
In this conversational video, Gülen Gündüz Yılmaz and co‑host Zehra discuss how collective disasters and prolonged crises (pandemic, natural catastrophes) trigger primitive brain responses—fight, flight, or freeze—in adults. They explain that these reactions stem from childhood trauma, which they metaphorically describe as the "inner child" that re‑emerges during stress. The dialogue outlines why people resort to avoidance (binge‑watching, social media outbursts) and why such coping is ineffective. Gülen then offers concrete self‑regulation tools: specific breathing exercises (short‑short‑long pattern, diaphragmatic breathing), aromatherapy, curated music that soothes rather than agitates, and body‑relaxation practices. He introduces the concept of an "emergency self‑care kit" containing these tools and a pre‑planned list of supportive contacts—people who listen and calm rather than amplify anxiety. The conversation expands to the importance of community, describing his "İçimdeki Çocuk" program and the need for a tribe or "kabile" to sustain adult growth beyond individual effort. Throughout, they encourage viewers to like, comment, and share the video to help the channel reach more people who need this guidance. The overall message is that by recognizing the primitive brain, soothing the inner child, and employing practical, repeatable strategies, individuals can transform anxiety into constructive action during and after crises.
Chapters
Hem yaz zorlayıcıydı hem de yazın öncesinde de aslında birkaç senedir pandemi vs. derken biz o kadar da kolay olmayan zamanlardan geçiyoruz. Çoğunuzun da bilebileceği aslında biz ne tepkileri veriyoruz? Ya kaçma tepkisi veriyoruz. Bu arada kaçmayı fiziksel olarak bir sürü zaman yapamıyoruz. Nasıl kaçıyoruz? Mesela Netflix'te oturup saat gece 3'e kadar 5'e kadar dizi seyrederek kaçma tepkisi veriyoruz. Donak alma tepkisi veriyoruz. Hani nasıl kışlık domates yapıyorum ben. O domatesi yapar gibi böyle zor zamanlarda ben ne yaparak sakinleşirimin araçlarını da çıkarmam gerekiyor. Merhaba ben Gülen. Ben Zehra. Yeni bir videoyla karşınızdayız. Bu videoyu umarım seversiniz. Şimdi benim Zehra sorularımı sormadan önce size söylemek istediğim bir şey var. Daha önce bir videoda uzun uzun anlattığım gibi videolarımızın daha çok insana ulaşması için ve dolayısıyla bütün bu videoyu çekmek için verdiğimiz onca emeğin değmesi için sizin beğenileriniz ve yorumlarınız çok önemli. Bunu yaparak YouTube'a diyorsunuz ki ben bu tarz içerik tüketmek istiyorum. Ve YouTube da hem size hem de sizin profilinize uygun olan insanlara bizim videolarımızı ulaştırıyor. Bunu daha önce söylediğim videoda baya bir yorumlar artmıştı, beğeniler artmıştı. Ama tekrar bunlar azaldı. Zannediyorum ki bunları belki de her videoda benim hatırlatmam lazım. Siz de bilinçli bir tüketici olmak istiyorsanız ve aynı zamanda bizi desteklemek istiyorsanız lütfen beğeni ve yorumlarınızı hem kendinizden hem de bizden esirgemeyin.
Gülen, geçtiğimiz aylarda ülkecek afetler yaşadık, bir takım olaylar başımıza geldi ve hepimiz bundan etkilendik. Bu dönemde böyle çok anksiyeteli, korkulu oluyoruz. O duygularımızı nasıl yönetmeliyiz? Bunların içerisinden geçerken kendimizi nasıl gözetmeliyiz?
