
Gülen Gündüz Yılmaz explains weight loss struggles through two conflicting internal parts: the conscious self that wants to lose weight and the unconscious part that seeks comfort through eating. She offers two exercises to integrate them: drawing your unconscious part and writing a dialogue between the two parts.
Chapters
Ya sen çok azıcık kilo mu aldın ya? Gerçekten mi? Hemen gösteriyorum ya. Aslında biraz verdim. Ama sonra geçen hafta tekrar aldım. Geçen hafta sen rejime başlamamıştın ya. Evet. Yani şöyle oldu. Aslında daha önce de rejime başlamıştım, şey yapmıştım. Şimdi geçen hafta tekrar bir rejime başladım. Ama çok bir sosyal etkinlikler bilmem neler falan arkadaşlarım doğum günleri derken Hepsi üst üste geldi. Aldın mı? Görünüyor mu? Benim yüzüm de yuvarlak zaten. Birazcık o yüzden gözüküyor işte. Ya ama ne oldu yani şimdi mesela yeni bir tane İtalyan açılmış bebekten. Şimdi oraya gittik. Adamların önden getirdikleri o incecik böyle kraker, üzeri böyle sarnısaklı, kekikli falan filan. Onlar muhteşem zaten onlarla girdik olaya. Ya ne gülüyorsun? Çok güzeldi. Tamam sonra ne yaptınız? Sonra işte makarna mı pizza mı makarna mı pizza mı dedik ki bir makarna bir pizza paylaşalım. Ay onlar da muhteşemdi. Yani şey ötesi yani o deniz mahsulü makarnası falan yıkılıyor yani. Pizzaları da götürdük. Sonra? Sonra bir arkadaş dedi ki buranın tiramisu da esas meşhur dedi. O tiramuzda zaten ben artık pantolonun şeyleri üstten açılma suretiyle onları da böyle hüp hüp hüp götürdüm. Ama tabii ondan sonra bu sabah. Evet birazcık. Bir de video çekimleri bilmem ne falan şimdi iyicene şiş. Ama bunlar şiş ödem ödem bunlar. Tabii tabii canım ödem onlar. Vallahi bak bir kısmı ödem. Gülten bende ödem yapıyor. Ondan yani bir kısım. Tabi canım oksijen vermedim. Ama sen bana şey yapmıyorsun ya böyle ne bu tabırlar. Yani ben de istiyorum kilo vermek, ince olmak falan filan. İki sene önce biliyorsun nasıl öyle güzel kilolar verdim. Sonra ne oldu? Sonra işte tekrar. Rejime başladın. Tekrar şeye başladım. Merhaba ben Gülen. Nasıl olur da kilo veririz video serisinin birincisiyle karşınızdayım efendim. İçimizden bazıları şanslı. Onların öyle kilo almalarla, vermelerle falan çok bir işi yok. Hep böyle sağlıklı, pit kiloda devam ediyorlar. Ama bazılarımız, ben dahil, yemekle ilişkimiz daha sıkıntılı bir ilişki olabiliyor. Kimi zaman kilo veriyoruz, kimi zaman kilo alıyoruz. Ve bu süreçte de hep böyle bir zorlamayla, odağımızı oralara böyle getirerek, belli diyetlere uyarak falan kilo veriyoruz. Ben bu sıkıntıları yaşayan bir insan olarak buna biraz daha koşuk bakış açısından baktığımız iki tane video hazırladım size. Bu videoda nasıl oluyor da o kadar kilo vermek, piti olmak, güzel görünmek istediğimiz halde O İtalyan restoranında ya da o kebapçıda o önden gelen pidelerin üzerine böyle tereyağlarını sürüp sürüp götürüyoruz. Ne oluyor bizde? Ona biraz farkındalık kazanalıma bakacağız. Şimdi biz kilo vermek istiyoruz, değil mi? Herkese de onu söylüyoruz. İşte şöyle kilo vermek istiyorum, böyle kilo vermek istiyorum diye. Ama bir şey oluyor. Gece O çok sevdiğimiz diziyi seyrederken çekirdek çitleyelim diyoruz. Bir böyle meyve keselim diyoruz. Bazen, ya canın tatlı istedi. Acaba şu pelikten bir tane sütlaç mı söylesek diyoruz. Ve bunları afiyetle