
A Turkish group therapy session where participants use dual-hand writing to dialogue with their inner child. The right hand asks questions about unmet needs and desires, the left hand answers as the child, then people share what emerges: ignored feelings, blocked creativity, wishes to play. The facilitator guides them toward meeting those childhood needs as adults.
Chapters
Ben başlatayım bari.
Buyurun.
İçinizdeki çocuk neler istiyor? Konuşmaya hazır mıyız?
Aa neler istemiyor ki.
Aslında hepinize bir kağıt versen mi ya? Hepinize kağıt verin. Sadece ben yaptım daha. Bu
boş kağıt mı onlar?
Evet.
Bu evdeki hiçbir kağıt boş değildir.
Ben şimdiden çocuğumla semasa geçtiğim için pembeyliği almak istiyorum.
Ben de çift çocuk olacağım.
Şimdi bakın şöyle bir şey yapıyoruz.
Hayır çift çocuk. Çift çocuk. Çift çocuk. Süpermen.
Anaa K çıktı ya. Çıkıyor.
Karaman çıktı. Abim geçen gün söylemişti zaten. Çocukken hep K Karaman filmleri izlerdi sanırım. Cüneyt Arkın da benim şeyimdir. En çok izlediğim aktördür.
Şimdi herkes sağ elle mi kullanıyor?
Evet sağ.
Şimdi sağ elle istediğiniz şeyleri sorabiliyoruz çocuğa. Şimdi daha böyle spesifik olalım. Şöyle kağıdı dikeğine ikiye ayır. Şöyle bir şekilde. Sağ elle çocuğa istediğini sorabilirsin. Mesela neye ihtiyacın var falan diye de sorabilirsin. Neye ihtiyacın var? Bugün sen ne yapmak istersin falan gibi sorularını sorabilirsin. Sonra sol eline geldiğinde bakalım sol eline neler yazılacak.
Sanki hiçbir işe yaramayacakmış gibi bir çalışmaya değil mi?
Değil mi?
Evet öyle görünüyor.
Çok böyle lüzumsuz bir çalışma.
Yani aa ne olacak ya falan. Kendi kendine uzun bir şey çıkmıyor. Öyle görünüyor yani.
Tamam. Şimdi o zaman şöyle bir saati bir kursak.
Dur bakayım.
Senin saati var değil mi orada?
Ne kadar süre olacak?
Saat süre verelim. 5 dakika verelim mesela. Tamam. 5 dakika boyunca diyalog yazacağız. Birbirimizle konuşmayacağız. Çünkü şeye konsantre olalım diye. Ama başlatalım.
Başlayalım mı?
Hadi başlıyoruz.
Ne yazıyor?
Çocuğuna neye ihtiyacı olduğunu, bugün ne yapmak istediğini.
Çocuk mu yazıyor şu anda?
Ebeveyn çocuğa soruyor. Ebeveyn sağ elle çocuğa soruyor. Sonra çocuk sol elle cevap veriyor.
Tamam sağ taraf 5 dakika, sol taraf 5 dakika. Ama oldu.
İçinizi bölmeye hazır mısınız?
Hadi bakalım.
Hadi başladık.
Ya bir dakika ya. Nasıl yapacağız biz bunu ya? Çok zor bir çalışma ya.
Merhaba de. İlk başta. Yine sol elini alıyorsun. 2 dakika var çocuğa, ne istediğini sorduğunuzdan emin olun. 45
saniye.
Hiç tahmin etmedim, bir şey yazmıyor ya.
Evet.
Ben bütün bu kadar şeyden Okuyayım mı?
İstiyor musun okumayı?
Ya çok enteresan ya. Ben çocukluğuma... Şimdi gittim ben daha. Unuttum, hiç aklıma böyle gelmedi. Nasıl oldu ya? Çok saçma yani. Bu kadar yıldır çocukluğumu düşünüyorum. Çocukluğumun özünü oluşturan şeyi hiç söylememişim. Şimdi yazdım. Çünkü ben bütün çocukluğum böyle geçti ki. Okuyayım mı diyaloğu?
Oku.
Bütün yani. Bütün çocukluğum diyorum yani.
Eee sonra?
