
Bu YouTube videosunda Gülən Günduz Yılmaz, Zehra ile birlikte kalbin nasıl açılacağı konusunu ele alıyor. Konuşma, çocuklukta hayatta kalmak için geliştirdiğimiz kalp kapama stratejilerinin bugünkü psikolojik dayanıklılığımızdaki rolünü açıklayarak başlıyor. Katılımcılar, bu stratejilerin erkecek (zorlayıcı) bakış açısıyla ilişkilendirilen ‘zorlama kültürü’ne karşı, duygulara temas etmenin ve dişil kasların geliştirilmesinin önemine vurgu yapıyor. Sinir sisteminin güvensizlik algısı ve tehlike programlaması, kalbin kapanmasına yol açtığı ve bu sistemin aniden değiştirilemeyeceği, dolayısıyla kalp açma sürecinin sabır ve şefkatle, aceleci olmayan bir yaklaşımla ilerlemesi gerektiği vurgulanıyor. Beden ve duygu farkındalığı, günlük ritüeller, sabah‑akşam rutinleri ve nefes‑ve‑hareket egzersizleri gibi somut pratiklerin önemi anlatılıyor; bu pratiklerin tek başına teorik bilgiyle sınırlı kalacağı, bir koç, yol arkadaşı ya da destekleyici toplulukla birlikte yapılmasının etkisini artıracağı belirtiliyor. Videoda ayrıca, yoga pozisyonları gibi fiziksel hareketlerin kalp açma sürecine etkisi, ancak bunların zorlamayla değil, şefkatli bir şekilde uygulanması gerektiği tartışılıyor. Genel olarak, kalp açma yolculuğunun yavaş, bilinçli ve destekli bir süreç olduğu, yüzde yüz mükemmeliyet arayışının gereksiz olduğu ve bireyin kendi dişil yolculuğunda güvenli bir ortam yaratmasının kritik olduğu sonucuna varılıyor.
Chapters
Kalbimizi kapama stratejilerimizi çocuklukta hayatta kalmak için geliştirdik. Nedenle de o stratejiler çok değerli. Zorlama kültürü eril bakış açısından gelir. Kalbimizi açmak, duygularımıza temas etmek, bunlar ise dişil kaslarımızı geliştirmekle ilgilidir. Birisi size hızlı bir şekilde dişiliğinizi geliştirmeniz, kalbinizi açmayı öğrenmeniz gerektiğini söylüyorsa, o olay o eşyanın doğasına aykırı. Biz hızlı bir şekilde dişiliğimizi geliştiremeyiz. Hızlı bir şekilde teslimiyete, hızlı bir şekilde kalbimizi açmayı geliştiremeyiz. Şefkatle geliştirebiliriz. Yani eşyanın doğasına aykırı, bilmiyorum şeyi karşılayamadım, anlatmak istediğimi. Merhaba ben Gülen.
Ben Zehra.
Bugün bize sıklıkla farklı formatlarda sorulan bir konuyu seçtik, sizden gelen. Evet, beğeniler, yorumlar, bu videolar size gelsin istiyorsanız siz de hem YouTube'a bu videolar bana gelsin diye öğretmek durumundasınız hem de aynı zamanda evrene ve bize de katkınızı bu şekilde sunabilirsiniz. Lütfen beğeni ve yorumlarınızı bizden esirgemeyin diyorum.
Gülen, bugünkü konumuz kalbimizi nasıl açarız?
Evet, kalbimizi nasıl açarız? Kalbimizde keşke, şöyle kolayca, nedir onun adı? Kertenpere midir onun adı? Ben böyle şeylerin adlarını öğrenemem. Onunla keşke açabilseydik değil mi? Kerpeten. Kertenpere. Peki o neydi? Hani artık yorulmuş olabilir miyim?
Bir de ketenpereye getirmek var.
Kesempera işte on ikisine birbirine karıştı. Keşke böyle kolaylıklı olsaydı ama olmuyordu. Peki neden kolaylıklı olmuyor kalbimizi açmak? Çünkü kalbimizi kapama stratejilerimizi çocuklukta hayatta kalmak için geliştirdik. Bu nedenle de o stratejiler çok değerli. O stratejiler bize o zorlu yıllarda hizmet ettiler. O mekanizmalar sayesinde biz bugün psikolojik olarak ayakta kalabildik.
Bu söylediklerinden şunu duyuyorum. O yaşadığımız dönemde biz kendimizi güvende hissetmedik ve bu yüzden kalbimizi kapattık. Ve yine benzer durumlarla karşılaştığımızda aynı duyguyu hissettiğimiz için yine kalbimizi kapatıyoruz.
