
Bu video, terapist ve koç Gülen Gündüz Yılmaz ile katılımcı Levent arasında, erkeklerin ve kadınların evlilikten kaçınmasının altında yatan psikolojik dinamikleri keşfeden bir sohbet şeklinde ilerliyor. Konuşma, bireyin içinde evlenmek isteyen ve istemeyen iki parçanın çatışması, bu içsel ikilemin dışa, özellikle partner ve aileye projekte edilmesi, sık sorulan evlilik sorularının ("Ne zaman evleniyoruz?", "Aile baskısı") yarattığı kaygı ve soğutma etkisi, ilişki içinde uyumsuzluk hissi ve tekrarlanan aynı seviyede kalma deneyimi gibi faktörleri ele alıyor. Gülen, bu durumların çoğunun içimizdeki "çocuk" ve "ergen" parçalarının güvensizlik, korku ve inançlarıyla bağlantılı olduğunu vurguluyor ve bu parçaları yetişkin bilinçle fark edip, otantik ve sorumluluk sahibi bir iletişimle dışa yansıtmanın önemini anlatıyor. Çözüm önerileri arasında nefes egzersizleri, içsel farkındalık, bireysel ve grup terapileri, kitap okuma ve profesyonel destek alarak iç çocukla çalışmak yer alıyor. Konuşma, hem erkek hem kadın perspektifinden aynı dinamiğin geçerli olduğunu, evlilikten kaçınmanın sadece dışsal bir tercih değil, içsel bir süreç olduğunu ve bu sürecin bilinçli çalışmayla dönüştürülebileceğini ortaya koyuyor.
Chapters
Hazırım. Hazırım. Bir dakika dur ya. Hazırım. Hazırım ya. O kadar çalıştım ben ona ya.
Senin içinde bir parçan evlenmek istiyor, bir parçan da evlenmek istemiyor. Ve sen bu içinde yaşadığın ikileni başka insanlara projekte ediyorsun. Başka insanlara yansıtıyorsun.
Hazır değilim.
O zaman bu videoyu burada kapatacağız. Evlilik olmuyor olmuyor diyen bir haldeysem ben kadın olarak ya da erkek olarak gerçekten evlilik aslında ben istemiyorum. Çünkü benim içsel gerçekliğim ve dışsal gerçekliğim birdir. Ayrı olamaz. Ben hayatta bir şeyi istediğimi söylüyorsam ve o olmuyorsa o içerde ben istemeyen parçamı görmediğim için. Ne oldu?
Anlamadım. Çok karıştı.
Merhaba ben Gülen.
Ben Levent. Olmadı. Şuraya bakıyordum. Şuraya bakıyordum ya.
Merhaba ben Gülen.
Ben Levent.
Bugün erkekleri evlilikten soğutan şeyleri konuşmaya karar verdik. Levent kendisini feda etti. Bu konuda etmedin mi feda?
Benim bu videonun konusundan şimdi haberim oluyor ya. Allah Allah.
Bir şey diyeceğim. Erkekleri soğutan şeyler video konuları listesine nasıl girdi? Sen yazmadın mı onu?
Çok eskiden yazmışım. Şimdi kafam olsa yazdım. Tamam, bol deyince hazırım. En büyük en küçük diye ayırt edemem. Ama yani bir defa, bunun 50 bin kere sorulması zaten soğutuyor insanı.
Neyin 50 bin kere sorulması?
Yani ne zaman evleneceğiz? İkincisi, başkaları soruyor diye mesela. Bu rahatsız edici bir şey. Yani işte babam sıkıştırıyor bizi. Yani hayatımın ipleri senin babanın elinde mi ya? Üçüncüsü, uyumlanmadığımız bir dönemdeyiz. Daha uyumlanıp uyumlanmadığımız belli değil ve biz bunları konuşuyoruz.
Neden?
Tavuk eller cebe. Niye vazgeçiyor? Çünkü o ilişkiye o da bir umutla başlamış. Demiş ki evet tam birbirimize göre olmadığımız kesin ama olabiliriz. Ben bu konuda birbirimize göre olma konusunda teşneyim. Karşı taraf evlilik odaklı olunca ilişkiyi geliştirmek yerine o devamlı evliliğe odaklanınca ben de diyorum ki hani benim ilişkim, hani benim ilişkim. O hani benim evliliğim, hani benim evliliğim diyor. Ben de diyorum ki hani benim ilişkim, hani benim ilişkim. Ben şunu görmek istiyorum. Biz 6 aydır, 1 yıldır veyahut da gidiyoruz, bir yolda gidiyoruz, ilerliyoruz. Geçen ayki uyumsuzluğumuzu gidermiş olduğumu görmek istiyorum ben. Ama geçen ayla aynı seviyedeyim. Bir sonraki aya gidiyorum, aynı seviyedeyim. Bir sonraki aya gidiyorum, aynı seviyedeyim. Ben de o zaman evlenmek istemiyorum.
