
Bu video, Gülen Gündüz Yılmaz ve Levent'in bir sohbeti üzerinden, ilişkilerde "saydırma" (başkalarını suçlayarak ya da sosyal medyada dışa vurma) davranışının zararlarını inceliyor. Konuşma, saydırmanın hem erkekler hem de kadınlar üzerindeki etkilerini, bu davranışın ardındaki psikolojik mekanizmaları – özellikle projeksiyon, gölge çalışması ve ihtiyaç perspektifi – ele alıyor. Katılımcılar, başkalarını suçlamanın, kendi karşılanmamış ihtiyaçları ve bastırılmış duyguları dışa yansıtmanın bir yolu olduğunu vurguluyor ve bu döngüyü kırmak için içsel sorumluluk almanın, duygusal tetikleyicileri fark etmenin ve enerjiyi yeniden yönlendirmenin önemini anlatıyor. Sosyal medya üzerinden eski partnerlere ya da çevreye saydırmanın geçici rahatlama sağladığı, fakat enerjiyi o kişiye devrederek kişisel gücü küçülttüğü belirtiliyor. Video, izleyiciyi projeksiyonlarını ve gölgelerini keşfetmeye, ihtiyaçlarını fark etmeye ve daha bütünleşmiş bir benlik geliştirmeye davet ediyor.
Chapters
Baktım bana da saydırıyorlar. Ama benim haberim yok. Ne zaman haberim oluyor? İlişki bitince haberim oluyor.
Şimdi benim hayatımın sorumluluğunu alabilmem için başka insanları suçlamaktan, kendi gerçekleştiremediğim ihtiyaçlarının sorumluluğunu başkasına vermekten vazgeçmem. İlişkiler içerisindeki o tetiklenmelerimiz ve o yargılarımız o arkadan benim bastırdığım, arkaya gölgeye ittiğim parçalarımı çıkarmak üzere bana fırsat sunuyor. Burada tetikleniyorum. Bu adamın öfkesi beni çok korkutuyor. Dediğim noktada kendi öfkeme bakabiliyorsam orada yetişkinin büyümesi başlıyor. Ama bunu yapmayıp, o adamın öfkesinden öfke dolu, şiddet dolu, iğrenç bir insan diyorsam o adamın öfkesi de bu arada giderek büyüyor. Şiddete, gerek söze gerek fiziksel şiddete kendimi ben ekspoze ediyorum. Merhaba ben Gülen.
Ben Levent.
Bugün erkeklere saydırmanın dayanılmaz tabipliğini konuşacağımız bir videoyla karşınızdayız.
Baktım bana da saydırıyorlar ama benim haberim yok. Ne zaman haberim oluyor? İlişki bitince haberim oluyor. Ben de diyorum ki yani erkenden saydırın. Bu arkasından saydırma önünden yüzüne karşı söylemediğin zaman arkasından gümbür gümbür söylemeye doğru gidiyor gibi geliyor bana.
Şimdi böyle son anda söyleyenler de var. Aslında ilişkinin içerisinde de saydıran ya da kadın muhabbetlerinde o ilişkide olduğumuz erkeğe saydırma, o muhabbetlerin içinde de çok sık rastlanılan bir durum. Bir de şöyle bir saydırma durumu var. O da Instagram postları üzerinden eski eşlere saydırma ya da genelleme yaparak saydırma gibi durumlar da var. Ben neden bu videoyu aslında çekelim istedim? Çünkü bunların hepsi son derece sağlıksız yöntemler ve ilişkiyi büyüten değil küçülten ve beni de büyüten değil küçülten yöntemler. O nedenle bunlardan bahsetmek istedim ve bu videoda sıklıkla projeksiyon yansıtma kelimesinden bahsedeceğiz. Eğer bir önceki videomuzu seyretmediyseniz lütfen seyredin. Çünkü biz burada baya bir bu konuyla ilgili projeksiyonlarımızı konuşacağız.
Burada saydırılanı mı konuşacağız? Yani saydırılan herhangi bir şekilde öznemiz mi? Yoksa bir önemi yok. Önemli olan buradaki durum saydırma. Saydırma mı konuşulacak?
Şimdi buradaki özne aslında saydıran bensem benim ya. O nedenle saydırılanı değil saydıranı konuşmak istiyorum ben. Ne oluyor da saydırıyorum? O saydırmadaki benim yaşadığım durumlar ne? Oradaki ihtiyaçlarım ne? Onları konuşalım istiyorum.
