
Gülen Gündüz Yılmaz explains why men struggle with sexual intimacy, identifying two reflexive patterns: withdrawal and insistence. She argues men need to slow down, balance assertiveness with compassion, and create safe spaces for genuine connection with their partners.
Chapters
Biz erkekler ne yapacağız? Levent yok diye bizi iyice dışladınız.
Öyle mi oldu acaba?
Bende ihtiyaçlarımız var. Biz erkekler neden sevişemiyoruz?
Kadınların da erkeklerde en çok şikayet ettiği konulardan biri odur. Erkek kadınla beraberken ona enerjisini kanalize etmez. Aklı başka yerdedir. Şimdi erkekler burada benim gördüğüm genelde iki tane refleksif tepkiye düşebiliyorlar. Bir tanesi küsmek. Yani giderek az talep ediyor erkek sevişmeyi.
Çünkü karşı taraf kabul etmiyor.
Evet, değil mi? Bu arada onu söylüyorlar. İkinci refleksif tepkide ısrarla, yani istemediğini kadın söylediği durumlarda da ona ısrar etmek.
Gülen neden sevişemiyoruz videosunu izledim. Fakat o video sadece kadınlara hitap ediyor gibi. Biz erkekler ne yapacağız? Levent yok diye bizi iyice dışladınız.
Öyle mi oldu acaba?
Evet. Bunda ihtiyaçlarımız var. Biz erkekler neden sevişemiyoruz? Bizi bu konuda aydınlatabilir misin?
Aydınlatmaya çalışayım efendim. Şimdi biz videoda Zehra'yla bayağı bir herkesi kapsadığımızı düşünerek çektik o videoyu. Ama sonra senin güzel geri bildirimlerinle kadının aslında perspektifine bakan bir video olmuş zannediyorum.
Evet, birazcık öyle oldu sanki.
Tamam. Şimdi o zaman önce bir önceki videoda cinsiyet bağımsız bir takım şeylerden bahsetmiştim. Onlar erkek için de önemli. Önce bir onun altını çizerek ben aslında başlamak istiyorum. Olur.
Neydi onlar?
Onların en önemlisi aslında hız. Yani ben sürekli farklı farklı şeylerle böyle meşgul olarak bana dışarıdan sürekli uyaran geliyorsa erkek olarak da yani sürekli bir mesaj geliyorsa o mesaja cevap veriyorsam o oluyorsa bu oluyorsa ben zaten kafada yaşıyorum hayata. Burası o kadar ağırken ben o yavaşlamaya, o anın içinde kalmaya erkek olarak da zaten geçmem. Mümkün değil. Yani biz kendi hayatımızdan da biliriz. Bir sürü filmlerden vesairelerden de biliriz. Ne olur? Kişinin kafasına bir düşünce gelir. İşiyle, gücüyle ilgili bir şeyler düşünmeye başladığında ne olur? O sevişme şu ya da bu şekilde yarım kalır değil mi? Dedenimiz bizim istediğimiz şekilde hareket etmez. Bunu erkekte çok daha net bir şekilde görürüz. Aslında kadında da aynı şekilde görürüz ama erkekte çok daha net bir şekilde görürüz.
Tamam, anladım. Bunun çözümü olarak şu anda yavaşlayıp odaklanmak yani o konuya dahil olmak mı var?
Hayatımızın içerisinde anda kalabildiğimiz yani böyle o hayatın gayresinden, o sorunlarından, kaygılarından uzaklaştığımız bilinçli anlar yaratmak durumundayız. Yani o işi gücü kapatacağız. Bu kadın erkek bağımsız yani bu erkek için de çok önemli. Yani sen sevişmeye, onu da ne yapayım şunu da ne yapayım şeklindeki bir kafayla girersen orada zaten sevgilinin gözlerinin içine bakman, onun bedenini hissetmen o kadar da mümkün olmayacak.
Ama benim orada anlayamadığım şey, erili karakter zaten iş yapması, işe odaklanması gereken olan kişi değil mi?