Hem yaz zorlayıcıydı hem de yazın öncesinde de aslında birkaç senedir pandemi vs. derken biz o kadar da kolay olmayan zamanlardan geçiyoruz. Ve benim gördüğüm biz burada bir tepki veren insan konumundayız. Bir yetişkin birey olarak burada tam olarak ne oluyor ve burada benim yapmam gereken eylemler nelerdir? Bunu böyle sakin bir yerden yapamıyoruz. Ben öncelikle şundan bahsetmek istiyorum. Birincisi bizim bu tarz olaylara verdiğimiz tepki çocukluk zamanında oluşturduğumuz travma olunca ne yaptığımızla ilgili tepkilerde biz bulunuyoruz. Bu tarz travmatik olaylara bizim aslında bir takım tepkilerimiz var. Bunu başka videolarda da anlattım. Çoğunuzun da bilebileceği aslında biz ne tepkileri veriyoruz. Ya kaçma tepkisi veriyoruz. Bu arada kaçmayı fiziksel olarak bir sürü zaman yapamıyoruz. Nasıl kaçıyoruz? Mesela Netflix'te oturup saat gece 3'e kadar 5'e kadar dizi seyrederek kaçma tepkisi veriyoruz. Donak alma tepkisi veriyoruz. Yani böyle kendimizi de böyle sıkıştırıyoruz. Bütün vücudumuz aslında orada bir donma tepkisi veriyor. Ya da savaşma tepkisi veriyoruz. Diyoruz ki, işte bunu böyle yapan şuna lanet okuyoruz, buna lanet okuyoruz. Ve bu tarz o savaşma tepkimizi Instagram'da yazı yazarak, post yaparak, hikayelerde bir takım paylaşımlar yaparak bir savaşma tepkileri veriyoruz. Şimdi bu tepkilerin hepsi doğal insan biyolojisinin tepkileri. Öte yandan bu tepkilerin bize bir faydası maalesef yok.
Peki biz bu tepkilere neden düşüyoruz, neden uyanık olamıyoruz?
Bizim ilkel beynimiz bu tarz olaylarda tetikleniyor ve ilkel beynin tetiklenmesi çok çok çok kolay oluyor. Değil ki hani bu yaşadığımız felaketler çok daha kolay şekillerde yani birisi böyle bir kaşını kaldırdığında o kaşını kaldırmasından ben onaylanmıyorum düşüncesine girerek de ilkel beynim tetiklenebiliyor. Yani birincisi aslında Zehra bilmemiz gereken şey ilkel beynin tetiklenmesinin son derece kolay olduğu Biyolojimin böyle olduğunu öncelikle kabulleneceğim ki oradan ne yapabilirim, ne tarz yaratıcı stratejiler geliştirebilirime gideyim. Ama öncelikle benim aslında verdiğim o tepkilerin ilkel beyinden olduğunu bir görmem, kabullenmem ve kendimi de yavaş yavaş oradan ayrıştırmam lazım. Ben ilkel beynim aslında değilim.
Buradan bir de anlattıklarından şunu duyuyorum. Aslında ilkel beynimiz tetiklendiğinde biz buna farkındalık getirmediğimizde içimizdeki çocuk da o zaman korku ve tedirginlik hissediyor.
Evet, yani biyolojik olarak ilkel beyin dediğim şeyi aynı zamanda bu kavramsallaştırma da içimdeki çocuk olarak düşünebilirim. Ben donak alma, savaşma, kaçma tepkileri verdiğimde aslında içimdeki çocuktan, o çocuğun 5 yaşındaki, 3 yaşındaki halinden ya da 15 yaşındaki, daha ergen halinden bir tepki veriyorum.
Biz burada o zaman öncelikle içimizdeki çocuğa bir bakmalıyız. Yani ben korku ve tedirginlik hissediyorum. Bir nefes alıp sakinlemeliyim. Ondan sonra ne yapabilirim diye yetişkin kararımla, yetişkin bilincimle bir strateji geliştirmeliyim.
Evet, yani içimdeki çocuğu güvende hissettirmediğimde yetişkin olarak bu olaylara cevap üretme kapasitem çok olmuyor. İnsan olarak hepimizin bir destekte bulunma, katkıda bulunma aslında ihtiyacı da var ama o ihtiyacı karşılamak için ben ne yapmalıyımı oturup anlayabilmek için öncelikle ilkel beynimi, içindeki çocuğu bir sakinleştirmeliyim, onu güvende hissettirmeliyim. Yoksa benim zaten kimseye bir faydam olmuyor. Yani kendim bir ansiyete yaşarken benim gerçekten o afetten birebir etkilenen insanlara da bir faydam dokunamaz. Ben önce kendimi sakinleştirmekle yükümlüyüm yetişkin bir birey olarak. Ondan sonra kendimi sakinleştirdim. Yani içimdeki çocuğu sakinleştirdikten sonra ne yapabilirim ona bakacağım.
Şimdi az önce dedim ya hani bir nefes alıp içimizdeki çocuğu sakinleştirip sonrasında yetişkin kararımızla strateji belirleyelim. Bazen öyle olaylar oluyor ki o noktada hani nefes almak bizi sakinleştirmeyebiliyor. Orada içimize dönmekte zorlanabiliyoruz. Peki böyle zamanlar için bize önerebileceğin strateji var mı?
