The Markend Week 1 | Fatih Mustafa Çelebi & Meditopia

This content was created by Fatih Mustafa Çelebi. This content was uploaded by Fatih Mustafa Çelebi. This is a Turkish YouTube interview titled "The Markend Week 1 | Fatih Mustafa Çelebi & Meditopia" (created 2021-02-27). The excerpt is a multi-speaker conversation / Q&A featuring Fatih Mustafa Çelebi (speaker, likely labeled here as SPEAKER A) and a host/interviewer named Tutku, discussing the origin and mission of Meditopia, early projects (Longi), team and hiring, company culture and motivation, key milestones (founded ~2017), user/market metrics (quoted ~20 million users, 12 languages, presence in ~90–100+ countries), reasons for growth, role of co-founders Berk and Ali, collaborator Deniz, effects of the COVID-19 pandemic on demand, and approaches to localization. The clip is conversational and focused on startup strategy, product localization, mental health market timing, and team building.
Questions this video answers
2017
2016 (idea seed; earlier Longi project around 2015–2016)
Approximately 20 million users
12 languages
About 90–100+ countries
Chapters
Nazik davet için çok teşekkür ederim. Burada olmak çok güzel. Hem sen ekip arkadaşımsın, hem de diğer ekip arkadaşlarım da burada. Furia burada, Beyza, Sevinç burada. Dolayısıyla da Bilgi de kulübünüzde olmaktan dolayı çok mutluyuz hep beraber. Herkese dolayısıyla tekrar bir merhaba diyorum. Vallahi ben girişimciyim. Yani çok... Sade şekilde girişimciyim. İzmirliyim aslen. Ondan sonra. Ama okulu Ankara'da okudum. Bilkent'te, üniversiteye kadar. Bilkent'in ilkokulunda ve de lisesinde. Sonrasında üniversite için İstanbul'a geldim. Koç Üniversitesi'nde ekonomi bölümünde okudum. Ekonomiyi çok seviyorum. Çok hoşuma gidiyor. Ekonomiyle ilgili, özellikle makro ekonomiyle ilgili konulara çalışmak, bakmak. Ve okuldan sonra askere gittim. Askerden geldim. Sonra iki seneye yakın bir kurumsal hayat deneyimim oldu. O sırada da maalesef kötü bir gelişme ile karşılaştım. Babaannemi kaybettim pankreas kanserinden. Babaannemi kaybetmemle girişimci olmaya karar verdim. Çünkü babaannemin tabii ki hayattayken özel günlerde onu ziyaret etmeye, özellikle özel günlerde onu ziyaret etmeye, aramaya, hal hatır sormaya önem veriyordum ama onu kaybettikten sonra onun jenerasyonuyla ilgili daha çok şeyler yapabilir miyim acaba diye düşündüm. Yani o burada olmasa bile onun jenerasyonunun hayatına katma değerler üretebilir miyim diye düşündüm ve dolayısıyla da bu şu anda 2015 yılı o civarlarda. Dolayısıyla da ben İşi bırakarak ortaklarım Berk ve Ali ile beraber girişimcilik yolculuğuna ileri yaş insanlarımızın hayatlarını daha iyi hale getirmek için başladım. Ondan sonra o proje çok enteresandı. Dalgalı deniz, iyi kötü, çıkış, iniş vs. Ama oraya daha girmeden istiyorsan, çünkü beni bırakırsan ben böyle devam edip sonsuza kadar duruyorum. Sana geri veriyorum.
Tamam. O zaman teşekkür ederiz. O zaman hoşça kal. Şöyle devam edelim. Girişim hayatınız ilk nasıl başladı? Meditopya ile mi kendinizi girişimci olarak tanımladınız? Daha öncesinde bir şeyler söylediniz ama sizin için bu nasıl başladı? Meditopya mı başlangıç olarak sayıyorsunuz?
Yani Meditopya'dan önce ileri yaş insanlar için yaptığımız projeyle aslında her şey başladı. Benim kafamda tamamen odaklandığım, evet Meditopya'dan önce o projemiz vardı. Longi isminde bir projeydi. Orada biz belli yaş üstü insanların sağlıklarını ve sosyal hayatlarını çok iyi yönetebilecekleri bir mobil platform hayal etmiştik. Ondan sonra, bu arada benim hala kafamda yaşlı insanlarla, ileri yaşlı insanlarla ilgili katma devretmek var. İleride yapmak istiyorum. Ker amacı gütmek zorunda değil, ker amacı da gütmeyebilir. Ama mutlaka bir proje yapmak istiyorum ileride. Belki hep beraber yaparız. O zaman Meditope yoktu. Tamamen Longi projemiz vardı. Bir mobil uygulama üzerinden ileri yaş insanlara mindfulness meditasyonları sunan, fiziksel egzersiz programları sunan, sağlıklı beslenme programları sunan, böyle 360 derece onların hayatlarını yönetebilecekleri bir mobil uygulama projesiyle biz aslında yolculuğumuza başladık, ortaklarımla beraber. Tamamen proje oydu. Benim Meditopia'nın me'si, açıkçası aklımda yoktu. Mindfulness'la, meditasyonla ilişkim çok çok kısıtlıydı. O projede ben tanıştım. kendi meditasyon yapmaya o zaman başladım. Psikolojinin ne kadar önemli olduğunu, duyguların ve hepsinin, psikolojimizin, duygularımızın, hissettiklerimizin, hayatın kendisinin farkında olmanın ne kadar önemli olduğunu açıkçası bilmiyordum, farkında değildim. Farkındalığım çok daha çok çok daha azdı. Elbette şu anda da daha kırk fırın ekmek yemem gerekiyor ama Açıkçası o zaman çok yeni tanışıyordum bu alanla. Ve her şey o projeyle başladı. Biz o projede başarısız olduk. Yani ne kadar önemli şey varsa, büyüme ve monetizasyon, yani para üretebilme, nakit üretebilme, kazandığınız üyenizi, kullanıcınızı içeride tutabilme, bunlar önemli metrikler, girişimcilikte bir ürün ürettiyseniz, bunların hepsinde başarısız olduk. hiçbirinde istediğimiz başarıya ulaşamadık. Yani bu ne demek? Ne istediğimiz hedef kitleye hızlı ve etkili şekilde gidebildik. Bizim tezimiz şuydu. Muhtemelen bazılarınızda da vardır. İşte annelerimiz, babalarımız, anneannelerimiz şu anda Facebook'talar ve her şeye yorum yapıyorlar. Ve tamam, kesin o zaman biz sosyal medya üzerinden onlara ulaşabiliriz diye düşündük. Ama düşündüğümüz gibi olmadı. Dolayısıyla büyüyemedik. Kazandığımız sınırlı sayıda üyemizi, kullanıcımızı da içeride tutamadık. Tuttuğumuz sınırlı bir sayıda insanı da meditasyonlarla tutabildik. Bizim zaten zihnimizde klik, yapan an, kilometre taşı buydu. Yani acaba çok az sayıda insanı içeride tutabilip, onların da sadece meditasyon yapması, ki ileri yaş insanlardan bahsediyoruz, bize ne söylüyor diye zihnimizde bir klik yandı, bir ampul yandı ve aslında Meditope yolculuğu şu an 2016, 2016 yılları bu bahsettiğim yıllar, 2016 yılında fikir tohumu olarak o zaman başladı.
Teşekkür ederiz cevabımız için. Peki şu anda istediğiniz noktada mı Meditopya ya da gelecek hedefi ne Meditopya'nın?
Şimdi tabii gelecek hedefini kurgulayan şey, yaratan şey aslında bir organizasyonun varlık amacı. Yani biz neden doğduk ki nereye gideceğiz? Yani burası neden var? Buranın felsefesi ne? Meditopya neden hayata göçlerini aştı ki? bir hedefe doğru yol alırken nereye gittiğini ancak o şekilde anlayabiliyor sonuçta. Ben müsaadenle öyle anlatayım. Meditopya 2017 yılında kuruldu ve de kurulmasının altındaki felsefe, temel sebep şu. Biz dünyada büyüyen ve derinleşen bir psikolojik kriz olduğunu gördük. Yani milyarlarca insanın dünyanın dört bir tarafında ciddi anlamda psikolojik ve duygusal meydan okumalarla karşılaştıklarını tespit ettik. Kendimizden de hareketle çünkü 2016'da başarısız üç tane girişimciydik. Açıkçası ciddi kaygılı üniversiteden arkadaşları tak tak tak kariyerlerinde ilerlerken biz sabit durmak bir yana dursun geri giden ve para kazanamayan ve stresli kaygılı bir zor bir durum yani çok zor bir durum. Ve bununla beraber ne kadar aslında psikolojinin önemli olduğunu ve dünyada da böyle derinleşen bir krizle birlikte insanların psikolojilerine, duygularına katkı vermenin ne kadar kilit bir konu olduğunun farkına vardık. Meditopya bu yüzden doğdu. Meditopya'nın varlık amacı dünyadaki bu psikolojik krize müdahale etmek, bunu tersine çevirmek ve dolayısıyla da dünyayı daha mutlu bir yer haline getirmek. Ve er geç de Meditopya zaten bunu başaracak. Er geç mutlaka o amaca ulaşacağız. Tutku soruna cevaben bizim kutup yıldızımız varlık amacımızdan hareketle varmak istediğimiz nokta orası. Dünyadaki sekiz milyar insana gidip dokunup onların daha mutlu bir hayat yaşamaları için onlara bir fırsat tanımak istiyoruz. Şimdi o noktada mıyız? O noktada değiliz henüz. E yolculuğumuz iki bin on yedide başladı. Iki bin on yediden bugüne dördüncü yılımızı altı ay sonra kutlayacağız. Zaman hızlı geçiyor. Ve daha kırk fırın ekmek Meditopya'nın da yemesi gerekiyor. Yiyecek yapacağız. Adım adım, adım adım Oya gibi işleyerek o noktaya bugün olmasak bile yarın geleceğiz. Mute'tasın tutku. Zoom, klasik zoom şeyleri.
Şeyi bölmeyeyim, ses gelmesin diye kapattım. Şey diyordum, umarım geleceğiz, ben geleceğimize inanıyorum dedim.
