KENDİMİZİ HAPSETTİĞİMİZ KUTULAR - ŞÖYLE/BÖYLE GÖRÜNMELİYİM

In this short conversational excerpt, Gülen Gündüz Yılmaz and a co‑speaker discuss the tension between being their natural, playful self (referred to as “zıpır”) and the more serious, coach‑like persona they feel pressured to adopt. Gülen worries that audiences only see him as a carefree, goofy figure and wishes to be perceived as more serious and “heavy‑seated.” The dialogue highlights how fear of judgment and the desire to fit a professional image can make people confine themselves to self‑imposed boxes, limiting authentic expression.
Gülen geçen haftaki video ne kadar güzel oldu ya. Ne kadar dolu oldu. Her izleyen şey diyor. Gerçi siz gerçekten bu işi severek yapıyorsunuz.
Ya ben çok emin olamadım ya. Acaba çok böyle işi abarttık mı acaba ya? Çok yani biraz sanki çok sıfır oldu ya. Hani şimdi bu eğitmen koç dediğin biraz daha böyle ciddi, biraz daha ağır falan. Olmalı ya. O yüzden böyle Ya olabilir ama senin
doğalın o değil ki. Doğalına sen gülüyorsun, eğleniyorsun.
Doğalın zaten zıpır diyorsun yani.
Yani... Çok azıcık. Çok değil.
Çok mu zıpırım ben? Ya ben öyle görülmek istemiyorum ama daha böyle ciddi, ağır bir ortama girdiğimde falan... Yani böyle...
Şimdi öyle de... Normalde seni tanıyan insanlar ne yapacaklar?
Normalde zaten zıpırlar. Zıpır halini tanıyorlar.
Evet, zıpır halini tanıyorlar.
Ay Allah'ım! Herkes beni öyle mi görüyor ya? İnsanlar beni öyle görsün istemiyorum ben ya. Daha böyle ağır oturaklı görsünler istiyorum ya. Olmaz mı? Benden ağır oturaklıyım da olmaz mı?
Olmadı.
Merhaba ben Güden. Bu hafta ben böyle şöyle görünmediğim kutusuyla karşınızdayım. Demin size koç olarak şöyle görülmeliyim kutusunu naçizane oynamaya çalıştım. Biz bu kutulara aslında çok da bilinçli olarak seçtiğimizden gelmiyoruz. Genelde böyle bir tedirginlik vesaireden falan geliyoruz. Ama sonunda ne oluyor? Karşımızdakiyle böyle kalpten kalbe, insandan insana bağlantı kuramıyoruz. Şimdi böyle şöyle görülmeliyim kutusunda ben iyi olmalıyım. Ağır olmalıyım. Şöyle olmalıyım, böyle olmalıyım diye kendime bir meli malım var yani benim burayla ilgili. Karşı tarafı da ben nasıl görüyorum başkalarına? Ben başkalarına aslında bağlantı kuracağım insanlar falan değil de bayağı böyle bir kendi kitlem ya da dinleyicim olarak görüyorum. Şimdi ben video yapıyorum ve konuda video ile ilgili olduğu için aklınıza böyle video dinleyicisi falan gelmesin. Bir toplantı ortamına giriyorum mesela. O toplantı ortamında ben böyle bir mesela ciddi görüneyim diyebilirim. Ya da ben o toplantı ortamına gireyim ve herkesi çok eğlendireyim. Kafasında da gittiğimde o toplantıdaki insanları bile kendi dinleyicim, kitlem olarak görüyorum. Ve o insanların da beni yargılayabileceğiyle ilgili güçlü inançlarım var. Yani başkaları yargılayıcıdır. Seni beğenmeyebilirler. Tehditkarlardır. O yüzden sen ona uygun olarak ne gerekiyorsa o kılık kıyafeti, o rolü giyersin. O rolden o insanlarla ilişki kurarsın. Şimdi ben bir yandan da biliyorum ya yani onlar tarafından yargılanmayayım diye öyle davrandığımı. O zamanda ne yapıyorum? Kendimle de ilgili aslında biraz sahte, biraz da numaracıyım olduğunu da biliyorum, kendimle ilgili algım da oluyor. Yani böyle ben de biraz işte sahte bir insanım, işte böyle davranmam gerektiği için ama yapıyorum falan filan gibi bir algım oluyor kendimle de. Ve bunları tabii neden yapıyorum? Yani duygu durumum ne? Ya duygu durumum aslında benim stresli tedirgin