Tamam ne? Ne deneyi yapmak istiyorsun? Malzemem yok almıyorlardı eşim. Evet doğru öyleydi yani. Hep böyle bir malzeme eksiğim vardı. Yapamazdım. İzin verilmezdi. Ne yapmak istiyorsun diye tekrarsız bunu deney yapmak için malzeme ve kitap istiyordum.
Şimdi bir şey diyeceğim sana.
Sonra bir yerde bıraktın bunları yani.
Evet şimdi çocuklukta bırakılıyor ya. Şu anda ama içindeki ebeveyn aslında bunları sağlayabilir şu anki çocuğa.
İşte onu sağlamaya Şimdi çocuk demiş ya
deney yapmak için kitap almanı şey al diye. Ne zaman yapabilirsin çocuğa mı söyle? Ne zaman alacağım yani? Ne zaman deney yapabilirim?
Abi deneylerin maliyeti arttı şimdi.
Gelin arkadaşım.
Oğlum kafamdaki deney için 1 milyon TL lazım artık. Merak etmiyorum şimdi çoğu şeyi. Cevabını biliyorum ama kafamda başka şeyler var.
Hemen yazsana. Daha doğrusu çocuğa sor ve sol eline yaz.
Ne sorayım?
Şu an hangi deneyi yapmak istiyorsun diye çocuk cevap versin. Belki o 1 milyon TL'lik şeyi çocuk istemiyordur çünkü. Ben her zaman şüphedeyim. Kim ne istiyor diye. Seninki de merak ediyorum.
Niye herkes o kadar arası sıkışık yazmış ya? Niye böyle ilginç yazdın?
Evet.
Merak edemezsin.
Ve habadar yazmışım.
Ben bu arada önceki senin bu şey var ya, zoom üzerine yaptığımız eğitim. Aynı yine bu şekilde yazdım.
Araları bu kadar bu kadar açıktı.
Ve iki sayfa falan kullandı. Alta geçtim.
Bir de şöyle şöyle. Hani bir şeyi de var. Kendi içinde bir estetiği var.
İkisi de bu tarafa doğru eğiliyor.
Onu çok düşünmüyoruz. Elimizde hemen sonu almış. Hemen yazıyoruz.
Poğan aklına geldi.
Şu an ne düşünce duygu geliyor?
Küsmüşüm.
O zaman onu yaz.
İnancımı kaybettim, boşver. Çok karanmış yani. Bu şey de oldu. İlkokulda şiir yazdığım dönemde ben aynı şeyi yaşamıştım. Müdürüm ölme, annem öğretmen diye. Bloke koymasından da küstüm. Bir daha hiç yazmamıştım. Meğerse hepsi birinci seçiliyormuş.
Ya şimdi şöyle Levent. Bu it çocuğu öncelikle şeye inandırmak gerekiyor. Yani ben sana ebeveynlik yapacağım. Ve ben senin sorumluluğunu alıyorum. Onu söylemek gerekiyor. Bu diyaloğu sürekli sürekli yapmak gerekiyor.
Böyle bir çocuk bu soruya nasıl cevap veren?
Nasıl bir çocuk?
Yani kafasında on binlerce şeyi yapmayı hayal eden birisi bu soruya çok rahat cevap vermeliyken bilmiyorum cevabını.
İşte küskün ve kırılgan çocuk bizim çok çalıştığımız bir şey. Böyle çok çıkıyor yani.
Zaten öyle bir çocuktun, kırılgan bir çocuktun.
Kırılgan bir çocuktu. Şu anda da kırılgan bir çocuk var içinde. O yüzden o içe bebeğinin büyümesi gerekiyor aslında. İçe bebeğinin benim artık, ben sana o deney için şey almaya hazırım demesi gerekiyor. Bak bir şey söyleyeceğim sana. Demin artık yapmam çünkü 1 milyon TL dedin ya. Hadi gel soralım dedim sana. Yani yetişkin tarafımız daha küskünüm ve kırıldım diyen çocuğu görmek istemediği için ancak 1 milyon TL'lik olursa ben bunu yaparım gibi bir şeyler söylüyor. Olayı rahsiyonalize ediyor.
1 milyonun olsa 3 milyon TL diyecek. Kaçış.
