
Gülen Gündüz Yılmaz teaches a Tibetan meditation practice called Feeding Your Demons, which reframes internal obstacles like fear or addiction as forces to befriend rather than fight. A five-stage guided meditation uses a double-chair technique to identify a specific demon and give it what it needs, turning blocked energy into personal power.
Chapters
Merhaba, başladık galiba. Evet, Emel ve Muhammed ilk katılanlar arasında. Efendim, hoş geldiniz. Merhaba, evet Nurcan da katıldı. Şimdi biraz katılımları bekleyelim. Ve ondan sonra başlayalım. Evet, bakalım koronayı beslemeye nasıl bir ilgi göreceğiz. Hoş bulduk. Evet, Emel ve Gökçe de katılıyor, Duygu. Efendim, hepiniz hoş geldiniz. Hello. İlişki perisi. Evet, bugün Benim için gerçekten çok böyle büyüleyici olduğuna, çok dönüştürücü olduğuna inandığım bir yaklaşımdan ve aynı zamanda bir teknikten bahsedeceğim. İblisler coşsun. Aa, Esat da gelmiş. Evet. Hello. Hoş geldin Zehracığım. Aa, küçük küçük. Hoş geldin. Ben yavaş yavaş giriyorum. Gençler hazır mısınız? Evet. İblislerimizi besliyoruz. Şimdi önce... Aaa Rahşan da geldi. Önce şeyden bahsetmek istiyorum. Bu koronayı besleme çalışmasını yani pratik olarak biz pazar günü Zoom üzerindeki bir eğitimde yapacağız. 2 ile 4 arası. Ben bu canlı yayında bu yaklaşımı, bu konsepti anlatacağım size ki pazar günkü eğitimde direkt bunu pratiğe dökelim. Ve bu 5 septen, 5 aşamadan oluşan iblislerini beslemek yaklaşımını direkt kendi üzerinizde çalışalım. Hazırızlar geliyor, süper! Şimdi önce benim daha önceki Gölge Canlı yayınında bahsettiğim geleneksel bakış açısına bir bakalım. Geleneksel bakış açısında iyi var, bir de kötü var. Tanrı var, tanrısal olan var. Bir de şeytanlar, iblisler, kötü olanlar var. Ve dünyayı da iyi ile kötünün savaştığı bir yer olarak algılıyoruz. Başımıza gelen, bizim kötü olarak adlandırdığımız her şeyle savaşıyoruz. Yani işte kanserle savaşıyoruz. Ondan sonra... İblisleriyle savaşmak diye aslında dilimizde de bir deyim var. İblislerimizle savaşıyoruz. Bu arada dışta şeyler olabilir. Biz kendimizi erdemli olarak kabul edip, biz iyinin yanındayız. Biz Tanrı'nın istediği gibiyiz. Ve onun dışındaki dış etkenlerle de biz aynı şekilde savaşıyoruz. İşte o savaştıklarımız bizzat savaş olarak adlandırdığımız şey de olabiliyor. Ya da direkt insanlarla, yani sevgilimizle, çocuğumuzla onların yaptıkları hoşumuza gitmediğinde de içimizde bir savaş beliriyor. Bazen bunu dış dünyada da yaşıyoruz. Aa Selçuk da geldi. Hoş geldin Selçuk. Evet şimdi bu tanımda ne var? Bu tanımda şimdi iblis yine iç ve dış olabilir. İçinizdeki korku yine bir iblis olabilir. Hastalıklarımız, bağımlılıklarımız, takıntılarımız, kaygılarımız, Bütün bunlar bizim iblisimiz olabilir. Ve dış dünyada gördüğünüz gibi, dış dünyadaki o bizim tehlike olarak, kötü olarak adettiğimiz şeyler de yine bizim iblisimiz olabilir. Farkındaysanız zaten koronayla da ilgili evdeki herkeslerle biz savaşıyoruz diyor canım Özlemciğim. Şimdi koronayla da biz savaş hali içerisindeyiz. Ve bir yandan da hepimiz zannediyorum çaresizliğimizle, kırılganlığımızla yüzleşiyoruz. Ve o algımız, yani bu geleneksel algı, onunla savaşalım, koronayla savaş vs. de işte işe yaramadığını da görüyoruz. Zaten genel olarak işe yaramıyor da bu koronayla iyice yüzümüze çarpıldı hepimizin. Yani özetle iblis olarak tanımladığımız şey bizim iç özgürlüğümüzü engelleyen her şey. olarak geçiyor. Şimdi biraz daha şeyden bahsetmeden bu nasıl çıkmış ortaya biraz size ondan bahsedeyim. İsimlerde de çok zorlanıyorum. Bu isimler çünkü yani muhtemelen doğru telaffuz edemeyeceğim. Ama kim burada hani o dili biliyor ki diye