Bunu dinleyen herkes şöyle bir soru soracaktır ama. Peki saydıranın hiç mi suçu yok?
Evet, minareyi çalanın hiç mi suçu yok?
Tabii, o konu konuşulacak. Ondan nasıl ayırırsın bizi? Onu bir ayırırk önce bizi bence.
Şimdi, benim hayatımın sorumluluğunu alabilmem için başka insanları suçlamaktan, kendi gerçekleştiremediğim ihtiyaçlarının sorumluluğunu başkasına vermekten vazgeçmem ve hayatın bana getirdiği onlarca belirsiz duruma karşı yaratıcı cevaplar geliştirmemi, becerilerimi geliştirmem gerekir.
Biz onun bunu çözmesini veyahut da bağırarak, çağırarak, saydırarak bunu çözmesini sağlayarak olayı kapatmak istiyoruz. E tamam adam tembellik yapmaya devam ediyor da senin bu konuyla ilgili saydırman neden sorunlu?
Çünkü çalışmıyor. Çünkü işimize yaramıyor. Yani şu ana kadar saydırıp yani o kişinin kendisine saydırıp ya da instagramda post olarak saydırıp ya da arkadaşlarımla arkasından konuşarak saydırmanın bana aslında çok da pozitif bir yararı yok. Hani birazcık böyle bir geçici bir rahatlama hani arkadaşlarımla böyle şarap içerken, çay içerken böyle bir geçici rahatlama vs. falan bana geliyor gibi hissetsem de aslında o ilişkiyi dönüştürmekte, daha önemlisi de kendimi dönüştürmekte bir faydası olmadığını Biliyoruz değil mi?
Peki tamam bu çalışmıyor fakat bunu kırmak çok zor. Yani arkadaşın gelmiş konuşacak bir şeylere ihtiyacınız var ama senin kafanda beyninin etini yiyen bir sorun var. Sinirlisin ve diyorsun ki o şu işi yapmıyor, o şu görevi yapmıyor. Ne konuşacaksın komşunla, arkadaşınla veyahut da bu konuyu hiç konuşmayıp?
Şimdi biz bunları neden bu şekillerde konuşuyoruz? Çünkü biz aslında çocukluğumuzdan itibaren bir olay olduğunda karşımızdaki insanı ya da bazen kendimizi suçlamayı öğreniyoruz. Halbuki kendimizi suçlamak ya da karşımızdakini suçlamanın dışında çok sayıda farklı seçereğimiz var bizim. Şimdi birincisi buna ihtiyaç perspektifinden bakabiliriz. Yani onu tembel diye yargıladığımda acaba hangi ihtiyacımı ben karşılamıyorum perspektifinden bakabilirim. Ama ben bu videoda ihtiyaç perspektifinden değil çünkü duygular ve ihtiyaçlarla ilgili çok video çektim ben. Onunla ilgili videoları seyredebilirsiniz. Eğer ihtiyaç perspektifinden buraya nasıl bakılır diye. Ve arkadaşınla hangi ihtiyacımı karşılamıyorum, o ihtiyacımı nasıl yaratıcı bir şekilde karşılayabilirim, ihtiyacımın sorumluluğunu nasıl alabilirim diye bunun konuşmasını yapabilirsin bir kere. Ben burada ama ikinci farklı perspektiften yaklaşmak istiyorum konuya. O da projeksiyonlarımız ve gölgelerimiz perspektifinden bakmak istiyorum. Şimdi tembel diye ben hayatımdaki erkeği ya da hayatımdaki kadını yargıladığımda o tembel ve çok çalışan diye bir şey düşün, böyle bir doğru düşün. O doğruda neredeyim ben acaba? Ona bakabilirim.
O tembel diyorsun ama tembel dediğin şey de sen neredesin?
Sen neredesin? Şimdi buna baktığında şunu göreceksin. Ya sen de bayağı tembellik tarafındasın ama bunu kabul etmiyorsun. Bunu hiç görmüyorsun. Ya da sen bayağı bir çok çalışan ucundasın. Tembellik yapmaya hiç iznin yok. O nedenle karşındakini tembel diye yargılıyorsun.
