
Gülen Gunduz Yılmaz and Zehra explain how romantic love works as psychological projection: we idealize partners as perfect, then later project our own shadow aspects onto them. Recognizing these patterns and doing inner work on unmet needs and suppressed parts leads to healthier relationships.
Chapters
Aşk aslında yok, yokmuş gibi bir şey olmuyor.
Dolayısıyla bu da bence bir yalan mıydı? Bir erkeğe çekim hissettiğimde, o erkeğe hem olumlu bir projeksiyon yaparım, Hem de belki ilk anda değil ama sonradan o olumlu projeksiyonun altında da olumsuz projeksiyonlara giderim. Yani sen iyi bir işin olabilir, iyi bir para kazanıyor olabilirsin ama hayallerin, hedeflerin hiç yoktur. O zaman sen eril tarafını gerçekleştirdiğini düşündüğün bir erkeğe çekilirsin. Kadın olarak çok kontrolcüsündür. İşte o spontan hayatı yaşayan hatta daha bunu karanlığından yaşayan, ki onu sonradan anlarsın genelde. Daha böyle ortalığı dağıtan, mesela rockstar profilinde bir erkeğe çekilirsin. Merhaba ben Gülen.
Ben Zehra.
Bugün zannediyorum ki provokatist mi desem, insanlara dokunacak mı desem öyle olacağını zannediyorum. Hissettiğimiz bir video çekeceğiz.
Konumuz aşk bir projeksiyondur. Söylerken bile sesimden anlaşıldığı üzere Bu konuyu dinlemek ve konuşmak bende bir miktar gerginlik yaratıyor.
Neden peki? Yani o gerginliğe sebep olan şey ne?
Projeksiyon konusunu bir önceki videoda, daha önceki videoda anlatmıştım. Şimdi o perspektiften baktığımızda aşk aslında yok, yokmuş gibi bir şey oluyor.
Dolayısıyla bu da bende... Her şey bir yalan mıydı?
Evet.
Bu da sende?
Gerginlik yaratıyor.
Gerginlik yaratıyor. Evet. Şimdi bizim önce bir normalleştirerek başlayalım. Hani bunun böyle olmasının normal olduğunu anlatarak başlayalım. Bizim aslında bütün dünyayı algılama şeklimiz bir projeksiyon olduğu için bizim insanlara karşı hissettiğimiz duygular, onlarla ilgili düşüncelerimiz son derece rasyonel olduğuna inandığımız düşüncelerimiz, onların hepsi aslında bir projeksiyon. Belki bunu bilmek ve oradan yola çıkmak, belki bilmiyorum, hem seni hem de bu videoyu izleyenleri umarım rahatlatır. Ama burada yapmak istediğimiz şey, bunlar bir yalan mıydı, yanlış mıydı, doğru muydu, o perspektiften çıkıp Bir parça daha oralara bakarken gözümüzün önündeki perdeleri kaldırabilmek diyeceğim.
Bir miktar rahatlama hissettim şu anda bunun normal olduğunu sen söylediğinde. Lakin başka başka soru işaretleri oluştu kafamda. Perdeleri kaldıralım dedin mesela. Bu perdeler ne? Ben o perdeleri koyduğumda aslında neleri görmüyorum hayatımda?
Evet, dimi? Oralarda yine bir farklı korku alanlarına girizgah yapıyoruz. Oradan başlayalım. Biz ne oluyor da bir insana çekim hissediyoruz? Ve ne oluyor da o insanla bir ilişki yaşıyoruz? Ya da o insanla bir evlilik yapıp hayatımızı baya böyle birleştirme seçimi yapıyoruz? O çekimin arkasında bir mekanizmalar var. Biraz onları anlayabilirsek, o mekanizmaları anladığımızda kendimize, karşımızdakine ve ilişkimize dair şefkatimiz de aslında büyüyor. Yani sandığımız gibi, oradaki çekim aman Allah'ım bir yalandı, benim bütün hislerim, oradaki aşk zannettiğim şey bir yalanmış, aslında gitmiyoruz.
Bunu biraz daha açabilir misin Gülen?
