In this segment of the "Art of Existence" series, Gülen Gündüz Yılmaz explains the difference between geri bildirim (feedback) and kendini bildirim (self‑disclosure). She defines self‑disclosure as communicating one’s own choices and future actions (e.g., “I will stop eating junk food”), while feedback refers to describing the observable impact of another person’s behavior on oneself. Both practices require the speaker to own their needs and emotions, avoiding projection onto the other. Yılmaz then outlines core principles for giving effective feedback: a high ratio of positive to constructive feedback (research cites 3‑5‑7 times more positive), delivering it promptly before emotions intensify, regulating the timing, checking one’s intention, and always seeking permission. She frames feedback as a gift and warns that withholding it harms relationships. The talk continues with how to make requests (rica) and connection requests (bağlantı) responsibly, ensuring the need‑ownership stays with the speaker, checking for consent, and handling “no” responses without coercion. Practical personal‑relationship and business examples illustrate how to combine self‑disclosure, feedback, and requests, how to respond to a partner’s or client’s refusal, and how to renegotiate or end a relationship if it no longer aligns with one’s chosen way of living. The segment ends with a call for comments and a reminder that the content aims to raise awareness about conscious communication.
Chapters
Şimdi geri bildirim ve kendini bildirim ne demek? Önce o ikisini ayırmak istiyorum. Şimdi ağırlıklı geri bildirim konusunda eğitimler veriliyor. Ben de ağırlıklı olarak geri bildirim anlatıyordum eğitimlerde. Fakat şunu fark ettim ki kendini bildirmek, yani kendi içinden etleşip sonra ben neyi nasıl yapıp yapacağım, neyi nasıl yapmayı seçiyorum. Karşı tarafa bildirmeyle de ilgili sağlıklı iletişim yollarını öğrenmeye baya ihtiyacımız olduğunu anladım. Kendini bildirmek şu demek, ben bundan sonra böyle böyle yapacağım. Bundan sonra hayatımı böyle böyle düzenleyeceğim. Bunu böyle böyle yapacağım. Artık şey yapmayacağım mesela. Atıyorum. Bundan sonra ben akşamları abur cubur yemek istemiyorum. Bu karşı tarafa söylemek. Ben artık alkol içmeyeceğim. Bu karşı tarafa söylemek. Yani hayatımı nasıl yaşamayı seçiyorsam onunla ilgili şeyleri söylemeye kendini bildirim diyorum. Geri bildirim ise karşı tarafın davranışlarının, somut davranışlarının bende ya da gözlemlediğim dünyada gözlem olarak etkisini söylediğim yer. Öyle bir ayrım yaptık. Kendine bildirim, geri bildirim. Şimdi ikisinde de ihtiyaçlarımın sorumluluğu bana ait. karşı tarafa ait değil bilincinden hareket ediyorum. Kendini bildirmekte karşı tarafın davranışlarını söylemek durumunda değilim. Yani işte sen alkol içtiğinde ben böyle böyle hissediyorum, aman Allah'ım falan filan gibi bir şeye gerek yok. Ben kendi seçimimi söylüyorum sadece kendini bildirimde. Ve bazen hem kendime bildirip hem geri bildirim yapabilirim. Bazen salt kendine bildirim yeterli, bazen salt geri bildirim yeterli. Çoğunlukla iletişim konusu kendi içinden etleşip, ben neyi nasıl yapmak istiyorum, neyi nasıl yaşamak istiyorum konusu. Bu vesileyle tekrar konuyu oraya bağlamak istiyorum. Şimdi geri bildirimin birkaç tane esası var. Hızlıca geçeceğim onları. Şimdi 3, 5, 7'ye 1. Burayı görüyor musunuz? En büyüğü. Bu şu demek. Bir insanın benden geliştirici geri bildirim alması için benim onunla olan bütün ilişkimde benden 3 kat diyor bazı araştırmalar, 5 kat diyen var, 7 kat diyen var. 7 kat fazla olumlu geri bildirim. Yani takdir duyması gerekiyor. Ortalamadaki geliştirici geri bildirim duyabilsin benden. Eğer ben karşımdakine sürekli geliştirici geri bildirim verme modundaysam o zaman duyamayacak onu. Baya oturmuşlar, bilimsel araştırma da yapmışlar sevgili arkadaşlar. Geri bildirim regüleyken benim kalbim barışta. Karşı tarafın da uygun olup olmadığını baya check ediyorum. Ertelemeden veriyorum. Çünkü erteledikçe içimdeki duygular büyüyor ve gözleme dair verilerimi de unutuyorum. O yüzden ertelemeden vermek. Hem ertelemeden vereceğim hem regüle olup vereceğim. O ikisinin dengesini kuracağım. Niyetimi bayağı check edeceğim. Yani niyetim kendi içimde olup biteni mi bildirmek yoksa haddi mi bildirmek istiyorum. İçi atmak, onun karşısında ilişkileri büyütmek var. Geri