
Levent and Gülen Günüz Yılmaz question whether forgiveness truly frees us. They argue that real freedom comes not from forcing forgiveness, but from analyzing what happened, learning the lesson, and rebuilding emotional integrity. Suppressing anger in the name of forgiveness can damage your health and relationships.
Chapters
Ben affedemem yani öyle kolayca affedilecek bir şey değil ve affettim seni dediğinde de içimi yokluyorum. Acaba ben onu affettim mi yoksa hani öfkemi basırıyorum, öfkemi yönetiyorum dediğimiz gibi?
Aff şu demektir, sen hata yaptın ama ben o kadar büyüğüm ki, o kadar olgunum ki, o kadar iyiyim ki ben seni affediyorum. Yani affetmek de sen şuradasın, ben buradayım. İlişkimdeki tatmin o zaman büyüyor. Ya da kendi işimi, gücümü senin verdiğin örnekten o zaman büyütüyorum. Yani ben eski ortağımı affedeyim, affetmeyeyim. Sen eğer eski ortağınla yaşadıklarından doğru dersler çıkarırsan o eski ortağına minnet duyarsın, şükran duyarsın ve işinde eskiden 5 kazanıyorsan şu an 10 kazanıyorsundur.
Merhaba ben Levent.
Ben Gülen. Bugünkü konumuz... Affetmek özgürleştirir mi? Evet.
Ben sinir olduğum bir şeyden bahsedeceğim. Bu konu nerede geçiyorsa geçsin. Herkes affetmenin ne kadar harika bir şey olduğundan bahsediyor. Mutlaka olması gerektiğinden bahsediyor. Affedin diyor da ben affedemem yani öyle kolayca affedilecek bir şey değil. Ve affettim seni dediğinde de içimi yokluyorum. Acaba ben onu affettim mi? Yoksa hani öfkemi basırıyorum, öfkemi yönetiyorum dediğimiz gibi. Aslında onu yönettim. Onu görmezden mi gelmeye başladım ve onu daha da derin derime mi gömdüm? Daha büyük bir ağaç olarak önüme çıkacak bir hale mi getirdim ben onu? Ben onu büyütüyor muyum aslında? Ve belki de başka bir şeye dönüştürüyorum. Öfkeye dönüştürebilirim. Ne olduğunu bilmiyorum ama şunu da biliyorum. Bu konuyla ilgili çalışma yaptığımda yani içimde bir öfke olup birini affetmem gereken durumda o iş hiç öyle affettim seni diyerek olmuyor. Dünya kadar çalışma yapıyoruz yani bu konuyla ilgili. Konu af değil yani.
Konu af değil. Şimdi affetmek aslında ve affetmeye çalışmak şuna benziyor. Eski bakış açımı aslında ben korumaya çalışıyorum. Eski bakış açımı koruyarak orada bir af içine girmeye çalışıyorum. Eski bakış açım ne? O kişi bana hata yaptı. O kişi benim canımı yaktı. O kişi suçlu, ben suçsuzum. Ya da bazı durumlarda o suçlu, hani benim de burada suçluluk payım var ama esas o suçlu. Yani affetmeyi ben konuştuğum her durumda buradaki o suçlu suçsuz, haklı haksız bakış açısını koruyorumdur. E şimdi ben o bakış açısını koruyorsam yani birisinin bir suç işlediği bakış açısını koruyorsam o zaman ben zaten affetmeye geçemem. Yani bu kendi içinde zaten bir çelişki barındırıyor. O çelişkiden çıkmanın yöntemi şu. Ben bu ilişkide, bu insan bunu yaptığında neyi öğrendim? Ben hangi davranışlarımı, hangi eski alışkanlıklarımı değiştirmem gerektiğini öğrendim. Ben öğrendim bu arada. ve orada hangi ben ihtiyaçlarımı karşılayamıyordum, o ihtiyaçlarımı acaba karşıdaki insandan istemeyi, ona bağımlı olmayı bırakıp, o ihtiyaçlarımı kendim karşılamanın sağlıklı yöntemlerini öğrendim mi? Bu yaşadığım, hoşuma gitmeyen olay neticesinde. Şimdi bu bakış açısından öbürüne, bu benim anlattığım bakış açısına geçemediğimizde affetmeye çalışmak kendimize zorla uyguladığımız bir şey oluyor. Ve bunu yani şöyle ben çok duyuyorum, o çalışmaya gittim olmadı, bu çalışmaya gittim olmadı. Ya da şöyle hayal kırıklıklarıyla ben çok duyuyorum bunu. Ya ben aslında eski işimi affetme üzerine bu kadar çalışma yaptım, şimdi neden bu kadar öfke çıktı içimden? Çünkü affetmeye çalıştın. Aff şu demektir, sen hata yaptın ama ben o kadar büyüğüm ki, o kadar olgunum ki, o kadar iyiyim ki ben seni affediyorum. Yani affetmek de sen şuradasın, ben buradayım.
Çok yukarıdan bakıyor yani.
Yukarıdan bakıyorum. E şimdi ben bu bakış açısını hayatta korumaya devam ettiğim sürece hayatta öğrenmem gereken ne dersleri öğrenirim, ne karşılamam gereken ihtiyaçları, başkasından beklememeyi, o ihtiyaçlarımın sorumluluğunu almayı öğrenebilirim. E bu bakış açısıyla da affetmeyi gerçekleştiremem. Yani ben diyorum ki affetme diye bir şey zaten eşyanın doğasına ters.
