
Coach Gülen Gündüz Yılmaz and Zehra discuss developing the father or king/queen archetype, moving beyond warrior and victim roles. Most managers lead with a warrior mentality that limits growth, while the father archetype means taking responsibility and addressing needs directly instead of complaining or blaming others.
Chapters
Ve en çok benim çalıştığım konulardan bir tanesi bu baba ya da kral, kraliçe dediğim arketipi geliştirmek. Ben gerek ekibimdeki insanlar beni sevsin, saysın diye o masumiyet rolünü, masum prens, prenses rolünü bırakamıyorum. Aynı şey bu arada çocuklarımla ilişkimde de geçerli. İç baban ihtiyaçları, yani içimizdeki çocuğun ihtiyaçlarını başkasına devretmez. İç baban onun sorumluluğunu alır. İç babanızın ne kadar gelişkin olduğunu şuralardan anlayabilirsiniz. Merhaba ben Gülen. Ben Zehra. Bugün baya bir üste kalan bir videoyla karşınızdayız.
İnstagram'dan da en çok gelen sorulardan bir tanesiydi bu. Baba arketibini, içimizdeki babayı nasıl geliştiririz?
Şimdi öncelikle bir konuyla ilgili gerçekleri söyleyerek başlayayım mı Zehra? İzleyenlerimiz buradan biraz belki korkacaklar ama gerçekleri bilirsek ancak devam edebiliyoruz ya hani burada da devam edemiyoruz. Baba arketipini geliştirmek öyle kolaylıkla yapacağımız, 1-2 eylemle, 1-2 eğitimle yapabileceğimiz bir konu değil. Kötü haber bu, iyi haber de her zaman söylediğim gibi aslında yolculuğun içinde kaldıkça ve o parçamızı geliştirdikçe de hayatımızdaki birçok şey değişiyor, dönüşüyor. O yüzden hani sıfır ya da bir gibi düşünmeyelim ama hemen olacağını da düşünmeyelim. Bir de erili parçalarımızın gelişimi kolaylıkla değil, belli zorlanmalara katlandıkça, belli bedeller ödedikçe, belli cephalara katlandıkça mümkün oluyor. Bir de ondan bahsetmiyorum.
Bu bedel ödeme konusunu daha önce senden defalarca kez duymuş biri olarak. Buraya birazcık örnekle açabilir miyiz?
Açalım. Mesela bireysel koçlukta benim en çok koçluk verdiğim insan profili kurumsal hayatın içinde çalışan, belli bir kariyerinde yere gelmiş ve genelde de yöneticilik, liderlik yapan bir profil. Ve en çok benim çalıştığım konulardan bir tanesi bu baba ya da kral, kraliçe dediğim arketipi geliştirmek bu kişilerde. Daha somut örnek vermek istiyorum. Şimdi mesela bu yönetici profiline baktığımızda kariyerinde belli bir yere gelmiş, belli bir ekip yönetiyor oluyor. Ama o ekibi yönetirken kral arketipinden değil, daha savaşçı arketipinden davranabiliyor. Savaşçı arketipi nedir? Bir kere kendi işini kendi daha çok görür. Yani bir insana bir işi öğretmek ya da bunu sen böyle böyle yapacaksın ben senden bunu bekliyorum diye o işi o kişiye hem öğretmek hem de o kişinin sınırlarını da zorlayarak o insanı geliştirmek. İyi yapmaz. Onun yerine şimdi ben ona anlatacağım da ona bunu böyle yapacaksın diyeceğim de hep yapıyorum zaten. Yapmıyor bir türlü. Hep konuşuyorum, zaten yapmıyor. Ben şimdi 2 saat onunla uğraşacağıma otururum, yarım saatte bunu yaparım. Bu mesela kendi başına çalışan savaşçı profili. O profilde kalıyor kişi. Halbuki kral, baba arketibine geçtiğinde o kişiyi geliştirerek sen hadis bunu sen yap diyorsun. Baba arketipini geliştirdiğinizde, kral kraliçe arketibini geliştirdiğinizde biz çevremizdeki insanlarla bu şekilde bir ilişki kurabiliyoruz. Bu mesela kolay mı? Değil. Orada bayağı bir kendimize biçtiğiniz bir takım kimliklerden vazgeçmemiz gerekiyor. Bunların içinde de en önemlisi hangisi? En önemlisi masumiyet. Yani baba arketipini, kral kraliçeyi geliştirmek, o masum prens olmaktan, masum prenses olmaktan, herkesin onayını, ilgisini, sevgisini almak için bir takım kararları vermekten imtina eden o parçamızla vedalaşmak anlamı taşıyor.
