
A former IT sales professional shares a guide for parents on understanding the nervous system, emotions, and body awareness. Using polyvagal theory, he explains how a parent's own nervous system regulation directly affects their child's, and offers practical tools like deep breathing, butterfly taps, and routines to create calmer family interactions.
Chapters
Ben de tekrar hepinize bir hoş geldiniz demek istiyorum. Beni tanımayanlar için kendimden biraz bahsederek söze girmek isterim. Ben yaklaşık 20 yıl IT sektöründe çoğunlukla da uluslararası firmalarda satış pozisyonlarında yer aldım. Son 5 yıldır da farklı bir rotada ilerliyorum. Şimdi bu geçtiğimiz ilk 20 yılda benim böyle kendimle ilgili bayağı gerçeküstü böyle beklentilerim vardı dostlar. Biraz onu anlatmak isterim. Mesela duygularını, hele ki konforsuz duygularını asla göstermemelisin, kontrol etmelisin gibi. Bir diğeri de, Çiğdem sen çok şey yapabilirsin, günde üç toplantı yapabilir, arkasından akşam yemeğine katılabilir, sonra eve dönüp e-postalarını cevaplayabilirsin gibi, gerçekten böyle insanüstü beklentiler. Son 5 yılda da, onun öncesinde pardon bir şey anlatayım. Hatta bir keresinde bunu hiç unutmuyorum. Yine İstanbul'un bir ucundan diğer ucuna sarıldığım bir günde 3 toplantı yapmıştım. Tabii ki yemek yemeyi unutmuşum. Akşamda, akşamüstü de şeyde, bu otellerin birinde çalıştığım şirketin Lazer. Ve tabii ki ona da katılacağım. Ben Lansman'a gittim ve bayıldım dostlar. Gerçekten bayıldım. O kadar açlığımın farkında olmadığım bir dönemdiyim. Neyse ki çalışma arkadaşlarım orada vardı da ben düşmeden beni tutup bir yere oturtmuşlar. Ayıldığımda hatırladığım böyle çok ciddi bir nasıl bu kadar güçsüz olabilirimin utancıydı. Ama bunu da o zaman fark edemedim tabii ki, fark edemedim. sonradan sinir sistemiyle çalışa çalışa kendimle çalışa çalışa fark ettim. Son 5 yıldır da bedenimle, bedenle, sinir sistemiyle, duygularla ve farklı iletişim şekilleriyle çalıştım ve eğitimler aldım. Şimdi o eski dönemlere baktığımda bırakın duygularımı fark etmeyi dediğim gibi yani açlık duygumu bile fark etmeyecek kadar bedenimden kopuktum. Şimdi son 5 yılda neler fark ettim neler oldu mesela Aslında duyguları kontrol etmenin değil, onları hissetmenin ve onların bana ne söylediğinin fark etmenin önemli olduğunu öğrendim. Bu çok önemli bakın. İhtiyaçlarımı kocamın ya da çocuğumun değil, sadece ve sadece kendimin karşılayabileceğini öğrendim. Şimdi diğer şeyle bu biraz bu söylediğimle çelişecek ama aslında öyle değil. Destek istemenin sağlıklı yöntemlerini, şekillerini öğrendim. Yani ben kendime hiçbir zaman zaman ayıramıyorum. Çocuğun sorumluluğu tamamıyla bende. Kocam çocukla hiç ilgilenmiyor demek yerine ya da çocuğum eve geldiğinde bana hiç alan ve bırakmıyor demek yerine bununla ilgili destek istemeyi öğrendim. Şöyle ki, eve gidip bu hafta sonu kızımızla sen ilgilenir misin demeyi diye sormayı. Kızıma da ben yan odada çalışacağım. Lütfen içeri sürekli dalma. Ben aralarda gelip sana bakacağım ve acil bir şey olduğunda tabii ki elbette gelebilirsin demeyi öğrendim. Diğer önemli bir şey, çocuğumda tahammül edemediğim her şeyin aslında kendimde bittiğini öğrendim ki bu baya acılı oldu. Hiç kolay olmadı diyebilirim. Bedenimin, duygularımın, hormonlarımın ve sinir sistemimin nasıl çalıştığını öğrendim ki bugün size sinir sistemini anlatacağım. Sinir sistemini polyvagal teori üzerinden anlatacağım. Hem ebeveynler hem de çocuklar için. Ama merak etmeyin sizi böyle biyolojik terimlere boğmayacağım. Sadece günlük hayatta kullanabileceğiniz teorik bilgileri verip onlara bir takım pratik önerilerle nasıl uygulayabileceğinizi anlatacağım size. Sinir sistemiyle ilgili söylemek istediğim şey şu, insan evladı doğduğunda uzun bir süre başka birinin varlığına ihtiyaç duyuyor. Yoksa hayatta kalamıyor hepimizin bildiği gibi. Bu yüzdendir ki bebekler ona bakım verenin, sürekli ona bakım verenin suratına, mimiklerine, sesinin tonuna dikkat ediyor. Ona göre ya sakinleşiyor ya da ağlıyor. Ve burada söyleyebileceğim şey şu, biyolojik programımız böyle ve bunun başrol oyuncusu da sinir sistemimiz. Ve sinir sistemimiz milyarlarca yıldır evrimleşip bu hale geldi. Ve sistemin tek amacı var, o da bizi hayatta tutmak. Yani başımıza ne gelirse gelsin, ne olursa olsun bizi oradan en güvenli şekilde çıkartmanın yollarını arıyor. Ondandır ki mesela bir yaralanma ya da kaza anında acıyı çok fazla hissetmezsiniz ta ki güvenli bir yere, hastaneye gidinceye kadar. Orada sinir sistemi ne yapıyor? Baya acı hissimizi donduruyor. Hani hatta bununla ilgili bir şey de vardır ya sıcağı sıcağına hissetmezsin diye. Aynen öyle. Ya da hepimiz biliriz mesela izlemişizdir de örnekleri var. Çocuk ağır bir aracın altında ya da kamyonun altında sıkışır. Babası da bayağı o insan haliyle o ağır aracı kaldırır. Nasıl bir savaşma tepkisiyle o gücü kendinde topluyorsa bu da bayağı sinir sistemimizin işi aslında. Şimdi bu şekilde bakınca da sinir sistemimizi sevmemek Mümkün mü? Şimdi peki modern hayatta ne oluyor? Modern hayatta sinir sistemine bakışımız nasıl? Modern hayatta sinir sistemine tıpkı diğer