
Gülen Gündüz Yılmaz teaches how to work with your inner child through her Sarsarmala program, which uses free-writing exercises and habit analysis to uncover emotional needs. She explains how the critical parent voice blocks emotional expression and why a safe community is essential for healing childhood conditioning.
Chapters
Oradaki yolun ve zor duyguyu anlamaya, bastırmadan o duyguya temas etmeyi öğrenmek buradaki anahtar. Ama bu belli bir müfredatla gerçekleşen bir şey. Tek içimdeki çocuk programıdır, bunun anahtarı demiyorum. Ama belli bir müfredatla benim duygu farkındalığı geliştirmem gerekiyor ki oradaki duygulara temas etme kapasitem büyüsün. Bunu tek başıma yapmak imkansız çünkü çocukluktan gelen koşullanmalar çok güçlü. Yani ağladığınızda eğer dayak yemişseniz ya da ağladığınızda anne babanız sizi görmezden geldiyse o sizin beyninizde kodlu. Onu aşabilmek ancak güven dolu bir ortamda belli bir yapı çerçevesinde sizinle aynı yolu yürüyen bir kabile eşliğinde bir adım adım gerçekleşiyor. Bunu da bilirsek olaya daha gerçekçi bakmamız mümkün olur. Yani ben bunu biliyorum ama yapamıyorum dediğimizde de eleştirele dediğin aktif olur çünkü. Bak gördün mü bunu yapamıyorsun. Bak gördün mü sigarayı bırakamıyorsun. Bak gördün mü hala çok yemek yemeye devam ediyorsun diye. Oradaki farkındalık çoğu zaman bize hizmet etmediği gibi eleştirel ebeveynin eline bir tane daha silah vermiş oluruz. Bu tanıdıktır zannediyorum bir sürünüze. Yani kişisel olarak gelişirken birçok zaman eleştirel ebeveynimizin eline de silahlar veriyoruz. O yüzden onu ayrıştırmak çok önemli. Kahve içmek istediğimizde ne yapalım? Zor çünkü, azaltacağım deyince bile olmuyordu. Bahsettiğim gibi gözlemciden hangi ihtiyacınız var orada? Kahveye hinklediğiniz, kahveye bağlaştırdığınız, o ihtiyaçları bulmak, o ihtiyaçları farklı stratejilerle geliştiren de bir ideal babanızın olması lazım. Biz yalnızca eleştiren ebeveyni duymamak için de kendimizi uyuşturuyoruz yoksa bedenimizin ihtiyaçlarına uzaklaştığımız bedenimizi de duymamak için de uyuşturuyor muyuz? Evet, ikisi de. Şimdi bedenimizi de neden duyamıyoruz? Bedenimizi neden duymak istemiyoruz? Orada da eleştiriyle bebeğin bir yandan aktı. Bedenimizde bir sürü duygu var. O duygulara temas etme halini biz bilmiyoruz. Ve eleştirel ebeveynimiz de o duygu çıktığında o duygu çıkmasın diye de kafamıza vuruyor. Biz artık 25 yaşındayız, 45 yaşındayız. Artık öfke duygusu çıktığında, üzüntü çıktığında bize kızanımız yok. Bizi dövenimiz de yok. Ama eleştirel ebeveynimiz o rolü devralmış durumda. O yüzden bu ikisi de aynı şey. Yani eleştirel ebeveyni Duymamak için kendimizi uyuşturuyoruz ve aynı zamanda o bedendeki duyumları da duyma kapasitleriniz yeterince gelişmiş değil. Bedenimiz ruhumuz ile uyumlu değilse ne önerirsiniz? Beden genç yaşta olmasına rağmen ağır ve hareket etmek istemiyorken ruhumuz tersine neşeli ve sürekli hareket etmek isteyen bir yapıya sahipse? Buna şöyle cevap verebilirim. Şimdi sizin beden ve ruh diye adlandırdığınız o iki parça arasında demek ki bir çatışma var. Bu çatışmalara yani bu ne diyor? Neye ihtiyacı var? Duygusu ne? Burada ne var? Bunlara bakmak yine geliştirmemiz gereken şeylerden biri. Yani içinizdeki kutuplara, içinizdeki polaritelere bakmayı öğrenmemiz gerekiyor. Biz buna yaz, tut, kutlanın ikinci yarısında bakıyoruz. Çünkü buraya bakmadan önce, önce duygulara bakabilme, duygu farkındalığı kapasitemizi büyütmemiz gerekiyor ki sonra içinizdeki o bölünmüş parçalara bakabilelim. Şimdi içinizdeki bölünmüş parçalara bakmak çok ama çok önemli bir kendini gerçekleştirme, olgunlaşma, kendini gerçekleştirme süreci. Ne kadar bölünmüş parçamız varsa o kadar küçük bir hayat yaşarız. Ne kadar birbirine entegre edebildiğimiz parça varsa hayatımız o kadar büyür. Hayatta gerçekleştirmek istediklerimiz ve hayata sunduğumuz katka büyür. O yüzden de bu konu önemlidir. Öte yandan bu süreç bir ömür boyu da devam eder. İlk çocuğumuzla nasıl temas kurup onu mutlu edebiliriz? Pratik bir yolu var mı? Kestirme