Peki, benim bu konudaki ters teklifimi duymaya hazır mısın sevgili Levent?
Hazırım.
Bir nefes tutuldu, sonra derin bir nefes bırakıldı.
Hazır değilim.
O zaman bu videoyu burada kapatacağız. Ya da ben tek mi devam etsem?
Bir dakika dur ya. Hazırım. Bu soruyu ne zaman sorsan benim başıma bir şeyler geliyor çünkü. Ondan dolayı şak diye hazır olmuyoruz. Hazırım ya. O kadar çalıştım ben buna ya. Yani bu konuya ben inzavaya git, geldiğimde falan.
Ve çalışmak bitmeyen bir yolculuk ya çalışmaya hepimiz devam ediyoruz bir yandan da. Şimdi bu videoda bir nevi çalışma olacak. Hazır mısın?
Hazırım.
Şimdi sevgili Leven ve sevgili arkadaşlar, hem kadın için hem de erkek için buradaki benim anlatacağım şey çok benzer. Evleneyim mi, evlenmeyeyim mi? Ya da bu adamla evlenmek istiyorum ama onun o kadar evlenesi yok. Aynı şey bu arada erkek için de geçerli. Sadece kadınlar evlenmek istemediğini, erkeğin evlenmek isteyip kadının ertelediği durumlarında olduğunu ben yakın çevremden de gayet biliyorum. Şimdi ilişkin içerisinde bu bir konuysa o zaman hem ilişkin içerisindeki kadın da hem de ilişkin içerisindeki erkek de şöyle bir konu var. Senin içinde bir parçan evlenmek istiyor, bir parçan da evlenmek istemiyor. Ve sen bu içinde yaşadığın ikilemi başka insanlara projekte ediyorsun, başka insanlara yansıtıyorsun.
Objection.
Ne?
Objection dedim.
Sen şimdi çok güzel bir örnek verdin. Yani sen bunu, yani yaşadığın bu ikileme hem aslında ilişkideki partnerine yansıtıyorsun hem de baban sorduğunda, annen sorduğunda onlara da yansıtıyorsun.
Boynuma vuruldum. Bir saniye dur şunu bir yiyeyim de.
Şimdi burada bizim yapmamız gereken şey yetişkin bilinciyle şunu yapmak. Ben evlenmek isteyen parçamı da istemeyen parçamı da eşit mesafeden görebiliyor muyum? Onların bana ne söylediğinin, onların duygularının, ihtiyaçlarının farkında mıyım?
Seans istiyorum.
Ne oldu?
Seans istiyorum.
Seansa bakalım diyorsun değil mi?
Yok, seansla bakalım mı? Tamam, konuşmaya devam ederim. Ama seans için bir şey fark ettim çünkü. Bugüne kadar nasıl fark etmemişim ben bunu ya?
Ya yol bitmiyor ki. Sen şimdi kendi üzerinde çok çalışma yapan bir insansın ama yol bitmiyor. Yani ben bugün bir takım yazı çalışmaları yapıyordum ve o yazı çalışmalarında neler neler fark ettim. Yani şeyin zaten bitmemesi güzel. Hani oldum diyen insan esas olmamıştır ya. Orada, bu yolda ilerlemenin kendisi güzel. Bu nedenle hani, Allah! Bak şu an mı fark edilir bu? Diyen bizim içimizdeki o eleştireli bebeğin ya, o sese de çok fazla prim vermeyelim. Fark etmeler güzeldir. Yol almanın kendisi güzeldir.
Evet, nefes alıp vermek güzeldir.
Kesinlikle. Yani ben, bu kadın bana bu soruyu soruyor, ben o yüzden evlilikten soğuyorum demek yerine, içimde evliliği reddeden parçanın acaba hangi korkuları, hangi kaygıları, hangi tedirginlikleri var? Ona baksam ve onun o ihtiyaçlarını çözmeye yönelik çalışsam, O zaman hangi ilişkiyi evliliğe döndüreyim, hangi ilişkiyi evliliğe döndürmeden kapatayım ve sonlandırayım? Onların cevaplarını net olarak bileceğim. Bu arada ben bunu sadece erkek perspektifinden değil, kadın perspektifinden de şöyle açıklamak istiyorum. Şimdi ben hayatımdaki erkeklerle evlenmek istiyorum ama onlar evlilikten kaçıyorlar diye düşündüğümde yine ben o zaman da kendi evlilik istemeyen parçamı erkeğe projekte ediyorum. Yani orada evlilik olmuyor olmuyor diyen bir haldeysem ben kadın olarak ya da erkek olarak gerçekten evlilik aslında ben istemiyorum. Çünkü benim içsel gerçekliğimle dışsal gerçekliğim birdir. Ayrı olamaz. Ben hayatta bir şeyi istediğimi söylüyorsam ve o olmuyorsa o içerde ben istemeyen parçamı görmediğim için. Ne oldu?