biyolojik sistemler gibi irade ile alt edilebilecek, üstünlüğünden gerilecek bir şey olarak görülüyor. Böyle yükseleceğimizi düşündüğümüz bir yere giderken böyle iç sesimiz sürekli bize konuşur ya, sinirliğine hakim ol, sinirliğine hakim ol, sinirliğine hakim ol. Bir de gidip orada eğer sinirlerimize gerçekten hakim olamadıysak sonra o iç ses bayağı böyle sertleşiyor. Sinirlerine hakim olamadın işte, gene olmadın, gene yapamadın diye. Orada baya bizimle kavga eden bir iç sesimiz haline dönüşüyor. Şimdi ben bugün size burada hakim olup olmamak değil de başka bir perspektif anlatacağım. Şimdi sinir sistemi üzerinde çok yeni çalışmalar yapılan, neredeyse 20 yıldır çalışmalar yapılan bir konu. Ve biraz abartıyorum, neredeyse her gün üzerinde yeni bir şey bulunuyor. Ama tüm bu 20 yıldır bulunanların söylediği tek bir şey var. Biz ne yaparsak yapalım, istediğimiz kadar irademizi ortaya koyalım. Eninde sonunda sinir sistemi gene bildiğini okuyor arkadaşlar. Bu kesin bilgi yayalım. Yani biz ne yaparsak yapalım, istediğimiz kadar irademizi devreye sokmaya çalışalım, sinir sistemi yine bildiğini yapar. Şimdi bu neuroscience, sinir bilimi konusu son günlerde oldukça önem kazanmaya başladı. Yurt dışındaki eğitimlerde de aslında çok fazla neuroscience baz alınarak eğitimler düzenleniyor. Türkiye'de o kadar yaygınlaşmış değil ama bizim DJ'nin de başta bahsettiği Art of Existence eğitimlerimizde baya sinir sistemi temeli üzerinden yani sinir sistemi nasıl davranıyor ona göre bir eğitim temeli var. Dolayısıyla bizler de Art of Existence koçları olarak gerek koştuklarımızda gerekse eğitimlerimizde sinir sistemini baz alarak o bilim üzerinden hareket ediyoruz. Bazı terimleri açıklayacağım size. Ki bu eğitimde epey adı geçecek olan terimler bunlar. Şöyle ki, Regülasyon, Coregülasyon ve Disregülasyon. Şimdi Regülasyon, kelime anlamı itibariyle düzenleme demek. Benim burada kullanacağım anlam ise sinir sistemini düzenleme. Yani, dış uyaranlar ne olursa olsun ben sinir sistemimi belirli bir ritimde tutabiliyor muyum? Daha spesifik olursam, öfke hissedebilirim, mutluluk da hissedebilirim. Ama bu duyguların çok ucuna gitmeden kendimi belirli bir ritimde tutabiliyor muyum demek. Ko-regülasyon da sosyal ilişkilerdeki bu insanlarla da olabilir, kedimizle de olabilir. Onlar sayesinde sağladığım regülasyon. Disregülasyonsa, önüne dis geldiği için zaten tahmin edeceğiniz gibi, Regülasyonun tam tersi. Yani sinir sistemi düzenlemenin karşısı demek. Şimdi şuraya geliyorum. Burası önemli anahtar. Ben ebeveyn olarak sinir sistemi ne kadar yakından tanıyıp, Regülasyon becerileri geliştirirsem eğer, çocuğum da o kadar regüle olur. Çocukların kendi sinir sistemlerini düzenleyebilmesi de baya ebeveynin regulasyonu ile doğrudan ilişkilidir diyorum ve devam ediyorum. Yani kandıramazsınız sinir sistemim şöyle böyle diye. Sinir sisteminizi direkt çevrenizdeki insanlar ve çocuklarınız fark eder. Yani sinirli değilim yavrum ben ama böyle yap söylüyorum dediğinizde aslında arkada sinirli olduğunuzu yani disregülü olduğunuzu çocuğunuz fark eder ve o da dysregüle olur. Şimdi sinir sistemini tanımada çok basitleştirilmiş bir yöntem var. Ben de size onu anlatacağım, polivagal teoriyi ama hem ebeveynler için hem de çocuklar için anlatacağım. Polivagal teori, doktor Stephan Porges tarafından 1980'lerde gerçek çıkartılmış bir teori. Çok basit bir yöntem. Elbette ki sinir sistemi bu kadar basit değil, daha karmaşık ama bu gibi basit yöntemler de bize anlamamız için daha kolay pusulalar sunuyor. Bu polyvagal teoriye de böyle bakarsanız çok sevinirim. Şimdi polyvagal teori nedir derseniz şöyle derim, güvenliğin bilimi. Yani teoriye göre bizlerin hayatta ilerlemesi, belirli kararlar alması, belirli riskler alması için sinir sistemimizin kendini belirli bir güvenlikte hissetmesi gerekiyor. Çünkü sinir sistemimiz hayatta kalmak için sürekli tehditleri algılamaya çalışıyor ve tehlike sinyalleri topluyor. Ve güvende miyim değil miyim sürekli bunu kontrol ediyor. Bebekler de sürekli bu kontrolü yaparlar. Ebeveynlerinin ya da ona bakım verenin, daha önce de söylediğim gibi, yüzlerine bakıp onun mimikleri, ses tonu, hatta kalp atışlarından gelen elektromagnetik dalgalarla güvende miyim, değil miyim sorusunu sürekli kendilerine sorar ve kendilerini ona göre pozisyonlarlar. Şimdi burada altını çizmek istediğim konu şu, sadece bebekler veya çocuklar değil, herkes herkesin sinir sistemini algılıyor. Ama çocuklarla bebekler biraz daha fazla çünkü onların hayatta kalması, hayatlarına devam etmesi biz ebeveynlerinin, yetişkinlerin sinir sistemine bağlı. Dolayısıyla onlar çok daha duyarlı bizim sinir sistemlerimize. Yoksa ben eşimin beni disregüle etmesinden ondan kendimi çıkarabilirim. Bunun yöntemlerini uygulayabilirim öğrenip ama çocuklar böyle değil. biraz böyle bakarsak, regulasyonumuzun ya da sinir sistemimizin ne kadar önemli olduğunu çocuklarımız için görebiliriz diye. Mesela Eylül ile parktayız. Kızımın adı Eylül. Anneliğimin ilk zamanlarında, şimdi gidiyoruz parka, bakıyorum Eylül düşüyor. Aslında yerde gayet soft yani yumuşak bir yer. Zarar