BİTKİ ÇAYLARI RİTÜELLERİ - ERİL BERİL'DEN AFRODİT'E

Emrullah Bey, owner of Salkım Söğüt, walks through five core herbs for relaxation and energy: jasmine, rose, chamomile, lemon-melissa, and St. John's wort. Brew at 80-85°C for 3 to 7 minutes, using a three-finger pinch per 350 ml of water. Add hibiscus, cardamom, or cinnamon to shift the blend's scent and effect.
Chapters
Merhaba sevgili Afroditler ve Afrodit severler! Kitabın bu bölümüne geldiyseniz şu anda çok merak ediyor olmalısınız. Acaba bu bitki çaylarını keyif etmek için, rahatlamak için, gevşemek için ya da canlanmak için nasıl kullanabilirsin? Bu videoda bunlardan bahsedeceğim. Emrullah Bey'le bitki çaylarının simyası üzerine harika bir söyleşi yaptık. Evet, şimdi Emrullah Bey'le beraberiz. Emrullah Bey, Salkım Söğüt aktörün sahibi ve kendisi bayağı işine aşık bir insan. Kadınlara dişil özlerini geliştirmeleri için, daha doğrusu dişil özleriyle tekrar buluşmaları için biz bir takım çaylardan bahsedeceğiz. Önce şundan bahsedelim mi? Aslında dişiliğimizi gerçekten geliştirmek için ister kadın olalım ister erkek olalım çünkü çok yoğun iş hayatında çalışıyorsanız bir erkek olarak da dişiliğe ihtiyacınız var. Orada gevşemek, rahatlamak için acaba hangi bitkilerin büyüsünden faydalanabiliriz?
5 tane bitkimiz var. Ben özellikle bu Yasemin'in çiçeğidir. Çok güzel kokar. İnanılmaz rahatlatıcıdır.
Biraz şöyle koklayalım.
Bu ve gül, gül goncası.
Direkt bana böyle yaz akşamlarının kokusunu... Hem
rahatlatıcı, aynı zamanda bahar çayıdır bunlar. Akşam çaylarıdır, sakinleştiricidir ama Gül ve Yasemin'i bunlardan biraz daha ayrı tutuyorum. Özellikle kadınlar için Afrodit formatına kadınları yönlendiren, o psikolojiye getiren en iyi iki tane bitkidir bunlar.
Ben burada gülü çok seviyorum. Gülden bayağı kitapta da bahsediyorum. Başka Instagram postlarımda falan da bahsediyorum. Gül kalp çakrasını da açtığı için direkt bizim aşk olmak için ihtiyacımız var.
Direkans en yüksek bitkidir. Ve bütün çiçeklerin de kraliçesidir o. Gül okulu da çok önemli. Gül kokusu özellikle sinir sistemini çok iyi rahatlatır. Ama en büyük özelliklerinden bir tanesi Osmanlı Padişahları günde üç defa gül yağını... Küçüktür onlar zaten böyle bir ya da iki mililitrelik. Koklarlarmış. Koklama sebepleri de karar verme mekanizmasını geliştirir. Büyük bir çoğunluğun bunu yapmış. Psikolojimizi, enerjimizi, her şeyimizi değiştiriyor.
Evet, o yüzden de gerçekten kalbimizle, daha zihnimizle değil de kalbimizden karar vermek istiyorsak bu gülden faydalanacağız gerçekten.
Banyo suyuna da tavsiye ederim. Küvette banyo suyuna gül.
Bu da çok afrodisyal bir faaliyet. Şöyle gülü sıcak suya bence banyo olarak, yapay banyo karışımları yerine enerjimizi yükseltelim, kalp şakramızı açalım. Gelelim üçüncü çayımıza.
Papatya, o da çok iyi. Rahatlatıcı bir çaydır. Birçok insan sever papatyayı.
Evet.
Rahatlatır, gevşetir. Melisa, bu limon melisadır. Bunucak suya bıraktığınız andan itibaren burnunuza bir limon kokusu gelir.
Evet.
Yoğun bir şekilde. Birçok insan sever. Bir de bunların diğer bir özelliği içimi en lezzetli çaylardır.
Evet.
Birçok bitki çayının tadı acıdır. Kötüdür yani. Beğenmez insanlar ama bu 4-5 bitki.
Özellikle bitki çaylarıyla çok iyi olmayanlar.
