden müşterilerimiz var. Bunlar arasından baktığımızda düzenli de araştırmalar yapmaya hep gayret ediyoruz. Çok ilginç veriler var. Bir kere tabii ki perakende, yani vardiyalı çalışma ve sahada birebir müşteriyle ilişkide olan Perakende'den başlayarak bu gibi endüstrilerin çok ciddi kullanım oranları yaşadığını görüyoruz. Yani mağazaları olan, müşteriyle sıcak temasta olan insanlar çok ciddi kullanıyorlar. Çağrı merkezleri çok ciddi şekilde ihtiyaç duyuyorlar. Çünkü özellikle tükenmişlik sendromu dediğimiz hadise çok artıyor. Bu gibi vardiyalı ve yoğun çalışma saatlerine sahip iş güçlerinde buralar çok ilgi gösteriyor. Havacılık mesela. Çünkü devamlı saat değişikliği var. Hiç kolay değil. Hiç kolay değil. Savunma sanayi, hakeza, uzun çalışma saatleri ve devamlı saat değişiklikleri bu gibi alanlarda ihtiyacın çok daha büyüdüğünü biz kendi araştırmalarımızda da görüyoruz.
Gelelim biraz finans tarafına. Sonuçta bu bir maliyet. Ama bu maliyetin bir geri dönüşü var. Tabii ki sağlıkla geri dönecekse yani çalışanlar ne kadar sağlıklı olursa, sistem o kadar iyi işler, motivasyon ne kadar yüksek olursa o kadar iyi iş çıkar. Penceresinden öncelikle soruyu yöneltmek istiyorum. Nasıl bir maliyeti var? Bu ölçülebilir mi?
Ölçülebilir, çok doğru. En önemli konu insani boyutu, haklısınız. Ondan sonra da finansal boyutu. Finansal boyutta ölçümler yapılabiliyor, biz de yapıyoruz. Endüstri genel anlamda, endüstrinin bu bir ağrı noktasıydı. Yani çalışanların sağlığına yatırım yapıyoruz ama bunun geri dönüşü, yatırımın geri dönüşü nedir? Bu çözüldü. Üç tane alanda yatırımın geri dönüşü var. Bir tanesi doğrudan sağlık harcamalarındaki düşüş. Bunu herkes kontrol edebiliyor, şirket kontrol edebiliyor, sağlık sigortası kontrol edebiliyor. Birinci konu o, yani CFO'nun ve tabii ki C seviyesi İK'nın hayatını etkileyen birinci temel metrik sağlık harcamalarındaki değişim. İkincisi ise yeteneği tutundurma. Yani içeride özellikle şu andaki beyin göçünü de dikkate aldığımızda Z jenerasyonu başta olmak üzere, genç yetenekler başta olmak üzere o yetenekleri tutundurma oranlarımız ne kadar değişiyor? Burada daha başarılı mıyız? Daha az sayıda insan işten ayrılıyor. Yani daha bu anlamda ileriye gidiyor muyuz? Üçüncüsü de tabii ki tükenmişlik sendromu etrafında toparlayabiliriz bunu. Çünkü birçok onun faktörü var, stres gibi, fiziksel problemler gibi. Bu tükenmişlik halinin azalması, bu üç metrik etrafında yapılan bir dolarlık yatırımın karşılığını ölçümleyebiliyoruz. Çok da iyi sonuçlar görüyoruz.
Peki burada özellikle şimdi dijitalleşmeden bahsediyoruz. İşin içine yapay zeka girdi. Onunla birlikte işte bu algoritmaların nasıl çalıştığına hep birlikte şahit oluyoruz. Ama genel itibariyle baktığımızda çalışan sağlığı alanında nasıl bir dönüşüm yaratıyor ve bunun geleceğini nerede görüyorsunuz? Neler eklenebilir? Mesela siz kendinizi güncelleyecek misiniz? 2025'te farklı bir metafor görecek miyiz? Ya da önümüzdeki yıl nasıl bir planınız var?
