
Gülen Gündüz Yılmaz teaches reparenting your inner child through six practices: accepting feelings without trying to change them, reflecting emotions with compassion, meeting needs creatively, avoiding apologies that create shame, and committing to consistent listening. She walks through specific language and examples for each step.
Merhaba Kerem, nasılsın? İyi misin?
İyiyim Şuleciğim, sen nasılsın?
Ceyda niye gelmedi ya?
Ceyda'yı ne getireceğim bir yerine? Sorma bana Ceyda'yı.
Ne oldu ya?
Kız durmadan trip atıyor ya. Hayatımızı zindana çevirdi resmen.
İyiydi, nasılsınız ya?
Ben ona sevgili oldum.
O kadar duysun.
Tabii canım, durmadan trip atıyor. Her şey trip atıyor bu ya. Küsüyor durmadan. Yani sanırsın çocuk.
Evet, biraz çocuksu bir şeyi var. Ama ne oldu yani?
Dur ben sana olayı anlatayım. Ben bunu aradım. Açmadı hanımefendi. Ondan sonra yarım saat içerisinde dönmedi. Neymiş efendim işi varmış. Allah Allah. Ondan sonra ben de bu telefonunu açmadım. Azıcık burnunu sürtünsün görsün kendi şeyini.
Anladım. E sen de trip atmışsın sanki.
Yok trip değil ki bu.
Bu trip değil diyorsun. Evet değil. Eminsin.
Evet.
Merhaba, ben Gülen. İçimizdeki çocukla, içimizdeki ebeveynin diyaloğuna dair şahane diyaloglar vereceğim videoma. Hoşgeldiniz. Şimdi bir önceki videoda o içimizdeki çocukla nasıl diyalog kurabileceğimize dair yöntemi anlatmıştım size. Şimdi bu sağlıklı diyalogda içimizdeki ebeveyni nasıl büyüteceğiz? Ondan bahsedeceğim. Bu belki size değişik geldi. Biz içimizdeki çocuğu büyütmeyecek miyiz? sorusu bayağı çok geliyor. ya da soru olarak bile gelmiyor. Bu içimdeki çocuğu da bir türlü büyütemedim şeklinde sistemler daha çok aslında benim duyduğum şeyler. Şimdi size belki kötü haber olarak gelecek. İyi haberim şu, içimizdeki çocuk büyümüyor. Ama içimizdeki çocuğun yaralarını sarmak, onu güvende, şefkat dolu bir ortamda hissettirmek, o işte mümkün. Ve o olduğunda da bizim içinizdeki çocuk bizim coşku, neşe, yaratıcılık dolu bir kaynağımız haline geliyor. Peki ne yapmamız lazım? Bizim yeniden ebeveynlik olarak Türkçe'ye çevirebileceğimiz Reparenting İngilizcesi bunu öğrenmemiz gerekiyor. Yeniden ebeveynliği öğrenmek ne demek? Şefkatli, koruyucu bir ebeveynliği öğrenmemiz demek. Şimdi hemen gelelim tüyolara. Birinci size vereceğim tüyo şu. İçinizdeki çocuğun duygularını değiştirmeye çalışmayın. Bu duyguları olduğu gibi kabul edin ve hatta sözlerinizle bu diyalog içerisinde karşınızdaki çocuğa yansıtın. Yani bu ne demek? Ona üzülme ya, burada hiç üzülecek bir durum yok demiyoruz. Onun yerine evet üzülüyorsun şu an, üzüldüğünü görüyorum dememiz gerekiyor. Ya da iyi niyetli bir şekilde korkma canım ya, artık ben senin yanındayım dediğinizde de çocuk o korkusunu görülmediğini ve o korkusunun olduğu gibi kabul görmediğini hissediyor. Onun yerine şunu diyebiliriz. Şu an korktuğunu gerçekten görüyorum. Öte yandan şunu da bilmeni istiyorum ki ben artık senin yanında olacağım ve seninle sık sık iletişim kurarak senin yanında olacağım. Gelelim. ikinci vereceğim Tio'ya. Çocuk bazen duygularını ifade etmekte zorluk çekebilir. O zaman ebeveyn parçamızdan o duyguları tahmin edebiliriz ve çocuğa ifade edebiliriz. Yani diyebiliriz ki, ya galiba şu an senin canın sıkılıyor. Galiba şu an biraz üzgünsün. Bunları derken şöyle çok çok çok önemli bir anahtar var. Üzgünsün demek değil. Bunların bizim varsayımımız olduğunu bilip çocukla bu varsayımlarımızı çek etmek çok önemli. Bunları bir tahmin olarak ve şefkatli bir ses tonuyla söylediğinizde çocuk evet üzgünüm diyebilir ya da yok ben üzgün değilim. Kırgınım da diyebilir. Çocuğun duygularını duymak için bir diyalog o zaman başlatmış oluyoruz. Gelelim üçüncü tüyoya. Bu duyguları duyduk, ne yapacağız? Bu