Evet, sen de bizim parçamızsın. Arkadaşlar, bilmeyenlerinize biraz Tutku'nun pazarlamasını yapayım. Tutku bizim ekibimizde. Stajyer arkadaşımız. Pazarlama ekibiyle çalışıyor. Şaşıracaksınız ki, pazarlama ekibiyle çalışıyor. Ve harika işler çıkarıyor.
Teşekkür ederim.
Senden memnun oldum. Teşekkür ederim. Yeri gelmişken onu da söyleyeyim. Biz hep en başta da konuştuk aramızda. Biz ekibine yatırım yapmayı çok önemseyen bir takımız. Kendi aramızda da organize olabiliriz. Ciddi anlamda ciddi sayıda stajyer arkadaşımızı ekibe katacağız şu anda. Yani şu an bu dönemde. Bu ayla beraber, Aralık ayı, Ocak ayı ile beraber. Üç tane de temel rol var. İstiyorsan Tutku senin akışını bölmeyeyim. Konuşmanın sonuna doğru üç temel alanda stajyer arkadaşlarımızı aradığımızı ben detaylandırıp anlatabilirim.
Kesinlikle çok iyi olur. Zaten biz dün de bir toplantı yaptık kulüp olarak. Ama normal üye arkadaşlarımız bilmiyorlar tabii. Bilgi Marketing Club olarak Medtopia'ya stajyer gücümüz çok fazla. Herkes çok yükselmiş durumda şu anda. O yüzden başvurularla sizi biraz yorulabiliriz bu dönemde. Onu belirtmek istedim ben de. Şeyi soracağım bu arada. Başka bir soru olarak tabii. Bu kadar kısa bir sürede çünkü hani daha başlayalı çok fazla bir zaman olmadı. Bu kadar iyi bir gelişme kaydetmesinin nedenleri ne Metopya'da? Siz baktığınızda çok iyi bir gelişme kaydettik. Belki demiyorsunuz tabii ki daha ileriyi gözettiğiniz için. Ama birçoğumuzun yani Türkiye çıkışlı bir girişimin ben şu an baktığımda ve araştırdığımda zaten hem yatırım aldığı yatırımlar olsun Hem App Store'da günlük seçiliyor vs. Yani tüm dünyada bilinen bir app aslında baktığınızda. Bu kadar başarılı olmasının arkasındaki nedenler neler? Ekibi mi? Belki sizin bireysel çalışmamız olabilir bu. Ya da aldığı yatırımlarla mı alakalı? Yani neydi sizce sebep?
Dudku, şimdi biz... Evet, haklısın. Ben çok daha ileriye ulaşmamız gerektiği kanaatindeyim. Buraya da ulaşacağız. Şu anda bir yere geldiysek onun sebeplerini ifade edeyim. Çok güzel bir soru. Ondan önce nerede olduğumuzu söyleyeyim istersen. Mettopya şu anda nerede pozisyonlanıyor? Şu anda Mettopya 20 milyon üyesi var. 90'dan fazla, 100'den fazla ülkede. Ve 12 dilde hizmet veriyor 20 milyon üyesine. ve an itibariyle İngilizce konuşulmayan ülkelerin en çok kullanılan ve en popüler mindfulness uygulaması Meditopia. Bu ilk adımıydı Meditopia'nın. Şimdi ikinci adımını atmaya hazırlanıyor. Şu anki bulunduğu konum bu. Bu konuma biz üç buçuk senede vardık. Yani 2017'de Türkiye'de başladık. 2018'de Latin Amerika'ya ölçeklendik. 2019'da ölçeklenmemizi ve 2020'de sürdürdük. Hatta en yeni açıldığımız coğrafya Arap coğrafyası. ve yaklaşık 15 gün önce Arap coğrafyasına açıldık. Körfez bölgesi, özellikle Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri hedef ülkelerimiz orada. Japonya, Rusya en büyük pazarlarımız. Almanya'da, Fransa'da büyüyoruz. Velhasıl an itibariyle İngilizce konuşulmayan pazarların en çok kullanılan ve en popüler Mindfulness uygulanması Meritopia. Ama dediğim gibi şu anda sadece faz 1'deyiz. Şimdi faz 2'ye, ikinci adımımızı atma noktasına geçiyoruz. Ben müsaadenle sorununu şöyle alayım. Faz 1'e nasıl ulaştınız? İlk adımınızı nasıl atabildiniz şu anki noktaya gelene kadar? Şöyle birkaç tane faktör var kanaatimce. Bir tanesi takım ve en önemlisi. Yani %100 bu çok konuşulur ama inanın çok konuşulması doğru.
Bununla da alakalı bir sorumuz var.
Takımla ilgili mi?
Devam edelim.
Süper. Takım çok çok önemli. İnanılmaz önemli. Biz, Berk ve Ali, benden daha akıllı ve yetenekli dostlarımla bu yolculuğa başladık, bu zevke sahibim. Üçümüz arasında ciddi anlamda birbirini tamamlayan bir rol ayrımı var. Birbirlerimize karışmayan, birbirlerini destekleyen farklı alanları aramızda paylaştık. Ali başka rollere bakıyor, Berk başka rollere bakıyor, ben de başka rollere bakıyorum. Dolayısıyla da bir girişimde üç tane kurucu ortağın böyle sağlıklı bir iş bölümünü yapabilmesi tabii ciddi anlamda sizi hızlandırıyor. Bir de sosyal hayatta da Berk ve Ali ile ben vakit geçirmeyi çok seviyorum. Yani yemek yemeyi, işte şu anda salgın olduğu için fiziken bir araya geldiğimizde yürüyüş yapıyoruz açık alanda böyle maskeyle. Yürüyüş yapmayı dolayısıyla, sohbet etmeyi çok seviyorum. Entelektüel anlamda hep beslendiğimi, onlardan öğrendiğimi hissediyorum. Dolayısıyla takımımız açısından şanslıyım. Kurucu ortaklarla yola başladık. Sonra ama takım halini genişleyerek aldı. Vücut buldu, etek emmiye bülündü. O da nasıl oldu? İşe alımlarla oldu. Yani çok kritik bir konu startuplarda işe alım. Kurucu ortak olarak sizin sonuçta bir limitiniz var. Bir know-how limitiniz var. Bir de biz bu firmayı kurduğumuzda 25-26 yaşındaydık. Dolayısıyla da hiçbirimizin yüzüncü girişimi değildi. Hiçbirimiz muhteşem kursal hayat deneyimlerine sahip değildik. Dolayısıyla hem insan olarak, kafa yapısı olarak gelişmemizde hem de iş yönetmekte, şirket yönetmek anlamında işe alımlar çok kritik. Orada doğru işe alımlar yaptığımızı ve yapmaya devam ettiğimizi düşünüyorum. kendi alanlarında bizden çok daha iyi takım arkadaşlarına kazandık. Ve en önemlisi onlara yatırım yapmak bizim önceliğimiz. Yani en önemli paydaşımız üyelerimizden daha önce, yatırımcılarımızdan daha önce bizim takım arkadaşlarımız. Dolayısıyla onların kendi potansiyellerine ulaşması bizim için bir dava. Bizim meselemiz bu. Ve Oya gibi hepsini işlemek, hepsinin üzerinde durmak bizim çok büyük bir önceliğimiz. Dolayısıyla da takım birinci sebep tutku. İkincisi bence zaman ve zamanla beraber endüstri. Yani biz mesela bu uygulamayı, bu ürünü bundan 3-4 sene sonra, yani şu anda başlasaydık gecikecektik. 2017'den 3-4 sene önce başlasaydık da muhtemelen erken olacaktı. O anlamda zamanlamamız doğruydu. Zamanlama doğru olmasıyla beraber de zamanlamayı değerlendirdiğimiz endüstrimiz, yani mental sağlık alanı, psikoloji alanı, bu alan da o zamanlama açısından doğru alandı. İnsanların bireysel ihtiyaçlarının daha çok farkına varmaya başladığı bir dönemdi ki şu anda salgın ortamında bunu ne kadar daha da önemli olduğunu görüyoruz. Yani belirsizlikle mücadele edebilecek bir mental seviye, duygusal seviye, bunu yönetebilmek, dirençli olabilmek, birçok şekilde de mutlu olabileceğimizin daima bilincinde olabilmek, farkında olabilmek, kendimize vakit ayırabilmek. Bunlar çok önemli. Salgın ortamında hep beraber daha da net deneyimliyoruz. Dolayısıyla da bu alanda doğru zamanda doğru takımla bir iş yapmaya başladık. Bence bu üç temel faktör, farklı faktörler de var ama bu üç temel faktör başı çekiyor diye düşünüyorum.
Ben de öyle düşünüyorum. Başta biraz ortaklara gittik, ortak meselesinden konuştuk, bahsettiniz. Benim gördüğüm ve sizin de anlattığınız kadarıyla ortaklık, Metropia'da ortaklık birbirini destekleyen bir şey. Ama Her girişimde bu böyle mi? Bu bir risk mi? Yani bir ortakla işe başlamak mı yoksa yatırım gerekli sermayem varsa tek başına başlamak mı daha iyi? Yani siz bunu nasıl yorumlarsınız?