Şimdi o zaman biraz projeksiyona girelim. Şimdi ben bir kadın olarak vehteoroseksüel bir kadın olarak bir erkeğe çekim hissettiğimde o erkeğe hem olumlu bir projeksiyon yaparım Hem de belki ilk anda değil ama sonradan o olumlu projeksiyonun altında da olumsuz projeksiyonlara giderim. Yani belki bugün gitmiyorumdur ama yarın öbür gün gideceğimdir. Bunun altında yatan en önemli neden de o yaptığım olumlu projeksiyon. İşte Sufilerin, daha mistiklerin söylediği gibi aslında karşımızdaki ne duyduğumuz aşkta Tanrı'nın, Allah'ın bütün o olumlu, bütün güzel özelliklerini görürüz. Yani kulun kendisinde biz Allah'ı görürüz. Yani deriz ki işte ne kadar derin bir insan. Bu adamın gözleri ne kadar tatlı bir kahverengi. Ona baktığımda böyle içim eriyor. Yani bütün o dünyadaki bütün güzellikleri onda görürüz. Ve fakat her ölümlü gibi bu insanın da o kadar iyi olmayan özellikleri vardır. Daha doğrusu bizim o kadar da iyi olmadığını düşündüğümüz özellikleri vardır. Biz olumlu projeksiyonu yaptıkça yani her şeyi şöyle güzel, şöyle iyi, bana böyle hissettiriyor dedikçe aynı zamanda o olumsuz yani dışladığımız o olumsuz yönlerde gözümüze bir noktada batmaya başlar. Ama o insan ne sandığımız kadar harika bir insandır ne de bizim istediğimize uygun davranmadığı zaman düşündüğümüz gibi kötü bir insandır. O insan ikisi de değildir. Şuraya kadar karışık anlattım mı, soyut anlattım mı acaba?
Aslında netleşti bende ilk başta söylemek istediğin şey şu anda. Ona bir olumlu projeksiyon yapıyorum ve olumsuz projeksiyonlarım da var. Onları bazen hemen yapıyorum, bazen sonrasında yapıyorum. Burada aslında ben kendi bakış açımdan onu değerlendiriyorum. Aslında o kişi benim baktığım yerdeki kişi değil, belki de bambaşka. Aynısı da olabilir. Benim gördüğüm gibi de olabilir. Başka bir versiyonu da olabilir. Bu benim ona projeksiyonum aslında.
Evet. Şimdi burada biz olgunlaştıkça hayat yolculuğumuzda eğer insanı daha gerçekliğe yakın görmeye başlarsak ki bu tamamıyla mümkün mü? Asla mümkün değil. Ama daha gerçekliğine dair bir anlayış geliştiriyorsak o zaman işte hem ben büyüyorum hem karşıdaki insan büyüyor hem de ilişkimiz büyüyor.
Bu anlayışı geliştirmek nasıl? Gerçekleşiyor peki.
Anlayışı nasıl gerçekleştiririm? Şimdi orada bir insan ne oluyor, nasıl oluyor da bana çekici geliyor. Oradaki mekanizmaları anlamak önemli. Şimdi bazı şeyler var. Bir, çok geliştirmediğim özellikler varsa ben o özellikleri gördüğümü düşündüğüm yani o özellikleri projekte ettiğim insanlara çekilirim. Yani bir kadın olarak mesela benim eğer eril tarafım çok güçlü değilse ben kendi işimde, gücümde bu arada başarılı bir kadın olabilirim ama eril taraf hep anlatıyorum. Sen hayattaki hedeflerini, hayallerini gerçekleştirme konusunda neredesin? Eril tarafımızı geliştirmek baya bununla da bağlantılıdır. Yani sen iyi bir işin olabilir, iyi bir para kazanıyor olabilirsin ama hayallerin, hedeflerin Hiç yoktur. Onları bilmiyorsundur bile. Ve o zaman sen eril tarafını gerçekleştirdiğini düşündüğün bir erkeğe çekilirsin. Ya da sen kadın olarak çok kontrolcüsündür. Çok kontrollü bir hayat yaşıyorsundur. Hiç spontanelik yoktur hayatında. Hiç kendini bırakıp eğlenmiyorsundur. O zaman sen işte o spontan hayatı yaşayan, hatta daha bunu karanlığından yaşayan, onu sonradan anlarsın genelde, Daha böyle ortalığı dağıtan, mesela rockstar profilinde bir erkeğe çekilirsin. Daha asi çocuklara çekilirsin. Çünkü ona projekte edersin. Senin gölgede tuttuğun o özelliği.