Bir derin nefes. Yani bunu duymak bende bir yas oluşturdu şu anda, ondan vazgeçmek. Dolayısıyla vazgeçmemek için daha fazla tutunuyoruz ve gelişemiyoruz gibi bir varsayımım oldu bu noktada benim.
Kesinlikle öyle. Ben gerek ekibimdeki insanlar beni sevsin, saysın diye o masumiyet rolünü, masum prens, prenses rolünü bırakamıyorum. Aynı şey bu arada çocuklarımla ilişkimde de geçerli. Yani ben orada da bir takım kararları eşime bırakmak istiyorum. Bir takım kararları uzmanlara bırakmak istiyorum. Orada da otorite rolünü, ki otorite eşittir baba, eşittir Kral Kayıtçı, o otoriteyi de başka insanlara teslim ediyorum. Sonra ama ne oluyor? Onu teslim etmekten tabii ki memnun olmuyorum. O zaman da başlıyorum suçlamaya. Bak gördün mü? Sen böyle karar verdin, bana kalsa böyle yapardık diye çevremdekileri suçluyorum. Evet, derin nefesler.
Bana şeyi duymak biraz ağır geldi. Hani orada sorumluluğu almayıp otoriteye, bir başkasına bırakıyor olmak, kendimi güvende hissetmeye çalışıyorum gibi bir şeyim oldu. Halbuki kendi sorumluluğumu da aslında orada başkasına teslim etmişim gibi bir durum var.
Kesinlikle öyle. Yani bana da mesela şimdi öğretmen rolündeyim ben birçok insan için. Hoca, mentor, koç rolündeyim. Burada ne yapayım? Bana bunu söyle. Şimdi orada ben sana şöyle yap dediğimde şu dinamikler işliyor. Otoriteni bana teslim ediyorsun. İki, kendin oradaki farkındalıklarını aslında öğrenmeyi reddediyorsun. Üç, oradaki farkındalıklarını öğrenmediğin için kendi iç otoriteni, kendi o iç baba parçanı geliştirmekten imtina ediyorsun. Dört, masumiyetinden vazgeçmiyorsun. Yani orada diyeceksin ki, işte Gülhan öyle dediği için. Ben yaptım, bak sonra bu oldu diye. Yani çok böyle daha da sayarım. Yani saysam. O nedenle bizim o otoriter rolünü, baba rolünü başka insanlara ki bunu biz genelde ilişkideki insana esas yapıyoruz. Yani hocalar, mentorlara zaten yapıyoruz da biz bunu özellikle sevgilimize yapıyoruz. Özellikle de müdürümüze, yöneticilerimize yapıyoruz. ve bunu yaptığımız anda kendi hayatımızın sorumluluğunu başka insanlara maalesef veriyoruz.
Çok üzücü bir durum bu. Peki buradaki sorumluluğu almayı nasıl pratik edeceğiz? Nereden başlayacağız bu konuda çalışmaya?
Şimdi bu konu derin bir konu. Bunu bir kere çalışmaya kişinin gerçekten bir farkındalık, sonra da bir adanmışlık geliştirmesi lazım. Bu böyle hani mesela bir seansta da çalışılacak bir konu değildir. Çünkü sen otoriteni buna da yansıtıyormuşsun, ona da yansıtıyormuşsun. Masumiyetin ne kadar önemliymiş senin için? İnsanlar tarafından sevilmen ne kadar önemliymiş? Bu arada sevilmek isteyen, ilgi isteyen içimizdeki çocuk. Ve içimizdeki çocuğun bir sorumluluğunu aslında başkalarına veriyoruz. Burada onların da çalışılması lazım. O yüzden kişi içine bir bakacak ve ondan sonra bunu çalışmak için de kendi çekildiği kimse, kolaylaştırıcı, koç, terapist onunla çalışmaya başlayacak. Başka hocalar çıkacak bu arada bu yolculukta önüne. onlarla çalışmaya devam edecek. Kendisi bu eğitimlerde, bu çalışmalarda öğrendiği araçlarla kendi kendine de bu konuda farkındalık geliştirmeyi öğrenecek. Öyle öyle otoritenizi başkalarından geri almayı biz öğreniyoruz.
Burada tabii otoriteyi geri alırken gücümüzü de geri alıyoruz gibi hissediyorum anlattıklarından.
