
The video opens with a short role‑play between Muhammed and Gülen Gündüz Yılmaz, where Muhammed repeatedly points out that Gülen has bought the same coffee three times. Gülen attempts to explain her circumstances, but the exchange quickly becomes a defensive loop, illustrating a common communication trap where perceived criticism triggers defensive reactions. This introductory scene sets the stage for the broader instructional monologue that follows, which explains how to recognize feelings that trigger defense, find a kernel of truth to acknowledge, and apply practical tips for more effective dialogue. The content aims to teach viewers how to identify and manage defensive patterns in everyday conversations.
Ya bu ne biçim kahve ya? Yine aynı kahveyi mi aldın sen?
Ama Muhammetcim bir dakika açıklamama izin ver lütfen. Gerçekten bak açıklayınca anlayacaksın.
3 defadır aynı kahveyi aldın.
Ama bak ben geçen hafta yoktum. Çarşamba Bursa'daydım. Perşembeden sonra.
Söyleyip içemiyoruz bunu.
Ama işte ben de şeyden dolayı yani. Bütün o yoğunluktan dolayı.
Gülen 3 defadır söylüyorum. Yine aynı kahveyi almışsın. O kahveyi içemiyoruz. Bak çok oluyor kahve.
Yani haklısın tabii ama yani benim de işte bir yandan biliyorsun yoğunluk falan filan oldu. Yani sen de haklısın ona da bir şey demiyorum ama yani benim de işlerim, güçlerim... Anla birazcık yani sen de beni canım. Susmayacaksın falan. Merhaba ben Gülen. Bu videoda size savunmadan bahsedeceğim. Ne oluyor da savunma yapıyoruz? Savunmanın yerini acaba neye koyabiliriz? Onları keşfedeceğiz hep beraber. Videonun ilk kısmında farkındaysanız baya bir ama ama diye böyle karşı tarafa ne olur beni anla, beni anlaşılmam lazım şeklinde daha yoğun bir savunma örneği göstermeye çalıştım size. Ne kadar başarılı olduğunu tartışılır ama. İkinci kısımda ise benim yine kibar savunma dediğim örneği izledik. Haklısın ama cümleleriyle. Şimdi haklısın ama cümlesini ben buraya yazmak istiyorum. Çünkü bu bizim daha çok yaptığımız, özellikle iş hayatında falan biz böyle bariz bir şekilde ama ama ama yapmamayı öğreniyoruz. Ama şeyi bayağı yapıyoruz, bu haklısın amaları bayağı yapıyoruz. Şimdi bu haklısın dedim, burada güzel başladım. Sonra ama ile bahsettiğim şey neyse, İşte benim seyahatlerim vardı, Bursa'ya da gittim, sonra eğitime gittim falan kısımları bu kısmı duyuyor sadece. Benim aslında o konudaki açıklamalarımı duyuyor karşıdaki kişi. O haklısın tarafını falan duymuyor. O yüzden bu da tipik bir savunma yapma şekli. Bunu da yapmayalım, öbürünü hele hiç yapmayalım. Suçlama konusunda olduğu gibi aynı şekilde beni acaba savunmaya neler itiyor? Mesela bu örnekte çok varizdi. Ben karşıdan suçlandığımı düşündüğüm anda öyle hemen bir kendime açıklama isteği geldi. Hangi duygular, hangi karşıdakinin hangi davranışları beni savunmaya itiyor? Benim onları anlamam lazım. Mesela suçlandığımda savunmaya geçmem çok tipik bir savunmayı tetikleyen aslında davranış. İçimde de muhtemelen ben anlaşılmadığımı düşünüyorum o anda. Kaygılanıyorum, endişeleniyorum, öyle duygular geliyor. O duyguları tespit ettiğimde takinleşebilirsem, o zaman savunma yapmak yerine doğru iletişim yöntemlerini tercih edebilirim. Şimdi sakinleştim. Peki ne yapacağım? Birincisi, ben yine varsaymayı yazacağım. Ya varsaymayıp, sormak lazım. Acaba karşıdaki ne oluyor da beni suçluyor mu gerçekten bir kere? bahsettiği durum ne? Mesela bizim Muhammed'le yaptığımız örnek çok barizdi. Orada kahve konusu vardı. Çok somut bir konuydu. Ama her zaman öyle olmuyor biliyorsunuz. Yani bir sürü zaman iş hayatında biz karşımızdakinin ne dediğini anlamadan, o içimizdeki kaygı ve endişe duygularıyla hemen böyle bir cevap veresiniz geliyor. O cevap vermeden karşımızdakinin ne dediğini tam olarak anlamamız çok önemli. Ne dediğini bir anlayalım. Ne dediğini anladık. Sorular sorduk. Ondan sonra insanların birazcık zorlandığı bir kısım var. Ama bu konuyu gerçekten çok kolaylıkla geliştirmek mümkün. Yüzde ikilik doğruluk payı. Şimdi diyeceksiniz ki... Ne demek bu? Yüzde ikilik doğruluk payı şu demek. Karşımdaki ne kadar absürt bir şey söylüyor olursa olsun... Mesela bana... Gülen sen erkeksin şeklinde o kadar absürt bir şey söylüyor olursa olsun, onun içinde minicik, zerrecik kadar bir doğruluk payı vardır. O doğruluk payını bulup karşımızdakine söylediğinizde karşımızdaki rahatlar ve ondan sonra da daha gerçek bir diyalog, daha böyle düzgün bir diyalog başlayabilir. Bu konuda kendinizi geliştirmeniz aslında çok kolay ve esas haklısını o zaman söylemiş oluyorsunuz. Karşıdaki duyulduğunu, anlaşıldığını hissediyor. Böylece ne sen beni anladın ne de ben seni anladım şeklinde bir diyalog olmaktan çıkıyor. Peki açıklamada bulunmayacak mıyız? Tabii ki bulunabilirsiniz ama bir doğruluk payını söyleyin ve sonra da doğruluk payını konuştuktan sonra da şeyden bahsedin. Benim tarafımda olayın başka bir aslında yansıması var. Benim tarafımı duymak ister misin? Eğer sizin tarafınızı duymaya hazır değilse karşınızdaki kişi, o zaman şimdilik açıklamalarınızdan vazgeçin. Çünkü o açıklamalar aslında diyaloğu böyle verimsiz, yine geçen videoda bahsettiğim gibi bir pimpon topu yapmaktan başka bir yere götürmeyecek sizi. Eğer karşınızdaki sizin tarafınızın sizin tarafta ne olup bittiğini duymaya hazırsa, o zaman tabii ki bahsedebilirsiniz. Bu videoyu beğendiyseniz YouTube kanalıma abone olmayı ve videodaki beğen butonuna basmayı lütfen unutmayın. Size de iyi haftalar diliyorum.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