Kaçış çünkü kırgın ve küskün o çocukla temas etmek istemiyoruz.
Tabii ki kafanda hiçbir proje yok ki 1 milyon TL diye. Öyle oluyor.
Şu an şey yapabilir miyiz peki? Muhammet Bey, öyle devam etsek? Sonra seninle bu odaya seansta çalışsak olur mu?
Olur.
Hadi sen bize diyalogu oku.
Ben okuyayım. Ben biliyorsunuz ki arkadaşlar, YouTube'a yavaş yavaş video çekmeye başladım. Ve bu benim için çok heyecanlı bir olay. İlk başta nasılsın diye sordum. Sonra o dedi ki, iyi sen nasılsın? Sonra neler yapıyorsun diye sordum ben. Heyecanlıyım dedi. Dedim ki, neden heyecanlısın? Dedi ki, ilk defa bu kadar beni çıkartıyorsun.
Dedi.
Dedim ki nasıl yani? Yani çıkartıyorsun derken neyden bahsediyorsun? Dedi ki benimle gurur duyduğunu hissediyorum dedi aslında bu. Dedi ki ben aslında seninle her zaman gurur duyuyordum dedim ben. Yani şey yetişkin tarafım. O da dedi ki evet ama bunu ilk defa söylüyorsun. Hatta bak bunu söylüyorsun dediğim zaman tüylerim diken diken oldu dedi. Sonra ne istiyorsun diye sordum ben buna. İşte şu anda bu duruma devam etmeni istiyorum dedi. Ben de pek hala dedim. Yani benim kafamda soru işareti vardı. İşte o videoları çekmek veya orada konuşmak beni şey yapıyordu böyle, huzurlu hissettiriyordu ve bunu ben tarif edemiyorum. Ya anladığım kadarıyla herhalde ben orada bayağı goygoya vurduğum için buradan çocuğum şey yapıyor.
Mutlu çocuk.
Mutlu.
Evet.
Ellerim diken diken oldu yine. Sonra ne istiyorsun diye sordum ben buna. İşte iki ay önce yaptığım zaman mesela karamsar bir çocuk çıkmıştı. Kendini yalnız hisseden, mutsuz ve mesela deniz kenarında bomboş oturan bir çocuk çıkmıştı tek başına. Ama şu anda bunu hissetmeniz de güzel.
Çocukla diyalog kurdukça böyle değişiyor çocuğun şeyleri. Umut var yani kuzenin. Evet, Ebru okumak ister misin?
Tabii. Şimdi ben de ilk çocuğumla sık sık konuşmaya başladım. Bunu deneyimlemeye de başladım.
Bugün sordum, canım çocuk.
Merhaba, nasılsın?
İyiyim, bugün neşeli.
Demiş. Çok sevindim. Neşenin teveccühünün karnağı nedir? Benimle paylaşır mısın? Tabii. Bugün özgürce sokağa çıktık. Yollarda tek başıma şarkı söyleyebilmek iyi geldi.
Demiş çocuk.
Keşke hep yapsak demiş. Burada ebeveyn yine hemen... Her zaman yapamayız.
Her zaman yapamayız.
Çünkü... çalışmam ve bitirmem gereken işler olabiliyor.
Yazmış.
Ben sonra sormuşum çocuğa. Biraz iddialı bu. Beni rahat bırak, işini çabuk bitir. Bitirince özgür olabiliriz çünkü. Yani ben yine burada şunu bir kez daha çıkardım. Hala çocuğu zaman zaman sıkmaya devam edebiliyorum. Yani önceliklerim hep bitirmem gereken iş, başka şeyler. Onun ihtiyaçlarına sanki biraz daha öncelik vermem gerektiğini daha iyi böyle hissediyorum ama uygulamada zaman içinde pratik kazanacağımı düşünüyorum.
Ya önemli olan şey aslında bak şu an görüyorsun ya çok açık ve seçik olarak bu diyaloğa baktığında neyin ne olduğunu görüyorsun. Evet. Bu aslında çok büyük bir ilerleme.
Onun hislerini daha rahat duyabilmek.
Evet. Yani hem duymak hem de o edebeyinin çocuğu hala o alanı açmadığını görmen falan da çok önemli.
Evet.
Şeyler. Hadi okuyayım mı?