Bu durumda o zaman çekildiğim insanlara, insana ya da insanlara bakıp gölge yanlarımı görmeliyim ki ...ışık tutmalıyım ki gibi bir şey çıkıyor ortaya değil
mi? Evet. Sen gölge tarafını yansıtmak ilişkinin içerisinde çok sık görülen genelde de aşkı, özellikle de hani böyle ilk görüşte aşk, ilk görüşte anormal tutuldum böyle delirdim, içim kıpır kıpır. kıpır oldular diyoruz ya bu ilk görüşte delirme yani o insanı tanımadan gördüm ve tutuldum orada çok güçlü projeksiyonlar vardır o çok güçlü projeksiyonlar da maalesef kişinin kendi gölgesinden
kaynaklanır. Peki diyelim ki ben çekildiğim insanla ilgili farkındalık geliştirdim oradaki gölge yanlarımla ilgili tespitlerim var. Bunlarla ne
yapabilirim? Şimdi orada hemen şeye geçtin ya, bu arada çok güzel hani bu soruları sormak çünkü genelden eğitimlerde falan da hep bu tarz sorular geliyor. Peki ne yapabilirim? Maalesef çözüm o tarz bir hap çözüm değil. Çünkü gölgenizi anlamak ve gölgenizde olan parçaları bilinç düzeyine çıkarmak yani onları geliştirmek ve sahiplenmek bir ömür boyu sürer. Yani orada bu projeksiyonlarımı ben çözdüm, gölgemi çözdüm, hiç olacak bir hikaye değil. Bir onu aslında anlamak
lazım. Burada yine yolculuğun kendisine kabul vermekle ilgili şeye geliyoruz,
tekrardan. Evet, ona kabul vermek lazım. Ben ama orada şeyi söyleyebilirim, eğer böyle çok güçlü çekildim de bu erkeğe çekildim ya da çekilmedim falanlar varsa orada işte bizim yetişkin parçamız aktif değil, orada bizim içimizdeki ergen aktif. Bir de ondan bahsedebiliriz. Yani içimizden ergenden davrandığımız ilişkilerde yetişkin parçamızla o ilişkide olmadığımız için çok fazla da aslında tatmin dolu, derin ilişki yaşama şansımız olmuyor. İçimizdeki ergenin çekilmesi bu arada normal. Amacımız o ergeni bastırmak, onu öldürmek falan değil. Ama onun ihtiyacına kulak verip o ergenin ihtiyaçlarını kendimiz belli bir ölçüde karşılıyorsak ki onlar mesela yenilik. O demin bahsettiğim spontane olabilmek, eğlenmek, topluluk bunlar hep ergenimizin ihtiyaçları. O ihtiyaçları sağlıklı bir şekilde karşılamanın yoluna baktığımızda olgun bir ilişki kurabilecek. Yani bir erkeği gördüğümde ya da bir kadını gördüğümde Allah'ım işte bu, ölüyorum, bitiyorum onun için diyen o ergen davranışlarına da düşmüyoruz. Bilmiyorum bu söylediğim manalı geldi mi? Çok manalı
geldi. Orada işte ergenden çekildiğimiz noktalarımıza biraz daha bakabilmeyi öğrenmemiz, o kasımızı geliştirmemiz gerekiyor diye duyuyorum
söylediklerini. Evet, yani içimizdeki ergenle çalışmak Olgun ilişki kurabilmenin en önemli anahtarlarından bir tanesi. O zaman şöyle bir şey olmuyor. Ben bu adamdan hoşlandım. O zaman hemen onunla işte seks de yapayım. Hemen onunla bilmem nereye tatile de gideyim. Bunlar olmuyor. Olgun ilişkide adım adım karşısındakini tanıma var. Yani ben bir adım atayım. Ne oluyor? Ne görüyorum? Ondan nasıl bir davranış geliyor? Sonra ben bir adım atayım. Ve orada bana ne oluyor, karşımdakine ne oluyor? Buralara farkındalık getirmek. Benim çok sevdiğim ve saygı duyduğum hocalarımdan Svagitor şöyle bir şey söylemişti. Çocuklar koşar. Yani sen bir çocuk gibi karşımdakine koşuyorsan Allah