
In this Turkish instructional video, Gulen Gunduz Yilmaz explores toxic communication through Dr. John Gottman's "Four Horsemen" model, which identifies four dysfunctional interaction patterns: accusation (suçlama), defensiveness (savunma), contempt/sarcasm (alay/kinaye), and stonewalling (duvar örme). Yilmaz frames the analysis as an anthropological observation, urging viewers to examine their own communication habits without self‑labeling. He explains that these patterns are learned early in family environments and reinforced by the nervous system, creating habitual loops that persist into adulthood. Each horseman is presented on a spectrum ranging from subtle micro‑expressions and energy cues to overt, aggressive behaviors, with concrete examples illustrating how they manifest in everyday interactions, both verbal and non‑verbal. The talk highlights the role of micro‑mimics, body language, and energy in conveying toxicity, and emphasizes the importance of conscious awareness to recognize and modify these patterns. The video concludes with a call for viewers to share their insights and continue developing healthier communication skills.
Chapters
Sağlıksız iletişim yöntemleri aslında çeşitli çeşitli şekillerde, farklı modellerle incelenebilir ve hatta bunu farklı açılardan inceliyoruz da derinleşme modülünde. Öte yandan bu modülde özellikle toksik iletişim olarak geçen Dr. Gottman'ın modelinden toksik iletişimimizi değerlendireceğiz. Mahşerin dört atlısı olarak da geçiyor. Dört tane ana başlık da toparlıyoruz. Gotman'ın modelinde toksik iletişimi. Şimdi dört tane A4 kağıt istemiştik sizden. Üzerine de böyle kalın bir şekilde yazabileceğiniz kalem ile her birinin üzerine İşte bir tanesine suçlama, bir tanesine savunma. Ama kalın kalın yazın lütfen. Suçlama, savunma, alay, hinaye ve duvar örme. Şimdi biz bunları gözlemciden inceleyeceğiz sevgili arkadaşlar. Amacımız toksik iletişim yaptığımız için. Kendimize toksik iletişim yapmak değil. Amacımız gözlemciden, antropolog gibi bu iletişim şekillerimizi incelemek. Burası net değil mi? Kendimizi etiketlemek de değil. Ay ben çok duvar örmeci bir kişiyim falan gibi. bir antropolog gibi kendimizi incelemek istiyoruz. Net mi acaba burası? Burada duyuldu mu sesim? Sesim oraya geldi mi? Bu tarz şeyler bazen duyulamayabiliyor da. O yüzden böyle aşırı vurguluyorum. Evet, şimdi öğrenmeniz gereken bununla ilgili en önemli şeylerden bir tanesi şu. Bu dört tane işlevsiz, dysfunksional iletişim şeklini hepimiz yapıyoruz. Öte yanda bir ya da iki tanesini diğerlerine göre daha çok yapıyoruz. Burası net mi? Bunlar işlevsiz çünkü ihtiyaçlarımızı karşılamamıza yönelik değil. Ama ve lakin aradan önce konuştuğumuz şekilde beyin aynı örüntüleri tekrar etmeyi sevdiği için biz bunları yaptıkça yapıyoruz. Yaptıkça daha çok yapasımız geliyor. Bir de neden yapıyoruz biliyor musunuz? Ailede öğreniyoruz bu davranışları. Benim en çok düştüğüm bu işlevsiz iletişim şekli duvar örme. Neden öyle? Çünkü benim annem, babam, babamın aile, annemin aile orada en çok duvar örme var. Kopyalamışım oradan. Ve o duvar örme şeklinin