Kadın Kahraman'ın Yolculuğu - Maureen Murdock

The video opens with a candid rant about a colleague named Tarık, illustrating the speaker's frustration with opaque business decisions. Transitioning from this personal anecdote, the presenter, Gülen, introduces the central theme: the loss of feminine essence in women due to societal structures such as schooling and the workplace, which prioritize masculine traits like logic, discipline, and competition. She frames this disconnection as a problem that can be addressed through Maureen Murdock's "Heroine's Journey" model, which outlines stages of separation from the feminine, initiation (including meeting a goddess figure), and reintegration. Gülen adapts the model to Turkish women, emphasizing that true empowerment requires both the development of masculine qualities (to become independent) and the re‑embrace of feminine qualities, leading to a balanced integration. She highlights the Aphrodite archetype as a symbolic guide for healing the mother‑daughter bond and reclaiming joy, sexuality, and softness. Practical advice is offered, such as journaling about personal moments of separation and small daily exercises to reconnect with the feminine. The video concludes with announcements of upcoming workshops and online trainings, an invitation to follow her Instagram for updates, and a call to like the video.
Chapters
Ay canım ya sana rastladığım o kadar iyi oldu ki. Yani o kadar daraldım ki sana anlatamam yani. Bu Tarık'ı var ya böyle bir kaşık suda böyle boğacağım ben. Bu adamı gerçekten bir gün boğacağım yani. Ya bu gerizekalı inanılmaz böyle büyük bir iş bağladı. Tamam mı? Geçenlerde. Ondan aldığı bütün parayı gidecek böyle ne yediği belirsiz bir işe yatıracak. Tamam mı? Nasıl ya? Sana niye sormuyor? Ya bana sormuyor. Diyorum ki, o işin biznes planı nerede diyorum. Bana getir, ben bakayım. Sen niye karışıyorsun benim işlerime? Ben senin işine karışıyor muyum diyor. Senin işin bu ki zaten. Yani bizim şirkette bilmem kaç milyon liralık ürünleri yönetiyorum. Yani ben göremeyecek miyim ya adamın yaptığı yatırımın detaylarını? Ama önceki yatırdığı yatırımdan bu parayı kazandı değil mi? O da öyle diyor. Ama fark etmez ki. Neden benim bir karım da baksın, benim bir karım da kontrol etsin? Ölsün. Merhaba ben Gülen. Bu haftanın videosu Eril Beril'in yolculuğu. Bu videoyu neden çekmek istedim? Eril Beril benim gibi sizin içinizde de olan bir parçaysa biz ne oldu da Eril Beril'ler olduk? Ondan biraz bahsetmek istediğim için. Şimdi çocukken aslında kız çocuklarına bakınca görüyoruz değil mi? Böyle pembe renge bir ilgileri oluyor. Kimisi bunun şartlanmadan geldiğini ileri sürse de ne kadar şartlanmadan, ne kadarında genetik konular var ben o kadar da emin değilim açıkçası. Kız çocuklarına baktığımızda gerçekten içlerinde böyle dişil dişil bir hareketlerin olduğunu, bir ışıltının, bir parlaklık olduğunu, bir yumuşaklık olduğunu hepimiz görüyoruz. Ama sonra bir şeyler oluyor ve biz bu dişil özümüzle kontağımızı giderek kaybedip giderek eriyileşen kadınlar oluyoruz. Bu başlı başına kötü mü? Hayattaki hiçbir şey gibi. Bu da kötü bir şey değil. Öyle olmasaydı yani biz ananelerimiz, ananelerimizin annesi gibi tamamen ev hanımı olarak kalsaydık, istediğimiz meslekleri yapma şansına sahip olmasaydık o zaman da başka mutsuzluklarımız olacaktı hayatta. Öte yandan benim danışanlarımda ve danışanlarımın eşlerinde de çok gördüğüm bir şey var. Ne kadınlar