Bence ortaklık sermayeden daha büyük bir konu. Yani aslında parayı koymaktan daha önemlisi hep beraber bir ipin farklı uçlarını tutabilmek aslında. Herkesin farklı kas gruplarını öne sürebilmesi. Ya ben ortaklığın gücüne çok inanıyorum. Doğru ortaklığın sinerjisine çok inanıyorum. kolektif akla. Çünkü siz şimdi bireysel olarak bir fikriniz oluyor. Arkadaşınızın bir fikri oluyor. Diğer arkadaşınızın bir fikri oluyor. Sonra bir araya geliyorsunuz. Bir beyin fırtınası yapıyorsunuz. Oradan kolektif ortak akılla bambaşka bir fikir çıkıyor. Üçünüzün fikrinden de küçükken Transformers vardı belki hatırlarsınız. Ondan sonra küçükken dediğim hala izleyenleriniz varsa yanlış anlamasın çok güzeldir. onun gibi yani hakikaten Transformers gibi yepyeni ortak akılla bambaşka bir fikir ve üçünden de daha iyi bir fikir çıkıyor. Ben buna çok inanıyorum. Bu kolektif akla çok inanıyorum ve herkesin kendi en iyi olduğu kasını o alanda gösterebilmesinin muhteşem sonuçları oluyor açıkçası. bunu orkestrasyon yapabiliyorsanız yalnız ilerlemektense çünkü hiçbir dünya seviyesinde şampiyonlar liginde oynayan insanın nerede olursa olsun bir sporcu olabilir bir iş insanı olabilir girişimci olabilir bir sanatçı olabilir yalnız olduğunu düşünmüyorum bir takımı var Mutlaka bir takım var. Biz görmesek de arkada onun bir takımı var. Ailesi var, arkadaşları var, başka insanlar var. Takım olayına bence öyle de bakmak lazım. Yani sırf ortak değil. ama sizi destekleyen, öğrendiğiniz, öykündüğünüz, bazı konularda sizden daha önce tecrübeler edinmiş insanları toparladığınız insanlar. Mesela bireysel sporlara baktığımızda teniste mesela, tenisçi sahada tek başına gibi düşünürüz ama inanılmaz bir takımı var arkada aslında baktığınızda. Belki izleyeniniz vardır, maç biter, hemen turnuvalar sonunda, genelde final maçlarında o sporcu şeye atlar. Tribüne atlar, ailesinin takımının oturduğu o bölüme atlar, bench'e atlar. Takım çok önemli. Ben çok inanıyorum açıkçası. Doğru ortaklığın ve doğru takımın yaratabileceği çok çok muhteşem sonuçlara.
Teşekkür ederiz. Bir de şöyle bir sorumuz vardı bizim. Takımın önemi nedir diye. Aslında buna zaten değindik. Çok da güzel bahsettiniz. iş geliştirme sürecinde takımın ne kadar önemli olduğundan. Peki siz yani Meditopia ekip arkadaşlarına kendi takımını nasıl motive ediyor? Yani oradaki süreçler nasıl ilerliyor? Nasıl bu motivasyonu sağlıyorsunuz? Belki mesela çarşamba toplantıları yapmıyoruz. Bu tarz birkaç bir şeyden bahsedebilirsiniz belki.
Tabii, bizim varlık amacımız dünyanın daha iyiye doğru dönüşmesini, değişmesini sağlamak. Yani dünyanın daha iyiye değişmesi, biz kendimiz açısından kendi sorumluluğumuzda hissediyoruz. Bunu bütün kalbimle ifade ediyorum. Yani bütün dünyadaki 8 milyar insana dokunmak ve onların daha mutlu olabilecekleri, mutlu olabilme fırsatlarına sahip olabilmesi, bizim varlık amacımız. Bunu yapabileceksek bu takımımızla başlıyor. Çünkü az önce de altını çizdiğim gibi takım en önemli paydaşımız. Üyelerimizden, yatırımcılarımızdan, ortaklarımızdan, herkesten daha önce önde gelen paydaşımız takımımız. Dolayısıyla takımımızın kendisinin mutlu olabilmesi, takımımızın mutlu şekilde çalışabilmesi, takım arkadaşlarımızın kendini doğru şekilde geliştirebilmesi, kendine özel hayatına vakit ayırması, sağlığına, entelektüel arayışlarına veya yeni entelektüel keşifler yapmasına teşvik edilmesi. Bu bizim açıkçası zaten özümüz. Yani biz bunun için var olduğumuzu düşünüyoruz. Böyle bir döngü gibi düşünebilirsiniz. Şu anda takımımız 52 kişi şu an itibariyle. Bütün 52 arkadaşımıza tek tek bütün takımın arkasında durarak hep omuz vererek potansiyeline ulaşması ve mutlu olabilmesi bizim birinci sorumluluğumuz. Yani biz olaya, hayata böyle bakıyoruz. Tabii ki bunun günlük hayata yansımaları bahsettiğin gibi toplantısız çarşamba çok minik ve güzel bir örnek. Bunun gibi gerçek hayata, günlük hayatımıza birçok yansıması oluyor. Fulyo'nun ekibi burada yepyeni bir program başlatacaklar Meditopya'da. Geniş bir program, bir takım kültür programına başlıyoruz 2021'de. Zaten şu anda bizim turnover rasyosu derler arkadaşlar. Yani bir organizasyona gelen arkadaşlarımızın ayrılması oranı. Biz burada yüzde birin altındayız. Sadece Türkiye değil, Avrupa kıtasında çok önde gelen bir organizasyonuz bu anlamda. Bunun sebebi bütün arkadaşlarımıza tek tek eğilmemizin ve onların hep arkasında durmamızın zaten bizim varlık amacımız. olarak görülmesinden kaynaklandığını düşünüyorum.
Anladım. Bir de şeyi soracağım. Meditopya sesini nasıl buldu? Yani biz Türk dinliyoruz, Türkçe dinliyoruz. O yüzden Deniz'i tanıyoruz, biliyoruz. Hepimiz işte yatağın içine yerleş sesiyle aslında aratıyoruz bazen Meditopya'yı. Sanırım benim bildiğim kadarıyla da YouTube'da Meditopya'yı arayan, yani aratan o kelime öbeği yatağın içine yerleş diye yani o ses aklımıza kazınmış. Deniz'le nasıl tanıştınız? Yani Deniz projeye ne zaman dahil oldu, nasıl oldu? Onu merak ediyoruz.
Tabii güzel soru. Şöyle, aslında şans eseri. Şans eseri dahil oldu. Şansın çok büyük bir payı var. Bu arada şans da çok önemli. Onu da söylemiş olayım yeri gelmişken. Yani şans arkanızda olmazsa da birçok şey olmuyor ama doğru zamanda da doğru ekiple iyi çalışınca da şans mutlaka bir şekilde yüzünüze gülüyor. Ben ona da çok inanıyorum. Yani çünkü şans geldiğinde hazırsanız o zaman kullanabiliyorsunuz ya. Dolayısıyla şans faktörü de o hazır olanın ve hak edinin er ya da geç karşısına çıkıyor diye düşünüyorum. Optimizmdeyim her zaman. Deniz'le de aslında böyle bir araya geldik. 2016 yılında tanıştık ve bizim o an Ali, Berk ve ben tahmin edebileceğiniz üzere Deniz gibi bu alanda uzmanlaşmamış ve böyle içerikler üretemeyecek insanlarız. Hele ben hayatta üretemezdim öyle şeyleri. Dolayısıyla da Deniz gibi bir figüre, bir fikir önderine aynı zamanda ihtiyacımız vardı. Böyle bir dördüncüye aslında. Ve tamamen şansesir, ben o zamanlar İstanbul Maratonu'na hazırlanıyordum koşu için. Ve çok harika bir insandır Aykut. Buradan da uzak şehirlerde yaşayan akrabalara selam söyler gibi Aykut'a selam söylemek istiyorum. Aykut'la o zaman çok iyi bir spor antrenörüdür. Onunla çalışıyorduk. Bir sabah böyle altı buçuk suları antrenman yapıyoruz. Tahmin edersiniz uykum var ve çok yani havamda değilim. Ve dolayısıyla zaman geçsin diye antrenman yaparken Aykut'la çok hoş sohbettir. Onunla sohbet ediyoruz. Ve ben Meditopia projesinden bahsettim. Dedim ki Aykut böyle böyle böyle bir şey yapacağız. Yazılımına başladık. Ama böyle bir dördüncüye böyle bir partnere ihtiyacımız var. Böyle bir yol arkadaşına. A dedi, Deniz'le tanıştırayım dedi. Ve her şey öyle başladı. Tamam dedim, Deniz'le bizi birleştirdi. Berk ve Ali Murat'la beraber Kanyon'da hatta İstanbul'da Levent'te Kanyon Alışveriş Merkezi'nde Deniz'le bir araya geldik. İnanılmaz enerjimiz tuttu, kanımız böyle kaynadı birbirine ve sonra hızlıca yol aldık.
Süper o zaman, ben merak ediyordum. Çünkü ortaklardan biri değil Deniz. Ama çok göz önünde bulunan, tanıdığımız biri. Bu ne zaman dahil oldu ve bu sürecin neresinde sizinle çalışmaya başladı? Bunu merak etmiştim.
En başından beri var. Yani bu demin de ifade ettiğim gibi bizim kalbimizde, ruhumuzda, omurgamızda Deniz'in çok ciddi izleri var. Parmak izi var. Sesi var. Hepinizin öpüldüğü gibi. En başından beri bizimle.
O zaman diğer sorumuza geçelim. Pandemi nasıl etkiledi? Yani meditasyon yapma oranlarını, bizim uygulamamızı, yani metopyayı nasıl etkiledi?
Evet. Yani şöyle, bir kere umuyoruz ki en başta bu salgın bir an önce doğru önlemlerle hayatlarımızdan çıkar ve gider. Onu söylemek istiyorum en başta. Bütün herkes hepimiz zor zamanlardan geçiyoruz. Kamusal sağlık açısından çok kritik bir dönemden geçiyor Türkiye'de. Bu anlamda biz Meditopya olarak en başta bu sağlık probleminin, bu büyük salgının hızlıca hayatlarımızdan çıkmasını arzu ediyoruz. Onu ifade etmek istiyorum. Şimdi bizi nasıl etkiledi? Yani tabii ki dünya çok zor bir dönemden geçtiği için kendine insanların vakit ayırması dünyanın dört bir yanında ve mental anlamda kendine vakit ayırırken nefes alabilmesi kendine mutlu olabilecek alanlar açabilmesi çok daha büyük önem kazandı. Dolayısıyla pazar açısından baktığımızda bizim ürünümüzün ulaştığı seviye ve genel anlamda bu mental sağlık endüstrisi diye ben kodlayayım, isimlendireyim pazarımızı, bu pazarın büyüme hızı arttı. Yani birkaç sene sonra gelinecek noktaya pazarımız daha erken vardı. Böyle bir realite var pazar açısından baktığımızda. Biz buna sorumluluk penceresinden bakıyoruz. Bizim sorumluluğumuz Meditopya'ya olan ihtiyacın artmasıyla beraber de artıyor. Dolayısıyla bizim ürün olarak içeriklerimizden ürün deneyimine kadar her açıdan uçtan uca üyelerimize, komünitemize, 20 milyon komünitemize her an çok daha iyi hizmet verme sorumluluğumuz var. Bu açıdan bakıyoruz. Dolayısıyla salgının bize etkisi bizim sorumluluğumuzu arttırmak yönünde oldu. ve de bu her geliştiren gün artarak devam ediyor.
