In this Turkish-language awareness video, Gülen Gündüz Yılmaz explores why we often fail to hear our own emotions. She explains that when a situation bothers us we tend to construct a story that blames others, creating judgments (yargılar) that quickly shift into self‑judgment and guilt. This pattern, she argues, is reinforced by cultural conditioning that focuses on finding a scapegoat rather than addressing the underlying issue. Yılmaz then introduces the psychological concept of projection (yansıtma), showing how labeling another person (e.g., "cimri" – miser, "bencil" – selfish) actually points to an unacknowledged aspect of ourselves. She expands this idea with a "pole" framework: every trait has an opposite (miser ↔ generous, lord/lady ↔ "çingene" – free‑spirited). When we are strongly triggered by a label, we are likely leaning toward one pole and rejecting the opposite. By moving toward a balanced middle, the need to label others diminishes. The video concludes with a practical self‑reflection exercise: write down five traits in others that irritate you, then assess which pole you are closer to for each, using this insight to uncover hidden parts of yourself and to free emotional awareness.
Chapters
Merhaba ben Gülen Gündüz Yılmaz. Lider Sensin farkındalık videolarından Duyguların Dili serisi ile karşınızdayım. Bugün duygulara gitmemize engel olan yargılardan ve yansıtma kavramından bahsetmek istiyorum. Canınızı sıkan bir durum olduğunda genelde o durumla ilgili hikayemizi anlatmayı tercih ederiz. Deriz ki, o kişi bana bunu yaptı. O kişi bana bunu hissettirdi. O kişiyle ilgili yargılarımızla konuşuruz. Sonra, o kişiyle ilgili yargılarımızla konuştuğumuz noktadan belki birazcık suçluluk hissederiz. Kendimizle ilgili yargıları o zaman konuşmaya başlarız. Deriz ki, ben de böyle davranabilirdim. Ben de şunu yapabilirdim. Onu yapmalıydım. Bunu yapmalıydım diye. Meliler, malılar devreye girer. Şimdi bu durumda da çok şaşılacak bir şey yok açıkçası. Çünkü bütün okul sistemimiz bunun üzerine kurulu. Bütün kültür onun üzerine kurulu. Kötü bir durum olduğunda biz aslında kim suçluyu aramaya odaklanıyoruz. Kim suçluyu aramaya odaklandığımızda da o durumun arkasında yatan esas konuyu ve bu durumla ilgili nasıl yaratıcı çözümler geliştirebiliriz ona enerjimiz kalmıyor. Örneğin barışı bile konuştuğumuzda aslında savaşa hayır diyoruz. Ya da diyoruz ki işte vegan beslenmeliyiz diyoruz. Vegan beslenmeliyiz dediğimizde tüm etobur beslenmeyi tercih edenlere savaş açıyoruz. Yani biz aslında barış istiyoruz ama barışı isterken seçtiğimiz yöntem bir tarafın suçlu ya da bir tarafın haksız olduğuna inandığı için çok yöntem olarak barışçıl yöntem olmuyor. Şimdi peki ne yapacağız? Kafamızdaki bu melileri, malıları, yargıları nasıl kaldıracağız? Bana sorarsanız bu ömür boyu aslında sürecek bir yolculuk. Bizde özellikle tetikleyen durumlarda karşımızdakiyle ilgili genelde böyle güçlü yargılarımız olur. Deriz ki bu insan mesela cimri, bu insan bencil, bu insan kendini beğenmiş. Bu etiketler karşımızdaki insanla ilgili genelde bizim kendi içimizde çok da belki farkında olmadığımız bir duruma işaret eder. Karşımdaki insanı etiketlediğimde ben onu, bu karşımdaki insan olsun, Milyonlarca özelliğinden ve milyonlarca durumundan aslında bir tanesini görüyorum demek. Halbuki bu insanın başka milyonlarca özelliği var. Ama ben bunu görüyorum. Bu da benim. Ve benim de milyonlarca özelliğim var. Ben bunu görüyorsam, bu benim içerimdeki bir parçayı işaret ediyor. Çünkü ben ona fokuslanıyorum ve onu görüyorum. Bu kavrama psikolojide projeksiyon ya da yansıtma deniyor. Daha spirtüel camialarda ayna olarak söyleniyor. Ben bunu görüyorsam bu benim içerimdeki bir duruma tekabül ediyor. Diyelim ki karşımdaki insana cimri diye bir etiket koydum. Bu bana dair ne söyler? Bunu da, genç taht psikolojisinde sevdiğim bir kavram olan kutuplar kavramından yola çıkarak size anlatmak istiyorum. Şimdi, cimri dedim. Cimrinin karşısında kutup olarak ne vardır? Mesela bonkör olabilir. Eğer ben, o insan cimri diyorsam ve o davandaysa, o bana dahil şunu söyleyebilir. Ya ben de, Gerçekten cimriyimdir. Ama bu cimri olma özelliğini sahiplenmiyorumdur. Ya da ben baya bir bonkörümdür. O yüzden karşı taraftaki insana cimri diye etiket takıyorumdur. Bu kutup teorisi şunu söylüyor bize. Bir insandaki bir durum bizi çok tetikliyorsa, ya biz şu tarafa yakınızdır, cimriliğe yakınızdır, kabul etmiyoruzdur. Ya da bonkör olma tarafına daha yakınızdır. Eğer biz daha ortalarda olsak ve durumun gerektirdiği gibi daha tutumlu ya da daha cömert davranabiliyorsak yani buralarda dans edebiliyorsak o zaman karşımızdakini böyle cimri diye etiketlemeye duyduğumuz ihtiyaç çok daha az olur. Bu nedenle bu insanlara taktığımız etiketler aslında bizim bilinç dışımızda kabul etmediğimiz, kabul etmek istemediğimiz yönlerimize dair bize çok güzel bir referans noktası sunarlar. Başka bir örnek daha vermek istiyorum. İlk videoda bahsettiğim, hani çingene mi olmak istiyorsun yoksa lord lady mi olmak istiyorsun örneğinden. Ben daha duygularını göstermeyen, spontan yaşamayan o lord ve lady tarafına yakın olduğum için duygularını böyle oldukça yoğun yaşayan ve bunları gösteren insanları da çingene şeklinde etiketlemeye eğilimim oluyordu. Şu anda duygularımı daha göstermeye kendime izin verdiğim için insanlar duygularını çok yaşasalar da beni tetiklemiyorlar. O nedenle bu insanlarda gördüğümüz ve içimizde yargıya neden olan düşünceleri bir kenara koyup bu benim için de acaba neye işaret ediyor diye bakabilirsek esas çözüm bize o zaman gelebilir. Bahsetmek istediğim bir diğer konu da şu, biz bazen yargıladığımız için kendimizi yargılıyoruz. Ben yargılamamalıydım, o kadar eğitim aldım, o kadar bunları öğrendim de diyebiliyoruz. Aydınlanmamış insanlar olarak yargılamamız gayet normal. Yargıladığımız zaman onu fark edip, Bu yargının arkasında acaba bana dair neler var diye bakarsak çok daha sağlıklı çözümler geliştirebileceğimize inanıyorum. Şimdi isterseniz bu videoyu kapattıktan sonra şöyle bir şey yapın. Oturun, sizi insanlarda en rahatsız eden 5 tane özelliği yazın. İşte cimri gibi, kendini beğenmiş gibi. Ve ondan sonra da kutuplarda acaba iki taraftan hangisine daha yakınsınız? Onunla ilgili küçük bir keşif yapın.