güvenli olduğuna inanmış benim çocukken sinir sistemim. Ya da çocukken alay kinaye yaparsam güvende olurum. Onu öğrenmiş sinir sistemim. Ya da suçlama yaparak. Bu arada o yaşlarda biz daha iyisini bilecek kaynaklarımız, aklımız, gücümüz olmadığı için o yaşlarda bunları öğrenmek bize hizmet etmemiştir de diyemeyiz tabii ki. Öfkeni bastırmak, orada başkasına ve kendine duvar örmek, o zaman yapabileceğin oydu. Onu yapıyorsun, onu yaptıkça da ergenlikte de yapıyorsun, 20 yaşlarda, 30 yaşlarda da yapıyorsun vesaire. Yaptıkça da güçleniyor. Bu söylediklerim herhalde anlamlı gelmiştir. Bu arada ergenlikte okullardan da bayağı bunu öğreniyoruz. Belli okulların ekolleri oluyor, belli işte kolejlerin falan. Yani hayatta kalabilmek için sinir sistemimiz bunları yapmayı öğreniyor. Şimdi bunların hepsini bir yine spektrum içerisinde yapıyoruz. Çok uçta yaptığımızda oluyor. Çok minnak minnak yaptığımızda oluyor. İlk suçlamadan başlayalım mı? Şimdi suçlama direkt böyle parmak sallayıp bağırma şeklinde de olabilir. Sen bunu yapmadın diyorum sana! Hep de böyle! Yapmıyorsun bunu! Falan gibi olabilir. Spektrum bir ucundan. Öbür ucunda ne olabilir? Gayet böyle kurumsal kurumsal. Bu arada kurumsal kurumsal diyorum. Hani kurumsal suçlamayı yapmayı öğrenince insan çocuğuna da yapıyor tabii bunu. Canım senin iyiliğin için söylüyorum. Bak bunları yapmıyorsun. Bunları yapman lazım. Ben seni sevdiğim için. Ama enerji ne? Enerji yapmıyorsun, etmiyorsun şekli suçlama enerjisi. Hiç konuşmadan da suçlama yapabilirsin bu arada. Yüzündeki mikro mimik dediğimiz o çok minnak mimiklerle suçlama yapabilirsin. Suçlama konusunda mikromimik çok yapamadım ama daha başarılı olan birisi varsa sahneye alabiliriz. Sözsüz iletişimimizde baya o toksik iletişim girebiliyor. O yüzden ben bunu genelde sözler değil, gerçekten oradaki enerjine de bak olarak hep anlatırım. Yani oradaki enerjin senin şey mi? Öbür türlü zaten bütün beden dilinden, yüzündeki o mikromimiklerden karşı tarafa geçiyor zaten. Peki, spektrum dedik. Hadi şimdi savunmayı yapalım. Şimdi savunma bazen çok yoğun bir şekilde ama ben de onu yaptım, şöyle yaptım, böyle yaptım falan diye. Şöyle bir, eskiden Musti vardı Musti'yi. Burada bilenler var mı? Şöyle şu el hareketleriyle gayet böyle canlı bir şekilde de savunma yapabilirsin. Daha böyle savunma yapmıyormuşçasına savunma. yapmada da ustalaşıyor. Tabi çoğumuz. Kurumsal savunma. O nasıl? Ya tabi sen de haklısın. Ama! Dönüyorum ama burada dururum. Diye devam etme. Yani ben haklısın ya da bilmem ne diyeyim de sonra hiç şey olmadan aslında karşı tarafa kendimi açmadan orada kendi tarafımı anlatayım. Ve yoğun bir şekilde anlatayım. Burada mikromimiklerle, enerjiyle savunma yapmak nasıl olabilir? Şöyle olabilir. Karşındaki konuşurken şöyle duramamak var. Utandık geldi mi? Yani kesemiyor sözünü ama yani orada bir şey oluyor ve onu o beden dilimle o şekilde ifade ediyorum. Hani sen bir an önce bitir de ben orada savunmamı yapayım gibi. Burada başka örnekler de olabilir. Var mı aklına gelen? Konuşmak için dinlemek. Evet, aynen o. Ve onu beden dilinle aktarmak. O zaman 3 numaraya