
Bu YouTube videosunda Gülen Günduz Yılmaz, uzun süredir evli çiftlerde romantizmin kaybolması ve ilişkilerin arkadaşlığa dönüşmesi sorununu ele alıyor. İzleyicilerin sıkça dile getirdiği "cinsellik var ama romantizm yok" şikayetlerine yanıt vererek, romantizmi dışarıdan beklemek yerine bireyin kendi sorumluluğunda yaratması gerektiğini savunuyor. Videoda Ursula K. Le Guin'in ekmek metaforu üzerinden aşkın sürekli beslenmesi gerektiği vurgulanıyor, günlük yaşamda öpüşme, sarılma gibi küçük jestlerin ihmal edilmesinin fark edilmesi öneriliyor. Gülen, ilişkideki rollerin (Afrodit, Don Juan, Zeus) ve bu rollere bilinçli geçişlerin önemini anlatıyor; ritüellerle rol değişimleri yaparak enerjiyi canlandırmak ve içindeki çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak gerektiğini belirtiyor. Son olarak, hem kadınların hem de erkeklerin şikayet etmeyi bırakıp kendi içsel enerjilerini (Afrodit ya da Kral/Zeus) beslemeleriyle ilişkinin doğal olarak değişeceği mesajını veriyor.
Chapters
Can ya ben bu Süleyman'a böyle baya son zamanlarda çok gıcık olmaya başladım. Ya biz sanki böyle yani evlilikler biliyorsun baya böyle bir arkadaşlığa dönüyor ya. Biz de o eski romantik çiftten hiç eser mi kaldı yani şarkıdaki gibi? Biz bildiğin böyle hani üniversitede iki ev arkadaşı modunda takılıyoruz evin içerisinde. Evet yani. Hiç öyle bir baş başa böyle bir yemek yiyelim, birbirimizin gözlerinin içine bakalım hiçbir şey yok. Böyle bir son 5 senedir falan da baş başa tatile gideceğiz. Onu konuşup konuşup yok. Gidemiyoruz. Nasıl yani ben mi yapacağım? Anlamadım. Biz kadın ruhu bekliyoruz ki yani erkek böyle bir romantizm... Yani erkeklerin romantizm... Ben ne yapacağım ki ben? Anlamadım ki ben. Kankaya saran evliliklere mecbur muyuz başlıklı videomla karşınızdayım efendim. Şimdi Instagram'da yeni video başlığı böyle istediğimde baya bir bu konuyla ilgili video isteği oldu. Kimisi dedi ki cinsellik var ama onun dışında hiçbir romantizm yok. Kimisi dedi ki tamamıyla arkadaşlığa döndü bizim evlilik ne yapacağız diye. Ben de bütün bunlara cevap verecek bir minik video hazırladım sizlere. Şimdi benim çok sevdiğim bir yazar var, Ursula Le Guin. Onun aşkı sevgiyi benzetmede kullandığı bir ekmek metaforu var ve ben de bunu sıklıkla paylaşıyorum. Diyor ki, nasıl eğer ekmeği kendin yapıyorsan onun mayasını sürekli besleyeceksin, her gün yeniden o ekmeği pişireceksin, taze taze, çıtır çıtır yiyip ertesi gün tekrar ekmeği yapacaksın. Aşk ve sevgi de buna benziyor diyor. Eğer ilişkide istediğim bu romantizm, bu aşk yok diyorsam gel önce bir kendinde fark et. Bir gününü düşün. Uyandığında ne yaptın? Gidip eşini mi öptün? Ona sarıldın mı? Yoksa telefonunu eline alıp Instagram'ı mı check ettin? ya da maillerini. Sonra kalktın, yine eşini doğru düzgün görmeden, ona günaydın bile demeden duşa girdin ya da hazırlandın, üzerini giyindin, kahvaltıya gittin. Bütün bu eylemler esnasında birbirinizle böyle bir romantik bakışta bulundunuz mu? Sarıldınız mı? Birbirinize öpücük verdiniz mi? Bana şu çok söyleniyor. Ben mi bunu yapacağım? Ben mi bunu yapmak zorundayım? Ben mi öpmek zorundayım? O neden beni öpmüyor? Gibi şeyler söyleniyor. İlişkide yaşamak istediklerimi kendim getirmiyorsam o zaman ben o ilişkinin sorumluluğunu almıyorum demektir. Ve bu da yetişkin bilincimizin değil, çocuk bilincimizin konuştuğu bir yer.
Hocam öyle diyorsunuz ama diğer kimi sarıldığınız zaman da ya bir git bir uyanayım, sabah sabah niye sarılıyorsun gibi şeyler geliyor.
Diyorsun.
Evet, onları ne yapacağız?