bildirim bir hediyedir. Geri bildirim vermeyip içimizi de büyüttüğümüzde biz içimizi attığımızı zannediyoruz ama... Çoğunlukla o ilişkiden vazgeçiyoruz. O ilişkiye yatırım yapmıyoruz. Soğuyoruz o ilişkiden. Birebir de verilir geliştirici geri bildirim. Takdir her türlü verilir. Birebir de, grupla, ikili, üçlü, geliştirici geri bildirim. Ya da kendini bildirmek de, eğer nasıl diyeyim, kritik bir konuşmazsa yine birebir. iki tarafta regüla olsun. Ve yine regulasyona hizmet eden her zaman izin istiyorum. Her zaman karşı tarafın o geri bildirimi duyabileceğini de check ediyorum. Ben gerçekten duyguma temas ettiysem ve öyle bir yerden duygumu ifade ediyorsam, Aynı nöron mekanizmasıyla karşı tarafta benim duygumu hissediyor. Karşılıklı anlayış oradan geliyor. Ama ben öfkelenip üzüldüm diyorsam ya da bunu böyle yapman çok üzücü falan diyorsam duyguya temas etmediğim için kendi biyolojimde karşı tarafta benim duygumu duyamıyor. Bu nasıl geldi? Şimdi geri bildirim almıyor, geri bildirim duymuyor olayları. benim aslında kendimin geri bildirim verme konusundaki becerilerimle baya ilişkili. Demin söylediğim gibi bazen geri bildirim, bazen kendini bildirim, bazen duygu bazlı geri bildirim, bazen buradaki yediydi, bunun on olmasını istiyorum. Şimdi rica'yı da tıpkı geri bildirim gibi tabii ki regüleyken yapacağız, değil mi? Orası net. İhtiyacımın sorumluluğunu karşı tarafa atıyor muyum? Oraya bakacağız. Ki siz bu örneklerde baya uyanıktınız orada. İhtiyacımın sorumluluğunu karşı tarafa atıyor muyum? İşte projeksiyon var mı? Yargı var dediniz mesela. Evet, değil mi? Yargılar varsa ihtiyacımın sorumluluğu ideal babada değil. Sonra başka söylemek istediğim konu, sonuna kadar beklemeden yine geri bildirim veriyordum. İhtiyaçlarımı, vericalarımı da sonuna kadar beklemeden yapıyorum. Ve yine tekrarlayacağım, çocuk ya da eleştirele bebeğinden değil, yetişkinden, gözlemciden rica etmek. Bu şu demek sevgili arkadaşlar, hayır cevabı verdiğinde karşı tarafa dudaklar bükülüyorsa ricanız rica değildir. Burası net mi? Benim için çok önemli olan ve ortak yaşamımızı düzenlemeyle ilgili bir konuda ricada bulundum partnerimden. Hatta böyle bayağı bir uç örnek olsun. Diyelim ki partnerimiz bize hiç haber vermeden akşam eve gelmeyin. başladı. Tamam mı? Bununla ilgili bir ricada bulunacağım. Dedim ki ben akşamları evde olmanı istiyorum ve artı eve kaçta geleceğini de bana söylemeni istiyorum falan. O da dedi ki hayır. Şimdi burada hayır cevabı aldım oturacağım gibi bir yerden konuşmuyoruz bunları. Ben hayır cevabı almayı okeyim ama ben böyle bir ilişki yaşamayı seçmiyor olabilirim. Burada benimle misiniz? O zaman da kendime bildiririm. Senin hayır cevabını duydum. Öte yandan benim hayatımda istediğim ilişki böyle bir ilişki değil derim ve ilişkiyi sonlandırabilirim. Ya da ilişkiyi sonlandırmaya geçmeden ben böyle bir ilişki yaşamak istemiyorum. Bunu duymak sana nasıl geldi diye sorabilirim. Bunu duymak sana nasıl geldi? Eşittir bağlantı. Bağlantı ricası diyoruz bunlara. Yani hayır cevabı almaya okeyim her aşamada. Ona göre hayatımı düzenliyorum. İş hayatından örnek verelim. Müşteri toplantısına geç gelen ve bizimle beraber çalışan illa bize bağlı olarak çalışması da gerekmiyor. Bizim sorumlu olduğumuz müşteri de sürekli geç kalan ve bunu da söylemişiz. Hani demişiz ki perşembe günkü toplantıda 30 dakika konuşmuşuz. Yani geri bildirimin geri bildirimini de vermişiz. Hayır demiş ya da evet demiş yapmamış. Şimdi o noktada da ne yapabiliriz? Müşteri konusunda böyle böyle davranmak benim için uygun. Eğer bu şekilde davranmak senin için uygun değilse o zaman istersen yolları nasıl ayırabiliriz? Onu konuşalım. Bu senin için uygun mu? Yani iki şey söylüyorum sevgili arkadaşlar. Benimle misiniz? Hayır cevabı almaya okeyim ve sürekli kendi içimde check ediyorum. Ben ne yapmak istiyorum diye. Onu karşı tarafla konuşuyorum. Karşı taraf evet diyebilir, hayır diyebilir. Daha farklı yöntemler bulabiliriz beraber. Yani illa abi olmak zorunda da değil. Sürekli kendi içimde check ediyorum. Bana ne uygun? ve onu bildiriyorum şiddetsiz bir şekilde. Daha net oldu mu acaba? Sorusu ya da itirazı olan var mı? Art of Existence eğitimlerinden kısa bir kesit paylaştık sizlerle. Eğer bu içerik sizde minnak bir farkındalık, minnak bir hissiyat yarattıysa lütfen yorumlarda bizimle paylaşın. Yeni içeriklerde görüşmek üzere.