Teşekkür ederim cevap için. Diğer sorma geçiyorum o zaman. Ben şeyi merak ediyorum. Birçok arkadaşım da merak ediyordur. Türk çıkışlı bir girişim. girişimiz diyeceğim Meditopia olarak. Ama Türkiye'den artık Türkiye ile anılmıyor da dünyadaki birçok ülkede top numaradır şu anda ve aslında sadece Türkiye'nin değil diğer tamamen dünyaya atfedilmiş bir uygulama gibi bir konuma geldi Meditopia. Peki bundaki bu lokalleşmeyi siz nasıl sağlıyorsunuz? Yani Metopia nasıl sağladı, nasıl lokalleşti? Çünkü benim gördüğüm bizi diğer rakiplerden ayıran lokalleşmeyi daha başarılı bir şekilde yapabiliyor olmamız. Yani sadece İngilizce diline değil de diğer dilleri de yani o kültürü de benimseyebilmek. Ama aynı zamanda burada şey de çıkıyor şimdi ortaya. Standart bir deneyim sunmak mı yoksa o kültürü de benimseyip onu da yansıtabilmek mi? Siz burada neyi kendinize seçtiniz. Yani standart bir deneyim sunmaya mı çalışıyorsunuz daha çok yoksa o kültürdeki insana kendi kültürüne yakın bir deneyim sunmaya mı çalışıyoruz?
Şöyle Tufku, bizim gün birde fark ettiğimiz konu şuydu. Psikoloji, duygular o kadar yerel bir konu ki, o kadar kişisel ve özel alanlar ki bu alanlar. Biz burada insan hayatına o 10 dakika, insanın, bireyin kendilerine ayırdığı dakikalarda bir katkı vereceksek, o katkıyı maksimize etmek, yerelleşmekten geçiyor. Çünkü duygu ve psikoloji çok yerel konular. Yaşadığımız topraklarla, bulunduğumuz ülkeyle, bulunduğumuz kültürle çok ilgili. O an bulunduğumuz ülkede yaşanan belki güncel gelişmelerle çok ilgili. Bizim hayatımızı gerçekten çok etkiliyor. Yani hem olumlu hem olumsuz ııı günlük hayattaki gelişmelerden çok etkileniyoruz. Dil konuştuğumuz dilde ııı bir içerik duymaktan çok daha fazla etkileniyoruz. Dolayısıyla da biz şunu gördük gün birde. Açıkçası ne yapıyorsak yerel yapmamız lazım. Yerelleşelim, yerel terapistlerle çalışalım, yerel ııı insanlarla çalışalım ve de onlarla beraber üretelim, onlarla beraber içerik geliştirelim ve ne yapıyorsak onların dilinde yapalım. Bizim hipotezimiz hep Yerelleşme eşittir, insan hayatına yaptığımız pozitif etkiyi arttırma üzerinden ilerledi. Ve de bu hipotez tuttu, tutmaya devam ediyor. Çünkü bunu günlük hayatta üyelerimizin, komünitemizin hayatında gözlemliyoruz. Biz nasıl yerelleştiriyoruz Minitop'u 12 farklı dile? Stajyerlerimizin çok büyük katkısı oluyor bu arada, onu da söylemem lazım. Bizim Bu 12 farklı dilde o dillere ait en büyük popülasyon olarak en büyük ülkelerde yerel mindfulness terapisti veya psikolog partnerlerimiz var. Biz onlarla beraber çalışıyoruz. İçeriklerimizi onlarla beraber yerleştiriyoruz. Devamlı argesini onlarla beraber yapıyoruz. Çünkü ciddi bir arge dönüyor arkada tahmin edersiniz. Hangi konuda içerik üretelim? Çünkü ciddi de bize geri bildirim geliyor. Üyelerimizden onlara daima kulak veriyoruz. Hangi alanda, ne tarz içerikler üretelim. Brezilya'da şöyle bir olay oldu şu an, tamam bu Brezilyalı komünitemizi, Brezilyalı üyelerimizin hayatını etkileyebilir. Hadi bununla ilgili bir içerik mi üretmeliyiz? Hemen yine yerel partnerimizle bir diyalog. Ve de bu şekilde işte Japonya mesela Japon, geçen sene Tokyo'daydım. İnanılmaz Japon kültürüne hayranımdır. Bununla beraber de mesela ciddi anlamda çok daha rahat uyku standartlarına kavuşabileceklerini Japonların gördüm. Özellikle büyükşehirlerde yaşayan Profesyonel beyaz yaka Japon insanlarının. Dolayısıyla mesela uyku orada da çok önemli. Burada Aras'ın da uyku anlamında Japon üyelerimizle benzer bir görüntü izlediğini çiziyorum. Görüyorum. Aras Mute'dasın. Ondan sonra şuraya geleceğim. Yerelleşmeyi, yerel teneffüsü... Ben de beyaz yaka uykudayım. Efendim? Ben de beyaz yaka uykudayım. Şu an üzerinde beyaz jaka var, aynen öyle. Biz de yerel terapistlerle beraber çalışıp daima yerelleşmeyi onlarla beraber götürüyoruz. Böyle bir döngü. Devam ediyor. Hep üyelerimizden geri bildirimler, ne yapalım? Geri bildirimlerden hareket. Ne yapalım? Yine geri bildirimlerden hareket. Yani mutlaka o ülkedeki insanlarla bir arada olmak. Evet, İstanbul'dayız. Ekibimizin çoğunluğu İstanbul'da ama o ülkedeki insanlarla beraber hareket etmek çok önemli. Ki bu arada Midtop ve ekibin şu anda %70'i İstanbul'da, %30'u dünyanın farklı coğrafyalarında bulunan takım arkadaşlarımız var. Tokyo'da, Moskova'da, Saint Petersburg'da ve Berlin'de, Sao Paulo'da, Curitiba'da, Brezilya'da buralar. Arjantin'de, Washington'da takım arkadaşlarımız bulunuyor. Ve tabii saat dilimi olarak da bunu yönetmeye gayret ediyoruz. Şu anda da zaten takım da global bir takım halini aldı. Bununla beraber tabii ki Türkiye'den çıkmış, bu topraklardan çıkmış. Evimiz burası. Bir platformuz. Bununla beraber de el ele giden bir globalleşmemiz de artarak devam ediyor.
Teşekkür ederiz. O zaman birazcık daha başa dönüyorum. bu gelecek ve ilerleme ilerlemeden değil de girişimin ta en başında daha hiçbir şeyimiz yok yani bir şey geliştirdik kendimize ait bir sermayemiz var fikrimiz var vesaire peki bu noktada yatırım, yani yatırımcılara nasıl ulaşabiliriz? Ya da nasıl destek alabiliriz? Kendimizi nasıl farkettirebiliriz? İşte bu fikrimizi nerede paylaşabiliriz? Yani bu süreçte, bu destek alma sürecinde neler yapması gerekiyor bir girişimcinin? Mesela şu an aramızda birçok arkadaşım var. İş kurmaya çalışan, bir şeyler deneyen, satmaya çalışan online'dan. Hani onlar nelerden yararlanabilir?
Çok iyi. Bir kere tebrik ederim bu uğraşlarda, inisiyatiflerde olan arkadaşlarımızı. Çok güzel bir şey yapıyorsunuz. Bence birinci konu özgüven. Girişimcinin yatırımcıya ihtiyacı olduğu kadar yatırımcının da girişimciye ihtiyacı var. Yatırım yapacağı iyi projeye ve iyi ekip, daha önemlisi iyi ekibe ihtiyacı var. Dolayısıyla da eşitler arasında bir ilişki söz konusu. Yatırımcı burada, girişimci burada değil. Eşitsiz hepimiz. Dolayısıyla bu özgüvene sahip olmamız gerekiyor. Bu birincisi. İkincisi, hızlı ve basit ve minimum maliyetle kafamızdakini hayata geçirmek çok önemli. Ben o yüzden tebrik etmek istedim şu anda bir şeyler yapan arkadaşlarımızı. Kafada bir fikir varsa onu mükemmele getirmeden en yalın şekilde piyasaya sunup bizden başka insanların kullanımına, deneyimine götürmek çok değerli. O çünkü fikir fikri doğuruyor. Yani dediğim gibi biz İleri yaş insanlar için projemizi yapmasaydık, inanın Meditopia doğmayacaktı. Onu hızlıca piyasaya sürdük. İlk ürünü görmeniz lazım. İlk ürün gerçekten şey... İyi bir ürün değil yani. Ama çalışıyor. Tamam, hemen piyasaya sürelim. Oradayken, canlıdayken geliştirelim. Yalın bir düşüncede olalım. Yani bizle insanlar arasındaki bütün süreçleri yok edelim. Yalın düşünce çok önemli bence, düşünce sistematiği olarak. Ve şu anda yaptığımız bir şey üyemize katkı veriyor mu, üyemizin hayatına katkı veriyor mu diye düşünelim. Vermiyorsa onu yapmayalım. Aradaki her şeyi götürelim ve doğrudan üyeye ulaşalım. ve bir ürünü bir yere getirdik mi, elle tutulur bir şey mi, hemen gönderelim, geliştirilmeye ve bitsin, piyasaya sürülsün, insanlar kullansın ki geri bildirim alalım. Bazen de böyle ateşlerin, yangının yanmasına müsaade etmek lazım, her şeyi söndürüp hareket etmektense. Dolayısıyla da ikinci önerim özgüvenden sonra, yalın düşünmek, inanılmaz minimum maliyetlerle bir fikir varsa hemen ııı yama usulü de olsa bir araya getirip piyasaya sunup insanların kullanımına vermek çok değerli diye düşünüyorum. Yatırım ararken. Üçüncüsü, doğru yatırımcı çok önemli. Bir şekilde iyi takımların ve iyi projelerin sermaye bulabildiğini düşünüyorum. Öyle veya böyle. Dolayısıyla iyi yatırımcı önemli. İlk etapta hatta ürün belli bir olgunluğa gelene kadar etraftan, bu arkadaş çevresinden, aileden bir nakit desteği bulunamıyorsa tabii ki yatırımcıya gidilmesi gerekecek. Orada tabii daha da önem kazanıyor yatırımcı. Çünkü siz daha gençsiniz, şeyiniz yok, deneyiminiz yok, yatırımcılarla hiç tanışmamışsınız. Oradaki yatırımcı profili inanılmaz kritik. Çünkü biraz daha geç aşamada biraz anlayabiliyorsunuz hangi yatırımcı benim için daha doğru hangisi değil. Dolayısıyla ilk etapta o ilk sermayeyi kendi etrafınızdan toparlayamıyorsanız ki çok normal herkes toparlayamayabiliyor. Biz mesela zorlandık ilk sermayeyi toparlamakta. o gittiğiniz yatırımcının kritik bir yatırımcı olduğu kanaatindeyim. İnanılmaz iyi referans kontrolü lazım. Yani o yatırımcının girişim, yatırım yaptığı diğer girişimcilerle konuşmanızı kesin tavsiye ediyorum. Hatta bunu yatırımcıya da sorabilirsiniz. Çok iyi olur. O da refere eder, iyi yatırımcı eder. Mutlaka onlarla konuşabilirsiniz. O yatırımcının yatırım yapmadığı ama süreç yönettiği, yani denetim yaptığı, projesine baktığı, anlatabiliyor muyum? Yani elemeden geçirdiği girişimcilerle konuşmak da enteresan olabilir. Yani bol geri bildirim, bol bilgi, bol done. Elbette sizin kendi hisleriniz, mantığınız da önemli. O insanın bireysel hayattaki geçmişi önemli. Nasıl bir insan? İyi hissediyor musunuz? Açıkçası hayat çok kısa. Ben mesela bugün çok mutlu bir insanım. Nazar değmesin. Şöyle tahtaya vurayım. İnanın bunun çok önemli bir sebebi benim çalışma arkadaşlarım çok harika insanlar. O kadar seviyorum ki çalışma arkadaşlarımı. Şu anda Beyza, Fulya, Sevinç burada mesela. Naz burada. Tutuk sen buradasın. Zoom'umun dar ekranı yüzünden başka arkadaşlarım varsa göremiyorum. Onlar buradalarsa aynı şekilde onlar.