götürüyoruz. Demek ki bizim içimizde o kilo vermeye direnen ya da o kilo vermekten başka fikirleri, başka ihtiyaçları alan başka bir parçamız daha var. Gelin bu videoda biz o diğer parçaya bakalım. Evet, şimdi bizim bir parçamız var. Bu parça diyor ki, ya ben kilo vermek istiyorum, fit olmak istiyorum. Herkese de bunu anlatıyoruz. Bu bizim daha bilinçteki bir parçamız. Bilinçte olmak ne demek? Ya biz bunun bayağı bir farkındayız. Konuştuğumuz, ettiğimiz, ya görünürde olan parça bu. Ama ne oluyor da Gidiyoruz, pazartesi rejime başlayıp, salı akşamı kendimizi kebapçıda buluyoruz. O da bir başka parça. Bu bizim çok bilinçte olduğumuz bir parça değil. Daha bu bilinç dışında. Bunun aslında istekleri ne, ihtiyaçları ne, biz bu parçayı pek bilmiyoruz. Biz ne zaman hayatımızda istediklerimizi, arzuladıklarımızı yapamıyoruz? İçimizde iki tane birbiriyle çatışan parça olduğu zaman. Eğer bu iki parça birbiriyle konuşabilirse, ikisinin arasında bir entegrasyon, bir bütünleşme olabilirse, o zaman bu çatışma ortadan kalkar ve biz istediğimiz gibi hem Bu arkadaşın, tam da bu arkadaşın ihtiyaçlarını, isteklerini karşılayabiliriz. Şimdi sizinle gelin bir çalışma yapalım. Bu parça dedim ya bilinç dışında, bilmiyoruz, tanımıyoruz çünkü o parçayı. Onu bilinç dışından, bilince çıkarmak için genelde biz koçlar dışı vuruncu sanat yöntemlerini, bedenle çalışma yöntemlerini falan kullanırız. O yüzden size resim çizerek bu parçayı çıkarmayla ilgili bir yöntem öğreneceğim. Resim deyince ne olur aklınıza benim resim yeteneğim yok falan filan gelmesin. İnanın benim resim yeteneğim hiç yok. Bu arada resim yapmaya bir ilgim de yok benim. Anneme yalvarırdım resim derslerinde bana yardım etsin diye ortaokuldayken. O kadar resimle ilgim yok. Önemli olan bilincimizi biraz bypass etmek ve bilinç dışından resim yoluyla o parçayı çıkarabilmek. Bu arada şeyi de düşünmeyin. Hani ben bunu nasıl ifade edeyim? Acaba bu parçayı nasıl çizeyim falan filan diye düşünmeyin. Amaçlanan orada kalem neyi çiziyorsa onu çizmek. Belki çok alakasız bir şey çıkacak günün sonunda. Bırakın o alakasız olduğu gibi kalsın. Evet şimdi mümkünse renkli kalemler alın kendinize. Şöyle bir odanın kapısını kapayın. Böyle hiç rahatsız edilmeyeceğiniz şöyle bir 10 dakika falan verin kendinize. Bu küçük bir keşif ne de olsa ve kendi içinize yönelik bir keşif. Yok renkli kalemim falan filan diyorsanız o zaman da işte bir yine kurşun kalemli falan bir çizim yapın. Kendinizi sakinleştirecek, size böyle bir günün hırından güründen uzaklaştıracak bir müzik açabilirsiniz. Bir böyle eğer doğal kokularınız varsa öyle bir şey yakabilirsiniz. Yani biraz böyle kendinizi o yapacağınız sürece kanalize edebilecek bir rahatlama yaratın kendinize. Bu rahatlamayı yarattıysanız şimdi bu videoyu durdurun ve Kendiniz kalem neyi akıtıyorsa, kendinizi tamamen serbest bırakarak, size çekirdekleri yediren, tereyağla deleri götürten parçanıza konsantre olun ve bırakın tamamıyla bilinç dışınız o kağıda aksın, o parçayı size resmetsin. Evet, şimdi fazla basın. Bir saat sonra, iki saat sonra, üç saat sonra. Yavaş yavaş hareket edebilir misin? Zamanım yok! Şimdi güzel yöntemlerden bir tanesi, bu iki parça arasındaki diyalog yaratmanın bunları oturup yazmak. Bir tane kağıt alın, o kağıdın ortadan ikiye bölün ve bilinçli taraf olarak