söyleyeceğim. Bu yaklaşımı İblislerini beslemek yaklaşımını... Türkçe'de bunun kitabı yok maalesef. Feeling Your... İngilizce okuyabilenler Feeling Your Demons diye çok güzel bir kitap. O kitabı okuyabilirler. Bu arada internette de bu aşamalar ve özet olarak Feeling Your Demons diye aratırsanız onu görüp okuyabilirsiniz. Bunu... İblislerini beslemek yaklaşımını Mahih Ladron diye bir Tibetli, bilge bir kadın ortaya çıkarıyor. Ve 70'lerde, ama bunun daha dünyayla tanıştığımız, daha 80'lerde, 90'larda da Tsultrim Alyone, bu Amerikalı, sonradan Budist rahibi olmuş, sonradan Budist rahibi olmayı bırakmış bir Amerikalı kadın bunu o geleneksel pratikten alıp batıllaştırıyor ve bizim de şu anda pratik edebileceğimiz bir şekle sokuyor. Şimdi Tusutrum Alione nasıl bunu bu hale sokmuşa gelmeden önce Mahi Labron'un hikayesi çok çok enteresan. Ben size onu anlatmak istiyorum. Şimdi Mahi Labron daha çocukluğundan itibaren son derece yetenekli, mucizevi olarak görülen bir insan. Ve artık önemli bir inisiyasyondan geçiyor. Artık ona daha böyle bir paye verilecek. Ve o inisiyasyon sırasında bir meditasyona giriyor. O kadar derin bir meditasyon ki bu, yerden havalanıyor. Yerden havalandıktan sonra manastır yakınlarındaki bir göle gidiyor. Fakat o gölde çok güçlü, Naga olarak geçen bir iblis yaşıyor. Ve o iblis o kadar güçlü ki kimse gölün yanına yaklaşmıyor. Burada nagalar, tıpkı biraz sonra size anlatacağım her tür iblis gibi, aynı zamanda hazine koruyucusu olarak geçiyorlar. Şimdi, Mahir geldiğinde göle hala meditasyonda. Orada gölde öylece duruyor. Ve Naga bunu kendine baya böyle bir savaş tehlikesi olarak alıyor. Çok öfkeleniyor. Ve yakındaki bütün diğer Nagaları da çağırıyor savaşmak için Mahir'le. Mahir diğer Nagaları görüyor. Onların öfkeyle kendi üzerine geldiğini görüyor. ve kendi vücudunu tamamen onları beslemek üzere yiyeceğe döndürüyor. Bunu gören negalar onu yok etmedikleri gibi ona olan bağlılıklarını ilan ediyorlar, onun öğrencisi oluyorlar. Ne ona ne de yaşayan diğer canlılara zarar vermeme sözü veriyorlar. 11. yüzyılda geçen bu olay üzerine de işte bu Ruhsal Tibet Pratiği gelişiyor. Pratiğin orijinal adı Çöt, galiba Çöh falan diye de okunuyor. Ben tam olarak telaffuzumdan emin değilim. Bu Çöt Pratiği orijinalinde Tibet'te bayağı davulların Trampetlerin, çanların ve güçlü bir şekilde hep beraber söylenen şarkıların eşliğinde yapılıyor. Herhangi bir insanın iblisini beslemek üzerine. Bu hikaye bence hepinizin aslında içinde, derinlerde belki de bildiğiniz bir şeyi hatırlatıyor bize. Çünkü biz iblislerimizi beslemek yerine onları bastırmayı ya da onlarla savaşmayı seçtiğinizde orada zaten sıkışmış olarak kalan enerji giderek büyüyor. Halbuki onları beslediğinizde onlarla arkadaş olmayı, onlarla ittifak olmayı seçtiğinizde oradaki o kocaman enerji açığa çıkıyor ve o enerji bizim oluyor. Yani iblisler aynı zamanda o enerjinin yani o hazinenin koruyucuları ve biz o hazineyi aslında açığa çıkarmış oluyoruz. Peki size başka neler anlatmak istiyorum bu iblislerle ilgili? Basitleştirmek için de, basit anlatabilmek için de bayağı bir not aldım. Şimdi gölge Canlı yayınları yapmıştım biliyorsunuz. İblisler Gölgeniz mi? Evet, İblisler Gölgeniz. Ve bu Tibet Pratiği de bayağı bir gölge pratiği. Yani o sahiplenmediğin, savaştığın, bastırdığın parçaları tam tersine görmek ve onlara ihtiyacı olan şeyi verme pratiği. İblisleri ittifa döndürüyoruz yani biz bu çalışmayla. Şimdi, peki Tussauds Trimallione nasıl bunu batıllaştırıyor ve popülerleştiriyor derseniz şu şekilde oluyor. Kendisi 20'li yaşlarda Budist bir rahibi olmaya karar veriyor. Saçını falan