Var. Şimdi stratejilere geçiyorsak önce bir nefesi de bir tık daha açalım. Belli nefesler bizi sakinleştiriyor. Bu arada bunu uygulamak için her gün saatlerce meditasyon pratiği yapmamıza da ihtiyacımız yok. Direkt biyolojik olarak bizi uzun nefes vermek sakinleştirir. Zaten böyle Yaparız ya böyle çok zorlandığımızda. Onu beden biliyor ve yapıyor. Biz bunu bilinçli bir yerden yapabiliriz. Uzun nefes vermeyi direkt sesi nefes verme şeklinde de yapabilirsiniz. Gibi bir nefes. Bazılarımız bundan çekiniyor, utanıyor. O zaman da şu nefesi deneyebilirsiniz. Nefesini. Eğer iyice saniyeler içinde sakinleşmek istiyorsanız o zaman da burundan iki kısa nefes, ağızdan bir uzun nefes. Bu nefesten zaten 4 kere 5 kere bilemedin 6 kere yaptığında sakinleştiğini hissediyorsun. diyafram, kalp ve beyin bağlantısıyla çalışan bir nefes. Yani bu nefesin seni sakinleştireceğine inanmana gerek yok. Bunu sadece yapmayı hatırlarsan ve yaparsan sakinleşiyorsun.
Aslında bedenimin bildiği bir şeyi farkındalıkla yapmaya çalışıyorum.
Yapmaya çalışıyorum. Çünkü bedenin de aslında o doğal olarak yapacak beden. Biz ama onu sürekli engellediğimiz için biraz daha bilinçli farkındalıkla bu nefesleri yapmamız gerekiyor. Medeni nasıl engelliyoruz onu da video linkine bırakalım. Duyarsızlaştırma, hissizleştirme yaptığımız için doğal bir şekilde aslında bedenimiz rahatlamıyor. Bu nefesleri hatırlamak çok önemli çünkü bu nefes gerçek zamanlı olarak bizi sakinleştiren gerçek zaman Araçları diyor buna Andrew Huberman. Gerçek zamanla sakinleşiyorsun. İnansan da inanmasan da.
Peki bu nefesler dışında başka ne yapabiliriz?
Nefes dışında bana iyi gelen şeyleri sakin bir zamanımda yani tetiklenmediğim bir zamanda oturup çıkarabilirim. Yani bana neler iyi gelir. Bir, işte hep söylediğim aromaterapi sana iyi gelebilir. Bedenini gevşetmek için senin pratiklerin var mı? Bizim Nadia ile çektiğimiz bir video vardı, onu da koyarız. Yani bizim bedenimizin aslında gevşemesi ve rahatlaması gerekiyor bu tarz travmatik bir olay yaşadığımızda. O bedeni gevşetmek. Birçok insan müziği anksiyetesini arttırmak için kullanıyor. Halbuki müzik bizi rahatlatan, gevşeten, daha yüksek frekanslara çıkaran yine araçlardan bir tanesi. Anksiyeteyi nasıl arttırıyor? Türk popundaki müzik sözlerine bakalım. O sözlerde ne var? Yani sürekli toksik iletişim var. o toksik iletişimli aslında biz şarkıları dinleyerek ansiyetimizi azaltamayız. Ansiyetimizi ancak arttırırız. Benim sakin bir zamanda, tetiklenmediğim bir zamanda hani nasıl kışlık domates yapıyorum ben, o domatesi yapar gibi böyle zor zamanlarda ben ne yaparak sakinleşirimin araçlarını da çıkarmam gerekiyor. Bana iyi gelen müzik listesi yapmak. İyi gelen o bedeni açmayı bilmek. Hangi aromaterapi bana ne zaman nasıl şekilde iyi geliyor? Bunları oturup pratik etmek. Ve bir de insanlar çok önemli. Benim kitapta da yazdığım böyle bir acil durum çantası var. O acil durum çantasında bu araçları da yazdım ben. Elil Belil'den Afrodit'e kitabımda. Sen biliyorsun zaten. Bir de orada benim anlattığım bir hikaye var. İnsan böyle bir olay yaşayınca hani kolektif yaşadığımız zorluklarda biraz daha birbirimizle konuşma eğilimimiz oluyor da özellikle bireysel zorlandığımız anlarda sanki yalnız bir insanız. Sanki hiç bizim erişebileceğimiz, bize destek olacak arkadaşımız, dostumuz yokmuş gibi davranma eğilimimiz olabiliyor. O yüzden ben diyorum ki, şimdi sakinken o insanların listesini çıkar. Çünkü tetiklendiğinde içindeki çocuk, ben zaten yalnızım, benim zaten kimsem yok. gibi bir yere gidebiliyor. O yüzden o insanların listesini de sakin bir zamanda çıkar.