Nazar çok zor alabildim bu arada. Tam sizinle konuşuyorken link atmam gerekti. Böyle kiminle konuşup kime link atacağımı şaşırdım. Naz burada olduğun için çok mutluyum bunu da belirteyim.
Mesela Alp burada, Alp Sarıgün, az önce gördüm. Ondan sonra finans ekibimizden. Hayatımda gördüğüm sinema ve tiyatro konusunda en entelektüel insandır. Bana soru... Yerine ona soru sorarsanız... ...açıkçası hafta sonunuzu daha iyi geçirebilirsiniz arkadaşlar, onu da söyleyeyim. Neyse, hani film, dizi önerisi açısından söylüyorum. Fatih de burada. Fatih Organ da mı burada? Burada. Yani... Fatih de mükemmel bir insandır. Çok şey öğrenirim. Yani yatırımcı da öyle olmalı. Birlikte çalışmak... Bir de erken yatırımcıyla çok vakit geçiriyorsunuz, erken aşama yatırımcıyla. Çünkü devamlı arıyorsunuz işte bunu doğru yaptım mı, bunu şey yaptım mı? Bu konuda da şey olmayacağınız, rahat hissettiğiniz biri olması lazım. Bayağı bir yol arkadaşı çünkü. Hayatta çok kısa. Sevmediğiniz insanlarla özellikle yatırımcı bulurken Sevmediğiniz bir yatırımcıyla yola çıkmak bence riskli. Dolayısıyla da mümkün olduğunca iyi anlaştığınız bir, iyi hissettiğiniz bir insan olması önemli diye düşünüyorum. Bir de bizler gibi bu yoldan hasbelkader daha önce geçmiş insanlara lütfen ulaşın. Bize de sorun, referans kontrolü yapın veya bizden mesela destek isteyebilirsiniz. Bizi kendi yatırımcılarınızla tanıştırır mısınız veya diğer yatırımcılarla tanıştırır mısınız? Bizim de bu boynumuzun borcu. Bizim de Türkiye'deki girişimciliğe geri vermemiz gerekiyor. Anlatabiliyor muyum? Çünkü ben burada mesela şu anda konuşma fırsatına eriştiysem Türkiye'deki iyi bir üniversitede, bilgi üniversitesi gibi tıpkı, iyi bir üniversitede okuyup Türkiye'de. Başlamamdan gerçekleşti bu her şey. Dolayısıyla geri vermemiz gerekiyor. Bizim gibi girişimcilere de ulaşmanız bence önemli diye düşünüyorum. O da diğer tavsiyem olsun. Biraz karışık oldu arkadaşlar. Kusura bakmayın ama umarım bazı net... Herkes.
De anlamıştır diye düşünüyorum. Diğer soruma geçiyorum o zaman. Bu arada çok açıklayacağını anlattığınız için ben üzerine hiçbir şey demiyorum. Zaman sıkıntımız da biraz olduğu için direkt sorulara geçiyorum. Diğer sorumu, bir girişimci hangi noktada o işten vazgeçip başka bir girişime yönelmeli? Yani pes etmeli ve alması gereken riskler neler? Yani nelerle yüzleştiğinde hemen bırakmamalı ve kaçmamalı?
Tabii esnek olmak çok önemli. O depremde esneyen binanın sağlamlığı hikayesi var ya çok benzer aslında hayatta da ve dolayısıyla girişimcilikte de diye düşünüyorum. Benim dediğim gibi deneyimimle sınırlı bir önerim gelecek şu anda. Biz Longhi projemize yani ileri yaşlı insanlarla ilgili projemize doğru zamanda tamam olmuyor diye bir noktaya varıp kapatıp yolumuza devam etmeseydik muhtemelen Meditopia olmayacaktı. Yani orada açıkçası duygulardan... Bu arada çok da duygusal bir karar. Hiç kolay değil. Yani bir senenizi vermişsiniz, işte iş bırakıyorsunuz. Herkes, ortaklarınız işlerini bırakıyorlar. Bunlar zor kararlar. Aile var, aileler var. Anlatabiliyor muyum? Yani bambaşka dinamikler. Dolayısıyla da mümkün olduğunca duygulardan arınıp... Şu anda bulunulan durumu soğukkanlılıkla analiz etmek lazım. Eğer ki o ürün, o iş modeli bir yere gitmiyorsa ve de bence problemden geriye dönmek önemli. Yani ürettiğiniz ürüne problem bulmak değil, bunu erken aşamada gelişimciler çok yapıyor, biz çok yaptık. Bir fikrimiz var. Bu fikir acaba hangi problemi çözebilir gibi veya bir ürün fikrimiz var. Bu ürün acaba hangi problemi çözer gibi düşünüyorduk. Aslında tam tersi düşünmek lazım. Bir problem görüyorum. Anlatabiliyor muyum? Mesela bu kalem yazmıyor. Net bir problem. Oradan geriye dönüp hareket etmek gerekiyor. Bence bu çok önemli. Bunu yapıp yapmadığınızı hep kontrol edebilirsiniz o iyi bir iyi bir aslında turuncu soğuk kağıdı bir de dediğim gibi soğuk kalınlıkla analiz etmek lazım yani gerçekten ben şu anda yerimde sayıyorsam mesela yerinizde saymıyorsanız ilerliyorsanız bu arada pes etmeyin mutlaka devam yani öyle veya böyle devam etmek lazım ben hani soruyu şey diye aldım yerimizde sayıyoruz olmuyor duvarlara çarpıyorum gitmiyor vesaire orada bence en önemli konu insanlar yani size para vermiş veya kullanan insanlar var mı varlarsa bu insanlar ne kadar adette insanlar ve neden yapıyorlar bir kere onları iyi anlamanız lazım yani sizin kara kaşınıza kara gözünüze değil gerçekten ürettiğiniz ürün onların hayatında bir şey değer bir temsil ediyorsa bir değer temsil ediyorsa bir sorun çözüyorsa orada bir şey var demek ya bir şey yakalamış olabilirsiniz orada debelenmek normal orada bence pes etmeyin ama gerçekten bir sorun çözemiyorsa ürün olabilir bunda ayıp bir şey yok dediğim gibi bizde neler neler oldu hiç sorun çözemiyorsa ürününüz insanlar hayatlarında kullanmıyorlarsa anlatabiliyor muyum biraz daha karakaş karaköz durumu varsa O zaman işte durumu soğukkanlıkla analiz etmek gerekiyor ve ürüne fikrinize aşık olmadan hayata devam etmek lazım. Esnek olmak gerekiyor. Ama dediğim gibi eğer ki gerçekten sorununu çözdüğünüz insanlar varsa Bir kişi bile olsa orada bir şey olabilir. Oraya da aynı soğukkanlılıkla derinliğe inip bakmak lazım. Acaba neden çözüyor? Burada arkadaşlar şey de çok önemli. Onu da yeri gelmişken söyleyeyim. Üyeden, müşteri de diyebilirsiniz. Müşteri, kullanıcı, üye. Biz üye diyoruz Melitopya'da. O yüzden üye ismini defaatle kullanıyorum. Üyenizden kopmamak gerekiyor. Devamlı onların içinde yaşamanız lazım. sizin ürününüzü servisinizi kullanan insanlardan kopmamanız lazım. Bu yapılan bir hata. Çok böyle iş tarafında kalıp üyeden kopan, sizden hizmet alan insandan kopma hatası kolay bir hata çünkü yapılması. Onu yapmadan Devamlı üyelerle konuşmak lazım, geri bildirim almak lazım, anketler yollamak lazım. Aklınıza ne gelirse. Biz mesela şu anda ne yapıyoruz Melitopya'da? Bizim üye mutluluğu ekibimiz var. Devamlı üyelerimizden gelen anket sonuçlarını, mesajları, yorumları analiz ediyorlar. Ekibin içinde bir psikolog arkadaşımız da var, İpek. Bununla beraber organizasyonumuz çok yatay bu arada bizim. Biz böyle çok dik yerarşik yapılara inanmıyoruz ve 21. yüzyıldan 22. yüzyıla giderken de böyle çok dik yerarşilerin kalacağını da düşünmüyoruz. Organizasyonun bütün tarafları üyelerle mutlaka Zoom üzerinden görüşüyor. O da mesela ölçeklenmeyen, daha derine inme kısmı. Ben mesela her hafta Perşembe akşamüstü ve de Cuma sabahı üyelerimizle mutlaka konuşuyorum. 20 dakikalık veya yarım saatlik süren görüşmeler yapıyoruz. Orada ne oluyor? Yani sonuçta 52 hafta var. Anlatabiliyor muyum bir yılda? En fazla 100 civarı üyeyle görüşebilirsiniz haftada iki görüştüğünüzde. O çok ölçekli bir done değil ama çok derin bir done. İnsanlar sizi neden kullanıyor, ne anlam buluyor, onu anlıyorsunuz ve organizasyonun hepsi anlıyor. dolayısıyla da bir de onu söyleyebilirim tutku acayip uzattım toparlıyorum ama şey yapmak lazım üyeyi iyi kullanıcınızı müşterinizi iyi dinleyip size kullanmasının samimi bir sebebi varsa o zaman bence devam yani mutlaka devam etmek lazım ama yoksa ürüne aşık olmadan da esnek olup hayatın başka renklerine gidebilirsiniz.
