
Gülen Gündüz Yılmaz ve Levent, çiftlerin çatışma ve barışma döngüsünü inceliyor. Erkeklerin savaşçı moduna, kadınların duygusal ifadeye geçtiğini gösteriyor ve "ben üzüldüm" gibi sahiplenici cümlelerle duyguları ifade etmenin "sen beni kırdın" suçlamalarından daha yapıcı olduğunu vurguluyor.
Chapters
Erkeğin üzerine kılıçla yürüdün mü bitti baba orada iş.
Tamam mı?
O diğer moda geçemiyor.
Kılıçla yürüyünce yani kılıçla yürüdüğünü düşündüğü zaman kadın. Erkek hal moda geçiyor.
Savaşçı moda geçiyor. Yani orada karşı tarafı yıkana kadar devam edesi geliyor. Yani savaşta kılıcı elinden bırakan savaşı kaybeder.
Ya da içinde bir duygular böyle belirdi. Şu anda kalbim sıkışıyor, sen bunları söylediğinde boğazımda bir şeyler hissediyorum falan. Onu hissettiğin anda aslında söylemek bir ilişki için yapabileceğiniz en güzel şey. Sen beni çok üzdün.
Evet.
Ama ben çok üzüldüm dediğimde bak otomatik olarak el bu tarafa dönüyor. Ben çok üzüldüm'ü parmağınla beni işaret ederek yapmaya çalışsana.
Ben çok üzüldüm. Yani şöyle olmuyor. Şöyle bir şey yok.
Şöyle absürt oluyor değil mi?
Evet.
Merhaba ben Gülen.
Ben Levent.
Şimdi... yepyeni bir konuyla karşınızdayız ve konumuzu Levent'ten alıyoruz.
Konumuz şu, ayrılma noktasına gelip 1-2 gün küsülük alıp ondan sonra barışan çiftler var. Şimdi böyle ayrılma noktasına kadar gelen ve sonra orada 1-2 gün öyle devam edip sonra tekrar barışmak ilişkiyi zedeliyor mu yoksa daha da güçlendiriyor mu?
Bu güzel konuya geçmeden önce sizden tabii ki bazı istekleriniz var. Böyle konuları size daha fazla anlatalım. Bu videoları çekmeye devam edelim istiyorsanız. Ne yapıyorsunuz?
Lütfen paylaşın düğmesine basın. Ne kadar arkadaşınız varsa hepsine gitsin. Rahat olun yani. Gitsin yani. Hepsine gitsin yani. O da olur.
Karp koyabilirler.
Karp koyabilirler.
Parmak işareti olabilirler.
O da olur. Parmak işareti de olabilir. Yani ne bileyim, bize kasa getirin. Değil mi? Konular yoksa biter. Konular biter, biter yani. Hiçbir şey olmaz bu işler.
Evet. Levent'in bu tatlı tehditinden sonra zannediyoruz ki bunları yapacaksınız sevgili seyircilerimiz.
Çok tartışan çiftlere geri dönelim.
İlişkilerde aslında çatışma iyi bir şey. Ama ve lakin çatışmada kullandığımız dil o çatışmayı sağlıklı yapıyor, sağlıksız yapıyor. Ama önce o çatışmalar neden iyi bir şey ilişkinin içerisinde onlardan bahsedelim. Her türlü ilişkinin içerisinde bizim anlaşamadığımız şeyler olur değil mi? Bu gayet normal bir şey değil mi?
Tabii.
Şimdi seninle olan bizim ikimizin ilişkisinde de seninle hemfikir olmadığımız bir sürü konu olmuyor mu, oluyor. Ama şimdi sevgililik müessesesinde biz çok daha özensiz bir şekilde çatışma dili kullanıyoruz. Genelde eğer sevdiğimiz bir arkadaşımızsa, sevdiğimiz bir kuzenimizse orada hemfikir olmadığımız konularda çok daha aslında kolayca anlaşabiliyoruz. Katılıyor musunuz söylediklerimi?
Katılıyorum evet doğru.