Bu söylediğin şeyle ben karşılaştım. Hiç aklıma geleceğini düşünmüyordum böyle bir anımın. Ben Kıbrıs'a gittiğimde Kıbrıslıları çok eleştirmiştim. Saat 3'te bitiriyorlar diye mesaiyi. Çıldırıyordum yani. Gümrüğe gidiyordum. Gümrükte saat diyorlar ki saat 3 bitti diyorlar. Gidiyorlardı. Çıldırıyordum ya burada bir iş var. Türkiye'de böyle olmuyor. Türkiye şöyle, Türkiye böyle. İşte çok çalışmalıyız, bilmem ne yapmalıyız falan diye. Sonra anladım ki doğrusunu onlar yapıyormuş. Yani hayatı yaşıyorlar ve hayatı ve kendilerine hayatı yaşamayla ilgili çok iyi zaman ayırıyorlar. Ben ise bütün hayatı başkaları için veyahut da x bir şey için bir şey yapmaya harcıyorum. Kendime hiç zaman ayırmıyorum. Yaprağın şırıltısını duymayan bir hale gelmiştim. Orada 6-7 ay sonra veyahut da 5-6 ay sonra hatırlamıyorum. Ben de onlar gibi oldum ve çok mutluydum.
Evet, ilişkilerde şuna da bakmak lazım. Ben eğer çok çalışan taraftaysam ilişkinin içerisinde ve hatta orada neredeyse böyle obsesif bir şekilde evin düzeni, evin tertibi, evin tozu, evin toprağı noktasındaysam ilişkinin içerisindeki diğer insanlara kendi çalışkanlıklarını, kendi o eve katkılarını sunma fırsatı da bu arada sunmuyorum. Yani bu da başka bir gerçek ama biz şeyde kalalım yani kendi gölge tarafımızda kalalım. O gölge tarafta mesela çok klasik birçok insan için geçerli olan ben şeylerden örnek vermek istiyorum. Şimdi örneklerden birisi şu. İlişkilerde birçok kadın ilişkideki erkeğe cani ya da diktatör ya da şiddet uygulayan, kalp kıran projeksiyonları yapıyor. Şimdi burada benim bakmam gereken şey şu. Diktatör olmak, yani ben bunu böyle böyle istiyorum demek, benim zaman zaman ihtiyaç duyduğum bir parçamdır. Ben acaba kadın kimliği, yani toplumun bana dayattığı o meli malılardan diktatör olma ya da cani olma ya da ben bunu böyle böyle istiyorum arkadaşım deme gibi özelliklerimi bastırıyorsam, bunlara sahip çıkmıyorsam o zaman ilişkideki erkeğe yansıtıyorum bunu. Ve ilişkide de bu şekilde olma potansiyeli daha fazla insanlara çekiliyorum.
Yapamadığını yapabileni istiyorsun.
Yapabileni istiyorum ve ona çekiliyorum. Ya da tam tersi de mümkün. Ben o kadar kendi o diktatör parçama sahip çıkmaktan korkuyorum ki ilişkide baya böyle kendi isteklerini dile getiremeyen, onlardan hiç bahsetmeyen, benim dişil diye etiketleyeceğim bir erkeği çekiyorum ve o erkeğe de bu hiç kendi isteklerini söylemiyor, bu son derece kararsız, adam dişilinin teki diye adam hakkında şikayet ediyorum.
Şey için mi yapıyor bunu acaba? Olamadığı kişi olabilmek için daha da olamayanı bulup üstüne basıp çıkmak için mi kullanıyor onu? Bu da bir yöntem yani.