Aynen. Ve bunlar içimi en lezzetli çaylardır. Melisa'da onlardan bir tanesi. Kantoron, mutluluk hormonunu salgılayan bitkilerden bir tanesi. Kantoron, bu kantoronun yaprakları değildir. Bu tohumudur. Yapraklarını da kullanabilir. Çiçek kısmını da kullanabiliriz. Melisa'ya benzer biraz da Kantoron. O da onlardan güzel bir çaydır. Bu çaylar aynı zamanda bahar çayı diyoruz. Bahar aylarında içilmesi gereken aynı zamanda çaylardır. Bunun sebebi şu, nasıl ki bahar aylarında doğa canlanıyor, yenileniyor. Aynı şekilde biz insanoğlu da doğayla bir bütün halinde olduğumuz için coşuyoruz.
Bu çaylarla bir karışım denleyelim. Onu içelim. İstersek bunu akşam içebiliyoruz. İstersek bahar aylarında içiyoruz. Ya da diyelim ki içimizde gerçekten böyle bir eril bir ile bağladık. O zaman da gevşemek için yine bu çaylardan faydalanıyoruz.
Çayımızı hazırlayacağız. Sıcak suyumuz var. 80-85 derece sıcaklığında. Direkt demleme yapacağız. French press'imize suyu koydum çünkü demlemem gerekiyor. Eğer önce bitkileri koyup direkt suyu ilave ettiğimiz zaman bitki haşlanabilir. O yüzden mutlaka çaylarımızı demlerken önce sıcak suyumuzu demleyeceğimiz kabın içerisinde tutalım. Burada 350 mililitrelik bir su var. Yani bu ne demek? Kupa ya da iki pincan suyumuz mevcut. Burada ölçüleri göstereceğim size. Her birinden birer tutam yeterli. Birer tutamdan kastım yani şu üç parmağımıza gelecek olan ölçü. Bu bir tutamdır. Birazcık Yasemin'den koyduk. Eğer gülü seviyorsanız, aromasını, tadını seviyorsanız burada normalde 3 gonca gül yeterlidir. Ama seviyorsanız biraz daha bunu 5'e de çıkartabilirsiniz. Yine o 350 ml eksuya 3 tane gül goncası. Yine bir tutam papatya. Burada 3 ya da 4 başak papatya koyduk. Aynı şekilde melisa. Ben melisayı çok sevdiğim için bunu biraz fazla koyarım. Limon tadı çok güzel. Bu arada bu çayın içerisine eğer tarçını seviyorsanız bir miktar tarçın ilave edebilirsiniz. Tarçın da güzeldir. Limon koymanıza gerek yok. Koysanız olur mu? Tabii ki olur. Ama limon tadını bu melisa verecektir. Bir de kantoron. Kantoronun çiçeği değil de bu tohumudur. Çiçeğini de kullanabiliriz. Yine bir tutam tohumundan da ilave edebiliriz. 350 ml için bu şu an koyduğum ölçüler gayet ideal ölçülerdir.
Yani bunlar Eğer bu tatlara daha yabancıysa...
Daha minimal seviyelerde koyabilirsiniz.
Biraz daha azaltabilirsiniz.
Ya da azaltabilir ya da demlenme süresini biraz daha kısabiliriz. Yani ne olabilir? Demlenmeye bıraktığımız zaman çayımızı yoğun tatları sevmeyenler için 3 dakika onlar için yeterlidir. Ama yoğun aromayı sevenler için bu çayı 5-7 dakika arası, 7 dakikayı da geçmeyecek şekilde tutalım. Çünkü aromaları yoğun bitkilerdir. 7 dakika bunlar için ideal.
Bu aslında çok önemli. Ben kitapta da zaten okudum. Çaylarını bizim sevmememizin aslında nedeni, biz bunları 100 derece suyla haşlıyoruz.
Bir de çok bekletiyoruz.
Ve çok bekletiyoruz. Sonra da sevmiyoruz. Halbuki bunlar gerçekten yoğun rahiyalı bitkiler.
Ben özellikle üzerine basarak söylüyorum, Yasemin ve Gül bu iki bitki Afrodit tarafına geçme anlamında en çok yardımı dokunacak olan bitkilerdir.
Şimdi tabii bizim sadece böyle gevşemeye, rahatlamaya ihtiyacımız yok. Aynı zamanda böyle bir canlanmaya, enerjik olmaya ve ışıltımıza, yani manzara da ihtiyacımız var. Şimdi bu çaylar bu işe yarıyor.