Allah ben inanılmaz bir çekim hissettim. o kadar böyle böyle hissediyorum ki diyorsan orada işte olgun ilişki yok. Olgun ilişki olmayınca da sen o an ona çok olumlu projeksiyonlar yaptın. Çok olumlu özelliklerini yansıttın. İşte hayatın, yaşamın ya da Allah'ın iki gün sonra o insanın ne kadar kul olduğunu görüp hayal kırıklığına uğrayacaksın. Yani oradaki şey ne kadar büyük olursa, o insana yansıttığın o olumlu projeksiyonlar ne kadar büyük olursa, olumsuza da o kadar çabuk gidiyorsun. Bir de şeyi de anlatmak istiyorum aslında. Bu ilişkinin başı içinde, peki diyelim ki biz aynı kişiyle 5 senedir, 10 senedir, 15 senedir beraberiz. Peki o durumlarda ne oluyor? O durumların içinde de hala o olumlu projeksiyonu yapmaya devam ediyoruz. Neden? Diyoruz ki şöyle olmalı, böyle olmalı, öyle olmalı. Yani oradaki beklentilerimizin hepsinde o insanın ideal insan olmasıyla ilgili benim kafamdaki ideal insan neyse orada projeksiyonum
var. Burada yine perdeler örüp önüme gerçeği görmüyorum aslında. Bir gün geliyor sonra bir anda evlilikler bu yüzden bitiyor diye anlıyorum söylediklerini. Ortada bir şey yokken bitti, terk edildim falan duyuyoruz ya
hep. Dediğin gibi de olabilir, şöyle de olabilir. Yani gündelik hayatın içerisinde de bir günde bitmeden yani bir gün içerisinde bu adam şunu niye böyle yapmıyor, onu niye böyle yapmıyor. Çünkü öyle değil o adam. Yani sen orada ideal bir eş yaratmışsın kendine. Bir ideal eş algın var ve o ideal eş algına uyuyor mu, uyumuyor mu diye sürekli o insana karşılaştırıyorsun ve ona aslında o ideal özellikleri projekte edip onu göremeyince de bu adam öyleymiş, böyleymiş diye projeksiyon yapıyorsun. Biz bunu gündelik hayatın içerisinde de sürekli yapıyoruz. Bu arada bunu yapmaya devam edeceğiz. Hani burada bir yapmayacağız gibi bir şey yok. Ama farkındalık geliştirdiğimde o insana olduğu gibi görmeye başlıyorum. ve o insanın kusur olarak gördüğün 10 sene önceki o ideal eş, ideal sevgiliye uymayan özelliklerini artık kusur olarak algılamamaya başlıyorum. Onun tüm davranışları içerisinde aşkı, onun tüm davranışlarının içerisinde sevgiyi yakalamaya ve onu yaşamaya
başlıyorum. Burada yine ben böyle bir takım konforsuz duygular hissettim. Şimdi şey dedin ya hani onun o davranışları içerisinde aşkı arıyorum, bulmaya çalışıyorum. Bu da bir şey değil mi? Yani zor bir süreç değil mi? Arayacağını bulacak mısın, bulmayacak
mısın? Burada şundan bahsetmiyorum. O yanlış anlaşılmasın. Şimdi karşımdaki insanı algılama biçimin bir projeksiyon ya. Şundan bahsetmiyorum. En uç örneğe gidelim. Sana fiziksel ya da sözel şiddet uyguluyor olabilir bulduğun sevgili. orada o projeksiyonları görürsen yani sen mesela yıkıcı parçanı ne kadar sahipleniyorsun? Yıkıcı erilini ne kadar görüyorsun? Öfkeni ne kadar görüyorsun? Sen oraya dair farkındalık geliştirirsen yıkıcı eriline, öfkene ve onları sahiplenirsen o zaman gerçek dünyadaki sevgilinde öfkesini yıkıcı bir şekilde gösteren bir erkeğe zaten çekilmezsin. Yani ikisini birbirinden ayırt etmek lazım. Bir, biz evet o ideal eş projeksiyonunu sürekli karşımızdakine yapıp onu gördün mü yapmadı deyip öyle bir hayat yaşamak istemiyoruz bu bir. İkincisi de yani sen öyle bir projeksiyon yaratmış olabilirsin ki o sana gerçekten zarar veren bir projeksiyondur. Sen onu çalışırsan şiddet uygulayan bir insan olmaz hayatında. Burası nasıl geldi