ne de erkekler ilişkilerinden yeterince mutlu değiller. İlişkisi olan da mutsuz, olmayan da mutsuz. Ve bunun arkasında yatan nedenin de ben gerçekten erkeklerin eril özlerine, kadınların da dişil özlerine sahip çıkamaması, o özlerle bağlantılarını gerçekten kaybetmiş olmasına bağlıyorum. Size bu videoda anlatmak istediğim konsept, Maureen Murdo'nun Heroine's Journey, Dişili Kahramanın Yolculuğu kitabından alınan bir konsept. Bu konsepti ben çok sevdim çünkü bunun içerisinde kendi yolculuğumu gayet güzel takip edebildim. Bu yolculukta ne var? İlk aşamada dişilden ayrılış, dişilden kopuş dediği aşama var yazarın. Bu aşamaları aslında tam olarak noktasal da algılamamak lazım. Biz aslında ne zaman okula falan gitmeye başlıyoruz, o noktada zaten dişilden kopuş başlıyor. Çünkü mantık, düzen, disiplin gibi erilöze ait olan özellikleri kendimize katmaya başlıyoruz. ve bulunduğumuz aterkil toplumda da, eril toplumda da o özellikler daha kıymetli olduğu için erilin daha kıymetli, dişilin ise daha böyle tuğ kaka olduğu bir dünyaya giriş yapıyoruz, okul hayatına giriş yapınca. Dişilden koptuğumuz bir noktada geliyor ama, tam böyle bir kopuş. O benim için üniversiteye gitti. 16 yaşındaydım ben üniversiteye gittiğimde ve mühendislik okudum. Şimdi mühendislik okuyorum. Etrafta herkesin böyle bir politik görüşü var. Bu politik görüşler, bu mühendislik okumalar, herkesin felsefe okumanın popüler, roman okumanın tukaka olduğu zamanlar, bütün bunlar benim aslında dişil özden ciddi anlamda kopmamı sağladı. Ve ben giderek eviyle özdeşleştim. Çoğunuzun olduğu gibi. İş hayatına girdim. İş hayatı zaten eril, eril, eril. Orada işte planlar var, programlar var, sonuç odaklılık var, süreci önemsememek var. Maalesef iş hayatında dişil özellikler şimdi yavaş yavaş kıymeti anlaşılmaya başlansa da iş hayatı hala eril bir yer olma özelliğini koruyor. Ve sınavlardan geçiyoruz iş hayatında. O müşteriyi kaybediyoruz, başka müşteriyi almaya çalışıyoruz. Bir projemiz başarısız oluyor, öbür proje için koşturuyoruz. O sınavlardan geçme de bizim ehlil tarafımızı bayağı güçlendiriyor. İyi ki de güçlendiriyor aslında. Ve bir nokta geliyor ki kendimizi bayağı başarılı hissediyoruz. Hani ben artık zirvedeyim dediğimiz her ne kadar bir sonraki hedefi düşünsek, o bir sonraki hedefe ulaşmak için planlar, hayaller kursak da ben evet ya başarılıyım dediğimiz bir nokta geliyor. Şimdi o nokta geldikten sonra hem ben kendimde bunu yaşadım hem de sayısız işte atölyede, bireysel seanslarda gördüğüm şey o başarı bize huzur, mutluluk ve daha önemlisi hayatımızda istediğimiz neşeyi, coşkuyu getirmiyor. Zombi filmindeki zombiler gibi böyle bir mutsuzluk bir keyifsizlik, bir hayatın anlamını kaybetmeyi yaşıyoruz. Ona ruhsal kuraklık diye çevirdim ben. Bir bunalımlara giriyoruz. O bunalımlarla herkesin tabi başa çıkma biçimi farklı oluyor. Kimi antidepresan içerek daha kendini uyuşturmak istiyor. Kimisi bir ilişki yaşıyor başka birisiyle. Onunla unutmaya çalışıyor içinde olan mutsuzluğu. Kimisi koşul eğitimlerine gidiyor, reiki eğitimlerine gidiyor. Burada bir arayış içine giriyoruz biz. Bakıyoruz ki o erileri çalıştık çalıştık ve istediğimiz mutluluk bize gelmedi. Yani ruhumuzda aslında bir açlık var ve o açlığı dindirmek için Bunların bazıları sağlıklı yöntemler, bazıları sağlıksız yöntemler. Sağlıklı olup olmadığını da tamamen şuradan hareketli söylüyorum. Bazıları gerçekten o kuraklığı yeşertmeye yönelik eylemlerimiz. Bazıları ise