
Gülen explains how relationship problems often come from acting from a child-state instead of adult consciousness. She walks through a step-by-step exercise: write a two-column dialogue between your inner parent and inner child using both hands, then read it back as an observer to notice patterns of compassion and boundaries.
Merhaba canım ya. Nasılsın?
Ay hayatım çok sinirliyim. Haluk bana ne yaptı biliyor musun?
Ne yaptı?
Yine ne yaptı ya?
Ay bu Haluk yalnızsa bile sana bir şeyler yapıyor ya.
Ay evet ya. Onun daha ev tatil rezervasyonunu yaptırdım.
E ne güzel. Değil mi? Çok güzel.
Bence çok güzel. Ona sürpriz yapmak istedim.
Ne güzel.
Ama sormamışım diye bana laf yapıyor.
Odun işte ya, odun. Evet. Sen bu Haluk'la ayrılıyorum yani.
Engelledim Whatsapp'tan falan her yerde. Hala arıyor bir de yüzsüz gibi.
Yüzsüz. Bırakacaksın değil mi? Yani bırakman lazım bence sen bunu.
Bilmiyorum, düşünüyorum. Anneme kaçtım zaten şimdi biraz kafa dinleyeyim diye.
İyi yaptı. Onun biraz burnunun sürtünmesi lazım bence kendi şeyini anlayınca.
Evet, bir hafta falan ben annemde kalayım.
Sen ne güzel bir şey yapıyorsun. Annen hiç böyle kıymetini falan bilmiyor ya. Evet. İnanılır gibi değil yani. Yani sürpriz yapsam pişman olur.
Zaten hiçbir şey olmuyor istediğim bu ilişkide.
Ben de blokluyum ya bunu. Bence de blokluyum.
Seni de ararsa falan.
Evet. Ben de zaten derim yani bu kızı senin derim. Üzmeye ne hakkın var ya? Pardon yani derim. Merhaba ben Gülen. Çocuk bilinciyle ilişki kurduğumuzda neler oluyor? Bunu anlatacağım videoyla karşınızdayım. İlişkilerdeki problemlere ben baktığımda şunu görüyorum. Çoğunlukla problem şundan kaynaklanıyor. Biz karşımızdakine kadın da olsak, erkek de olsak bir yetişkin bilinciyle hareket etmiyoruz. Tam tersi çocuk bilinciyle hareket ediyoruz. Yetişkin bilinciyle hareket ettiğimizde neler olur? Mesela bir sıkıntımız olduğunda bunu karşımızdakiyle takince paylaşabiliriz ya da o bana istemediğim bir davranışı yaptığında bir önceki sınır çizme videosunda olduğu gibi ona sağlıklı sınır çizebilirim ya da sorular sorabilirim karşımdakini anlamak için. Bu yetişkin davranışında ben bulunamıyorum. Onun yerine direkt çocuk bilincinden hareket ediyorum. Peki, bizim içimizde çocuk bilincinde bir parça yok mu? Tabii ki var. Hep böyle bahsettiğim çeşitli videolarda, Instagram postlarında, canlı yayınlarda bahsettiğim içimizdeki çocuk bizim benliğimizin hiç büyümeyen bir parçası. O parça büyümeyecek. Sıkıntı nerede biliyor musunuz? Biz içimizdeki çocuğa doğru evi ve evlilik yapmayı bilmiyoruz. Onun yerine yaşadığımız ilişkilerde karşımızdakinden o bizim içimizdeki çocuğa evi ve evlilik yapmasını bekliyoruz ve sıkıntılar oradan başlıyor. Şimdi içimizdeki çocukla da ilgili şöyle şeyler bayağı bir yazılıyor bana İnstagram'dan. İşte ben de çocuğa şunu dedim, içimdeki çocuk da çok şımarık, şunu yapmak istiyor ya da küsüyor falan gibi. İçimizdeki çocuğu da biz pek böyle görmeyi, kabullenmeyi sanırım beceremiyoruz. Halbuki, biliyor musunuz, o benliğimizin büyümeyen parçasında aynı zamanda duygular da var. Aynı zamanda yaratıcılık, neşe, coşku da bizim benliğimizin bu parçasında saklı. Şimdi bu hazineye ulaşabilmek için de içimizdeki çocuğu güvende hissettirmemiz gerekiyor. Onun ihtiyaçlarını karşılamamız gerekiyor. O zaman çocuk bütün yaratıcılığıyla hayatımızda var oluyor. Peki içimizdeki çocuğu nasıl güvende hissettireceğiz? Önce onunla sağlıklı bir şekilde temas kurmayı öğrenmeniz lazım. Ben daha önce de bahsetmiştim ama bu videoda biraz daha böyle ayrıntılı ve odaklı bahsetmek istiyorum. İçinizdeki çocukla diyalog kurma yöntemlerinden. Şimdi koştukta, terapide biz çocukla iletişimde birçok farklı yöntem kullanıyoruz. Siz kendiniz içinizdeki çocukla diyalog için ne yapabilirsiniz? Bir yöntem yazmak, çizmek