
In this recorded coaching conversation, Gülen Gündüz Yılmaz and Levent explore why many women find it difficult to voice their wants and needs. They trace the issue to centuries of gendered oppression and generational conditioning, noting that women have been taught from childhood that expressing basic needs (e.g., hunger) is improper. This cultural messaging creates a psychological and even biological imprint that hampers self‑awareness of desires. Gülen explains that the “need‑asking muscle” must be trained through self‑inquiry, breathing exercises, and confronting internalized messages. The dialogue also addresses how men can develop empathy and supportive listening, emphasizing that both genders benefit from learning to articulate and respect each other’s needs. Practical examples (asking for a flower, expressing love, or requesting a hug) illustrate how vague requests become obstacles. The conversation concludes that healthy relationships require mutual responsibility: one partner’s work on self‑expression is insufficient without the other’s active, compassionate listening.
Chapters
E yani ben söyledikten sonra yapmanın ne anlamı var? E ne yapayım yani kâhin miydi neydi onlar? Bir medyumla sevgili olsa mesela daha mı güzel olacak hayatı yani?
O zaman derin bir nefes alalım bu videoyu seyreden bütün insanlar olarak. Cinsiyet bağımsız şöyle bir... Kadınlar yüzlerce yıldır erkekler tarafından köleleştirildi. Şimdi erkek bu konuda bir anlayış geliştiremezse kadına yani bu kadın kendisinden önce de gelen bilmem kaç kuşağın köleleştirilmesini taşıyor. Köleler istediklerini söyleyebilirler mi kolayca?
Söyleyemez.
Söyleyemezler. Sen burada ne istiyorsun sorusuna ben ne istediğimi biliyorum cevabı çok ender alıyorum ben.
Gerçekten. Çok şaşırdım ben buna. Merhaba ben Levent.
Ben Gülen.
Bugünkü konumuz kadınlar.
Evet.
Ama kadınların neyi?
Neyi?
Kadınların istediklerini söyleyememeleri.
Peki hemen buradaki duygularını alalım.
Çiçek istiyorsan çiçek istiyorum da yani ben de hatırlayayım mesela yani değil mi? Yani böyle bir dolayla anlatın mesela. İşte kadınların da bazı istekleri var. Neyi onların? Ne iyi ne iyi yani. 20 milyon tane olabilir. Çiçeği söyle işte bitsin yani mevzu.
Nefesini tutuyor musun şu anda?
Tutuyorum tabii.
Sıkıntı bastı mı?
Bu konuyu ben atayım gideyim yani. Çünkü ateşim çıkıyor yani.
O derece diyorsun.
Dolaylı anlatımı sevmiyorum ben ya. Dolaylı anlatımı yerine net bir şekilde söylense güzel olur gibi geliyor. Bir de şu laf var ya klişe bak en uyuz olduğum laf. Yani ben söyledikten sonra yapmanın ne anlamı var? Ne yapayım yani kâhin miydi neydi onlar? Bir medyumla sevgili olsa mesela daha mı güzel olacak hayatı yani?
O zaman derin bir nefes alalım bu videoyu seyreden bütün insanlar olarak. Cinsiyet bağımsız şöyle bir... Şimdi önce bu konuyla ilgili kadınlar nasıl çalışabilirimi anlatayım, erkekler nasıl çalışabilirimi anlatayım.
Fark etmez ya benim böyle bir sorunum yok. Numara yaptım yani. Başkalarının böyle sorunları oluyorlarmış.
Peki o başka arkadaşlarına daha erkek spesifik mi konuşalım, kadın spesifik mi konuşalım?
Anlamadım.
O kadar yükselmişti ki duyamıyordum. Önce o zaman kadınlardan başlayalım. Sonra da erkeklerin ne yapması güzel olur, ondan bahsedelim.
Olur mu?
Peki. Şimdi sevgili kadınlar, bu konu yani ne istediğimizi ifade etmek konusu hemen hepimiz için önemli bir konu. Ve benim bu arada gördüğüm cinsiyet bağımsız yani ister kadın ister erkek olalım. Biz ne istediğimizi kendimize çok da sormuyoruz.
Ne? Sormuyor musunuz?