Anlamadım. Çok karıştı.
Yani şunu anlatmaya çalışıyorum. Erkek diyor ki ben aslında belki evleneceğim de bu kadın zırt pırt evlilik ne zaman, evlilik ne zaman diye soruyor. Ondan evlenmek istemiyorum diyor. Orada erkek evlenmek istemeyen parçasını aslında görmeyip orada ne oluyora bakmayıp kadına projekte ediyor dedik.
Bu erkek tarafı?
Bu erkek tarafı. Şimdi kadın da niye evlenmiyoruz, niye evlenmiyoruz diyor erkeğe ve belki yakın arkadaşlarına da. Orada kadın da gerçekten evlenmek istese, o evliliğe kendini hazır hissetse o zaman evliliğe doğru gider ilişkisi. Orada kadın da kendi evlenmek istemeyen parçasının farkında değil.
Uyumlanamayan parçasıyla farkında değil.
Farkında değil ve onu erkeğe projekte ediyor. O da diyor ki, erkeğin yüzünden o istemiyor evlenmek. Hayır, sen de istemiyorsun evlenmek.
Biz niye uyumlanamıyoruz, evliliğe doğru niye gidemiyoruz diye karşı tarafa soruyor. O da diyor ki, ne bileyim ben. Yani meali bu. Bizim yaşadıklarımız bu yani. Yani ikisine de o soru anlamsız geliyor. Erkeğe de o soru anlamsız geliyor.
Ben diyorum ki soruları ve dış ortamdaki, dış gerçeklikteki suçlamaları, sorumluluk atmaları bir yana bırakın. Onun yerine şu anda sen ne kadar evlenmeye hazırsın, sen ne kadar bir insana kalbini açmaya, bedenini açmaya, onunla ortak bir hayat yaratmaya ne kadar hazırsın, içine dönüp onlara bakman lazım diyorum. Yani dış dünyadaki o bana bunu yaptığı için evliliğe gitmiyorum. Kadın, erkek. Bırakın onun yerine ne oluyor da bende ne oluyor da ben bu ilişkiyi bu şekilde yaratamıyorum ona bakın. Çünkü senin içindeki bir parça erkeğe güvenmiyor. Senin içindeki bir parça kadına güvenmiyor. O yolu beraber almak istemiyor. Şu ya da bu nedenle. Ve eğitimlerde, seanslarda bunlar çok kabak gibi ortaya çıkıyor aslında.
O zaman bunu içelim ya.
Siyah çaylarımızı bu farkındalığın şerefine kaldırdık.
Evet. Bu videoyu yayınlamasak mı ya? Şaka yapıyorum, tamam. Yayınlayacağız tabii ki.
Ne oldu Levant?
Yüzleştim.
Şu anki duygu ne? Rahatlama mı oldu yoksa böyle ''ahh'' diye bir nefes tutma mı var?
İçime döndüm. 2-3 sene evvel olsaydı ter içinde kalırdım herhalde burada. Ve nefesimi tutmaya başlardım. Ama şimdi içime döndüm. Yani procese girdim senin tabirinle.
Evet.
Ama çıkmam lazım herhalde. Çıkmam lazım mı? Onu bile bilmiyorum.
Birazcık kalabilirsin oradan. Şimdi sen procesteyken ben bir tık daha açmak istiyorum müsaadenle. İstiyor musun?
Kameralar önünde yani.
Bana bu yaptığınız diyorsun.
Ama kendimi insanlığa feda ediyorum. Çünkü herkesin gelişmesi benim de gelişmem demek. Peki.
Bu ilişkiyi ilerletmek istemeyen, o evlilik adımlarını atmak istemeyen parçamız içimizdeki çocuk, içimizdeki ergen. O kendini güvende hissetmediği için o evliliği ya da evlilik olması şart değil, doyumlu ilişkiyi o yüzden yaratamıyoruz biz.
gümbür gümbür yaşlanılan ilişkiyi yaratamıyoruz.