duygularla ilgili bir şey yapmak zorunda değilsiniz. Zaten duygularına çocuğun bir şeyler yapmaya çalıştığımızda orada çocuk bu duyguların okey olmadığı, kabullenilmediği, onaylanmadığı ile ilgili mesajlar alıyor. O zaman da diyor ki yok ben olduğum gibi kabul görmüyorum. Kendimi şöyle bir iyice içime Kapatayım. Peki, duygularına çocuğum bir şey yapmayacağız. Hiç mi bir şey yapmayacağız? Yapmamız gereken şey şu, çocuğun ihtiyaçlarını ve o ihtiyaçlarını karşılamak için yöntemlerini geliştirmek bizim sorumluluğumuzdan. O yüzden vereceğim dördüncü tüyo da şu, çocukla olan diyaloğunuzda ebeveyn olarak sorumluluk alın. Yani çocuğunuzun ihtiyaçlarını karşılamayı dıştaki insanlara bırakmayın. Sevgilinize de bırakmayın, babanıza da, annenize de ya da patronunuza da bırakmayın. O ihtiyaçları karşılamak için çok yaratıcı yöntemler bulabiliriz. Belki o ihtiyaçları karşılamanın, sorumluluğunun bende olduğunu, benim içsel ebeveynimde olduğunu Beşincisi yine sorumluluk almayla ilgili. Sorumluluk almanın içerisinde özür dileme yok. Neden diyeceksiniz? Ben bu iç sade bir noktada özür dilendiğine çok çok çok tanık oluyorum. Ama özür dileme aslında şiddetsiz bir davranış biçimi değil. Çünkü özür dileme kavramının içerisinde Suç ve suçlu kavramı var. Yani birisi hata yaptı, onun karşılığında da özür diliyor. Bu içimizdeki çocuğa emin olun hiç iyi gelmiyor. Yani ebeveynin ben hata yaptım, özür dilerim dediğinde içsel çocuk şöyle düşünüyor. Suç işleniyor, ben de suç işleyebilirim, ben de hata yapabilirim ve bu okey değil gibi bir mesaj veriyoruz içimizdeki çocuğa. O yüzden özür dilemeyin ama davranışlarınızın sorumluluğunu alın. Bu ne demek biliyor musunuz? Mesela, ya şu ana kadar ben gerçekten senin ihtiyaçlarını, senin isteklerini pek duyamadım. Hatta duyduğum zaman da bastırmış da olduğumu şu an fark ediyorum. Ve bunun için biraz hüzünlü hissediyorum. Duygularımı ifade ettim. Olaydaki payımı da söyledim. Ama hata yaptım, özür dilerim gibi bir suçlu psikolojisini girmedim. Onun yerine çocuğa bak burada böyle şeyler oldu. Ben de bunun farkındayımı hissettirdim. Ve sonra gelelim yine sorumluluk alma tarafına. Bu da 6. tüyom. Diyorum ki, ben bundan sonra senin ihtiyaçlarını olabildiğince sık dinlemeye çalışacağım. Evet, burada zaman zaman zorlanabilirim. Zaman zaman seni komple duymakta zorlanabilirim. Çünkü yeniden ebeveynliği ben de gerçekten şu anda öğreniyorum. Ama burada sanırım ikimiz beraber birbirimize açık olursak bu diyaloğu başarabiliriz. Sen ne dersin? diye çocuğa niyetimi, buradaki taahhütümü söylüyorum. Şimdi size şöyle bir önerim var. Bence çocukla diyaloğu bir önceki videoda öğrendiyseniz şimdi tekrar bu diyaloğu oluşturun. Önce bir çocuğun resmini çizebilirsiniz. Çizmeyebilirsiniz. Sadece onu canlandırabilirsiniz hayalinizde. Ve sonra yine baskın el, baskın olmayan el diyaloğunu yazın ve o diyaloğu oluştururken Bu sefer size verdiğim 6 tüyoyu düşünerek bir yazın. Yazdıktan sonra ne yapıyoruz? Bir mola veriyoruz. İstersek bir 10 dakika, istersek bir gün. Ve tekrar tarafsız bir gözle bu tüyoların ışığında bir bakın, bir fark edin ki bir sonraki diyaloğunuz daha sağlıklı olsun. Daha önce söylediğim gibi bu yapa yapa öğrenilen, yapa yapa geliştirilen bir şey. O yüzden aslında çok da endişelenmeye gerek yok. Tek burada ihtiyacımız olan şey netlik, kararlılık, o diyaloğu sürdürmeye gerçekten gönüllü olmak. Evet, diyaloğunuzun sonucunda neler çıktı? Hissiyatlarınız? Orada fark ettikleriniz? çocuğunuzun oradaki duygu durumları ne oldu çok merak ediyorum. Bunları benimle yorumlarda paylaşırsanız çok mutlu olurum. Ve tabii ki beğen butonuna da basmayı unutmayın. Güzel haftalar!
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