Burada bu insanları seçerken yine bizi tetikleyen değil de bizi sakinleştiren, dinleyen kişileri seçmemiz gerekiyor diye duyuyorum söylediklerinden.
Evet çok güzel bir noktaya değindin. Bu da yani Türk popundaki toksik iletişim gibi toksik iletişimin sana çok fazla toksik iletişim yapan dinleme konusunda çok fazla becerili olmayan insanları aramak da çok aslında yetişkin bir seçim değil. Orada muhtemelen içindeki çocuk yönlendiriyor seni o insanları aramada. Yetişkin bir yerden dostluklara, arkadaşlara özellikle zor zamanlarda kimi arayacağımıza karar vermek gerekiyor.
Çok teşekkür ederim verdiğin stratejiler için. Bir yandan da bu stratejileri geliştirmek aslında bizim yetişkin kasımızı geliştirmekle de doğru orantılı. Ben şimdi bu kadar rahat böyle ferah ferah bunları söyleyebiliyorum çünkü biz bunları içimdeki çocuk programında oldukça fazla pratik ediyoruz.
Burada benim söylemek istediğim şey şu, biz kitaplardan ya da videolardan belli bir noktaya kadar bu ihtiyaçlarımı karşılamak, yetişkin olma bilinci, yetişkin kaslarımı geliştirmek gibi konuları öğrenebiliyoruz ve hayatımızda da bununla ilgili olumlu değişiklikler yaratabiliyoruz. Öte yandan kendi içimdeki çocuğa annemden babamdan öğrendiğim şekilde değil yetişkin bir şekilde ebeveynlik yapmayı öğrenmek uzun bir de meşakkatli bir yolculuk. Değil mi? Evet, oldukça. Burada benim bayağı bir o ihtiyaçlarımı ne oluyor da ben engelliyorum? O ihtiyaçlarımı ne oluyor da başkalarından bekliyorum? Yani sevgilimden o ihtiyacımı karşılasın diye bekliyorum. Müdürümden o ihtiyacımı karşılasın diye bekliyorum. Ya da devlet büyüklerinden bunu bekliyorum. Oradaki mekanizmalarıma bakmam lazım. Çevre koşullarını, kendi koşullarımı göz önüne alarak strateji geliştirmeyi öğrenmem lazım. Bu bayağı bir aslında okul. O nedenle burada ilerlemek istiyorsam benim sunduğum İçimdeki Çocuk programı gibi bir programa katılmak gerekiyor ki orada hem eğitimin içerisinde derinleşeyim hem senin çok iyi bildiğin gibi bir sürü ödevlerle derinleşeyim ve aynı zamanda bunu bir kabile olarak, bir topluluk olarak yapayım. Bu da çok önemli. Bireysel çalışmaların değeri çok büyük ama salt bireysel çalışmalarla da ilerlemek sınırlı oluyor. Çünkü ilerlemek için bizim bir kabileye, bir topluluğa ihtiyacımız var. Bütün bu şartları sağladığımızda işte o zaman etrafta yangınlar olduğunda, felaketler olduğunda biz o felaketlerin sürüklediği insanlar olmaktan çıkıp O felaketler olduğunda dünyaya, yaşama nasıl katkı sunabilirim diyebilen ve o katkıyı sunabilen insanlar oluyoruz.
Bana şunu hatırlattı bu söylediklerin. Bir çocuk büyütürken bir köy gerekir derler. Çocuk büyütürken yalnız olmamak, destek alabilmek, başkalarının tecrübelerinden fayda alabilmek hem çocuğu hem kendini büyütüyor aslında. Burada da içimizdeki çocuk için de aynısı geçerli.
Kesinlikle. Bence çok güzel söyledin. Bu şekilde videoyu kapatabiliriz bence. Hepinize güzel pazarlar diliyorum. Ve yorum ve beğenileri unutmamanızı diliyorum. Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