O zaman şeyi sorayım ben. Şimdi chatten gelen sorulara bakıyorum birazcık da. En çok metastron yapan ülke hangisi? Hani bu metastronu en çok benimseyen... Bunun alakalı bir veri vardır elinizde. Paylaşmak isterseniz bizimle paylaşın.
Şöyle. İnsanlar... Sekiz milyar insanız. Yedi buçuk milyar, sekiz milyar arası bir popülasyon var dünyada. Hem birbirimizden ayrıştığımız yanlarımız var ama hem de çok ortak da yanlarımız var. Bizim ürünümüzün kullanımında elbette değişkenlikler olabiliyor ama genel olarak hemen hemen bütün ülkede, ülkelerde çok benzer ilgi görüyoruz. Konular olarak, hayatlar olarak dediğim gibi yerleşme çok önemli. Yerelleşmeden hareketle farklılıklar görüyoruz ama kullanım trendlerine baktığımızda, kullanım sıklığı olarak baktığımızda sıklıklar çok benzer açıkçası. Bu da güzel. Yani dünyadaki her insanın farklılıklarının ötesinde de ortak noktalarını hatırlıyoruz bu anlamda. Kullanım sıklıklarında çok benzer bizim 90-100 küsür ülkemiz.
Teşekkür ederiz hocam. Şimdi diğer sorulara bakıyorum. Bir soru var. Arkadaşım yine komite gruplarından da sormuşlar. Fatih Bey ne sıklıkla meditasyon yapıyor diye.
Şöyle, benim şöyle bir enteresan durumum var. Hafta içi mutlaka sabahları yapıyorum. Hemen ilk uyandığımda yaptığım on dakika... Diş fırçalamak gibi oldu biraz benim hayatımda. Uyanıyorum, on dakika hemen uyandıktan sonra ilk yaptığım şey o oluyor. Çünkü bir... Bir kendimi sakinleştirip güne başlamak çok hoşuma gidiyor, beni toparlıyor. Hafta içleri mutlaka sabah yapıyorum. Çok ilginç, bizim uygulamada profil bölümünde takvim var. Geriye dönük kullanım şeklinizi, trendinizi izleyebiliyorsunuz. Orada bir şey fark ettim, tutku. En az mesela cumartesi günleri yapıyorum. Çok ilginç. En fazla da pazar günleri yapıyorum. Dolayısıyla da haftada 6 gün gibi düşünebilirsiniz. Pazar günleri ama sabah yapmıyorum. Daha böyle öğleden sonra saatlerinde yapıyorum. Ve daha uzun yapıyorum. Hafta içleri de sabah kalktıktan sonra yapıyorum. Yani böyle evet, 6 günlük falan bir kullanımım, bir trendim var gibi gözüküyor.
O zaman süper. Kendi yaptığınız uygulamanın bu kadar güzel, sıklıkla kullanabilmeniz. Çok güzel. Yani kişiye de yarar sağlaması bence çok hoş. Şimdi diğer sorulara bakıyorum. Burada bir soru var. Girişimcilikle ilgili klişe doğrular ve yanlışlar var. Herkese göre değişiyor tabii. Sizin böyle aklınıza ilk geldiğinde hep böyle derler ama ben şunu da deneyimledim diyebileceğiniz bir şey var mı? Biraz spontane bir soru ama düşünmeye gerekebilir.
Güzel soru. Enteresan. Klişe doğru takım kesinlikle. Takım, insan çok önemli. Her şey insan sonuçta. Kesinlikle çok önemli. Klişe yanlış. Bence işte Türkiye'den şu kadar büyüklükte milyar dolarlık firmalar çıkmaz vs. gibi söylemlere ben hala arada denk geliyorum ki bunlar ciddi oranda azaldı bu arada. Ama hala denk geliyor insan. Buna katılmıyorum. Türkiye'den kesin gidip başka ülkeye yerleşmek lazım başarılı olmak için konusuna da katılmıyorum. Ondan sonra böyle de konuşulan. Bence bir yanlış bu. Elbette dünyadaki farklı ülkeleri görmek, tanımak önemli. Bir süre yaşamak önemli. Ama açıkçası burada olmaktan da biz çok besleniyoruz. Onu söyleyeyim. Yani çok çok besleniyoruz. Bence o da... Bu arada anlıyorum bu farklı ülkelerde yaşamak isteyen arkadaşlarımızı. Benim abim mesela Amerika'da yaşıyor. Anlıyorum. Ama dediğim gibi bence bu herkes için geçerli değil. Hepimizin hayatı farklı, istekleri farklı. Biz burada yaşayıp çok mutlu olan bir ekibiz. Ve de ilk aklıma gelenler, tutku bunlar. Çok hoşuma gitti bu soru. Ben iki tane zaman diliminde yaşayacağım şimdi. Bunu soruları alayım. Aklımın bir tarafında onları düşüneceğim. Gelirse arada söylerim. Klişe doğru ve yanlışları.
Diğer sorulara bakıyorum. Mesela Deniz bir soru sormuş yine bizim komite üyelerimizden biri. Meditasyon kültürü hiç olmayan yani o tarz kesimlerde meditasyonu yaygınlaştırmak için nasıl stratejiler izliyorsunuz? Yani nasıl sağlıyorsunuz? Nasıl onları bineğinize katabiliyorsunuz?
Şöyle, bu arada deminki soruyla ilgili bir şey de aklıma geldi. Mesela salgınla hayatımıza ne değişti? Ofis. Değil mi? Ofise gitmek sabah işte 9, 5, 6 falan değil mi? Böyle insanlar kendi kendine şeyler kafalarında böyle yapay şeyler üretmişler. Gerek yokmuş birçok şeye. Bence bu da önemli bir öğrenim oldu bu arada salgın süresince. İnsanlara güvenip, ekibinize güvenip, devamlı polislik yapmak zorunda kalmadan onların hayatlarında istedikleri lokasyonlarda çalışabilme özgürlüğüne sahip olmaları önemli diye düşünüyorum. Biz mesela şu anda tamamen uzaktan çalışıyoruz. Türkiye'de Mart ayının ortasına doğru tamamen uzaktan çalışmaya geçtik. İlk geçen organizasyonlardanız biz de. Ve bu en aşağı yani yaza kadar böyle devam edecek. Ondan sonra da salgın sonrasında da mesela şöyle bir yani biz özgürlüğe inanıyoruz. Ekip arkadaşlarımızın dilediğinde bir araya gelebilecekleri Dilediğinde de istedikleri yerden çalışabilecekleri bir yapı kurguluyoruz mesela salgın sonrası için. Bu da hem klişe doğrular hem de klişe yanlışlar içeren bir konu mesela diye düşünüyorum. Şimdi etasyon sonuna geliyorum. spor gibi bir şey aslında. Yani, çok pardon, nasıl ki sadece yüzme, koşma, futbol değil, bambaşka sporlar var, değil mi? Fiziksel anlamda gelişmek için. Aslında mental anlamda da böyle. Bir insanın sadece meditasyon yapması bize göre tek alternatif olmamalı. Konuya böyle bakıyoruz. Biz mindfulness meditasyonlarını üyelerimize sunmaya birinci adım olarak başladık. Şu anda platformumuzda uyku hikayelerimiz var, blog yani talklarımız var, çok daha enformatif duygularımız ve psikolojimizle ilgili, çevremizle ilgili en önemli konularda podcast puzzle içeriklerimiz var, talk içeriklerimiz ve Çok çok daha yeni, çok farklı şeyler gelecek 2021'de Melitopya'da. Bütün dünyada ilk defa yapılacak çok çok farklı şeyleri devreye alacağız. Bizim stratejimiz özgürlük vermek üyemize. Sadece tek bir metotla onu yalnız bırakmamak. çok farklı içerik türlerine, çok farklı servis türlerine ulaşabilme imkanı vermek ve bunu en kişisel şekilde kendi hayatını istiyorsa, ihtiyacı neyse veya arzusu neyse o şekilde ulaşabilmesine imkan vermek. Temel stratejimiz bu. Özgürlük ve kişiselleşme.
O zaman diğer soruma geçiyorum. Size de bahsetmiştim zaten etkinlik öncesinde. Yeni bir girişime başlamak isteyenlere önerebileceğiniz... ...kitaplar, kaynaklar, filmler neler? Var mı?
Var. Birincisi gerçek hayattan bir film var. O da şu, staj yapmak.
Kesin.