görmediği de çok belli ama ben panik oluyorum. Yanına gitmeme bile gerek yok. Zaten dibindeyim bu arada ama o halde bile çocuğa sürekli şey yapıyorum böyle. Aman aman anneciğim bir şey oldu mu? Bir şey oldu mu ne oldu diye böyle bir tepki veriyorum. Panik tepkisi. Çocuk da buna bakıyor. Önce dolmuştu bana bakıyor ve sonra ağlamaya başlıyor. Çünkü o da benim durumumdan etkilenip stres olup ağlamaya ve burada tehlike var. Annem böyle tepki veriyorsa tehlike vardır diye kafasında yorumlayıp hareket ediyor. Şimdi şu anda hani sinir sistemiyle ilgili çalıştıktan sonra parka gidiyoruz. Yine düşüyor. Hafiften panikliyorum. Okey. Ama paniklediğimin de farkındayım. Birkaç derin nefes alıyorum. Sonra bakıyorum güvende mi güvende? Hayatta mı hayatta? Herkes hayatta bir şey yok, sıkıntı yok. Sonra Eylül de benim bu halimi görüyor. Donmuştu. Sonra bana baktı. Ben gayet kendimi regüle etmişim. Orada duruyorum. Ve şey yapıyor. Hatta o bana oradan sesleniyor. Anne düştüm ama iyiyim merak etme diyor. Oradan bana. Ben de diyorum ki tamam. Ve günümüze böyle devam ediyoruz. Şimdi sinir sistemini tanıyıp onu kendime müttefik yapmak benim önüme çok başka seçenekler olabileceğini ortaya çıkardı. Kitaplardan okuduğumuz bilgiler, uzmanlardan dinlediğimiz şeyler dışında başka daha sayısız seçeneğim olduğunu fark ettim. Yani çocuğumu korumak için, ona iyi bir ebeveyn olmak için illa şu ya da bunu yapmak zorunda değilim. Önümde daha sayısız seçenek var. Bunu görmeye başladım. Mesela diyelim ki hepimizin yaşadığı şeydir diye tahmin ediyorum. Ekran süresi. Çocuklara ekran süresi konulmalı. Okey. Doğru. Doğru bir yaklaşım. Ekran süresi konulmalı. Ama bu ekran süresini koyarken çocuğun elinden ekranı aldığında onun sinir sisteminin durumu ve ona başka neler sunabileceğimi de düşünmeye başladım. Ya da şey vardır ya, aile zamanları yaratın. Belirli zamanlarda herkes orada birlikte vakit geçirsin. Bu da çok güzel bir fikir temelde bakınca. Ama aile üyelerinden biri dysregüleyse eğer, ben illa hadi oturun şimdi bugün şu anda aile zamanı hepimiz oyun oynayacağız deyip buna zorladığımda ne olur? Zorlamak yerine başka neler yapabilirim? gibi seçenekler olduğunu gördüm. Bu da baya ben de anneliğimle ilgili baya anahtar şeyler çıkardı ortaya. Şimdi size sinir sistemini polivagal teori üzerinden anlatmaya devam edeceğim ki sunumuma geçiyorum. Bu bahsettiğim polivagal teorinin merdiveni, en üstte ventral vagal dediğimiz güvendeyim ve sosyalim yani ilişkilere açığım durumu var. Bunu memelilerle, sosyalleşebilen memelilerle de paylaşıyoruz. Tıpkı filler ve hani örnek vermem gerekirse maymunlar gibi, şampanzeler gibi diyeyim. Onlarla paylaşıyoruz. Ortada ise savaş ve kaç durumunu gösteren sempatik sinir sistemi var. Burada resimden de anlayacağınız gibi ya zebra'yım ya da aslanım. En altta ise son durak olan dorsal vagal. Yani baya donma tepkisi verdiğimiz yer var. Şimdi bu merdivene baktığımızda lütfen şöyle anlamayalım. Ben ya da çocuğum ve sevdiklerim hep ventral ve gali olmalıyız. Hayat hep bize çok böyle toz pembe olmalı ve hep orada yaşamalıyız gibi bir yerden lütfen anlamayın. Bu merdivenin durumları arasında gidip geleceğiz. Hatta şöyle diyeyim işe yaradığı şeyler de var. Mesela tehlike durumlarında sempatik sinir sistemi oldukça işe yarayabilir. Mesela eylüle bir gün yine kızımdan örnek vermem gerekirse kamyon çarpacaktı ve ben bu sempatik sinir sistemiyle bayağı oradan hareket ettim ve olayı bayağı hani şey bir şekilde kurtardık ama tam böyle okulun oraya vardık, indik. Sen bekle çantasını alayım derken kendini yola attı. Kamyon geliyormuş, birden kornaya bastı. O sesle eylül dondu yolun ortasında. Ben de onu yolun ortasından alıp kenara ittim. Şimdi böyle baktığımızda da sempatik sinir sisteminin de tabi diğerlerinin de işe yaradığı baya yerler var diye düşünebiliriz. Şimdi biraz detaylarına girelim istiyorum ki daha ne kadar yakından sinir sistemimizi tanıyabiliriz de bakalım. Ben trial vagal ile başlıyorum. Önce bebeğinler için anlatmak istiyorum size. Şimdi ne demiştim sosyalim ve güvendeyim ve böyle Şimdi, genel olarak sakinim ve kalp atışlarım da sakin. Dikkatli ve odaklıyım etrafımdaki her şeye karşı ve kendime karşı da bu arada. Doğayla bağlantıdayım, karşımdaki kişiyle bağlantıdayım, onun ne dediğini duyuyorum, dinliyorum ve duyuyorum bu arada. Yani baya sosyal olarak açık, sakin, dingin ve huzurlu bir halini temsil ediyor ebeveynler için. Şimdi gelin bunun çocuklar için neler ifade edebileceğine bakalım. Şimdi çocuklarda şöyle ebeveynlerle sosyalleşme içerdiği için bu durum. Ebeveynlerle ve diğer çocuklarla sosyalleşmeye açık. Bu arada kendisiyle de kalabilir. Kendisiyle kalmada da rahat ve keyifli. Yani kendisiyle kalıp oyunu oynuyor, resim yapıyor, gayet keyifli ödev yapıyor, zaman geçiriyor. Böyle de düşünebiliriz. Göz teması kurması son derece kolay iletişim kurarken. Genel olarak ruh hali neşeli veya sakin veya dingin. Oyun oynarken oyuna bayağı odaklı ve katılma isteği gösterir ama bunu tabi bayağı yaşa göre ayırmak lazım. Biliyorsunuz çocuklarda sosyalleşme yaşı, başkalarıyla oynama yaşı gibi gruplamalar da