Doğru bir ekleme yapmak istiyorum ama aynı durumlar yaratılmasa bile biz kendimizi savunmaya almak için zaten kapatıyoruz. O olasılığın oluşma ihtimaline karşı kendimizi kapatıyoruz.
Oha projeksiyona gel oldu. Bu söylediğin hani şey gibi, hava durumu tahmini gibi. O ihtimal olabilir, ben hemen kendimi kapatmalıyım. Bende bir şey uyandırmadı ki sadece buydu, içimde canlı olan.
Bir de şunu demek istiyorum, yani zaten biz kalbimiz kapalı yaşıyoruz ki çoğunlukla. Yani o ihtimal hep var gibi, hep şemsiyeyle gezmek gibi bir şey yapıyoruz biz. Çünkü çocukluğumuzda çok başımıza yağmurlar yağdı gibi. Anladım.
Peki kendimizi güvende hissetmiyoruz çoğunlukla, bunu duyuyorum söylediğinden. Bu güvenli ortamı nasıl sağlayacağız?
Şimdi öncelikle sinir sistemimizin kendini güvende hissetmediğinde, o tehlikede hissetmeye programlanmış, kendini tehlikede ve tetikte ancak hissederek güvende olduğunu düşünen bir sinir sistemi yapımız var. Burası da bilmiyorum anlaşılır geldi mi?
Evet anlaşılır.
Şimdi bunu eğer böyle anlarsak zaten o sinir sistemini hemen değiştiremeyeceğimize dair de bir kabul verebiliriz. Hemen kalbimi açmam da gerekmiyor. Öyle bir şey yapmaya zorladığımda kendi sinir sistemimi daha da çok güzüşmeye yol açıyorum aslında. Yani zorla bir şeyi açtıramam ben sinir sisteminden konuşuyorsak.
Burada o zaman öncelikle şunun farkına varmam lazım. Bu hemen olmak zorunda değil ve hemen olmayacak da.
Kesinlikle.
Ondan sonrasında yine bedenime dönmem gerektiğini hissediyorum. Hani bu güzüştüğümü, kapandığımı fark edeyim.
Doğru. İşte orada ben beden farkındalığı, duygu farkındalığı çalışacağım. Bu farkındalığı geliştirdikçe gözlemci konumundan bedenimde olana, duyguma farkındalık getirmeye, gözlemci konumundan bakabilmeye başlayacağım ve bir sürü araç var bunu yapabilmeme hizmet eden. O araçları öğreneceğim ve bunları hayatıma uygulamaya başlayacağım. Hayatıma uygulamazsam yani kitaplardan öğrendiğim kendini böyle rahatlatırsın ya da videolardan öğrendiğim şu şekilde rahatlatırsın Bunlar çok böyle sınırlı işe yarar. Gerçekten o kalbimi açma yolunda ilerlemek için benim iyi bir kolaylaştırıcıya, iyi yol arkadaşlarına ihtiyacım var. Ve sürekli öğrendiklerimi de gündelik hayatın içinde pratik etmeye ihtiyacım var.
Gülen, yolculuğun tamamından bahsettin aslında. Bu yolculukta bize eşlik etmesi iyi olacak bir koçun ya da bir uzmanın olması, yolculukta eşlik edecek arkadaşların olması süreci kolaylaştıracak gibi duydum anlattıklarından. Peki biz burada bir örnekle bunu daha somut, daha net anlatmak isteyelim desem. Ya bu cümleyi böyle yamru yamru kurmuş olsam?
Tabii. Şimdi benim teorik olarak hani sinir sistemim nasıl kendini kapatıyor? Ah efendim benim çocukluğum çok zor geçmiş. O yüzden ben erkeklere kalbimi açamıyormuşum gibi farkındalıklar. Farkındalığın sadece bir katman altı. Benim daha alttaki katmanlara inebilmem gerekiyor. Yani gündelik hayatın içerisinde birisi bana bir cümle söylediğinde, Gülen şöylesin, böylesin dediğinde, bedenimde ne oluyora bakmam, duygu olarak ne geliyor bana, şu anda bir savaşma tepkisi mi veriyorum, saldırıya mı geçeceğim karşımdakine, onu o anın içinde yakalayıp fark etmem lazım. Bunu yapabilmek için de gündelik hayat pratiklerimin olması lazım. Sabah kalktığımda ben güne nasıl başlıyorum? Akşam nasıl yatağa giriyorum? Akşam yatağa girme şeklim benim. Telefondan hiç kafamı kaldırmadan, sürekli telefonla ilgilenip o anda yatağa mı giriyorum yoksa kendimi rahatlattığım, sinir sistemimi rahatlattığım ritüellerle akşam uykusuna mı giriyorum? Sabah ona göre kalkacağım. Sabah tekrar kendimi o günün içine hazırlayacağım. Pratiklerim olacak. Ki ben birisi bana bir şey söylediğinde ona reaktif bir yerden gelmeyeyim. Ona kalbimi kapattığım, savaşa geçtiğim bir yerden tepki vermeyeyim. Daha somut oldu mu?