Evet. Bunlar hem ısıtıcı hem renk arttırıcı. Burada hibiskusumuz var. Onun haricinde hatmi, ebegümeci, ekinezi, ıhlamur, tarçın, zencefil, limon, portakal kabuğu, karanfil, kakule ve elma kurusu var. Hepsinin renkleri bile ayrı güzel.
Renkler bile aslında canlandırıyor. Sadece bakmak bile enerjisi artıyor.
Bir de içinizi düşünün. Hele bunu rutin bir şekilde, düzenli bir şekilde yaptığınız zaman çok keyifli olur.
Coşmamak mümkün değil.
Burada biraz önceki bahar çayını özellikle Yasemin ve Gül Gonca'sına vurgu yaptım. Buradaki çaylar içerisinde özellikle kakule ve karanfile bir de zencefil. Bu üç bitki özellikle afrodit günümüzü daha çok ortaya çıkaracak. bitkilerdir. Karanfil, kakule ve zencefil. Ben siyah çay içerken bile karanfil ya da kakuleyi mutlaka kullanıyorum. Hatta karanfili nasıl soğan, sarımsak yediğimiz zaman alıyoruz. Aynı şekilde kakuleyi de o şekilde kullanabiliriz. Kakulenin içinde tohumlar vardır. Bunu biraz açmaya çalışacağım. Bu tohumları direkt ağzımıza atıp çiğneyebiliriz.
Ben kakuleyle karanfile siyah çaya da yeşil çaya da koymayı seviyorum ve sabah çayımda genelde böyle bir karanfil ya da tarçın bir isteğim oluyor. Genelde ben yeşil çay içiyorum. Yeşil çayla bunları böyle... Çok iyi.
Yeşil çay da uyarıcıdır. Bu iki bitki de uyarıcıdır ama bunları kesinlikle akşam saatlerinde değil, gün içeriğinde yapalım. Yani saat 6-7'den sonra çok uygun bitkiler değil.
Bedeninizi hep dinleyin diyorum. Beden zaten söylüyor. Hani sabah bir bakıyorum, bedenim bana ne söylüyor diye. Bazen karanfil istemiyor mesela. Bazen gül istiyor. Bazen melisa istiyor. Aslında bedenimizi dinlemeyi öğrendiğimizde de Neden böyle, niye ihtiyacı olduğunu bize söyleyelim. Şimdi biz bütün bunları aslında karışım olarak kullanabiliriz.
Yapabiliriz, aynen.
Ama aynı zamanda böyle tek tek içinden seçip de yapabiliriz.
Bunların demlenmesi tıpkı bahar çayı gibi kullanılabilir. Burada sadece zencefil ve tarçın kök vitkiler olduğu için sadece zencefil ve tarçını içmiş olsak ben bunu Sıcak suya koyduktan sonra bir 3 dakika kaynatılmasını tavsiye ederim. Ama bu çayda buna gerek yok çünkü bu karışımda buna gerek yok. Birçok bitkimiz olduğu için zencefil ve tarçının da demlenmesi yeterlidir. Hepsini tıpkı bahar çayında bahsettiğimiz gibi ölçülerde, burada biraz daha fazla bitki olduğu için ölçülerimizi biraz daha düşük tutarak yapabiliriz. Fakat bu çayı demlediğimizde çayımızın rengi tamamıyla hibiskusun rengine dönecektir.
Evet.
İnanılmaz keyiflidir. İçimi de çok iyidir. Kokusu, aroması tıpkı bahar çayı gibi çok da lezzetli bir çay olacak.
Ben size şunu sormak istiyorum. Bunların hangisi çok da yoğun, rayya vermeyen çaylar? Onu da söyleyelim ki hangisi baya böyle tadı baskın, hangisi değil. Onu da bilsin.
Burada hibiskusun tadı baskındır. C vitamini çok yoğun olan bir bitki. Ihlamur baskın diyebileceğimiz bir tadı vardır. Portakal, limon kabuklara da hafif aroması vardır. O yüzden karanfil ve kakule de baskın olduğu için daha az kullanım. Lime Light anlamında ebegümece, hatmi ve ekinezya ve elmanın tadları biraz daha yumuşaktır. Harika. Çok değerli bir bitki.
Biz bunu ıhlamurla birleştirdik ama ıhlamurun tadı yoğun, ekinezyanın tadı daha... Eyvallah. Gerçekten çok keyifliydi. Zaten ben her dükkanınıza geldiğimde hem öyle keyifli sohbetinizden, enerjinizden faydalanıyorum, hem de sizden çok şey öğreniyorum.
Ben teşekkür ederim. Çeviri ve Altyazı M.K.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