var. Ve diğer en önemli ayraçlardan bir tanesi de yeni orsamlara, yeni deneyimlere ve yani yeni her şeye açık. Açık olmadığında da bunu gayet sakin bir yerden, ben bunu yapmak istemiyorum diye belirtebilir bir ruh halinde oluyor. Şimdi burada şöyle düşünebiliriz. Çocuk gelip de benden bir talepte bulunduğunda, beraber oyun oynayalım mı, beraber su savaşı yapalım mı dediğinde ben yine orada önemliyim. Ebeveyn olarak ventral vagaldaysam eğer ve o anda bir şey yapıyorsam ve onu bırakamıyorsam ona şunu diyebilirim. Şu an benim işim var ama 20 dakika sonra seninle bunu yapabiliriz. Ve ben ventralde olduğum için çocuğum bunu duyacak ve sakin kalıp beni bekleyecektir. Oysa ki ventral vagalda değilsem, sempatikte olduğumu düşünelim. Orada iki şey yapabilirim. Bir, hem o etkinliği yaparım hem de oflarım puflarım çocuğa. Çok keyifsiz bir yerden yaparım ve çocuk bayağı dysregüle dysregüle benimle oynamaya çalışır. Zaten sonra da vazgeçer. Ya da şey yaparım, böyle bir çıkışta bulunurum yani. Derim ki, şu anda bir sürü işim var görmüyor musun? Şimdi seninle oyunu oynayamayacağım. Yani burada yine dikkatinizi çekmeye çalıştığım şey, ebeveyn olarak ben neredeyim, çocuğuma nasıl yanıt veriyorum? diyorum ve devam ediyorum. Şimdi sempatik sinir sisteminde ya Zebra'yım ya aslanım demiştik. Yani ya savaşacağım ya da kaçacağım. Dolayısıyla böyle bir halde olduğum için bedenim nasıl olur? Tabii ki gergin. Hızlı hızlı nefes alırım, kısa nefes alırım. Ve dolayısıyla da kalp atışlarım da çok hızlıdır. Hareket etmem lazım, kaçmam lazım çünkü tehlike var. O yüzden bacaklarımı sallarım. Otursam da bu arada böyle benim gibi. Hızlı konuşurum. Acelem var çünkü. Bir an önce yapmam lazım. Bu ruh haliyle konuşuyorum. Dikkatim sürekli tehlikede. Bu arada burada şöyle bir şey var. Orta kulak biyolojik olarak da bu sempatik sinir sisteminde baya oranda kapanıyor dostlar. Dolayısıyla çok böyle tiz, yüksek sesleri duyabiliyor oluyorum. Çünkü onlar benim için tehlikeyi ifade ediyor. Böyle hızlı konuşup dinlemediğim için de sürekli böyle bir ortamdan bir haberim. Karşımdakine ortamı, kendimi suçluyorum. Sürekli bir yargılama hali içindeyim. Asla ve asla yavaşlığa tahammülüm yok. Bu hani çocuklara da deriz de kendimize de deriz. Sürekli bir hadi hadi ruh haliyle hareket ederim. Dinlemediğim için Karşımdakinin ya da çocuğumun diyeyim hani buradaki bugünkü konumuz. Lafını bitirmeden keserim. Ben ne söyleyeceksem odağım orada çünkü sürekli söylemek istediğimi söylemeye çalışıyorum. Böyle bir durumda da acelem var. Hemen kendimi kurtarmam lazım. Dolayısıyla ne düşünüyorum? Zamanım ve kaynaklarım sınırlı. Acelem var. Şimdi buradan önce stop etmem gerekiyor ki çocuklar kısmına geçmek için. Evet şimdi geçtim. Ama şeyi kapattım. Tekrar hemen... Regülasyonumu bozmadan devam ediyorum paylaşmaya. Şimdi tekrar çocuklar görüyorsunuz değil mi? Çocuklar ne yapar böyle bir durumda? Tehlike var. Ya kaçar ya da saklanır. Vardır ya böyle hani annesinin babasının bacaklarının arkasına saklanır çocuk. Ya da savaşır, saldırgan olabilir yani. Tehlike hissettiği için çığlık atar, bağırır, hatta zarar verir, vurabilir, ısırabilir. Beden hareketleri çok hızlıdır. Çünkü tehlike ve hayatta kalmayla ilgili karar vermeye çalışıyor. Elleri ve bacakları hızlı hareket eder. Hatta böyle zıplar ya, böyle oturduğu yerde zıplar mesela sürekli. Bu da bayağı sempatik sinir sistemi aktivasyonu olduğunu belirtiyor çocuktan. Savunmacı bir tavrı vardır. Ama, ama, amalarla konuşur. Dikkati dağınıktır, odaklanamaz ve bekleyemez. Özellikle bu sıra beklemeler falan vardır. Hani dondurmacıda ya da başka bir yerde acıyası var. Hemen olmazsa hatta baya ağlayabilir ve bağırabilir. Bunu bir kapatıyorum şimdi. Şimdi burada tekrar şunu belirtmek istiyorum söylemiştim. Çocuklar ona bakım verenin sinir sistemlerine aşırı derecede duyarlı. Yani çocuklarınız sizin ne dediğinizi değil hangi hareketlerle ve hangi hislerle onu söylediğinize aşırı duyarlı. Çocuğuma ben sakinim derken böyle omuzlarımı kaldırmışsam, kaşlarımı kaldırmışsam, çatmışsam çocuk baya orada sakinliği değil de gerginliği algılıyor. Şimdi diyelim ki evde çikolatalı dondurma yok. Dondurma değil mi böyle kriz yaratıyor evlerde çocuklarla. Dondurma yok diye ağlıyor. Okey. Ben sempatik sinir sistemindeysem ne yaparım? Ne yapacağımı bilemem. Seçeneğim çok az çünkü. Ya dondurmayı bulacağım ya çocuğu susturacağım. Başka hiçbir seçeneğim yok. Böyle bakıyorum. Hemen acilen çözüm bulmam lazım. Ya çocuğa derim ki yok işte bilmem ne bayağı biber yansın ederim çocuk daha böyle katlandırarak ağlamasını sürdürür ya da hemen o böyle panikle arabaya atlar ya da yakınımda bir market varsa var market bakkal koşarım ama böyle sinirli stresli o dondurmayı alırım da çocuk da ne yediğini anlar ne de ben onu alıp geldiğimin mutluluğunu yaşayabilirim. Oysa ki ventralde isem bir kere şöyle bir şey söyleyebiliyorum ben test ettim oluyor. şu anda çikolatalı dondurma yok ama istersen muz yiyebilirsin ya da işte başka bir şey varsa evde ya da bunu yiyebilirsin dediğimde sakinleşiyor çünkü şunu görüyor annem beni duydu bir isteğim var ve onun için