
Gülen Gündüz Yılmaz ve Zehra, erkeklerin küsme davranışını çocuklukta ortaya çıkan, ebeveynlik eksikliğiyle tetiklenen bir tepki olarak açıklarlar. Kadınlar genellikle çocuksu tepkiler veya anne-türevi bakım tutumu gösterirken, çözüm duygusal farkındalık ve yetişkin-yetişkin diyaloğa geçişte yatmaktadır.
Chapters
Erkekler neden küsüyor? Biz neden küseriz? İçimizdeki çocuğa ebeveynlik yapamadığımızda küseriz. Çünkü küsme, çocuksuz bir davranıştır. İçimizdeki çocuk, içimizdeki ergen küser. Yetişkin parça küsmek yerine oradaki ihtiyaçlarına bakar, ihtiyaçlarını önceliklendirir ve o ihtiyaçlarını karşılar. O nedenle küslü davranışının aslında bir yetişkin davranışı olmadığından yola çıkarak bu videoya giriş yapalım diyorum. Çünkü modern insan olarak duygularımıza temasımız maalesef içler acısı seviyede. Ve özellikle grup eğitimlerinde insanlar şunu anlıyorlar. Eğer gerçekten duyguya temasın yoksa onu ifade ettiğinde karşı tarafa o geçmiyor. Karşı taraf senin öfkelendiğini düşünmüyor çünkü senin öfkene temasın yok. Ya öfkeleniyorsun ama oraya bakmak istemiyorsun, oraya dokunmak istemiyorsun ya da hissettiğin belki öfke değil, bambaşka bir duygu. Merhaba ben Gülen.
Ben Zehra.
Bombastik bir video konusuyla karşınızdayız. Nedir videomuzun konusu?
Videomuzun konusu yine takipçilerimizden gelen bir soru. Küsen erkekle ilişki olur mu?
Evet, bu güzel videoya geçmeden önce yine önce bir beğene basıyorsunuz, bir yorum bırakıyorsunuz, belki de izledikten sonra bir takım böyle duygulara giriyorsanız o zaman şimdiden emoji bırakabilirsiniz bize. Ve bunları yaptıktan sonra hazırsanız videoya geçiyoruz.
Gülen, kadınlar küstüğü zaman naz olarak algılanıyor. Erkekler küstüğünde peki neden naz olarak algılanmıyor?
Yani naz olarak algılanınca daha kolay mı oluyor peki? Yani naz olarak algılanması daha böyle iyi bir şey olarak mı söylüyorsun?
Aslında şöyle soruyorum, yani kadın küskünlüğünü cilveden, işte oyundan falan yapıyor gibi algılanıyor. Bazen bu erkeğin hoşuna gidiyor, bazen gitmiyor. Ama erkekler neden küsüyor?
Erkekler neden küsüyor? Biz neden küseriz? İçimizdeki çocuğa ebeveynlik yapamadığımızda küseriz. Çünkü küsme çocuksu bir davranıştır. İçinizdeki çocuk, içinizdeki ergen küser. Yetişkin parça küsmek yerine oradaki ihtiyaçlarına bakar, ihtiyaçlarını önceliklendirir ve o ihtiyaçlarını karşılar. O nedenle küsme davranışının aslında bir yetişkin davranışı olmadığından yola çıkarak bu videoya giriş yapalım diyorum. Ve orada seni gülerken görüyorum. Ne oluyor orada Zehra?
Şimdi, yani dediğine katılmakla birlikte evet bu çok çocukça bir davranış ama biz bunu çokça zamanlarda yapıyoruz ve bazen de gerçekten karşı taraftan hoşnutlukla karşılanıyor bu küsmeler.
Ya küsmenin aslında Nazlı Acil Bey'le çok ilgisinin olmadığını söyleyerek ben konuya devam edelim derim. Çünkü hani orada nazdır, cilvedir diye baktığımızda bu tarz toksik aslında davranışları biz devam ettiririz. Küsmenin içerisinde kendini kapama, gardını alma durumu var aslında. Yani onun neresinde cilve var? Burada erör veriyorum. Bunun neresi cilve? Bunu yaşayıp çok tatmin dolu ilişki kuran insan da açıkçası tanımıyorum. Bu arada küsme davranışı bende de olan bir davranış. Ben toksik iletişim videolarında da anlattığım üzere herkesin yaptığı bir tane toksik davranış var. Belki iki. Benim en en yaptığım toksik davranış duvar örme. Yani duvar örmenin içerisinde küsme de var. Bunu tetiklendiği anlarda en çok duvar örme davranışı iyiliğimi gösteren bir insan olarak ben söylüyorum. Duvar örmeyi yapmak, o küsmek bir yetişkin davranışı değil. Onun için de naz cilve arasak da yani şu da denebilir ya ben karşımdakine böyle alay kinayı yapıyorum, sevdiğimden yapıyorum demekle Bana biraz aynı geliyor aslında.