Evet. Mesela bir konuyu getirdiğinde bir öğrencim, bir danışanım ve o konuyu anlatıyor. İşte şundan şöyle mutsuz oldum, bundan böyle mutsuz oldum. Bu insan bana şöyle yapıyor, böyle yapıyor falan. Sonra diyorum ki sen ne istiyorsun? Ve orada iki türlü davranış oluyor. Öğrencim, danışanım o soruma cevap vermeden yine konu hakkında söylenmeye devam ediyor. İkinci reaksiyon da derin bir sessizlik. Bize maalesef ne istediğimiz sorulmadı biz küçükken. O yüzden biz en basit ihtiyaçlarımızı bile nasıl karşılayacağımızı ya da o an tam olarak neyi istediğimizi bilmiyoruz. Bu kasımızı geliştirmemiz gerekiyor. Peki bu kasımızı nasıl geliştireceğiz? Bize öğretilen bir sürü mesaj var. Mesela, karnım aç ve yemek yemek istiyorum'u benim annemler ve teyzemler söylemenin ayıp olduğuna inanarak büyütülmüşlerdi. Bunların aslında bir manası da var. Bakarsak mesela karnının aç olduğunu söyleme. İkinci tabak yemeği istediğini söyleme. Bunlar neden öğretilir? Eğer orada besin maddesi azsa, bir açlık söz konusuysa, bir kıtlık söz konusuysa, savaş varsa, bir göç varsa, onunla ilgili kıtlıklar yaşanıyorsa, o zaman senin ikinci tabak yemeği istememen sana öğretilir.
Aynası bizde de vardı ya. Ben de öyle büyüdüm. İstememe ile ilgili. Doğru yani bu bana çok oturdu.
O nedenle öncelikle bizim kendimizi, bizden önceki kuşakları falan anlayarak bir işe başlamamız gerekiyor. Yani kadınları da o çerçeveden, şimdi hafiften erkeklere geçiş yapıyorum, kadınların isteklerini neden söylemediğiyle ilgili erkeklerin anlayış geliştirmesi gerekiyor. Benim sevdiğim bir hocam, Svagito, eğitimde demişti ki, kadınlar yüzlerce yıldır erkekler tarafından köleleştirildi. Şimdi erkek bu konuda bir anlayış geliştiremezse kadına, yani bu kadın kendisinden önce de gelen bilmem kaç kuşağın köleleştirilmesini taşıyor. Köleler istediklerini söyleyebilirler mi kolayca?
Söyleyemezler.
Söyleyemezler. Ve bu bizim baya artık içinize işlemiş durumda. Yani biyolojik seviyede bile. Psikolojik seviyede zaten öyle de, biyolojik seviyede de bunların bize kaydedildiğine dair araştırmalar da var. O nedenle kadın ne istediğini sana söyleyemiyor, kendine de söyleyemiyor, kendine de soramıyor.
Şu anda videoyu izleyen birçok kadın, ya ben ne istediğimi biliyorum. İşte bunu, bunu, bunu istiyorum diye belki sana söylüyordur. Peki onlara şimdi sen ne istediğinizi gerçekten biliyor musunuz diye sorduğunda susacaklar mı? Ben orayı anlamadım mesela.
Şimdi bu senin kadınlarla ilgili bir varsayımın ve bu varsayım bir kere çok doğru değil. Sen burada ne istiyorsun sorusuna ben ne istediğimi biliyorum cevabı çok ender alıyorum ben Levent.
Gerçekten. Çok şaşırdım ben buna.
Evet. Diyelim ki soruma cevap verdi. Sevgi istiyorum. Şimdi sevgi istiyorum spesifik bir cevap değil ki. Sen sevgiyi nasıl almak istiyorsun? Sarılsın mı o anda karşındaki sana? Öyle mi alacaksın sevgiyi? Çiçek alırsam alacaksın sevgiyi? Yoksa bir konuyla ilgili ben şöyle bir içimi dökeyim sana. Ben sırf konuşayım. Sen de bir öneride bulunmadan beni dinle. Sevgiyi böyle mi alacaksın? Ve benim isteklerim de Değişir. Yani şu an sarılmanı isteyebilirim. Yarım saat sonra beni dinlemeni isterim. Gerçekten ne istediğimi kendime sormayı öğrenmem bir süre eğitimle mümkün oluyor. Çünkü orada bana öğretilmiş mesajları bütün çıplaklığıyla görmem lazım. Onlara karşı bir anlayış ve şefkat geliştirmem lazım. Mesela aç olduğumu ben çok rahat söyleyebiliyorum. Çünkü kıtlık deneyimim yok. Belki de kıtlık deneyimim yok. Ama yine benden önceki kuşakların getirdiği şeyi ben sorgusuz sualsiz kabul ettim, içime aldım. O mesaja bakacağım, diyeceğim ki ondan sonra, ya ben bunu söyleyebilirim aç olduğumda, aç olduğumu söyleyebilirim. O mesajlara bakmam gerekiyor. ihtiyaçlarımı anlamayı öğrenmem gerekiyor. İhtiyacımı karşı tarafa muhtaç olmadan geliştirme becerisini de sağlamam gerekiyor. Burada bir parantez daha açmak istiyorum. Eğer ben sevgi ihtiyacımı mutlaka romantik ilişkimden alacağım diye bir içe alınan mesajım varsa o zaman karşımdakinden sevgi dolu bir şekilde isteyemem onu. Kalbim barışta isteyemem. Orada hep böyle bir güceniklikle isterim. Hatta geçenlerde içimdeki çocuğun ikinci seviyesinde yani yaz, süt, kutla da biz bunları çalışıyorduk. İçe alınan mesajları baya ayrıntılı çalışıyoruz. Ve orada ricaları da bir değerlendirdik. Mesela dedik ki ricayı bir kurban modundan iste. Bana sarılır mısın? Bana sarılır mısın?
