A Turkish-language YouTube interview with Fatih Mustafa Çelebi, co-founder responsible for marketing and finance at a mobile long-life/health platform that delivers personalized physical and mental exercise programs and nutrition plans. He explains his marketing duties (designing low-cost, high-impact campaigns, messaging, channels, and partner operations) and finance duties (budgeting and quarterly/annual cash-flow management). He reflects on entrepreneurship as a steep daily learning process that requires multidisciplinary collaboration and emotional management, notes his Koç University economics background, and advises young people to learn coding, master English and a second foreign language, and network across disciplines.
Chapters
Ben Fatih Çelebi, bir uzun yaşam platformunun ki mobil uygulama üzerinden kişiye özel fiziksel ve mental egzersiz programları atayan, aynı zamanda beslenme planları oluşturan platformun kurucu ortaklarındayım. Ben girişimimizde pazarlama ve finans dallarından sorumluyum. Pazarlamanın altında minimum maliyetlerle çünkü girişimcilikte maliyetleri iyi tutmak çok önemli. Maksimum etki nasıl ulaşılır? Minimum maliyetle ürünümüz maksimum sayıda hedef kitlemizin içindeki insana nasıl ulaştırılır? Ve doğru mesajlar nasıl belirlenir? Hangi yollarla mesajlar aktarılır? Bunları oluşturmak, yönetmek ve operasyonu icra etmekten sorumluyum. Aynı şekilde üçüncü taraf yani bizlere destek olabilecek yeni şirketler veya kişilerle operasyonları icra etmemiz gerekirse onlarla anlaşmak ve o ilişkileri yürütmek benim sorumluluklarım arasında. Finans tarafında da bu operasyonların bütçelenmesi, nakit akışımız çeyrek çeyrek ve aynı zamanda yıllık olarak şirketimizin bütçesini yapmak benim sorumluluk alanlarım dahilinde. Şöyle, aslında girişimciliğin doğasında da olan bir şey. Her gün ciddi şekilde yeni iş öğreniyorsunuz. Yeni meydan okumalar var. Onlara karşı göğüs geriyorsunuz. Ve aslında yepyeni gri alanları keşfediyorsunuz. Ve bunu çok farklı iş alanlarında yapabiliyorsunuz. Örnek veriyorum, bir saat pazarlamayla ilgili çalıştıktan sonra öteki bir saat bundan tamamen farklı teknik bir konuda bilgisayar mühendisi arkadaşınızla fikir alışverişinde bulunuyorsunuz. Bu farklı şirketlerde veya daha kurumsal yapılarda kolay kolay edinilmeyecek bir tecrübe kanıtça. Açıkçası bu beni çok tatmin eden bir durum. Yaptığım işin bana göre en zor tarafı belirsizliği yönetebilmek ve kendi duygularımı bu anlamda yönetebilmek. Çünkü burada inişleri ve çıkışları çok olan bir mesele girişimcilik. Aynı gün içinde dünyanın en başarılı insanı gibi de hissedebiliyorsunuz. Ama aynı şekilde dünyanın en başarısız insanı gibi de hissedebiliyorsunuz. Bu hissiyatlar normal. Ama burada kendinizi yönetmeniz lazım en başta. Çünkü hepimiz insanız, duygularımız var. Bir gün ailemizle tartışabiliriz, bir gün özel hayatımızda bir şey yaşayabiliriz. Aynı anda da böyle duygu farklılıkları yaşayınca kendinizi yönetmeniz zor olabiliyor. En zor tarafı bu anlamda belirsizlik içinde kendimi yönetebilmek ve bütün ekibin içindeki dinamikleri yönetebilmek. Ben Koç Üniversitesi'nde ekonomi bölümünden mezun oldum. Farklı eğitimden gelen biri yaptığım işi yapabilir. Hatta girişimcilikte multidisiplinler olmanın yani farklı disiplinlerin bir kavşak noktası haline gelmenin avantajlar doğurduğuna inanıyorum. Çünkü girişimcilik yeni yeni meslekleri, yeni yeni alt meslek dallarını oluşturabiliyor. Bu anlamda tıp geçmişinden gelen birinin teknoloji sektöründe çok taze bakış açıları yaratabileceğini düşünüyorum. Benim alanımda da ben ekonomi mezunu olmama rağmen Yine tıp örneğinden gidersek tıp geçmişli birinin benim yaptığım işi çok farklı ve taze bakış açılarıyla da yapabileceğini düşünüyorum. Bugün yolun başında olsaydım, yani diyelim ki üniversite yeni başlamış, 18 yaşında olsaydım, bilgisayarla çok farklı bir alanda okusaydım dahi, kodlamayı mutlaka bir şekilde öğrenmeye çalışırdım. Birincisi bu. Mutlaka kod gelecekte herkesi çok ciddi ön plana çıkarabilir, çok büyük katkı sağlar diye inanıyorum. İkincisi zaten İngilizce olmazsa olmaz yabancı dil olarak. Ondan hiç bahsetmeyeceğim bile. İngilizcenin yanında ikinci bir yabancı dilin yine olmazsa olmaz olduğunu düşünüyorum. Eğer 18 yaşında olsaydım bugün mutlaka ikinci yabancı dili o günden itibaren ciddi pratik etmeye çalışırdım. Üçüncüsü de mutlaka ve mutlaka, ki onu kendi hayatımda yaptığımı düşünüyorum, çok fazla farklı daldan insanı tanımak ve ondan öğrenmek üzerine kendimi eğitmeye, bilerek eğitmeye çalışırdım. Yani bu işi yapmıyor olsaydım, kafamda idealize ettiğim, ki o konuda maalesef yeteneğim yok ama belki de o nedenle çok idealize ettim, beyin cererağı olmayı çok isterdim.