Evet, çok farklı bir Etiopya göreceksiniz. En sonunda söyleyeceğim, en başta söyleyeyim. Yapay zeka tabii çok büyük bir dönüşümü yarattı bile. Şimdi o derinleşiyor. Aslında şöyle söyleyebilirim. Şimdi Türkiye açısından ilk önce bakıyoruz. Türk bir girişimciyim. Biz Türkiye'den çıkmış bir girişimiz. Türkiye için aslında iki tane alanın kesişiminde biz bulunuyoruz. Bir tanesi İK Yanhak. Bir tanesi de dijital sağlık. İkisinin böyle tam kavşak noktasında olduğumuzu düşünüyoruz. İkisi de Türkiye için çok önemli. Çünkü ikisinde de Türkiye çok iyi yetenek üretiyor. İkisinde de Türkiye dolayısıyla çok fazla teknoloji de üretebilir ve ihrac edebilir. Şimdi yapay zeka İK alanını çok etkiliyor. Dijital sağlığı da çok etkiliyor. Çok basit bir anlatımla şunu söyleyebilirim. Bu üretken yapay zeka ile bireysel asistanların çağına girdik. 100.000 kişilik bir firmada 100.000 kişiye özel 100.000 adet yan hak alanında bir asistan üretme mesela. Bu artık mümkün. Yani 100.000 adet İK profesyoneli varmışçasına o firmada veya 100.000 adet sağlık profesyoneli herkes için atanmış varmışçasına bireylerin, şahsi asistanlarının olduğu bir döneme girdik. Yapay zekanın bu iki alanı yani İK yan hak alanı ve dijital sağlığı bu şekilde Halihazırda dönüştürdüğünü ama bu dönüşümü çok daha derinleştireceğini öngörüyoruz. Biz de Meritopya olarak zaten beraber çalıştığımız, özellikle ülkemizdeki İK liderlerini bu anlamda destek olmaya çok önemsiyoruz. Yani bizim mesela Türkiye'de çalıştığımız çok uluslu firmaların Türkiye ofisleriyle çalışırken çalıştığımız İK liderinin diğer ülkelerdeki mevkidaşlarından çok daha yüksek seviyede bizim alanımızda hizmetler vermesini garanti ediyoruz. Bunu çok önemsiyoruz. Bunun ön koşulun üretken yapay zeka olduğu kanısındayız. Bizde de 2025 ve sonrasında daha önce endüstride hiç yapılmamış çünkü bizim uluslararası alanda yapılmış pratiklerden de yararlanıyoruz. orijinal olan ve daha önce denenmiş ama hiç daha yapılmamış birçok şeyi bu seneyle beraber Meditopia yapacak.
Mesela?
Mesela biz bütün yan hakların temelini sağlık olduğunu düşünüyoruz. Yani finansal anlamda tasarruf sağlayacak, yemek harcamamızda tasarruf sağlayacak bir yan hak mesela. Çok önemli değil mi? Yani çünkü tasarruf çok çok kritik bir konu hane halkı için. Ve yemek temel bir masraf. Biz bunun da sağlıkla ilgili olduğunu düşünüyoruz. O da finansal sağlıkla ilgili çünkü. Hatta Meditopya içinde bunun bir ismi var. Platform olarak sağlık diye bir isim koyduk buna. Bir platform olarak Meditopya bütün bu yanak dünyasını üzerinde taşıyabilecek. Yapay zeka sayesinde kişinin sağlık önceliklerine göre öneriler verecek, kişiselleştirme yapacak, dolayısıyla bütçe yönetiminde de destek olacak gibi gibi birçok yeniliğimiz olacak.
Peki Fatih Bey, şunu merak ediyorum. Yani hiç zorlandığınız, kendinizi anlatmakta zorlandığınız ya da Türkiye'deki şirketleri ikna noktasında ya da onların yani bu konuda, bu alanda ikna olmakta zorlandığınız dönemler oldu mu? Mesela en yanlış algı ne? Bu algı düzeltilebildi mi ya da ne kadar düzeltilebiliyor şu anda?