Evet, daha net oldu bence.
Yani bu pratikleri ben gündelik hayatın içinde uygulamıyorsam aslında orada bir farkındalık geliştirmemden biz bahsedemeyiz. Daha farkındalık geliştirmeye benim yolum var demektir. İşte o farkındalık geliştirme de Bir yol olduğu için bunu benim destekler olarak yapmam mümkün. Tek başıma ya da teorik bilgiyle sırf zihinden bunları yapmam mümkün değil. Bu nedenle kalbimi açmaya önce ben bir baş koyacağım. Diyeceğim ki ben bu dünyada canlı bir insan olarak yaşamak istiyorum. İnsan olarak yaşadığımı hissetmek istiyorum. Evet şu anda çeşitli kendini koruma mekanizmalarım var. Kapatma mekanizmalarım var. Bunları yavaş yavaş kendimi böyle zorlayarak o demin söyleyemediğim şey neydi? Kertenpere değildi. Neydi o? Kerpeten. Kerpetenle açma değil. Şefkatle kendimi açma becerisini yavaş yavaş geliştirmek istiyorum.
Peki şöyle şeyler de duyuyorum. Sen kalbini açamıyorsun çünkü yogada bilmem ne hareketini yapamıyorsun. Bu pozisyonlara giremediğin için kendini ve kalbini açamıyorsun gibi şeyler var.
Evet. Ya da kalbini açamadığın için o hareketleri yapamıyorsun. İkisi birden. Evet. Zorlama kültürü evril bakış açısından gelir. Kalbimizi açmak, duygularımıza temas etmek bunlar ise dişil kaslarımızı geliştirmekle ilgilidir. Birisi size hızlı bir şekilde dişiliğinizi geliştirmeniz, kalbinizi açmayı öğrenmeniz gerektiğini söylüyorsa, o olay o eşyanın doğasına aykırı. Biz hızlı bir şekilde dişiliğimizi geliştiremeyiz, hızlı bir şekilde teslimiyeti, hızlı bir şekilde kalbimizi açmayı geliştiremeyiz. Şefkatle geliştirebiliriz. Eşyanın doğasına aykırı şeyi karşılıyor mu? Burada anlatmak istediğimi karşılıyor mu? Biz kadınlar eril bakış açısıyla buradaki yolculuğumuza devam edemeyiz. Bu arada eril bakış açısını erkek hocalar manasında söylemiyorum. Kadın hocalar da gayet eril bakış açısından öğretiyor olabilir. Erkek hocalar da gayet dişil bakış açısını öğretiyor olabilir. Burada bizim dikkat etmemiz gereken şey, biz dişil olarak bedenlendiyse dişil özümüzle kavuşmamızın bizim için önemli olduğunu bilmek. Bunu zaten kalbimizin derinliklerinde aslında hissediyoruz. Ben bundan birkaç sene önce, ben kalbim açık bir kadın olarak bu hayatta var olmak istiyorum diye bir niyette bulundum. Kalbimi bir sürü zaman hala kapatma eğilimim var. Ama buraya farkındalık geliştirmeye, burada tekrar güvenli hissedip o güvenin içerisinde kendimi açmayı pratik ediyorum aslında. Yüzde yüz yapıyor olduğum iddiasında da değilim. Kimsenin yüzde yüz yapması gerektiğini de düşünmüyorum. Burada önemli olan dişil bir yolculukta mısın? ve o dişil yolculukta sana eşlik edecek bir ortam mı yaratıyorsun kendine yoksa kendini zorladığın ki kendini zorlamak da zaman zaman iyidir ama erilini geliştirirken o bakış açısıyla zorla kendini kalbini açmaya mı zorluyorsun? Buralara da farkındalık koymamız gerekiyor.
Gülen gayet net bir örnek oldu. çok içselleştirdim, çok derinden hissettim anlattıklarını. O yüzden iyi pazarlar dileyip kapatalım bu videoyu diyorum.
Çok ciddi söyledim. Gülen o zaman.
O zaman şimdi yaz kızım.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