Valla ben orada şuna inanıyorum Levent. Biz aslında tamamlanmak üzere ilişkilere giriyoruz. Yani ben orada kendi eril tarafım, kendi dişil tarafım, tembel tarafım, x tarafım, y tarafım. Oralarda gölgeye ittirdiğim ve arkada böyle taşıdığım kocaman böyle bir Duval düşün. Tembelliğimi arkaya etmişim. Çünkü tembeller böyle böyle olur demiş bana anam babam. Kendi böyle durup lay lay leyleği, şarkı söylemeyi arkaya etmişim. Öfkemi o torbanın içine sıkıştırmışım. Yani gölgede birikmiş de birikmiş o parçalar. Ve ben yarım insan olmuşum, çeyrek insan olmuşum, sekizde bir insan olmuşum. İlişkiler içerisindeki o tetiklenmelerimiz ve o yargılarımız o arkada benim bastırdığım, arkaya gölgeye ittiğim parçalarımı çıkarmak üzere bana fırsat sunuyor. Burada tetikleniyorum, bu adamın öfkesi beni çok korkutuyor. Dediğim noktada kendi öfkeme bakabiliyorsam orada yetişkinin büyümesi başlıyor. Ama bunu yapmayıp, o adamın öfkesinden, öfke dolu, şiddet dolu, iğrenç bir insan diyorsam, o adamın öfkesi de bu arada giderek büyüyor. Şiddete, gerek söze gerek fiziksel şiddete kendimi ben ekspoze ediyorum. Ben kendimi maruz bırakıyorum. orada kendime baksam orada çeşitli seçeneğim var. Kendi öfkeme baksam kendimi düzgün ifade edeceğim. Belki o adamdan ayrılacağım. Belki ayrılmayacağım. Birçok seçeneğim var orada. Ama amaç o adama yansıttığım, o kadına yansıttığım, o başka insana yansıttığım projeksiyonlarıma dönüp dönüp bakmak ve gölgemden o parçalarımı geri çıkararak bütünleşmek. Soyut mu anlatıyorum bunu yoksa somut geliyor mu?
Bana çok soyut gelmedi. Bence çok iyi anlattın ya. Bir şey et diyesin bile gelmiyor yani benim.
Yani burada saydırmanın kendisinde o nedenle büyük bir problem var. Ben saydırarak o bütün enerjimi aslında karşıdaki insana veriyorum. Gücümü de karşıdaki insana veriyorum. Yani orada Instagram'da eski kocama saydırmalı bir post yaptığımda ve kız kardeşler gelin yardımıma koşun yaptığımda orada geçici bir güven, geçici bir rahatlama hissi geliyor elbette bana. Ama orada kendime dönüp bakmadığımda o enerjimi o eski kocama veriyorum aslında ben. O gücümü eski kocama veriyorum. Ve o gücümü geri almanın yolu kendimde reddettiğim yani o adama, o kadına projekte ettiğim hangi parçamsa o parçama dönüp gölgemden çıkarmak, ona bakmak ve daha bütün olmaya gitmek. Yani şunu söylüyorum, tetiklenmeler, saydırmalar çok kıymetli. Eğer sen dönüp kendi gölgene bakabiliyorsan, yoksa onun arkasından, onun yüzüne ya da işte Instagram postları üzerinden saydırmalar bizim hayatımızı maalesef küçük bırakıyor. gücümüzü küçük bırakıyor. O nedenle ne olur hepimiz bu projeksiyonlarımız üzerinde çalışalım. Tetiklerimiz üzerinde çalışalım. Ben görüyorum mesela videolara yorum olarak sen şöylesin, sen böylesin yazarak kendimizi tatmin etmeye çalışıyoruz. Bunları bırakalım. Onun yerine bu tetik bana ne söylüyor? Bunları çalışalım. Ve bu evet destek alınması gerekiyor burada. O destekleri alarak o sen cümlelerinden ya da o cümlelerinden, o bunu yapıyor. Sen böylesin cümlelerinden bende ne oluyor cümlelerine doğru geçiş yapalım. Yetişkin olmak, kendini gerçekleştirmenin yolu sadece buradan geçiyor çünkü. Şimdi bizim videolarımızın hiçbirisi işte kendini korkunç insanlardan nasıl korursun, kendini narsislerden bilmem ne ne yaparsın falan gibi değil. Bizim videolarımızda hep konu sana bağlanıyor. Sende ne olduğuna, senin hayatını nasıl büyütebileceğine, senin ihtiyaçlarına falan bağlanıyor. O nedenle de videolarımızı seyretmenin insanlarda çokça konforsuz duygu yarattığının bilincindeyiz. Değil mi sevgililerimiz?
Evet, aynen öyle. Yani hap çözüm yok yani burada.
Şimdi öte yandan bu konforsuz duygulara bakmadan, o reddettiğim parçalarıma bakmadan, benle ne oluyora bakmadan da hayatta gerçekten ilerlemek mümkün değil. Bu videolar sizin hayattaki yolculuğunuza destek olduysa, oluyorsa lütfen bize, arkadaşlarınızla paylaşın ki bu perspektif, bu bakış açısı sadece böyle sınırlı kitlelerde, sınırlı çamberlerde kalmasın. Ve lütfen yorum yapın, lütfen beğenin, lütfen abone olun ki biz de bu videoları yapmaya devam edelim.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