kazıtıyor. Fakat 4-5 sene böyle rahibi olduktan sonra artık rahibi olmak istemediğine ve normal batılı yaşantısına, yani kafasını kazıtmadığı, daha batılı ama aynı zamanda da Budist pratikleri de devam ettireceği bir yaşantıya dönmek istiyor. Bunun üzerine onun öğretmene diyor ki, istersen bunu bir tamamıyla, ritüelle bu defteri kapat, öbür deftere geç. Böylece içinde ben bunu bıraktım, doğru mu yaptım, Hani soru işaretle diye suçluluk kalmasın, diyor. Ve onun üzerine bir süre Tibet'te Tibet'te değil, Hindistan'da yaşıyor Tutu Sultre. Ve bir gün kendi küçük kulübesinde otururken büyük evden bir takım sesler duyuyor. Bir tane bayağı psikolojik olarak çökmüş, üstü başı da perişan, Bayağı acı çeken bir demiryolu işçisi var. O demiryolu işçisi şifa bulmak için gelmiş onun öğretmenine. Ve tısıldırım bakıyor ki orada bu pratik uygulanıyor. Bayağı işte davullarla vesairelerle ve bayağı da uzun süren, saatlerce süren bir pratik bu. O esnada o kadar etkileniyor ki o pratiğin gerçekten insanı iyileştiren, şifalandıran bir şey olduğunu bütün iliklerine kadar hissediyor. Ve bir sürede bu pratiği uygulamak üzerine de bir niyeti var. Ama sonra hayat işinin içine giriyor, hamile kalıyor, doğuruyor, boşanıyor, tekrar evleniyor, tekrar hamile kalıyor derken bu pratiği bayağı uygulamıyor. Sonra bir gün En son evliliğinden olma. İkiz çocukları var. Bir çocuğu altını temizlerken bakıyor ki diğer bebek baya hareketsiz. Sonra diğer bebeğin nefes alıp almadığını kontrol ediyor. Ve anlıyor ki diğer bebek nefes almıyor. Diğer bebek ölmüş. Bu olay onun için çok büyük bir yıkım oluyor. Ve kocasının bir takım sadakatsizlikleri de var. Zaten anlaşamıyorlar. Bu olaylar üzerine kocasından ayrılmaya karar veriyor. Kocası İtalyan ve İtalya'da yaşıyorlar. Ve İtalyan yasaları anneye veriyor çocuğu. Ama babanın İtalya'da olması sebebiyle çocuğu İtalya'dan Amerika'ya götüremiyor. Bununla ilgili Yani çocuğundan ayrı kalacak diye çok kaygıları var. Boşanacağı kocasına karşı inanılmaz bir öfkesi var. Bunlarla boğuşurken ve aynı zamanda bebeğini kaybetmiş bir anne. Bunlarla boğuşurken aklına çöp pratiği geliyor. Ve alıyor eline yıllardır almadığı davulunu, trompetini ve Şarkısını da söyleyerek içindeki o korkuyu, kocasına olan öfkesini, böyle sırayla bütün o içindeki iblisleri çalışıyor. Böyle kalbi bir barışa, kalbi bir huzura eriyor. Ve öyle uyuyor. Artist sabah kocasından bir telefon alıyor. Diyor ki buluşabilir miyiz? Buluşuyorlar kocasıyla. Kocası diyor ki, ben dün akşam baya bir düşündüm. Ve sana baya acı çektirdiğimi de görüyorum. O yüzden istersen çocuğumuzla beraber Amerika'ya dönebilirsin. Senin benim çocuğumla olan bağını da koparmayacağına güveniyorum. Sana güveniyorum. Yani çocuğumla ilişkim zedelenmeden sen istersen çocuğumuzu Amerika'ya götürebilirsin diyor. Şimdi bu hikaye beni çok etkiledi. Evet, mucizevi mi mucizevi. Ama ben kendi kişisel hayatımda da danışanlarım ya da arkadaşlarımla da buna benzer olayları çok yaşadım. Biz ne zaman dışarıya yansıttığımız bu iblislerimizle kendi içimizde barış yapıyoruz O zaman o dış dünyadaki durum da bizim için değişiyor. Buradan da şuna gelmek istiyorum. Şimdi bu bizim başımıza gelen, bu tarz kötü olarak adlandırdığımız olaylar gerçekten kötü mü? Yunanca'dan geliyor İngilizce demon kelimesi, iblis kelimesi. Yunanca'da da çok değişik değil. Yani İngilizce demon olarak yazılıyor. Yunanca'da daimon ya da daemon olarak yazılıyormuş. Ve Yunanca'daki anlama bu kelimenin kişinin yönlendirici rehberi demek. Eski Yunanca'da Hristiyanlık öncesi dönemde iyi ve kötü bu kadar belirgin değilken Bu kadar dualite yokken, bu kadar