Yani burada şey yok mesela. Kadın erkek arasındaki o cinsellikle bir sarılma yok. Mesela bunu söylediğinde. Yani kendi bir eşimin...
Eşim istemiyor değil mi? Çocuk istiyor gibi. Çocuk istiyor gibi gelmiyor bana evet.
Hani mesela sarılasım gelmedi yani.
Sarılasın gelmedi. Çünkü orada bir yandan da seni bir zorunlu tutma halim de var benim. Yani ben sana muhtacım ve ver bana o sarılmayı diyorum. Evet. Ya da cani modundan sarılma isteyeyim senden. Diyeyim ki, yani ne erkekler var, ne erkekler var, nasıl sarılıyorlar, karılarını el üstünde tutuyorlar. Sen bir sarılmıyorsun bana. Bu da başka türlüsü. Yani benim kadın olarak, erkek olarak ihtiyaçlarıma sahip çıkmam, ihtiyacımın sorumluluğunu almam ve ihtiyacımı sen bana sarılsan da sarılmasan da bir şekilde ben karşılarım. O güç bende. Bu anlayışta olmam lazım ki senden bunu kalbim barışta isteyeyim.
Senin çok güzel bir çalışman vardı ya, ellerinle ifade et dediğin zaman belli oluyor. Mesela, ne erkekler var bana işte böyle sarılır falan filan yani. Abi konu ikimiziz yani. Böyle ne erkekler var filan değil mi? Gösteriyor. Veyahut da bir sarılmadım ki filan. O da bitiriyor yani olay. Artık orada sarılma vuku bulamaz. Bitmiş yani geçmiş olsun.
Evet. Yani o yüzden konuyu bağlayacak olursak ben isteğim ne, ihtiyacım ne, o ihtiyacımı genel olarak karşılıyor muyum? Onlara bakacağım. Ondan sonra erkekten bunu isteyeceğim. Bu arada biz burada kadın üzerinden gittik ve kadınlar spesifik konuştuk. Peki erkeklerde durum? çok mu parlak? Yani erkeklerde köleleştirme yok ama erkeklerde de başka şeyler var. Yani ben erkek danışanlarımla çalıştığımda da tam olarak neyi istiyorsun? Mesela işindeki ortamdan şikayet ediyor da ediyor. Ama sen tam olarak işinde ne istiyorsun? Onun cevabını aldığım durumlarda son derece sınırlı. Özetle, erkeklerin kadınların bu durumuna anlayış geliştirmesi önemli. Şefkat geliştirmesi önemli. Yani suçlamak yerine, burada ben sevgilimin kendi isteklerini dile getirmesine nasıl katkıda bulunabilirim? Bu perspektiften bakarsa erkek, o zaman ilişkisini büyütür. Ve aynı zamanda cinsiyet bağımsız, tekrar altını çizmek istiyorum, eril gücümüze sahip çıkmaktır. İsteklerimize, ihtiyaçlarımıza sahip çıkmak. Onu da cinsiyet bağımsız ne olur geliştirelim. Kendi ihtiyaçlarımıza sahip çıkalım. Ve ilişkimizdeki insanın bunu yapması lazım. Kafasından da çıkalım diyorum ben.
Yani ilişkide bir kişinin çalışmasıyla bu işler çözülmüyor. İlişki iki kişilik oynanan bir oyun. Bir tarafın kendini ifade etmesinde iyi duruma gelmesi ve çalışması yetmez. Diğer tarafın da dinlemede ve karşı tarafı anlamada da iyi durumda olması gerekiyor. Erkeğe veyahut da eşe düşen, diğer eşe düşen görevlerden bir tanesi de bu.
Öyle Levant ama şeyi de biliyorsun sen eğitimlerde mesela şu çok söylenir. Bunu da mı ben çalışacağım? Çok söyleniyor ya. Bu videoyu seyreden kimse sevgili arkadaşlar burada gelişmek bu videoyu seyredenin sorumluluğunda. Biz zaten dönüştüğümüzde ya hayatımızdaki insan değişiyor ya hayatımızdaki insan değişiyor. Yani ya o insan değişiyor ya da o insanın yerine başka insan geliyor. Karşımdaki şöyle böyle kafasından çıkıp yine mi benden? Cevap yine benden.
Siz de yine mi benden diyorsanız aşağıya bir artı bir koyun ve bakalım artı birler ne kadar fazla olacak?
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