Anladım. Yani burada aslında içimizdeki çocuk devrede, içimizdeki ideal anne ve baba da gelişkin değil gibi bakmamız gerekiyor. Peki, karşımızdaki erkek küstü bize. Biz onunla nasıl iletişim kuracağız?
Önce kadın tarafı ne yapmalı? Onunla mı başlayalım? Sonra da erkek tarafına geçelim o zaman. Şimdi kadın tarafı olarak öncelikle benim bakmam gereken erkekte bir duygu var ki o duyguyu kendisi taşıyamadı ki buraya giriyor. Peki ben kendim o duyguyu taşıma noktasında, duygu regulasyonu konusunda neredeyim? Yani erkek öfkelenmiş olabilir, böyle daralmış olabilir ya da üzülmüş olabilir. O duygularla durabilmekte ben kendim neredeyim? Durabiliyor muyum yoksa hemen bunu bir çözme kafasına mı giriyorum? Kadın olarak buna bakmam lazım. Buna paralel olarak da ben erkek küsünce hangi rol bende devreye giriyor? Çocuktan, bir tepki mi veriyorum yoksa anneden mi bir tepki veriyorum? Çocuktan tepki vermek esas ben sana küseceğim demek olur ya da erkeğin peşinde gitmek olur. Küsme, benimle ilgilen, bana bak, bana bak demek olabilir. Anne davranışı ise çocuğuyla ilgilenen bir anne gibi. Yavrumuma şu anda da hiç küsmeye gerek yok ki. Ben sana bir şey yapmadım ki. Aa sen beni yanlış anladın. Bak sana ne kadar güzel bir çorba yaptım bak en sevdiğinden. Yapıyorsam orada da annelik yapıyorum hayatımdaki erkeğe. Ben annelik yaptıkça da hayatımdaki erkek daha çok çocuk pozisyonunu korumak isteyecek.
Evet, bu bana çok tanıdık geldi seni dinlerken. Ben bu arada bu ikisine de düştüğümü fark ettim şu anda. Yani kimi zaman karşımdaki sevgilim küstüğünde ona anne gibi yaklaşıyorum. Kimi zaman da onun işte peşinden gidip ya işte konuşalım küsme, ben böyle duramıyorum işte ayrı ayrı yatmayalım falan şeklinde onun peşinden gidip ne olur benimle konuş gibi yine çocukça çocuk davranışına çocuk davranışıyla karşılık verdiğimi fark ediyorum şu an.
Evet, o nedenle bu eğilimlerimi fark edeceğim. Sonra o içimdeki çocuk tetiklenmişse ki beni anne davranışına iten de aslında içimdeki çocuğun güvende hissetmemesi bu durum karşısında. Yani sevgilim küsüyor, içimdeki çocuk güvende hissetmiyor ve ben ya çocuktan ya da anneden tepki veriyorum. Önce içimdeki çocuğun o duygu regulasyonunu sağlamam gerekiyor benim. Bunu sağladıktan sonra da çocuktan değil, dişil bir dil kullanarak, afrodit dili kullanarak bu durum karşısında ne hissettiğimi erkeğe ifade etmem gerekiyor. Tabii bunu söylemek böyle kolay ama bunu öğrenmek ve pratik etmek Baya bir eğitimle mümkün açıkçası. Çünkü işte Afrodit eğitimlerinin biz üçüncü seviyesinde bunu çalışıyoruz ve o üçüncü seviyede insanlar zorlayıcı anlardaki diyaloglarına baktıklarında ne kadar çok çocuk ve anneden iletişim kurduklarını fark ediyorlar. Afrodit'ten iletişim neredeyse hiç kurmuyoruz biz bu tarz durumlarda. Yani karşındakini o duygudan sorumlu tutmadan, duygunu sahiplenerek ifade etmek bizim bayağı seneler sonra işte 30'lu 40'lu yaşlarda bu tarz eğitimlerle öğrendiğimiz bir dil. Ben şeyi de çok görüyorum, ben anlatıyorum anlamıyor. Ben söylüyorum böyle oluyor diye. O durumlarda biz aslında o duygu dilini, o dişil dili kullanmıyoruz. Bir oraya da farkındalık getirmemiz lazım. O dili kullanmadığımızda aslında iletişim karşı tarafa ulaşmıyor. Onu kullandığımda karşı tarafa ulaşıyor ve o zaman iki taraf sağlıklı bir diyalog içerisinde birbirlerini anlamaya, duymaya başlıyorlar.
Gülen burada örnek verebilir miyiz? Afrodit olarak duygu dilinden biz bunu nasıl dile getirebiliriz?
Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Benim bu dili konuşabilmem için öncelikle bir duygu farkındalığı çalışmam lazım. Yani o duyguyla temas halinde olmazsam ben zaten o dille konuşamıyorum. Yani mesela öfkemi ifade edeceğim. O öfkeyle temas içinde olmam lazım. Bedenimde o öfkeyi hissetmem lazım. Ona gözlemci konumundan bakabilmem lazım. Yani öfkenin tesiri altında öfkenin girdabına kapılmak da değil, öfkeye belli bir mesafeden şu anda yanaklarım kızarıyor, şu anda öfkenin içimde büyüdüğünü hissediyorum gibi öfkeye bir gözlemci konumundan temas etmek gerekiyor. Bunu aşmadan, kestirme yol olarak ben duygu dilini kullanıyorum. demek mümkün değil. Sadece bu arada Afro-Hint eğitimlerinde değil, biliyorsun içimdeki çocuk programında da, kurumsal eğitimlerde de biz duygu farkındalığı çalışıyoruz. Çünkü modern insan olarak duygularımıza temasımız maalesef içleri acısı seviyede. Ve özellikle grup eğitimlerinde insanlar şunu anlıyorlar. Eğer gerçekten duyguya temasın yoksa onu ifade ettiğinde karşı tarafa o geçmiyor. Karşı taraf senin öfkelendiğini düşünmüyor. Çünkü senin öfkene temasın yok. Ya öfkeleniyorsun ama oraya bakmak istemiyorsun, oraya dokunmak istemiyorsun. Ya da hissettiğin belki öfke değil, bambaşka bir duygu. Şimdi duygu farkındalığı yani duygulara temas etmeyi öğrenmek başlı başına bir yolculuk. Mutlaka burada profesyonel destek almak da gerekiyor çünkü duygularımızla temasımız öyle kendi kendimize öğrenilecek bir hadise değil. Yavaş yavaş, burada ilmek ilmek dokuyarak biz duygu farkındalığını kazanabiliyoruz. Bunu biz kazandıktan sonra giderek o duygularımızın ifadesi de karşı tarafa geçmeye başlıyor. Başka videolarda böyle küçük örnekler yapmıştık aslında. Yine burada da bir minik örnek yapalım. Benim sevgilim küstü ve ben mesela kendimi ne hissetmiş olabilirim? Mesela öfkelenmiş olabilirim. Şimdi kadınlarda da öfke en ifadesine izin verilmeyen duygu olduğu için öfkeden örnek verelim. Öfke hissedebilirsin erkek küstüğü için. Öfkeyi kendi öfkemle temas etmeyip, sen küstüğün için beni öfkelendirdin demek var. Ya da sen şöyle böyle bir adamsın, bu durum beni çok öfkelendiriyor demek var. Burada benim parmağım dışarıda ve öfkemden adamı sorumlu tutuyorum. Bu karşı tarafa geçmeyen duygu diliyle de, içinde öfke kelimesi geçince duygu diliyle konuşuyor olmuyorum. Bu değil. Duygu diliyle konuşmak ne olur? Ben gerçekten öfkemle temasla geçerim. Kulaklarımın yandığını hissederim mesela. Ve adamı sorumlu tutmadan, senin yüzünden öfkeleniyorum demeden sen küstüğünde benim kulaklarım yanıyor. Ve baya öfkenin içimde büyüdüğünü hissediyorum diyebilirim. Şimdi bu size çok geçmemiştir muhtemelen. Çünkü şu anda ben öfke duygusu yaşamadığım için her ne kadar buna dair böyle kelimeler söylesem de size tam olarak geçmeyecek. Çünkü öfke duygumla temas içinde değilim şu anda. Öfkeyle temas edeceğim. Ondan sonra da onu karşı tarafı sorumlu tutmadan duyguma sahip çıkarak söyleyeceğim. Bunu yapabildiğimde aynen örön mekanizmasıyla karşı taraf da o öfkeye temas ediyor. O öfkeyi hissediyor çünkü kendi beyninde. O zaman da benim ne hissettiğimi anlayıp oradan sağlıklı bir iletişim kurabiliyorum karşılıklı. Biraz kompleks bir konu. Umarım bu örnekler faydalı olmuştur. Bunları daha çok anlamak için de deneyimsel çalışmalara katılmak gerekiyor. Birçok zamanda şunu duyuyorum ben. Senin videolarda anlattığın konuyu ben şimdi anladım. Çok söyleniyor eğitim programlarında. Çünkü kendi deneyimimiz içerisinde biz öğrenebiliyoruz. Bu videolar, kitaplar sadece konuya böyle yavaş yavaş bizi alıştırma aslında. Ondan sonra kendi deneyimimizle öğrenmemiz lazım.
