
Gülén Günduz Yılmaz and Speaker A discuss postponing this week's video to release two videos together next week instead, keeping viewers engaged with back-to-back content while maintaining their regular schedule.
Bilal sana bir şey söyleyebilir miyim?
Tabii.
Senin bu videoyu bu hafta bitiremeyeceğim ben. Önümüzdeki hafta ikisini yayınlasak olur mu acaba? İzleyenler merak ederler. İki tane videoyu üst üste izlerler. Daha iyi olur, daha farklı bir fotoğraf. Sonuçta her hafta yayınlıyorsun, bir farklılık yapmak lazım. Bu hafta yayınla ama bir dahaki hafta yayınla ikisini de. Merak ederler.
Yani ben tabii yayınlayacağım bir şekilde.
Bitiremeyeceğim ama işte ondan dolayı. Yani araya almaya çalıştım ama şey yapamıyorum.
Yani yapmak zorundayız ama bunları. O yüzden bir şekilde yapacağız yani.
Yapmak zorundayız.
Farklılık olsun.
Farklılık olsun. Hani önümüzdeki hafta yapalım. Bir hafta yani toplamda 3-4 gün geçecek sadece.
Öyle yapmayalım. Yani öyle yapmayalım. Bu şekilde yapmayalım. Bu haftaki konumuz duvar örmek. Duvar örme, suçlama, savunma, alay, kinayeye göre benim maalesef en çok başvurduğum toksik iletişim mekanizması. O yüzden bu komikli parodiyi hazırlarken en az zorlandığım aslında tür duvar örme oldu. Duvar örmenin aslında en en uç çeşidi ki burada onu tabii gösterme şansımız yok. Direkt bildiğiniz küsme. Hani küstüm konuşmuyorum var ya. Küçükken yaptığımız ama büyükken de yaptığımız. O, duvar örmenin en üst türü. Daha az türde benim ilk gösterdiğim gibi böyle bir daha az konuşmalar falan var. Bir de daha kibar ve sinsi yapılanı var duvar örmenin. Ki ben daha çok bunu yapıyorum, bu sinsi tarafı yapıyorum. O ne biliyor musunuz? Dinler gibi yapıp, konuşur gibi yapıp karşımdakinden iletişime kendimi tamamıyla kapattığım nokta. Ve genelde de Şirketlerde falan yapılan versiyon bu. Duvar örmeye iki şekilde başvurabilirsiniz. Ya benim gibi direkt böyle kafadan duvar örmeye gidebilirsiniz. Ya da bazen başka iletişim şekillerini denersiniz. Mesela suçlama, alay, kinaye vs. gibi. Ama bakarsınız ki karşıdaki anlamıyor. Karşınızdakinden ümidi kestiğinizde, anlaşılmayacağım ben, o beni anlamayacak, o zaten anlamaz ki düşüncelerin hakim olduğu noktaya gittiğinizde son çare olarak da duvar örmeyi tercih edebilirsiniz. Şimdi peki duvar örmeyelim de ne yapalım değil mi? Bu soruyu soranları gayet iyi anlıyorum. Çünkü gerçekten ümitsiz hissettiğimde kendimi duvar örmeye başvurabiliyorum. Duvar örmeyeceğiz, ne yapacağız? Kendimizi bildireceğiz. Duvar örmeye hazırlandığımızı bildireceğiz. Diyeceğiz ki, ya ben baya ümitsizliğe kapılıyorum. Şu an anlaşamayacağımızla ilgili baya ümitsizim. O yüzden de yavaş yavaş kendimi sana kapattığımı hissediyorum. Bu en güzel yöntemlerden biri çünkü oradan başka bir diyalog başlayabilir. Yani yine kendimi bildirmek buradaki anahtar konulardan biri. Kendini bildir. İki, diyelim oradaki konuşma çok geldi. Gerçekten o an konuşacak halin yok. Böyle duygular kabardı kabardı kabardı. Kendini ne kadar zorlarsan zorla, karşındakini kendini bildirecek halde değilsin. O zaman da mola al. Mola almak ne demek? Şu demek, şu an seninle konuşmaya hazır değilim. Yarın konuşabilir miyiz? Ben biraz takimleşeyim, bir su içip geleyim, o zaman konuşayım. Ya da ben kendimi hazır hissettiğimde, en geç bu hafta içinde bu konuyu tekrar değerlendirelim mi diye, Konuyu sonsuza kadar park etmek değil. Konuyu park ettiğinizde o ilişkiyi böyle içten içe zehirleyen bir şey olarak kalacak. Onun yerine mola alıyorum ve kendimi sakinleştirdiğimde karşıdaki ile konuşuyorum. Ben bir sakinleşeyim, sana sonra bu hafta içinde döneceğim. Acaba karşı taraftan yanlış anlaşılır mı diye de hiç korkmayın. Eğer duygu yoğunluğunuzu gerçekten eşinizle hissediyorsanız Ve onu böyle kibirli kibirli değil de daha böyle şeffaf, o anda duygularınızın kabardığını karşı tarafa hissettirerek söylüyorsanız, Karşı taraf sizi anlıyor. Çünkü siz insan olduğunuzu karşı tarafa söylüyorsunuz. Hani ben insanım, benim duygularım kabardı. Siz insan olarak davranınca, yani nesne değil, karşı tarafta sizi insan olarak görüyor ve o da insani bir tepki veriyor. Tamam canım diyor, sen bir çayını kahveni iç. Ya da tamam başka konuları konuşalım, bunu haftaya konuşuruz şeklinde. Genelde anlaşma sağlanıyor. Kendini bildir falan dedim ama ben üç numaraya tekrar bütün bunlarla ilgili, aslında yeni bir şey değil belki ama, söylemek istiyorum. Bekleme. Yani karşındakiyle ilgili konularını böyle park edip park edip, sonra yavaş yavaş o insanla iletişimini kapama. Benim hep söylediğim bir şey var. İlişkiler aslında ilk saatlerde, ilk günlerde başlıyor. Ben bir insana ilk iznenim olarak bir şeyine gıcık oluyorum, davranışına, ifadesine. Ondan sonra da o insanla ilgili yargıları biriktiriyorum, biriktiriyorum. Sonra yavaş yavaş o insanla etkileşime tamamen kendimi kapatıyorum. O yüzden beklemeyelim. O küçücük, gıcık olduğumuz şeyleri karşımızdakine bildirelim, onunla iletişim kuralım. Tabii ki suçlayarak ya da alay kinayeli bildirmeyelim. Bunları bildirdiğimizde inanın ki ilişkimiz çok daha güçlü oluyor. Ve o zaman da duvar örmelere, küsmelere falan gerek kalmıyor. Hepinize duvar örmesiz bir hafta biliyorum. Ve lütfen YouTube kanalıma abone olmayı ve eğer bu videoyu beğendiyseniz beğen butonuna basmayı unutmayın.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