Şimdi biz bazen o öpücüğü verirken karşımızdakinin alanına saygı duymadan ya da onu belli bir beklentiyle yapabiliyoruz. Yani o mesela uyuklarken onu kendime çevirip öpmek gibi baya onun alanına müdahale eden şeyler yapıyor olabilirim. Beklentiye giriyor olabilirim. Yani ben onu öpeceğim sonra o da beni öpecek diyebilirim. Ya da o konsantre bir şekilde çalışıyorken sana sarılmak istiyorum bir sarılayım mı demeden ona sarılarak onun iş konsantrasyonunu bozuyor olabilirim. Yani ben sevgiyi ve aşka getirirken onu bir başkasına rağmen değil, o bir başkasına aslında getirmeliyim. Ben ilişkiyi mi gözetiyorum yoksa sadece karşı tarafı aslında hiç umursamadan kendi ihtiyaçlarımı mı gerçekleştirmeye çalışıyorum? Yani canlar, ilişkide romantizm istiyorsak, aşk ve sevgi istiyorsak, eğer kadınsan o ilişkide bir Afrodit olacaksın. Erkeksen de Afrodit'in aslında karşılığı Don Juan, kazano olarak geçer. Ama benim sana önerdiğim arketip, sana önerdiğim rol o değil. Kral Zeus arketipiyle ilişkideki kendi rolüne sahip çıkmanı. öneriyorum ve o rolden sevgi ve aşkı romantizme getirmeni öneriyorum. Peki Gülen, özetle ne yapacağız? Bana şöyle bir somut şeyler öner diyorsan, sana somut önerilerim geliyor. Hazır mısın? Birincisi, Bir gün içerisinde, yani bu sıradan bir gün olabilir, bir hafta sonu olabilir. Bir düşün bakalım, sen ne kadar o aşkı, sevgiyi, tutkuyu, özeni getiren roldesin? Ne kadar anne rolündesin? Ne kadar iş kadını rolündesin? Ne kadar da çocuk rolündesin? Bir onu fark etmen lazım. Eğer sen o rolü yani Afrodit rolünü bir kadın olarak gayet az taşıyorsan bir gün içerisinde o zaman romantizmin bu ilişkiye an itibariyle gelmeyeceğini bir kabul ederek işe başlamanı ben naçizane öneriyorum sana. Yani rollerini fark edeceksin. Peki ikinci olarak ne yapacaksın? O roller arasında bilinçli geçişler yapacaksın. Yani erilden gideceksin Afrodit rolüne geçeceksin. Bunu sadece ilişkine romantizm getirmek için de bu arada yapmayacaksın. Canlanmak için. Çünkü dişil enerji bizim canlılığımızı aldığımız yer. Sen kendi canlılığını hayata kazandırmak için bunu zaten yapacaksın. Ritüel, ritüel, ritüel diyoruz. Minik ritüellerle ben Eril'den anneye, anneden Afrodit'e, Afrodit'ten tekrar anneye geçebilirim. Başka rolleri de geçebilirim. Bu rollerin hangisini ben daha çok beslemem gerekiyorsa ona da karar verebilirim. Ve son olarak Tion, içindeki çocuk, evet biliyorum hep bunu söylüyor, gülen diyorsun ama tekrar tekrar söyleyeceğim, bu romantizm yok, bu adam bana romantik davranmıyor diyen parçan, içindeki çocuk. Ve o içindeki çocuğu sen gidip de eşine ekspoze ettiğinde ikinizin içindeki çocuklar kavga ediyor. İçindeki çocuğun ihtiyaçlarını karşılamakla sorumlu olan tek kişi sensin. Ona o sevgiyi, güvenistini verebilecek olan da tek kişi sensin. İçindeki çocukla ilgilenmen gerekiyor. Onunla da ilgili biliyorsun kanalda birçok video var. İki tane SALT içindeki çocuk başlıklı video var. Oradaki alıştırmaları yapabilirsin. Ve hem Eril Beril'den Afredita kitabımda hem de Afred eğitimlerinde de Biz bayağı bir içindeki çocukla ilgileniyoruz ki içimizdeki Afrodit artık salınarak bütün ihtişamıyla artık ortaya çıksın. Yani canlar, kadınsan erkeğinden şikayet etmeyi bırak. Erkeksen kadınından şikayet etmeyi bırak. Afrodit rolüne ya da kral rolüne sahip çık. O zaman sen değiştiğinde zaten ilişkin öyle ya da böyle değişecek. Bu videoyu beğendiysen beğen butonuna basıyorsun ve bu videoyla ilgili hislerini bizimle paylaşıyorsun ki biz de daha çok video çekmek için motive olalım.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









