KENDİMİZİ HAPSETTİĞİMİZ KUTULAR - HAK EDİYORUM

Gülen Gündüz Yılmaz talks about the "victim box," a mental trap where creators blame low views and lack of sponsorship on others instead of taking action. He argues that waiting for external validation keeps you stuck, and the only way out is to stop resenting your audience and start taking real responsibility for your work.
Chapters
Lan bu kıyafeti geçen hafta giymemiş miydin ya? Yanlış mı hatırlıyorum ben?
Evet giydim yani daha önce bu kıyafeti ben bu videoda. Giydim yani.
Şey mi yapsak ya? Farklı bir kıyafet var mı? Ondan mı denesek ki ya? Hani aynı kıyafeti duruma çekiyormuş gibi olmayalım.
Ya Muhammetciğim işte şey yani... ...kıyafet olmuyor ki işte bu videolara yani. Öyle video çekince yok ki yani bir sponsorum falan. Bir kıyafet sponsorum. Çok zor ya zaten bu
işler. Abi giderek yükseliyor ya. Bir ilk videoya bak, bir son videoya
bak. Ne
yükseliyor? İzlenme sayıları, insanların yorumları, gelen feedbackler.
Yani şimdi ben o kadar çaba harcıyorum, o kadar işte özeniyorum vs. Sen de Keza yani öyle. Ama yani bence öyle hak ettiğim izlenme sayıları falan. Millet biliyorsun o teenager çocukları abuk sabuk şeyler çekiyorlar. Onları beğeniyor herkes. Yani şey de değil, bence Türkiye'de de bu böyle kadir kıymet vesaire bilinmiyor yani.
Organik tarım mı yapsak ki
ya? Yani Türkiye'de şimdi organik tarımı da insanlar bilecek mi, isteyecek mi ben ondan da emin değilim ki yani. Yok ya bu, yani bu işler böyle yapıyorsun, yapıyorsun. Kimse şey yapmıyor. Kimse görmüyor yani. Yani. Öyle
işte. Dünyada da mı görmüyor? Ne yapalım o
zaman? Merhaba ben Gülen. Bu hafta Hak Ediyorum kutusuyla karşınızdayım. Hak ediyorum kutusundayken ben kendimi nasıl görüyorum? Bir kere ben gayet böyle saygıya, övgüye falan şayan bir insanım ama takdir edilmiyorum yani. O yüzden böyle saygı duyulacak, övülecek bir insanım yani burada. Ama maalesef o başkaları var ya, o başkaları benim değerimi bilmiyorlar. Başkaları. Efendim bunlar nankörler. İyice
abartayım.
değer, kıymet bilmiyorlar. Benim kurumsal eğitimlerde ya da yani kendim kurumsal hayatta aslında çalışırken de en çok rastladığım durumlardan bir tanesi bu terfi için ya da maaş zammı için beni görmeleri lazım. Ben kendim istediğimde onun bir anlamı yok ki diyen arkadaşlarımdı. Sonradan anladım ki baya bir bu kutuya düştükleri zaman o şekilde davranıyorlardı. Yani ben övülecek, görülecek falan bir insanın karşı tarafın bunu takdir etmesi, görmesi gerekiyor. Yani karşı taraf beni görürse görüyor, görmezse de görmüyor aslında. Yani kendimi bayağı kurbanlaştırdığım bir kutu burası. Yani benimki gibi işte teenagerler işte burada bu kadar izlenme oranı yakalanırken ben ise koskoca koç Gülen Gündüz Yılmaz falan diye yani kibir de var tabii ama Halet-i Ruhiye baya böyle bir kurbanda. Ben hiçbir şey söylemeyeyim. İnsanlar baya beni görsünlerdi değil mi? Esas büyük ego. Yani bir insanlara ne yaptığımı, ne ettiğimi falan filan anlatmak da benim sorumluluğum değil
mi? Öyle ama şöyle düşün. Senin videonu bitirebilmek için ben peki videoya
çalışacağım. Çok itiraz yalnız. Çok itirazlar geldi. Peki alayım itirazınızı. Söylemeyeceğim artık. Ben bu itirazları hiç hak etmedim. Hayır söylemeyeceğim zaten. Bu kadar düzgün anlatıyorum ve anlamıyorsun. Hadi çekelim gidelim
ya.
