
In this Turkish instructional video, Gülen Gündüz Yılmaz examines the communication traps of mockery and sarcasm (alay/kinaye). She begins with a brief, light‑hearted exchange between Muhammed and Bilal about bracelets, illustrating how casual remarks can slip into mockery. The presenter then defines alay/kinaye, explains why they are harmful, and identifies the emotional drivers behind such behavior—pride, anxiety, insecurity, and the desire for superiority. She outlines practical strategies to avoid falling into these traps, emphasizing respect, seeing others as human beings, offering genuine appreciation, and delivering clear, non‑violent feedback. The video aims to help viewers recognize and break patterns of mockery, fostering healthier, more empathetic communication.
Bilal, yeni bilekliklerimi gördün mü? Bak, yenisini ekledim. Diğerlerinin yanına tam oturdular. Çok da güzel oldu.
Sen beğeniyor musun bunları? Beğeniyorsun.
Evet, güzel, doğal taşlar. Bence beni yansıtıyor.
Yani, şurana kadar bileklik takmışsın, seni yansıtsın diye. Bence şurana kadar tak, daha çok seni yansıtır ha. Şeye de böyle bu Afrikalıların şeyi var ya, kadınlar takıyorlar şuralarına sarı sarı. O zaman da iyicene kendini yansıttı, ne dersin? Çok iyiydi ya, yakıştı tatlım. Oldu galiba, bakalım. Merhaba, ben Gülen. Alay Kinaye videomuzla karşınızdayım. Efendim, alay kinayenin daha böyle küçük şakalar, küçük kinayeler versiyonunu yapmaya benim gönlüm el verdi. Bir de bunun daha böyle abartılı, baya böyle aşağılamalar, lakap takmalar falan şeklinde yapılan alaylar var. Onu yapmaya benim şu andaki tiyatro kabiliyetim maalesef el vermedi. Şimdi eğitimlerde özellikle böyle aşağılamalar falan şeklinde değil de minik minik şakalar yapıyorum ben, arkadaşımı kırmaktansa o şakayla indirekt bir şekilde söylüyorum ki anlasın, öbür türlü direkt söylesem daha mı iyi falan diyen çok sayıda insan oluyor. Ve ben onlara diyorum ki, alay bu bütün toksik iletişim içerisinde insanı, yani hem yapanı hem de karşımızdakini en çok zehirleyen iletişim türü. O küçük şakalar da bir aşağılama içeriyor. karşımızdakine kendini baya böyle kötü hissettiriyor. O yüzden o küçük şakaları da ne olur yapmayın. Alay kinaya söz konusu olduğunda, böyle bizim çenemiz böyle hafif yukarı kalkabilir, böyle kaşlar biraz yukarı kalkabilir. Ben daha böyle üstünüm, sen benden daha aşağıdasın şeklinde bir düşünceye biz bürünürüz, bedenimiz de ona eşlik eder. Ve genelde bu üstünlük duygusu, karşımdaki daha böyle aşağıda, sen de biliyor musun, yani falanlar, eşlik ettiği duygu çoğunlukla kibirdir. Bu şu demek değil, yani siz mutlaka kibirden yapıyorsunuz bunu söylemiyorum. Hele siz kibirli insansınız da hiç söylemiyorum. Çünkü kibirli insan birisine dediğimizde o da bir isim takma. Ve o da biraz aşağılama içeren bir şey. Kibir bir duygu, herhangi bir duygu gibi, o duygu size geldiğinde kibirden dolayı alan yapıyorsanız, o duyguyu fark etmek sizin alaya girmemenizi sağlayabilir. Şimdi sadece kibir duygusundan mı biz alay ederiz? Yok. Mesela ben endişelenirim. Karşımdaki beni doğru düzgün anlamayacak. Ya da böyle alınacak eğer ben direkt bir şekilde söylersem karşımdakine, fikrime, ihtiyacıma diye. O yüzden hani alayla ben bunu yumuşatıyorum falan gibi daha iyi niyetli düşüncelerle de ben alay ediyor olabilirim. Sizin için neyse hangi duygular sizi alaya yöneltiyorsa yine onları belirlemek sizin böyle otomatik olarak o alaya, o çenelere, o kalkan kaşlara girmenizi de engelleyebilir. Şimdi ben duygumu belirledim. Otomatik olarak girmiyorum alaya. Peki sonra ne yapacağım? İçinde hala alay dörtüsü varsa size değişik bir şey söyleyeceğim. Bir numaralı yapacağınız şeyi. Karşımızdakine saygı duymak. bizi alaydan gerçekten korur. Şimdi şunu diye olabilirsiniz. Ama ben o an saygı duymuyorsam ya da o insana ben hiç saygı duymuyorsam o zaman ne yapacağım? Orada size şunu söylemek istiyorum. Saygı karşımızdakinin kazanması gereken bir şey değildir. Bizim insanlara o insan ne yapıyor olursa olsun vermemiz gereken bir şeydir. Sürekli videolarda insan mı nesne mi diyorum ya O insan nesneyi tekrar buraya yazmak istiyorum. Eğer bir insana gerçekten insan olarak bakıyorsanız, yani onun da bir sürü duygusunun, bir sürü acısının olduğunu biliyorsanız, o zaman o insana nesne olarak bakamazsınız. Nesne olarak bakmazsanız da, o insanı anlarsanız da ona saygı duymanız çok daha kolay olur. Saygı duymada size bir tane de tüyo vermek istiyorum. Biz her insanı o andaki davranışından dolayı aslında eleştiriyor, beğenmiyor olabiliriz. Ama o insanı başka bir sürü konuda takdir ediyor, beğeniyor olabiliriz. O yüzden 3 numaraya da takdir koyacağım. Dediğim gibi o konuyla ilgili olması gerekmiyor. Demin Muhammed'e ben böyle şakalar, kinayeler yaptım ya. O şakalar, kinayeleri, ben onun kılık kıyafetini beğenmiyorum diyelim ki. O konuda takdir vermek zorunda değilim. Muhammed'i başka bir sürü konuda beğeniyor olabilirim. O konuda takdir ettiğimde onu, kendi içimden bile olsa, o zaman içimdeki alay dürtüsü muhtemelen geçecek. Ve bütün bu alay dürtüsü geçtikten sonra da karşımdakine mesajım neyse, onu sağlıklı geri bildirimle, hem net, direkt bir şekilde hem de şiddetsiz bir şekilde ilettiğimde zaten alay yöntemine ihtiyacım olmayacak. Size alaysız, kinayetsiz ama bol şakalı, bol mizahlı bir hafta biliyorum. Ve tekrarlıyorum, YouTube kanalıma lütfen abone olun ve beğen butonuna basmayı unutmayın.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