Çok iyi bir soru. Şöyle, zorlandığımız çok zamanlar oldu. Hala oluyor, hala oluyor. Şeyi görüyoruz, İK politikalarında İK politikalarında yenilik arttıkça, modernite, açıklık arttıkça böyle bir eğriyse bizim alana gösterilen ilginin de pozitif anlamda arttığını görüyoruz. Dolayısıyla da İK politikaları ve yönetim kurulu seviyesinde çalışan deneyimi, açısından, yenilikçilik oranı tam tersi bir eğride ise biz tabii ki orada zorlanıyoruz. Kendimizi anlatmakta zorlanıyoruz, bu yatırımın geri dönüşünü anlatmakta zorlanıyoruz. Bu gibi alanlar tabii ki zorlandığımız alanlar. Ama çok iyi örnekler var. Onlar tabii ki bizi destekliyorlar. Böyle bir mental olarak da dönüşüm olduğunu söyleyebilirim.
Şimdi burada biraz daha aslında sizin faaliyet alanınızdan yola çıkarak şunları sormak istiyorum. Yani şu anda kaç ülkeye ulaştınız? Mesela burada hedefiniz nedir? Farklılaşmayı düşünüyor musunuz? Mesela gelir modelinde. Yani burada gelir modelinden biraz bahsettiniz nasıl şekillendiğinden. Mesela abonelik modelleri dışında farklı kaynaklar ya da yeni gelir modelleri düşünüyor musunuz? Siz ne kadar değişeceksiniz? Evet az önce yanaklar noktasında Getireceklerinizden bahsettiniz ama biraz da şirket açısından da politikalarınızdan bahsedebilir misiniz?
Elbette tabii ki. Şu anda Meditopya ile ilgili birkaç tane veri paylaşayım sizle. Şu anda 40 milyon üyemiz var. Yüzden fazla ülkedeyiz. Bu alanda Türkiye'den çıkmış yani sağlık ve fitness diye özetleyeyim bu alanı. Sağlık ve fitness alanında Türkiye'den çıkmış en fazla insana ulaşmış girişimiz. Bu da bir sorumluluk. Devamlı kendimizi yenilememiz gerekiyor. ve en çok yabancı yatırım almış bugüne kadar bu alanda girişimiz. Şu anda da yüzlerce kurumsal müşterimiz söz konusu. Bu anlamda baktığımızda ise yani bu yatırımın geri dönüşü başta olmak üzere şirketlere yeni gelir modelleriyle nasıl katkı verebiliriz diye baktığımızda ise orada hizmet sağlayıcılarını biz öne çıkarıyoruz. Ne demek istiyorum? Mesela bugün bizim platformumuzdan psikologları, klinik psikologları çıkardığınızda, spor eğitmenlerini çıkardığınızda bizim platformumuz anlamını yitiriyor. Bizim platformumuz aslında en iyi uzmanlarla profesyonel insanları ve ailelerini birleştiren bir platform. Dolayısıyla da buradaki en iyi uzmanlar, işini en iyi yapan insanlar bizim için çok önemli. Biz onlara daha fazla gelir üretebilecek. onların mesleki pratiklerini daha fazla ve daha iyi ortamda icra etmelerini sağlayacak yeni gelir modelleri üzerinde çalışıyoruz. Çünkü bir de çevrim içi hizmetler arttığı için bugün iyi bir spor eğitmeninin, iyi bir terapistin bulunduğu ortamdan dünyanın farklı yerlerine ulaşması ve gelir elde etmesi mümkün. Bizim biraz daha odağımız buradaki uzmanlarımıza daha iyi katma değer sağlamak üzerine olacak.
Peki, yatırımcıdan bahsettiniz az önce, yatırımcılardan söz ettiniz. Yatırımcı ilgisi nasıl peki?
İyi, mutluyuz.
Yeni yatırımcılar olacak mı?
Olacak. Şu ana kadar yaklaşık 20 milyon dolar yatırım aldı Meditopia. Bunun 19,5 küsürü yurt dışından. Yine olacak. Biz tabii teknoloji girişimleri, bu gibi risk sermayesi fonlarına ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü çok hızlı büyümemiz gerekiyor. Eğer yarın bir gün uluslararası bir piyasada halka arz yapabileceksek belirli büyüme çarpanlarına erişmemiz gerekiyor. O da tabii öz sermayeyle sadece olmuyor. O yüzden devamlı bir de iyi bir büyüme varsa böyle önemli bir pazarda, biz yaklaşık 200 milyar dolarlık bir dünyada pazar büyüklüğü görüyoruz bu arada bizim alanda. Büyüyen bir pazar, yıldan yıla iyi bir büyüme oranı var. Dolayısıyla tabii risk sermayesi fonlarının Türk ve yabancı ilgisi yüksek, yeni turlarımız olacak.
