"DOĞRU KİŞİYLE Mİ BERABERİM?" SORUSUNUN NEDEN ÖNEMİ YOKTUR?

In this conversational video, Gülen Gündüz Yılmaz and Levent discuss the common preoccupation with determining whether a current or past partner is the "right" person. They question the usefulness of such questions, noting that people often seek guarantees about love, marriage, and lifelong compatibility. The dialogue moves through several themes: the gendered expectations that women focus on relationship outcomes while men seek control; the desire to control partners and life, contrasted with the reality that modern socioeconomic comforts create an illusion of control that did not exist for earlier humans. They critique the myth of "the one" and the pressure to have certainty about future happiness, arguing that focusing on the present moment and authentic emotional connection is more valuable. The hosts also touch on how economic conditions affect relational dynamics, suggesting that scarcity can foster mutual support, whereas abundance may lead to a "god complex" of control. Throughout, the tone remains conversational and reflective, ending with a typical YouTube call‑to‑action encouraging likes, shares, comments, and subscriptions.
Chapters
Acaba şu anki sevgilim senin için doğru kişi mi?
Yoksa yanlış kişi mi?
Ya da ayrıldığın sevgilin acaba senin için doğru kişi miydi?
Belki de yanlış kişiydi.
Ya da acaba bütün o soruların hiç ama hiçbir anlamı yok mu?
Yine ters köşe.
Bu sorular ve başka soruların cevapları
Ama
aşk acısına girdin sen şimdi. Yanlış kişiye aşık oldum. Acaba evlenmeli miyim, evlenmemeli miyim?
Ama bu soruyu ne zaman soruyor? Bu soruyu, e yani ciddi bir şey düşünüyor musun sen benimle bir zahmet? Evlenecek miyiz, evlenmeyecek miyiz? Ya bu konuyu bir konuşalım dediğinde düşünüyor. Yoksa hep es geçip duruyor.
İlişkide işte kadınsak erkeği, erkeksek kadını kontrol edebileceğimizi falan düşünüyoruz.
Ben her şeyi kontrol etmek istiyorum.
Merhaba ben Gülen.
Ben de Levent.
Bugün yanlış kişiye aşık olma konusunu işlemeye karar verdik. Acaba şu anki sevgilim senin için doğru kişi mi?
Yoksa yanlış kişi mi?
Ya da ayrıldığın sevgilin acaba senin için doğru kişi miydi?
Belki de yanlış kişiydi.
Ya da acaba bütün o soruların hiç ama hiçbir anlamı yok mu?
Yine ters küşe.
Bu sorular ve başka soruların cevapları bu videoda.
insanlardan bir şey istemek zor, böyle yalvarmak falan zor yani. Neyse isteyelim. Arkadaşlar lütfen emeklerimizin boşa gitmemesi ve bu videoyu lütfen bizi beğenin ve paylaşın ki daha fazla insanlara bu videolar ulaşsın ve biz de bu videoların daha fazla kişiye ulaştığını görelim ki daha fazla içerik üretmek için can atalım. Bu videoları beğendiyseniz beğen tuşuna ve paylaşmak istiyorsanız bize yardımcı olmak isterseniz de paylaşın düğmesine basmanızı da çok rica ederim isterim.
Aşk acısına girdin sen şimdi. Yanlış kişiye aşık oldum. Senin bu uyku düzenini şey yapmamız lazım.
Ne güzel konuymuş ya aşk acısı.
Onu mu çeksek acaba?
Sonra tekrar buraya geliriz. Bayağı zorlaşacak. Boku çıktı düşün yani. Adam iki videodan edit yapıyor. Reaktör üretiyormuş bu şeyi. Abi kafam çok aç. Reaktör.
Yanlış kişiye aşık olmak.
Yanlış kişiye aşık oldum mu? Ya bu sorunun ne önemi var ya? Aşık ol gitsin ya. Aman ne uğraşacaksın yani ya. Bizim problemimiz bence yanlış kişiye aşık oldum mu değil. Aşkın tükenebilir bir şey olduğunu düşünüp sanki elimizde iki tane imkan var da yani yanlış kişiye aşık olursa aa elimdeki bütün her şey bitti gitti. bir daha nasıl aşık olacağım falan deyip düşünmek. Ya aşık oldun yaşa. Her aşık olduğunda bir şeyler öğreneceksin yani.