kutuplar yokken biz insanlar şeyin bilincindeydik. Yani başımıza gelen her şeyin, bizim kötü olarak adlandırdığımız her şeyin aynı zamanda bizi yönlendiren rehberler olduğunu bilincindeydik. Daha sonra bayağı bir dualitenin tuzağına düştük ve iki farklı yöne gittik. Şimdi O nedenle de biz iyi olan her şeyi kendimize aldığımız için kötü olan her şeyi de dışarıya yansıtıyoruz. Biz erdemliyiz. Diğer insanlar erdemli değil. Biz çok özveriliyiz. Diğer insan bencil. Biz çok özenliyiz. Diğer insan özenli değil. Biz akıllıyız. Diğeri değil. Gibi gibi. İşte bu dualite de şuna yol açıyor. Diğer insanları suçlamanın şöyle bir büyük negatif etkisi var bize. Bizim dışarıya yansıttığımız her şey şu demek, kendi içinde onu sahiplenmiyorsun demek. Ve kendi içinde sahiplenmediğin her şey de o demin anlattığım sıkışmış, kitli enerji demek. Sen ne zaman onu sahiplenirsin, ne zaman o hazinenin şeyini açarsın, anahtarını açarsın. O zaman o enerji de senin oluyor. Biz hepimiz o yüzden sıkışmış enerjilerle yaşıyoruz. Kendinizde olan kötü olarak adlandırdığınız şeyleri görmediğiniz, onlara sahiplenmediğiniz için. Şimdi bir tane daha örnek vermek istiyorum. Hazır mısınız? Bu da çok güzel bir öykü. Ve gerçek bu bir öykü. Hani diğerleri biraz daha efsane olabilir. Mahi Lebrun'un hikayesi. Ama Gandhi'nin hikayesi son derece gerçek. İngilizlerin hegemonyası altında, Hindistan biliyorsunuz o vakitler. Ve büyük bir tuz vergisi getiriyorlar. Ve halk bayağı bir bununla ilgili protesto yürüyüşleri yapmaya karar veriyor. Üst ütbeli bir İngiliz memuru da Gandhi'nin evine gidecek. Gandhi'yi tutuklayacak. Ve diyecek ki sen eğer bu tuz vergisiyle ilgili bu yürüyüşü iptal etmezsen tutukluk alacaksın diyecek. Bunun üzerine Gandhi'nin yakınındakiler diyorlar ki biz bütün yola bu İngiliz memurunun geleceği çiviler koyalım. Bize gelemesin ve seni tutuklayamazsın. Gandhi diyor ki hayır öyle bir şey yapmayacaksınız. Onun yerine çay demletiyor. Bisküviler hazırlatıyor. İngiliz memuru geliyor. Diyor ki tuz vergileri. Gandhi diyor ki şu an bunu konuşmayalım. Önce çayımızı içelim. Çaylarını içerken tekrar bu tuz vergisi ve yürüyüşler diyor memur. Gandhi diyor ki şu an değil, şu an bisküvimizi yiyelim. Ve böyle böyle saatler geçiyor ve İngiliz Nemro Gandhi'yi tutuklamadan geldiği yere dönüyor. Bu da, bilmiyorum, hoşunuza gitti mi bu hikaye? Bu da gayet benim nasıl diyeyim böyle kalbime dokunan bir hikayedir. Evet. Başka ne anlatmak istiyorum size? Ha şunu anlatmak istiyorum. Mitolojilerde ejderhalar hazineleri saklar. Bilmiyorum bunu hatırlayanınız var mı? Şimdi bu aslında tesadüf olmasa gerek. Gerçekten de işte iblislerimizi beslediğinizde bizdeki kitlenmiş enerji, o hazine Açığa çıkıyor. Bizi en çok korkutan şeyle dost olursak orada biz kendi bilgeliğimizi buluyoruz sevgili dostlar. Ve eğer çok güçlü bir şekilde hissediyorsanız o içinizdeki iblise o zaman da bu size bir kalk alarma. Yani iblis diyor ki Burada görmen gereken şeyi gör, sahiplenmen gereken şeyi gör ve ne zamandır o kapattığın enerjinin de açığa çıkması için izin ver diyor. Evet, benim galiba bununla ilgili genel olarak anlatmak istediğim şeyler özetle bunlar. Bir şey daha söyleyeceğim. O da şu, kişisel iblislerimizi dostlarımız ittifaklarımız haline getirdiğinizde aynı zamanda kolektif iblislerle deyişe dönüşür demek istiyorum. Ve şimdi isterseniz sizin sorularınızı alalım. Çünkü bu konsept bizim dualite anlayışımızda, iyi ve kötü olarak kabul ettiğimiz anlayışta biraz böyle sindirmekte, benimsemekte zorlandığımız bir konsept olabiliyor. O yüzden burada daha çok anlamak istediğiniz ya da aklınızda başka sorularca anlanmış