
Gülen Gündüz Yılmaz explains how repeated thoughts carve deep neural pathways in the brain, and how negative thought loops feed inner voices of self-doubt and unworthiness. Naming what you feel activates your prefrontal cortex and weakens emotional intensity. The brain stays plastic throughout life, capable of rewiring itself through awareness and compassion.
Chapters
Bizim beynimizde birçok tekrarlana tekrarlana oluşmuş derin yollar var. Yani bir düşünceyi biz ürettikçe, tekrarladıkça beynimiz o düşünceyi tekrar tekrar üretmeye programlı. Bunu hem enerjiyi korumak amaçlı yapıyor hem de bizim beynimiz tehlikelere karşı bizi korumak üzere evrimleşmiş bir organ. Saniyede 11 milyon bit veri topladığımızı söylüyorlar. Bu tabi hani belli bir tahmin olarak kabul etmekte fayda var. Ama böyle devasa bir büyüklükte veri topluyoruz biz duyu organlarımız aracılığıyla. Ve beynimiz bunların sadece tehlike olanlarını ayırt etmek istiyor. Amacı ne? Amacı jungleda, amacı o vahşi ormanda hayatta kalmak. Buna Beynin sürekli aynı düşünceleri üretme şeklini eklediğimizde karşımıza ne çıkıyor? Karşımıza sürekli benzer şeyleri söyleyen bir eleştirele bebeğin ve sürekli benzer konulardan tetiklenen geçmişteki deneyimleriyle şu anki deneyimlerini sürekli benzetip benzetip kendine güvende değilim, sevilmiyorum, bir önemim yok diye düşünen çocuk oluşuyor içimizde. Bu umarım anlamlı gelmiştir. Beynimizin o derin yollar oluşturmasını da şu şekilde basitleştirerek anlatmaya çalışacağım. Bir nöron öbür nöronla bağlanıyor. Tekrar şu nöronla bu nöronla bağlanıyor gibi düşünün. Böyle nöronların birbirine bağlandığı aslında bağlantı zincirleri var. O zincirler giderek güçleniyor. Yani giderek ben güvensiz bir yerdeyim, güvensiz bir yerdeyim. Ya da daha spesifik örnekler verelim. İşte insanlar güvenilmezdir, erkekler güvenilmezdir, kadınlar şöyle böyledir şeklinde düşünceler. Ya da ben tanımaydım. Ben bir cumhurbaşkanında olamadım. Düşüncelerini biz kendimize söyledikçe O düşünceler tekrar tekrar üretiliyor. Bir de işin daha fenasını da söylemek istiyorum size. Dopamin hormonu salgılanıyor. Aynı düşünceleri beyin tekrar ettiği için. Biz aynı düşünceyi tekrar ettiğinizde orada geçici bir mutluluk, geçici bir zevk hormonu salgılanıyor bizden. Bizde kesinlikle orta vadede hizmet etmiyor tabii ki. Arzuladığımız hayatı yaratmakta da kesinlikle hizmet etmiyor. ama o an milisaniyelik bir mutluluk içimizde yanıveriyor. Peki, durum madem bu kadar acıklı o zaman biz ne yapacağız? Çok yakın zamana kadar yani böyle zannediyorum herhalde bir 10-20 yıl önceye kadar beynin belli bir yaştan sonra hiçbir şekilde değişmediği düşünülüyordu. Beynin sabit kaldığı düşünülüyordu. Şu an konunun hiç bununla alakası olmadığı biliniyor. Bizim beynimiz ölene kadar değişen bir organ. Hatta Şöyle bir iyi haber de vermek istiyorum. Yaşlandıkça olaylara tarafsız bakma kapasitemizi de beyinsel olarak artıyor. Şefkat ve empati gösterme kapasitemiz de yaş aldıkça aslında büyüyor. Yani beynimizi farklı şekilde değiştirmek kesinlikle mümkün. Bu nasıl spor yaptıkça belli kaslarımız kuvvetleniyor. Aynı şekilde beynimizi de değiştirebiliyoruz düzenle yaptığımız pratiklerle ve bir takım bilinen işe yaradığı bilinen araçları uygulayarak. Şimdi size burada anlatmak istediğim neler işe yarıyor? Bedenimizdeki duyumları ve duyguları fark edip adlandırmak çok işe yarıyor. Yani bedendeki duyumlara biz çoğunlukla kendimizi kapattığımız bir zamanda yaşıyoruz. Modern insan inanılmaz bedeninde ne olup bittiğine kendini kapatan bir insan maalesef. Ben de birçok videoda ya da eğitimde bahsediyorum. Kırklı yaşlara kadar duygu kontrolü, bedeninde ne olup bittiğini bilmeyen bir insan idim ben de. Bedendeki duyum şu demek, bir şey oluyor, nefesimi tutuyorum. Bir şey oluyor, şuramda böyle bir ağırlık hissediyorum. Onu o anda, üzerime inanılmaz çökmeden fark edebiliyor muyum? Şakaklarımın zonkladığını, Belki elde eden köşekle titrediğini fark edebiliyor muyum? Ve bunu hissettiğim duyguyla bağlantısını kurabiliyor muyum? Şu anda korku hissediyorum. Şu anda coşku hissediyorum. Şu anda nefret hissediyorum. Öfke hissediyorum. Bunları adlandırdığımızda şöyle bir şey oluyor. Beynin, bilişsel beyin dediğimiz olayları tarafsız bir şekilde görebilen, yaratıcı çözümler geliştirebilen ön kısmı, Belki teknik isim olarak prefrontal korteks dediğimiz o beynin o ön kısmını aktive ediyoruz. Beynin ön kısmı aktive olduğunda o duygu o kadar güçlü bir şekilde tesir etmiyor. Şimdi bizim hisseden benliğimiz yani duyguları hissettiğimiz benliğimiz içimizdeki çocuk. Adlandırdığımızda ön beyine geçiyoruz dedim. Ön beyinde de gözlemci dediğimiz ya da yetişkin parça dediğimiz parçayı aktive ediyoruz. Ve beyin kimyası açısından da baktığımızda gerçekten o arka taraflar cayır cayır yanarken beynin ön kısmına getiriyoruz kendimize ve orada bir sakinleşme hasıl oluyor bünyede.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