Sen aslında baya güzel bir konuya girdin. Biz neden? Peki. Ancak sonu selametse aşık olmak istiyoruz. Çok heyecanlandım. Ancak sonunun kesin böyle garantili iyi olacağı bize verilecekse aşık olmak istiyoruz.
Çünkü fizyolojik bir gerçek var. Belli, bizimkisi sonsuz. Bizim umurumuzda bile değil yani olay. Sizin ise önemli bir durum. Çünkü sizin yumurta sayınız belli, sağlıklı olduğunuz gün sayısı belli. Yani en iyi olduğunuz gün sayısı. Ve siz aslında hayatın en iyi amacına hizmet edecek bir varlıksınız. Hayata hayat verecek tek cinsizsiniz.
Ben burada biz derken insanları kastetmiştim ama sen onu kadınlar olarak duydun galiba değil mi?
Duymuş olabilirim. Yani kadın erkek diye ayırmak zorundayım.
Sen bu soruyu daha kadınların sorduğunu mu düşünüyorsun Nevat? Yani bu erkeklerin bir sorusu değil mi? Acaba bu kadın benim için doğru kadın mı?
Yok değil. Şu var, doğru kadın mı değil? Ya süreç içerisinde biz bunu anlarız. Değilse de değil, rahatlığı var. Bu rahatlık nereden geliyor? Fizyolojik olarak rahatız. Ama kadınlar fizyolojik olarak rahat değiller.
Şimdi seni challenge edeceğim, hazır mısın? Seni challenge edeceğim, hazır mısın? Şimdi bu evleneyim mi, evlenmeyeyim mi konusu kimin konusudur acaba? Daha çok hangi cinsin konusudur? Bu soruma bir cevap alabilir miyim acaba?
Bizim konumuz, evet.
İki konunun baya aynı konu olduğunu şu anda görebiliyor muyuz acaba?
Göremiyorum. Göremiyorum.
Yani erkekler de evleneyim mi, evlenmeyeyim mi? Bu soruyu sürekli kendilerine soruyorlar ya. Acaba evlenmeli miyim, evlenmemeli miyim?
Ama bu soruyu ne zaman soruyor? Bu soruyu, yani ciddi bir şey düşünüyor musun sen benimle bir zahmet? Evlenecek miyiz, evlenmeyecek miyiz? Ya bu konuyu bir konuşalım dediğinde düşünüyor. Yoksa hep es geçip duruyor.
Diyorsun.
Diyorum.
Şimdi şöyle aslında, bu sorunun çeşitli soruluş biçimleri var. Acaba evleneyim mi, evlenmeyeyim mi? Yoksa bekar olarak hayatıma devam edeyim mi soruları da bu sorunun aslında alt kümeleri. O nedenle bunu kadınlar da aslında erkekler de soruyorlar. Ama kadınlar daha ilişki odaklı yaşadıkları için genelde, bu arada bayağı anlattığım ve eğitimlerini verdiğim, biliyorsunuz daha erilleşmiş kadın olma konusu da var. Yani eril tarafımız baskın oldukça daha az ilişkide odağımız oluyor. O zaman da bu sorularda daha az soruluyor olabilir. Ama iki cinste de bu soru soruluyor. Ve o sorunun altında da ben şunu aslında açmak istiyorum biraz. İçkiye bize kesin garanti verilsin mentalitesiyle baktığımız için bu soruları soruyoruz diye düşünüyorum. Yani birisi bana söylesin ben emin olayım bu insanın hayatımın aşkı olduğundan. İngilizce the one denir ya, odur yani. The one, o biricik senin ruh işin o mu değil mi gibi bir kavram neden var? Çünkü birisi bize ya da kendimiz emin olalım istiyoruz.
Şimdi bence tamamını doğru yapmamız lazım. Yoksa yanlış gidecek. Uru eşi mevzusunu bir netleştirelim. Bana göre, bak hiçbir yerden okumadım. Çok da ilgilenmediğim bir konu. Uru eşi bende, yani kafamda nasıl bir şey oluşturuyor dediğimde %100 uyum gibi geliyor. Şimdi %100 uyumda benim uyumdan anladığım şu, benim ihtiyaçlarımı tam karşılayan kadın. Bak ihtiyaç kelimesi burada.
Önemli.