Arkadaşlar, yani... ...bir girişimde staj yapmak veya çalışmak... ...teknoloji firmasına önemli diye düşünüyorum. Ben açıkçası geçmiş hayatımda bunu yapsaydım... ...belki şu ana gelen yolculuğumuzdaki bazı hataları... İyi ki yapmışız hep beraber ama belki bazılarını yapmazdım, belki zaman kazanabilirdik vs. Dolayısıyla mutlaka staj çalışmayı öneriyorum. Gözlem anlamında çok yararlı. Yani çok iyi bir restoran mutfağını, o restoran sizin olmadan izliyorsunuz, iyi bir girişim sonrası, havuçları rendeliyorsunuz, pişiriyorsunuz, anlatabiliyor muyum? Çok iyi fırsat. Dolayısıyla da arkadaşlar ediniyorsunuz. Belki ilerideki ortağınızı bulabiliyorsunuz. Anlatabiliyor muyum? Belki ilerideki yatırımcılarınızla tanışmış oluyorsunuz. Belki ilerideki müşterilerinizle tanışmış oluyorsunuz gibi gibi. Dolayısıyla da hemen erkenden bir teknoloji girişiminin çatısı altına dahil olmayı çok öneriyorum. Eee gerçek hayat filmi olarak. Bizim de bu arada üç alanda bunu söylüyorum tutku şu anda.
Evet şu an olabilirsiniz.
Tamam. Üç alanda stajyer pozisyonu açtık. Staj pozisyonu açtık arkadaşlar gün itibariyle. Pazarlama marketing intern olarak geçiyor. Büyüme alanında ekibimiz yüzden fazla ülkede Aynı anda yüzlerce kampanya üzerinde çalışıyorlar. Tahmin edersiniz birçok farklı ülkeden insanları, yeni üyeleri kazanıyoruz. Ve dolayısıyla da büyüme alanında çok inovatif şeyler yapılıyor. O deneyim çok enteresan. Birinci alanımız büyüme. Büyüme alanında staj pozisyonu aştık. Tutku da orada bu arada görev alıyor. İkinci alan, Kreatif. Kreatif tarafta biz birçok farklı kreatifler üretiyoruz. Birçok farklı projemiz için, kampanyamız için. Özellikle Adobe Creative Suite ve After Effects bilen arkadaşlarımız olursa tadından yenmez. Ondan sonra kreatif staj pozisyonu açtık. Ondan sonra ve son olarak Fulyon'un takımı People and Culture... Aras İngilizce mi konuşayım? Aras... Park ediyorum sorunu. Takım kültür ekibimiz dikkatimi dağıldı. Takım kültür ekibimiz üçüncü staj pozisyonunu açtı. Fulya'nın takımı Fulya, Beyza ve Sevinç'le takım arkadaşı olmak istiyorsanız kendileri buradalar şu anda. Bizim 22. yüzyıla doğru giden yolculuğumuzda, yolculuğumuzda yeni işe alım yapmak daha sonra içerideki takım arkadaşlarımızı potansiyellerine ulaştırmak, onların yeteneklerine ulaşmalarını sağlamak, kültürümüzü inşa etmek, değerlerimizi inşa etmek alanında çalışmak istiyorsanız takım kültürü alanında da staj pozisyonumuz açık. Bunlar için tutku nasıl ilerlenecek? Çete ben mesela Beyza ve Sevinç'in e-postasını yazmanı rica edebilirim belki. Onlara direkt ulaşabilirler. Öyle yapalım mı? Nasıl yapalım?
Hatta ben sonrasında mail olarak da atabilirim direkt bilet alanlara ve bugün katılanlara. Şimdi de yazabilirim. Aynen. Sevinç ve Beyza da yazıyor zaten şu anda.
Zaten çok kolay. Sevincatmeditop.com Beyzaatmeditop.com Aynen.
Bu iki mail adresine o zaman mail atabilirler, başvuru yapabilirler değil mi?
Yapabilirsiniz. Kreativitenizi konuşturun. E posta atarken içinizden geçenleri yazın arkadaşlar.
Acaba Team Encapture'ımı gönderseler arkadaşlar direkt, ne dersiniz?
Çok iyi fikir, onu da yazıyorum.
Evet, onu da yazalım. Biz ekibimiz için bir mail adresi çıkarttık arkadaşlar. Üçümüz birden görelim diye. İstiyorsanız direkt oraya yazın. Zaten takımın parçası olursanız siz de o mail adresini korumaya olacaksınız.
Süper. O zaman bu mail adreslerini not edin. Bana çünkü çok soran oluyor da, kime yazmalıyım, nereye yazmalıyım, kime başvurmalıyım diye. İşte bunlar o adresler arkadaşlar.
İşte o adresler bu adresler evet.
Peki, şey olarak bu önerebileceğiniz şeylerden bahsediyorduk. Kitap, film, aklınıza gelen...
Pardon, film, kitap unuttuk. Özür dilerim. Evet, evet. Hemen söylüyorum. Bu arada film demişken ben tekrar sevgili Alp Sarıgün'ü, Zürdağ'a saygıyı da selamlamak istiyorum. Kendisi film konusunda çok iyidir. Belki filmi o da söyler. Kitap olarak... Kitap olarak şöyle... Çok etkilendiğim kitaplar elbette var. Mesela en son okuduğum kitap... ...Dijital Minimalizm diye bir kitap okudum. Ben şuraya yazayım bunu. Hatta chat'e. Belki iyi olur. Bu arkadaşlar, Dijital Minimalizm... ...Kal Newport yazarı. konusu şu yani o kadar şu anda sizde hepimiz yaşıyoruz büyük bir bilgi bombardımanı altındayız ki her yerden notifikasyonlar bildirimler son dakika haberi sosyal medya falan Geçen gün inanın evdeyiz yemek yiyoruz, bildirim geldi yemekten koptum ve çok güzel bir sohbet ediyorduk ve koptum ben o sohbetten bambaşka bir yere gittim. Kendime çok kızdım mesela. Yani şu anda dikkat dağıtımı üzerine bir ekonomi olduğu için Bence sosyal medya ve teknoloji inanılmaz yararlı buluşlar ve fonksiyonlar. Onları hep yararlı halde tutabilme imkanımız var. Kitap onu anlatıyor. Daha minimalist bir yaklaşımla bu fonksiyonların, buluşların kullanımında insan hayatına çok daha etki verebilir diyor. Birinci şey o. Önerim o. Daha çok yine bitirdiğim için onu söyleyeyim. High Output Management diye bir kitap var, Andy Groove'un kitabı. Onu da yazayım. Bunların Türkçeleri var bu arada. Siz nasıl isterseniz, Türkçe, İngilizce. Bazı kitaplar Türkçe daha etkili olabilir okumak. Ondan sonra Andy Groove'un kitabı. Andy Groove şimdi hayatta değil, Intel'in efsanevi CEO'sudur. Adam CEO rolündeyken bu kitabı yazıyor ve bu kitap o kadar yalın bir dilde ki... böyle basit formüller yazmış. Şimdi bakın, A artı B'nin sonucu C ise, C işte şundan büyüktür gibi de basit basit anlatmış ve o seviyedeki bir adam o basitliğe, yalınlığa inip onu anlatabilmiş. Bir kere onu yapmaya zaman ayırmış, inanılmaz değerli ve ben şahsım adına çok şey öğrendim. Duygulara hitap etmek, toplantı, az toplantı ama öz toplantı yapmanın önemi, inanılmaz sonuç odaklı çalışmak, gibi gibi konularda, onu da yazayım. High Output Management'ı kesin tavsiye ediyorum. Şuraya yazayım. Bununla beraber bence edebiyat çok önemli. Yani edebiyata vakit ayırmak, insanı insan yapan çok önemli bir unsur. Dolayısıyla da hayatı görebilmek, kendinizi tanıyabilmek, duygularınızı tanıyabilmek adına ben mesela Zülfü Lümen'in romanlarını çok severim. Dolayısıyla da onları da tavsiye edeyim. Her birini. Her birini tavsiye edebilirim. İlk aklıma gelenler bunlar. O da paralel zamanda yaşayayım. Nasıl uzaktan çalışmayla ilgili aklıma bir şey geldi söyledim. Böyle hitaplar gelirse söylerim. Alp senin aklına gelen film varsa. Evet bu arada Alp'le ilgili şöyle söyleyeyim. Nuri Bilge Ceylan seviyesinde olduğu için kemerlerinizi bağlayın. Öneri konusunda.
Estağfurullah. Merhabalar herkese. Böyle dedikten sonra Recep'e verdik falan diye devam ediyormuşum. Değil tabii. Yani aklıma girişimcilikle ilgili aslında izleyebileceğimiz filmler... Yani Big Short güzel bir filmdi bence. Onu tavsiye edebilirim. Wolf of Wall Street de bence bu anlamda güzeldi. Bir de hani biraz daha işin... Hem girişim hem de biraz daha duygusal tarafı için... Şey... Pursuit of Happiness diye bir film vardı. Will Smith'in başrolü de oynadı o.
Evet.
Onu da tavsiye ederim. O da bayağı güzel bir filmdi. Ya biraz da böyle şey tam olarak girişimcilikle alakası olmasa bile bu risk yönetimi vesaire hani... ...iletişim anlamında... ...Venedik Taceri'ni de tavsiye ederim. Shakespeare'in Macizane.
Pursuit of Happiness'la da gözlere yaşlandıran bir tavsiye oldu.
Evet.
Çok iyi. Gerçekten.
Evet. Teşekkür ederiz.
Ne demek ne demek.
Birazcık sorular arasına gidiyor geliyor gibi olduk.
Ama... Bir şey daha söyleyeceğim, çok özür dilerim. Mafya Eğilmez'in ekonomiye giriş kitapları var. İnanılmaz iyi. Tavsiye ederim. Mafya Eğilmez. Ekonomiyi çok sevmek zorunda değilsiniz. Ama hem Emre Alkin de geliyormuş. Acayip hoşuna gider. Bu arada Emre Alkin'in de kitapları var.
Mahve Yılmaz'la da biz görüştük etkinlik için. Geri dönüş aldık. Talihlerimizi uyduramadık gibi bir durum oldu. Ama bize dönüş yapıyor olması bile biz etmeyiz. O kadar heyecanlandık ki yani mail'i ilk aldığımızda. Umarım bir dahaki etkinliğimize yani ikinci dönem gibi onunla da bir etkinlik yapacağız gibi duruyor.