ve çocukla öyle konuşmak. İkinci yöntemiz de bedeniniz aracılığıyla konuşmak. Bedeniniz aracılığıyla konuşmak bir tık daha zor. Bence yazı ve çiziyle konuşmayı başardıktan sonra zaten bedeniniz aracılığıyla çocukla konuşmak da bir tık daha kolay olabilir. Şimdi size içinizdeki çocukla nasıl yazı çiziyle konuşabilirsiniz, onu anlatacağım. Hazır mısınız? Hazırsanız elinize birkaç tane kağıt alın. Tercihen renkli kalemler alın elinize. Ve böyle sessiz, rahatsız edilmeyeceğinizden emin olduğunuz bir 10 dakika, 15 dakika yaratın kendinize. Telefonunuzu kapatın ki o çocukla kuracağınız ilk diyalog çok daha kolay olsun. Eğer bölünürseniz tekrar o havaya girmeniz daha zor olabilir. Kağıt kalemleri aldınız mı? Hazır mısınız? Başlıyorum. Eğer benim gibi sağ elinizi kullanan birisiyseniz, bu sağ el bizim içimizdeki ebeveyni temsil ediyor. Bizim daha gelişmiş, olgunlaşmış parçamızı temsil ediyor. Sol elim ise benim içimdeki çocuğu, yazacağım elim. Ama bu diyalogları yazmadan önce, şimdi Gözlerinizi bir kapatın. Karşınızda bir içinizdeki çocuğu hayal edin. İçinizdeki çocuk belki bir çocuk kimliğiyle karşınıza çıkacak. Belki de bambaşka bir sembol aracılığıyla bugün sizinle konuşacak. Belki 3 yaşında, belki 13 yaşında olacak. Farklı tezahürleri olabilir çocukla her temasınızda. Basit ve farklı şekilde kendini gösterebilir. İçinizden o içinizdeki çocuğun hayalini kurun, onu karşınızda canlandırın ve ondan sonra baskın olmayan elinizle çocuğun resmini çizin. Çizdikten hemen sonra ne yapacaksınız? Onu da söyleyeyim size. Bu videoyu bitirdikten sonra hemen bu çalışmaya geçebilin. İkinci olarak da şunu yapacaksınız. Kağıdı dikey olarak ikiye böleceksiniz. Kağıdın sağ tarafına, benim gibi sahibi yazıyorsanız, ebeveynin, içinizdeki ebeveynin söylediklerini, sorduklarını yazacaksınız. Sol elinizde de içinizdeki çocuğun verdiği cevapları ya da sorduğu soruları yazacaksınız. Karşılıklı bir diyalog yer alacaksınız yani. İlk kim konuşmaya başlamak istiyorsa onun konuşmasına müsaade edin. İlk çocuk mu konuşacak? Yazmaya başlayın. Sonra ebeveyn cevap versin. Sonra tekrar çocuğun. Diyalog belli bir noktaya erişene kadar bu diyalogu devam ettirin. Diyalogu sonlandırdıktan sonra ne yapacaksınız? Bir süre, bir mola, bir ara yaratacaksınız kendinize. Gidip kendinize bir çay koyun, bir gezin, bir dolaşın ya da araya belki bir gün koyun. Sonra tamamen tarafsız bir gözle. Yani bu şu demek. Ne içinizdeki ebeveyn gözüyle ne de içinizdeki çocuk gözüyle tarafsız gözlemci konumundan önce çizdiğiniz resme bir bakın. Ne görüyorsunuz? Neler dikkatinizi çekiyor? Çocuğun hissiyatı, duyguları ne? Bir onlara bakın. Sonra da bir diyaloğu o tarafsız gözle okuyun. Bu diyaloğu okurken şunları bir fark edin. Acaba ebeveyn, yani içinizdeki ebeveyn, çocuğa karşı şefkatli mi? Çocuğun ihtiyaçlarını duymak için bir çabası var mı? Çocuğun duygularını olduğu gibi kabul edebiliyor mu? Yoksa ona üzülmemelisin, yapmamalısın diye daha çok öğüt veren, melimalılarla konuşan bir tavrı mı var? İçinizdeki elde değil. Benim gördüğüm ilk olarak bu diyaloğu oluştururken genelde biz çok çok başarılı bir evrenlik yapamayabiliyoruz. Bu da çok normal. Ama bunları fark ettikçe ve gelecek videomda yayınlayacağım, tüyoları da dinledikten ve onları uyguladıktan sonra diyalog yaptıkça, pratik ettikçe gelişen bir diyalog haline dönüşebilir. Evet, dediğim gibi pratik yaptıkça gelişiyor içimizdeki çocukla olan diyaloğumuz. O zaman ne yapıyorsunuz? En kısa zamanınızda, hatta belki şu dakika, şu saniye bu videoyu kapatıyorsunuz. Ondan sonra içinizdeki çocuğun resmini çizip, diyaloğu gerçekleştirip geliyorsunuz ve bizimle ne hissettiğinizi, neyi fark ettiğinizi yorumlarda paylaşmayı ve videoda beğen butonuna basmayı
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