bir yolu yok bence, onu söylemeliyim. Nasıl yaparız diye soruyorsanız, hem kitabımda bayağı bunu temel olarak anlattım ben, hem de videolarda önerdiğim egzersizler de var. Kendiniz çalışacaksanız bu yolu takip edebilirsiniz. Birçoğumuz iç çocuğumuza teması, demin de belirttiğim, yapılandırılmış bir müfredat çerçevesinde yapabiliyor. Çünkü o çocukla temas edecek belli bir güçte bir ebeveyn yok içimizde. Bu da çok doğal bir durum. Yani eğer buna temas etmek sizi korkutuyorsa, sizi endişelendiriyorsa, falan diyorsanız bu da çok doğal. Bunu yapmak zorunda değilsiniz kendi kendinize. Yani yapmamak normal. Bunu gerek bir grup çalışmasında gerek bireysel seanslarla yapabilirsiniz. Mükemmel olmadığımda kendime büyük bir başarısızlık olarak görüyorum. Bunu nasıl aşarım? Eleştiren ebeveyninizin burada söylediklerine net olarak fark ederek ve bu konu üzerine çalışarak aşarsınız. Biz bunları seviye seviye çalışıyoruz. Çünkü eleştirene bebeğinin söylediklerini, o enerjiyi bir kendimizden ayrıştırıyoruz mesela birinci modülde. İkinci modülde ne yapıyoruz? Orada benim çocukken aldığım, kabul ettiğim, içe alınan mesajlar ne? Mesela bunlara bakıyoruz. Mükemmel değilsen, sevilmeye layık değilsin. mükemmel değilsen ya da başarısızsan şöylesin böylesin. Bu mesajları da çalışıyoruz. İç içe geçme mekanizması çalışıyoruz. Hangi konuda iç içe geçiyorsunuz? Mesela birçoğumuz işiyle iç içe geçiyor. İşinde başarısızlık yaşadığında iç içe geçtiği için işiyle ben başarısızım, ben şöyleyim, ben böyleyimden geçiyor. Bu mekanizmaları anlamak Bizim farkındalığımızı katman katman aşağıya indiriyor ve o farkındalık tamamlandığında gerçekten bizim davranışlarımız sırf hayata bakış açımız değil, davranışlarımız da değişiyor. Bugün de çok kahve içtin derken eleştirele bebeğin konuşuyor. Çok doğru, aynen öyle. Hem azaltmak hem de eleştirele bebeğini susturmayı nasıl yapabiliriz acaba? Kahve ile ilgili baya bir kimlik üzerinden örnekler verdim. Acaba sizde kahve nelere linklenmiş? Nelerle bağlı? Cool insan olmakla mı bağlı? Şık havalı olmakla mı bağlı? Vesaire vesaire. Bunları keşfetmek için 6 dakika yazı çalışması yapabilirsiniz. 6 dakika yazı çalışması şöyle yapılıyor. Saatinizi kuruyorsunuz 6 dakikaya. Kalemi hiç kaldırmadan serbest bilinç akışı Ne geliyorsa yazıyorsunuz. Eğer kaleminiz akmaya devam ediyorsa 15 dakika da yazabilirsiniz. Ama kalem hiç kalkmıyor. Of sıkıldım, of bilmem ne. O fikirler, o düşünceler geliyorsa onu da yazıyorsunuz. Bakalım oradan acaba ne çıkacak? Bedenimizdeki duygular, içimizdeki çocuk tarafımız. Doğru. Yetişkin tarafımız da gerçekçi tarafımız. Hangi sesi dinleyeceğiz? Duygularımız mı, gerçekçi tarafımız mı? Şimdi önce şunu netleştirmek lazım. Geçen hafta şu örneği vermiştim. Bir geyik, susuzluk duygusu yaşadığı zaman o duygu onu su bulmaya doğru harekete geçiriyor. Bu bizim için de aynı. Hissettiğimiz her türlü duygu, öfke dahil, nefret dahil, bize o ihtiyaçları, O duygunun işaret ettiği ihtiyaçları karşılamak üzere, harekete geçirmek üzere tasarlanmış bir yapımız var bizim. O yüzden hissettiğimiz duygular gerçek. Onlar alerj sistemi. Git şu ihtiyacını karşıla diyor bize. O yüzden duygularımızın gerçekçi olmadığıyla ilgili söylem çok doğru bir söylem değil. Umarım anlaşılır olmuştur geyik örneği üzerinden. Bu çalışmaları grup olarak mı, bireysel mi yapıyorsunuz? Şimdi ben içimdeki çocuk çalışmalarını ve bu konseptte anlattığım bütün çalışmayı grup çalışması olarak online yapıyorum. Bireysel çalışmalarda da biz bu konulara değiniyoruz ama bireysel seanslarda bunu bu kadar yapılandırılmış olarak almanız mümkün değil. O nedenle bireysel seanslara alacağım kişileri de sarsarmalayı bitirdikten sonra kabul ediyorum. Çünkü bu yapıyı öğrendikten sonra kendinizi anlamamız çok kolaylaşıyor. Yani o sarsarmala programı içerisinde yapılar oturuyor kafamda. Eğer bireysel seans almak istiyorsam, o bireysel seansı da çok daha verimli bir şekilde alabiliyorum. Benim sistematiğim bu şekilde.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