Şimdi erinin olayında ne var? Odak var. Senin odağını işinden, gücünden sevgiline kanalize etmen gerekiyor. Sevişebilmek için. O derin bağlantı için. Kadınların da erkeklerde en çok şikayet ettiği konulardan biri odur. Erkek kadınla beraberken ona enerjisini kanalize etmez. Aklı başka yerdedir. O anda kadına mevcudiyetini sunmaz aslında erkek. İş güçle ilgili başka şeyi düşündüğünde. O zaman ne olur? Kadın erkeğine güvenip kendini açamaz. Kalbini de açamaz, bedenini de açamaz. Erkeğin o eril enerjisini, o eril gücünü işinden gücünden kadınına kanalize edeceği, bilinçli bir yerden de bunu yapacağı alanlar yaratması gerekiyor.
O zaman biz evlilik karakteri yanlış mı anladık? Yani sadece iş olarak odaklı, hemen çözüm odaklı, onu her şeyi çözmesi gerekiyor gibi bir kafadayken anlayıp...
Bu dediklerin doğru ama bunu nereye, ne zaman, ne şekilde kanalize ediyorsun?
Hmm...
Yani mesela kadın sana geldiğinde korku ve kaygı hissetmeye biz kadınlar biyolojik olarak çok daha fazla programlıyız. Bu da hayatta kalmak için aslında gerekli bir şey. Yani erkek daha gitsin hayvan avlasın şeklinde daha korkusuzca programlanmış bir biyolojisi var erkeğin. Kadının ise ah çocuğa bir şey mi oldu hemen koruyayım şeklinde bir biyolojisi var. Şimdi sana kadın gelip de ben şundan kaygılandım bundan kaygılandım dediğinde sen o çözüm odaklılığını kadınına getirebiliyor musun? Onun duygusunu kapsayabiliyor musun? Sen bunları yaptıkça kadın güvenip sana kendini açmaya başlıyor. Kendini açtıkça da bu arada kadın dişi kutba iyice oturur. Daha dişi kutba gider. Sen de onu güvende hissettirdikçe daha eril kutuba gidersin. Kutup oldukça da zaten çekim olur. Çekim oldukça da birbirimizle her türlü daha çok sevişiriz.
Anladım. O zaman benim bir arkadaşımın sorusu var.
Arkadaş sorularını çok seviyoruz.
Arkadaşımın sorusu şey, arkadaşım sevgilisi daha fazla sevişmek istiyormuş fakat o sevgilisi daha fazla sevişmeyi istemiyor. Bu durum nasıl olacak? Bence ayrılırlar bu arada. İstekler tutuşmuyor. Fakat senin öncesinden söyleyebileceğin bir şey var mı?
Şimdi erkekler burada benim gördüğüm genelde iki tane refleksif tepkiye düşebiliyorlar. Bir tanesi küsmek. Yani giderek az talep ediyor erkek sevişmeyi.
Çünkü karşılık kabul etmiyor.
Evet, değil mi? Bu arada onu söylüyorlar. İkinci refleksif tepkide ısrarla, yani istemediğini kadın söylediği durumlarda da ona ısrar etmek. Bu iki tepkide ilişkiye, dolayısıyla ne kadına ne erkeğe aslında hizmet etmeyen tepkiler. Bir kere orada bu tepkilere düştüğü zaman şöyle bir kısır döngüye giriyor ilişki. Kadın erkeğe güvenini kaybetmeye başlıyor. Niye diyeceksin? Çünkü oradaki iki tepkide aslında olgun erkek tepkisi değil. Zeus tepkisi değil. Orada olgunlaşmamış prens tepkileri veriyor aslında erkek.
Nasıl yani? Ama gün sonunda erkek kadını istiyor. Yani o kadını aslında biraz daha tanrıçar rolüne koyup onunla sevişmek istiyor. Nasıl?
