
Gülen Gündüz Yılmaz explains why stress kills creativity and productivity. Stress activates the primitive brain and shuts down the prefrontal cortex where thinking happens. She uses the SCARF model to show five triggers that set off the primitive brain: status, certainty, autonomy, relatedness, and fairness.
Chapters
Merhaba ben Gülen. Videomuzun başlığı daha çok nasıl para kazanırsınız? Aslında para bizim ürettiklerimizin doğal bir sonucu. O yüzden bu video sadece şirket sahipleri ve yöneticiler için değil, kendi ürettiklerini büyütmek isteyen herkes için. Çoğumuz bilincimizde ya da bilinç dışımızda şuna inanıyoruz. İnsanların üzerinde baskı uyandırırsan, onları strese sokarsan ve onlardan talepkar olursan o zaman üretimi, verimliliği artırırsın. Peki bu doğru mu? 1800'lerde, 1900'lerde, İngiltere'de bir fabrika işletiyorsanız bu doğru olabilirdi. Ama günümüzde biz işçilerin saatlerini çoğaltarak üretimi çok arttıramıyoruz. Çünkü ürettiğimiz şey ağırlıkla insanların yaratıcılığına bağlı. Peki insanların yaratıcılığı insanlar üzerinde biz baskı kurunca artıyor mu? Neuroscience araştırmaları, sinir bilim araştırmaları bize bunun tam tersi olduğunu söylüyor. İnsan ne zaman stres altına girerse ilkel beyni yani hayatta kalmaya odaklanmış beynin bölünmeye çalışıyor. Bizim beynimizin arkasında amigdala denen bir bölüm var ve amigdala o kadar çok şeyden tetikleniyor ki inanamazsınız. Şimdi diyebilirsiniz ki amigdalanın tetiklenmesinde ne mahsur var? Amigdala çok çok küçük bir bölümü beynin. Halbuki önde prefrontal korteks dediğimiz bir alan var ki o alan bizim bütün bilişsel, bütün yaratıcı fonksiyonlarımıza saklandığı yer. O yüzden bizim mümkün olduğunca amigdalanın tetiklendiğini fark etmemiz ve ondan sonra da bilişsel beynimizi aktive etmemiz gerekiyor. Peki bizim ilkel beynimiz nelerden tetiklenir? Bir tane kısaltma yapmışlar. İngilizce. Scarp yani İngilizce'deki e-şarp anlamına geliyor. daha kolay akılda tutulsun diye. İlkel statüs. Yani Türkçe statü. Bir sürü sinir bilim araştırmasıyla göstermişler. Eğer bizim statümüz tetiklenirse o zaman otomatik olarak bizim ilkel beynimiz devreye giriyor. Şimdi diyebilirsiniz ki ne alakası var? Şöyle Bizim hayatta kalma en önemli, en önemli fonksiyonumuz. İlkel bir kabileyle yaşadığınızı düşünün, binlerce yıl önce. Eğer statünüzü tehdit altında hissederseniz, o sizin hayatta kalmanızın da tehdit altında olduğu anlamına geliyor. O yüzden çok otomatik bir tepki olarak bunu veriyorsunuz. Ama ne oluyor? Siz şirkette çalışıyorsunuz. Ve bir yöneticisiniz. Gidip de birisinin uzmanlığına böyle sarkastik bir şaka yaptığınızda, sen de bunu biliyor musun falan dediğinizde de o insanın statüden ilker beynini tetikliyorsunuz. İkinci harfimiz İngilizce certainty. Yani Türkçeye ben belirlilik, netlik olarak anlamını vermeye uygun buldum. Bu diyor ki, bir belirsizlik ortamında da insanın ilkel beyni tetiklenir. Zaten öyle değil midir? Belirsizlik insanı aslında en çok rahatsız eden şeylerden bir tanesi. Yine bir cangılda yaşadığınızı düşünün. O belirsizlik içerisinde aslan oradan mı geliyor, buradan mı geliyor derseniz orada işte hayatta kalma için ilkel beyniniz tetiklenmek zorunda. Peki bizim iş hayatında ne oluyor? İş hayatında mesela kurallar belli olmadığında, ritüeller belli olmadığında, yönetici olarak biz vermemiz gereken kararları sürekli ötelediğimizde aslında insanlar için belirsiz bir ortam yaratıyoruz ve insanların öyle ilkel beyni tetikleniyor ve sonra da o insanlardan daha yaratıcı olmalılar. Tam istediğim yaratıcılık bu değil falan diyoruz. Üçüncü harfimiz o tonun. Yani özerklik. Şimdi, biz insanlar kendimizi özerk hissetmediğimizde, otonom hissetmediğimizde de tetikleniyoruz. Benim çok gördüğüm bir şey var. Birçok yönetici diyor ki, ya aslında benim daha çok delegasyon yapmam lazım. Biz delegasyon yapmadığımızda insanlara kendi seçimlerini, kendi kararlarını verme şansı az verdiğimizde de o insanları tetikliyoruz. Dördüncü harfimiz relatedness. Yani ilişkide olma durumu. Şimdi bu çok enteresan. Ben bununla da ilgili bir tane neuroscience araştırmasına örnek vermek istiyorum çünkü çok hoşuma gidiyor. Çok basit bir deney yapıyorlar. Diyorlar ki deneye katılanlara, sen bir bilgisayar oyun oynayacaksın. Bilgisayar oyununda da karşıdaki insanlara top atacaksın. Ama bunlar insan mı yoksa bilgisayar programı mı onu bile bilmiyor katılınca. Ve üç kişi aralarında top atıyorlar. Bir süre sonra diğer iki kişi katılımcıya top atmayı