olabilir. Onlar varsa... İyi yayınlar dedim, bakmadınız. Peki, evet bakmadım. İsterseniz öyle soruları alalım. Çok şey kaçırdım mı? Vallahi ne zaman geldiğinizi tam olarak bilmediğim için onu bilmiyorum. Şeytan ve iblis farklı şeyler mi? Yani bu konseptte o kadar da farklı şeyler değil. Hani teolojide şeytan ve iblisler evet farklı şeyler olarak geçiyor da bizim şu anda bahsettiğimiz konseptte onları çok ayırmaya da gerek yok. Topraklama ile alakası var mı? Yani şöyle o demonlarla şey yapma, demonları besleme ritüelinde evet bir topraklanmış hissediyorsunuz. Yani bir acayip rahatlamış, kendinize gelmiş, böyle kendinizle bir kere barışa gelmiş hissediyorsunuz. Ona topraklama diyorsak evet o açıdan bir topraklama diyebiliriz. Evet Buse sormuş onu da Zehra Cevaplamış. Bu çalışmada yazarak ve meditasyonla mı çalışacağız? Pazar günkü çalışma şöyle olacak. Bir meditasyon yaptıracağım size. O meditasyon esnasında 5 aşamada oluşan bir çalışma bu. Yer değiştireceksiniz. Yani şey demiştim ya, Tussauds'ın Trimalione bunu batıllaştırmış diye. Geç dağda uygulayıcılarının bildiği bir teknik vardır yer değiştirerek. Çift sandalye tekniği olarak geçer. O yer değiştirme tekniği uygulayacağız. Yani bir kendin olacaksın, bir orada seçtiğin iblisin olacaksın. Kimin neyi seçeceği de, yani direkt koronayı da seçebilirsin. Senin için şu anda iblis formunda gördüğün şey korona olabilir. İblis formunda gördüğün şey koronaya duyduğun korku olabilir. Başka bir şey olabilir. Onu yine meditasyon esnasında netleştireceksin. Onu somutlaştırıyorsun o meditasyon esnasında. Sonra onu bayağı böyle ilginç bir şekilde besliyorsun. Ki... Neye ihtiyacı varsa onunla beslensin. Çok da böyle ayrıntılarını ultra anlatmak istemiyorum. Biraz da böyle şey kalsın, gizemli kalsın diye. Onu besleme işlemi tamamlandıktan sonra zaten sen de inanılmaz rahatlıyorsun, gevşiyorsun. Ha bir kere mi yapılınca biter mi bu olay derseniz, o sizin iblisinizin ne kadar zamandır sıkışmış olduğu ile çok ilgili. Tuzsuz trimalyone mesela şey diyor, bir iblisiyle ilgili 30 gün boyunca beslemiş aynı iblisi. O da terk edilme korkusu ilişkilerde. O terk edilme korkusunu ancak 30 gün boyunca besleyerek rahatlamış o iblis ve kendine beslenmiş, hissetmiş. Ama tekniği öğreneceğiniz için Daha sonra o tekniği isterseniz kendiniz de uygulayabileceksiniz. Biz bunu yaptıktan sonra ikili-üçlü gruplarda bunu konuşacaksınız. Nasıl hissettiğinizi vs. Sonra büyük grupta konuşacaksınız. Şu anda da bayağı bir kalabalığız. Bakalım eğer benim yani 100 kişiyi aşarsak orada bir takım zoomda teknik şeyler de yapmam gerekecek zannediyorum. O yüzden eğer şey yapmak istiyorsanız kayıt alıyoruz ki o kişi sayısını görelim. Kayıt olunca size pazar günkü Zoom linki gelecek. Annem de gelmiş. Hoş geldin anneciğim. Sizin böyle bir anınız varsa anlatır mısınız? Şimdi benim kişisel olarak da böyle anlarım var. Bir de ben bu tekniği Baya bir zamandır bireysel koşlukta kullanıyorum. Bu arada şeyden bahsetmedim. Ben bu tekniği benim sevgili koçum Doscan Deniz'den öğrendim. Onun üzerine daha böyle kitabı vs. okuyarak bunu uygulamaya başladım. Bireysel koşluklarda çok kullanıyorum. Size şundan bahsedeyim. İçimizdeki çocuk da bizim çoğunlukta dışladığımız bir demonımız aslında, bir iblisimiz aslında. Yani şeyle... Şunu ben çok gördüm seanslarda. Karşıya oturttuğumuz mesela ilişkideki insan, yani sevgiliniz, eşinizi oturtuyoruz. Çok öfkeliyiz ona. Yani danışan demon olarak, iblisi olarak şeyi seçiyor. eşini seçiyor. Sonra o iblis aslında içindeki çocuğa, içindeki çocuğun korkusuna falan da dönüşebiliyor. Ve o beslendiğinde inanılmaz insana