Almamız gereken dersi almamıza engel oluyor. Ve aslında kendimizi değiştirmemizi ve tekrar aynı benzer patterni sergilemememiz için yapmamız gerekenleri görmememizi sağlıyor. Diyelim ki kadın erkek ilişkisi dışında başka bir ilişkiden örnek vereyim. Diyelim ki X birisiyle ortaklık yapıyorsun ve Atıyorum kazıklıyor seni. Ya ben niye bunu görmedim? Daha iyi niye araştırmadım? Veyahut da bu tür olaylara engel olabilecek profesyonel önlemleri bulamadım diyeceğime bana bunu etti, bana şunu etti. Benim gibi adama bu yapılır mı? Ben halbuki ona bunu şunu yapmıştım. Boş bu işler yani. Bir de hem bu dedikodu oluyor gerçi, af olmuyor da. Affettim onu ya tamam o iş bitsin. Ya almamız gereken dersler ne oldu?
Zaten işte affetmem gerekiyor dediğin noktada sen oradaki dersini alsan o insana zaten baya şükran duyuyorsun. Yani diyorsun ki şükürler olsun ki ben o ilişkide bunları yaşadım ve bunun sonunda ben artık böyle böyle bir insanım diyorsun.
Bana öğretti ve gitti ve ben büyüdüm.
Ve ben büyüdüm ve bu büyüme benim içimi öyle şükranla dolduruyor ki orada o insana karşı affettim mahvetmedim çok uzak bir konsept kalıyor.
Evet.
Ve ben büyüdüğüm zaman işte o hayat da genişliyor benim için. ilişkimdeki tatmin o zaman büyüyor. Ya da kendi işimi, gücümü senin verdiğin örnekten o zaman büyütüyorum. Yani ben eski ortağımı affedeyim, affetmeyeyim. Sen eğer eski ortağınla yaşadıklarından doğru dersler çıkarırsan o eski ortağına minnet duyarsın, şükran duyarsın ve işinde eskiden 5 kazanıyorsan şu an 10 kazanıyorsundur. Bu arada kazanmayı bu para olabilir, müşteri adedin olabilir, işten aldığın tatmin olabilir. Hepsini kastederek söylüyorum. Sadece parasal kazancı da söylemiyorum. Orada affetmek konsepti geçerliliğini yitiriyor. Hükümsüzdür. Oluyor.
Aynı konu daha çarpıcı bir örnekle aldatma. Ben onu nasıl aldatabilirim? Yani çok zor. O da affetme mevzusu. Sen orada farklı bir çözüm sunuyorsun. Hani diyorsun ki affetme. Başka bir metot var yani. Affetmek çözüm değil.
Zaten affetmeye odaklandığında affetmenin gerçekçi olmadığını biz hepimiz biliyoruz. Yani bana o kadar çok bu gelir ki bu arada. Hani DM olarak geliyor, bireysel çalışmalarda geliyor. Yani insanlar affedemiyorlar gerçekten. Ve kendiniz üzerine de böyle bir baskı da uygulamayın. Baskı bir şekilde bedeniniz size mesela duyurur onu. Senin sevgilin seni aldatmıştır. Sen onu affetmeye çalışırsın. O affetmekte aslında orada senin bir sürü konforsuz duygun var. O konforsuz duygularla temas etmiyorsun. Onları bastırmaya çalışıyorsun affetmeye çalışarak. E o duygular bedensel hastalık olarak, işinde, gücünde, başka insanlarda, ilişkinde, krizler olarak mutlaka bir yerden kendini gösterecek. Onun yerine ne yapabiliriz peki? Aldatma olarak nitelendirdiğim bir olay yaşadım. Orada kendine dönüp bakacağın ama kendini suçlamayı kastetmiyorum burada. O da çok karıştırılıyor. Çünkü birçok insan da karşı tarafa suçlamaktan çıkınca kendini suçlamaya geçebiliyor. O da değil. Sen şuna bakacaksın. Ben ilişkide zaten tatmin dolu bir ilişki yaşıyor muydum? İlişkide derin bağlantı kuruyor muydum ben sevgilimle? Birbirimize özlemlerimizi söyleyebiliyor muyduk? Birbirimize neden memnun olmadığımızı hayata ya da ilişkimizde söyleyebiliyor muyduk? Bunları konuşabiliyor muyduk? Bizim gürül gürül bir seks hayatımız var mıydı? Yani orada o kadar çok soru var ki ve ben bu sinyalleri şu an görebiliyorum, tamam o zaman göremedim. Şu an gördüğüm yerden neleri öğreniyorum? Bir kadınsam mesela eş ve anne rollerim çok ön plana mı çıktı? Şu anda ben Afrodit rolüme sahip çıkabilir miyim? Yani orada bize o kadar çok çalışma, o kadar çok büyüme konusu çıkıyor ki ben bunlarla ilgilendiğimde, odama bunlara çevirdiğimde o zaman Son derece sakin ve şükran dolu bir yerden o eski eşime, eski sevgilime bakabilirim. Ve diyebilirim ki bu dersleri çalıştığımda, ya ben eski evliliğimde yaşamıyormuşum ve o ilişkide kalmak için ne kadar da ısrar etmişim. İyi ki bu olay olmuş. Şimdi canlı canlı yaşayan bir kadınım. Şimdi içimdeki afrodize son derece böyle canlı hissediyorum. Şu anda yeni sevgilimle son derece tatmin dolu bir hayatım var. Ya da sevgilim yok ama ya sevgilimin olup olmaması da konu değil. Ben kendi içimde o kadar o tamlığa bütünlüğü hissediyorum ki. İlişki olabilir, olmayabilir. Ben hayatım bana getirdiği her şeye açığım. Şimdi sen bu kafaya geçtiğinde zaten hani affettim, affedemedim. Onlar senden çok uzak oluyor.
Evet, siz de affetme ile ilgili nelere takılıyorsunuz? Affetme ile ilgili fikirlerinizi yorumlara yazın ve bu konuyu mütalaa edelim.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