Ve içimizdeki çocuk bizim olgunlaşmamış parçamız. Yani hayatımızdaki bir sürü yaratıcılığın, neşenin falan da kaynağında. Ama öte yandan o bir çocuk. Ona öğretilenler var. Minecik bir çocukken. O yüzden o mesela güçlü bir erkeğin güvenli olmadığına dair onun inancı var. ya da kadınların hayatımdan çalarlar, kadın olursa hayatımda ben bağımsız olamam, istediğimi yapamam gibi inançları var. O çocuğun bu kendini güvende hissetmesini, sevgi dolu hissetmesini sen bir iç anne, iç baba geliştirerek yapmalısın birincisi. Sonra da hayatındaki partnerinle, çocuktan değil yetişkin parçanla ilişki kurmalısın.
Senin korkularını karşı tarafa net olarak ifade ettiğinde bu kartı açtığında ilişki bitebilir. Buna evet diyorsan eğer sen... Bak biliyor
musun daha hiç oralarda değiliz aslında. Yani o insan kartlarını açtığında sana hayır diyebilir de... Şimdi bak orada bir varsayım duydum ya ben senden. Varsayım şu. Ben istediklerimi, evlilikten beklentilerimi net söylersem karşı taraf bana hayır diyebilir.
Evet de diyebilirim.
Şimdi o varsayımın böyle çıkıp tomurcuklanması bile senin buna dair bir olasılığı baya içinde büyüttüğüne dair bir delalet değil mi?
Evet, yaratıyorum yani o olası.
Yaratıyorsun. Şimdi onu diyorum ki iç çocuk, iç ergen söylüyor. Orada iç baba diyebilir ki, seni duyuyorum. Bunları paylaşırsan böyle böyle olacağından tedirgin oluyorsun. Ama bunları karşı tarafı suçlamadan, etmeden, etkin, yetişkin bilinciyle ben ifade edebilirim. Ve kendimi otantik bir şekilde ortaya koyabilirim. ve karşımdaki insan benim bu otantik şekilde kendimi ortaya koymama son derece olumlu bir tepki verebilir ve ben böyle otantik bir şekilde davrandığımda onun da otantik bir şekilde davranması için alan açmış olurum.
Anladım.
Baba bunu çocuğa deyip çocuğu rahatlatacak. Sonra da yetişkin bir şekilde karşı tarafa bunları ifade edecek. Ve sonra bakalım karşı taraf hangi cevabı verecek? Bizim için önemli olan kendimizi nasıl ifade ediyoruz? İç çocuğumuzun orada korkularını, kaygılarını, türlü inançlarını ben acaba tutabiliyor muyum? Onu rahatlatabiliyor muyum? Yani yine kendi içimize döneceğiz ve kendi ifadem ne kadar düzgün. Karşı taraftan evet suçlama gelebilir, duvarı örme gelebilir. Onlar geldiğinde de ben yine otantik bir şekilde kendimi ifade etmeye, doğru bir şekilde kendimi ifade etmeye devam edebiliyor muyum?
Peki bu söylediğin mevzular bir şekilde otomatik olarak evlenmiş kişiler için de geçerli mi?
Kesinlikle geçerli. Şimdi evlenmedim için nasıl geçerliyse evlendim, ilişkimden memnun değilim. Orada da çünkü sen evlendin ama orada iç çocuğun o korkusu, güvensizliği vs. falan devam ediyor. Evliliğin içinde de bu çocuk çalışmasını, baba geliştirme çalışmalarını yapmamız gerekiyor. Yoksa biz karşı tarafa böyle suçlar dururuz, suçlar dururuz. Kendi içimizde o çelişen parçaları görmemiz gerekiyor. Bunu da kendi başımıza yapmamız çok çok olası değil. Burada bizim kolaylaştırıcılara gereksinememiz var. O nedenle bireysel destek alacağız, grup çalışmalarına katılacağız, kitaplar okuyacağız. Senin şu anda duyguya girdiğin gibi duyguya gireceğiz. Bir takım yüzleşmeler yaşayacağız. Sen şu anda minik girdin. onu daha derin yaşayacağız. Oradaki resmi bütün çıplaklığıyla göreceğiz ki sonra o parçalarımızda dönüşüm olsun. Kendi içimizdeki parçalarda dönüşüm olunca dış dünyamızda dönüşüm kesinlikle geliyor. Önemli olan gerçekliği yani içimizdeki gerçekliği tüm çıplaklığıyla görmek.
Teşekkürler.
Evet, Levent'i bir prosese daha sokmuştuk. Bizimle olduğun için Böyle güçlü ve cesur bir şekilde ekranların önünde kendi duygularını saklamadan kalabildiğin için seni sonsuz takdir ediyorum.
Teşekkür ederim.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