bir cevap verdi evde yokmuş ama okey ondan sonra sonra diyorum ki yani sağ sonra yiyebilirsin dondurmanı diyorum o da orada hemen böyle sakinleşiyor ya benimle pazarla girişiyor böyle, yarın olur mu falan diye böyle gayet orada hakikaten böyle hani ben ventraldeysem böylece onu da ventrale çekmiş, sempatikten onu ventrale indirmiş oluyorum coregülasyon sayesinde ve günümüze böyle devam ediyoruz yoksa o günün sonu nasıl olacağını bilemiyorum gerçekten. Şeyde buna bir örnek Ödev konusu vardır böyle. Orada sonra geleceğim ama burada da hiç vermeden edemedim yani. Ödevini yap çocuğum yapmıyor işte ödevini yap çocuğum yapmıyor falan. Sonra böyle dişlerimi sıkıyorum dişlerimi sıktığım bir yerden. Ben sana kızmıyorum. Sadece ödevini yapman gerektiğini hatırlatıyorum. Şimdi çocuk burada ne anladı? Yani annem sakin mi? Bayağı. Siz nasıl beni şu anda mesela bu rolü yaparken Hangi durumdan konuştuğumu anladıysanız çocuk bunu zaten bebekliğini de benimle geçirdiği için kat ve kat anlıyor. Evet sunumumuza devam edelim efendim o zaman. Hemen kaldık. Geldik son durağa. Ne demiştik? Burası son durak. Hani böyle kaplumbağa korkar. Başını kabuğunun arkasına saklar. Sürüngenler böyle korktuğunda bir tehlike. Gördüğünde hemen böyle bir dondurur kendini. Bayağı. Duruyorum yani. Dolayısıyla da nefesimde yani varla yok arası çok sığ ve zor nefes alıyorum. Dolayısıyla kalp atışımda çok çok çok yavaş. Genellikle depresif hissediyorum, umutsuz hissediyorum ve Hislerimle ilgili hissediyorum diyorum ama hislerimden de bir haberim bu arada. Çünkü kendimden de dünyadan da izoleyim. Konuşurken göz kontak kurmuyorum. Kurmadığım gibi konuşasım da yok. Enerjim yok ya da çok düşük. Sabahları yataktan çok zor sürüne sürüne kalkıyorum. Şurada bir örnek. Burada dikkatinizi çekiyorum. Hafta sonu oturuyorum. Arka arkaya 20 bölüm dizi izliyorum mesela. Alkol alıp kendimi hissizleştirmeye, daha da hissizleştirmeye çalışıyorum. Instagram'da da ya da bilgisayar oyununda vakit geçiriyorum ama o vaktin nasıl geçtiğini, saatlerin geçtiğini bile anlayamıyorum. Evet, şimdi çocuklar için bu neyi ifade eder? Burada bir tabir var, hoşuma gidiyor bu. Hakikaten bunu bayağı tanımlıyor. Gözüne far tutulmuş tavşan, yani dondu kaldı. Şey dedim ya, Eylül'e kamyon çarpıyordu, kornayı duyunca bayağı yolun ortasında kaldı, dondu. Aynı bu durumu ifade ediyor. Dolayısıyla kopuk etrafından, insanlardan, çevresinden ve bedeninden. Çoğu zaman konuşmuyor, çok rahat olması lazım konuşması için. Yeni yerlere gitmek istemez. Yeni şeylere karşı direnci vardır. Yeni insanlarla tanışmak istemez. Çocuğun da enerjisi genel olarak çok düşüktür. Buradaki dikkat, tablette ya da bilgisayar alanlarının başındayken Kendini bayağı kaptırır. Sizi duymaz ve bağlantısı tamamen kopuktur etrafından. Burada size kendime ait bir resimle örneklendireceğim. Bakın bu soldaki benim annem. Gözlerine bakın. Sağdaki de benim. Bayağı annemin o donuk bakışlarını içecektim. donuk bakışlarını bayağı kendime nasıl aldığımı bire bir gösteren bir örnek. Tabii ben sinir sistemiyle ilgili çalışmadan önce donuk tepkisi verdiğimi, doğrusu Ervagal'da olduğumu bunlardan bir haberdim. Sonra yıllar sonra memleketine gidip, eve gidip bu resimleri gördüğümde... Aha da! Evet, annem donuk, ben de donuğum. Görüyor musun? Bu bayağı bunun kanıtı diye bu resmi aldım, sizinle de paylaşmak istedim. Bu benim annemin kötü bir insan olduğunu mu gösteriyor? Hayır. Dünyanın en iyi annelerinden biri. Ama o da öyle bir evde büyümüş. Donma tepkisiyle kendini korumaya almış. Ben de kendimi çocukken donma tepkisiyle korumaya almışım. Çok sonraları fark ettim. Gözlerimin çıkabileceğini fark ettim yani. Burada donma derken şunları da içeriyor. Buna dikkatinizi çekmek isterim. Küsmek. Kocama küstüm. Çocuğuma zaten... Çocuğa küsmeyiz de çocuğa şey yapabiliriz. Duvar örebiliriz. Mesela duvar örmek. Küsmek. Bunlar da bayağı aslında iletişimi çok sınırlı tutmak. Evet hayırlarla iletişim kurmak mesela karşımdakine. Bunlar da bayağı aslında donma tepkisi verdiğim yerler. Şimdi benim buradaki sunumdan sonra özellikle vurgulamak istediğim şey şu. Çocuklarımız korktuğunda, öfkelendiğinde, ağlama nöbetleri geçirdiğinde öncelikle çocuğum sinir sisteminin neresinde? Bunu algılamam gerekiyor. Ama bunu algılamak için de kendi sinir sistemimin neresinde olduğumu benim bebeğim olarak fark etmem gerekiyor. Buna bakabilmem için belirli bir regülasyon içinde olmam gerekiyor. Regülasyona gitmem için de sinir sistemime pratik ede ede regülasyon nasıl oluru öğretmem gerekiyor. Bu arada çocuklar da öğrenebiliyor regülasyonu pratik ederekten. Bu şu demek, pratik ede ede öğrenmenin bir de şey tarafı var. Diğer yönden bakarsak, ben sürekli trafikte yükseliyorsam, Twitter'da haberleri izleyip yükseliyorsam, öfkeleniyorsam, sinir sistemim bu sefer de oraya alışıyor demek. Yani bunun tersini yapmak için, regulasyonla ona, bak böyle de olabiliyorum, adım adım, pratik ede ede öğretmem gerekiyor. Böyle bir laf vardır bilirsiniz. İngilizce de söylerler, Türkçe'ye de çevriliyor. Practice makes perfect. Ben orada bir de şey ekliyorum. Practice makes