Evet lütfen.
Şimdi ben de edebeyin çok konuşmadı çünkü ben konuşup daha çok sol elle yazıyorum. Yani benim çok sağ elle yazmama gerek yok artık. Anlatabiliyor muyum? Saat böyle sol elle şey yapıyorum. Hani sorup ağırlıkla... Bu pratik yaptıkça oluşan bir şey. Pratik yaptıkça olan bir şey. Bu arada pratik yaptıkça da, sağ el-sol el yapmadan da bedenine dönüp cevap da geliyor. Çocukla konuşmayı çoğalttıkça oluyor.
Bunu göstersene kameraya. Hatta çevirsenize herkes. Çevirsene bir şey ya. Nasıl yazılmış o olay diye.
Benimkinde gördüğünüz gibi şey yani. Edeveynin konuştuğu kısım değil. Direkt şey konuşuyor. Merhaba tatlım, diyor ebeveyn. Çocuk şey diyor, eğleniyorum. Kıyafetim de güzel oldu. Bana kırmızı al. Hep süslü olalım. Evde de süslü kıyafet. Sonra ne yazmışım? Bu arada ben çok hızlı yazıyorum. Siz daha düzgün yazmaya çalışıyorsunuz ya. Bunu yaptıkça iyice korkunç yazıyor. İki dakika sonra okuyamıyorsun yazdığını. Süslü kıyafet. Güzel olsun, gri kıyafet olmasın. Burada gri kıyafet olmasın derken gri bir tane eşofman aldım. Nolkastı diyor. Ben bunu giymeyeceğim artık. Anladım yani. Sonra sormak istedim. Ruj, rimel falan da mı istiyorsun? Yoksa hafif makyaj ve güzel kıyafet mi? Ruj bazen, rimel bazen. Hareketten sonra süslen. Hareketle şeyi kastediyor. Ben sabah meditatif bir şey yapıyorum ya, onu yaptıktan sonra süslenelim. Hemen, diyor. Bugün onlar gitsin, biz eğlenelim. Sonra güzel, güzel eğlence. Şeklinde.
Levent da oluyor abi.
Levent niye şekerip bileşek miydi? Sonraki videodan. Benatı dağıtmıştık. Çok iyi bir fikir değildi.
İlk başta güzel bir fikir gibi gelmişti. Ama bu duygusal bir durum değil. Bu daha farklı. Ben onun ihtiyaçlarını vermeye hazırım da iletişime geçmemişim. Hani demiştim ya, bir babanın çocuğuna baktığı gibi bakıyorum. Aslında ona ebeveynlik yapmaya hazırım da, dönüp sorma bana. onun ihtiyacını kafamda belirmişim. Ona yönelik gidiyorum da dönüp sorsam.
Şimdi ben itiraf ediyorum. Sen onu yazdın. Daha şimdi ona nereden başlasam, nasıl olmazsam diye bilemediğim için yani... İyi güzel dedim. Dedim.
Sonra dedim... Bundan sonra sana nasıl güveneceğiz? İyi güzel demeden ne dedim?
Ne oldu?
Niye iyi güzel dedim? Kesin bir şey yok.
Ya şimdi çocukla çok uzun süre çalışmadıysan O zaman o sorduğum sorulara çocuk bunu istiyor diye verdiğiniz cevapların %90'ı yalan oluyor. O da %99'u yalan oluyor. Yani çocukla bir süre çalışman gerekiyor. Çocuğu gerçekten duyman için. O yüzden sen diyorsun ya felsefe tarihi okumak istiyorum falan. Hı hı diyorum ben içimden.
Okuyorum ama.
Ya oku tabii ki ama onu çocuk istemiyor yani.
Hangi çocuk ister felsefe tarihi?
Ne bu? Genelde istemez.
Oynamak ister çocuk.
Fakat yine ne yapmak istedi?
Hiç mi okumayacak yani? Okuyanların problemi mi var?
Şimdi şöyle anlatayım. Bizim entelektüel bir parçamız da var. İçimizde yetişkin parçalar da var ve o parçaların da ihtiyacını karşılayabilmemiz gerekiyor.
Çocuğu halletmeden...