Yani halk arıza düşünüyorsunuz bu arada.
İnşallah, inşallah.
Nasıl bir plan var burada? Yani nasıl ilerlemeyi düşünüyorsunuz?
Şöyle, bizim önümüzdeki şimdi ikinci beş yılında mıydı Topya? Aşağı yukarı 7 yıllık bir organizasyonuz. İkinci 5 yılında bir noktada neden halka ağır seviyesine gelmeyelim diye düşünüyoruz. O yüzden Türkiye ve yurt dışında birkaç kilit ülke var, odaklanmak istediğimiz. Oralarda pazar lideri olmamız lazım. Şu anda bütün odak lazer bir şekilde oralarda pazar lideri olma noktasında. Eğer onu yapabilirsek zaten çok hacim olarak çok iyi bir yere geleceğimizi ve halka ağır seviyesine gelebileceğimizi düşünüyoruz.
Türkiye dışındaki o kilit ülkeler hangileri?
Kıta Avrupa'sında var. Mesela Dağ bölgesi, Almanya ve çevresi bizim için çok önemli. İngiltere bizim için çok önemli. Japonya, bu arada 2 milyon kadar üyemiz var Japonya'da. Kurumsal müşterilerimiz de var. Japonya çok önemli ki pazarda ciddi boşluklar var. Girmesi zor bir pazar. Batılı bir firma için zor bir pazar. Biz orada bir şekilde uğraşarak, didinerek kan ter, gözyaşı bir şeyler yapabildik. O yüzden Japonya çok önemli, Singapur önemli. Bu gibi pazarlarda belli bir hacime ulaşırsa meditopya ki neden olmasın o zaman halka harf seviyesine gelebilir.
Peki taleplerde ülkeler arası çok farklılıklar var mı?
Olacağını düşünüyorduk. Ama işin özünde, ki bu bence çok güzel bir şey, insan milliyeti farklı olsa da çok benziyor birbirine. Dolayısıyla da platformun kullanım oranlarına baktığımızda ve kullanım komponentlerine, yani hangi özelliklerimiz hangi ülkede daha çok kullanılıyor diye baktığımızda, Japonya biraz uyku konusunda ayrılıyor. Uyku konusunda önemli problemleri olan bir ülke. Dolayısıyla bizim uykuya dair fonksiyonlarımız Orada çok kullanılıyor, çok çok kullanılıyor onu söyleyebilirim. Ama onu dışarıda bırakırsak hemen hemen homojen, benzer. Şirketlerin bu konuya bütçesel ayırdığı miktar tabii değişebiliyor ülke ülke. Orada değişimler görüyoruz.
Kim en fazla bütçeye eriyor?
Gayrı safi yurt içahısı ile arttıkça bütçe artıyor. Dolayısıyla özellikle Almanya gibi gelişmiş kıta Avrupası ülkeleri bu konuya çok bütçe ayırıyor. Türkiye'de bu arada İK alanında çok iyi yetenekler çıkardığı için ciddi de ihraç ediyoruz dışarıya, İK lideri ihraç ediyoruz ve ileride çok fazla CEO'nun İK'a geçmişte olacağını da biz ön görüyoruz bu arada Midtopia olarak. Türk yenilikçi İK'ların da kendi bütçelerini ciddi şekilde zorlayarak bu alana çok yatırım yaptığını da söyleyebilirim.
Peki. Fatih Bey çok teşekkür ediyoruz aktardıklarınız için. Başarılarınızın devamını diliyoruz.
Ben teşekkür ederim. Sağ olun.
Teşekkürler. Efendim biz yayınlaşmanın sonuna geldik. Şimdilik veda ediyoruz. Hoşçakalın.
More from Fatih

Fatih Mustafa Çelebi ile Meditopia'nın 2026 planlarını konuştuk | New HR Summit 2025

Mobil Uygulama Girişimi Pazarlama ve Finans Sorumlusu Ne İş Yapar? -Fatih Mustafa Çelebi