perfect and permanent. Yani pratik ede ede hem mükemmelleştirirsin hem de kalıcı hale getirirsin. Şimdi çocuğum iPad'de... Evet, gelelim iPad konusuna. Çocuğum iPad izliyor. Böyle donmuş bir şekilde izliyor. Sesleniyorum, duymuyor. Burada ne yapayım? Öncelikle ben çocuğumu böyle gördüğümde ne hissediyorum? Buna bir bakmam gerek. Bunu fark etmem için, o duyguyu görmem için yine regulasyon şart. Yani dönüp dolaşıyoruz, hep regulasyona geliyoruz. O duyguyla çalışmak çok önemli. Bakın o iPad'i izlerken neler hissettiğimle. Ama regulasyon şart ve duygular konusu çok büyük bir konu. Biz epeyce uzun süre kendi eğitimlerimizde de çalıştık. Duyguya bakmak bayağı zorlu ve bir süre o da. Şimdi burada peşitli yollar olabilir. Mesela ben bu ebeveynlik konusunda atölye serisi yapacağım. Orada biraz daha duyguya girmeyi düşünüyorum. Oraya gelebilirsiniz. Ya da Art of Existence'ın temel eğitiminde biz duygularla çok fazla çalışıyoruz. Çok uzun bir zaman duygular, düşünceler ve ihtiyaçlar konusuna bakıyoruz. Oraya gelebilirsiniz, katılabilirsiniz. Normalde Art of Existence eğitimi 3 yıla kadar süren bir programı var. Evet, Mine de paylaştı temel eğitimin dokümanını. Temel modeli tek başına da alabilirsiniz. Buralara bakmak için. O da yaklaşık 3,5 ay sürüyor değil mi? Bildiğim kadarıyla. Evet, 3,5 ay kadar sürüyor. Daha hepsine gelmek istemezseniz modül modül gelme şeyiniz de var bu arada. Şansınız da var. Evet, şimdi geldik. Regülasyon önerileri, pratik öneriler. Tetiklendim, çocuğum var. Ne yapacağım? Anında yapabileceğiniz şeylerden bir tanesi oriyantasyon. Oriyantasyonu şöyle düşünün, nasıl bir kedi bir odaya girdiğinde, ilk defa bir yere girdiğinde duruyor ve etrafını dikkatlice izliyor, kokluyor, kulaklarını açıyor ve burası güvenli mi, değil mi? Onun işaretlerini arıyor. Aynı bunun gibi bu arada çocuklar da böyledir eğer biz onlara izin verirsek. Yani mesela yeni bir eve girdiklerinde siz önden girseniz bile o böyle bir iki adım tanımadığı bir yerse arkada kalır, bakmaya çalışıyor ve görmeye çalışıyor. Biz orada ittirirsek çocuğu, gel gel neden orada duruyorsun, gel de merhaba de dediğimizde çocuğun oryantasyon sürecini bayağı baltalamış oluyoruz. Yani oryantasında çocuklarınızı örnek alın engellemek yerine. Oryantasyon çok önemli. Siz de bunu herhangi bir yere gittiğinizde toplantı da olabilir, yeni bir yer de olabilir. Uygulayabilirsiniz. Bir diğer şey fizyolojik nefes. Şimdi ben size göstereceğim bunu. Fizyolojik nefeste önce burnumuzdan derin bir nefes alacağız. Uzun bir nefes. Sonra neredeyse nefesim kalmadı. Orada bir tık daha nefes alıyorum. Yani iki kez. Ve sonra ağzımdan ıslık çalar gibi. O nefesi tamamen boşaltıyorum. Bunu 2-3 kez yapmak baya biyolojik olarak bu insanı sakinleştiren, kalp atışlarını yavaşlatan bir nefes çeşidi. Bunu çocuklarınızla da yapabilirsiniz. Belki böyle bir uzun al sonra kısa al anlatamayabilirsiniz ama diğer türlüsü de işe yarıyor. Hatta şey bilirsiniz, daha bebekler bile ağladığında sakinleşmek için şöyle olurlar ya, bu aslında baya çocukların fizyolojik nefes hareketi bebeklerin. Yani aslında bunlar bayağı içgüdüsel olarak kendilerini nasıl bebekler sakinleştireceğini biliyor. Dolayısıyla çocuğunuza da bunu öğretebilirsiniz fizyolojik nefesi. Bir diğeri hem kendiniz hem de çocuklarınız için bayağı favori. Kelebek vuruşu. Adı çok güzel. Aynen şöyle şöyle. Deniz yapıyor görüyorum. Böyle tap tap tap vurarak bedene vurarak uyararak bedeni sakinleştiriyorsunuz. İsimleri çok çocukların hoşuna gidiyor. Benim kızım bunu yapıyor hatta arkadaşlarına da öğretmiş böyle kelebek vuruşu yapalım falan. diye. Bunu yapabilirsiniz, pratik öneri. Bir diğeri de co-regülasyon. Neydi? Birbirimizden alabileceğimiz regülasyon desteği. Şimdi ben yetişkin olarak bazen regüle olmakta zorlanıyor olabilirim. Okey, bu da olabilir. Normal. O zaman ne yapabilirim? Regülasyon desteği için daha ventralde olan bir arkadaşımı arayıp ya da onunla görüşüp regülasyonumu onunla birlikte yapabilirim. Bu da pratik bir öneri. Çevrenizde hatta böyle isimleri belirleyin. Şeye düştüğümde, sempatiğe ya da dorsale düştüğümde... ...arabileceğim kişiler diye böyle bir liste bile yapabilirsiniz. Bir diğeri sarılmak. Temas bayağı insanı sakinleştiren bir şey. Çocuğu da sakinleştirebilen bir şey ama dikkat burada şöyle bir şey var. Çocuk öfkeliyse ya da sinirliyse sarılmak istemiyor olabilir. Temas etmek istemiyor da olabilir. Ben de ancak bunun farkına ne zaman varıyorum? Regüleysem. Kendim regüleysem, çocuğun sarılmaya okey olduğunda gidip ona sakin bir yerden sarılırım, tartabilirim yani. Ama çocuğun sarılmaya okey de olsa, ondan izin almak, onun bir desturunu almak, yani o da bir birey olduğu için oldukça önemli yine burada. Çocuğu okula götürmeden önce, göndermeden önce yapılacak şeylere geliyorum şimdi. Neler yapılabilir? Öncelikle kendimizi güne hazırlamak. Yani çocuğumu bir saatte kaldırıyorsam, belirli bir saatte, ben biraz daha erken kalkıp kendime bir rutin, bir ritüel oluşturabilir miyim? Regülasyonuma bakabilir miyim? Yani bu insana göre değişir. Bazı insan on dakikada güne hazırlar kendini. Bazı insansa