Gücümüzü geri alıyoruz. Çünkü iç baba ihtiyaçları, yani içinizdeki çocuğun ihtiyaçlarını başkasına devretmez. İç baba onun sorumluluğunu alır. İç babanızın ne kadar gelişkin olduğunu şuralardan anlayabilirsiniz. Başka insanlarla ilgili, durumlar, olaylarla ilgili ne kadar şikayet ediyorsunuz? onun yüzünden bu böyle oluyor, onun yüzünden bana böyle oluyor, bu böyle olduğu için gibi açıklamaları ne kadar yapıyorsunuz? Çünkü iç babamız gelişkin oldukça biz mevcut durumu değerlendiririz ve şikayet etmeden o mevcut duruma göre ihtiyaçlarımızı önceliklendirip makul o ihtiyacı karşılarız. Kimseden şikayet etmeyiz. Deriz ki hani şurada şu var, burada bu var. Ben o zaman bu durumda hadi ihtiyaçlarımı bu şekilde karşılayayım.
Burada şeyi de duyuruyorum. Olanı olduğu gibi görüp ona olduğu haliyle kabul verip ihtiyacımı görüp sonra stratejimi geliştirmek gibi.
Evet.
Çoğumuzun kabule geçememesi, olanı olduğu gibi görememesinin aslında ardında yine iç babamızın gelişkin olmaması yatıyor.
Dediğin doğru. Ben onu bir parça daha açıklamak isterim. O da şu. Biz neden olanı olduğu gibi göremeyiz? Çünkü neyin nasıl olması gerektiğiyle ilgili bizim kafamızda bir ideal vardır. Yani deriz ki benim yöneticim şöyle şöyle olmalı. Benim kocam şöyle şöyle olmalı. Şimdi bu idealin arkasında benim kendi ihtiyaçlarıma, yöneticime, kendi ihtiyaçlarıma, yaşadığım ülkeye, kendi ihtiyaçlarıma, biyolojik anne babama yüklemem var. Şimdi belli bir yaştayken tabii ki ihtiyaçlarımı kendim karşılayamıyorum. 5 yaşındayken karşılayamam. 15 yaşındayken karşılayamam. Orada başka insanların benim ihtiyaçlarımı karşılamada bana destek olması gerekiyor. Ama artık 20'li yaşlardan itibaren ben hala bu böyle olsun, şu şöyle olsun diyorsam orada ben ihtiyaçlarımın sorumluluğunu almadığım için beklentilere giriyorum. Yani olanı olduğu gibi görememek benim kafamda bir ideal var. O ideal içerisinde de sevgili bana şu ihtiyacımı verecek, çalıştığım şirket şu ihtiyacımı verecek gibi beklentiler var. O beklentiler içinizdeki çocuğun ihtiyaçları. İçimizdeki çocuğun ihtiyaçlarını biz dış dünyaya eğer bırakırsak çocuğumuzu gerçekten sahipsiz, tek başına bırakmış oluyoruz.
Gülen, senin bu verdiğin örneklerden şu anda ben kendi hayatımda böyle başkalarına attığım sorumluluklara gitti kafam. Ve içimdeki çocuğu aslında ne kadar görmediğimi, onun ihtiyaçlarını karşılamadığımı ve bunun da sorumluluğunu başkalarına atfettiğimi fark ettim.
Şimdi sen yolculuğunda baya ilerlemiş bir insansın ve şu anda aslında bunlar yeni farkındalıklar. Çünkü daha öncesinde de bir sürü ihtiyacın sorumluluğunu da aslında ben aldığını biliyorum. Yolculuk böyle aslında. Yani her gün, aa ben bunun da sorumluluğunu başkasına veriyormuşum, eşime veriyormuşum, dış otoriteye veriyormuşum, ülke başkanına veriyormuşumu fark ediyorum ben de. O nedenle bu yolculuğun içerisindeki bu farkındalıklar da çok değerli, çok kıymetli. İçimizdeki çocuğun sorumluluğunu almak da aslında, otoritemizi geri almak da bir ömür boyu süren bir yolculuk diyerek ben bu videoyu kapatalım derim.
Çok teşekkür ediyorum. Bu sorumluluğu almakla ilgili daha önce de aslında kanalda paylaştığım videolar var. Kitapta da bununla ilgili çok güzel bölümler var anlattığım. Onları da ben böyle buradan hatırlatıp herkese teşekkür ediyorum. Teşekkür ederim.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