Beni de davet ederseniz dinleyici olarak çok isterim. Kendisini hiç tanıma fırsatım olmadı ama kitaplarına bayılıyorum. Kesin tavsiye ederim arkadaşlar. Özellikle dediğim gibi ekonomiye giriş kitapları şundan tavsiye ediyorum. Hayatı anlamlandırmak adına yani para nedir, enflasyon kur vesaire karar almayı çok kolaylaştırıyor. Girişimci için çok yararlı olduğunu düşünüyorum. Bir de onları söyleyebilirim. Bir yerden bir onay sesi geldi. Onay bağırışı.
Biri onayladı. Şimdi o zaman biraz sorular arasında gidiyor gibi olacağım. Bu son sorunu bitirelim. Sizin de söylemek istediğiniz bir şey olmazsa. Bu stajla alakalı bana da çok soru geliyor bununla ilgili. İşte nelerden bahsetmeliyim? Nasıl bir mail atmalıyım? Tabii siz bahsettiniz.
Arasında Tron'un soruları evet.
Biz videomuzu izledik de daha doğrusu ben bir podcastınızı paylaşmıştım İngilizce. Herkes aksanınıza çok bayıldı ve İngilizce yapalım diye tutturdular etkinliği. O yüzden de aras ısrarla şu anda dinlemek istiyor. Belki siz bir soruyu İngilizce yanıtlayabilirsiniz. S'den bahsedeceğim. Meditopya stajyer alırken neye bakıyor? Yani stajyerinde ne bekliyor? Belki hani herhangi normal pozisyonda birini işe alırken çok daha farklı beklentiler olabilir ama stajyerlik özelinde nasıl insanlar olmasını, ne gibi yetkinlikler olması? Tabii genel olarak bölümlendirdiğimizde farklı farklı şeyler bilmemiz gerekebiliyor. Ama genel olarak biraz bahsedebilirseniz belki buradaki aya başvuracak olan arkadaşlarım da bilgi sahibi olmuş olur.
İngilizce mi yapayım? Emin misin?
Bir Türkçe yapayım.
Tamam bir Türkçe yapayım. Sonra İngilizce bir şeyler ekleyeyim. Fulya'da Türkçe veya İngilizceye katkı vermek istersen Fulya lütfen. You are more than welcome. Tamam İngilizce istediği için aras. Bir kere şöyle. Şeye de inanıyorum bu arada, Türkçeyi iyi Türkçe konuşmaya gayret etmek işimizin doğası gibi zor bir şey bu. Çünkü çok İngilizce terim var. İngilizceyi de iyi, İngilizce olarak konuşmaya gayret etmek hep iyi, yani bazen ancak iyi yapabildiğim ama önemli bir konu olduğunu düşünüyorum bir not olarak. Aras, senin için bir not olarak söylüyorum. Şöyle, biz meraka çok önem veriyoruz. Merak ve heyecan. Anlatabiliyor muyum? Yani böyle o yeni doğmuş bir bebek gibi... Dünya nasıldır mesela yeni doğmuş bir bebeğe, değil mi? Her şey yeni. İnanılmaz güzel bir şey. Onun için her şey yeni. İlk defa dışarı çıkıyor. İlk defa kar görüyor. İlk defa yağmur görüyor. O merak ve heyecan bizim için çok önemli. Ormana dışarıdan bakmak çok önemli çünkü biz şu an ormanın içindeyiz. Girişimciler kendi organizasyonlarında belli bir kilometre yaşamış, birkaç sene yaşamış. Herkes ormanın içinde. Anlatabiliyor muyum? Ormanın dışında olmak çok önemli. O merak, heyecan, her türlü soru sorma özgüveni. Hiçbir saçma fikir yok bize göre Melitopya'da. Her soruyu sorabilirsiniz. Bu buton neden mavi renk? Sorulabilir. Bu butonu mor mu yapsak? Sorulabilir. Bu butonu atsak mı? Sorulabilir. Uygulamayı silin. Sadece webden mi ilerleyecek? Sorulabilir. Yani anlatabiliyor muyum? Her şeyi sorulabilir. Dolayısıyla da meraklı, heyecanlı ve her türlü soru sormaya açık ve bundan beslenen ve besleyen, kendinden de vermeye açık arkadaşlarımızı biz Meditope'ye almak. Onları almak takım kültür ekibimiz tarafından kazanılması amacındayız. Böyle arkadaşlar arıyoruz açıkçası. Fulya bilmiyorum, sen eklemek istediklerin varsa buyur lütfen.
Aras senin için İngilizce soracağım.
Öncelikle aradığımız şey yorgunluk ve arzu. Bu gerçekten en öncelik. Çünkü burada vaksinleri keşfetmiyoruz. Sonunda insanlara mantıklı yardım getirmek için çalışıyoruz. Ve bence hepimiz bunu yapabiliriz.
Yeterince hazırız.
Ama aradığımız şey yorgunluk ve arzu. Bundan sonrasını Türkçe devam edeceğim. Biz bir aydır bir kültür çalışması yapıyoruz ekip arkadaşlarımla ve Meditopyalılara sorduk. Sizin için en önemli değer nedir? Hayattaki diye. Ve açıklık, dürüstlük ve samimiyet açık ara en üst değer çıkıyor. Yani bu şey gibi düşünün. Meditopya'da önem verdikleri şey değil sadece. Meditopya'nın dışında işte eşiyle, dostuyla, evinde, arkadaşıyla aradığı en önemli özellik şeffaflık, dürüstlük, samimiyet. İşte bizim aslında görüşmelerde en aradığımız özellik bu samimiyeti bulmak. Çünkü teknik olarak çok fit birini bulabilirsiniz ama samimi olduğunu hissetmiyorsanız mülakatta kültürümüzü bozmasından korkuyoruz ve o kişiye teklif götürmüyoruz. Dolayısıyla birinci özellik şeyi söylemiştik, Fatih'in de dediğine ek olarak, hunger and desire, yani bir şey öğrenmek için o bebek gözleriyle bakmak, bir şey sorgulamak, öğrenmek istemek, o isteklilik birinci özellik. İkinci özellik, samimiyet, açıklık, dürüstlük. Üçüncü özellikte, Şeye dikkat ediyoruz açıkçası, özellikle stajyer mülakatlarında diyeceğim. Bir amacınız var mı hayatta? Ne yapmak istiyorsunuz? O amaç benim için çok anlamlı olmak zorunda değil. Ama sizin için, kendi için de tutarlı bir amaç mı? Yani kendinize bir hedef koydunuz mu? O ne yönelik stajlara gidiyor musunuz? Kitapları okuyor musunuz? Filmler izliyor musunuz? Bir şeye tutunuyor musunuz yani? Bu bizim için çok önemli gerçekten. Bunlara bakıyoruz.
Çok.
Iyi özet oldu. Çok iyi özet oldu. Bir podcast önereceğim, soru gelmiş. Şimdi Fulya çok güzel özetlerken ben de chat'e baktım. Reddedildik mafi hoca, çok güldüm onlara. Şey, Masters of Scale var, Ridolfman'ın, LinkedIn'in kurucusu. Ridolfman'ın, yazayım şuraya arkadaşlar. Masters of Scale. Tamam. Bunu kesin dinlemenizi öneririm. Çok iyi, çok çok iyi bir podcast serisi. Zaten bu podcast işinin de çok başındayız. Ses, audio, en az video kadar önemli bir platforma dönüşüyor. Bunu başlatan aslında sesli kitaplar oldu. Ki sesli kitap da yeni yeni belli bir olgunluğa erişiyor. Ondan sonra sonrasında podcastler geldi. Dolayısıyla da ses açıkçası inanılmaz bir noktaya gelecek. Biz buna inanıyoruz. Meditopya buna çok inanıyor. Podcast size çok önerebiliriz. Şimdi ilk aklıma gelen açıkçası Masters of Scale oldu. Kesin tavsiye ederim hepinize.
Tamam. Çok teşekkür ederiz. Eklenmek istediğiniz bir şey var mı sizin?
Benim mi? Tamam. Acar Baltaş'ın kitaplarını da öneriyorum. Bir de onu ekleyeyim. Acar Baltaş.
Ekleyelim.
Çok teşekkür ederim davetiniz için. Çok nazik bir davetti. Çok keyif aldım. Çok da güzel sorular oldu. Bir saat nasıl geçti açıkçası anlamadım. Çok sağ olun hepinize. Staç konusunda da arkadaşlar... e-postları gönderin, şutlayın. Umarım beraber çalışma fırsatımız da olur. Tutku, teşekkür ediyorum sana da, özellikle vesile olduğun için.
Ne demek, ben teşekkür ederim. Ben asıl size teşekkür ederim. Kırmayıp geldiniz. Özellikle bu dönemde çok fazla etkinliğe katılmıyoruz diye biliyorum. Niye katılmıyorsunuz? O yüzden bizim kulübümüz bu konuda çok şanslı hissediyor kendini. Hem ben hem de ekip arkadaşlarım. Çok tatlıydı. Çok da fazla şey öğrendik ve ilham oldu bizim için. Özellikle bir şeyler deneyen insanların olduğunu biliyorum. Yani şu an burada tanıdığım, bildiğim, belki de bilmediğim bir sürü insan var, bir girişim. başında olan ya da fikre sahip olan. Onlar için çok güzel olduğunu düşünüyorum bu konuşmamızın, etkinliğimizin. Umarım böyle de güzel konuklarla hep ilham verici bir şekilde devam eder 8 hafta boyunca. İlk haftasında Medtopia'nın çalıştığım yerin gelmiş olması çok güzeldi. O yüzden daha fazla vaktinizi almadan ben teşekkür ederim bir cumartesi akşamınızı bize ayırdığınız için. Çok mutlu olduk. Çok teşekkür ederiz. Özellikle Team Enculture ekibine de.
Evet ben de onlara çok teşekkür ediyorum. Herkese sevgiler arkadaşlar. İyi akşamlar. Görüşmek üzere.
More from Fatih

Fatih Mustafa Çelebi ile Meditopia'nın 2026 planlarını konuştuk | New HR Summit 2025

Çalışanların Sağlık İhtiyaçlarına Yapay Zekanın Katkısı Ne? | Fatih Mustafa Çelebi | CNBC-e

Mobil Uygulama Girişimi Pazarlama ve Finans Sorumlusu Ne İş Yapar? -Fatih Mustafa Çelebi