bir saatte hazırlar. Orada kendinizi deneye yanıla bulabilirsiniz. Esneme hareketleri, gevşeme hareketleri yapabilirsiniz. Sevdiğin bir bitki çayı içebilirsin. Su içebilirsin hiçbir şey yoksa. Ya da duş alabilirsin. Suyun o rahatlatıcı etkisinden faydalanabilirsin. Sonra da ben Ventral Vagal'a geçtikten sonra çocuğumu nasıl uyandıracağım? ''Haydi okula geç kalıyorsun.'' diye mi kaldıracağım? Çocuğumun da Ventral Vagal Degüne başlamasını istiyorsam eğer... Çocuğumun yanına gideceğim. Işığı pat diye açmayacağım. Öncelikle kural. Birden ışığı pat diye açmak çocukları aşırı dysregüle eden bir şey. Mümkün olduğu kadar loş ışıkla başlatmak o süreci. Sonra yavaş yavaş ışığın derecesini arttırmak çok önemli. Sonra yanına oturup, yumuşak yumuşak ben sokuluyorum böyle yanına. Siz de yaparsanız çok güzel oluyor. O böyle benim sokulduğumu yavaş yavaş hissediyor. Gözlerini aralıyor, geri kapıyor, aralıyor, geri kapıyor. Yani bir sürece yayıyor uyanmasını. Hop diye güne başlamıyor. O bayağı insanı, çocukları sempatiye çıkaran bir şey. Buna dikkat etmek. Çocuğu da güne başlatmadan önce çok önemli. Müzik dinleyebiliriz birlikte sabahları. Öyle bir rutinimiz olabilir. Çocuklar rutinle regüle olur. Rutinleri severler. Bunu akılda tutmak. Beraberce vücut esnetebilirsin. Mesela gevşeme yapabilirsin. Bütün bunlar için 5 dakika, 10 dakika... Sizin için ne kadar uygunsa o kadar zaman ayırmak. Okuldan dönünce ye gelelim. Okuldan dönünce neler yapabiliriz? Çocuğumu okuldan almadan ben alıyorsam, eğer serviste geliyorsa ya da başka bir şekilde evde karşılamadan önce kendime yine bir regulasyon pratiği oluşturmak. Gene kendim için ne kadar gerekliyse o kadar. Beş dakika, on dakika, yarım saat, bir saat neyse. Kendimi regüle edip sonra o eve geldiğinde onun regüle olmak için neye ihtiyacı var, o odaklanmak önemli burada. Çocuklar bazen okuldan geldiklerinde yalnız kalmak isteyebilir. Kendilerini yalnız kalarak regüle etmek, odasında kalmak isteyebilir. Bazen önce sarılmak, sonra odasına gidip yalnız kalmak isteyebilir. Bunların farkında olup çocuğumuzun doğal içgüdülerini, zaten onlarda olan doğal içgüdülerini takip etmelerini sağlayabiliriz aslında. Bazen de çok disregüle gelebilir. Açtır mesela okuldan geldiğinde. Çok açlık çocuklarda ciddi bir disregülasyon sebebi. Ya da okulda bir şey olmuştur. Okulda bir olay yaşıyorlar mesela. Acayip disregüle geliyor eve. Hep şunu hatırlamak nasıl gelirdi. Çocuğun bana karşı diye böyle davranmıyor. Onu disregüle eden bir şey olmuş. Ve ben onu regüle etmek için ne yapabilirim? Aslında olaya böyle bakmak bayağı orada bir sihirli değnek dokunmuş gibi bir etki yaratıyor çocuğumuzla ilişkimizde. Bizim yanımızda güvende olduğu hissini alması çok önemli ve orada çocuğu sıkıştırmamak çok önemli. Ne oldu? Bir şey mi oldu? Ne oldu, bir şey mi oldu dediğinde zaten sen neredesin? Sempatik. ...sinir sistemindesin, dysregülesin. Çocuğu da dysregülasyona itiyorsun. Belki çocuk donmadaydı, sempatiğe geçti... ...ya da sempatik değildi, ekstra sempatik sinir sisteminde aktive oldun. Evet, diğer önemli bir konu... ...ayrılmak istemiyor. Nereden ayrılmak istemiyor? Doğum günlerinden, partilerinden... ...arkadaşlarıyla geçirdiği vakitlerden ayrılmak istemiyor. Çünkü buluştu arkadaşlarıyla, koştu, oynadı, enerjileri tavan... ...ayrılmak istemiyor. Şimdi iki durum olabilir burada. Bir tanesi gerçekten doymamış olabilir. Biraz daha ihtiyacı olabilir eğlenmeye. Şimdi burada da yine ne önemli tekrar edeceğim. Ebeveynin regulasyonu. Ben burada regüle miyim? Ve çocuğum neden oradan ayrılmak istemiyor? Bunun ne kadar farkındayım? Gerçekten doymadığı için mi? Eğer öyleyse orada net bir şey belirtip ona regüle bir yerden, ventralden Okay, yarım saat daha oyna, yarım saat sonra kalkıyoruz. Net ifadelerde bulunmak çok önemli çocuklara ve ventralden bir daha belirtmek istiyorum ki. Diğeri de aşırı sinir sistemi aktivasyonundan çocuk kendinin farkında değil ve orada böyle devam etmek istiyor. O akışta böyle, o aktivasyonu ilerleterek devam etmek istiyor. Buna farkındalık geliştirebilir miyim? Kendimi regüle ettiğim yerden. Buna farkındalık geliştirdiğimde ne yapabilirim? Eğer ben ventraldeysem çocuğuma şunu söylediğimde zaten orada bayağı ciddi bir şekilde anlıyor. Tamam anladım ama gitmek gerekiyor, şu an gidiyoruz gibi yine net ifadeler çocuklara bulunmak. Burada epey işe yarıyor. Evet bunu da konuştuğumuza göre şeyi konuşmuştuk. iPad oynuyor, ödev yapmıyor ama buraya bir daha geleyim ben. Burası kanayan yara. Şimdi çocuğum iPad oynayıp da ödev yapmadığında ben de baya duygular coşabilir. Disregüle olabilirim. Bu duyguları fark etmek. Dediğim gibi yine bizim eğitime gelebilirsiniz. Duygularla çalışmak için. Ya da kendinize bir şey hazırlayabilirsiniz. Neler yapabilirim diye. bakıp araştırıp. Regülasyonumu önce check ediyorum çocuğum iPad'le oynarken. Sonra uzaktan seslenmek değil de çocuğunla bağlantıya geçmek için gidip yakınında bir yere oturmak. Yanına oturmak yani. Sonra zaten böyle senin oturduğunu fark edince bir sana bakıyor bir iPad'e bir sana bir iPad'e bakıyor falan. Sonra yavaşça dokunmak ona