Ama bir çocuğa bakalım yani. Bir de şeyi ayırt edelim. Yani bunu yetişkin parça mı istiyor, bunu çocuk mu istiyor? İçindeki çocuk ne istiyor sorusuna? Talesefe tarih cevabı geliyor ya. Orada sen hangi parçan ne istiyor? Çocuk ne istiyor? Orada daha çalışmak gerekiyor.
Valla o kadar iyi anladım ki. Anlatayım mı mesela?
Anlat.
Benim babamın bana karşı tavrını çocuğuma yapmışım. Mesela benim pazar günü babamla bir şeyler yaparak vakit geçirme ihtiyacım var. O açmış böyle gazeteyi, hüngürt diye okuyor böyle 4 saat boyunca. Odaya geçiyorsun gazete okuyor. Sinirim bozuluyor. Saat 4 gazete okuyor. Abi gel benden iki bir şey yap bana. Duayla ilgili bir şey öğret. Bir şey yapalım beraber. Ama o benim ihtiyacımı karşılamak için yapıyor belki de. Siyaset bilmeli, daha ne bileyim iş adamları da daha rahat yapabilmek için bazı siyasi manevraları bilmeli, tamir etmeli.
Anne babalarımız farklı parçalarımızı geliştiriyorlar. Doğru. Bir de işin şöyle bir kısmı var. Senin kendi iç çocuğuna yaptığın iç ebeveynlik, annenden ve babandan aldığın şeylerini toplamak.
Evet.
Yani burada esas aslında bizim dikkat etmemiz gereken şey hani çocuklukta bana ne oldu? Yani oraya da biraz odamıza aslında çekmemiz gerekiyor. Yani oradan odanı çek, şu anda benim iç ebeveynim, iç çocuğumu ne yapıyor? Oraya odağı getir. Yani çocukluğa da bakılır, hani çocukluğa da girilir. Ona karşı değilim de odanın ne kadarı orada? Çünkü şu anki iç çocuğunun, diyorsun ya o zamanki ihtiyacımı karşılamadı o anki. Peki şu anki O yüzden içe bebeğini geliştirmek şart.
Bebeğini geliştirirsek o çocuğa düzgün davranacak. O doyduğu zaman sen doymuş bir gelişim yaşayacaksın.
Evet.
Gidelim mi acaba artık?
Oldu. Kanala abone olun. Sinirimi bozmayın.
Bu beni geren bir konu lütfen arkadaşlar rica ediyorum.
Kanalımıza abone olun. Gerçekten çok emek veriyoruz. Sizler için uğraşıyoruz.
Ve gerçekten inanılmaz güzel içerikler.
Biz çok şey fark ettik kendimize.
Eminim sizler de fark edeceksiniz.
Lütfen kanala abone olun. Yalnız bu çocuk da ağlıyor.
Aslında küsmüş Levent ortak alanın üzerinde basit oyuncaklarla oynuyordu. Ve ben uyanmadım aklıma gelen. Çünkü ben sevmem plastik araba, yapçı çarpıştır falan. Orada herkesin beklediği çocuklara dönüyorum. Kaçıyorum. Ama değilim aslında o. Saçma sapan oyuncaklar oynuyorum kendi gözümde. Tahtadan bilmem neden. Ve hiç mutlu değilim aslında. Ve kapıdan kendime bakıyorum. Diyorum ki işte mutlu oynuyor. Ben işte ihtiyacı olursa buradayım filan. Abi ihtiyacın daha demin sana test elektroniğin bilmem nesini alalım mı baba dediğimde alayım oğlum deyip pazartesi getirendir ya. Ben de kendim onu yapıyorum. Kapıdan hiç ona sormadan iyi iyi mutlu deyip gidiyordum. Sormadım ama. İletişime geçmedim. Kendi içimdeki çocuğa bakarken ona bir baba gibi bakıyorum.
Eklediğilerin bul şiddetini tanıyorum. Ben kahve içiyorum.
Bakın şimdi.
Ben
öyle yaptım bile. Bile?
Evli şey.
Kahve gösteriyorum.
Evli, yorgun ama gururlu.
Yine başımıza bir iş çıkardı. Seni... Ne kadar bozukmuşum ya, düzel düzel değil mi?
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