Bunlar nankör olduğu gibi bu arkadaşlar, bu başkaları aynı zamanda anlamazlar. Anlarlarsa da yanlış anlarlar. Peki efendim, biz bu kutuya düştüğümüzde bizim duygu durumlarımız ne oluyor? Ya biraz böyle bir güceniklik oluyor burada. Bir hayatı küskü- küskü- küskü- küsmüşlük. Gücenik. Küskün. Düşünce olarak da yani bu hakkım olan bana verilmiyor. Burada böyle bir mahrumluk, bir yoksulluk falan filan kafası oluyor. Şimdi öyle olunca da ne yapıyorum ben? O anlamazlar, yanlış anlarlar dediğim insanlara aslında bütün gücümü teslim etmiş oluyorum. İşte videomu görsünler, yapsınlar falan filan diye böyle bekliyorum. Ve tabii dünyayı nasıl görüyorum ben? Dünya adaletsiz arkadaşlar. Hak hukuk yok burada. İşte böyle kötü bir yerde değil. Şimdi diyebilirsiniz ki dünya adil bir yerde. Bence de dünya adil bir yer değil. Şimdi ben bu kutudayken, bunu başkaları yapsın, etsin, o adaleti de başkaları yaratsın istiyorum ya, orada sıkıntı var. Kendi gücümü elime aldığımda, yani kurban kafasından böyle çıkıp, yetişkinin, sorumluluk sahibi, gülen kafasına geçtiğimde, o zaman çok şey yapabilirim. Bu kutunun dışından bakmak söz konusu olduğunda, benim
için. Şimdi bizim için tamam da, dünya sadece bizden oluşmuyor. Bir sürü insan var. Tamam bir tanesi, ben kendimi değiştirdim. Ama başka birisi gene bana öyle bakmaya devam
edecek. Evet, muhtemelen de edecek biliyor musun? Yani muhtemelen seni takdir etmeyen insanlar olacak hayatta. Odağını oraya verdiğinde, Yani odağını bunlar kıymet vermiyorlar bana falana geldiğinde zaten böyle bir enerjimiz çekiliyor ya, enerjimiz böyle aşağı iniyor. Halbuki odam orada değil de benim yapabileceklerim ne? Benim bu konuyu değiştirmede ne yapabilirim geldiğimde zaten hayat değişik
olur. Ya birisi gelse şöyle dese? Çalışmayı bağışlayayım çok
diye. Çok acıklı olabilirim o zaman. Bana mı çalıştın? Bana mı
çalıştın? Çalışmasan ya, ben mi dedim
çalış? Bu da güzel bir şey aslında. Sen kim için çalışıyorsun? O başkaları için mi çalışıyorsun? Yoksa kendin seçtin, kendin için mi çalışıyorsun? Başkaları için çalışıyorsan her zaman o hayal kırıklıklarına uğrayacaksın yani. Ama kendim seçtim, kendim çalıştım. Burada ha istediklerim olmuyor. Diyelim ki çalıştığım şirkette istediğim şeyleri elde edemiyorum. E o zaman da milyon tane seçeneğim var. Ya yaptıklarımı daha iyi gösterebilirim. Ya şirketten ayrılıp başka bir yere geçebilirim. Ama o milyon tane seçeneğe odaklanmak için o ah ah ah o nankörler kafasından çıkalım diyorum. Tamam mı? Bu videoyu beğendiyseniz beğen butonuna basmayı ve kanalıma abone olmayı
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