geçelim mi? Alay Kinaye. Şimdi Alay Kinaye'nin bir ucunda lakab takmalar, aşağılamalar falan var sevgili arkadaşlar. Ben bunun örneğini çok vermek istemiyorum. Öbür tarafta ise şakalarla mesajımı ifade ediyorum. Çünkü böylesi daha yumuşak olmuyor mu? şeklinde. Prenses yine geç kaldın yine hepimiz seni bekledik. Prensesim. Samimi olduğumuz için ben sana böyle şeyler söylüyorum ya. Bu şakaya da mı alındın? Aaa. Astolistimiz gelmiş. Hep sefalar. Heyecanlı. Sefalar getirmiş. Yani böyle şaka kisvesi altında da Spectrum'un öbür ucunda. Yapabiliyoruz. Alay kinayı. Ve alay kinaye, evet, baya bir mikro mimikle karşı tarafa yaptığımız bir iletişim şekli. Şimdi göz devirme dedik. Başka neler olabilir? Yav he he, çok da fifi. Evet, değil mi? Alay kinaye. Ve dördüncü başlığımıza gelelim o zaman. Duvar örme. Şimdi duvar örmenin bir ucunda küstüm, konuşmuyorum, bütün iletişimimi kopardım o kişiyle. O kişi benim için yok şeklinde bir şey var. Spektrumun bir tarafından. Öbür tarafta ne var? Öbür tarafta ise toplantılarda göz kontağını koparmak. E-maillere cevap vermemek. Kişi konuştuğunda ondan etkilenmeye, yani ondan input almaya. Kendimi kapadığım her yer öbür uçtada. Burası net mi acaba? Yani aslında duymuyorum karşı tarafı ne dediğini. Çocukken okuduğum o çeviri romanlarda hep bir topuklarının üzerinde döndü ve odadan çıktı falan diye terk etti gibi ifadeler olurdu. Tanıdık geldi mi? Onun cool olduğunu falan öğreniyorsun zaten. Hani o çok cool bir şey olduğunu öğrenince işte ondan sonra ilişkilerde debelen dur. Iztırap tuzağına şey. Ooo çok iyi! Omuz dikmek. Evet. Omuz dikmek de bu arada şeye de girebilir değil mi? Alay kinayı ile karışık da olabilir. Duvar örme olabilir. Şimdi bu toksik iletişim bizim farkındalıksız olarak, tepki olarak yaptığımız şeyler. Hani bazen suçlama eyleminin içinde suçlama yaptığımı çok fark edebiliyorum ama bu sana yapılan mesela davranış muhtemelen kişinin öyle bir farkındalığı da yok. Yani bedenini o kadar bilinçli çevirdiğinin farkında olmamış da olabilir. Sinir sistemimiz otomatik tepki olarak bunları veriyor. Yani o göz kontağını tamamen koparmalar, vücudu dönmeler... Şöyle de olabiliyor mesela. Fark ediyorum ben, toplantıda giderek kişi aşağı doğru geçiş yapıyor şöyle. Bana duvar örüldüğünde, ben de duvar örüyorsam kendi duvar örme patronumu çalışacağım. Bana duvar örüldüğünde ben suçlamaya girip, sen de hep böylesin, bak yine kendini kapattın yapıyorsam suçlama patronum üzerine çalışacağım. Duvar örüldüğünde, ya bir kere de bir insan ol ya, bir insan ol da, bir beni dinle ya diyorsam, alay-kinaye patterni üzerine çalışacağım gibi gibi. Orada hepimizin de, onu da soracağım birazdan, hepimizin de yapıldığında en çok tetiklendiğimiz davranış da var. Art of Existence eğitimlerinden kısa bir kesit paylaştık sizlerle. Eğer bu içerik sizde minnak bir farkındalık, minnak bir hissiyat yarattıysa lütfen yorumlarda bizimle paylaşın. Yeni içeriklerde görüşmek üzere.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk

Babayaga. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulation #regulasyon #icimdekicocuk








