In this Turkish‑language awareness video, Ayşe Yazgan and Gülen Gündüz Yılmaz discuss the concept of positive feedback, called “takdir” (praise). They begin by clarifying what praise is not – it is not a motivational “fuel” statement, nor is it the same as a thank‑you that focuses on the giver’s own actions. They define praise as a sincere, other‑focused acknowledgment of a person’s qualities or actions. The conversation emphasizes that genuine intent is the foundational principle: praise must come from the heart, be short, specific, and direct. They categorize praise into three types: (1) physical‑appearance or compliment (iltifat), (2) behavior‑based praise, and (3) core‑character or intrinsic‑quality praise. For each, they give examples (e.g., “Günay Hanım, çok güzelsin,” “Bugün hazırladığın yemek muhteşemdi,” “Sen çok yardımsever ve cömert bir insansın”). They stress that effective praise should avoid long preambles or conditional statements and should be concise (e.g., “Sen çok cesursun”). The speakers explain why praise matters: it strengthens relationships, builds trust, increases workplace productivity, and creates a positive environment that makes recipients more receptive to later critical feedback. They conclude with a call to action, urging viewers to give frequent, sincere praise to improve interpersonal dynamics and facilitate constructive communication.
Chapters
Hayatı koçvari yaşamaya dair paylaşımlarda bulunduğumuz Lider Sensin farkındalık videolarıyla karşınızdayız.
Ben Gülen Gündüz Yılmaz.
Ben Ayşe Yazgan.
Bu videoda olumlu geri bildirimden yani başka bir deyişle taktirden bahsedeceğiz. Taktir hem kendi başına çok önemli hem de olumsuz yani eski tabirle olumsuz, yeni tabirle geliştirici geri bildirimin karşınızdaki tarafından duyulması için de çok çok önemli bir konu.
Geliştirici geri bildirimde olduğu gibi takdirde de takdir ne değildir ile başlayalım istersen. Takdir ara gazı değildir.
Yani karşımızdakine daha böyle sen bunu da yaparsın koçum, onu da yaparsın koçum demek takdir değildir.
Onları da yapın, yine yapın, spor olsun diye yapın. Hani takdiri olmadığını bilerek yapın demek istiyoruz.
Takdir teşekkür de değildir. Bana işte bu kahveyi getirdiğin için seni takdir ediyorum.
Gülen harika bir ortak olduğun için seni takdir ediyorum da değil.
Bunlar teşekkür, çünkü teşekkür ettiğimde kendimle ilgili bir şey yaptığı için karşı taraf, ben ona aslında teşekkür ediyorum. Takdirde ise o dağın tamamıyla karşıdakileri.
Peki takdir nedir? Gülen'in dediği gibi, karşımdakiyle ilgili dedik. Örneğin, deminki örnekle demiştim ki, sen çok iyi bir arkadaş olduğun için aslında teşekkür ediyordum sana. Gülen, sen çok cömert ve yardımseversin.
Vallahi hissettim, hoşuma gitti. Her zaman hoşuma gidiyor bu takdirler. Bana benimle ilgili aslında bir şey söylemiş oldun. Benim özelliklerimle ilgili bir şey söylemiş oldun. O yüzden bu takdiri şu anda video yapıyor olsak da hissettim ben.
Çünkü içimden gelerek söyledim. Oradan hemen esaslara bağlayabiliriz. Yine her zamanki gibi bir numaralı esas, niyet. Gerçekten inanıyorsanız, içinizden geliyorsa takdirde bulun. Yani ben gerçekten Gülen'in yardımı sever ve cömert olduğunu düşünüyordum. Ve düşünüyorum.
Hala düşünüyordum.
Kısa sürdü. Ama kısa sürdü.
Birkaç aylığıyla düşündüm.
Hala düşünüyorum tabii ki canım arkadaşım.
Gel öpeceğim. Taktirin sonu böyle bitmeli, geri öpeceğimle bitmeli. Bu kadar insanı iyi hissettirmeli.
Gülen kendini taktiri aldığında iyi hissettiği gibi ben de taktiri verirken iyi hissettim. Bu da aslında bize taktirin temel esaslarına götürüyor. Tıpkı geliştirici geri bildirimde olduğu gibi taktirin de olmazsa olmazları var. Ve yine tahminetin neyle başlıyor? Bir numaralı esas, niyetimiz.
Niyetimiz böyle sinsi bir şekilde ben bunu takdir edeyim de şu işimi yaptırayım falan gibiyse karşımızdakine o sıcaklığı geçirmemiz çok zor. Gerçekten içinizden geliyorsa o sevgi... O zaman takdir edin diyoruz. Ve ben şeye de çok inanıyorum. Ayşe'nin de inandığını biliyorum. İnsanlar gerçekten birbirlerini severler. Ve o takdirleri de aslında öğrenirlerse gayet güzel bir şekilde verirler.
Peki takdirin çeşitleri nedir dersek? Takdirlerin bir çeşidi var. Birincisi fiziksel özellikleri takdir. Yani halk arasında buna iltifat da deniyor. Günay Hanım çok güzelsin. Görmeyen rengi sana çok yakışmış. Bunlar da takdir.
Evet. Ve bunlar da iyi hissettiriyor.
Evet. İkincisi, davranışa takdir. Onu sen bir örnek ver istersen.
Bugün hazırladığın yemek muhteşemdi.
Üçüncüsü de öze takdir. Yani o kişinin kendi karakter özelliklerine takdir. Yani az önce dediğim gibi, Gülen sen çok yardımsever ve çok cömert bir insansın dediğimde onun özünü, kendisini, bizzat onu takdir etmiş oluyorum. Takdirin esaslarının son olarak kısa, net ve öz yani direkt olması var. Örneğin sen çok cesursun. netliğinde, kısalığında. Bazen şöyle olabiliyor, bu değildir takdir. Tam bunun zıttını kastediyoruz. Sen bu şirkete girdiğinden beri, dostluğumuzun başlangıçlığından beri, şunu yaptın, bunu yaptın, şununu böyle yaptın gibi, o takdiri önden açıklama isteğimiz gelebiliyor. Bunu yapmayalım.
Çünkü bayağı takdirin aslında etkisini düşürüyoruz bunu yaptığımızda. Son olarak da takdiri biz neden çok önemsiyoruz? İlişkilerimizi geliştirmek için, büyütmek için, o ilişkileri daha olumlu yapabilmek için. ve aynı zamanda iş ortamlarında da o olumlulukla beraber gelen verimliliği arttırmak için takdir çok önemli. Aynı zamanda olumsuz geri bildirim vereceksiniz. O olumsuz geri bildirimin duyulabilmesi için, kimisi 3 kat diyor, kimisi 5 kat, kimisi 7 kat, sizin aslında takdir vermeniz lazım karşınızdaki insana ki o sizin kendisini önemsediğinizi anlasın ve sizin her türlü geri bildiriminizi duyabilsin.
Ben taktir aldığımda açıkçası içim ısınıyor. O insana karşı ilişkinin de daha yakın hissediyorum. Daha güveniyorum. Ve öyle güvendiğim bir insandan da geliştirici gelebildirimi çok daha kolay duyuyorum. O yüzden lütfen taktir vermekten çekinmeyin. Mol bol taktir verin.
Hatta şimdi bu videoyu kapatınca gidin en yakınınızdaki kişiye 3 tane taktir verin.