acaba? Bu örnekle daha bir net geldi. Şu anda daha bir oturdu anlatmak
istediklerin. Yani ikisi de var demek istiyorum. O projeksiyonların farkına vardıkça bir ilişkiyi ben sonlandırayım mı, devam edeyim mi? Bu soruların cevabı o zaman netleşmeye başlıyor. Yani bana sürekli eğitimlerde diyen mesajı olarak işte böyle böyle bir insan var hayatımda. Şunu şöyle yapıyor, bunu böyle yapıyor, ben böyle yapıyorum. Ne yapayım? Ya da o ne yapayımlar daha spesifik olabiliyor. İşte devam edeyim mi, etmeyeyim mi, nasıl davranayım falan filan. Şimdi mesela bu soruların cevabını kişinin kendisinin oluşturması lazım. Nasıl oluşturacak? Orada kendi gölge parçalarıyla çalışacak. Kime çekildiğini anlayacak. Neyi görüyorum o insanda? Bu gördüğüm acaba doğru mu gerçekten o insanda
gördüğüm? Peki burada bu konuya objektif bakabilmek için bize ne önerirsin? Ben mesela çekildiğim insanla ilgili gölge taraflarıma bakmak istiyorum. Bunu nasıl yapabilirim? Yine sağ el sol el diyaloğu gibi bir şey mi? Nasıl orada objektif bir gözle
ulaşabilirim? Şimdi bir iyi bir kötü haberim var. Önce iyi haberimi kötü haberimi... Önce kötü haberi alalım. Kötü haber şu, burada kolay bir çözüm maalesef yok. İyi haber de şu, farkındalık geliştirdikçe biz gerçekten ilişkilerimizde önemli dönüşümler, değişimler yakalıyoruz. Ve her farkındalıkta ilişkimiz tekrar değişiyor, dönüşüyor, gelişiyor. O yüzden perspektifi biraz buraya çevirmek lazım. Eğer ben ilişkilerimden memnun değilsem bir şekilde ilişkim, bu arada sevgilim olabilir olmayabilir, memnun değilsem orada demek ki farkındalık geliştirmeye gitmem lazım. Bununla ilgili bir ilişkiler seminer dizisi yapmayı planlıyorum ben. Zannediyorum o işte sonbaharda ne zaman gerçekleşir, onu tam olarak bilmiyorum. Instagram'dan takip edebilirler. Bu seminerde onlarla ilgili derinlemesine ağırlıklı da daha çok yine bir takım deneyimsel çalışmalar olacak ama ağırlıklı da bu işe nasıl bakmalıyızla ilgili daha böyle kavramsal, daha çok benim anlattığım bir seminer dizisi yapacağım. Bir de her zaman söylüyorum o Afrodit eğitimlerinin içerisinde içimdeki çocuğun, içimdeki ergenin, içimdeki Afrodit'in dinamiklerine ben baktığım için orada da bayağı bir farkındalık geliştiriyorum. Bunlar tabii ki hani yaptım ve ilişkilerde tamamen hani ben oldum demek mi mümkün mü? Kesinlikle değil çünkü gölgenizi sahiplenmek bir ömür boyu süren yolculuk. Teşekkür
ederim. Örneklerinle birlikte bende inanılmaz bir rahatlama
oldu. Ve aynı zamanda birkaç videoya önce bahsettiğim gibi bu tarz daha sizin için anlamlı içeriklerin dünyada yayılması önemli. O yüzden benim gibi dünyayı polarize etmeden farkındalık kazandırmaya yönelik içerik üreticilerini desteklemek istiyorsanız bilinçli bir tüketici olarak size düşen bilinçli eylemi yerine getirmek istiyorsanız size bu videoyu beğenmeye ve aynı zamanda yorum bırakmaya davet etmek
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