Kadının burada aradığı eğer ihtiyaç maddi bir şey. Yani maddi şeylerimin tamamının karşılandığı bir ilişki benim için ruh eşi oluyor. Maddi ihtiyaçlarından karşılığım mesela ben diyelim ki çok gergin gelmişim beni anlayan bir kadın eve geldiğimde. Üstüme gelmeyen bir kadın. Benim negatif durumlarımda beni kotaracak bir kadın. Benim cinsel isteklerimden tutun hayatı beraber yaşamak istediğimde hadi dışarı çıkalım mı bir karavan kiralayalım mı dünyayı dolaşalım mı dediğimde benim yanımda olacak tamam hadi ben de istiyorum diyen bir kadın ama aynı zamanda ya benim üç ay abonet çalışmam lazım benim bu işi başarmam lazım dediğinde menikide bir ya uf çok Şimdi bu benim ruh eşit hanımı. Şimdi ben buna denk gelene kadar çok matematiksel olarak değerlendirebiliyorum. Ama kadınlar, benim gördüğüm kadarıyla matematiksel olarak değerlendirmiyor. Ortada bir oyun var, görüyorum ben bunu. Ama böyle bir ruh eşit değiliz gibi, sanki gibi böyle bir tavır var. Niye? Yani ben onun neyini tamamlayamıyorum acaba?
Şimdi senin önce erkek perspektifinden bakış açısına birazcık bence bakalım. Güzel bir şey yaptın hani ihtiyaçları ne kadar karşılıyoruz diye. Bence de o çok önemli bir şey. Önce bir ona bakmak lazım. Yani karşılıklı birbirimizin özellikle de benim duygusal ihtiyaç dediğim ihtiyaçları karşılama konusunda biz nasılız? Yani bu ilişki ikimizin de duygusal ihtiyaçlarını karşılama konusunda ikimizi de besliyor mu? Gerçekten ona bakmak senin anlattığın üzere çok ama çok önemli. Şimdi gelelim, sen başka bir sürü şey söyledin ya. Şimdi orada ben beklenti aslında kavramını açmak istiyorum bu konuyla. Çünkü çok ama çok ilgili bir konu bu. Şimdi benim beklentilerim var. Ama kötü haber şu, bizim beklentilerimizi herhangi bir insanın sürekli olarak karşılaması gibi bir durum söz konusu değil. Yani bir kadın seninle X tatiline 2020 yılında gitmek isteyebilir. 2022 yılında o kadın o tatile gitmek istemeyebilir.
Eisenhower'ın delirsizlik ilkesine geldik.
çeşitli duygulara gark olmuştum. Yani o nedenle şu anda bu beraber güzel anlaşmanız vs. 2 yıl sonra ya da 2 ay sonra ruhunu teslim ediyordu.
Hayır ben kafa nerede biliyor musun? 2020'de benden aynı kafada olan kadın 2022'de de 2027'de aynı kafada olmasını nasıl sağlarımı düşünüyorum sen konuşurken?
Hemen oraya gittim.
Oraya gidiyorum tabii ki.
Evet.
Yani hani diyorlar ya erkekler evlendiklerinde kadınlar Değişmiyor diye kızıyorlar. Kadınlar da evlendiğinde erkekler değişti diye kızıyorlar. Değişti diye suçlanıyor. O diyor ki değişmiyor.
Yani bu biraz aslında senin söylediğin şeylerin iki tarafını da duyuyorum ben. Yani ben çok değiştim ve adam aynı kaldı diye şikayet eden de çok kadın var. Hatta benim kadın eğitim katılımcılarımın büyük çoğunluğunu bu kadınlar oluşturuyor diyebilirim.
Allah Allah.
Evet.
İyi peki o zaman ben teslim ettim. Seni dinliyorum.
Ters diyorsun. Ya şunu söyleyeceğim Levent. Aslında ilişki anda yaşanan bir şey. Hayatta anda yaşanan bir şey. Hayatta hiçbir şeyin garantisi yok. Korona oldu, gördük ne kadar aslında aciz varlıklar olduğumuzu. Bizim bununla bir problemimiz var. Biz hayatı kontrol edebileceğimizi, ilişkiyi, ilişkide kadınsak erkeği, erkeksek kadını kontrol edebileceğimizi falan düşünüyoruz.
Ben her şeyi kontrol etmek istiyorum.
Evet. Değil mi?
Evet yani. 10 binlerce yıldır gelin bunu yapıyor ya. Ben her şeyi kontrol etmek istiyorum ya. Nasıl istersem öyle olmasını istiyorum ya. Ben erkeğim ya. Ben bunu sağlamam gerekiyor. Niye sağlayamıyorum?