konuşmaya başlayın onunla. Sorular sorabilirsiniz. Neye ihtiyacı olduğunu anlamaya çalışabilirsiniz. ve o size cevap verecek. Bakın ve onun verdiği cevapları da yazın. Böyle karşılıklı bir diyalog oluşturup nereye kadar bittiğini hissettiğiniz yere kadar açıkçası. Eğer buna müsaade ederseniz, o resime bakıp o resimden sizle konuşmasına müsaade ederseniz bu benim hem eğitimlerde, yani grup eğitimlerinde hem de bireysel koşullarda kullandığım ve çok etkin olduğunu gördüğüm bir yöntem. Oradan bir sürü farkındalık çıkıyor size. Diyalog bittikten sonra isterseniz araya bir zaman verin. Yani bir gün, birkaç saat, bir hafta. Sonra o diyaloglara tekrar bakın. Orada yeni farkındalıklar, daha önce fark etmediğiniz şeyleri de görebilirsiniz. Ben şöyle örnekler vermek istiyorum size. Bu bilinç dışı mesela parçalarla çalıştığımızda benim bir danışanım şunu fark etmişti. Bu parça şöyle kodlanmıştı. Eğer kilo verirsem güzel olurum. Güzel olayım ama ben akıllı da olmak istiyorum. Şimdi aslında güzel olmakla akıllı olmak arasında herhangi bir bağlantı yok. Ama onun bu parçası daha çocuklukta kalmış, 8-9 yaşında kalmış bir parçaydı. Ve o 8-9 yaşındaki parça şöyle kodlanmıştı. Güzellik ve akıl arasında bir ters ilişki vardır diye. Şimdi bunun hiçbir mantığı yok. Onu bizim bilinçli parçamız biliyor, yetişkin tarafımız biliyor. Ama bu parça bilmiyor işte. O parça bilmediği için de tamamıyla bilinç dışından o kişiye yemek yedirerek ve kilo aldırarak onun aslında akıllı bir insan olmasını sürdürmeye çalışıyor. Böyle bir parçanız varsa ve sizi akıllı olmayan aslında itmeye çalışıyorsa siz istediğiniz kadar o kiloları verin. Böyle bir spor salonuna kayıt olun. Onu bir süre yaparsınız. Bir süre sonra sürdüremezsiniz. Çünkü genç taht psikolojisi der ki Her zaman bastırılan parça şov yönetir. Yani biz bilinç dışına bunu çıkarmadığımız, bunun ihtiyaçlarını anlamadığımız, bunlarla iki parçayı entegre edemediğimiz sürece siz sürekli aynı döngüyü tekrarlarsınız. Kiloyu verirsiniz, tekrar kiloyu alırsın. Yine bir başka örnek vermek istiyorum, başka bir danışanım. Çok dikkat çekermiş. Herkes onu böyle işte yanaklarından sıkıştırırmış. Onun ne kadar güzel bir bebek olduk, çok konuşulurmuş vs. Büyüdüğümde eğer ben çok güzel olursam çok dikkat çekerim. Ve o zamanda eşime sadık olamam şeklinde onlara giden bir inanç geliştirmiş bu içindeki, bilinç dışındaki çocuk. Bu çocuk da küçük bir çocuk. Hatta 4-5 yaşındaki bir çocuktu bu yaptığımız çalışmada. O 4-5 yaşındaki çocuk şeyi bilmiyor. Yani eşime sadık olurum olmam, o bilinçli bir seçimdir, onu ben kendim karar verebilirim diye. Yetişkinin dünyasını bilmiyor. O sadece 4 yaşındaki çocuğun dünyasını biliyor. Çok dikkat çekerim, o zaman nereye gideceğini bilemem şeklinde bir düşünce tarzı geliştiriyor. Özellikle eğer bu döngüleri kırmak istiyorsanız İçinizdeki bu parça bize o yemekleri yediren parça nedir? Onu tanımakta fayda var diyorum. Şimdi bu iki parçanın diyaloğuna önerdiğim yöntemlerle devam edin bir sonraki haftanın videosuna kadar. Bir sonraki videoda peki bu parçanın ihtiyaçları nedir? O ihtiyaçları yetişkin parçamız nasıl karşılayabilir? Onlardan bahsedeceğim. Bu videoyu beğendiyseniz beğen butonuna basmayı ve kanalıma abone olmayı unutmayın.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