İşte çatışma sağlıklı çünkü hemfikir olmadığımız konuları biz su yüzüne çıkarıyoruz ve diyoruz ki birbirimize Ben bu konuda böyle düşünüyorum, böyle hissediyorum, içinde bunlar oluyor diye ben de olanı biteni karşı tarafa söylüyorum. Bunu söylemediğimde neler oluyor? Bunu söylemediğimde içinde biriktiriyorsun ve biriktirdikçe de o potansiyel bir çatışmaya dair sanki böyle içinde cephane biriktiriyorsun gibi düşün. Sonra ona bir olay olduğunda karşındakini püskürteceksin. Ne olarak püskürtüyorsun? o yüzden çatışmayı yani o içinde ya ben buna okey değilim farklı düşünüyorum farklı hissediyorum ya da içinde bir duygular böyle belirdi şu anda kalbim sıkışıyor sen bunları söylediğinde boğazımda bir şeyler hissediyorum falan onu hissettiğin anda aslında söylemek bir ilişki için yapabileceğiniz en güzel şey
Belinde hiçbir silah kalmaz mesela değil mi? dediğinde ne yapacağını soruyorsun. Buna benzer bir şey belki.
Ya doğru söylüyorsun ama şimdi bunu da böyle taktik olarak önerdiğimizi de zannedilmesin diye benim hep böyle bir hoca korkusu diyelim. Hani bunu alıp da taktik olarak kullanmayayım. Ama gerçekten tartışmaların içerisindeyken birbirimizi ne kadar aslında sevdiğimizi hatırlamak çok önemli. Ve ne için tartıştığını hatırlamak da önemli. Yani ben aslında seninle aynı sayfaya gelmek, seninle duygularımı, düşüncelerimi paylaşmak için Bunu bilmek çok önemli ve senin söylediğin gibi bunu dile getirmek de çok önemli. Ama ne olur bunu taktik olarak yapmayın. İnsanlar birbirlerinin ne hissettiğini taktik olarak mı yapıyor o kişi, taktik olarak yapmıyor mu onu inanılmaz biz hissediyoruz. Hepimizde radarlar var onu hissetmek için. O yüzden ne hissettiğimiz gerçekte karşı tarafa bayağı yansıyor. Bunları böyle taktiksel olarak yapmayın.
Diğer moda geçen yok.
Kılıçla yürüyünce yani kılıçla yürüdüğünü düşündüğü zaman kadın. Erkek halk moda geçiyor.
Savaşçı moda geçiyor. Yani orada karşı tarafı yıkana kadar devam edese geliyor. Yani savaşta kılıcı elinden bırakan savaşı kaybeder. Şimdi o tartışma esnasında böyle donelerini biriktirmişsin, ispatların falan var. Bunları öne sürmediğimiz zaman biz sanki salakmışız gibi geliyor. büyükmüş gibi gösteriyor. Kendimi zayıf gibi hissediyorum. Yani ben senden matematiksel olarak mantıken tartışabilir deyip yani bu tartışamam gibi geliyor. Niye mi düşündüğüm gibi geliyor yani.
Zaten modern aslında ilişkilerdeki problem bu. Kadın eril bir şekilde gelince zaten sen onu bir savaş sahnesi olarak betimliyor Levent gördüğünüz gibi. Kadın erilden gelince orada iki kişinin de elinde kılıçlar var. Ve erilden erilip bir savaşa dönüşüyor. Şimdi o savaşın Aynen öyle dediğin gibi
bak şöyle gelindiğin zaman erkeğin tavrı her zaman için aynı olacaktır. Ya bu yaptığın beni gerçekten çok kırdı ve çok üzdü. Dediği zaman kadın yani erkeğin orada hiç kılıçla işi yok. Yani orada çiçekler alır, nasıl gönlünü hoş edileceğini düşünür. Yani aslında o kadar basit ki erkeğin oradaki çözümü. Beni kırdın dediği zaman erkeğin kılıçla hiçbir işi yok. Ve bir sürü varyasyon çıkartacak bu işi nasıl telafi ederim diye.