evet duygusal anlar falan yaşanıyor ama inanılmaz bir rahatlık, inanılmaz bir birlik hissi falan geliyor. Ben şeyde özellik yani çok böyle tetiklenmişsem bu tekniği kendim çalışmayı seviyorum. O zaman karşıya neyi oturtuyorum? Korkumu oturtuyorum, kaygımı oturtuyorum. Ve onunla çalışıyorum. Davulla ne söylemiş? Benim demin anlattığım, yani geleneksel yöntemde bir şarkı söylüyorlar. Onun bir ritüel şarkısı var. Ve aynı zamanda davullar, trompetler, çanlar falan çalarak bu iblisi besliyorlar. Yani normal şey öyle. Tibet ritüeli işte. bin yıldır yapılan ritüel böyle. Tsu-tsu-trim-al-yö-ne bunu Geç Doğup'taki yer değiştirme çift sandalye tekniğine uyarlamış. Çünkü bizim o zaten trompetler, o Tibet şarkısını söyleme imkanımız da yok. O yüzden biz bu bize yani Tibet'ten gelip Amerikanlaştırılmış tekniği uyguluyoruz. Kişi canını çok acıtan kişiyi nasıl affeder? İşte bu yöntemi bence deneyin. Affetme konusu büyük bir konu. İsterseniz onu başka bir canlı yayında anlatayım. Ben çünkü affetmek diye bir şeye inanmıyorum. Ama bu da büyük bir konu. Şu an çok anlatmak mümkün değil. Ama o benim canımı çok acıttı. dediğimiz kişi aslında bizim bir dış dünyada gördüğümüz iblisimiz. Onu ihtiyacı olan şeyle beslersek o zaman kendimiz işte o iç huzura kavuşuyoruz. Çünkü o beni çok acıtıyor diyerek iblisleştirdiğimiz her kişi, her durum bizim içimizdeki o enerjiyi bloke ediyor. İblisinizi besleme anınız yani. Onu çok böyle detaylı anlatmak istemiyorum. Çünkü o tekniği direkt yaşamanızı istiyorum pazar günü. O yüzden o teknikle ilgili ultra detay vermeyeceğim ki gizemli kalsın. Çalışmadan önce iblislerinizi keşfetmek için bir şey yapmamız gerekiyor mu? Hayır. Çalışma keşfetmeyi de içeriyor mu? Evet. Yani meditasyon esnasında zaten o an hangi iblisle çalışmanız doğruysa onu keşfedeceksiniz. Burada çalışma esnasında iblisler demin de anlattığım gibi dönüşebiliyorlar. Dönüştüğü zaman o iblisi besliyorsunuz. Haticeciğim süper bir konu demiş. Evet değil mi? Bence de gayet güzel bir konu. Rica ederim cevap için. Kayıt nereye oluyoruz? Kayıt hikayede Kayıt linki var. O kayıt linkine tıklarsanız oradan kayıt olabilirsiniz. Hikayede linki bulamazsanız DM'den yazın bize. Biz size göndeririz. Babam da gelmiş. Evet. Erkek kardeşime ait bütün ailem. İblisleri besleme konulu canlı yayınıma geldiğiniz için teşekkür ederim. Annem gelmez diye düşünüyordum iblis falan filan dedim diye ama o da gelmiş. Hoş geldiniz sevgili ailem. İçimdeki sıkışmış enerjiyi yalnız bu dönemleriyle öncesini de uzun süredir hissediyorum. Sigara bağımlılığından beslemem gereken ne çıkacak acaba? Teşekkürler. Çok güzel bunu böyle görmeniz. Evet, sigara bağımlılığınızda çalışabilirsiniz orada. Yani ben koronayı beslemek dedim. Çünkü şu anda koronayı iblisleştirmiş durumda. Ama orada içinizden O anki iblis korona değil, sigara bağımlılığa da gelebilir. Bambaşka bir şey de gelebilir. Belki korkunuzla, kaygınızla çalışacaksınız. O zaman da onunla çalışacaksınız. Annem diyor ki, bu gece nohut yemeği yaptım, iblise yedirebilir miyim? İblisine soracaksın anneciğim. Eğer nohuta şeyi varsa, nohutla beslenmek istiyorsa, nohutla. Belki başka bir şeyle beslenmek isteyecek. Kitabın adı neydi? Kitap İngilizce bir kitap. Teşekkür ederim aşkım. Kitap İngilizce bir kitap. Feeding Your Demons diye bir kitap. Tuzsultrin Alyoni'nin kitabı. Nurcan gülmüş. Benim anneme dediklerimi mi? Duygusal beslemek istemiyorum diyor annem. Evet, genelde biz iblislerimizi duygusal besliyoruz. Sevgili anneciğim bunu hissetmiş, o yüzden yazıyor. Evet, iblislerimizin yani her zaman duygusal aslında beslenmeye ihtiyacı oluyor. Bakalım