olduğumdan bunları yapıyorum. Ya bunlar da çok anlaşılır. Yani bunları yapıyoruz diye kendimizi bir argılayacak da değiliz. Bende burada bir stres, bir tedirginlik falan var. Yani şimdi herkesin bana söylediği şey, ilk videolarımla sonraki videolarım arasında çok daha canlı, çok daha kendim gibi oldu. Onun nedeni ne? İlk videolarda bir tedirginlik, bir stres vs. falan var. Ondan bunu böyle yapıyorum. Aynı şekilde mesela bizim Koçluk sektöründe koçun sesi diye bir komik terim vardır. Koçun sesi senin normalde hani bizim sesimiz inebilir çıkabilir, daha yavaş ve sakin olabilir, daha hızlı konuşuyor olabiliriz. Bütün renkler var. Onu yapmak yerine böyle bir sakin, oturaklı, şu an ne hissediyorsun şeklinde soran aslında bir kimliğe girdiğimizde orada Kendimiz gibi koçluk değil de, baya böyle o koçluk kimliği ne gerektiriyorsa onu biz yapıyoruz. Öyle olunca da ne oluyor? Esas amacımız bağ kurmak, o bağ kuramıyoruz. Şimdi bunlar sadece işte videoda, koçlukta falan filan diye aklınıza gelmesin. Bir insanın mesela performansından memnun değilsiniz, bir yöneticisiniz. İyi görünmeliyim. Burası böyle görünmeliyim, şöyle görünmeliyim kafası ya. İyi görünmeliyim diye o insana geri bildirim vermediğinizde de aslında bu kutudasınız. Çünkü o insan o geri bildirimi verirseniz size küser, darılır, sizin hakkınızda övülü ile konuşur falan diye. O iyi, yani iyi insan olma, iyi insan görünme kafası da aslında bayağı bir bu kutunun içinde bir kafa. Ve bu kutuda efendim, dünya nasıl bir yer? Dünya bir kere herkesin herkesi izlediği bir yer. Böyle. İzleyici izlenen bir yer. O yüzden ben bakıyorum yani burada. Nasıl izleniyorum, nasıl bakılıyorum falan bir yer. Şiddetsiz iletişim eğitimine gitmiştim geçen sene. Orada hocalardan bir tanesi çok güzel bir örnek vermişti. Biz aslında mesela düşüyoruz. Düştüğümüzde ne yaparsınız diye bir soru sormuştum. Düştüğümüzde çoğumuz, ben kesin yapıyorum, etrafa bakıyoruz, acaba birisi gördü mü diye. O da bence çok güzel bir örnek çünkü hani düştüm, acaba gördüler mi? Daha önemli, yerimi yaraladım mı buradan? Bu kafada olduğumuzda baya dünyada herkes herkesi izler, herkes herkesi yargılar kafasından. Kendimiz gibi olamadığımız, otantik kendimiz olamadığımız kafa, bu kafa arkadaşlar. Efendim diyeceksiniz ki yani her ortamda da böyle lakayt mı davranacağız, nasıl davranacağız falan gibi sorular geliyor. Arkadan da geliyor hoş, her taraftan da gelebilir. Evet, biz farklı davranacağız. Her durumda farklı şekilde davranabiliriz. Ama bu böyle görünmeliyim, böyle olmalıyım kafasında şöyle bir şey var. Ben orada bir sahtelik barındırıyorum. Bir katılık barındırıyorum. Olduğum gibi değilim. Bir komik bir şey olduğunda kahkahalarla gülmem gerekiyorsa gülmüyorum. Orada o ağırbaşlı kimliği giymesinden o şekilde ağırbaşlı davranıyorum. Yani buradaki, aradaki fark o. Ve bence onu siz içinizde bilebilirsiniz. Acaba ben doğalımda böyle davranmak doğal olduğu için mi yaptım? Yoksa karşımdaki beni yargılar. Öyle yapmazsam böyle olur. Kafasıyla mı o davranışı sergiliyorsunuz? Onu bence içinizde gayet net bilebilirsiniz. Unutmayın ki o sakin, ağırbaşlı olmakta hiçbir sakınca yok. Ve bir sürü durumda da öyle olacağız zaten. Ama stresli ve tedirginlikten mi onu yapıyoruz ve karşımdaki böyle beni görmeliden mi? Yoksa durum sadece onu gerektirdiği için mi öyle yapıyoruz? Bu videoyu beğendiyseniz beğen butonuna basmayı ve kanalıma abone olmayı unutmayınız.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