Ben çok güzel bir konuya girdim. Yani diyorsun ki kadın duygularını söylesin. Kadın duygularını söylediği zaman erkek zaten orada bambaşka bir moda geçer.
Kesinlikle.
Evet. Orada erkeğin geçtiği rol aslında kapsayıcı, şefkat göstereceği, koruyucu bir role geçiyor erkek. Ki bizim kadınlar olarak erkeği davet etmek istediğimiz rolde zaten bu.
Bu.
Şimdi orada senin söylediğin birkaç şeyi ben düzeltmek istiyorum ki çok böyle net anlaşılsın. Kırgınlık, üzüntü gibi kelimeler evet doğru duygu kelimeleri. Fakat orada karşı tarafa bunu net olarak, erkeğe net olarak aktarmamız için bize ben kırıldım, ben üzüldüm dememiz gerekiyor. Şimdi iyice abartarak söyleyeceğim, daha açık olsun.
Sen kırdın değil yani.
Bak evet, sen kırdın da hemen parmak karşı tarafa şey yapıyor değil mi? O baya suçlama cümlesi olarak da biz bunu kullanıyoruz. Sen beni çok üzdün.
Evet.
Ama ben çok üzüldüm dediğimde bak otomatik olarak el bu tarafa dönüyor.
Çok güzel. Yani sen beni kırdın dediğin zaman o da bana kılıçla saldırmış gibi geliyor. O da bir savaş sahnesi aslında. Şunun gibi kralın biri geliyor diyor ki beni geçen gün tehdit ettin ve beni sinirlendirdin tamam mı?
Şimdi benim kurumsal eğitimlerde bayağı böyle bir insanları yapmaya davet ettiğim bir şey var. Onu yapalım mı seninle? Bu kırgınlık, üzüntü, üzüldüm olayından.
Olur.
Şey desene, ben çok üzüldüm'ü parmağınla beni işaret ederek yapmaya çalışsana.
Ben çok üzüldüm. Yani şöyle olmuyor. Şöyle bir şey yok.
Çok absürt oluyor değil mi? Evet. Yani ben çok üzüldüm'ün enerjisiyle, ben çok üzüldüm'ün enerjisiyle, sen beni üzdüğün enerjisiyle Baya iki farklı enerji ve kadın ben burada çok üzüldüm dediğinde ve o duygusunu gerçekten yaşamaya kendisine izin verdiğinde o duyguyu karşıdaki erkek de hissediyor ve senin de henüz söylemiş olduğun gibi bambaşka bir moda geçiyor.
Diğerini yapayım.
Yap.
Sen beni çok kırdın. Çok otomatik gidiyor ya. Evet.
Şimdi Sami'nin çok kırdığını kendine inşaat ederek yap.
Yok olmuyor.
Olsun.
Sen beni çok güldün evde olmuyor saçmalama.
İşte orada kendi içimdeki duyguyu sahiplenme bakın burayla ilgili karşı tarafı suçlamadan eller buraylayıp yani bedenden anlayabilirsin. Sen bir kadın olarak ya da bir erkek olarak karşımdakini suçlayıp o kılıcını çıkardın parmaklarından ve ellerinden bedeninden anlayabilirsin aslında.
Kadın da sanırım eli tarafı geliştirdiği için o da saldırıyor diyor ki ben kırıldım bunu söyleyecek normalde ama sen beni kırdın diyor. Herhalde bu birazcık eğitimden veya iş hayatından geliyor gibi.