sizin kişisel iblisleriniz nelerle beslenmek isteyecek? Onu önce kişisel olarak yaşayacaksınız. Sonra da önce küçük gruplarla, sonra büyük gruplarla paylaşacaksınız. Erbane aldım da. Bu ne demek? Onu anlamadım. Türkçe ritim ne olurdu? Erbane şey mi? Bir müzik aleti mi? Onu bilmiyorum. Düşünce neredeyse o durumu besliyoruz o zaman. Doğru oluyor. Şöyle cevap vereyim. Düşüncelerden ziyade biz burada düşmanlaştırdığımız aslında ne varsa onu besliyoruz. Evet bu bir düşünce. O açıdan bakarsak doğru söylediğiniz. Ama düşünceden ziyade şey gibi düşünmekte burada fayda var. Benim düşmanlaştırdığım, kabul etmek istemediğim, görmek istemediğim, Savaşmak istediğim her ne varsa onları işte benim iblislerim alıyor sevgili canlar. Evet, Nurcan neye güldüğünü söylemiş. Evet, doğuda demiş Gülhan. Hoş geldin Gülhan. Şey mi, erbane doğuda bir çalgı mı? Evet, yani şimdi biz tabii çalgıyla falan Bir şey yapmayacağız. Zaten o bayağı özel bir rütbel. Hatta o rütbeli uygulamak için bayağı bir eğitim alınıyor. O eğitim sonucunda bir inisiyasyondan falan geçiliyor. Böyle bir şey yapma şansımız yok. Ama iyi ki Sul Trimalione bunu işte geç doğa teknikleriyle birleştirmiş. Bu sayede çok insan bu tekniği uygulayabiliyor. Hatta Sul Trimalione bundan böyle bir 10-15 sene önce Dalai Lama'nın da olduğu birçok Budist rahiplerin ya da uygulayıcıların olduğu çok büyük bir konferansta binlerce insana bu tekniği yaptırmış. Ve Dalai Lama da çok teşekkür etmiş ona. Çünkü o sayede yani bu pratikler çok güzel ama böyle çok sınırlı insanla kaldığı zaman da o kadar faydası olabiliyor. O yüzden Sultrmalione'ye çok şey borçluyuz. Gerçekten iblislerimizi besleyebiliyoruz onun sayesinde. Saat 2 ile 4 arasında, pazar günü, Kadının Sessiz Çağı diye geçen bir çalgıymış. Erbane, doğru söylüyorsam. Evet. Valla bizde de aslında, belki Anadolu'da da bu tarz şeyler var, teknikler var. Ben maalesef bilmiyorum. Belki işte o tekniklerle de birçok psikolojik şifalanma mümkün. Evet bayağı 40 dakika oldu. Şeyle ilgili yani bu pratikle ilgili aklınızda itirazlar var mı? İçinizde itirazlar oluştu mu diye soracağım size. Yani iblisleri beslemek Allah'ım çok korkunç bir şey ben böyle bir şey yapamam diyeniniz var mı? Yoksa Benim anlattığım kadarıyla bu size çekici mi geliyor? Ya evet bu yöntemi ben deneyeyim. Zaten koronayla da savaşamıyorum. Onu da görüyorum mu diyorsunuz? Onu da bana yazarsanız şöyle bir 10 dakikada toplamak istiyorum. Tam sonuna kadar zamanımı kullanmak istemiyorum. Çünkü şey yapmak istiyorum yani 24 saat içinde yayınlaması ve kaydedilmesi zor olabiliyor. Tam ucu ucuna yaptığımda. Geçen öyle kaydedemedim. İlk başta evet ama anlattıkça sakinleştim. Evet süper. Çok sevindim buna. Çekici geliyor ve orada bir iblis işareti. Valla şöyle... Gölgeleri de biliyorsunuz baya bir anlattım geçtiğimiz haftalarda. Şeyin sonu yok. Yani kendine yabancılaştır ve savaş onun sonu yok. Burada savaşmak konsepti yerine beslemek konsepti var. Onunla bir olma, bütünleşme konsepti var. O beş aşamanın içerisinde. Ve onu besleyip onunla bir olduğunda yaşadığın o iç barış, iç huzuru, duygusu da gerçekten arkadaşlar hiçbir şeye benzemiyor. O yüzden Bu duyguyu yaşamak istiyorsanız, artık dezenfektanlardan eliniz yol yol olduysa, eliniz egzama olduysa, her markete gittiğinizde acaba ben kaptım mı diye düşünüyorsanız, ya da koronanın tetiklediği başka şeyler olmuşsa sizde, yani demin Özlem yazdı galiba, evdekiler, o evdekilerle bir arada olma, Evdekilere belki duyduğumuz çeşitli duygular, öfkeler, kızgınlıklar vs. Yani her ne varsa bizim olmakta zorlandığımız, o bizim iblisimiz ve o iblisle çalışma yöntemini hem