mesela eline ya da neresini istiyorsan omzuna dokunabilirsin. Ve sonra ona hadi şunu yapalım mı, hadi bunu yapalım mı diye alternatifler sunmak ama katiyen ödev olmaz. Yani Ipad'den kalk ödev yapacaksın. Mesela bu yani hani siz de olsanız yapmazsınız diye düşünüyorum. Ipad'i bırak ödev yap gibi. Burada önce bir geçiş yapmak gerek. Çocuğa. Yani, okey, hadi gel seninle dans edelim mi? Hareket edelim mi? Spor yapalım mı? Bisiklete binelim mi? Kurabiye yapalım mı? Gibi böyle sayısız alternatifler var. Ama önemli olan bence şey, yani çocuğun hareket edebileceği aktiviteler ona sunmak, alternatifler ona sunmak. Sonra da onu birlikte yaptıktan sonra ödevde de şöyle bir yol izlemek. Benim oldukça işime yaradı. Birlikte masaya oturmak. Benim de işlerim var. Masaya oturalım mı? Ben de iş yapayım. Sen de o sırada istersen ödevini yapabilirsin demek. Çocuk çünkü sizinle bağlantıya geçmek istiyor. Hep bağlantı halinde olmak istiyor. Aynı masada oturduğunda sizin de bir şeyler yaptığınızı gördüğünde baya kendini bağlantıda hissediyor. Bunu söyleyebilirim. Genel olarak yani dans hareket bazlı. Çocuğu böyle hareket ettirecek şeyler. Uykuya geçmeden önce, çocuğun böyle uyumadan hemen önce çok fazla ekrana maruz kalmaması çok önemli. Ki bunun için benim de yatmadan önce kendimi diziye boğmamam gerek. Yani bayağı benim kendimin de bunun farkında olduğum bir yerden yapmam lazım. Bir de şey olabilir, yine yatmadan önce belirli rutinler oluşturabilirsiniz daha sakinliğe geçmek için. Orada hepimizin kendi zevkleri, çocukların kendi zevkleri var. Ona göre bir şeyler belirlenebilir. Koku yapabilirsiniz, aromaterapiden faydalanabilirsiniz. Sakin bir müzik açabilirsiniz, ışığı hafif kısıp birlikte sarılıp ya da böyle daha sakinleştireceği aktiviteler yapabilirsiniz. Bir de şey oluyor, mesela yattığın o tam aktivasyonu, sakinliğe geçmediyse benim kızımda da çok oluyor. Ben eskiden bilmediğim için buna böyle bir içten içe şey yapıyordum, tepkileniyordum. Yattığında mesela uykuya dağılmadan önce eli, ayağı, bacağı oynuyor. Böyle hareket ediyor yani sürekli. Bende de orada şey yaratıyordu o, uyuyacak işte. Neden sürekli hareket ediyor acaba? İçimde böyle sürekli bıdı bıdı eden bir anne, eleştirel anne vardı. Sonra bu sinir sistemini öğrenince şunu fark ettim ki ve okudum ki, bir sürü yerden de teyit ettim ki, çocuklar bedeninde birikmiş enerjiye atıyor bu şekilde. Bayağı. kendilerini, bedenlerini sakinleştirip kendilerini regüle ediyorlar ve uykuya geçmek için bedenlerini ve zihinlerini hazırlıyorlar. Buna da böyle bakmak nasıl olurdu diyeceğim. Sonra başka neler yapılabilir? Size bir de yol haritası vermek isterim. Uzun dönemde neler yapabilirsiniz? Beslenmeye dikkat etmek. Şeker, kahve ve karbonhidrattan mümkün olduğunca Uzak kalmak. Bunlar bayağı sempatik sinir sistemini ya da doğrusu size düşürebilir. Mesela aşırı şeker. Donma hali de yarasa ölüyor bazı insanlardaki bende öyle. Ama bu şu demek değil. Ya buna farkındalık getirmek mümkün mü? Katiyen ve katiyen şeker, kahve, karbonhidrat yemeğin gibi bir yerden değil. Bu da çok sinir sistemine karşı bir yorum bu arada. Orada küçük küçük alternatifler koyabilir misin? Kahveyi 3 bardak içiyorsan 2 bardağa, belki sonra 1 bardağa indirebilir misin? Başka kahve alternatiflerini değerlendirebilir misin mesela? Ben şeyi denedim, tavsiye ederim. Ben Mersinliyim, oralarda biliniyor. Menengiç kahvesi mesela deneyebilirsiniz. Bu Türk kahvesi şeyini de bayağı gideriyor. Bu gibi alternatifler koyabilir misiniz? Ama yine konu regulasyona bağlanıyor dostlar. Beslenmede bu değişiklikleri yapmak için de baya sinir sisteminin regüle olması lazım. Yani baya yumurta tavuk ilişkisi var burada. Ne kadar regüleysem beslenmeme o kadar dikkat ediyorum. Beslenmeme ne kadar dikkat ediyorsam o kadar regüleyim diyeyim. O yüzden de daha sistematik olarak nasıl yapabiliriz bunu? Buna bakmak, sinir sistemi dayanıklılığı geliştirmek için. Ve şunu tekrar hatırlatmak, sinir sistemi pratik ede ede öğreniyor. Tıpkı tenis oynamak, tıpkı bisiklete binmek gibi. Bir şeyi pratik ede ede, onu otomatik olarak yapmaya başlıyor. Peki son bir toplama yaparsak neler yapabilirsiniz başka? Dediğim gibi ben bu ebeveynlerle ilgili çocuklarla ilgili bir sinir sistemi atölye serisi hazırlayacağım. Ona gelebilirsiniz. Benimle ya da başka bir Art of Existence koçuyla sinir sistemini baz alan çalışabilirsiniz. Daha derin çalışmak istiyorum ben bu konulara. Daha derin dalmak istiyorum diyorsanız. 17 Şubat The Art of Existence'ın temel eğitime başlıyor. 3,5 ay sürecek. Hafta sonları oluyor eğitim. Buna katılabilirsiniz. Ya da dediğim gibi kendinize bu dinlediklerinizden, okuduklarınızdan... ...kendi kendinize bir müfredat hazırlayabilirsiniz diyorum. Ve siz regüleyseniz çocuğunuz, bebeğiniz de regüledir diyerek bitiriyorum efendim. Sorularınız varsa alırım. Umarım beğenmişsinizdir. Rica ederim. Ooo bayağı bir emojiler geldi. Çok teşekkürler katılımlarınız için. Bize, evet, tüm sorularınız için bize info at artofexistence.co'dan atölyelerimle ilgili bilgi için
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