Evet. Çocukluktan da zaten biz öyle öğreniyoruz. Duygular bize ait duygular değil falan da çocukluktan öğreniyoruz. Eğitimde senin dediğin gibi devam ediyoruz. İşte bunların öğrenilip sonra o duygu dilini ben nasıl ifade edeceğim diye kadının da erkeğin de aslında öğrenmesi gerekiyor. Şuralara videolar koydum. Duygulara nasıl bakmamız gerektiğini anlatan bayağı bir video çektim ben. Aynı zamanda duygu meditasyonu yani bedeninde duyguyu hissetmeyle de ilgili videolar çektim. Kitapta da çok bahsediyorum. Bir de en son Instagram canlı yayınları yaptım. Orada da 3 bölüm bayağı biz duyguları konuştuk. Ne olur onları seyredin, oradaki alıştırmaları da yapın ve duygularınızla bağlantıya geçin ki bu ilişkilerde iki tane erkek ellerinde kılıçları sallamasın. Ve biliyor musun yani bu ilişkilerden başlıyor aslında. Yani çok böyle mikro olarak düşün. Kadın erkek ilişkisi. bu çatışma yaşanınca o ailede de çatışma yaşanıyor, o toplumda da çatışma yaşanıyor. Hani bugün dünyanın savaş dolu bir yer olduğundan bahsediyoruz. Kadın erkek olarak bizim mikroda aramızda tartışma varken dış dünyada nasıl böyle savaşlar olmasın diye çok felsefik bir konuya gittim ama... Ama çok doğru.
Eğitimlerle bunları düzeltmemiz gerekiyor. Yani eski haline getirmemiz gerekiyor. Fabrika ayarlarını çekmemiz gerekiyor çünkü zaten Öğrendiklerini unutman gerekiyor. Neo diyordu ya. Bu dünyaya geçiş yapabilmesi için.
Evet.
Şimdi bu dünyaya geçiş yapabilmesiyle sağlıklı ilişki kurabilmesi için yani aslında öğrendiklerini unutması gerekiyor. Bir mentorun ona öğrendiklerini sağlıklı bir şekilde unutturması gerekiyor ve fabrik ayarlarına dönmesi gerekiyor.
Ya doğru. Benim şimdi bayağı bir ücretsiz içerik sağlıyorum. Ve oralarda insanların evet perspektifleri değişiyor. Ama birçok duyguyla çalışmanın yöntemi bir mentorun desteğini almak. Özellikle mesela öfke çok güçlü bir duygu ve ilişkilerde çok fazla ortaya çıkan bir duygu. Biz öfkeyi o kadar dışlıyoruz, o kadar yok sayıyoruz ki sonra ilişkilerde fiziksel olarak Sözel olarak, baya kendini şiddet olarak gösteriyor öfke. Halbuki o öfkenin mesajını dinleyebilsen, o öfkeye izin verebilsen yaşamaya ne kadar hayatın değişecek. Öfkeyle ilgili ben konuşurken heyecanlanıyorum. Çünkü ben senelerce öfkesini inanılmaz bastıran bir insandım. Öfke içinizdeki o spontanlığın, canlılığın da kaynağı aslında. Yani öfkeyi kontrol etmek için öyle sıkıyorsun ki kendini, o kadar katılaşıyorsun ki Onu yaşamaya izin vermeden hayatına o canlılığın, spontanlığın gelmesi mümkün değil. O yüzden de öfkeyle çalışmak gerekiyor. Peki öfkeyle tek başına çalışabilir misin? Çok zor. Yani birisiyle çalışırken bile yani öfkeyi çalıştığımız seanslarda insanlar inanılmaz heyecanlanıyorlar. Hani sanki başlarına çok büyük bir şey gelecekmiş. Yani atıyorum bir bungee jumping yapıyormuş falan gibi ansiyet oluyor içlerinde. Neden? Çünkü çocukken öfkeni göstermene izin verilmedi. Çocukken öfkelendiğinde dayak yedin. Ya da senden yüz çevirdi. Yani sen yokmuşsun gibi sayıldın çocukken. Ya da sana bağırdıklar, azarladın. O yüzden o öfkeyi çıkarmaya yönelik öyle güçlü bilinç dışında senin kalkanların var ki O kalkanları ancak bir uzmanın o şefkatli desteğiyle, senin arkanda durmasıyla o öfkeyi deneyimlemeyi onunla çalışmayan izin verebiliyorsun. Heyecanlandım değil mi?
Evet.
Öfke beni heyecanlandırmış da. Yok gerçekten ama öfke çok güzel bir şey ve biz maalesef onun enerjisini bayağı böyle bastırmaya çalışıyoruz. Çok konuştun ama çok heyecanlandım.
Ya ben hep yapmak istedim ya.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









