In this conversational video, Gülen Gündüz Yılmaz and Muhammet discuss the mental "boxes" people place themselves in, focusing on the "I'm worse" box. They explore how self‑comparison to others leads to feelings of inadequacy, jealousy, and helplessness, and how people rationalize these feelings by blaming lack of talent, money, or luck. Gülen explains that while some limitations are real, many are self‑imposed narratives used to avoid effort. He describes how these boxes appear in education and everyday life, outlines the emotional states they generate (depression, envy, a sense of being ignored), and emphasizes that recognizing and stepping out of the box transforms the experience into a learning signal. The video concludes with a call to action for viewers to become aware of their own boxes, break free, and reclaim agency over their lives.
Chapters
Ya Muhammet ya ben düşünüyorum da bu video olayları bana göre değil mi acaba ya?
Neden öyle düşünüyorsun ki?
Ya işte böyle o kadar da hani çok insan seyretmiyor. Bakıyorum böyle başka insanlar almış yürümüş böyle on binlerce izleme. Yani o kadar da iyi değilim ben ya.
Bir sürü güzel yorum var. Onları nasıl yapacağız?
Yani bir avuç insan değil mi onlarda ya? Çok az yani diğerlerine. Yani kıyasla. Ben o kadar iyi değilim bence. Hani YouTube falan. Belki bana göre değil diye düşünüyorum. Yani milletin böyle herhalde yeteneği de çok. Yani baktığımda... Ya da daha çok imkanları var, paraları var. Basıyorlar reklama, oradan yürüyorlar falan. Yani... Ben... Ben de... Yani yetenek de az. Para da yok mu? Merhaba ben Gülen, bu hafta Daha Kötüyüm kutusuyla karşınızdayım. Şimdi Daha Kötüyüm kutusuna düştüğümüzde biz kendimizi böyle bir eksik, yetersiz falan hissediyoruz. Başkasıyla kendimizi kıyaslıyoruz, tıpkı ben daha iyiyim kutusunda olduğumuz gibi. Bu sefer başkalarına diyoruz ki, ya onlar daha avantajlı, işte benim deminki Muhammed'le diyaloğumda olduğu gibi onlar daha şanslı, hani onların daha imkanları fazla, onlar daha yetenekli falan diye görüyoruz başkalarını. Şimdi hayatta bazı konularda biz gerçekten bilgi düzeyimiz az olabilir, yeteneğimiz az olabilir vs. Ama biz bu durumu aslında bayağı bir rasyonalize etmek için kullanıyoruz. Ben mesela eğitimlerde bayağı rastlıyorum. Bu kutuya düşülüyor eğitimlerde. Diyorlar ki işte, ya ben bu konudan ne kadar kötü olduğunu öğrendim. ne kadar bunu yapamayacağımı öğrendim. İşte bu koşuluk mesela bu kadar böyle kolay yapılır mı? Falanlara düşülebiliyor eğitimlerde. E diyeceksiniz ki bu durum doğru değil mi? Ama odamız oradan. Yani odamız başkası nasıl yapıyor, ben nasıl yapıyorum da. Halbuki odamızı oradan çıkarıp, yani bu kutunun dışına çıkabildiğinizde Bizim odağımız, alabileceğimizi o eğitimden alıp, öğreneceğimizi öğrenmede oluyor. Bu kutuya düştüğümüzde ise, ay efendim bu bilinenmeyi ne kadar iyi yaptı, ben o kadar yetenekli değilim, ben o kadar şanslı değilimler de olabiliyor.
Bazen şartlar da ilerliyor ya yapmaya. Bazıları bizden daha şanslı.
Ya bu kutudaki zaten şeylerden bir tanesi de o Muhammed gerçekten. Yani biz bu kutuda olduğumuz zaman mesela işte diyoruz ki benim annem de zaten erken vefat etti. Ya da işte ben tiyatro kursuna çok gitmek istiyordum da beni babam göndermedi vesaire. Yani böyle başkalarını burada bir suçlayarak kendi daha kötü kutusunda olmayı bir rasyonalize eder halimiz oluyor yani. Efendim bu kutuda Nasıl bir duygu durumlarımız oluyor? Yani daha böyle bir depresif, daha böyle bir çaresiz. Ve çok hoşumuza gitmese de burada bir kıskançlık da oluyor. İşte hep böyle yanımdakiyle kendimi bir kıyaslayıp kendimin daha kötü olduğunu görünce bir kıskançlık da oluyor. Şimdi bu arada kıskançlık hissedebiliriz. Bunlar çok doğal uygular. Ama o kıskançlık hissettiğimde ben bunu daha iyi nasıl yapabilirim şeklinde bir sinyal olarak algılayabilirim bu duyguyu. Ya da o kıskançlığımın içinde kalıp o daha şanslı ki, o daha imkanlı ki de falan kalabilirim. Bu kutuların zaten dezavantajı işte bu. Kutunun içine düşünce o farklı ne yapabilirim ben? Seçeneklerim nedir? Biz o kafadan çıkıyoruz maalesef. Biz bu kutudayken dünya nasıl bir yer? Dünya böyle zor bir yer. Dünya böyle sıkıntılı bir yer. Ve bu dünya da beni çok takmıyor. Kafası da var. Yani beni takmazlar, beni görmezler. Ben zaten o kadar iyi değilim ki falan kafası var. Ya bu arada Hepinizin daha böyle düşme eğiliminizin olduğu kutular var. Ben mesela ben daha iyiyim kutusuna. Maalesef daha çok düşebiliyorum. Bir de böyle görünmeliyim, şöyle görünmeliyim kutusuna da düşme eğilimim var. Ama öte yandan her kutuya düşebiliriz zaman zaman. Yani birisini böyle yanınızda daha iyi yapıyor, yani minicik bir şey bile olsa, diyelim ki çok güzel bir yemek yaptı, yemek konusundan bile bu kutuya düşebilirsiniz. Düşüp de o daha iyi, bu daha iyi kafasına girdiğinizde işte dünyayı kendimize böyle zor bir yer olarak yürüyoruz ediyoruz. Özetle bu dört kutu da aslında insanlık hali. Biz düşebiliriz bu kutulara. Önemli olan oradan çıkmak. O kutulardan çıktığımızda dünyayı, başkalarını, kendimizi olduğu gibi görebiliriz. Gücümüzü tekrar elimize alabiliriz. O zaman da önümüzde çeşitli seçenekler var hayatımızı yaşamak için. Bu videoyu beğendiyseniz beğen butonuna basmayı ve YouTube kanalıma abone olmayı lütfen unutmayın.