Ama sonra verdiği tepkiye bakalım, küskünleşiyor ve giderek az bunu talep ediyor. Bu da olgun bir tepki değil. Kadına ısrar etmek de olgun bir tepki değil. Orada olgunlaşmasında ilerlemiş erkek, daha böyle Zeus'a kaymış erkek ne yapar? Orada kadına şefkatle yaklaşır. Bunu açık açık konuşmanın, acaba biz burada birbirimizle daha çok seviştiğimiz, birbirimize daha çok dokunduğumuz nasıl bir hayat yaratabiliriz diye kadınla oturup şefkatli ve sakin bir yerden konuşur. açık bir iletişim yani ortaya çıkarır. Sonra orada kendi kafası belki o kadar kaygıyla, korkuyla bulanmıyordur erkeğin ama kadının kafası bu kadar problemle meşgulse ya da kadın annelik rolüne çok fazla önem verip o annelik rolünden bir türlü çıkamıyorsa bunları açık açık konuşup sevgililik rolüne geçmeyle ilgili başka stratejiler geliştirir erkek karşılıklı. Yani oturur bunları şefkatle ve güvenli bir yerden yani kendisine yani böyle sevişmiyoruz ya biz gibi bir yerden değil. Yani ben bunu böyle gözlemliyorum. Seninle daha yakın, daha derin bir ilişki arzuluyorum. Bunu acaba beraber nasıl yaratabiliriz? Zaten erkek bunu böyle güvenli bir yerden konuştuğunda eril kutbu sahiplenip, o olgun erili rolünde olduğu zaman kadın otomatik olarak dişil role çekilmeye başlıyor zaten.
Anladım. O zaman erkekler bunlara biraz daha dikkat edecekler.
Erkeklerin kadını suçlamak yerine ben acaba kendim o eril parçalarımı güçlendirmede ben nerelere gidiyorum? Aynı zamanda da dişil parçalarımı da güçlendirmede ben nereye gidiyorum? Bunlara bakması gerekiyor. Dişil parçaları güçlendirmek derken Sadece eril parçasına değil, cinsiyet bağımsız hepimizin hem eril hem dişil parçalarımızı geliştirmemiz önemli. Eğer erkek dişil parçalarını geliştirmiyorsa sevgilisine şefkat gösteremez. Şefkat göstermek, o anda olana kabul verebilmek bunlar dişil özellikler. O zaman onları gider, hep sevgilisinden bekler ama sevgilisi ondan güveni alamayınca dişil kutba oturamaz. Yani erkeğin hem eril tarafını hem dişil tarafını geliştirmesine odaklanması gerekiyor. Orada olgun olmayan, işte ister çocuktan ergenden tepki diyelim, ister küçük prastan tepki verelim. Orada erkeğin bunun farkında olup yani küçük prensin karşısında kendi dişiliğinin farkında sevişmek isteyen, sevgilisine tutkuyla bakan bir kadın oturamaz. O yüzden orada kadını suçlamak yerine ben acaba ne kadar küçük prens de duruyorum bu ilişkin içerisinde? Buralara bakması önemli erkeğin.
Çok güzel oldu. Sondaki cümleler gerçekten güzel oldu. Bizim erkekler direkt çözüm odaklı olduğu için, bize direkt yapılacak bir görev verdiğin için biz bunu uygulayıp aşağıya yorum olarak yazacağız. Neler yaptık, neler yapmadık diye.
İnşallah. Şimdi biz cinsiyet olarak kendimizi kadın, erkek ya da başka bir şekilde tanımlıyor olursak olalım, bütün bu hallerin hepsi zorluklar barındırıyor. O yüzden burada da aynı zamanda sevgili erkekler kendinize şefkatli de olun diyorum. Yani bir günde o küçük prens kalelerden, o refleks tepkilerden bir günde Zeus olmak da mümkün değil. Ki arada Zeus, arada yine küçük prense bağlamak da mümkün. Bu konularda kendinizi geliştirirken de kendinize şefkatle gösterin diyeceğim ben.
Çok teşekkür ederim bu bilgiler için.
Ben teşekkür ederim.
O zaman görüşürüz bir sonraki videoda.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