Gülhan bu konuyla ilgili takipçilerimizden gelen bir soru daha vardı. Erkeğin küsmesini nasıl engelleriz?
Şimdi demin anlattığım çerçeveden bakarsak erkeğin küsmesini neden engellemek istiyorum? Hangi rolden engellemek istiyorum? Hangi duyguya temas etmemek için engellemek istiyorum? Buraya bir yolculuk yapması gerekiyor bu soruyu içinden ya da dışından soranların ki oradaki bu nasıl engellerim, bir an önce engelliyim dürtüsünden çıkabilsinler diyorum.
Burada yine söylediklerinden aslında içimizdeki çocuktan hareketle bunu yapmaya çalıştığımızı duyuyorum.
İçimizdeki çocuk tetiklendiği için kesinlikle bunu yapmak istiyoruz. Buradaki tepkimiz, ya ben nasıl bir an önce engellerim bana söylesene şeklinde de bu soru tamamen çocuktan sorulabilir ya da anneden de sorulabilir ama altında yatan şey o çocuğun güvensiz, tehlikede hissetmesi.
Yine karşımdakinin davranışlarından önce aslında kendi içimde ne oluyora bakmam gerekiyor bu konulara.
Evet, aynen. Yine olay içimizde diyorum.
Gülen, peki erkeğe küsme duygusu geldiğinde ne yapmalı?
Öncelikle zihinde şunu oturtalım. Yani bunu davranış olarak oturtmamız dediğim gibi uzun bir yolculuk ama zihinde şunu oturtalım. Küsme davranışı bizim çocuktan ergenden yaptığımız bir davranış. Ve bunu yaptığımızda içimizdeki çocuğa da bir hayrımız yok. Yani çocukla çocuk olma gibi bir şey yapıyoruz. Çocuğa ebeveynlik yapmıyoruz. Önce biz zihinde bu gerçeği oturtalım. O zaman bunu yapmayla ilgili yerine ne yapalımlar daha kolaylaşacak. Şimdi bunu zihinde oturttuk. O geldi o dürtü. Orada bir gözlem becerisini geliştirmesi gerekiyor erkeğin. Tam olarak ne oldu da ben küslüyorum? Bu arada gözlem, ben bunu çok sıkça anlatıyorum. Gözlem yargılardan arındırılmış bir şeydir. Yani sen bana çok sinirli bir şekilde baktın bir gözlem midir? Değildir. Çünkü o kişinin sinirli olup olmadığını ben aslında bilemem. Bildiğini zannedebilirim ancak. Gözlem şöyle bir şeydir. Kaşlarını çattın. Saçlarını şu şekilde savurdun. Dudaklarını aşağı doğru büzdün. Bunlar gözlemdir. Yani kamerayla çekilmişçesine hiçbir polemiğe girmeksizin söyleyebildiğim şeyler gözlem. Öncelikle ne oldu, dış dünyada ne oldu da beni o küsme davranışına itiyor. Gözlem'in ikinci bacağı içime yönelik gözlem. Yani bedenimde ne oluyor? Duygu olarak ne hissediyorum? Bunları fark etmek. Düşüncelerimi fark etmek. Şu anda sevgilim kaşlarını çattı dedim. Ben onun beni sevmediğini düşünüyorum. Oradaki düşünceme hesafe koyuyorum. Gözlem yapıyorum düşünceme. Baya bir ağırlık hissediyorum tam da şuramda ve duygum korku ya da duygum öfke ya da duygum endişe. O duyguyu tam burada hissediyorum. Yani hem dışımdakilere hem içimdekilere gözlem yaptım. Bir ne olduğunu söyledim. Bunu söylediğimde peki ne oluyor diyeceksiniz. Bunları yapabildiğimde olaylara bir tarafsız bakabiliyorum. İkincisi sinir sistemim sakinleşiyor bunları yaptığımda. Yani o duygular çok güçlü bir şekilde beni otomatik tepkilere yönlendirmiyor. Duygular hafifliyor. Çünkü bilgisayar beyin yani ön beyin devreye giriyor. Bu gözlem noktasına kendimi getirdiğimde. Bunu yaptıktan sonra orada bakacağım. Bu duygu bana hangi ihtiyacımı söylüyor? O ihtiyacımı karşımdakini suçlamadan, karşımdakini sorumlu tutmadan karşılamanın stratejileri neler olabilir? Eğer bunu izlemezsem bir çocuk tepkisi veriyorum. Karşımdaki de bana çocuktan ya da anneden tepki veriyor. E o zaman da iki yetişkin olarak tatmin dolu ilişki yaratamıyorum.
Gülen, küsmek çocuk davranışı dedin. O zaman ben son kez küsüp gidiyorum.
Küstüm, küstüm. Daha da seninle konuşmam.
Küstüm, küstüm.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