uygulayıp hem de ondan sonra da öğrenebilirsiniz. Katılmayı çok isterim yazmış Gaziye. O zaman kayıt ol lütfen. Seni de görelim aranızda saat ikide. İblis derken insanın içindeki karanlık taraftan mı bahsediyoruz? Evet, yani iblisler eşittir gölgeler ve gölgeler karanlık tarafınızdır. Doğru. Öte yandan şeyde, yani geleneksel anlayışta iyi ve kötü var ya, aydınlık iyi, karanlıkta kötü olarak geçer. Burada ise dualite yok. Yani buradaki o karanlık, kötü bir karanlık değil olarak cevap vereceğim sorunuza. Varım bu söylediğin açıktır. Bir şey daha aklıma geldi. Ondan da bahsedeyim. Şimdi tanrı iblisler diye bir kavram daha var aynı zamanda bu konseptin içinde. Yani iblisler bizim Tukak'a saydığımız şeyler ya. Tanrı iblisler de Bizim çok tutunduğumuz hayallerimiz, çok tutunduğumuz umutlarımız, beklentilerimiz de tanrı-iblis. Çünkü tutunduğumuz hayaller, tutunduğumuz beklentiler aynı zamanda kaygıyla içişe giriyor. Kaygıyla içişe girdiği için de onlar da iblisleşiyor ve onlara da god-demon olarak çevirmiş. Belki Tibet dilinde bambaşka bir isim vardır. Dışarıdaki iblisle yüzleşeceğime içimdeki iblisle yüzleşmek daha sevimli geliyor. Ya şöyle aslında dışarıdaki iblisle yani dışarıya yansıttığımız şey aynı zamanda içimizde de var. Biz bazen içimizdeki iblise dönebilmek için de dışımızdaki iblise önce bakmadan geçiyoruz yol olarak. Ondan sonra içimizdeki iblise erişebiliyoruz. Bazen de Kısmet sende olduğu gibi direkt içindeki iblisle erişebiliyorsan onunla da çalışabiliyoruz. Evet, hafiften kapatalım mı bu acaba yayını? Ne dersiniz? Şöyle bir şey yapalım mı? Şu anda bu canlı yayında şu anda çalışmak istediğiniz iblisle ilgili bir kafanızda fikir oluştu mu? Hangi iblisle çalışmak size çekici geliyor? Onunla ilgili böyle yazarsanız birkaç kişiden duyalım. Böylece konu size nasıl geldi, sizdeki yansıması ne oldu ben de görmüş olurum. Çok faydalı buldum. İç barış ve denge önemli bizim için. Evet, aynen. Burada yapmaya çalıştığımız şey o dışladığımız enerjiyi açığa çıkarmak ve bizim kılmak. O enerjiyi, o hazineyi kendimize yetiştirmek. Twitch sonuna yetiştim demiş Mehmet'cim. Mehmet'cim şey, inşallah 24 saat içinde bunu izleyebileceksin. Ve inşallah ben bunu kaydedip bilahare hemen koyamam. Yüklenme süresi oluyor ama şeye koyacağım inşallah YouTube'a. 24 saat içinde de seyredebilirsin. O küçük bir meditasyon yapalım mı? Meditasyon şeyde yapacağız. Pazar günü yapacağız. Olur mu? Süper. Evet, terk edilme korkusu gelmiş. Süper. Bu arada demin anlattığım sultrim Alione'nin 30 gün boyunca her gün beslediği iblisi de buydu. Bilmiyorum onu duydun mu sevgili Zeynep? O evet önemli bir iblis. Peki şey, koronayı beslemek isteyen var mı? Onu da bir görsem. Seni seviyoruz, devam et demiş Ayhan. Anne, ilgisizlerden bahseden kızını da seviyor musun? Aa, çok ilginç. Bir tane daha kaybetme korkusu gelmiş. Demek ki bu baya... ...genel bir iblis olarak görüyorum bunu. Bir tane daha gelmiş. Sevgililerin tarafından terk edilme duyusu. Aa, üç tane terk edilme geldi. İçimizdeki karanlık yanımız yani yok saydıklarımız. Kesinlikle öyle, evet kastettiğim. Peki. O zaman... Yavaş yavaş sizlerden ayrılmak zor olsa da kapatıyorum canlı yayını. Hepinize katıldığınız için çok teşekkür ediyorum. Bir de değersizlik gelmiş. Evet. Başka bir iblis olarak. Benim iblisim Neşe'li. Haa. Neşeli olunca oy bu son mu işte ama. Evet efendim. Hepinize çok teşekkür ediyorum. Bu canlı yayını da seyredecek şeye katılanlar, Zoom üzerinden katılanlar çok çok çok teşekkürler katıldığınız için diyor. Ve canlı yayınımı sonlandırıyorum. Bay
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