oradaki kuraklığı göz ardı etmeye, görmemeye çalışan yöntemler. O yüzden sağlıklı olmadığını düşünüyorum ben. Peki ne yapacağız? Bu yolculuğu tamamlamak için bizim o kuraklığı hissettiğimiz noktada tanrıçayla tanışma aşamasına geçmemiz lazım. Tanrıça ne? Tanrıça içimizdeki o dişilos. Ben çalışmalarımda Afrodit arketipiyle, Afrodit biliyorsunuz bir tanrıça, bir dişilik tanrıçası, onunla çalışmalar yapıyorum. Buradan Marilyn Monroe'dan kastettiği tam olarak Afrodit değil. o dişil özümüzün bütününü kapsayan bir konsept içerisinde bunu kullanıyor. Bana şöyle geliyor, içimizdeki anne arketipiyle falan biraz daha bağlantı içindeyiz de o içimizdeki coşku, cinsellik, yumuşaklık, neşe getiren tanrı çayla çok bağlantıda değiliz. O yüzden ben burada o parçayla, Afrodit'le inisiyasyonu gerçekten önemsiyorum. Ve oradan biz tekrar o dişil özümüzle tekrar bağlanıyoruz. Dişil özümüzle tekrar bağlandığımızda anne kız bağını iyileştiriyoruz. Anne kız bağını iyileştirmek çok uzun bir konu. Ben buraya çok detayına girmek istemiyorum. Ama atarkil bir toplumda biz aslında babamızla ilişkimiz iyi olmasa bile babadan gelen eril taraflara iyi, anneden gelen dişil taraflara kötü diyoruz. O yüzden oradaki bağı iyileştirmek aslında bizim kendi içerimizdeki dişil özü de sahiplenmek, kucaklanmak anlamına geliyor. Ve böyle olunca içimizdeki o yaralı eril özü iyileştiriyoruz ve tekrar erili ve dişili entegre ediyoruz. Ama buradaki eril ve dişil, bu yolculuğun başındaki eril ve dişil olmuyor. Dönüşmüş, transforma olmuş bir eril dişili tekrar birbirine bağlıyoruz. Şimdi dişilik çalışması yapan benim birçok danışanım diyor ki, biz bu dişiliğimizi niye kaybettik? Neden başından eşimizle, sevgilimizle bu ilişkileri kuramadık? Ben de onlara diyorum ki, şu anki toplumda bu döngüden geçerek biz tekrar dişiliğimizle buluşuyoruz. Erilini geliştiriyorsun. O erili geliştirmek sana lazım. Çünkü öbür türlü bağımsız bir kadın olamıyorsun. Kendi hayattaki başka isteklerini, ideallerini, vizyonunu gerçekleştiren bir kadın olamıyorsun. O yüzden erilini geliştiriyorsun. Ve erilini geliştirmeyi dişili bir kenara park etme pahasına yapıyorsun. Bu çok doğal. Bu döngünün farkında olduğumda Ben daha güçlü oluyorum. Evet, ben erilimle bugünlere geldim. Ama bundan sonra artık dişilimi de katacağım kendime. O yüzden bu eril beril olma durumunuzun gayet normal olduğunu bilin istiyorum. Ve bilip kabullendikten sonra da içinizdeki afroditle bence buluşmanız çok daha kolaylaşıyor. Bunu yapabilmek için de size böyle mini minnacık bir egzersiz yine önereceğim. Bu yolculukta sizin geçtiğiniz acaba adımlar neydi? Siz dişilden ne zaman tam olarak ayrıldınız? Erildi nasıl özleşleştiniz? Sınavlar ne zaman başladı? Ne zaman ben başarılıyım ama o kadar da mutlu değilim dediniz? Bunu düşündüğünüzde, bu farkındalık... Belki oturup bir günlük tutmak isteyebilirsiniz bununla ilgili. Belki oturup bunu yazmak isteyebilirsiniz. Zannediyorum, Afredit Olma yolunda size yol gösterecek. Bu videoda anlattığım teorileri, uygulamaları daha da derinleştirmek istiyorsanız hem sınıf eğitimlerime hem de yakın bir zamanda duyuracağım online eğitimlere katılabilirsiniz. Bunun için de bu duyuruları Instagram'dan yapacağım. O yüzden Instagram'ı da takip etmeyi unutmayın. Bu videoyu beğendiyseniz beğen butonuna basmayı unutmayın. Bakın ne kadar kolay bir tıkla beğen butonuna basabiliyorsunuz. İyi haftalar.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