bırakıyorlar. Sadece kendi aralarında top atıp veriyorlar. Deney bitiyor. Katılımcıya soruyorlar ne hissettin diye. Katılımcıların çoğu diyor ki, ya ben bir şey hissetmedim yani o kadar da önemli değil falan. Ama gerçekten ne oluyor biliyor musunuz? O beyine bağladıkları problar sayesinde şunu görüyorlar. Fiziksel acı olduğunda beyinde neresi kızarıyorsa Bu deneyde de o diğer iki kişi top atmayı bıraktıklarında beynin o bölümü kızarıyor. Yani bizim hiç tanımadığımız, hatta bilgisayar oyununda program olup olmadığını bile bilmediğimiz bir durumda bile ilkel beyin hemen devreye giriyor. Neden? Çünkü biz binlerce yıl boyunca ancak toplum halinde yaşayarak hayatta kaldık. Şimdi binlerce yıl önce o kabile de tek başınızda kaldığınızda öleceğiniz için eğer kabile sizi dışlarsa bizim beynimiz de ona göre dizayn edilmiş. En ufak bir dışlanma da o ilkel beyin cayır cayır yanıyor. Şirketlerde ne oluyor? Şirketlerde o departman bu departman söz konusu olduğunda. Birisi size duvar ördüğünde Bu ilişkide bulunmadan bizim ilkel beynimiz tetikleniyor. Ve en son harfimiz fairness yani adil olma. Ben koştuk yaparken bir sürü insan mesela adil olmak, adalet benim çok önemli, değerim falan diye gelir. Ben adaletin çok bir değer olduğunu düşünmüyorum. Çünkü adalet yine bizim ilkel beyinden gelen bir şey. Eğer adil bir biçimde paylaştırılmazsa avlanan hayvan yine hayatta kalamadığımız için biz buradan tetikleniyoruz. Yani bu bir değer değil. Baya baya böyle bizim ilkel zamanlardan bugünlere taşıdığımız bir konu. Şimdi diyeceksiniz ki peki biz bunlardan tetikleniyoruz Gülen de ne yapacağız? Şimdi konu şu ki, biz hem kendimiz tetikleniyoruz hem de karşımızdakini tetikliyoruz. Ve kendi tetiklerimizin farkına varmaz isek, karşımızdakini tetiklememiz böyle an meselesi. Çok kolaylıkla tetikliyoruz insanları. O yüzden kişisel farkındalık çok önemli. Ve kişisel farkındalığı da Biz tek başımıza oturarak, tek başımıza düşünerek hiç destek almadan karşılamamız bana biraz ütopik geliyor. Yani bir başka yaşamda, belki 30-50 yaşam sonra belli bir gelişme sağlarız ama eğer bu yaşamda daha hızlı ilerlemek istiyorsak o zaman burada destek almayı ben son derece değerli, kıymetli duyuyorum. Şimdi tetiklenmeyle de ille böyle insanlara kızgınlıkla bağırma ya da surat asma olarak aklınıza gelmesin. Mesela ben eskiden tetiklendiğimde bunu gayet böyle duvar örerek ve insanlara sakin sakin ama böyle mesafeli bir ses tonuyla konuşarak falan yapıyordum. Bir sürü insan da görüyorum ki şirketlerde böyle işte bağırmak, kendini kaybetmek falan pek de hoş karşılanmadığı için bu yöntemle tetiklenebiliyor. İnsanlar o enerjiyi hissediyorlar ve daha da önemlisi siz aslında tetiklendiğiniz için sizin de o bilgisayar fonksiyonların durduğu beyin parçalarınız aslında işlevini yitiriyor tetiklendiğinizden. Bunlar olduğunda bizim beynimiz üç tane ana tepki veriyor. Kaç, savaş ya da donak al. Bu basit fonksiyonlar dışındaki ana fonksiyonları aslında yerine getiremiyor bizim beynimiz. Ben konuyu toparlayacak olursam size ne söylüyorum? Kendi tetiklerinizin farkında olmak başka insanları tetiklememenin anahtarı. Ve kendi tetiklerinizin farkında olmak için de yanınızda bir yoldaşa ihtiyacınız var. Biz bir sürü şeyi kendimiz yapmayı aslında daha kıymetli, daha değerli bulan da bir toplumuz. Ben bir sürü koştuk verdiğim insana şunu söylüyorum. En hayranlık duyduğu mesela kişilerden bir tanesi Steve Jobs olabiliyor. Steve Jobs senelerce gidip zen ustalarıyla çalışan bir adam. diyebilirsiniz ki hani onun da bir sürü eksikliği, zaafı vs. var. Evet. Ama bu dünyaya getirdikleri, dünyaya katkıları da çok ortada. O yüzden siz de mutlaka bu kişisel farkındalık için destek alın. Bu illa profesyonel bir koşul olmak durumunda da değil. Ki bence olsa aslında fena da olmaz. Ama birileriyle çalışın. Bu sizi tanıyan, sizi bilen, sizi yargılamayan, tarafsız olabilen bir arkadaşınız da olabilir. Kişisel farkındalığınız için çalışırsanız o zaman hem kendiniz tetiklenmezsiniz, hem başkalarını tetiklemezsiniz. Ve o daha çok üretim, daha çok paraya giden yolda çok daha hızlı yürürsünüz. Çok yakında bir başka video daha yapacağım. Tetiklenmediğinizde tarafsız olarak bütün duruma bakabildiğinizde neler mümkün diye, sistem okuması, yani içinde bulunduğunuz sistemi tarafsız olarak nasıl okursunuz hakkında. O zamana kadar kendi kişisel tetiklerinizi daha çok fark ettiğiniz bir hafta diliyorum size.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