Şimdi bizim aslında son derece savunmasız, son derece acizlik içinde varlıklar olduğumuzu biraz daha kabullenmeye ihtiyacımız var. Özetle söylemek istediğim bu.
Kabullenmek istemiyoruz yani. zor oluyor bunu kabullenmek. Belki bunu, buna nasıl evrileceğiz? Veyahut da buna evrilmek mesela bana ölmek gibi geliyor. Erkekliği iptal etmek gibi geliyor. Yani genlerinde her istediğim şeyi istediğim düzene sokmakla ilgili bir kod var. Ama bu kod şu anki modern hayatta bana zarar veriyor, işime yaramıyor. Bu kodu iptal diye demiyorum, orada duruyor.
Ya şimdi bunlar tartışılır. Bence ilkel insanlar doğanın belirsizliğiyle mücadelede çok daha gelişkin varlıklardı bakarsan. Yani kontrol çabamız yeni. Yani 100 yıllık, 200 yıllık çabalar. Neden? Çünkü şu anda medeni bir yerde yaşıyorsan ve bizim gibi belli bir sosyoekonomik düzeydeysen o zaman aç değilsin, açıkta değilsin, aslanlar kovalamıyor. Yani yemek sıkıntısı çekmiyorsun. Şimdi eskiden biz çekiyorduk bunları ve eskiden kendi ne kadar savunmasız, ne kadar acizlik içinde olduğumuzla daha barışıktık. Şu anda işte çamaşırların otomatik yıkanıyor. Yemek sürekli sağlayabiliyorsun. O da hayatı kontrol edebildiğinizle ilgili bize bir ilüzyon veriyor.
Çok güzel bir şey söyledin ya. Mesela dikkat ediyorum, ekonomik sıkıntı yaşayan aileler karı koca arasındaki ilişki daha güzel ve daha böyle birbirlerine özverili ve ortaklaşa davranıyorlar. Ama ekonomik üstünlük geldikçe sanki böyle bir tanrı sendromu gibi bir şey oluşuyor ve ben bunu istiyorum ve niye olmuyor? Olacak bu.
Evet, oluyor. Yani saat ekonomi de değil aslında. Entelektüel, sosyoekonomik bir sürü şey geliştikçe biz orada daha bir kendimizi tanrı zannetme ilizyonlarına giriyoruz. Şimdi konuyu çok da uzatmadan şeye bağlayalım. Yanlış kişiye aşık olmak. Yani hayat senin kontrol edebileceğin bir şey olmadığı için Bugün şu an çok iyi anlaştığım bir insanla iki ay sonra yollarının çok başka yerlere kanalize olmayacağıyla ilgili bir garantiyi sana kimse veremez. O nedenle senin kendine sorman gereken şey şu anda bu insanla ortak bir bağlantı kuruyor muyum? Kalpten kalbe konuşuyor muyum? Yoksa o insanın yanında acaba kendimi güvensiz istedim ona kendi içimde düşündüğüm türlü türlü düşünceyi duyguyu söylemiyor muyum? Yani sen şu ana odaklan, şu güne odaklan. O insanda yemek yerken, yemek yerken hissettiğin duygulara, onun hissettiği duygulara odaklan. Bu doğru insan mı ve hayatımın sonuna kadar onunla olacak mıyım diye geleceği düşünmek ve planlamak yerine o anın içinde ilişkiyi yaşa. İnsanlar o kadar ilişkiyi yaşamıyorlar ki bu geleceği planlama kaygısıyla. Ve hayat gelip geçiyor. Sen o andaki duygularına odaklanmazsan o andaki ihtiyaçlarına da odaklanamıyorsun. Çok yükseldim. pek sevgili izleyicimiz. Bu videoyu izlediysen ve sevdiysen lütfen bizim için çok ama çok önemli olan senden rica ettiğimiz eylemleri gerçekleştir. 1. Bu videoyu beğen. 2. Bu videoyu yakın dostlarınla paylaş. 3. Bize yorum yaz ki seninle etkileşim içine girelim. Bu video seni nerelere götürdü, ne hissettin, ne düşündün? Onları bilelim. Ve son olarak da lütfen bize abone olmayı ve bildirim zilini basmayı unutma ki yeni videolarımız yayınlandığında seninle buluşsun.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









